|
Niğde kalesi : Alaeddin tepesi üzerindedir.
Kalenin tarihi hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Alt duvarlarında Arap Bizans çeşnisi var ise de M.Ö. 8. asırda yapılmış olma ihtimali vardır. Kale 1740 yıllarında Sadrazam İshak Paşa tarafından onarılmıştır. Bugün ise Belediye tarafından tepenin etrafı duvarla çevrilerek, Tepenin üstü park haline getirilmiştir.
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 14.294 km²
Nüfus: 305.861 (1990)
İlçe sayısı: Niğde (merkez), Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik, Ulukışla.
Anlaşmalı döğüş
Recep Tayyip Erdoğan 2002'den beri İsrail ile allı ballı ilişkiler içinde olduğunu unutturmuş görünüyor.
İsrail'in kendisine verdiği cesaret ödülünden bahsetmediği gibi bunu iade etmek de aklının ucundan dahi geçmiyor.
Gazze Şeridi'ni bombalayarak bin kadar Filistinliyi öldüren ve yaralayan İsrail Hava Kuvvetleri'ne mensup pilotların, kent bombardımanı ustalığına sizin gayretlerinizle Konya'da eriştirilmedi mi? Yetiştir... gönder... Gazze'yi bombalat ve öldürt... Sonra da ortaya çık onları savunuyormuş gibi görün... Değişik edalara gir. Şakşakçıların da seni «kahraman » diye karşılasınlar. Gel de sen bunu benim külahıma anlat. Bu manzaraya kargalar bile gülerler!
Türk askeri söz konusu olduğu zaman "askerlik yan gelip yatma yeri değildir" diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Irak işgalcisi ABD askerleri söz konusu olduğunda ise onlara şu dua ile mukabelede bulunuyor : "Kahraman(!) Amerikan askerlerinin sağ salim ülkelerine dönmeleri için dua ediyorum."
Kerkük'te insanlarımız hunharca öldürülürken, subaylarımızın başına çuval geçirilirken
Recep Tayyip Erdoğan'ın hiç kükrediğini gördünüz mü?
AKP'lilerin PKK'lı teröristler tarafından şehit edilen askerlerimize veya ailelerine, Kahraman(!) Amerikan askerlerine yaptığı duaya benzer bir dua yaptığını hiç gördünüz mü?
Ümraniye davası
Boş verin dua etmeyi generallerimize kadar, askerlerimizi kanunsuz bir suçlama sirkülasyonu oluşturarak yargılattıran ve bu davanın savcısı olduğunu söyleyen Recep Tayyip Erdoğan değil mi?
Amerikalılar tarafından İncirlik'ten uçurulan uçaklarla Türkmenler dahil, kaç Iraklının öldürüldüğünü biliyor musunuz?
Irak'ta Amerikan askerleri tarafından bir buçuk milyondan fazla Müslüman öldürüldüğü zaman, küçük kızlardan, masum annelere kadar masum insanlara hunharca tecavüz edildiği zaman Recep Tayyip Erdoğan neredeydi? Aksine George Bush ile kameralar karşısında el ele poz vererek hiç sesi çıkmıyordu! Hey kör politika, hey çıkar... Hey oy kaygısı, propaganda... Hey koltuk hırsı... siz insanları kılıktan kılığa sokuyorsunuz! Onları biraz kendi hallerine bırakın da normal düşünmeyi öğrensinler!
Ey şakşakcılar! Olumsuzluklar içinde bocalayanları alkışlamakta çok mahirsiniz! Kusurluları daha da büyük hatalara itmek için ellerinizden ne geliyorsa yapıyorsunuz!
AKP'ye acil taze kan lazım!
Ahmet Davudoğlu bir ay önce Davos moderatörüyle ne konuştu?
Seçimler yaklaşırken, Ahmet Davudoğlu'nun bir ay önce Davos moderatörüyle konuşması sizi önceden bir senaryonun kurgulandığı düşüncesine itmiyor mu?
«Davos Krizi seçim yatırımı m?» diye soruyorlar bazıları... Bu çıkış «Davos senaryosuyla» sonlanmayacak! AKP önümüzdeki günlerde yeni yeni senaryoları gündeme taşıyacak! Bu sözümü unutmayın ve bir kenara yazın! Dün İsrail'le gerçekleştirilen senaryo, yarın belki IMF'yle ya da herhangi bir Avrupa ülkesinde başka numaralarla gündeme taşınacak. Türkiye'deki Ergenekon torbası da çantada hazır keklik! Hem dışardan, hem içerden gerçekleştirilecek senaryolarla AKP seçimden galip çıkmak istiyor. Bunu anlayın!
AKP'liler yolsuzluk dosyaları kabardıkça gerginleşiyorlar!
AKP hükümeti, yılda 2.5 milyar dolar kâr eden Türkiye'nin stratejik açıdan en önemli kuruluşu Türk Telekom'u 1.31 milyar doları peşin 1 milyar 180 milyon dolarlık 5 taksitle sattı. Böylece Oger Telecom'a, kuruluşu, kârının yüzde 60'ına yakın bedelle satın alma olanağı tanındı. Hükümet, satıştan hemen sonra kurumlar vergisini yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirerek şirketin kârlılığını da yüzde 50 artırdı.
Hükümet yassı çelikte Türkiye'de tekel konumunda bulunan ve kuruluş değeri 7 milyar dolar olarak kabul edilen Ereğli Demir Çelik Fabrikaları'nı 2.8 milyar dolara sattı.
4.5 ayda 4 misli kâr : 3 milyon 751 bin dolara özelleştirilen Sümerbank'ın arsasının sadece bir bölümü 13 milyon 750 bin dolara satıldı! Sümerbank'ın 50 yıl önce kurduğu Pamuklu Mensucat A.Ş., 13 Temmuz 2005'te, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca 3 milyon 751 bin dolara, 47 ortaklı Ortak Girişim Grubuna (OGG) satıldı.
OGG'nun başında AKP'li Manisa Belediye Başkanı Bülent Kar bulunuyor.
Şirketi alan grubun ilk icraatı, Sümerbank'ın 90 dönümlük arsasının 55 dönümlük bölümünü, alışveriş merkezi yapılmak üzere KİPATESCO şirketine 13 milyon 750 bin dolara satmak oldu.
Böylece şirket, sadece arsanın bir bölümünü satarak yatırdığı paranın 4 katını 4,5 ay sonra kazanmış oldu. Kaldı ki, daha fabrikanın 35 dönümlük arsası duruyor.
Böylece özelleştirme bir yağmaya dönüştü; yatırımcılar daha bir yıl geçmeden 4,5 ay sonra sadece arsanın bir bölümünü satarak 4 misli kâr elde ettiler, Tabii fabrikanın satılan bir trilyonluk hurdaları bu kârın içinde değil...
OGG Yönetim Kurulu ve AKP Manisa Belediye Başkanı Bülent Kar, ÖİB ile yaptıkları gayri resmi anlaşmanın fabrikayı ekonomiye kazandırma amacı taşımadığını da açıkça belirtti.
Amaç, özelleştirmek değil, halkın hakkını yağmalamak...
Özelleştirme yağmasına bir örnek daha : Gemlik Gübre Sanayii A.Ş., 83,1 milyon dolara özelleştirildi. Oysa bu fabrikanın sadece arsası, içindeki 154 lojmanla birlikte 120 milyon dolar ediyor.
Limanıyla birlikte fabrikayı salın alan İşadamı Ali Rıza Yıldırım'ın basına yaptığı açıklama:
"IGSAŞ gübre, 90 milyon dolara satıldı, içinde 60 milyon dolar para vardı, Eti Gümüş, 33 milyon dolara satıldı. 20 milyon dolar nakiti vardı, Gemlik Gübre bugün satılsa, iki katına satılır."
İşte, ülkemiz AKP tarafından bu şekilde yoksullaştırılıyor...
Naylon fatura düzenlemekten sanık bir Maliye Bakanı : Sanık Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın oğlu Abdullah Unakıtan, hiç çalışmadan, yorulmadan, oturduğu yerde bir kalemde 366 milyar lira kazanıyor.
Peki nasıl?
17 Nisan 2003 larihinde önce mısır ithalatındaki gümrük vergisi %35'den %20'ye indiriliyor.
Ağustos 2003 tarihinde Kemal Unakıtan'ın oğlu 4000 ton mısır ithal ediyor, İthalat işlemi bittikten sonra, 8 Ağustos 2003 tarihinde mısır ithalinde gümrük vergisi önce %40'a daha sonra %70'e çıkarılıyor.
Kimin hakkı yeniyor? Tabii ki halkın!
Abdullah Unakıtan. pastörize yumurta ithalatı işine de giriyor. Önce şirketi AB Gıda San. ve Tic. A.Ş.'ye 2,5 milyon YTL'lik teşvik belgesi veriliyor. İşe başlamadan önce pastörize yumurtada KDV oranları %18'den %8'e iniyor.
Yani Maliye Bakanı, aileye çalışıyor!
Bir arsa satışından bir trilyon lira kâr eden ama vergi vermeyen Maliye Bakanı.
Kemal Unakitan, kendi aldığı mülkü kendine sattı. 19 ayda 1,244,400,000.000 TL (1 milyon dolar)kazandı!
İzmir'in Foça ilçesinde bir taşınmaz, Kemal Unakıtan'a ait BEM Dış Ticaret A.Ş. tarafından 12 Ekim 2000 tarihinde 15.600.000.000 TL'ye satın alındı, Aynı taşınmaz. 10 Mayıs 2002 tarihinde, yani 19 ay sonra 1.260.000.000.000 TL'ye bir özel finans kurumuna satıldı.
Satan şirketin ortağı Kemal Unakitan, alan şirketin genel müdürü de Kemal Unakitan!
Bu olağanüstü kârdan kurumlar vergisi ödenmedi, şirket tasfiye edildi.
Uyanın artık!
Ankara'lılar, İstanbullular ceplerinize giren birilerinin ellerini görün artık! Su ve çamur deryaları içinde yüzmek, çukurlar içinde öldürülmek istemiyorsanız tedbirinizi alın! Oylarınızla haysiyetinizi koruyun...
«Sizin kalitesiz ve bedava kömürlerle zehirlenme isteğinizi kimse engelleyemez! » dedirtmeyin.
Ankara'lılar size Arsenikli su içiren Belediye Başkanına seçimlerde gerekli cevabı verin!
