ahmetnarin86.sitemynet.com
Anasayfam Tum dillerde SENI SEVIYORUM BU LİNKE TIKLAYIN... Yuzunuzu Guldurecek 100 Oneri Birikim Haberler HayatIn GerÇekleri İMAM HATİB ÖZEL Biraz Tebessüm iBret IŞIklarI Dostluk Resimli şiirler veya Şiirli Resimler Resimlerim Gullermiz SolmasIn Pusula Şiir HayatIn Gul Bahcesidir Tavsiye Linkler DUYGUsal Fenerbahce Mat-@-Matik

HayatIn GerÇekleri


Thank You Mars_8150

kartsiir23_1_.jpg

Birisine seni seviyorum deme firsatını asla kaçırma
- Yılda en az bir kez güneşin doguşunu seyret
- Sıkı tokalaş
- İnsanlarin gözlerinin içine bak
- İlk önce sen merhaba de
- Bir kavgada ilk sen vur ve sert olsun
- Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de öyle davran
- Yeni arkadaslar edin ama eskilerin de kıymetini bil
- Sevinçleri erteleme
- Sevdiklerine küçük beklenmedik hediyelerle sürpriz yap
- Sana uzatılmış bir eli daima kabul et
- Hatalarını kabul et
- Cesur ol. Degilsen bile öyle davran. Hiç kimse aradaki farkı anlayamaz
- Dinlemeyi ögren. Bazi firsatlar kapıyı hafif tıklatır
- Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur
- Herkesin önünde öv, elestirilerini bir kenara çekerek söyle
- Biri sana sarıldıgında, önce onun kollarını gevşetmesini bekle
- Sırt üstü uzan ve yıldızlara bak
- Köprüleri atma. Aynı nehri kaç kez daha geçmek zorunda kalacagına şaşıracaksın
- Sevginin gücünü asla küçümseme
- Yeterli zamanım yok deme, Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Albert Einstein'in da günleri 24 saatti
- Keşke sözcügü yerine, bir dahaki sefere demeyi dene
- Hal ve hareketlerine kendin karar ver. Başkalarının seni yönetmesine izin verme
- Sevgiline önce çiçegi yolla nedenini sonra bul
- Aynı hatayı iki kez yapma
- Olabildiginden fazla sevecen ol
- İnsanlara üçüncü bir sans verme ikide kal
- Tanıdıgın en olumlu ve coşkulu insan sen ol
- Tartışmayı bilmeyenler kavga ederler.
- Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin bıraktığı izlerdir.
- Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır.
- Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir. Yalnız masrafları biraz çoktur.
- Umudunu yitirmiş olanın, başka kaybedecek birşeyi yoktur.
- Büyük mutluluklar, büyük acıların yanıbaşındadır.
- Senden iyilere yerini vermesini bil.
- Barışı korumanın en iyi yolu savaşa hazır olmaktır.
- Küçük insanların büyük gururları olur.
- Düşmanların en büyüğü düşmanlığını gizleyendir.
- Düşünmeden öğrenmek vakit kaybetmektir.
- Yükselmenin en alçakçası, zayıfların sırtına basarak yükselmektir.
- Kazanacaklarına inananlar kazanırlar.
- İnsan olmayan, insanın değerini bilmez.
- İyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes.
- Madem daha ecelin gelmemiş, boşuna can çekişip durma.
- Parmak ay'ı gösterdiği zaman, parmağa değil ay'a bakmak gerek.
- Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, yanlışınız çok demektir.
- Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır ya varmaz.
- Kötü haberlerin kanatları vardır. İyi haberlerin ise ayakları dahi bulunmaz.
- Yeryüzü taşla doludur. Ama pek azı boyunlara kolye olur.
- En önemli vazifemiz; kulaklarımızı, söylediklerimizi duymaya alıştırmamızdır.
- Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar.
- Pencereden bakan dışarısını görür. Pencereye bakan ise camın kirini.
- Meyvası çamura düşüyor diye ağaca mı lanet edilir?
- Devler gibi eser vermek için karıncalar gibi çalışmak gerekir.
- Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan da zevk almazlar.
- Başkalarını avutmakla kendi acılarını unutursun.
- İnsanı hayvandan ayıran akıldır. İnsan, akıldan uzaklaştığı zaman hayvan ortaya çıkar.
- Bir kadının yüzünde taşıdığı ifade, sırtına giydiği elbiseden daha önemlidir.
- Kendilerine yardım etmeyen insanlara yardım etmeğe çalışmak faydasızdır.
- Herkesin istediğini yapabileceği bir yerde hiç kimse istediğini yapamaz.
- Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına bile getiremezler.
- İnsanın yapabileceği en büyük fenalık, kendisine olan güvenini kaybetmesidir.
- Tekme yiyen köpeğin dişleri daha sivridir.
- Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı.
- Sessizlik de bir çeşit konuşma sanatıdır.
- Sevgililer, güzelliğe zamanla alışıp onu gözleriyle değil duygularıyla görmeye başlarlar.
- Kalbin, mantığa sığmayan ayrı bir mantığı vardır.
- Alay, çoğu zaman akıl yoksulluğundan ileri gelir.
- Bir düşmanı bağışlamak, bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır.
- Ayrılık, sevdanın merhemi olduğu gibi öfkeyi de kini de azaltır.
- İyi olmak istiyorsan kötü olduğuna inan.
- Unutma ki ağzında bal olan arının kuyruğunda da iğnesi vardır.
- En çabuk kuruyan şey göz yaşıdır.
- Olgun bir insanı dost edinmek istiyorsanız tenkit edin, basit bir insanı dost edinmek istiyorsanız methedin.
- İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir.
- Bazı yıkılışlar daha parlak kalkınışların teşvikçisidir.
- İnsan gençliğinde öğrenir, yaşlandığında anlar.
- Hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır olamaz.
- Beklemeyi bilen insan herşeyi elde edebilir.
- Cesaret ölmek değil yaşamakla ölçülür.
- Mutluluk paylaşılmak için yaratılmıştır.
- Şurada burada güçlü adımlarla dolaşmaktansa doğru yolda sekerek yürümek daha iyidir.
- İnsanlar yanlış yapabilirler, yalnız büyük insanlar yanlışlarını anlarlar.
- Güneşe bakarsan gölgeleri göremezsin.

