alaettinkandirali.sitemynet.com
ANA SAYFA KARABURUNUN TARİHİ KÖY İÇİ BOYABAGI RESİMLERİ NOSTALJİ SİZDEN GELEN RESİMLER ŞİFALI BİTKİLER BALIK AVI AV VE AVCILIK İÇME KIYISI ZİYARETÇİ DEFTERİ

AV VE AVCILIK


KEKLİK AVI

Ülkemizde yaygın olarak bulunan kınalı keklik avı, yerden havalanan av kuşları içinde avı hemen hemen en zevkli olanıdır. Kalkışı sırasında kısa kanatlarını çok sert vurarak havalanması, çok uzaklardan kalkışı ve süzülerek uçması gece avcıların rüyalarını süsler. Hatta kalkış sesini hatırlayarak uykudan sıçrayarak uyanan avcı sayısı pek çoktur.
Keklik yerli av kuşudur. Kayalık ve sarp arazileri kendisine mekân tutar. Mevsimlere göre arazinin değişik yönlerinde bulunabilir. Özellikle Doğu ve Güneydoğuda kışın sert geçtiği yerlerde 80-100 km. mesafeli göçler yapabilir. Dolayısıyla ile keklik avcılığında birinci prensip, öncelikle o yörede hayvanın bulunup bulunmadığını tespit etmektir. Var ise, şimdi dikkat etmemiz gereken iki önemli faktör vardır.

1- Mevsim
2- Yayılacağı arazinin bitki örtüsü ve su imkânıdır.

Mevsim faktörünü gözönüne alırsak hayvan, soğuk günlerde arazinin Güney kısımlarında, sıcak günlerde su başlarında ve yüksek kayalık alanlarda bulunur. Bu mantık çerçevesinde ekim ayında arazinin her yönünde anızlarda yayılan keklik, aralık ayında arazinin güneyinde ve tohumun yeni atıldığı (herg) tarlalarda bulunabilir. Dolayısıyla avcılar arasında yaygın bir deyiş olan Hayvan gibi düşünemeyen hayvan avlayamaz. sözünü hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir. Hayvan hava şartları sıcaksa serine, aşırı soğuksa sıcak bölgelere sığınmaktadır. Sonbaharda su ihtiyacı kış aylarına göre daha çok olacağı için su başlarını tercih etmesi iç güdülerinin tabii sonucudur. Keklik günde en az iki kere yaylıma çıkar. İlki günün ilk ışıklarıyla başlar, diğeri gün batımı öncesidir. Bunlardan çıkaracağımız sonuç günün hangi saatinde hayvanın nerede olabileceğini bilmektir.
Yurdumuzda keklik avı köpekli veya köpeksiz yapılabilir.
Keklik geceyi hemen hemen arazinin en yüksek noktasında geçirir. Havanın soğuk ve rüzgârlı veya yağışlı olması halinde dere yataklarını veya yoğun kayalıkları tercih eder. Dolayısıyla av sırasında tabiat şartları titizlikle gözlenmeli ve yukarıaki bilgiler çerçevesinde avlanılmalıdır.
15 veya 20 adet civarındaki sayılar içinde sürüler halinde yaşayan keklik alaylarına Bozulmamış alay tabir edilir. Av sahasına giren avcının ilk işi kalkan keklik alayının sayısını öğrenmek olmalıdır. Vuruş yapsa da avını yerden almadan önce kekliklerin gittiği istikameti ve sayılarını belleğine kazımalıdır. Avına, keklik sürüsünün gidiş istikametinde devam eden avcı, ilk seferde 15 keklik kalktığını ve bunlardan birini avladığı bildiği için önün de minimum 14 keklik olduğunu da bu suretle bilecektir.
Örneğin; 10-15 dakikalık bir kovalamacadan sonra atış menzilinin dışından 9 keklik kalksa yine o civarda 5 adet pıskın keklik olduğunu ancak bu suretle hesaplayabilecek ve bu yöntem sayesinde her an bir keklik kalkacağını hesap ederek atışa hazırlıklı olabilecektir.

Dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da vurduğu kekliğin düştüğü yeri belleğine o anda kazımasıdır. Her hangi bir yanlışlığa mahal vermemek için atış yaptığı noktadan hareket etmeden önce o noktaya şapkasını bırakması avcı için bir avantajdır. Vurduğu kekliği bulamadığı takdirde ilk atış noktasına dönmek suretiyle atış anını tekrar doğru olarak hatırlama imkânına kavuşmuş olur. Kekliğin tahminen düştüğü noktadaki tüy kalıntıları bizim için önemli bir izdir. Yaralı keklik büyük bir çoğunlukla arazinin yapısına göre aşağılara doğru kayar ve önüne ilk çıkan sık bir çalılığa veya kaya dibine girer.
Kınalı keklik, avcının önündan ilk kalktığı zaman çoğunlukla arazinin inişine doğru uçsa da bir süre sonra yine yürüyerek tekrar bulunduğu arazinin tepe noktalarına çıkacaktır. Bu onun tabii davranışıdır. Buna keklik tarıyor şeklinde tabir edilir.
15-20 adetlik bir keklik alayı avlanmak suretiyle dağıtılsa bile aradan geçen yarım saatlik bir sessizlik sonunda dağılan hayvanların öterek birbirini çağırmak suretiyle tekrar bir araya geldiği görülür. Dolayısıyla keklikleri kaybeden bir avcı bir müddet sessizliğini korursa toplanmak için öten kekliklerin seslerinden onların nerede olduğunu yeniden kolayca bulabilir.



TÜFEK SEÇİMİ
Keklik avı için önerilen ideal tüfek 12 kalibredir. Bu çifte, süperpoze veya yarım otomatik bir silah olabilir. Tercih edilen namlu uzunluğu 68-71 cm dir. Çok şoklu bir silah kullanıldığı zaman avın açıldığı ilk ayda (Ekim) 1/2 şoku tercih etmemiz gerekirken Aralık ayında tam şoklu bir silah, keklik avının amacına daha uygundur. Bundan amaç avın açıldığı ilk zamanlarda hayvanın yakından kalkacağı, daha sonraları ise yılgın ve güçlü olacağı varsayımından yola çıkarak yapılan bir tercihtir. Bu tercih avcının zaman içinde edindiği tecrübeler doğrultusunda değişkenlik gösterebilir. Bu konuda tek bir doğru yoktur.


FİŞEK
Keklik için tercih edilen fişek numarası 7 dir. Yakın mesafelerdeki atışlarda 10 numara saçma aynı işlevi görecektir. Saçma numarası küçüldükçe dezavantajın yaşanacağı bilinmelidir. 32-36 gr. dolular bu av için yeterlidir.


KIYAFET
Kınalı keklik avında iyi bir yürüyüş botu işin en önemli parçasıdır. Bu avda avcı yürüyebildiği kadar şanslıdır. Bu ava denenmemiş bir ayakkabı ile asla başlanmamalıdır. Fişekliğin tercihen belde taşınması önerilir. Vücudun üst kısmını kapsayan bölgelerde silah kullanma sırasında takılmalara sebebiyet verecek giysilerden kaçınılması gerekmektedir. Yürüyüş temposunun hızlı olacağı gerçeğinden yola çıkarak terlemelere karşı pamuklu giysiler tercih edilmelidir. Soğuk havalarda vücudun üst kısmı için yünlüler uygundur. İnce bir yağmurluğun bel çantasında taşınmasında fayda vardır. Kullanılan şapkanın kulaklıkları av boyunca kapatılmamalıdır.

chukar_1_.jpg

keklik2.jpg

ordek.gif

cil2_1_.jpg

MSN ADRESİ

tavsan3.jpg

TAVŞAN AVI


Tavşana genellikle keklik meralarında rastlar, ya köpeğimizin fermasında veya köpeğimiz yoksa attığımız taşla, çalıdan fırlatır avlarız. Özellikle tavşan avının da çeşitleri vardır. Belli başlı tavşan avı çeşitlerini de şöyle sıralayabiliriz:

1. Ferma köpeğiyle arama avı
2. Kopoyla tavşan avı
3. Tazıyla tavşan avı
4. Bek avı veya önezi avı
5. Tarama avı
6. İz avı