Yavaş yavaş ölme yolunda oyunuzun karşılığında sizi küçülterek sadaka verenleri yüceltmemek için meydanları doldurun! Avazınız çıktığı kadar «AKP'ye hayır!» diye bağırın!
İsrail boşuna cesaret ödülü vermez!
İsrail ile işbirliği akıl almaz boyutlarda!
Recep Tayyip Erdoğan'a verdiği cesaret ödülünün İsrail için önemi büyüktür!
«Hindi gelen yerden tavuk esirgenmez!» hesabıyla İsrail sadece kendi çıkarını düşünüyor!
2002 yılında iktidara geldikten hemen sonra, AKP iktidarı, İsrail'le daha önceki hükümet döneminde yapılan 700 milyon dolarlık tank modernizasyonu ihalesine yeşil ışık yaktı. AKP hükümeti İsrail'den silah alımı konusunda yıllık ortalama 400 milyon dolarlık toplamla önceki hükümetleri de geride bıraktı.
Bu projeler arasında en önemlisi 2004 yılında alımı yapılan Heron'lar yani "casus uçaklardı". Sadece Heron alımında AKP 183 milyon doları İsrail'e akıttı.
Hükümet, uluslararası piyasalarda rafineri talebinin tepe noktasına ulaştığı ve siparişle ancak 6 yılda rafineri yapılabilen bir ekonomik ortamda, 35 milyon ton rafinaj kapasitesi olan Tüpraş'ı 4 milyar dolara sattı. Satıştan sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'deki akaryakıt kaçakçılığının 18 milyar dolara ulaştığını bildirdi. Tüpraş'ın yüzde 14.76'sı ise, başka hiçbir aracı kuruma haber verilmeden borsa değerinin yüzde 8 altına Global Yatırım'ın sahibi Mehmet Kutman aracılığıyla İsrailli Ofer ailesine satıldı. Özelleştirme rakamına göre 752 milyon dolar kamu zararı oluştu.
Görünen köy kılavuz istemez!
Recep Tayyip Erdoğan Davos dönüşü Atatürk'ün sözünden bahsederek Atatürk'ü kendi siyasetlerine alet etmiştir! Atatürk'ün kurduğu kurumları ve müesseseleri kökünden kazıyanlara ve Ergenekon adı altında Atatürk'e sevgi besleyenleri suçlayanlara ne yazık ki Atatürk'ten bahsetme hakkı düşmemektedir. Bizi olduklarından farklı görünerek aldatmaya kalkışmasınlar ve oldukları gibi görünsünler!
Recep Tayyip Erdoğan Davos dönüşünde İstanbul'da yaptığı konuşmada oradaki yaptıklarının fırsata çevirme planı olduğunu da doğruluyor. Şaban Dişli'yi Dengir Mir Mehmet Fırat'ı, Melih Gökçek'i kamuoyuna onların iç yüzleriyle ruh portrelerini tanıtan CHP Milletvekili İstanbul Belediye Başkan Adayı Kemal KILIÇDAROĞLU'na sataşması bizim iddiamızı doğrulamaktadır!
Yani Davos krizi anlaşmalı bir döğüştür!
Biliyorsunuz «mahalli» Belediye Başkanlığı seçimlerinin yapılacağı tarih yaklaştıkça AKP'lileri endişe sarıyor.
Yani Erdoğan trübünlere oynuyor!
Sözle olsun, tavırla olsun konular parti politikası olarak değil, devlet politikası olarak ele alınması gerekirken Recep Tayyip Erdoğan diplomatik olmayan davranışlarıyla devlet yerine, dini kimliği ön plana çıkararak politika yaparak partisi AKP'yi güçlendirmeye çalıyor!
AKP'liler hatalı yürüttükleri politikalar sebebiyle kendilerini kontrol edemiyorlar! Bu sebeple, olayları veya tavırları sertlikle, hırçınlaşarak karşılıyorlar!
AKP'liler Takip ettikler yanlış ve tavizkâr politikalar sebebiyle olumsuzlukları «veryansın» ederek karşılıyorlar!
Bir soru : Recep Tayyip Erdoğan Davos'ta Türkiye'yi mi AKP'yi mi temsil etmiştir. Ya da o çıkışlarını devlet adına mı yoksa AKP adına mı yapmıştır? Devlet adına oraya gittiyse T.B.M.M.'nin onayını almış mıdır? AKP adına gittiyse devletimizin yıpratılmasına sebep olmuş mudur, olmamış mıdır? Bunların açıklığa kavuşturulması gereklidir.
Hey kör politika, hey çıkar... Hey oy kaygısı, propaganda... siz insanları kılıktan kılığa sokuyorsunuz! Onları biraz kendi hallerine bırakın da normal düşünmeyi öğrensinler!
Ey şakşakcılar! Olumsuzluklar içinde bocalayanları alkışlamakta çok mahirsiniz! Kusurluları daha da büyük hatalara itmek için ellerinizden ne geliyorsa yapıyorsunuz!
Paris, 30.01.2009
Deniz Feneri Davası
diğer Avrupa ülkelerinde de açılmalı!
Desen : Üzeyir Lokman ÇAYCI
ÖĞENDİRE
Dostlarını,
Arkadaşlarını,
Ve akrabalarını gütmek çok kolay...
Al eline öğendireni
Gelişigüzel dürt onların bir yerlerine...
