|
AlsahBlog/
Ad Olduk Aydınlığa
yağmurun damlası yok havada
gümüş renkli kanatlar
arar atını bulutların
sonraya kalsa da
bakır rengi ayın
davete çağrılan insan
yaratır güzelliğini
buharı üstünde çayın
ulaşır harmanına
süren alışkanlıklar
horona duran gün
pusatı elinde yarın
asit yanığı beden
tutsak rüzgar
vurgun su
sesidir fabrikaların
parkların sağırlığı
sendeleyen yapraklar
kuş kovalar
fil ürkütür
hüzne boğulur aşkı
kanar zaman
ten küser
karışanı çok mekanda
biri kalkar bini düşer
sorgulanan çim
yakılan çiçek
susan susana şimdi
yaşamın gerçeği
ihaneti taşır içinde
donar kalır ellerimiz
biz
yalanın çekirdeği değiliz
sesimiz sarınca evreni
birlikte güleceğiz
küf rengi zorba
sabrına yenik kurşun
gözü köstebek
hızı rüzgar
görünür göğün camından
ruhlarda beslenen intihar
ayrılık telaşı gülümseme
vurulur düşer eşiğimize
bu utanç bize yeter
susma dedin susmadık
yürüdük çığlığına
taşındık gözlerine
ad olduk aydınlığa
dizildi boğazımıza dün
ateşine yandığımız gün
öğrendik heceleri
aşkın zoru
elenen kum
yorulan korku
emeğe yazılan tümce
dağıttı pusuları
doğanın hırsı mı
akrep yası mı
uçurum kaygısı yaşam
direnci ağlayan dehliz
sesini okşayan kadınlar
bakarak izlerine
doğanın insana
insanın doğaya
ettiğini anlar
herkes her şeyden haberdar
sabahı bekleyen kuşku
kabuk bağlayan yara
kendine asi kapan
siz ve biz
uzakta korna sesleri
doğarken ölürken kimsesiz
hasretin kahrına ortak
neresine teğetse evrenin
sesimiz merkezden duyulacak
küskün sayılır
akşamın hapsinde
adını devrim koyduğumuz insan
anne sıcaklığı
erken sabah
ayın ayazında
moru eski yalazın
alevi patlayacak
çığır türkünü yoldaşım
sustukça biz
bizi kim anlayacak
londra küstü
newyork sustu
kan içinde kesilen parmak
yurdum yuvam
onlara göre öksüz
hesabın yanlışı özde
azalmadık size karşı
umudu olduk yazan elin
düşünen beynin
anlayacak bunu elbet
okyanus ötesindeki adam
Bekir Koçak
Ad Olduk Aydınlığa, (Ekin Sanat, Sayı: 35, Ocak 2009 )
ANKARA DÜŞER YÜREGİME
1
dikenli teller içinde mayıs
gülkurusu haziranlar
tenim sonsuz akan ırmak
sol yanım ışkın
kovulmuş eylüller inceden ince
arzular alıngan günbe gün
seviştiğim ne dal ne yaprak
hesaba katılmaz bir düş dünyası
sancılı sıcak
ankara düşer yüreğime
aynaları kırılır ömrümün
yanı başımızda sardunyalar
kapılar kırk kanatlı bilmece
x artı y diyemem
emek ter beden
ten sorgular tini
hangi suikasttan kurtuldu
hangi barikata direndi bilemem
canımıza can katan rüzgar
2
suskun kalma
sesin sesimden kalabalık
onaran varsa yaranı
konuş dinlesin uzaklar
yakına sözünü geçir
kanıyorsa yaşamın yüzü
seninle gelir bu kente
süzülen bulut okunan şiir
fırında köz
demirde nar
incir dilli aydın
tütün saçlı akhisar
3
karadeniz poyraz öper
lodos patlar akdeniz
ağını dişler balıklar
bırak deme zoru bana
takası tayfası naçar
şahdamarı delinir elbet
kulaklara kaçınca kar
elleri yüzbin baca
gözleri yer altı ocak
tamiri imkansız ne var ki
düşü akşam serinliği
sıcak somun oğul uşak
bir adım ötesi mayıs
tutarsa dalları tomurcuk
uçurtmalar uçuracak
4
çıkar gözlerinden
aşkın yücesini
zehrine ne demeli
kitabı kurşun
haykırışı olmalı
düz, ün yokuşun
yeşili bırakıp kar sularında
okşa iki yüzünden birini
kavrul sıcağında yurdumun
alnımıza yazı değil kahrolmak
"ecele faydası yoktur korkunun"
5
ne var ki kolay olan
bak döl Emziren şu toprak
yalazlanır her yerinde
buğulanır yedi rengi
dur durak bilmez inan
alkış tutar gidenlere
cengaver kesilir
kınındaki kör bıçak
Bekir KOÇAK
Ankara Düşer Yüreğime, (Ekin Sanat, Sayı: 4, Mayıs 2005 )
|