burada bahsettiğimiz maskeler "bu maskeli baaalo ve oonun sahte yüzleriii"nde geçtiği gibi sosyal anlamda maskeler değil,karnavallarda takılan türden maskelerdir. yani sosyal bazı rollerden dolayı zorunlu olarak değil de isteyerek takılan maskelerdir.
bu ön koşulu belirledikten sonra,insanın genelde iki yönü olduğunu belirtmek gerekir.

1- olduğumuz kişi
2- olmak istediğimiz kişi

genellikle bu iki kişi pek örtüşmez. örtüştüğü durumlara da "bilge insan" denir zaten. çoğu insan sosyal yönlendirme ve toplumsal baskılara o kadar boyun eğmiştir ki olduğu kişi olarak kalmış ve olmak istediği kişiyi boğmuştur. (türkiye de bu çok daha belirgindir. çünkü gelenekler öylesi güçlüdür ki (daha doğrusu güçlü hale getirilmiştir.) "olmak istediğimiz kişi" daha onun varlığından bile olamadan öldürülmüştür zaten.neyse bu başlı başına bir tartışma konusu.) maskeler olmak istediğimiz kişiyi ortaya çıkarır. benzer bir açıklama da nickler için geçerlidir. sanal dünyada sizi kimsenin görme şansı olmadığı için istediğiniz nickle istediğiniz bir karaktere bürünebilirsiniz ki bu da dolaylı anlamda bir maske sayılır. (tabi yine erdal_24,okşan_28 gibi nickler konumuz dışında. onlar nickten ziyade "bakın internete giriyorum ama yaratıcılığın zerresi yok bende ben odunum" demenin bir izdüşümüdür.)

konuyu fazla dağıtmadan asıl meseleye yani maskeler konusuna dönecek olursak; maske takarken olmak istediğimzi kişi oluruz. yani seçtiğimiz maske o kişidir. "olmak istediğimiz kişi" ise "olduğumuz kişi"ye oranla çok daha gerçek ben dir. çünkü "olmak istediğimiz kişi" yi tamamen biz yaratırız. "olduğumuz kişi" ise kalıtsal özellikler,çevre (eğitim,kültür,aile ,gelenek,vb) ve bizim dışımızda gelişen,en ufak bir müdahelenin bile cezalandırdırıldığı bileşenlerin bir ürünüdür.ama düşünün bir kez belki de korsan olmak istiyorsunuz yada bir sokak kadını veya bir silahşör ya da kimbilir dolandırıcı,kumarbaz,kral,kraliçe,prenses veya dilenci belki de soytarı ama öğretmen,sekreter,borsacı veya memursunuz.yani bunların pek te mümkün olmadığı bir dünyada yaşıyorsunuz. peki ne yapalım? iki seçenek var ya olmak istediğimiz kişiyi boğmak ya da olmak istediğimiz kişi olmak. ama "olmak istediğin kişi ol" gibi parlak lafların genelde sadece laf olduklarını da herkes bilir ve sadece ergenlik çağındaki genç kızları etkileyebilir. (bkz. leo buscaglia,ipek ongun vs.) işte karnavallar burada devreye giriyor. ortaçağ avrupasında baskı altında olan halkın isyan etmesini önlemek ve bir nevi gazlarını boşaltmak amacıyla düzenlenen karnavallar bazı ülkelerde halen devam ediyor. (bazıları bunu kötü ve uyutmacı bir politika olarak yorumlasa de bence hiç bir mahsuru yok. benzer bir söylemde "ben yeni yıla girerken eğlenmem. kutlanacak ne var ki savaşlar,ekonomik kriz ölen insanlar aslında kötü olacak bi şeyi kutlamam" dır. ama bırak ta bari senede 1 gece eğlenelim. nasıl olsa diğerleri senin de söylediğin gibi berbat geçecek. bari 1 gececik herşeyi unutup eğlelenelim. karnavallara da bu açıdan bakmak uygun olur sanırım)




sonuç olarak; "olmak istediğimiz kişi" "asıl ben" dir. olmak istediğimiz kişiyi de ancak kendi dışımızda oluşturabileceğimize göre bunun tek yolu maske takmak ve "olan ben" i gizlemektir.gizlemek gerekir çünkü "olmak istenen ile "olan" birbiri ile çelişebilir hatta biri diğerine zarar bile verebilir. bu yüzden "olan" ı ele verebilecek herşey saklanmalıdır.saçlar,eller,ten,ayak,yüz. bu yüzden maske takmak sadece yüzü kapatmak değildir. çok güzel vücudu olan bir kadın bunu kalın kumaşlar ve tüller arasında saklamalıdır ki mümkün olduğu kadar "olan" dan uzaklaşıp "olmak istediği"ne yaklaşsın (burada sorulabilecek soru: "ya olduğu ile olmak istediği aynı ise,ya da güzel vücudunu saklamak istemiyorsa ne olacak?" sorusudur. o da ona göre giyinir. örneğin rio karnavalı...




sonuç olarak 2;demekki maskeli balolar,karnavallar bazı çevrelerce sık sık söylendiği gibi sadece belli bir özenti grubunun şımarık eğlenceleri değilmiş.(aslında benzer gruplar "anneler günü aslında bir tüketim tuzağı. annelik gibi yüce bir kavram sadece 1 güne sığdırılıp baştan savılamaz. analık gibi kavramları tüketen kapitalizm bunu böyle sunuyor. annesini bir gün hatırlamakla görevini yaptığını sanıyor" der. konuşmaya bakınca sanırsınız ki adam her gün annesini arıyor soruyor,her gün hediyelere boğuyor. her gün yapmıyorsun bari senede bir gün yap. yada yapma istersen banane...)




sonuç olarak 3; neden bizde de böyle karnavallar yok ki? hiç olmazsa bir iki günlüğüne olmak istediğimiz kişi ye bürünebilirdik.......