|
AlsahBlog/
Sunaklar Suskun
sunaklar suskun
yalvaç kutsalı
can havli mızrak ucu
yangına beş kala
başlar türküsüne çağın
sivas ol haykır
pir sultan ol aç gülünü
ne olur susma
sivas ol haykır
bırak suları yalnızlığına
çoğuluna yürü yıldızların
utancı zamandan ayır
ten tin ve taş
gül kül ve ateş
zaman uzun gün eski
baştan sona bilinmezlik
darağacı gölgesi
ayır utancı zamandan
can telaşı temmuz
içimizdeki ağlamak
susan sessizlik
acının durağı evlerimiz
tütsülü kahve
kum falı meydan
öteki onların dili
kendini yakan temmuz
öfke sularına sancı
sözlük anlamı cehennem
karanlıktan daha karanlık
insanın insana kini
Bekir KOÇAK
Sunaklar Suskun, (Ekin Sanat, Sayı: 29, Temmuz 2008 )
Susmalı Gece, (Ankara Edebiyat, Sayı: 13, Ekim 2008 )
(Fotoğraf Olarak Taranabiliyor Yalnızca)
Şehrin Ozanları
rüzgara koşar soluğum
sesim dirilir zamanla
tutar varoşu gün
yuvasına döner güvercinler
anlaşılır çok değer
bağışlatır kendini emek
sevgi tadında ter
varoşu besler
haydi geloku şiirini
şehrin ozanı
her gün bir yöne düşür yolunu
özenen çocukları
gezinen gençleri gör
cafe internet
biralı birasız bar
her işin kolayı var
unut ne varsa olan
anadan atadan kalan
örgülü saç
ojeli tırnak
son moda dans
kalça oynak
kınadığımız yok cancağızım
her şeyin başı küresel
ekonomi bize kötü
onlara güzel
şehri taşıyor varoşlar
dualar aşıyor her şerri
pirinç makarna
yağmura karşı çadır
onur nöbete yürüyor
renklerin çürümüşlüğü
bakırı küstürüyor
gece bırakmış evini
içinde dert pişiyor
ışığı duvar dibi
dudaklar karanlık
laneti içiyor bedenler
tas utanıyor çorba üşüyor
şehrin ozanları
yorgun mu sözleriniz
siz
grevsiz
"bir lokma bir hırka"
yemek emeksiz
çiçekler kurur saksıda
okunmuş ne varsa
taş toprak
kahve köşeleri iskambil
falda gözükmüyor
kimsenin zevali yok şimdilik
yarın yıkılır yeraltı
tükenen kömür
paslanan demir
hay aksi ne elde kaldı
ne avuçta
buna ne denir
Bekir KOÇAK
Şehrin Ozanları, (Ankara Edebiyat, Sayı: 12, Eylül 2008 )
|