|
AlsahBlog/
Küfür Ve İnkâr
Büyük usta Nazım Hikmet'in anısına
dört nala geldiğimiz doğru
koparak bağrından uzak asya'nın
ana bellediğimiz yurda
kapıldık büyüsüne denizlerin
sonsuz kederlerden arınıp
güzellikler katmak için ömre
kısrak yelesinde ıslık
çocuk yüreklerinde çığlık
böyle başladık kavgaya
gelincik serinliği akşamlarda
çıngı çıngı düştük "Anadolu" ya
rüzgarsız güneşli bir günde
sözü yarım ağustos sıcağı
dal üstünde kızaran nar
adı önceden konmuş anadolu'da
alev alev dağ başları
umut ateşleri yanar
nesini saklamalı bilmem ki
tarlada bağda bahçede
heba edilirken emek
er çabanın ardında
bir tuhaflık beklemek
gözlerden saklanan sır
kime neyi öder bilinmez
zamana çekilen sınır
iplik iplik örülürken kumaş
Yalım yalım dövülürken demir
müstehzi gülücükler dudaklarda
onur artığı emek
lokma lokma sayılan ter
bağışla bizi nazım usta
bizi anlatmaya yetmiyor
derya deniz sözcükler
bağışla bizi nazım usta
yaşam şimdi yamalı bohça
omuz yükü düş ve keder
ipek inceliği hayaller
yanıp sönse de ateş
elleri titrek derbeder
yorulan rüzgarlar konuğumuz
baş tacı etmek neye yarar
şimdi en büyük değer
küfür ve inkar
sarıldık kem göz ile
donup kaldı ırmakta sular
elinde beyaz mendil
küskün bakar tarih
etrafında insanlığın
söz dinlemez savaş çemberi
solur külünü acının
köy köy şehir şehir
kan çanağı gözleri
atlamak kolay mı çağdan çağa
kanı kurutup mızrakta
unutmak hesabını dünün
ihmalin utancı şafakta
aranır el yordamı umarsız
ağlar bizi nazım usta
yakamızdan tutan el
titretir gülünü kalbimizin
erdem değil ki susmak
aymazlığı siyasanın
iyi doğru ve güzel
cumhuriyet ninnisi bize
sevgiye engel ise
adı belli küresel
Bekir KOÇAK
Küfür ve İnkâr, (Ankara Edebiyat, Sayı: 9, Haziran 2008 )
ÖLÜMÜ ERTELEMEK
saklanır köşe bucak
rengi rengimden ayrı
insanı keder insanı varoş
kırık kalbiyle kentler
geceyi susup günü konuşan
yalan değilse eğer
kahrına ortağım inan
suyu ayrı bir sancı
ateşi ayrı
"bir lokma bir hırka"
döner ömrün çadırında
devridaim çarkı
hesap tutmadı deme
sürüyor hala kavga
yazılmadı alnımıza onursuzluk
dayamadık sırtımızı
terden gayrısına
kıldan ince ne var ki
herkesin sıratı sırtında
yangını en yakın cehennem
gül sızılı dal kırık
kadınlar hüzne gebe
çengi ağlaması değil
ekmeğe atılan çığlık
örer tümcesini susmak
çağın soluğu dizeler
anaç ozanlar dili
kaybolur sıcaklığında tenin
ölümü ertelemek kolay olsa
iner köroğlu düze
yıldızlar yerde gezer
kuş tüyü göğsümüz
uçar gurbeti bize
öfke nöbeti kıyısında gecenin
sesinde şiirin gölgesi
hesapsız menzil bu
dayanamaz ısrarına
saklar güneşe ufku
sözün alnıma geçer
aykırı değilse yazı
bilime yakın mesafe
aşk iksiri gizi besler
kalemler susarsa
rüzgar yanlış yerden eser
Bekir KOÇAK
Ölümü Ertelemek, (Ekin Sanat, Sayı: 23, Ocak 2008 )
|