akcakocali1982.sitemynet.com
BURDASIN KOMİK RESİMLER
MAHALLE HİCRANBAKIŞLIM KUŞLAR BİLECEK BİR BEN VARIM HOŞÇAKAL SEVGİLİ MEHMETÇİK ŞİİRLER BENİ TANIYORSUN HAYATIN MUTLULUGUNU KACIRMA ASK YARASI şimdi...
SENSİZ ASLA... İSTANBUL... 3 şey... AKCAKOCA RESIMLER BİZ TURKLER KONUK DEFTERİM

ŞİİRLER

YA SEN!

Bugün dünden kalan sesin vardı,
iki gün öncesinden
zihnimde kalan resmine baktım sadece.
Hatırlanmamak ne kadar sürer?
Bir, iki, on gün ya da bir yıl.
Ya hatıralar, benden kalan ne var sana?
Ya senden bana kalan!
Bugün beni özledin mi?
Beni hissettin mi?

Ya ben!
Seni yanımda baş ucumda,
omzuma yaşlanırken ve dudaklarından,
derin bir cümle; ama duyamadım.
Sen bugün ne yaptın,
Beni hissetmek adına?
Yoksa hiç uğramadın mı bana?
Adını sayıkladım bugün, ya sen?..



İNSAN ÜZERİSİN

Yok farkın kimseden,
Sen de herhangi birisin.
Belki de, hiçbirşeysin...
Bir sarı saç,
Bir güzel cemalsin.
Belki, gökteki güneş gibisin,

Bilmiyorum kimsin?
Ya da nesin?
Ne önemi var ki?
Ben seni sevene kadar...
Şimdi bu keskin tutku ile,
Baktım sana yine;
Bir melek gibisin,
Ne yeryüzündesin,
Ne de gökyüzünde.
Yüreğimin tepesindesin,
İnsan üzerisin...




MAVİ DÜŞLER

Bunalım caddesinden geçiyordum,
Gece vakti yolumuz kesişmeden evvel
Umut sokağına girdim sayende
İlk görüşte aşka inanmak istercesine.

Sen vardın artık geceleri,
Kimin umrundaydı boş sokaklar.
Senin mavi gözlerini gören gözler,
Görmez olmuştu yıldızları.

Bir sen vardın gönlümde,
Senin bile bilmediğin
Eminim bir ben vardı karşında
Benim hiç tanımadığım.
Herşeye rağmen bir ben vardım
Bir de sen gecenin alacalığında.

Gündüzleride vardın fakat dingin
Sen, sen olmaktan çıkıyordun
Asıl sen oluyordun
Kimbilir belki asıl sen kayboluyordu(n).

Sonbaharda düşen her yaprakla,
Dönüştü gülümseme gözyaşına!
Bir sonu vardı, herşeyin olduğu gibi,
Arzu edilmeyen ama kaçınılmaz olan.
Umut sokağından çıkıp,
Daldım hüzün çıkmazına.




SANA BAKMAK

Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla..
Uçak örneğin, uçurtma mesela,
altına konulabilir, bir ayağı ötekinden kısa olduğu için sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir..
Senin dışında,güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve
benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

Sen bana ışık ver yeter..
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
"içinde benzetmeler olan"
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

Uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

Sana bakmak;
suya bakmaktır..
sana bakmak;
bir mucizeyi anlamaktır..

Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

Bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

Verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

Sana bakmak;
bir beyaz kağıda bakmaktır, her şey olmaya hazır..
sana bakmak;
suya bakmaktır, gördüğün suretten utanmak
sana bakmak;
bütün rastlantıları reddedip, bir mucizeyi anlamaktır..
sana bakmak;
Allah'a inanmaktır...

Yılmaz Erdoğan

AĞZINDAN DÖKÜLEN SÖZLER

Ben ki düşüncesiz iğrenç mahlukat
Bitmek bilmez çöllerde yanıp tutuşsam
Bedenimi yakacak alev
Her dökülen sözden az acıtırdı.

Bu hilkat garibesi vücudun
Keşke heryerine keskin taşlar
Vurup parçalayıp
Kanımla yıkasaydın ellerini
Yine de az acıtırdı
Her dökülen sözden.

Ağzına alma ismimi
Ne de cismim kalsın geride
Ayaklarımı sürüyerek
Bir yandan ağlayarak
Yürüyorum denizin derinliklerine
Karışıyor gözyaşlarım denize
Artık hep seninle
Sen hiç istemesende.



YİNE YOKSUN

Vakit gece yarısı
yağmur yine delicesine yağıyor
şehrin bütün aşıklarının yüreğine.
Yağıyor, yağıyor bir türlü dinmiyor
bense yalnız, sessiz ve sensiz...
şuursuzca yürüyorum şehrin karanlık sokaklarında,
birden seni görüyorum
koşuyorum, koşuyorum...
tam yakaladım derken birden kayboluyorsun!
tıpkı daha önceki gibi beni bırakıyor
Veee YOK OLUYORSUN...


TELAFİSİ YOK

Her düşümdeydin sen,
Daha seni tanımadan bile.
Oturup izlediğim, gülsün sen
Esinlenip hayalimde yarattığım
Gerçeksin şimdi
Karşımda; utangaç, küçük kız


Dokunamazdım, dokunmazdım
Herşeyimdi onlar benim,
İncitmekten, kurutmaktan ürkerdim;
Ama onlar sadece gül´dü...