Aşağıla
Baskı yap, tehdit et, cezalandır...
Arzu ettiğin gibi davransınlar
Sevmediklerinle, hoşlanmadıklarınla
Kessinler ilişkilerini
Senin dilediğini yapsınlar !
Bütün bunlar
Tatmin olman içinse eğer
Gerine gerine «Oh... » de!
Bakalım
Rahatlayabilecek misin?
Hâlâ huzursuzsan
Kusurlarını kabul et
Özür dile
Adam gibi çık ortaya!
İstersen
Sorgulamaya kendinden başla
Al eline öğendireni
Dürt bir yerlerine
Hırslarını kontrol et
Bencilliklerini irdele
Tahammülsüzlüklerine bir ad koy
Tabularını yık
Sevgi melekelerini canlandır
Yazdıklarını ve konuştuklarını gözden geçir
Kasıntılarını parçala
Adam gibi çık ortaya!
Biliyorsun
Kabalıklar çiçeklerle karşılanmaz
Bir an için de olsa
Kendini karşındakilerin yerlerine koy
Farklılıklar içinde yaşamaya alış
Bakışlarını değiştir
Dostlarının kalplerini kırma!
Gülümseyerek yaklaş insanlara
Örnek kişiliğinle
Adam gibi çık ortaya!
Arkadaşlarınla
İlişkilerini gözden geçir
Davranışlarını düzelt!
Tek yönlü fedakarlıklar bekleme
Onlardan...
İçi boş sözlerle çevrendekileri suçlama
Kusuru önce kendinde ara!
Adam gibi çık ortaya!
Bütün bunlardan sonra
Belki bir gün
Elindeki öğendireyi
Atmak geçebilir içinden
O zaman
Duygularını canlandır
Al eline kalemini
Şiirler yaz
Dostluğunu şaha kaldır
Nefretini...
Ve bencilliğini bir kenara at!
Ulu orta
Dostlarına baskı yapmayı bırak
Sevilmeyen biri olma
Adam gibi çık ortaya.
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris, 01.01. 2009
Kriz teğet geçmiyor!
¤ Birko A.Ş.'nin Niğde Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikalarında çalışan toplam 1500 işçisinden 400'ü ekonomik kriz nedeniyle işten çıkartıldı. Fabrika üç vardiyadan iki vardiyaya düştü.
AKP'liler için biz birer oy makinesiyiz!
Kanla kazanılmış topraklarımızı, fakir fukaraya yönelik Sümerbank gibi müesseselerimizi tersanelerimize kadar birer birer satmaktan başka ne yaptılar?
Kendimizi onların şakşakçılığını yaparak aldatmayalım! AKP ile satılmadık bir şeyimiz kalmadı! SABAH-ATV'nin resmen sahibi olan Çalık Holding patronu Ahmet Çalık'ın Halkbank ve Vakıfbanktan aldığı toplam 750 milyon dolarlık kredi unutuldu mu? Yani AKP yakınlarına hizmet veriyor. Sana bana da olanları şuursuzca seyretmek düşüyor.
Şehitlere kelle, teröristbaşına sayın, çiftçimize ananı al git ulan diyen Başbakan'la her şeyin iyiye gittiğini söyleyebilir miyiz? Ülkemizde genel anlamda özürlüleri, hamile hanımları, yaşlıları düşünerek her hangi bir düzenleme yapıldı mı? AKP'lilerce yönetilen yağmur ve karla çamur içerisinde kalan İstanbul, Ankara, Bursa gibi şehirlerimiz bugün karşımızda değil mi?
Bunlar yani AKP'liler özürlülere hizmet veren okulları dahi kapatıyorlar. İlgilendikleri tek şey var... Para ve kötü siyaset... İnsan onların tanımadığı bir varlık! Düşündükleri tek şey ise çocukları... Fakir fukara ve Türk Milleti onların umurunda bile değil. AKP'lilerde gördüklerimizin hiçbiri Müslümanlıkla da bağdaşmıyor! Uyanalım artık!
Ahu Biray
TÜRKİYEDE TÜRK OLMAK!
Tuncer ERTANA
Artık Türkiye de TÜRK olmak kadar zor bir şey var mı diyesi geliyor insanın! Öyle bir zamanın içindeyiz ki, acaba ben kimim, nerede yaşıyorum demek geliyor içimden. Gülmeyi unuttum, ağlamak geliyor içimden ama nafile, kan damlıyor artık gözlerimden. TÜRKÜM NE MUTLU BANA der gururlanırken, inanın artık bu sözler içimizden söyleniyor ve gizliden. TÜRKİYE canım vatanım demek gelirken içimden ama saklıyorum bunu artık tüm TÜRKİYELİLERDEN!
