|
Age of Empires III
Ensemble Studios'un Age of Empires II'yi çıkarmasından bu yana 6 yıl geçti. 1999'da çıkan Age of Empires son derece başarılı bir oyundu ve 2000 yılında bir genişleme paketi; Conquerors, ile desteklendi. Daha sonra, Ensemble Studios, Age of Mythology adlı yeni bir oyun çıkaracağını duyurdu ve çok geçmeden çıkardı. Bu oyun da eleştirmenlerden tam puan aldı. Ama insanların asıl beklediği, Age of Empires III'tü.
Çok geçmeden, Ensemble Studios Age of Empires III (AoEIII) 'ün yapım aşamasında olduğunu duyurdu ve birkaç ertelemeden sonra, oyunun çıkış tarihi 2005 sonbaharı olarak belirlendi.
Age of Empires III, bizi daha önceki oyunlarda rastlamadığımız, yeni ve ilginç bir sistemle tanıştırıyor. Seçtiğiniz Avrupa ülkesi, sizin Yeni Dünya'daki askeri ve ekonomik çalışmalarınızı destekleyecek bir Home City'e sahip olacak. Bu şehir, AoEIII'e bir Rol Yapma Oyunu özelliği de kazandırıyor, çünkü oynadığınız oyun boyunca, ister tek kişi ister çoklu oyuncu modunda, uzun süre aynı şehirle devam ediyor, şehrinizi zaman içinde teknolojik yükseltmelerle, yeni kaynaklar, binalar ve ticaret yollarıyla büyütüp genişletiyorsunuz.
Teknolojik ilerlemeleri bu şehirden gerçekleştirecek; kolonilerinize ekstra yiyecek, silah ve parayı yine buradan göndereceksiniz. Home City'nizdeki binaların çatı görüntülerini ve renklerini değiştirebileceksiniz.
Her görevin sonunda, eğer oyunun belli bir kesiminde başarı göstermişseniz "card" denen puanlar kazanacaksınız. Bu puanlar, Home City'nizde bedava teknolojik geliştirmeler yapmanıza imkan sağlayacak.
Age of Empires III'ün önemli bir özelliği, seçebileceğiniz sekiz ülkenin sekizinin de birbirinden çok farklı olması. Bu farklılık ise, zaman içinde yeni teknolojiler bulmakla üst dallarına tırmanacağımız teknoloji ağacının, her ülke için (her ülkede ortak olan birkaç teknoloji hariç) tamamen farklı inşa edilmiş olmasından kaynaklanıyor. Seçebileceğimiz ülkeler: İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz, Almanya, Hollanda, Rusya ve... tabii ki Türkiye.
savaş alanında da bir çok yenilik getiriyor. Savaş alanındaki bazı mikro-taktikler, askerleriniz tarafından otomatikman yapılacak. Mesela, çok sayıda askere aynı hedefe ateş etmeleri doğrultusunda bir emir verirseniz, askerlerinizin bir kısmı otomatikman hedefin yan tarafına hareket ederek gafil avlamaya çalışacaklar. Gerçekçiliğe ise diyecek yok: Tüfekli askerler iki sıra halinde yürüyecekler, ve ateş emri aldıklarında ilk sıradaki askerler, tek dizleri üzerine çökerek arkadaki sıranın ateş etmesine izin verecekler. Ünite dengesi ise, eski Age of Empires oyunlarındaki gibi, taş-kağıt-makas oyununu andıran bir sistemle sağlanacak. Yani, A ünitesi B ünitesine karşı çok etkili; B ünitesi C ünitesine, ve nihayet C ünitesi A ünitesine karşı çok etkili olabilecek. Starcraft'ta en iyi örneklerini gördüğümüz bu sistem, en eski strateji oyunlarında gördüğümüz "en iyi ünite" kavramını bir kenara atıyor, ve her ünitenin bir zayıf noktası olmasını garantiliyor. Dolayısıyla sadece bir ünite üretmek değil, geniş bir ünite varyasyonu üzerinde düşünmek ve stratejiyi bunun üzerine kurmak gerekiyor.