Dalından kopardım,
Haykarışlarına aldırmadan.
Her diken battığında katlanarak,
Sadece bana ait olmanı istedim
Tek suçum buydu sanırım,
Şimdi anlıyorum;
Telafisi yok bazı hataların...

UMUDUN BİTTİĞİ DENİZ

Ve bir bahar sabahı umutlarım dünyayı saracaklar
Kitaplar; dünyanın en umut dolu insanıydı yazacaklar
Diye haykırdı kendi iç dünyasında umutsuzca
Ama o, fırtınalı denizde batıp çıkan bir yapraktı aslında

Yüzmeye çalıştı, çırpındı, çırpındı
Çabasıyla etrafındakilere son umutlarını dağıttı
Kalanları ise dev bir deniz dalgası.

Denizin dibinde ağlayan bir deniz kızı vardı
Yanında ise sararmış bir sonbahar yaprağı

MIRILDANDIKLARIM

Kırdım mı incittim mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hâlâ sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
'içtenliğin' ya da 'dünya görüşünün' kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hâlâ bir umut var mıdır
Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim, yani bizim için...

Murathan MUNGAN




HATIRINA DÜŞECEĞİM

Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında
Uzun uzun ağllayacaksın.
Ağlayacak!
Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline
Ay da göz kırpacak
İliklerine işleyecek bensizlik.
Kahrolacaksın...!
Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgâr kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!
Gönlünden atamadığın gibi
Kafandan da silemeyeceksin beni
Düşlerine gireceğim her gece
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!
Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kalemin de işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin her şeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın!



Ölüme Yakın

Akşamüstüne doğru, kış vakti;
Bir hasta odasının penceresinde;
Yalnız bende değil yalnızlık hali;
Deniz de karanlık, gökyüzü de;
Bir acaip, kuşların hali.

Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
-Akşamüstüne doğru, kış vakti-
Benim de sevdalar geçti başımdan.
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
Zamanla anlıyor insan dünyayı.

Ölürüz diye üzülüyoruz?
Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
Kötülükten gayrı?

Ölünce kirlerimizden temizlenir,
Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
Hepsini unuturuz.

O durmadan kaçıyor;
Sen ardından gitmiyorsan;

O günün her saatinde saklanıyor,
Sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;

O sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
Sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

Boşuna aldatma kendini,
Onu sevmiyorsun demektir.
Elindeki içki kadehinde,
Dudağındaki sigarada ,
Okuduğun kitapta,
Mırıldandığın şarkıda,
Söylediğin şiirde,
Gördüğün rüyada
Ve yaşaman icin
Ciğerlerine doldurduğun havada
O yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
Onu sevmiyorsun demektir.
Renkler onunla değerlenmiyorsa,
Örneğin; onsuz kırmızı kırmızılığının,
Mavi maviliğinin farkında değilse,
Beyaz yalnız o giydiği zaman
Güzelliğini haykırmıyorsa,
Sabahları onu görünceye kadar
Güneş doğmuyorsa
Ve onsuz gökyüzü geceleri
Aya, yıldızlara hasret değilse
Onu sevmiyorsun demektir.

Sokakta gördüğün her yüzde
Ondan birşeyler aramıyorsan,
Güzel bir manzara,
Hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
Uykudan uyandığın zaman
Yaşamakta olduğundan önce
Onu hatırlamıyorsan,
Omuzlarına dökülmüş saçları,
Bir sis perdesinin ardında
Her zaman gülen,
Işık sacan gözleri
Aklına gelmiyorsa,
Durup durup avuçlarının
Sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Dünyada yaşıyan öteki insanların
Senin için hâlâ bir değeri varsa ,
Ona karşı tutumunu
Toplumun köhne ve manasız
Kurallarına göre ayarlıyorsan
Ve açık açık
Sanki var olduğunu haykırırcasına
Sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Yok o senin icin
Herşeyden değerliyse,
Gözünü yumduğun anda
Onu görebiliyorsan,
O bütün şarkılarda,
Bütün şiirlerde,
Bütün resimlerde ise,
Ona muhtaç olduğunu
Söylemekten utanmıyorsan,
Senin içten ve büyük sevgine
Karşılık vermiyeceğinden
Korkmuyorsan,
Bütün bencil duygularından
Sıyrılabilmişsen
Onun için herşeyi,
Ama herşeyi yapacak gücü
Kendinde buluyorsan,
Her hali sana
Ayrı ayrı güzel geliyorsa,
Karşıisında kendini
Bir çocuk gibi hissediyorsan,
İstediği anda onun için
Ölebileceksen,
Onun için yaşıyorsan
Ve yine onun için
Bildiğin bilmediğin
Bütün düşmanlıklara
Karşı koyabileceksen,
O her geçen dakika
Sende biraz daha büyüyorsa
Ve kendi kendine bile
Çok sevdiğini bütün
Samimiyetinle,
İnanmışlığınla
İtiraf edebiliyorsan,
Bir gün o seni hiç,
Ama hic sevmediğini söylese bile ,
Senin sevginde azalma olmayacaksa
Ve ölünceye kadar onu aşkların
En olumsuzu ile sevebileceksen;
İşte o zaman
Onu seviyorsun demektir.
O sana sevmeyi,
Gercek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
Ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.
O , hiç sen olmasan bile,
Seni bir parça sevmese bile....




tarikyildiz_@hotmail.com