Hani şair diyordu ya;
"VİCDAN AZABINA EŞ,KAYNA KAYNA SAKARYA,
ÖZ YURDUNDA GARİPSİN,ÖZ VATANINDA PARYA"
İşte öyle bir hale getirildik öz vatanımızda. HEPİMİZ TÜRKÜZ HEPİMİZ, dememiz gerekirken,
HEPİMİZ ERMENİYİZ ! demek zorunda kaldık vatanımızda. Birden bir haller oldu ülkemde, garip kaldım birden öz yurdumda! Savaşa bile davul zurna ile giderken, askere gitmemek moda oldu yurdumda! İşte değiştik dostlarımız! kına alıp yakalım hep birlikte, her bir yerimize! TÜRK MİLLETİ horlandı, yok olmak üzere artık sayenizde! Gerek yok almaya bizi artık aranıza, gerek kalmadı yok artık farkımız hepimiz OSMANLIYIZ! Ne büyük bir yük yüklemişin bize ALLAHIM! Kendi benliğimizi taşımaktan çekinir iken, birde İSLAMI ekledin sırtımıza! Daha dün gibi capcanlı duruyor YEMEN DE, HİCAZ DA verdiğimiz binlerce şehitler! Belki yeni yetişen gençlerimiz bilmiyor, bu şehitler ki; İSLAM ADINA, kendine Müslüman diyenlerin kurşuna dizdiği,arkadan hançerledikleri MÜSLÜMAN TÜRKLERDİ! İşte öyle garip bir millet olduk, bu fani dünyada. Yüzyıllarca onları koruduk, mükafatı arkadan hançerlendik MÜSLÜMANLIK ADINA! Hitler'in fırınlarında yanmasınlar diye kucak açtık,şimdi bize ve dünyaya kafa tutmaya başladılar. Saddam'ın önünden donsuz kaçanları aldık aramıza verdik ekmeğimizin yarısını şimdi aslan kesildiler ekmeğimize göz diktiler. Neydi TÜRK MİLLETİNİN günahı ALLAHIM? Cezasını mı çekiyoruz yaptığımız iyiliklerin...
Bütün dünya çıkıp soyunun asilliği ile haykırırken, biz kaçar olduk toplumdan. Bütün TÜRKİYELİLER! övünürken kimliğiyle, biz saklar olduk TÜRK kimliğimizi. Ne zormuş Allah'ım TÜRKİYEDE TÜRK OLMAK.İşte yine durumumuzu büyük şairin şu dizeleri ile bitirirken;
"SAKARYA, SÂF ÇOCUĞU, MÂSUM ANADOLUNUN
DİVANESİ İKİMİZ KALDIK ALLAH YOLUNUN"
Diyor,TÜRK MİLLETİNE kaderiyle baş başa sabırlar niyaz ediyorum...
Niğde, 26.01.2009
GÖZALTINA ALINAN SADECE
AVRASYA TELEVİZYONU MU?
AKP YÖNETİMİNİ, TARAFLI YAYIN YAPAN TRT'Yİ VE
BUNLARI SUSKUNLUK İÇİNDE KARŞILAYAN MHP YÖNETİMİNİ KINIYORUZ!
HAZIRLIK TAHKİKATINDA İKEN ÇARŞAF ÇARŞAF YAYINLARLA KURUMLARI VE KİŞİLERİ YIPRATAN BİR DAVA İLE MİLLETİN KARŞISINA ÇIKTILAR!
MİLLETVEKİLİ YEMİNİ UNUTULDU!
HAVA KİRLİLİĞİYLE, KAPANAN İŞYERLERİYLE, FAKİRLİKLE, DENİZ FENERİ YOLSUZLUĞUYLA İLGİLENMEYENLER VATANSEVERLERİ SUÇLAYARAK HUZURSUZLUK POMPALAMAK SURETİYLE OY TOPLAMAYA ÇALIŞIYORLAR!
KUTSAL VATAN TOPRAKLARININ VE TERSANELERE KADAR ATATÜRK'ÜN KURDUĞU KURUMLARIN SATILMASI KARŞISINDA NE YAPTINIZ?
KUDDUSİ OKKIR'IN KATİLLERİ KİM?
EMEKLİ ALBAY ABDÜLKERİM KIRCA'YI KİM ÖLDÜRDÜ
GENERALLERİMİZİ VE ORDUMUZU YIPRATANLAR HAKKINDA NE İŞLEM YAPILDI?
GAFLET VE DALALET İÇERİSİNDE BULUNANLARI VE YEMİNLERİNE SADIK KALMAYANLARI ALLAH'A HAVAL EDİYORUZ!
İPEK TEKİN
NİĞDE, 24.01.2009
AKP'liler milletimize hizmet veren müesseseleri ya satıyorlar, ya da kapatıyorlar!
AKP'liler milletimize hizmet veren müesseseleri ya satıyorlar, ya da kapatıyorlar! Siz AKP'lilerin herhangi bir Fabrika açtıklarını duydunuz mu? Özürlülerle ilgili İstanbul veya Ankara gibi büyük şehirlerde düzenlemeler yaptıklarına şahit oldunuz mu? Onların ilgi alanında sadece kendileri ve yakınları var! Eğer hatalarını ifşa edenler, onları eleştirenler varsa onlara da gösterecekleri tek adres Ümraniye Cezaevi veya Ergenekon davası!
Bu halleriyle dünya siyaset tarihinde görülmeyecek icraatlara AKP'liler öncülük yapıyorlar!
Selma Bakaner
İstanbul, 23.01.2009
AKP'li yöneticiler Niğde Cemil Meriç
görme engelliler okulunu
niçin kapattılar?
«....toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim» diye yemin ederek göreve başlayan AKP'li yöneticiler Niğde'de "Cemil Meriç Görme Engelliler Okulunu" kapattılar!