İşçilerimiz, Yeni Dünya üzerinde binalar yapacak ve çağ atlayabilmemiz için kaynak peşinde koşacaklar. Çağ atlayınca birkaç seçenek arasından bonus seçeceğiz (bu sistem Age of Mythology'de de başarılı olarak kullanılmıştı): Mesela feld mareşal olup kara operasyonlarında avantaj kazanmayı veya amiral olup deniz operasyonlarında avantaj kazanmayı seçebileceğiz. Ekonomimize daha da katkı sağlayabileceğimiz değişik yollar var, mesela Yeni Dünya'da ticaret yolları kurmak veya yerlilerle temasa geçmek ekonomimize destek verecek. Yerliler bize atlı okçular gibi yeni üniteler sağlayabilecek veya daha iyi mısır yetiştirmenin yollarını öğretip ekonomimize katkıda bulunabilecek.
Diğer Age of Serisi oyunlarındaki gibi, AoEIII'te de zafer kazanmanın tek yolu savaş alanından geçmiyor. Ekonomik üstünlük de zaferi sağlayabiliyor. Ekonomik zaferin yolu bu sefer, bir Dünya Harikası inşa etmek değil; 4 adet bütün yükseltmeleri tamamlanmış ticaret yolu kurmak.
Anlayacağınız bu oyun dünyada büyük yankı uyandıracağa benziyor eğer sizde merak ediyorsanız http://ageofempires3.com'u bir ziyaret edin oyunu anlatmak bitiremedimde saygılarımla adems..
|
|
|
|
|
Call of Duty 2
|
|
Gerçek anlamda 2. Dünya Savaşı oyunları salgınını başlatan oyun şüphesiz ki Medal of Honor idi. PC'de Allied Assault ile zirveye ulaşan seri sayesinde en büyük firmaların dahi rotasına yön verir oldu bu savaş. Ardından MoH:AA yaratıcısı 2015 ekibinin Infinity Ward çatısı altında Call of Duty'si, en son olarak da Gearbox'ın Brothers in Arms'ı ile derin bir okyanusa dönüştü 2.DS, dibine inildikçe yeni şeyler keşfedebileceğiniz bir maden... Şimdiyse bu salgını başlatan adamlar, madenin en derinliklerine, mümkün olduğu kadar dibe inerek kendi büyüttükleri canavara Call of Duty 2 ile son noktayı koymayı planlıyor.
Call of Duty 2, ilkinden çok daha farklı ve kendine özgü bir yapım olmayı planlıyor. Yapımcılar bu konuda çok çalıştıklarını ve 2. oyunun, ilkinden daha başarılı olacağına inandıklarını söylüyorlar. Call of Duty 2'yi ilkinden ayıran en büyük etmen, tek düze olmayan oyun yapısı. Medal of Honor: Allied Assault ve Call of Duty'nin aksine CoD2'de oyuncular, önceden hazırlanmış (scripted) sahnelerle daha az karşılaşacaklar. Evet, artık oyundaki çizgisellik aşılmış, kısmen özgürlük sağlanmış. Yapımcılar, önceki oyunlarının çok fazla tek düze olduğunu düşündüklerinden bu sefer oyunu daha serbest yapmaya çalışıyorlar. Kendilerinin de söylediği üzere Call of Duty 2, bir 2. Dünya Savaşı GTA'sı olmayacak elbette, ama eskisi kadar da çizgisel bir oynanışa sahip olmayacak. Örneğin birden fazla görevi karma bir sırada, uzaktan keskin nişancılık yaparak veya hedefin arkasından dolanarak, dilerseniz de bodoslama dalarak yerine getirebileceksiniz.