Ferma köpeklerle yapılan zevkli bir avdır. Yukarda belirtildiği gibi genellikle keklik ve çil avı ile birlikte yapılır. Ancak sadece tavşan aranacaksa, hava şartları, bilhassa gecenin nasıl geçtiği, rüzgâr durumu gözönünde tutulur. Hava poyraz ve rüzgârlı ise, Güney yamaçlardaki dereciklerde, tabandan ziyade sırta yakın yerlerdeki fundalıklar, kuytu taşlıklar aranır. Lodos havalarda tavşanı Kuzey bölgelerinde tabana yakın oyuntular ve yarıntılar kenarında aramak mümkündür. Sakin ve kuru ayazlı geçen gecelerde tavşan sırtlarda herhangi bir yerde yataklanır.
Tavşan, köpeğin fermasında genellikle fazla sabredemez. Hele avcının da köpeğe yaklaşması üzerine fırlar. Tavşan fırlar fırlamaz köpek de çok zaman arkasından atılacağı için hemen ateş etmek tehlikelidir. Köpeği de vurmak veya yaralamak ihtimali vardır. Tavşanın zikzaklarını yapıp bir istikamete yönelmesini beklemek, 15-20 metre uzaklaştıktan sonra, tabiatıyla arazi yapısı müsait ise, atış yapmak uygundur.
Köpek olmadığı zamanlarda, çalılar taşlanır, ses çıkartılarak tavşanı ürküterek kaçması sağlanır. Arama avında yavaş hareket etmek, zaman zaman duraklamak faydalıdır. Tavşan, hizasına gelen avcıyı genellikle bir miktar geçirdikten sonra ters istikamete kaçmayı dener. Böyle hallerde tüfeği aniden omuzlayıp ateş etmede ufak bir dikkatsizlik, sağında veya solundaki arkadaşa saçma değdirmeye sebep olur. Bu sebeple çalı, dikenlik gibi, dibinde tavşan yatabileceği tahmin edilen yerlere, fırlayan tavşan ileri kaçacak şekilde yanaşmalıdır.



Kopoylar özellikle tavşan avı için yetiştirilen av köpekleridir. Polonya ve Balkan menşeli olan bu köpekler, yurdumuza tahminen 90-100 yıl önce getirilmişlerdir. Bu köpekler yerde iz sürerek, yani toprakta izle kalan avın kokusunu takip ederek, avı yatağında bulan kaldırıp kovalayan ve avcının önüne süren köpeklerdir. Yaban domuzu, geyik, karaca hatta çakal, tilki avlarında da kullanılırlar. Tavşana alıştırılan köpekler tavşanın izini bulur. Bu izi takiple yatağından tavşanı kaldırır ve kovar. Kopoyla tavşan avı da oldukça zevklidir. Sabahın erken saatinde köpekler meraya salınır. Bir tavşan izini bulan köpek kesik kesik fasılalı havlamaya başlar. Buna köpek oynak izinde denir. Havlamalar zaman zaman kesilir, zaman zaman duyulur. Köpek, izi doğrultusunda yatak izine doğru gider. Yatak izinde kopay daha sık ses verir ve tavşanı yatağından fırlatınca değişik bir tonda, adeta bir yerine taş yemişcesine bağırmaya başlar. Bunun için tavşan vaveylayı kopardı” tabiri kullanılır. Tavşan peşinde aynı tonda ve aynı fasılalarla havlayarak takip eder. Tavşan da peşinden gelen kopaydan kurtulmak için yana ileriye uzun sıçrayışlar yapar. Hatta bazen köpeği geçirerek ters istikamete dönebilir. Böyle hallerde, köpeğin sesi bir ara kesilir, oynak izinde gibi kesik kesik aralıklı havlar. Bu arada izi kaybettiği yerde daireler çizer veya eski izi bularak iz tazeler. Tavşanın izini tekrar bulunca yine takibe koyulur ve aralıksız havlamaları devam eder. Kopoyla tavşan avında çok zaman, köpekleri bir yardımcı zincirleriyle götürür ve vadilerde yamaçların dibinde bırakırlar, avcılar ise sırtı takip ederler. Tavşanı bulup kaldıran köpek vaveylayı basınca avcılar sırtta tavşanın geçeceği münasip geçitleri tutar ve geçen tavşana atış yaparlar. Kalkan tavşan vurulamazsa veya tüfek atılamazsa, köpek tavşanı kovar ve tavşan bir daire çizerek ilk kalktığı yerin yakınından geçer. Bu sebeple çok yakın ve süratli izleyen köpeklerin önündeki tavşan uzak mesafelere kaçar. Bu bakımdan kopoy avında ağır, fakat izi şaşmadan kovan köpek makbuldür. Böyle köpeğin önünde kaçan tavşan zaman zaman durur, gelen köpeğin sesini dinler, çok süratli kaçmaz ve daha yakın mesafeden döner. Bu sebeple tavşanı avlamak daha kolaylaşmış olur. Usta köpekler bazen tavşan izini saatlerce kovabilir. Bu arada pusan tavşanı tekrar bulup kaldırırlar. Tavşanı kovan köpekler tavşanın vurulduğu yere gelince seslerini keser, kan bulaşan yerleri koklarlar ve ekseri yatarak keyiften yuvarlanırlar. Hatta sabah ava çıkarken köpek yere yatıp yuvarlanırsa, o gün avın bereketli geçeceğine dair bir inanış da vardır. Bazı avcılar arasında tavşan vurulunca, tavşanın saatlerce kovup avcının önüne getiren kopoya tavşanın başını veya iç organlarından birini vermek böylece köpeği mükâfatlandırmak adettendir. Ancak bağırsaklarını vermemek gerekir. Çeşitli parazitler bu vesile ile köpeğe bulaşabilir.



