|
Çeviri Şiirler
İngilizce-Türkçe
Afro-Amerikan Yazıt
Langston Hughes
Çoktandır
Öylesine uzak ki bize
Afrika.
Hatıraları bile yaşamıyor artık
Tarih kitaplarının resmettiklerinden
Ve kanımıza karışan
Kanımızdan taşan şarkılardan başka
Şarkılar
Zenci diline yabancı
Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.
Çoktandır
Öylesine uzak ki bize
Afrika.
Sönmüş ve yitmişse de
Sesi tamtamların
Yine de söyleniyor
Atalarımın toprağının şarkısı
Irkımın sisli bilinmezlikleri arasından
Benim bilemediğim
Yerini bulmayan acılı özleyişler.
Çoktandır
Öylesine uzak ki bize
Esmer yüzü Afrika'nın.
Orijinal Metin
Afro-American Fragment
So long,
So far away
Is Africa.
Not even memories alive
Save those that history books create,
Save those that songs
Beat back into the blood--
Beat out of blood with words sad-sung
In strange un-Negro tongue--
So long,
So far away
Is Africa.
Subdued and time-lost
Are the drums--any yet
Through some vast mist of race
There comes this song
I do not understand,
This song of atavistic land,
Of bitter yearnings lost
Without a place--
So long,
So far away
Is Africa's
Dark face.
Şair Hakkında:
Amerikan zenci şairlerin önde gelenlerindendir. 1902 yılında ABD'nin Missouri eyaletine bağlı Joplin kasabasında doğdu. Cleveland'da öğrenim gördü. 1920'de Meksika'da İngilizce öğretmenliği yaptı. 1921'de ise Columbia Üniversitesi'ne girdi. İki yıl deniz yolculuğuna çıkarak Afrika ve Avrupa sahillerini dolaştı. Daha sonra Washington'da minibüs biletçiliği ve garsonluk yaptı. 1929'da doktorasını tamamladı. Bir çok edebiyat ödülü sahibi olan şair 1967 yılında öldü.
("Doğudan Süzülen Batıdan Sızan" kitabından, yakında çıkacak)
Hatırla...
Don Mattera
Özgürlük nihayet
Ülkeyi dolaştığında
Mezarımı ziyaret etmeyi unutma
Ki tanıdık yollarda yürümek
Kırılmış zincirleri görmek
Önyargının yıkıldığını
Unutulmuş ziyanları
Bağışlanmış acıları
Görmek için
Kalkabilirim belki ayağa
Ve gözlerim tam olarak gördüğünde
Tüm bunları
Dolduğunda bu görünüşlerle
Korkudan kaçma benden
Ufalanıp toz olursam eğer yeniden
Uzun süre beklenen bir rüyanın
Beni huzura davet eden
Mutluluğu olacaktır o sadece
Ülkeyi en sonunda
Özgürlük dolaştığında işte
Orijinal Metin
Remember...
Remember to call at my grave
When freedom finally
Walks the land
So that I may rise
To tread familiar paths
To see broken chains
Fallen prejudice
Forgotten injury
Pardoned pains.
And when my eyes have filled their sight
Do not run away for fright
İf I crumble to dust again
İt will only be the bliss
Of a long-awaited dream
That bids me rest
When freedom finally walks the land
Şair Hakkında:
1935 yılında Güney Afrika 'da doğdu. 1951 yılında doğduğu vilayetten farklı bir yerdeki Katolik rahip okulundan mezun oldu. Gençliğinde istemeden sokak çetelerine karışarak bu yüzden hapis yattı. Burada fikirleri yeni biçim alarak kendini şiir ve politikada gösterdi. Baskı altındaki siyahiler arasında büyük ün kazandı. Siyahi gazeteciler birliği kurarak devlet politikalarını eleştirdi. 1973-1982 yılları arasında yazmak dahil her türlü faaliyetine yasak kondu. 1976 yılında Müslüman olup Ömer ismini aldıktan sonra ise siyahiler arasında bile yalnız kaldı. Yasak kalktıktan sonra tekrar yazılarıyla ün kazanmaya başladı ancak bu defa daha farklı bir ses ve görüşe sahipti. İşte bu sesle yazılmış eseri Ezani Aşk Şarkısı (Azanian Love Song, 1987) onu dünyaya da tanıttı.