Call of Duty 2, ekran görüntülerinden de görebileceğiniz üzere yepyeni bir motor kullanıyor. Eh, 2006'ya doğru giderken, Shader 3.0, Directx 9.0 ve grafik teknolojileri almış başını yürürken ve Playstation 3, Xbox 2 gibi konsollar gerçeğin ötesinde grafikler vaat ederken tarihi eserler müzesine en ön saflardan giresi motor Quake 3'ün kullanılması, absürd bir karar olurdu. Yeni motorda gerçeğe daha yakın grafikler kullanılmasının yanında görüş menzili de tıpkı Far Cry'daki gibi bir hayli geniş. Bunların dışında oyunda her türlü grafik tekniği kullanılıyor. Her obje, bina ve mekan alabildiğine detaylı ve gerçeğine uygun bir şekilde modelleniyor. Nitekim mekanlar çizilirken grafikerler, o dönemin fotoğraflarından yararlanmış.
Yenilenen motor sayesinde artık yapay zeka da yapaylıktan çıkıp 'gerçek zeka'ya doğru ilk adımını atıyor. Örneğin sizinle beraber ilerlerken askerden ziyade ölüm makinesine dönüşen (ancak sizin emirleriniz olmadan bir hiçler) askerler ilerlerken düşmanı etkisiz hale getirecek, gerekli yerlerde bomba atacak, üzerine bomba geldiği zaman geri iade edecek veya kaçacak. En önemlisi ise artık düşmanı gördükleri zaman yerini bas bas bağıracaklar. Örneğin karşınıza çıkan bir keskin nişancıyı keskin gözleriyle farkeden asker, 'üst katta keskin nişancı var' diye haykırarak hem sizi uyaracak, hem de düşmanı öldürmeye başlayacak. Fakat bunu yapabilecek güce ve silaha sahip değilse umutsuzca bir kahramanlığa girişmeyip en güvenlisinden bir sipere çökecek, ta ki hedef yok edilene kadar. Oyundaki yapay zeka, bizden dahi daha akıllı olacak gibi görünüyor, bu da oyunu oynarken garip bir hırs yaratacak sanırım.
Tarihi gerçeklerden fazlasıyla yararlanan bir oyun Call of Duty 2. Örneğin Kuzey Afrika'da, El Alamein'de İngiliz güçleri, tank görünümlü küçük araçlar yaparak önündeki Alman kuvvetlerini bir süreliğine dağıtmıştı, Almanların devasa panzerleri tarafından trajik şekilde 'uçurulana' kadar. Oyunda bu tip bir küçük aracın içinde, panzerlerden kaçmaya çalıştığınız bir bölüm de bulunuyor. Ayrıca bu ve bunun gibi birkaç görev çok büyük haritalara sahip olacak. Zevkli ve fena halde stresli bir bölüm olacak gibi.
CoD 2 sonuçta gerçekçi bir 2. Dünya Savaşı oyunu olduğundan, önceki sanal savaş deneyimlerimizdeki silahlardan çok da farklısını bulamayacağız. Farklı olan şey, yenilenen oyun dinamikleri sayesinde cebimizdekileri farklı şekillerde kullanabilme imkanımız. (Er Ryan'ı Kurtarmak'taki çoraptan bomba üretmek kadar olmasa da, nispeten farklı) Örneğin oyunda, göz yaşartıcı bombaları koruma olarak kullanılabileceğiz. Büyük bir grup düşman karşınızda sizi öldürmeyi bekliyor vaziyetteyse bir bomba atıp ortamı dumana bulayabilir ve arka taraftan kaçarak düşmanlara beklemedikleri bir sürprizde bulunabilirsiniz. Evet, Call of Duty 2'de diğer çoğu oyunun aksine sizi öldürmeye programlanmış askerler yerine gözü, kulağı ve beyni olan savaşçılar bulunacak. Kısacası aslında bu özellik, geliştirilen yapay zekanın bir ürünü.
İlkinden daha duygusal, daha sinematik, daha sağlam bir oyun bizleri bekliyor Call of Duty 2 ile. Medal of Honor: Allied Assault, Call of Duty gibi sinematik, atmosferik, epik gibi bilumum kahramansal (?) sıfatlara layık görülebilecek oyunların yaratıcısı bir ekipten yepyeni teknolojiyle, yeni yüzüyle daha da başarılı olmaya aday bir oyun geliyor. Daha başka söze ne gerek var? adems..
|
|