Tazılar uzun bacaklı, narin yapılı çok süratli koşan ve kuvvetli bir çeneye sahip av köpekleridir. Genellikle tavşan gibi kaçan avları yakalamakta kullanılır. Tazılar daha ziyade düz alanlarda, az engebeli, ağaç ve çalı toplulukları bulunmayan arazilerde av yapabilirler. Yurdumuzda İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolunun bir bölümü, Güneyde Çukurova ve civarında beslenir. Buralarda tazı avı yapılır. Tazıyla taşvan avına, iyi koşan atlarla gidilir. Aynı zamanda binicilik sporu da bu vesile ile yapılabilir.
Tavşanı kaldıran tazı, süratle tavşanı kovalar ve yakalar. Tavşan bu arada zikzaklar sert dönüşler yaparak kurtulmaya çalışır. Avcılar da kovan tazıyı atla takip ederler ve yakaladığı tavşanı alırlar. İran ve Orta Asyada tazı avı çok gelişmiştir. Yurdumuzda yer yer iyi cins tazılara raslanmakta ise de yavaş yavaş saf kan tazı cinsleri yok olmaktadır. Tazı avına meraklı olanlar için güzel görünüşlü ve güzel güzel koşan tazılar büyük değer ifade eder.
Bu av türü sabahın erken saatleriyle, akşamın geç saatlerinde, tavşanların gelip geçtiği yerlerde beklemekle yapılan bir av şeklidir. Bek avında sonuç alabilmek için, tavşanların yatak ve oynak yerlerini, geçitlerini çok iyi tanımak ve bilmek gerekir. Bilhassa orman içindeki çayırlıklar, fundalık ve çalılarla çevrili alanlar ve ekili yerler, bağlar tavşanların yemlenmek için gittikleri yerlerdir. Önezi avında av süresi kısadır. Güneşin batışından alaca karanlık bastırasıya kadar iyice seçip beklediğimiz yerin yakınından bir tavşan geçerse avlamak mümkün olur. Sabahleyin de yatak yerlerine yakın geçitler ve patikalar beklenir. Bu süre de tan yerinin ağarmasından güneş doğuşuna kadar sürer. Sabah beki, akşam bekinden daha verimli olur. Zira , akşamları tavşanlar oldukça geç hareket ederler. Mıntıkayı iyi tanıyan, tavşanların yatak ve oynak yerlerini ve geçitlerini iyi bilen avcılar önezi avında başarılı olurlar.
En az 5-6 avcı olmalıdır. Ülkemizde daha ziyade sadece avcılar kol teşkil ederek tarama avı yaparlar. Bilhassa düz ve az engebeli arazilerde, tarım alanlarında verimli olur. Avcılar 20'şer adım mesafeyle sıralanır ve kol halinde ses çıkartarak, ağır ağır ilerler. Burada bilhassa aynı hizada gitmeye dikkat edilir.

