Alabrus bir saç modeli adıdır. Ama bu sadece yüzeysel anlamıdır. Kelimenin etimolojisi incelendiğinde aslında çok daha derin anlamları olduğu ve sadece bir saç modeli değil bir yaşam tarzı olarak türk ve dünya tarihinde önemli yer işgal ettiği anlaşılır. Zaten bu sitenin (ve hatta bilinen bilinmeyen, fizik ya da metafizik, kategorik ya da sinkategorik, polar ya da apolar her varlığın ) amacı da "bir öz olarak alabrus"un daha iyi anlaşılması ve unutulan bu öğretinin yeniden yaşanılır hale gelebilmesidir.
1979 yılında yurdumuzda Kozyatağı höyüğünde ünlü İngliz arkeolog ve İngliz Bilimler Akademisi başkanı Sir Clint Eastwood (1930-1980) tarafından yapılan kazılarda ( ki daha sonra 2. dünya savaşında idama mahkum edilmiş fakat son anda kurtulabilmiştir. yandaki resim kaçışından hemen sonra çekilmiştir.) alabrus ile ilgili bilinen en eski tarihi belgelere rastlanmıştır. Cilalı taş devrinin başlarına denk gelen dönemlerdeki mağara resimleri incelendiğinde (bkz. Resim 1) ilk insanın koltuk altı ve envai çeşit yerlerindeki kıllarını kesmeye başladığını ve daha sonra (geç cilalı taş devri) saçlarını traş etmeye başladığını görmekteyiz.
Sir Eastwood ile aynı dönemlerde kazılara katılan Rus asılı Amerikalı profesör Anna Kournikova "Bir Varoluş Mitolojisi: Anadolu, Bir Değişim Destanı: Alabrus, Dönüşümeksenin Yegane Kaygısı: Sırıtım İncelikleri, ve O ve Bu ve Şu: Genetik Bilmece" isimli eserlerinde bilinen anlamda insanın traş olan insan olduğunu ve öncesinin hayvan olarak nitelendirilmesi gerektiğini şu satırları ile vurgular:
"İnsanı hayvandan ayıran temel özellik sanıldığının aksine düşünmesi değildir. Zira pek çok hayvan davranışı bize düşünce ürünü gibi görünmektedir. Örneğin maymunun asılı muzu alabilmek için etraftaki sopaları birbirine eklemesi sonra kutunun üzerine çıkıp muzu düşürmesi,cevizi kırabilmek için karganın onu yüksekten atması ya da yunusların düşünce ürünü davranışları köpekbalıklarının avlarını izlemesi vb. bu durumda insanı hayvandan ayıran temel özelliğin düşünebilme olmadığını gösteriyor. Oysa insan hayvanları incelediğimizde temel farkın görünüşünü değiştirme olduğunu anlarız. (Çok ilkel anlamda hayvanlarda gözlenebilen benzer süslenme davranışları ya üreme zamanında ya da tehlikeyle karşılaşınca olmaktadır ki buda bize durumun içgüdüsel olduğunu gösterir.) örneğin modayı yakından izleyen bir tavşan ya da blucjean giymiş bir köpekbalığı olmadığı gibi kartallarda (ihtiyaçları olmasına rağmen) güneş gözlüğü kullanmazlar. Aslanlar ise –onlara çok yakışacağı halde- yelerini punk yapmaz ya da rastalamazlar veya aralarına gölge atmazlar. Veya amipler makyaj yapmaz. Örnekleri çoğaltmak mümkün.Bu durumda insanın temel özelliği görüntüsünü değiştirebilmesidir. İlk görüntü değiştirme deneyimi ise koltuk altı ve genital organ kıllarının kesilmesi daha sonra ise saçların traş edilmesidir ki ALABRUS karşımıza burada çıkar." (Kornikova, Anna.Traşın Gelişimi, Scalog Yayınları, 1978)
buradan da anlamak mümkündür ki saç kestirmek dolayısı ile alabrus önemlidir.sayfanın diğer bölümlerinde daha geniş açıklamalar bulmak mümkündür: