abst.sitemynet.com
AYDİN BELEDİYESİ SEHİR TİYATROLARI
OYUN FOTOGRAFLARI
SAHNELERİMİZ
SALON TAHSİS PROTOKLU
ABST İDARİ KADRO
ABST OYUNCU KADROSU
ABST TEKNİK KADRO
ABST GECMİSTEN BUGÜNE
AFİS VE TANITIMLAR
DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ BİLDİRİLERİ(2009)
İLETİŞİM

DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ BİLDİRİLERİ(2009)


teatre.gif

Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi 2009 Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) Dünya
Tiyatro Günü 27 Mart 2009 Uluslararası Bildiri

Augusto Boal - Çeviren: Bilgesu Ataman

Bütün insan toplumları gündelik yaşamlarında görülmeye değerdir. Bazı özel durumlar için gösteriler yaparlar. Görülmeye değer olan toplumsal düzen içindeki davranış biçimleridir. Bunlar tıpkı izlemeye gittiğiniz türden gösterilerdir.
Farkında olunmasa da insan ilişkileri teatral bir yapı izler: mekân kullanımı, beden dili, sözcük seçimi ve ses tonunu ayarlama, düşüncelerle duyguların yüzleşmesi, sahnede gösterdiğimiz ve yaşadığımız her şey. Bizi var eden tiyatrodur.
Düğün ve cenaze birer gösteridir. Günlük ritüeller de gösteridir; fakat öylesine kanıksanmışlardır ki farkına bile varmayız. Bir yandan gösteriş ve zenginlik öte yandan sabah kahvesi, karşılıklı günaydınlar, utangaç aşklar, büyük tutku fırtınaları, bir senato oturumu ya da diplomatik bir toplantı; hepsi tiyatrodur.
Sanatımızın asıl işlevlerinden biri insanları oyuncuların aynı zamanda seyirci oldukları, sahnenin yeryüzüyle buluştuğu gündelik yaşam gösterilerine duyarlı kılmaktır. Hepimiz sanatçıyız: tiyatro yaparak aslında apaçık olanı görmeyi öğreniyoruz, çoğunlukla bakmadığımız için göremediklerimizi. Kanıksadıklarımızı keşfediyoruz: tiyatro yaparak gündelik yaşam sahnemizi aydınlatıyoruz.
Geçen yıl Eylül ayında bir tiyatronun perde açmasıyla hepimiz şaşkınlığa uğradık: Uzak ve vahşi yerlerde süregelen savaşlara, soykırımlara, katliamlara ve elbette işkencelere rağmen güvenli bir dünyada yaşadığını sanan, paralarını bazı saygın bankalara yatıran veya piyasadaki dürüst bir tüccara emanet eden bizlere bu paranın aslında var olmadığı, sanal olduğu, ne güvenilirliği ne de saygınlığı olan sahici ekonomistlerin uydurduğu acıklı bir masal olduğu söylendi. Her şey sadece kötü bir tiyatro oyunuydu, birkaç kişinin kazandığı çoğununsa kaybettiği karanlık bir komplo. Zengin ülkelerdeki bazı siyasetçiler birkaç sihirli çözüm ürettikleri gizli görüşmeler düzenlediler. Böylece biz izleyiciler, onların verdikleri kararların kurbanı olan bizler balkonun en arka sırasında öylece kaldık.
Yirmi yıl önce Rio de Janeiro da Racine in Fedra adlı eserini sahneledim. Sahne dekoru oldukça cılızdı: yerde inek derileri, etrafta bambular. Oyuncularıma her gösteriden önce şöyle söylüyordum: Her gün yeniden yarattığımız kurgu sona erdi. Şu bambuları geçtikten sonra hiçbiriniz yalan söyleme hakkına sahip olmayacaksınız. Tiyatro gizlenmiş gerçektir.
Olayları incelediğimizde bütün toplumlarda, etnik gruplarda, sosyal sınıflarda ve kastlarda ezen ve ezilen insanları görürüz: gördüğümüz adaletsiz ve zalim bir dünyadır. Başka bir dünya yaratmak zorundayız çünkü bunun mümkün olduğunu biliyoruz. Kendi yaşamımızda ya da sahnede oynayarak bu başka dünyayı var etmekse bizim ellerimizde.
Başlayacak olan gösteriye katılın ve dostlarınızla eve döndüğünüzde kendi oyunlarınızı oynayın, gözünüzün hiç göremediğine dönüp bir bakın: apaçık olana. Tiyatro sadece özel bir etkinlik değil bir yaşam biçimidir.
Hepimiz oyuncularız: Yurttaş olmak bir toplumda yaşamak değil o toplumu değiştirmektir

Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi (Nedret Güvenç)

Ben bir tiyatro oyuncusuyum. Bütün dünyam tiyatrodur. Gücümü sahne ışıklarından alırım.
Ben bir sahne işçisiyim, bir ağır işçi. İşim gereği gece-gündüz çalışırım; buradan sizlere en güzel, en doğru, en çağdaş ve gerçekçi bir oyunla ulaşmak için. Bir oyun, bir oyun daha, bir oyun daha... Böyle mutlu geçen ömrüm, yeter ki siz burada olun ve birlikte kotaralım oyunumuzu. Birlikte gülelim, birlikte ağlayalım, birlikte coşalım, şaşalım, sevinelim ve birlikte düşünelim. Oyunun sonunda tiyatronun o vazgeçilmez gizemi içinden, alkışlarınızla, birlikte uyanalım. Güzel bir oyun sonrasının tatlı yorgunluğu içinde zevkle göz göze gelelim.
Bu gece oyunumuzu her zaman olduğu gibi gene sizin şerefinize oynuyoruz ve 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nü birlikte kutluyoruz. Bize katıldığınız için sonsuz teşekkürler.
Şimdi biraz dertleşelim: Son yıllarda Türk Tiyatrosu adına olumlu-olumsuz pek çok konuşmalar yapılıyor.
Kimileri seyircinin giderek düzeysiz komedilere şartlandırıldığını, hele hele özel tiyatroların, gişe kaygısı nedeniyle, ucuz prodüksiyonlarla yetinmek zorunda kaldıklarını, bunun da sanatsal bir erozyon olduğunu savunuyor. Kısmen doğru olabilir ama tüm yokluklara karşın sanat heyecanı ile hala perde açabilen özel tiyatro yapımcılarımızın ve sanatçılarımızın verdikleri mücadele göz ardı edilemez.
Bazılarıysa, "Güldürü, güldürü, güldürü!" diyor. "Seyirci artık gülmek istiyor, düşünmek istemiyor" diyerek seyircilerimizi küçümsüyor.
Gene bazıları da, "Maaşlı memurdan sanatçı olmaz" diye ödenekli tiyatrolarımızı hedef alıyor. Oysa onların ana tiyatro niteliğini ve Türk Tiyatrosu nun kurucusu olduğunu unutuyor. Oradan yetişen birbirinden değerli büyük sanatçıların varlığını görmüyor.
Bazı güzel insanlar da başlangıçtan bu yana Türk tiyatro sanatçılarının içinde çok büyük yetenekler olduğunu savunuyor ki aynı kanıdayım.
En ilginç olanı da, bazı çok bilirler, "Artık hiç kimse tiyatro yazmıyor, tiyatro yazarlarımıza ne oldu?" diye bir yanılgıdan yola çıkıyor. Bu çok önemli; çünkü yazarsız tiyatro olmaz. Bence bunu birlikte çözeceğiz, ama önce yazarlarımızı dinleyerek. Çünkü çok değerli ve büyük tiyatro yazarlarımız var.
Bu arada bazı tiyatro severlerimiz, "Ah nerede o eski tiyatrolar! O eski oyunlar, o eski tiyatro sanatçıları!" diye yerinip yerinip duruyor. Oysa çevreye dikkatle baksalar gençleri görecekler. Bir değişimin, bir gelişimin yaşandığını fark edecekler. Genç tiyatrocular iş başında!.. Hepsi de yetenekli, yürekli ve cesur. Bir araya gelip kendi özgün tiyatrolarını kuruyorlar. Yazıyorlar, oynuyorlar ve devamlı perde açıyorlar. Ben onlara safkan tiyatrocular diyorum. Ve gene diyorum ki, günümüzün sanal ortamlarına karşın, Türk Tiyatrosu tüm gerçekliğiyle dimdik ayakta. Yeni ve çağdaş bir Türk Tiyatrosu hızla kendini bütünlerken, taptaze ve kararlı bir jön Türk tiyatronun müjdesini veriyor. Çoğu tabuları yıkan bu özgür soluklu tiyatronun temelinde insanoğlunun gerçekleri var. Ama her şeyden öte, ülkemizin ve ülkemiz insanının iç güzelliği, kadirbilirliği, kaderciliği ama en umutsuz anlarda bile, o şaşmaz iradesi, kararlılığı ve sağlamlığı var.
Sanatçı alnında ışığı hisseden insandır, diyor Büyük Önder Bizler o ışığı sizlerden alıyoruz. Ve dünya durdukça, kim ne derse desin, her söze verilecek en doğru cevap buradan olacaktır, tiyatro sahnelerinden. Çünkü sizler buradasınız.
O halde çalsın son ziller! Açılsın perdeler!

www.aydin-bld.gov.tr

e-mail:www.abst09@hotmail.com