ASKIDAKİ SEVGİ
İtalya'da Napoli'nin kenar mahallelerinden birinde, bir cafe-barda, espressolarımızı içiyorduk. İçeri giren müşterilerden biri, barmene "due caffee, uno sospeso" (iki kahve, biri askıda) dedi. İki kahve parası verdi, bir kahve içip gitti, barmen de tezgâhın üzerinde asılı duran çiviye bir küçük kağıt astı. Biraz sonra içeri iki kişi girdi. Onlar da "due caffee, uno sospeso" (iki kahve, biri askıda) dediler, üç kahve parası verdiler ve iki kahve içtikten sonra gittiler. Barmen "askı"ya yine bir küçük kağıt astı. Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılıyordu. Bir süre sonra kahveye, üstü başı biraz eski püskü, belli ki yoksul bir kişi girdi ve barmene "un caffee sospeso" (askidan bir kahve) dedi. Barmen hemen bir kahve hazırladı ve yeni müşterinin önüne koydu. Yoksul kişi kahvesini içtikten sonra para ödemeden çıktı, gitti. Barmen ise tezgâhın üzerindeki askıya taktığı kağıtlardan birini kopardı, parçalayıp çöp kutusuna attı. Bu gözlemimizin sonunda, gözlerimizi yaşartan, fakat kesinlikle örnek almamız gereken bir "İtalyan toplumsal terbiyesi" öğrendik: Yardım etmek için insanların gereksinimlerini belirlerken, yalnızca yaşamsal gereksinimlerle sınırlı kalmak zorunda değiliz. Bir Napolili için, yaşamsal olmasa da kahve, günlük yaşamda önemli bir yer tutmaktadır. Kahve içebilecek kadar parası olmayan kişilere yardım edebilecek düzeydeki kişiler, kendileri bir kahve içerken, fazladan bir kahve parası daha ödüyorlar. Yardım ettiği kişiyi görmedikleri için bu kişiler de daha mutlu oluyorlar, kimden geldiğini bilmedikleri bu ikramı kabul eden kişiler ise huzurlu oluyor. Yardım eden ile alan arasında, bu caffe-bar'daki garson gibi, köprü görevi yapan kişilerin ise güleryüzlü ve sevgi dolu olmaları gerekiyor. İçeri giren yoksul bir kişinin "bana askıda kahve var mı?" diye sormasına gerek bırakmamak için "askıda kahve olduğunu" belirten kağıt parçalarını kolaylıkla görünebilen bir yere asmak ise bu olgunun çok zarif bir bölümünü oluşturmaktadır.

Kişi sahip olamadığı şeyi veremez.Sevgiyi vermek için sevgiye malik olmalısınız.
Kişi anlamadığı şeyi öğretemez. Sevgiyi öğretemeniz için sevgiyi anlamış olmanız gerekir.
Kişi incelemediği şeyi bilemez. Sevgiyi inceleminiz için sevginin içinde olmanız gerekir.
Kişi tanımadığı şeyi değerlendiremez. Sevgiyi tanımanız için sevgiyi alımkar olmalısınız.
Kişi güvenmeyi istediği şeyden kuşkulanmaz. Sevgiye güvenmek için sevgiye inanmış olmanız gerekir.
Kişi kabul etmediği şeyi benimseyemez. Sevgiyi benimsemek için sevgiye karşı duyarlı olmalısınız.
Kişi kendini adamadığı şey için yaşayamaz. Kendinizi sevgiye adamak için herzaman sevgi içinde büyümüş ve gelişmiş olmanız gerekir.



Aynı kalp rahatsızlığıyla aynı kaderi paylaşan iki yaşlı adam aynı odayı da paylaşıyorlardı. Tek fark biri cam kenarında diğeri ise duvar dibinde yatıyordu. Cam kenarındaki yaşlı adam her gün camdan bakarak arkadaşına dışarısını anlatırdı.-
"Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanırım çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salıncak dolu iki salıncak boş, dünkü sevgililer yine geldi, aynı yere oturup konuşmaya başladılar, elele tutuştular, ne kadarda yakışıyorlar birbirlerine. Erguvan ağaçları ne kadar güzel açmış her yer mor bir renk almış, erik ağaçları da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar bugünkü yemeklerini arıyorlar,ne güzelde dalıyorlar suya..."
Günler böyle geçip gidiyordu ki, cam kenarındaki yaşlı adam kalp krizi geçirene kadar, işte o anda duvar kenarındaki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de, işte bunun için düğmeye basmadı ve hemşireyi çağırmadı. Aynıkaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi, ama o bunun haklı bir savunma olduğunu düşünüyordu.Ertesi gün hastabakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağının yerini değiştirdiler, işte O günlerdir, bakmak istediği manzarayı nihayet görecekti. Basını kaldırdı ve pencereden baktı
"Simsiyah bir duvar"