("Doğudan Süzülen Batıdan Sızan" kitabından, yakında çıkacak)
Düş Anları
Thomas Hardy
Şu ayna
Ki adamlardan bir şeffaflık oluşturuyor,
Kim tutuyor o aynayı
Ve böyle çıplak göğüslü görüntümüzü seninle benim,
Seyre davet ediyor?
Şu ayna
Ki sihri bir mızrak gibi içe işleyen,
Kim kaldırıyor o aynayı
Ve başlayana kadar biz
Aklımızı aksettiriyor tekrar bize, ve kalbimizi?
Şu ayna
İyi çalışıyor sızının bu gece saatlerinde;
Neden o aynada
Tutulmuşken bir kere kendimizi hiç görmediğimiz
Renk izleri vardır verilen
Dünya uyanıkken görmediğimiz?
Şu ayna
Her faniyi sınayabilir farkında değilken;
Evet, o tuhaf ayna işte
Yakalayabilir bu son düşünceleri,
Tüm hayat kokuşmuş veya oldukça iyi,
Cam gibi yaparak onu - nerede?
Orijinal Metin
Moments of Vision
That mirror
Which makes of men a transparency,
Who holds that mirror
And bids us such a breast-bare spectacle see
Of you and me?
That mirror
Whose magic penetrates like a dart,
Who lifts that mirror
And throws our mind back on us, and our heart,
until we start?
That mirror
Works well in these night hours of ache;
Why in that mirror
Are tincts we never see ourselves once take
When the world is awake?
That mirror
Can test each mortal when unaware;
Yea, that strange mirror
May catch his last thoughts, whole life foul or fair,
Glassing it -- where?
Şair Hakkında:
İngiliz şair ve yazar. 1940 yılında Dorset 'te doğdu. Dorchester 'de mimar olarak yetişti. 1862 yılında bir ara Londra 'ya gittiyse de, rahat edemeyip Dorset 'e dönerek kendisini yazılarına verdi. Zatülcenbe yakalandıktan kısa bir sure sonra, 1928 yılında öldü.
Dünyada romancılığıyla tanınmakla birlikte, iyi bir hikaye yazarı olduğu söylenir. Natüralist ekole yakın olduğu kabul edilir. Romanları yayınlandığı dönemde, aşırı karamsarlığı nedeniyle büyük eleştirilerle karşılaştı. Kendisi gençliğinden ölümüne kadar şiire itinayla yakın durmasına rağmen, yaşarken şiirleri romanları kadar ilgiyle karşılanmadı. Şu anda ise gerek İngiltere 'de gerekse dünyada şiirleri dikkati çekmekte ve izlenmektedir.
Onbeş romanından en tanınmış olanları Jude the Obscure (1895, Asi Klapler ), The Woodlanders (1887, Ağaç İşçileri ), Far from the Madding Crowd (1874, Çılgın Kalabalıktan Uzak), The Return of the Native (1878, Yerlinin Dönüşü), Tess of the d'Urbervilles (1891, Tess) olarak sıralanabilir. Üç adet hikaye kitabından en tanınmışı Wessex Tales (1888, Wessex Masalları)'dir. Dokuz şiir kitabından en bilinenleri Poems of the Past and Present (1901, Geçmişin ve Bugünün Şiirleri ) ve Moments of Vision (1919, Düş Anları) adlı kitaplarıdır.
("Doğudan Süzülen Batıdan Sızan" kitabından, yakında çıkacak)
Almanca - Türkçe
Bir patika bulduk
Christian Morgenstern
Bir insan gibi, kapalı günde,
güneşi unutan,-
ancak o parlar ve aydınlatır durmadan,-
böylece unutulabilir kederli günde seninki,
tekrar ve tekrar
sarsılmış, evet hayran kalmış hissetmek için,
bitmez tükenmez gibi her zaman
senin güneş ruhunun aydınlattığını
daima ve daima
biz karanlık
biz uzun yol gezginlerini.
Orijinal Metin
Wir fanden einen Pfad
So wie ein Mensch, am trüben Tag, der Sonne
vergisst,-
sie aber strahlt und leuchtet unaufhörlich,-
so mag man Dein an trübem Tag vergessen,
um wiederum und immer wiederum
erschüttert, ja geblendet zu empfinden,
wie unerschöpflich fort und fort und fort
Dein Sonnengeist uns dunklen Wandrern strahlt.