Olan görme engelli Niğdeli çocuklara oldu. Çoğu Kayseri'ye gitti bazısı da güç şartlarda normal okullarda okuyorlar... Bize mağduriyetlerinden bahseden bir çok vatandaşımız "AKP'ye oy verenlere, AKP'lilere, sadece kendi çocuklarını düşünen AKP yöneticilerine beddua etmekten başka çarelerinin kalmadığını bildirdiler. Bu ilgisizliğin, bu tavrın özürlülere ve özürlü ailelerine eziyete dönüştüğü de dillerde!
«Niğde Bölgesinde hizmet alanları açma yerine hizmet alanlarını kapatma gibi normal karşılanmayacak AKP icraatları hukuki hatalarla dolu Ergenekon gibi davalar ön plana çıkarılarak unutturulmaya çalışılıyor!
Yaptıkları yemine sadakat göstermeyenler bu yemini sizlere tekrar hatırlatıyoruz :
Madde 81.- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler : «Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.»
Hamit ERGÜL
Ankara, 20.01.2009
TÜRKİYE KÖRLER FEDERASYONU
NİĞDE CEMİL MERİÇ GÖRME ENGELLİLER
İLKÖĞRETİM OKULU'NUN
YENİDEN AÇILMASINI İSTİYOR
Niğde Cemil Meriç Görme Engelliler İlköğretim Okulu'nun Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 10 Temmuz 2008 tarihinde kapatılmasını protesto eden Türkiye Körler Federasyonu bu kararın geri alınmasını istiyor.
Türkiye Körler Federasyonu Genel Başkanı Hasan Tatar yaptığı basın açıklamasında, 2005 yılından bu yana yeni öğrenci kayıtları alınmayan Niğde Cemil Meriç Görme engelliler İlköğretim Okulu'nun biran önce öğretime açılmasını isteyerek şu görüşlere yer verdi; "Ülkemizde görme engellilere hizmet amacıyla kurulan kamuya yararlı deneklerin üst örgütü olan federasyonumuz; kurulduğu 1976 tarihinden bu yana ülkemizdeki görme engellilerin hak ve çıkarlarını koruyup geliştirmek için çalışmaktadır. Federasyonumuz Avrupa Körler Birliği ve Dünya Körler Birliğinin etkin bir üyesi ve Türkiye temselcisi; Türki Cumhuriyetleri Kör Örgütleri Birliğinin kurucusudur. Ülkemizde 16 adet körler okulu bulunmaktadır bu sayı; eğitim alması için ulaşılamayan görme engelli öğrencilere yetmezken, 10.07.2008 tarihinde, 2005 yılından beri yeni öğrenci kayıtları alınmayan Niğde Cemil Meriç Görme Engelliler İlköğretim Okulu Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kapatılmıştır. Konuyla ilgili tepkilerimizi dile getirmek ve okul kapatma kararının geri alınması için, Milli Eğitim Bakanlığı, Hükümet ve siyasi partiler nezdinde girişimlerimiz devam etmektedir. Ayrıca Federasyonumuz tarafından Ankara ve Niğde'de basın açıklamaları yapılmıştır."
Ankara, 21.08.2008
MERKEZ VALİSİ
Ömer Fethi GÜRER
2000 yılında Niğde Valisi olduğu süreçte Niğde için önemli çaba ve çalışmalar yapan değerli bir valimiz vardı : Refik Arslan Öztürk.
Onunla giderek yok olan kimi değerleri yeniden anımsadık. "Dürüstlük, Devlet malını koruma, İşini iyi yapma, Gösterişten uzak durma, Sade ve çalışkan olma" özellikleri idi.
Niğde için çok önemli projelere el attı. Turizm Konusunda Niğde yeniden keşfe çıktı. Olması, yapılması gerekenleri gündeme taşıdı.
Niğde'den gitti ama Niğde sevdası bitmedi. Niğde için bir şeyler yapma uğraşında hep o oldu.
Son olarak, Manisa Valisi iken merkeze alındı. Gittiği her ilde örnek uygulama ve çabaları ile gönüllerde yer alan bir valinin merkeze alınmasına üzüldüm. Tam bir devlet adamı ve aldığı maaşı hak eden bir değerdi. Dürüsttü. Emek verendi. İşini iyi yapandı. Bu değerlerin çoğalması ve sahiplenilmesi gerektiğine inanıyorum.
Nisan 2008 Bor Huzur Evine gittim. Vali Refik Arslan Öztürk görevi süresince sessizce en çok gittiği ve sorunları ile ilgilendiği yerlerdendi. Onun kulaklarını özlemle çınlatmıştık.
Bir değerli idareci bir dürüst insan bir vefalı kişi ve devletin valisi merkez valisi olarak Ankara'ya alındı.
Merkez valiliği genelde bir yerde görevsiz kılınmadır. Değerli bir yönetici için bu oldukça zordur. Dileriz ve umarız ki devletimizde daha önemli ve layık olduğu yerlere atanır ve hizmetlerine devam eder.
Son mektubunu Manisa Valisi iken gönderdi. O Mektubu hoşgörüsüne sığınarak yayınlamak istiyorum
Niğde - 29.04.2008
MANİSA VALİLİĞİ
Özel
Sayın Ömer Fethi GÜRER
Değerli Dostum;
Tyana Şenliklerinde yaptığım konuşmada isminizi andım diye beni yıllardan beri birçok yazınıza konu ediyorsunuz. Sizden söz etmemi "vefalı bir davranış" olarak değerlendirmiştiniz.
