|
Ç@ğ@t@y'ımın düny@y@ geliş hik@yesi.. :)
Şener ve Nesrin 9 Ekim 1988 'de evlendiler, çok mutluydular. Mutluluklarına mutluluk katmak için 9 ay sonra bir bebek düşündüler. Evliliklerinin 18. ayında Caner adında bir ufaklık katıldı aralarına. Caner büyüdü ve bir kardeş istedi anne ve babasından. Onlarda bu fikre sıcak baktılar ve bu hikayenin başlangıcı oldu...
İşte bizim hikayemiz;
Canım yavrumun varlığını bana misafir olduğundan yaklaşık 1,5 ay sonra öğrendim. Geç öğrenmemin nedeni adetlerimin son zamanlarda düzensiz olmasıydı. İlk bebeğim 11 yıl önce olmuş ve artık bir delikanlı olmuştu. O bir kardeş, eşim ve ben de bebek istiyorduk. Adetim her geciktiğinde ne ağrı kesici ilaç kullanıyor ne de ağır bir hareket yapıyordum zarar gelmesin diye bebişime. Ramazan ayındaydık. Kuran-ı Kerim okumuştuk Kadir gecesi komşuda hatim duası yapılacaktı. Ve o gün komşumuz son gün diye pasta börek ,çörek yapmış iftardan sonra olmasına rağmen bir güzel yemiştim. (hatta ramazan boyunca oruç tuttum ve çok acıkıyordum meğer minik bir varlıkla paylaşıyormuşuz yediklerimi.) Eve geldim biraz sonra bir mide bulantısı ki görmeyin. Aslında ilk oğlumda hamileliğin hemen başlangıcında başlamıştı bulantılarım. Onun için hiç hamileyimdir diye de o güne kadar şüphelenmedim dedim ya düzensizlik vardı. Ertesi günü iple çektim hemen bir eczaneye gidip test aldım ve eve gelip hemen testi uyguladım.Birinci çizgi ikinci çizgi derken sonucun pozitif olduğunu görmek beni çok mutlu etti. Hemen eşimi aradım o da çok sevindiğini söyledi. Çok ara verdiğimiz için ilk bebek sevinci gibiydi bu sevinç görülmeye değerdi.
Okuldan gelince oğluma abi olacaksın dediğimde inanamadı, attığı çığlıklar halen kulağımdadır. Yanlış anlamayın yani sevinç çığlıkları bunlar . ;-) Doktora gittiğimizde bebeğimin ilk resmini almış ve yaklaşık 1.5 aylık olduğunu öğrenmiştim. Bu kadar süreyi bulantısız geçirmek ayrıca sevindiriciydi. Belki bu değişik cinsiyettir diye düşünüp de sevinmedik değil hani. İlk bebeğimde de eşim iki erkek kardeş oldukları için kız bebek istiyordu tabii ki bende. Ama sağlıklı sıhhatli erkek bebişimiz olmuştu. Cinsiyetini öğrenmek istemiyordum sormadım ama üç aylıkken dr. bana kız bebek olacağını söyledi, teşhis için biraz erken olmasına rağmen bayağıda sevindik amaa..... Kızımın adı bile hazırdı ***IŞIL***. Çalıştığım bilgisayar kursunda, evde ekran koruyucular **IŞIL IŞIL** diye dönüyordu. Kız kardeşlerim, annem duyunca benim kadar sevindiler ama.... hala kızarım Dr.Nilüfer hanıma sormadan cinsiyetini söylediği ve yanıldığı için.
Hamileliğimin 4.ayına kadar bulantılar devam etti. Sonra gayet rahat hamilelik dönemim oldu. Eşim bir dediğimi iki etmiyordu sağolsun. Aileden uzak olunca tüm nazım ona geçiyordu. Önceden birini bilmeden, iki düşük yaşadığım için yolculuğa çıkmıyordum ona zarar gelmesini istemedim. Doktor da öyle önermişti.