Şair Hakkında:
1871 yılında Almanya 'nın Münih şehrinde doğdu. 1892-93 yıllarında Breslau Üniversitesi 'nde okudu, vereme yakalanmasının da etkisi ile öğrenimini yarım bıraktı. Redaktörlük ve okutmanlık yapmışsa da çoğunlukla çevirmen olarak çalıştı. 1914 yılında verem hastalığından öldü. Darağacı Şarkıları (Galgenlieder, 1905), ve ölümünden sonra yayınlanan Palma Kunkel (Palma Kunkel, 1916) gibi mizahi şiir kitaplarıyla tanınan şairin Melankoli (Melancholie, 1906) ve yine ölümünden sonra yayınlanan Bir Patika Bulduk (Wir fanden einen Pfad, 1914) ve Zaman ve Sonsuzluk (Zeit und Ewigkeit, 1941, 1950) gibi ciddi şiirlerinin toplandığı eserleri de bulunmaktadır. Şiiri zamanla değişerek mizahi şiirden düşünce şiirine, hatta mısralarda felsefeye dönüşmüştür.
("Doğudan Süzülen Batıdan Sızan" kitabından, yakında çıkacak)
Fransızca - Türkçe
Siyah Kadın
Léopold Sédar Senghor
Çıplak kadın, siyah kadın
Hayat olan rengine bürünmüşsün, güzellik olan şekline giydirilmiş.
Senin gölgende büyüdüm ben, ellerinin şirinliği bağladı gözlerimi
Ve işte yazın ve gün ortasının kalbinde,
Keşfediyorum seni vaat edilmiş toprak,
Yanık ve yüksek bir yakanın tepesinden.
Ve bir kartalın çabukluğu gibi, güzelliğin çarpar yüreğime
Çıplak kadın, esmer kadın
Sağlam ette olgun meyve, koyu coşkusu siyah şarabın
Ağzımı şair yapan ağız
Saf ufukların bozkırı, Batı rüzgarının tutkulu öpüşleri altında titreyen
savan
Oyulmuş tamtam, galibin parmakları arasında yakınan gergin tamtam
Ciddi ve ağır sesin senin
kutsal şarkısıdır sevgilinin
Siyah kadın, esmer kadın
Yararsız rüzgarların kırıştırmadığı yağ, atletin böğründeki durgun yağ,
Mali prensesinin böğründeki,
Kutsal bir bağla bağlı ceylan,
yıldız gibidir inciler cildinin gecesinde
Kendini sulayan tenini kemirir ruh oyunlarının hazzı ve yankısı altının
Tez geçer saçlarının gölgesinde,
çabucak geçer kederim gözlerinin en yakın güneşlerinde.
Çıplak kadın, siyah kadın
Şarkısını söylüyorum fani güzelliğinin, sonsuzlukta sabitlediğim şeklinin
Kıskanç bir yazgı küle dönüştürmeden, hayatın köklerini beslemek için.
Orijinal Metin
Femme noire
Femme nue, femme noire
Vêtue de ta couleur qui est vie,
de ta forme qui est beauté !
J'ai grandi à ton ombre; la douceur
de tes mains bandait mes yeux
Et voilà qu'au coeur de'Eté et de Midi,
Je te découvre, Terre promise,
du haut d'un haut col calciné
Et ta beauté me foudroie en plein coeur, comme l'éclair d'un aigle
Femme nue, femme obscure
Fruit mûr à la chair ferme, sombres extases
du vin noir, bouche qui fais lyrique ma bouche
Savane aux horizons purs, savane qui frémis
aux caresses ferventes du Vent d'Est
Tamtam sculpté, tamtam tendu qui gronde
sous les doigts du vainqueur
Ta voix grave de contralto est le chant spirituel de l'Aimée
Femme noire, femme obscure
Huile que ne ride nul souffle, huile calme
aux flancs de l'athlète, aux flancs
des princes du Mali
Gazelle aux attaches célestes, les perles
sont étoiles sur la nuit de ta peau.
Délices des jeux de l'Esprit, les reflets de l'or
ronge ta peau qui se moire
A l'ombre de ta chevelure, s'éclaire mon
angoisse aux soleils prochains de tes yeux.
Femme nue, femme noire
Je chante ta beauté qui passe, forme
que je fixe dans l'Eternel
Avant que le destin jaloux ne te réduise
en cendres pour nourrir les racines de la vie.