Karlı havalarda tavşan izleri takip edilerek yapılan bir av türüdür. Bilhassa taze karda izleri bulmak kolaylaşır. İz avı da tecrübe ve bilgi ister. Oynak izlerini, yatak izini ayırdetmek tecrübe ister. Birçok tecrübeli avcı karda gördüğü bir tavşan izini kolayca takip eder ve yatağını eliyle koymuş gibi bulur. Kar fazla ise tavşanın yattığı yer daha kolay bulunabilir. Yumuşak karda tavşanın hareketi de zordur. Kara gömüldüğü için yavaş hareket eder. Ancak, karda yürürken meydana gelen kıtırtılı sesleri tavşan kolayca duyduğundan genellikle uzaktan fırlar. Karın yumuşak zamanında çalı diplerinde görülen yan yana iki sarımtrak delik, tavşanın (veya sansar gibi diğer bir hayvanın) teneffüs ederken meydana getirdiği izdir. Bu izler de tavşanı ele verir.
Tavşanın avında kullanılacak saçma numarası 4-tür. En iyi mesafesi de 25 m.dir. 40 metreye kadar iyi bir isabet sağlanırsa da 40 m.den sonra saçma hüzmesi çok dağılacağından isabet ihtimali azalır ve isabet edecek 1-2 saçma da tavşanı ancak yaralar. Yatakta tavşana ateş etmek de avcılığın etik anlayışına sığmaz. Her hayvana kaçma fırsatı verilmelidir.

Doğru kaçan tavşanın kulak istikametine, üstümüze gelen tavşanın ön ayakları hizasına atış yapılmalıdır. Yan geçen tavşana ateş ederken de önelem payı verilmelidir.
Her avda olduğu gibi tavşan avında da tavşanın çeşitli özellikleri bilindiği takdirde, avlakta arayıp bulmada ve avı vurmada başarı oranı artar.
Normal usullerle ve kanuni süreleri içinde avlandığı takdirde, yüksek üreme potansiyeline sahip bu hayvana bütün avlaklarımızda bol bol rastlamak mümkün olacaktır.

kopek3.jpg

DOMUZ AVI


Yaban domuzu avı ülkemizde başlıca 2 şekilde yapılır. Bunlardan biri bek avı, diğeri ise sürek avıdır.

