|
Tarihte ihanetin temsilcileri ve teslimiyetçiler o gün İngilizlere nasıl imkanlar sunmuş iseler bugün de aynı vasıfları taşıyan yöneticiler aynı şekilde Amerika'ya sunuyorlar. İslam beldelerini biraz daha parçalamaya, kan gölüne ve mallarını çalmaya gelen Amerika'ya yardımcı olmak için hazır vaziyette bekliyorlar. Ve bunun adı da; dirlik ve birliğimizi koruma oluyor! İslami yönetimi akıllarından geçirmeyen, başörtüsü sorununu dahi çözmekten aciz ve korkak şahsiyetler, kafirlerin çıkarları söz konusu olunca birdenbire nasıl da cesaret bulup gece-gündüz demeden (kafirlerin istekleri yerine gelsin diye) çalışıyorlar. Bir de utanmadan; ne yapalım baskı var, bütün bunları ümmetin çıkarları için yapıyoruz diyorlar. Müslümanlarla ilgili, İslami bir konu önlerine gelince ümmeti yok sayanlar nasılda kafirlerin dostu oluveriyorlar! Bütün bunlar düşünen bir toplum için ibret vericidir. Yıllardır ümmet, bu gibi olaylara gerekli özeni göstermediği ve İslami çerçevede bakmadığı için sorun yaşıyor
Garip olan; ümmetin hala kendilerini birliğe ve dirliğe sevk edici yönetime (Hilafete) yabancı bir fikirmiş gibi bakışlarıdır. Meseleye gayri İslami bir konuymuş gibi veya tarihi perspektiften yaklaşımları ne kadar düştüklerinin bir semeresidir. Bu noktada Kitap ve Sünnete yönlerini çevirmiyorlar. Çevirmedikleri içinde yapıştıkları her şey onları yakıp-yok etmiş, silmiş-süpürmüştür. Kafirlerle varolma (dost), onlarla aynı koşullarda masa başına oturmak sevdası yöneticileri mahvettiği gibi ümmeti de yok etmiştir. Bunun tehlikeli olduğunu bir çok ayette Allah (subhanehu ve teala) Müslüman'a hatırlatıyor:
Ey iman edenler! Eğer kafirlere uyarsanız, sizi gerisin geriye (eski dininize) döndürürler de, hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz. (Al-i İmran: 149
Bugün içerisinde bulunduğumuz durum, bela, şiddet onlara uymanın eseri değil midir? Kafirler ve hain idareciler Müslümanların dünyasını kendilerine, nizamlarına uydukları halde aşağılamak için hayatlarını karartmıyorlar mı? Müslüman olmaktan dolayı aşağılık kompleksine kapılan yöneticiler ve kişiler elbette İslam'dan bahsedilmesinden, Hilafetin birleştirici ruhundan sıkıntı duyacaklardır. Bunun yanında ümmette bütün olan bitenlere göz yumduğu için sıkıntı çekecektir. Çünkü onlar İslam'ı hala kendilerine ölçü kabul etmeyip batının uydu kurumlarında çözüm arıyorlar. Allahu Teala şöyle buyuruyor
Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz. (Tâ-Hâ: 124
Tabi ki bu durum, İslam yönetiminin (Hilafetin) ve hükümlerin uygulanmayışından kaynaklanan bir sonuçtur. Dirlik-birlik içerisinde yaşanmak isteniyorsa batı ürünü bütün oluşum ve zihniyete son verilerek, ana kaynak olan İslam akidesine ve ondan fışkıran şeri hükümlere yönelmekten başka çıkar yolumuz yoktur. Bunun dışında kalanlar, her ne olursa olsun birlik ve dirliği bozucudur. Şu anda da hiçbir yerde birlik ve dirlikten bahsedilemez. Onu bize sağlayan ancak İslam'ın kendisidir.
Kati bir şekilde şu da bilinmeli ki; İslam, otorite ve devletsiz hayat sahnesinde bulunmamaktadır. Müslümanlar onsuz birlik-dirlikten bahsedemeyecektir. Kendi işlerini yürütecek, varlıklarını koruyacak, dünya toplumları arasında bir ümmet olarak gerçek yerini temin edecek tek bir İslam Devleti (Hilafet) olmayınca kendileri için kalkınış ve vücut buluş gerçekleşmeyecektir. Bu nedenle çözüm, ümmeti birleştirici tek unsur olan, Raşidi Hilafet devletini yeniden ikame etmek ve onun çatısı altında buluşmaktır.
Muhakkak imam (halife) kalkandır. Onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur. (Müslim)
|