|
Evet, geriye dönüp bakmayacağım masum değilim artık, ruhunun o karanlık bahçesinde esir bıraktığın, sensiz soluk almayan küçük çocuk kovulmuştu artık cennetinden sahte olan cennetin, yüreğim bir yağmur misali artık, incecik ve ahmakıslatan. Tıpkı sana olan ahmakça sevgim gibi, içimi önce ısıtıp sonra beni yalnızlığın ve sahipsizliğin soğuk sularına bırakılacakmışım, İstanbul'un sensizlikten sanki yıkılacakmış hissine kapılmak gibi ahmakça, bu duygulardan arındım dirildim.
Oysa sen benim meleğimdin. Hayatın tüm pisliklerinden arındığına inandığım, sana kıyamayacağım dünya meleğimdin, sen benim yeryüzü tanrımdın, tanrılar sorgulanamazdı bende seni sorgulamadan sevdim, sense bana hayattan daha da kötü davrandın…
Bak dünya yıkılmadı arındım duruldum ve kinim kınına sokulmuş hançer misali olması gereken yerde şimdi, her şey bitti, ardından cansız benliklerime kılıf olan bedenim toparlandı, atlattım şizofrenliğimi, beni girdaplarınla sürükleyen ve söz geçiremediğim yüreğimle beraber, hayatımın hiç değilse bundan sonraki kısmını kendim çizebiliyorum artık.
En büyük hüsran terk edilmek değil, aldatılmak değil, özlemek hiç değil; en büyük hüsran, giderek büyüyen boşlukmuş… En büyük kayboluş sevip sevip sonunda kimi sevdiğini anlayamamakmış… Değer verip hak etmediğini kavramakmış.
Öylesine kırılmış ve öylesine yanlış ezberlemiştim ki dünyayı, durmadan kendimi sana adıyordum… Ben nasıl boşluklara düştüysem, seninde öyle boşluklara düşmeni istiyorum…
Rüyalarımın gül kokusu değilsin artık… Sen benim mazide kalan aşkımsın… Bense senin sızlayan vicdanın olacağım…
ismim@benimadresim.com
Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın
AŞK ...
Aşk; yalnız bir operadır kış güneşinde dinlenen.
Aşk; bazen bir zaman hatasıdır.
Aşk; bazen kavuşamamak, adını karalamaktır kağıtlara.
Uzun bir suskunluktur ya da durmadan ondan konuşmaktır.
Aşk; bir filmin, bir karesinde takılıp kalmak...
Bazen tuhaf bir cesaretle meydan okumaktır.
Aşk; bazen nedenini bilmediğiniz bir duraksamadır.
Aşk; bir harabenin ortasında birşey bulup da ne yapacağını bilemeyen
iki savaş çocuğu gibi kalmaktır.
Eylül'ün toparlanıp gitmesini izlemektir.
Bir bakış bile anlatmaya yeterken herşeyi
kalbinizi dolduran duyguların kalbinizde kalmasıdır.
Aşk; canınızla beslemektir hüznün kuşlarını.
Aşk; vazgeçmektir gözlerinden.
Geceleri ansızın nedensiz uyanmaktır uykularından, usul usul ağlamaktır.
Aşk; birgün anahtarın ters döneceğine inanıp ışığa kavuşmayı özlemektir.
Aşk; buralardan öylece çekip gitmek ve sonunda kendine bir gül vermektir.
Acını içine alıp, göz damlalarını tutup, güçlü olmaya çalışmaktır.
|