Bu yumurcağı çok istiyordum. Dr. üçlü test önerdi ama ben istemedim bir şey çıkarsa aldıramazdım cesaretim yoktu ve 9 ay bu sancıyla yaşayamazdım. 5 .aya geldiğimizde bayan Nilüfer demesin mi “erkek bakın!” ben bir an şok yaşadıktan ve şoku atlattıktan sonra ufaklığın kalp atışlarını duyup, minik ayaklarını görünce çok sevindim,dünyalar benim oldu. Artık kız erkek düşüncem kalmamış içimdeki sağlıklı varlık için Allah'a şükrediyordum.
Uzunca bir ara verdiğim için ve bebeklerin stressiz olduğunu okuduğum için sezaryen olmasına karar verdik. 17 temmuz olarak tarih belirlendi bir hafta önce olacaktı normal vaktinden. Ben iki ay önce tam rayına oturtmaya başladığım işimden ayrıldım ve doğum hazırlıklarına başladım. Bebek karyolası seçimi,minik bebek giysileri alımı derken zaman gelip geçti. 58 kg.ile hamile kalmıştım ve tam 72 kilo olmuştum. Kan testlerinde bir anormallik yoktu. Tansiyonum gayet normaldi ama elim ayağım çok şişti. Tuzu kesersem tansiyon problemi olacağı düşüncesiyle beslenmemde değişiklik istenmedi. Problem olarak sadece bu vardı bende. Annem Bursa'dan birkaç gün önce geldi hazırlıklarımızı tamamladık. Dr. gece bir şey yemeden sabah erkenden gelmemizi söyledi. Öyle de yaptık.17 temmuzda sabah 09:00 da ameliyathaneye alındım.İlk kez ameliyat olacaktım. Dağ gibi olan karnıma kırmızı bir şey sürdüler sanırım tentürdiyottu. Narkozcu ve dr. beni bilgilendirdiler bebeğin narkozdan etkilenmemesi için onu hemen alacaklarını söylediler ve daha sonrasını hatırlamıyorum. 09.15 te Çarşamba günü, 3000 gr. Ağırlığında, 49 cm. boyunda sağlıklı bir erkek dünyaya getirmişim. Kendime geldiğimde minik bir bebek başucumda duruyordu. Narkozcu narkoz verip bayılmadan önce nereli olduğumu sordu söyledim bizim oralı bir arkadaşı olduğunu kendi oğlunun adının ÇAĞATAY onun oğlunun adının da ÇAĞATAY olduğunu söylemişti. Uzun isim düşünme dönemlerinden sonra Cihan, Semih olma ihtimali yüksekti oğlumun adının ama sonu er'li koymayacaktık bu sefer. Ben uyanırken ÇAĞATAY da güzel isim değil mi? diyerek uyanmışım ve adı böyle konulmuş oldu. ÇAĞATAY ŞENGÜN. Doğumdan hemen sonra emzirmek gerektiğini biliyordum ama bende güç yoktu. Biraz daha kendimi iyi hissedince bebeğimi kollarıma verdiler onu kokladım, çoook güzel kokuyordu, bebek kokusuna bayılırım. Kıymızı minik dudakları bir şey arıyordu sanki. Onu emzirmeye başladım hemen yoruluyor ama pes etmiyordu ufaklık. Bayağı uzun bir dönem sürdü iyileşmem. Keşke normal doğum yapsaydım diye kendime çok söylendim. Sonuna kadar gidin terslik olursa sezeryan olun lütfen. Tecrübeyle sabittir. Kilo vermek de ayrı problem ayrıca. Ben 6 ay hiç egzersiz yapamadım nedeni ameliyat yerimin çok geç iyileşmiş olması. Bu bünyeyle de ilgili,sanırım. Şimdi iyiyim neyse ki.
Bütün kaprislerime katlanan eşim Şener'e, oğlum Caner'e, Doğum öncesi ve sonrası yardımlarını esirgemeyen anneme, Her ne kadar doğum sonrası bayağı acı çeksem de Kadın doğum uzmanı Dr. Nilüfer Atalay Hanım'a Çorlu Özel Şifa Hastanesi personeline teşekkür ederim.
