kadın psikolojisi üzerine denemeler I
ya görmüşsünüzdür ya da yaşamışsınızdır. bir hanımla beraberken bir süre sonra bu hatun kişi tüm yönetimi ele alır. gidelim der gidersiniz , kalalım der kalırsınız yatalım der yatarsınız,yatalım dersiniz yatmaz vs peki neden böyle olur? çünkü:
kadınlar küçüklüklerinden beri genelde ezilirler.aile erkek çocuk merkezlidir,evin reisi babadır,erkek evlat istediği gibi ya da en azından istediğine yakın standartlarda sokağa çıkar gezer vs. erkek çocuk arabayı kaçırabilir,önce o ehliyet alır,kız arkadaşları evi rahatça arar hatta bu aramaların sonunda “ vaayy seni kerata ne o sevgilin mi?” “yok baba yaa” hadi hadi biliriz biz” “yok baba yaa sadece arkadaş” “ tabe tabe öledir aman dikkat et de hamile falan kalmasın kız, bu yaşta başımıza iş almayalım” “ babaaa korunuyoz heralde alla alla….” gibi neşeli diyaloglar geçer. ama benzer durumun kız çocuğu için yapıldığı hiç te vaki değildir. benzer telefon konuşmaları genelde kısık sesle “şimdi olmaz müsait deilim mesaj at” ifadesinden ibarettir. “kimdi o?” sorusuna ise “ müjgan……. matematik ödevini yapamamış ta ben de soruyu msg at dedim” diye sonlandırılır.
bu durum her kadının beyninde (bilinç altı sanırım daha doğru bir ifade)ister istemez bir erkek düşmanlığı kazır.
peki sonra ne olur?
kızımız büyüyüp,serpilip,yeterince olgunlaşınca (olgunlaşmadan kasıt fizikseldir. yani göğüs ve kalçaları bir erkeğin dikkatini çekebilecek kıvama gelince. zira zihinsel olgunluğa erişebilen kadına pek rastlanmamıştır) artık intikam zamanı gelmiştir. Artık onun da silahları vardır. yıllarca onu ikinci plana atan,kendini kötü ya da suçlu hissettiren türden intikam alma zamanı gelmiştir. memeleri ve kalçası vardır ve erkekler bu ikisi için olmadık maymunluklar yaparlar. gün onun günüdür hele bir de ailesinden ayrı bir şehirde üniversite okuyor ya da yalnız yaşıyorsa o zaman değmeyin kızımızın keyfine. arada bir kız arkadaşlarla yapılan pijama partilerinde maceralar anlatılır,zaferler kutlanır. (ama gelişme çağında sürekli kontrol altına alınmaya zorlanan kızımız yeterince sosyalleşemediği için asla gerçek dostluklar kuramaz bu pijama partileri sahte samimiyet gösterileri halinde geçer. (yastık savaşları vb.))
bu durumdaki hatun kişinin artık tek bir amacı vardır;intikam bu yüzden yaşar. iş yerinde sürekli sorun olur. hep cinsel ayrımcılık yapıldığını savunur herkesten daha az çalışıp ( örneğin bir erkek tuvalette normal şartlarda 1-2 dk. kalırken hanım kişi makyaj vs. için bu süreyi en az 5 katına çıkarır. muayyen zamanlarda bu süre artar da artar. kimse bi şey de diyemez çünkü “bu dönemlerde sinirli oluyorum lütfen anlayışlı olun” gibi klişe bir bahane vardır.) “ben de herkes kadar çalışıyorum ama aynı terfii yi alamıyorum hadi bundan vazgeçtim eşit şartlara bile sahip değilim” der. iş yerine kreş açılmasını ister,vs vs …….bunlarda amaç sorunların çözülmesi değil sorun çıkarmaktır. bu yüzden problemler çözülse bile mutlaka yani problemler çıkacaktır. çünkü bir kadının varlık nedeni problem çıkarmaktır. evli kadınların daha az sorunu olduğu söylenir. doğrudur çünkü onlar zaten evlenerek kocalarına en büyük problemi yaratmıştır. hele bir de çocuk doğurtmayı başarmışlarsa zaten adamı boğazına kadar belaya bulamışlardır. daha ne olsun. flört dönemlerinde durum çok farklı değildir. sevgilisi ile sinemaya giden adam her zaman 10 dk aradan sonraki kısmı kaçırır çünkü tuvalet kapısında sevgilisini beklemektedir.
sonuç olarak:
kız kısmısı böyledir. uğraşmayın
değişmezler.
sonuç olarak 2:
her kız böyle midir? hayır. ben şahsen farklı olan 2
tanesine rastladım. ( ehühehe şimdi ilişki kurduğum
ya da kurmaya yeltendiğim kızların hepsi “benden mi
bahsediyor acaba” diyordur. soran olursa gayet romantik tonda “evet o sendin”
dicem. sevinecek garip e ondan sonrası da malum)
sonuç olarak 3:
kadınlara düşman olmayın birlikte çok
eğlenceli şeyler yapılabiyor ama maymun da olmayın.
sonuç olarak 4:
ali mak biıl taklidi yapan kızlar cidden çok salak görünüyor ama bundan daha kötüsü "evet ali mak biıl'ı seyrediyorum ve onda kendimi buluyorum ben de aynı ali mak biıl gibiyim" diyenlerin olması. üzücü olan ise bunların haftalık dergilere ya da gazetelerin hafta sonu eklerine çıkarak bunu söylemeleri. bizi umutsuzluğa garkeden ise, bu arkadaşların avukat gazeteci gibi üniversite okumuş insanların arasından çıkması. amaaan adam sende boşveeer dedirten ise,bunların muadili tiplerin her yerde karşımıza çıkması (andropoz zamanında ki erkeklerin kot takımlarla harley turları düzenlemesi vb.)
tespit olarak 1:
"kadınlar bu kadar kötü mü gerçekten" (ki kadınlar bu soruyu sorarken genelde alt dudaklarını büküp küçük çocuklar gibi konuşurlar)"hepsi öyle değil mutlaka farklı olanlar vardır." denebilir ama bilriz ki bir şeyin dışı ne kadar allanıp pullanır ne kadar boyanırsa içindekiler o derece saklanmaya çalışılıyor demektir. özünde iyi bi şey olsa neden o kadar cilalansın ki bırak kendi halinde parlar zaten o... örneğin heri potır kitabın kapağı ne kadar süslü tanıtım kampanyaları ne kadar ışıltılı ama içine kadar basit. yüzüklerin efendisi öyle mi ya?
fıkra olarak 1:
tanrı uzayı yaratmış şöyle bir bakmış ve "hımmm çok güzel oldu...." demiş.
sonra tanrı dünyayı yaratmış şöyle bir bakmış ve "çok güzel oldu...." demiş.
sonra tanrı denizleri yaratmış ve " bu da çok güzel oldu...." demiş.
ardından ağaçları hayvanları yaratmış bakmış ve "çok güzel oldu...." demiş.
derken erkeği yaratmış ve " hımm bu da çok güzel oldu...." demiş.
ve tanrı kadını yaratmış bakmış biraz düşünmüş ve "neyse, nasıl olsa boyanır" demiş.