|
AlsahBlog/
Hasret Sevdanın Kendisi
can bedeni vurdu
ölümü soğudu zaman
aklımda çocukluğum
sevgi masumu göründükçe
göçebesi oldum kentlerin
kayboldum
elleri günaydın güneşi okşar
sorgular gizini yaşamın
hasret sevdanın kendisi
aşar arsızlıkları
sevgiye koşar
aklın düşünde yaşamak
bu meydan bu tren bu ray
dal uçları gün aydınlığı
uzağı yürek bungusu
olmazlanır kadim ayrılık
öfke işe yarar
ağırdan alır türküler
başlangıcı muştulu haber
gizlidern ses verir
yazar günlüğünü acıların
tanıktır zamana dört duvar
sen dokundukça
saçlarım düğüm
çözümü güç sorunlar için
sevda nedir ki öldüğüm
alfabeden bir yaprak
aşkın "a"sıyla acının "a"sı yan yana
dili tutulur baharın
deşilir yarası uçurumların
dağ doruğu buzullar
akar ateşine umudun
kül ve kömür bana kalır
acının yumağında her soru
yanıtı sabırda saklı
eylemin sabra direnci
uzatma diyor yılları
saati gücendirme
kuyuları kazarken iğne ile
aklında olan yenilik
zoru gülümseyen gece
kılı kıpırdamaz delilik
yol uzatır düşürür ağa
sen ben sözcükler
düştükçe tuzağa
çocuklar daha çok ağlar
bozduğumuz oyunlarda
şiirin ince dili
ayların adı önemli değil
"yükte hafif pahada ağır".
Yükle yüreğine ne varsı
Hoşça kala uzak dur
Tut elinden yürü
Aldırma soğuğa sıcağa
Bekir Koçak
Hasret Sevdanın Kendisi, (Ekin Sanat, Sayı: 30, Ağustos 2008 )
Haziran Dendi Bize
bırakıp gittiniz
suların hırsında bizi
üstümüzde kaldı gözleriniz
mavi boncuk sabrı sabahlar
kahve telvesinde hüzün fısıldar
kulaklarımıza "dağlarımıza
gelince bahar" susar çanları
şehrin
bırakıp gittiniz camlarda
kaldı adımız haziran
dendi bize okunan
romanlardık
siyah beyaz resimler
aşk namustu terde
sonsuzluk isyanı ateş
zaman bizimle tutsak
gönlümüz asi
rüzgar diner bulut eser
kahrolmak aczi midir kuşun
uçmak yalansız günlere
güzelliği olmalı kurtuluşun
bırakıp gittiniz
evlerimizde barut kokusu huzur ne
susar ne söz dinler
uçar gelinböceği
kanadı kanlı bulut
parmak ucu dal ~eğil
gün görmüş derler önce
ömre çekilir sur
söylenenler duyulmaz
bıçak sırtı çizgide
Bekir Koçak
(Ekin Sanat, Sayı: 27, Mayıs 2008 )
|