Tekrar bu duyguları yaşattığı için ALLAHIMA binlerce şükürler olsun. İlkinde çok gençtim. Daha önceden karar vermiştim Allah izin verirse 10 yıl sonra doğum yapacağım diye. Bilinçli bir anne olup ilk bebeğimin sevgimizi doyasıya yaşamasını ve yeni bebeği kıskanmayacak yaşa gelmesini arzu etmiştim iki yıl rötarla bu isteğim gerçekleşti.
Bundan sonraki maceralarımızı forum-bebek ilklerindeki Çağataycık sayfasından takip edebilirsiniz. : ))) Şimdi canım oğluşum kartopum 2,5 yaşında. Evimize neşe saçıyor. İyi ki doğurmuşum oğluşumu.
O gülen yüzün hiç solmasın kartopum.
Çok şirin çok pozitif bir çocuk .....
Onun aramızda olmasından büyük keyif alıyoruz.
Minik ÇAĞATAY SENİ ÇOK AMA ÇOOOK SE-Vİ-YO-RUZ..
Bunu da ÇAĞATAY yazdı...
nnnnnnnnnnnmmmmmbhhhhhh<<<<<<<<<<< Vv
çok da yaramaz aynı zamanda. Size sevgilerini sunuyormuşşşş.. : )
" Tüm bebek arzu edenlerin dileği gerçekleşir umarım..."
Nesrin Şengün 17*01*2005
10 şubat 2004..
Kaytopum çok eğlendiriyor bizi...
Epey aralıkla bebek yapmanın keyfi ve bazen de zorluğu olmuyor değil.
Eğlence ,bir ses, meşgale oluyor bizim için. Çünkü Caner odasına çekiliyor, malum LGS hazırlıkları var. Biz edi ile büdü oturuyor olacaktık. Sadece akşamları değil tabii tüm günümü dolduruyor ufaklık..
Eskisi gibi Cantoş'a derslerinde yardım edemiyorum.. yardım dediysem yol gösterme işi yani.... Çünkü kitap defter görmeye görsün hemen orada bitiyor Çaça. ..ona da veriyoruz kağıt kalem ama illede bizim baktıklarımıza bakacak ve karalayacak.. Abisi okuldan gelince bir sevinç gösterisinde bulunuyor görmeyin.. abiiiii abii hemen kucağına atlıyor. Odasına gidebilecek ya ona da seviniyor sanırım... kapıdan babası girince abisine bağırıyor sen gelme ben karşılarım der gibi ..abisi gelince de bana..
Caner gelince ( sabahçı ) aç oluyor sofrayı hazırlıyorum.. Çaça da bana yardım ediyor.. abinin, annenin diye kaşık çatal koyuyor masaya kendine küçük çatal alır.. kendi dizerse masaya bozmuyor eğer ben o yokken çatal kaşık koymuşsam alıp atıyor yada çekmeceye koyuyor.. akıllı bıdığım benim.. birde masada tuz karabiber bulursa döküyordu ona yer ayırdım dolapta oraya götürüp koyuyor. Bana yardım et deyince çok seviniyor.. ne kadar küçük olursa olsun insan yararlı olduğunu hissedince mutlu oluyor demekki.
15 Mayıs 2004
Marifetlerimizi bir sıralayalım bakalım neler yapabiliyormuşuz:
Artık takla atabiliyor oğluşum..
Sayı sayabiliyoruz sevdiği sayılar, 1,2,3,5,6,ve 10.
Sen küçükken kaç yaşındaydın dedim parmağı ile bir gösterdi ve üçtü dedi. Bizi kahkaya boğdu.. bebek resmi yapmama bayılıyor. Agcı, göcü diye gösteriyor birde..
Ağız, göz, kulak, saç, dil den sonra (bunları çoktan tekrar ediyorduk) , çene ,baş, diş ,diz, parmak, ayak, kol gibi uzuvları sordum bilemediklerini gösterdim. Hemen biliyor artık.. süt içmeye bayılıyor istediğinde biberon elinde kafa aşağı yukarı sallanıyor. Anlıyorum süt istiyor ama illaki söylenecek sütt.. bitince süttü.. bunu yazmıştım komik ilklerde...