Vefa duyan, düşüncelerinizden yararlanan, Niğde için emek ve çabalarınızdan etkilenen, bunlara da saygı duyan bendim oysa. Yerimize, yaşımıza, işimize bakmaksızın hepimizin akla, hayale ve hedefe ihtiyacının olduğunu düşünürüm. O kimde varsa ondan yararlanabilme önemlidir. Hatta büyük bir marifettir. Siz sabırla, ısrarla, hatta inatla Niğde'nin turizmden pay alması ve tarihi eserlerin korunması konusunda yazılar yazıyorsunuz. Ahmet ÖNCÜ Hocam da öyle. İnanınız üst üste konulan her taşın arasının harcı sizin yazılarınızdır.
Açıkçası yazılarınızdan çok etkileniyordum. Samimi, içten ve çözüm yolunu da gösteren yazılardı hepsi. Kırmadan, incitmeden, kişi ve kurumları eleştirmeden yol gösteren yazılardı hepsi. Niğde ile Bor arasındaki Cumhuriyet Ormanı tabelasının okunmaz haline gelişine bile dikkat eden, ayrıntılara önem veren dikkatli gözlemlerdi.
Şimdi onların büyük bir bölümünün gerçekleşmiş olmasından da en çok sizin mutluluk duyduğunuzu düşünüyorum. Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Niğde Kalesi ve Bedesten yapılması en zor olanlardı. Gümüşler Manastırı, Andaval Kilisesi, Esen Bey Türbesi de haline yoluna koyuldu. Başlatılmış olan Tyana ve diğer kazılarda devam edeceğine göre şimdi sıra geliyor Cullaz Sokağının kurtarılmasına... Ve devamında da sayıları çok az kalmış sivil mimarimizin ayakta kalmak için can çekişen konaklarına. Bunun başarılması Niğde'nin merkezi ve yerel yöneticilerinin, üniversitesi ile sivil toplum kuruluşlarının, özelliklede mahalli basınımızın öncelikleri arasında olmasına ve gündemlerinde sürekli canlı tutulmasına bağlıdır. Bunun için sevgi, saygı ve heyecan gerekiyor. Başarılması halinde Niğde'nin değeri ve saygınlığı katlanarak artacaktır inancındayım. Vefalı Niğde'lilerin bu insanları iyilikle yâd edeceklerini düşünüyorum. Elma ve patateste yaşanan krizlerin dışında ulusal basında kendine yer bulamayan Niğde'de, Tarihi Kentler Birliğine yakışan böyle bir şehirde yaşamayı kim istemez?
Sevgilerimi ve saygılarımı ve dostluklarımı sunarım.
Refik Arslan ÖZTÜRK
Manisa Valisi
Refik Arslan ÖZTÜRK
Vali
1949 yılında Yozgat'ta doğdu. İlkokulu Sarıkaya ilçesine bağlı Akbucak'da, orta okulu Sorgun'da, liseyi Yozgat'ta okudu. İstanbul Hukuk Fakültesi mezunudur. Eşi emekli öğretmen, oğlu Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu olup özel sektörde çalışmaktadır. Kızı da Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup staj yapmaktadır.
Öğrencilik yıllarında çeşitli dergi ve gazetelerde muhabirlik yaptı ve karikatürler çizdi. Karikatür çizmeyi İdarecinin Sesi Dergisinde devam ettirmektedir.
Kısa bir süre avukatlık yaptıktan sonra idarecilik mesleğine 1977 yılında Manisa maiyet memuru olarak başladı. Lice' de, Ömerli'de ve Demirci'de kaymakam vekilliği, Reşadiye, Silopi, Finike ve Söğüt'de kaymakamlık yaptı. Sivas vali yardımcılığı görevindeyken Bilecik Valiliğine atandı. 8 yıla yakın süre kaldığı ilin kültür ve tarih turizmindeki potansiyelini harekete geçiren, eserleri koruyan ve kurtaran hizmetler yaptı. Binlerce işçinin çalıştığı 2.Organize Sanayi Bölgesini ve ilçelerde 4 organize sanayi bölgesini birden Özel İdare bütçesiyle kurdu. 3 yıl süren Niğde Valiliği görevinde, tarihi mekanların turizme kazandırılması konusundaki mahalli çalışmaları, ilgiyle izlendi. 3 yıl görev yaptığı Erzincan Valiliği görevi sırasında 10 yıldır sahipsiz kalan ve kirası alınmayan 954 adet kamu lojmanının 40 trilyon liraya satışını sağlayarak ekonomiye kazandırdı. 40 yıl önce Kemeliye şehrine vasiyet edilerek bırakılan İstanbul-Beşiktaş-Ortaköy'deki 22 dönüm arsayı 40 yıl sonra bulup çıkararak, imarını yaptırarak 17.5 trilyon liraya satılmasını sağladı. 1939 depreminden beri unutulan sahipsiz yüzlerce dönüm tarla ve arsalar ile 15 yıldan beri 15 lira bile gelir getirmeyen şirketleri kiralayarak ve hisselerini satarak inanılmaz büyüklükte kaynak biriktirdi. Bu hizmetleri karşılığında 1995 yılında Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, 2004 yılında Parlamento Dergisi, 2006 yılında da Meclis Dergisi'nce yılın valisi olarak ödüllendirildi.