Şair Hakkında:
Léopold Sédar Senghor: 1906 yılında Sénégal 'in küçük bir sahil şehri olan Joal 'da doğdu. 1928 yılında okumak üzere Paris 'e geldi. Burada Damas ve Césaire ile tanıştı ve onlarla birlikte siyahilik düşüncelerinin temellerini oluşturdu. Sénégal bağımsızlığına kavuşunca 1960 yılında bu devletin ilk Cumhurbaşkanı oldu ve 1980 yılına kadar bu görevde kaldı. 1983 yılında Fransız akademisine seçildi. Aralık 2001 'de Fransa 'da öldü. Senghor Fransızca yazan siyahi şairlerin en bilinenidir. Siyahilik kavramına geniş anlam ve düşünceler hatta ırkçı bir kültürel kimlik tanımı yükleyen şair olarak tanınan Senghor 'un yaşamında ise Fransız kültürü içinde eridiği görülür. Gölge Şarkıları (Chants d'ombre, 1945) ve Kayıp Şiirler (Poemes perdus) en meşhur olan eserleridir.
("Doğudan Süzülen Batıdan Sızan" kitabından, yakında çıkacak)
Özbekçe - Türkçe
Zerafet
Rauf Parfi
Nehir dalgasına gazel yazılmış,
Otlar eğilmiş de kitap okuyor.
Bir lahza neşeyle gülüyor güneş
Diğer bir an ah çekiyor duruyor.
Kamışlar fısıldar ırmak yanında,
Gökte ak bulutlar gezer mecalsiz.
Varlık diri bir zerafet, cihanda,
Birine yalvarır, sığınır halsiz.
Bu kadar güzellik hangi mekanda,
Bu hangi kitaptır, kimin defteri,
Kimin dünyasıdır kılıç ucunda?
Titreyip parlıyor bir lamba, garip,
Bir küçük kuş öter ruhum içinde,
Bir kuş beni arar, ağlar acayip.
Orijinal Metin
***
Daryo mavjlariga yozilmish g'azal,
Maysalar egilib o'qiydir kitob.
Shodlanib xandalar otar bir lahza,
Bir lahza oh tortib qo'yadir oftob.
Qamishlar shivirlar daryo tomonda,
Ko'kda oq bulutlar kezar bemajol.
Bir tirik nafosat borliq, jahonda,
Kimgadir elanar, qilar iltijo.
Bu qadar go'zallik qaysi ochunda,
Bu qaysi kitobdir, kimning daftari,
Kimning olamidir qilich uchinda?
Qaltirab porlaydir bir chiroq g'arib,
Bir qushcha sayraydir ruhim ichinda,
Bir qushcha yig'laydir meni axtarib.
Şair Hakkında:
1943 yılı Eylül ayında Özbekistan 'ın Taşkent vilayetinde doğdu. Taşkent Devlet Üniversitesi 'ni bitirdi. Çeşitli yayınevlerinde çalıştı. İlk şiirleri 1950 'li yılların sonlarında yayınlanmaya başladı. 1960 'lı yıllarda tanındı. 60 'lı yılların başında klasik Sovyet şiirinden ayrılan, sonraki yıllarda daha da belirginleşen özgürlük düşüncesini içinde taşıyan, sembolizme kısmi dönüşü hissettiren ve suskunluk devrinden sonraki Yeni Özbek Şiiri diye adlandırılan modern Özbek şiirinin üç büyük öncüsünden biri olarak kabul edilir. 2005 yılında Taşkent'te vefat etti. Şairin, Kervan Yolu (Karvon yo'li, 1968), Tasvir (Tasvir, 1973), Hatırat (Xotirot, 1975), Sabır Ağacı (Sabr daraxti, 1986), Tevbe (Tavba, 2000) şiir kitaplarından en bilinenleridir. Güçlü bir çevirmen sıfatıyla Byron, Şehriyar ve Nazım Hikmet 'i Özbek okuyuculara tanıtan şair bir çok ödülün de sahibi. Bunlardan en önemlileri Uluslararası Mahmud Kaşgari Ödülü (1989) ve Türkiye Diyanet Vakfı Türk Dünyası Münacat Yarışması Büyük Ödülü (1996) 'dür.