Süt : süt,
Bitti : bitti
Süt bitti: süttü
Çın çın arabamızın sap takılan yeri kırıldı, bayağı oynuyormuş demekki gitti geldi bojuldu dedi..
Bugün hava çok güzeldi onca işime rağmen dışarı attık kendimizi. Giyinme faslını sevmediği için ııh ıııh. dedi durdu ama inince de çok sevindi. dışarda en son kar yağdığında yürümüştü.. sonra hep arabadaydı.. onun için büyük değişiklik oldu.. koşmayı bayağı ilerletmiş. Biri iki düştü ama olsun.. bugün doğayı keşfetti.. kedi , kuş gördü.. top oynadı gooll yaptı... yoruldu abisi onu kucağına aldı.. valla ben kucakta on adım ancak taşıyabilirim iyi ki Caner var . O yanımızda yoksa yürüyecek çünkü taşıyamıyorum nedense.. Caner'ide babamız alırdı omzuna falan..
Bu sene Çaça da inmeyecek omuzlardan anlaşılan...
Salıncağında yanımda şu an. Yerine götürsem uyanır hemen onun için biraz daha sefil uyku uyuyacak ama burada daha rahat sanki.. züğürt tesellisi gibi oldu. Nereden anladın diyeceksiniz yatağındaki gibi dönüp durmuyor da ordan anladım.. hehh hee...
Tv açıp kapama hastalığı son safhada... önüne engel koyduk ama nafile.. bantla yapıştırıyoruz bu sıralar etiket yolma uzmanlık alanı olduğundan oda vız geliyor.. sinema seti olduğu için tv alçak ta duruyor.. şimdi üzerindeki ufak süslerede yetişiyor...
Su dökmek hobi halini aldı..
Anne du diyor veriyorum ama az dolduruyorum..
az sonra bir daha duuuu.. takip ediyorum içiyor. İçtiğini kanıtlıyor..
üçüncüde yine duuuu.. bu sefer vermeyeceğim ama istersen verme feryat figan ediyor. Sanki dövüyorum.. el mahkum veriyorum ama dökmesi gereken yeri ben belirliyorum artık..heh hee benim sözüm de geçiyor yani...
ıslak mennil ile her yer temizleniyor.. kuruması ile başlıyor kafa sallamaya yani ıslat diyor... paketi eline geçirmesin hepsi dışarı.. ben görünce kokluyormuş gibi yapıyor hayret bişey yaaa..
Gel öp deyince önceden yanağını uzatıyordu şimdi bir güzel öpüyor. Hemde yerli yerinde ve kendi canı istediğinde.. cici yapar boynuma bir sarılışı var tüm yaramazlıklarını unutturuyor... bazen canım ister gel bana derim geri geri birkaç adım gider ve koşarak sarılır boynuma bitiyorum o zaman..
Daha bir çok şey yapıyorsun bi tanem büyüdüğünü bugün biraz daha hissetim.. benim elimi tutmadan gidiyorsun bağımsızlaşma adımlarını atıyorsun gibi geldi.. zaman çok çabuk geçiyor yaww..
Geçen arkadaşım gelmişti artık eve kapandın.. çocuğu bırak çık biraz diyor.. eee çocuk ta hep evde ama, onsuz bir yerlere gidemem dedim.. kızdı bana bu yaştan sonra niye doğurdun sanki tam gezeceğin zamandı gibi bir sürü laf... (okuyup yarın arar belki : )) ama o yeni evli ve çocukları yok henüz.. sinema falan vız gelir tırıs gidebilir.. şimdilik DVD ve tv den idare ediyoruz ne yapalım.. o doğurduğun da da biz gezip eğlenicez. Çaça çocuk sinemasına ben istediğim filme.. iyiki doğurmuşum iyi ki varsın bebeğim.. iyiki varsınız oğullarım.. sizleri çok seviyorum... babanızı da tabii ki..
yeni bir mevsime giriyoruz.. ilkbahar.. adı bile güzel.. her mevsimi severdim ama bu sene, bahar ve yazın gelmesini hiç bu kadar istememiştim...
yeni mevsimle yeni ilklere ve güzelliklere yavrum..
|