30 Aralık 2005 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan kararname ile Manisa Valiliği görevine atandı ve 14 Ocak 2006 tarihinde görevine başladı.
Tutumlu bir idareci olarak tanınır. Kamu kaynaklarının iyi kullanılmadığı, "yerindelik-yararlılık" ilkesine uyulmadan yapılan yanlış yatırımları cesurca tenkit eder. Bu tür yapıların yapılmasını önlemeyi "En büyük yatırım" olarak görür. Üretemeyen, vergi toplayamayan ülkenin savurgan olmaması gerektiğini savunur.
Şırnak'ta terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlarda ağır yaralanan ve Şırnak Asker Hastanesi'nde hayatını kaybeden Şehit Jandarma Er İdris Polat'ın cenazesi Niğde'de toprağa verildi.
Bor Belediye Başkanlığı için
CHP'den aday olan değerli hemşehrimiz
CHP BOR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI
ÖMER FETHİ GÜRER : "HALKIMIZIN OYLARI İLE BAŞKAN OLURSAM
YENİ DÖNEMDE GELENEKLERİMİZİ
GELECEK İLE BULUŞTURACAĞIM" DEDİ...
CHP BAŞKAN ADAYI ÖMER FETHİ GÜRER
BOR İLÇESİ'NİN SORUNLARINI BİLDİĞİNİ
VE ÇÖZÜMLER İÇİN DE HAZIR OLDUĞUNU BELİRTTİ
CHP Bor Belediye Başkan Adayı Ömer Fethi Gürer Bor ile ilgili düşünce ve değerlendirmelerini açıklamaya devam ediyor. Gürer Her alanda gelişme sağlamayı hedeflediği Bor'da sorunları bildiğini ve her soruna göre de bir çalışma başlatmayı planladığını belirtti.
CHP adayı Ömer Fethi Gürer : "ilçemizde muhtarı, esnaf odası, demokratik kitle örgütleri ve tüm kentte yaşayanlar ile el ele verip İlçemiz için çok yeni projeler başlatacağız. Hemşehrilerimin ilgisinden memnunum. Hemşehrilerim kimin ne yapacağını araştırıp en doğru olan kararı vereceklerdir. Sandıktan beni başkan olarak seçtiklerinde bu kente olan sevdamı hizmet ile buluşturup çok farklı eser ve çalışmalara imza atacağım" dedi.
CHP Bor Belediye Başkan Adayı gazeteci yazar Ömer Fethi Gürer "Bor ilçemiz tarihi anlatan 635 sayfalık bir kitabın yazdığını anımsatarak, 1974 yılından beri beş binden fazla makalede Bor, Niğde bölgesi ile ilgili yazılar yazdım ve kasabası köyü ile adım adım her yıl gezdiğim bölgemizde her alanda önemli zenginlikler bulunduğunu gördüm. Bölgemiz gerçek anlamda doğa, kültür ve tarih dokusu ile zengin bir bölgedir. Ancak yıllardır ciddi bir ihmal yaşamış. Onu aşmanın yolu yeni dönemde oluşacak belediyelerde bölgeyi sahiplenecek ve sorunları bilen çözebilecek tecrübesi olan kadrolara gerek vardır. Bor halkının taktiri ile Bor Belediye Başkanı seçildiğimde gelenek ile geleceği buluşturup yöremiz kültürü tarihi dokusu ve yaşam değerlerini yeniden canlı kılacağım. Bir yerde dününü bilen geleceğe yürürken daha doğru atılımlar yapar. Bor halkı modern ve çağdaş bir kent anlayışından yanadır. Bu kentin eksik kalan yönü dünde olan dayanışmanın kaybolması ve kentsel değişim için oluşması gereken birlikteliğin sağlanamamasıdır. Bugun Bor'da kime sorsanız size yapılması gereken birkaç yenilik ve çalışmadan söz eder. Sorunu bilmek tek başına yeterli değildir. Bu sorunu çözecek iradeye ihtiyaç vardır. 29 Mart seçimlerinde halkımızın bu yönde vereceği karar çok önemlidir. Geleneğin gelecekle buluşması için ben hazırım. Bu bağlamda Bor'da yeniden gelişme büyüme dayanışma adına yapacaklarım olduğunu biliyorum Memlekete hizmet için bilgimle birikimimle hazırım. Hemşehrilerimizin de seçim döneminde söylenen sözler kadar dünde kim ne yapmış ne yazmış ne anlatmış hangi sorunu görmüş gündeme taşımış. Bu konuları da irdeleyeceğine inanıyorum. Seçim öncesi değil 1974 yılından beri yörenin derdini sorununu ve yapılması gerekeni yazıyorum Artık halkımız destek verirde başkan seçerse yazdıklarım yapılmayanları yapmak için koşacağım. Hangi Partiden olursa olsun bu kere parti için değil memleket için oy vermeyi düşünmelerini istiyorum bu Bor'da yeni bir döneminde başlangıcı olacaktır. HALKIMIZ OYLARI İLE BAŞKAN OLURSAM YENİ DÖNEMDE GELENEKLERİMİZİ GELECEK İLE BİRLEŞTİRECEĞİM" dedi.
Bor, 28.01.2009
|