("Doğudan ve Batıdan" kitabından, yakında çıkacak)
Gülsen
Behram Rozimuhammed
Gülsen
karıncaların işiteceği
sesle gül
Ağlasan
devlerin işitmeyeceği
sesle ağla
Kendinden de gizle gözyaşını
kendinden de sakla
Sevgiye
kendini sevmeyerek başla
Yansan
küle dönüşene kadar
hiç kimse bilmesin yandığını
Orijinal Metin
Kulsang
Kulsang
qumursqalar eshitadigan
ovozda kul
Yig'lasang
devlar eshitmaydigan
ovozda yig'la
O'zingdan ham yashir ko'z yoshingni
o'zingdan ham yashir
Sevgini
o'zingni sevmaslikdan boshla sen
Yonsang
kulga aylanguningcha
yonganingni hech kim bilmasin
Şair Hakkında:
1961 yılında Özbekistan 'ın Harezm vilayetinde doğdu. Taşkent Devlet Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi 'nden mezun oldu. Önce ilçe gazetelerinde, daha sonra Harezmdeki çeşitli gazete ve yayınevlerinde çalıştı. Halen "Özbekistan Edebiyatı ve Sanatı" gazetesi yazı işlerinde görev yapmaktadır. Behram Rozimuhammed Özbek şiirinde Avrupa şiir usulünü güçlü bir şekilde temsil ederken vezin ve kafiyeyi kenara atarak bu ekolde yazan diğer Özbek şairlerinden de ayrılmaktadır. Şairin Sessiz Adım (Tovushsiz Qadam, 1987), Kavağa Yakın Yıldız (Terakka Yakin Yulduz, 1989), Huzurlu Çiçek Açan Ağaç (Tinch Gullaydigan Daraxt, 1997), Gündüz Serhadleri (Kunduz Serhadlari, 1999) şiir kitaplarından bazılarıdır. Bunların dışında Rusça ve Almanca şiir kitapları da yayınlanmış, bazı şiirleri ise Türkçe 'ye çevrilmiştir.
("Doğudan Süzülen Batıdan Sızan" kitabından, yakında çıkacak)
Azerice - Türkçe
İkiye bölünmüş bir parçayım ben
Nebi Hazri
Hem yumuşak,
hem keskin,
hem kararlıyım ben,
ikiye bölünmüş
Bir parçayım ben.
Burada ölümü de
ikiye bölüyorlar,
nasıl bitecek ki
bu bela nasıl?
Benim dilimi de
ikiye bölüyorlar,
"Farsça yaz", "Rusça yaz"
"anlasın" insan!
Budur, derdimizi
anlayana bak,
Bizi anlamamaktan
sen koru, Allah!
Adalet diliyorum,
Esaret geliyor.
-Nedir istediğin?
-Söz hürriyeti,
Herkese gerektir
öz hürrüyeti.
-Biz sana vermişiz
göz hürriyeti
Ömür boyunca
yere de, göğede
bak doyuncaya dek.
Kim diyor uzakta
göz hürriyeti.
Sınır telleri ki
zincirden beter.
Kan sızıp işliyor
iliğe kadar.
Ne büyük dehşettir
cevap ver dünya,
Köle doğmadan da
köle mi olacaksın?
Hem yumuşak,
hem keskin,
hem kararlıyım ben,
İkiye bölünmüş
Bir parçayım ben.
Bu derdim, bu gamım
sinemde dağdır,
Nasıl ana parçam
kavuşacaktır.
Orijinal Metin
Şair Hakkında:
Nebi Xezri 1924 yılında Baku'da doğdu. Leninqrad Üniversitesinde, Moskova'da M.Qorki adına Edebiyyat Fakültesi'nde eğitim gördü. Yeni Azerbaycan şiirinin güçlü şairlerindendir ve sosyal-siyasi hayatta da katılımcı olarak bilinir. Başlıca eserleri, "Çiçeklenen Arzular"1950, "Sulh Eskerleri"1951, "Temiz Ürek"1955, "Salxım Söyüdler"1957, "Güneşin bacısı", "Sumqayıt Sehif eleri", "Veten ve Qurbet"1959, "Kim Meni Xatırlasa" 1960, "Deniz, Köy, Mehebbet"1965, "Xatireler Çığırıyla"1966, "Avropa Xatireleri" 1970, "Torpağa Sancılan Qılınç", "Şehidler ve Şa-hidler", "Qem Defteri", "Seçilmiş Eserleri" (2 cilt),1973-1974, "Dereler", 1970; "İller ve Sahiller", 1969, "İnam", 1982, "Son İllerin Setirleri", 1975,"Ulduz Karvanı"1979, "Ummandan Damlalar (makale, hikaye, nesirler, piyesler)"1979. A.S.Puşkin, M.Y.Lermontov, D.Quramişvili ve başka bir çok şairin eserlerini Azerbaycan Türkçesi'ne tercüme etmiştir. "Deniz Zirveden Başlanır" eseri 1973 yıl SSRİ, "İnam" adlı eseri ise 1982 yılı Respublika Devlet Mükafatı almıştır.
("Doğudan Süzülen Batıdan Sızan" kitabından, yakında çıkacak)
Türkçe - Almanca
BILD EINES WEINENDEN KINDES: BOSNIEN
Ich schwöre deiner Tränen, daß
Dein Zorn ein Sintflut wird fließend über deine Wangen
Die Hände des Schweigens werden uns erwürgen
Es wird kein Berg mehr bleiben worauf wir steigen können.
Ich schwöre deiner Tränen das.
Auch uns wird noch dein Herz verbrennen.
Dein Atem, der den Morgen nicht erlebte, wird unser Nacht.
Es wird keinen Mond mehr geben und auch keine Sterne,
Wenn wir noch so leben von deinen Hoffnungen flüchtig.
Auch uns wird noch dein Herz verbrennen.
Soweit die Sonnen sterben werden wir sterben, werden erfrieren.
Die Schakale werden heulen auf den Bergen unseres Herzens.
Welche wir verließen geplündert zu werden
Unsere Adern werden nicht mehr zu unseren Herzen fließen;
Soweit die Sonnen sterben, werden wir sterben, werden erfrieren
Laß deine Tränen tropfen über uns,
Damit unseres Herzens Erde wieder ergrünt,
Laß tropfen, damit seine Sprößlinge auferstehen,
Ehe der Wind unsere Wüsten weggenommen hat.
Laß deine Tränen tropfen über uns.
Ich schwöre deiner Tränen, daß
Du lachen wirst oder wir werden zugrunde gehen
Unsere Seelen werden schlecht riechen, du wirst es nicht sehen
Oder in Feuerflüssen werden wir wohl schwimmen
Ich schwöre deiner Tränen das.
Orijinal Metin
Ağlayan Çocuk Fotoğrafı: Bosna
Hicabi Kırlangıç
Gözyaşlarına senin yemin ederim ki
Tufan olacak öfken yanaklarından inip
Boğacak bizi suskunluğun elleri
Çıkabileceğimiz bir dağ da kalmayacak
Gözyaşlarına senin yemin ederim ki
Kalbin bizi de yakacak daha
Sabaha çıkmayan nefesin gecemiz olacak
Ay da olmayacak artık yıldızlar da
Böyle yaşadıkça biz umutlarından kaçak
Kalbin bizi de yakacak daha
Güneşler öldükçe ölecek buz kesileceğiz
Yağmaya terk ettiğimiz kalbimizin
Çakallar uluyacak dağlarında
Kalbimize akmayacak artık damarlarımız
Güneşler öldükçe buz kesileceğiz
Akıt gözyaşlarını üstümüze
Yeşersin kalbimizin toprağı yeniden
Akıt ki dirilsin fidanları
Çöllerimizi henüz rüzgar götürmemişken
Akıt gözyaşlarını üstümüze
Gözyaşlarına senin yemin ederim ki
Ya sen güleceksin ya biz kahrolacağız
Kokacak ruhumuz sen görmeyeceksin
Yüzeceğiz ya da ateşten ırmaklarda
Gözyaşlarına senin yemin ederim
Şair Hakkında:
1966 yılında Amasya’da doğdu. 1983-1987 yılında Ankara Üniversitesi Dil Fars Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalından mezun oldu. 1996 yılında aynı üniversitede Fars Dili ve edebiyatı alanında doktorasını tamamladı. Halen Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Kırlangıç, evli ve iki çocuk babasıdır.
Şiirleri, Aylık Dergi 'nin yanı sıra Ayane, Kardelen, Düş Çınarı, Dergah ve Edebiyat Ortamı, Yedi İklim ve Hece adlı dergilerde yer aldı.
Fars dili ve edebiyatı alanında çeşitli makaleleri bulunan Kırlangıç’ın yayımlanmış bazı kitapları:
Hayret Makamında (Şiir), Denge Yayınları, İstanbul 1993.
Osmanlıca Sözlük (Derya Örs ile birlikte), Gün Yayıncılık, Ankara 2002
Düşte Yürüyen Derviş (şiir). İlke Yayınları, İstanbul 2004
Yedi Meclis, Mevlâna 'dan çeviri, Ney Yayınları, İstanbul 2007
Farsça - Türkçe Konuşma Kılavuzu, Yargı Yayınları, Ankara 2008
(Das Licht, Nr.12, Juli 1995)
|