Bek avı yıllardan beri süre gelen bir avlanma şeklidir. Bu av sabah gün doğarken veya akşam gün batarken yapılabilir. Her iki avlanma zamanında da yaban domuzunun yemlenme ihtiyacı gözönüne tutulur. Dolayısıyla ekili alanların yakınları avlanmak için ideal arazi parçalarıdır. Bütün günü ormanda aç geçiren yaban domuzu gün batımıyla beraber karnını doyurmak için bağ, bahçe veya ekili alanlara gitmek mecburiyetindedir. Bu alanlara hangi yollardan gittiği yumuşak topraklarda bıraktığı izden kolaylıkla anlaşılabilir. Avcı bu yolaklar üzerinde beklemek suretiyle avını gerçekleştirebilecektir. Dolayısıyla bek avı tabiri bu avın doğasından kaynaklandığı için bu ismi almıştır. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus iyi saklanabilmektir. Yaban domuzlarının çok iyi derecede koku alma ve ses duyma özelliklerinin olduğu hiç hatırdan çıkarılmamalıdır. Bu avda sessizlik, çok önemlidir. Bek avı yapılacaksa sigara içilemeyeceği gibi parfüm ve deodorant kullanılmamalıdır.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus bek avına çıkan avcıların belirlenen bir saatten evvel bek yerlerini terk etmemelidir. Acil durumda herhangi bir avcı bek yerini terk edecek ise ses ve ışık cihazlarıyla dikkati çekecek ölçüde gürültü yapmasıdır. Bu kendi can güvenliği için zorunludur. Bu avda av köpeği kullanılmaz. Avın bitişi avcıbaşı tarafından belirtilir. Bunun işareti ancak önceden kararlaştırılan bir düdük sesiyle olabilir. Örneğin uzun uzun veya kısa kısa eşit aralıklı üç düdük sesi gibi. Bu işareti duyan avcılar aynı sesi tekrarlamak suretiyle çevrelerindeki diğer arkadaşlarına duyurmaya çalışırlar. Daha önceden bek avının biteceği saat herkes tarafından bilindiği için bu işaret, avın bittiğinin bir diğer ifadesidir. Bu işaretten sonra hiç kimse her ne maksatla olursa olsun atış yapmamalıdır. Bu işaretten evvelde (gerekçesi ne olursa olsun) av sahasında asla dolaşılmaz. Bu disiplin sabah ve akşam beki için geçerlidir.
Belirli bir bölgede yaban domuzu popülasyonunun artması halinde pek çok avcının bir araya gelmesi suretiyle yapılan avlanma şeklidir. Yöre avcıları yaban domuzunun yaşama alanlarını ve yataklarını gayet iyi bilirler. Bu avda yöre avcıları genellikle süren yaparken bu ava katılan diğer avcılar (misafir) bek yaparlar. Bu görev bölümünü bu avın organizasyonunu yürüten avcıbaşı yapar. Dolayısıyla sürek avı sırasında yapacak avcılar var sayılan kaçış noktalarına avcı başının talimatıyla yöre avcıları tarafından özenle yerleştirilirler. Bu aşamada misafir avcıların (bek yapacak olanlar) sahip oldukları silahlar ve kişisel yetenekleri göz önünde bulundurulur. Örneğin yivli silah sahibi bir avcı açık bir alanı kontrol edecek şekilde araziye yerleştirilir. Çünkü yaban domuzlarının hangi dereden veya hangi taşın dibinden geçit yapacağı ancak yöre halkı tarafından bilinebilir. Sürek yapacak avcılar (sürenciler) ise arazinin yapısına göre aynı hizada olmak kaydıyla belirli aralıklarla ve aynı yürüme temposuyla avcıbaşının başlama işaretiyle beraber araziye girerler. Bu yürüyüş esnasında olabildiğince ses çıkarma gayreti içinde olurlar. Bu da yöreye göre davul ve teneke çalmak veya havaya silah atmak suretiyle olabilir. Avcıbaşı bu yürüyüş kolunun tam ortasında bulunur. Sürencilerin yönlendirilmesi avcıbaşı tarafından yapılır. Bu avda yoğun şekilde köpek kullanılır. Sürencilerin süren esnasında kuru sıkı dolu kullanması tercih edilir. Gürültü çıkarmak maksadıyla gerçek mermi kullanılacaksa bu atışlar doğrudan havaya yapılmalıdır.
Önceden bek yerine yerleştirilen avcılar sürek avının hangi saatte başlayacağını bilmek zorundadırlar. Başlama saatinden sonra sessizlik şarttır. Bek yapan her avcı sağındaki ve solundaki avcılarla olan mesafesini bilmek ve korumak zorundadır. Av başlamadan evvel seslenmek suretiyle çevresindeki arkadaşlara kendisinin nerede olduğunu kesin şekilde belirtir. Ayrıca o da diğer arkadaşlarının nerede olduğunu net bir şekilde bilmek zorundadır. Bek yapan avcıların kırmızı veya oranj ağırlıklı kıyafet taşımaları kendi can emniyetleri bakımından önemlidir. Bekleme sırasında yaban domuzlarının tahmini geliş istikametini bildiği için nerelere atış yapıp yapamayacağını plânlamak zorundadır.
Sürek avının başlama saatinden sonra ilk silah sesleri ve köpek havlamaları sürencilerin kendisine olan uzaklığı tahmini olarak belirler. Rutin köpek sesleri değiştikçe yaban domuzlarının bek yapan avcıya her an daha çok yaklaştığı düşünülmelidir. Bunun bir diğer delili tilki veya benzeri av hayvanlarının bek mahallinden öncelikle geçmesidir. İşte bu aşamada bek yapan avcıların bu hayvanlara atış yapmaması gerekmektedir. Böyle bir atış yaban domuzlarının yön değiştirmesine sebebiyet verecek, dolayısıyla büyük zahmetlerle yapılan sürek avı hüsranla sonuçlanacaktır. Bu avda da bek yapanlar avın heyecanına kapılıp asla yer değiştirmemelidirler. Av sürencilerle bek yapanlar bir araya gelince bitmiş sayılır. Bir süre dinlenen sürenciler uygun görülürse bir diğer bölgeyi sürmek için ava yeni baştan başlayabilirler. Bu durumda bek yapanlar yeniden bek yerlerine gitmek için gerekirse ulaşım araçlarıyla hareket ederler. Bu işleme yeniden bağ yapmak denir. Bu kararı ancak avcıbaşı verebilir.
Bek avı ve sürek avında hiçbir zaman unutulmaması gereken en önemli kaide atışlarda gözetilmesi gereken emniyet unsurudur. Avcı hiçbir zaman çalı kıpırtılarına atış yapmamalıdır. Unutmamak gerekir ki;Başka bir avda ya da yeni bir bağda bir yaban domuzu bulunabilir, ancak yanlışlıkla vurulan bir avcı asla geri gelmez.

bidircin2.jpg


BILDIRCIN AVI

Bıldırcın avı avcılığın alfabesindeki A harfidir. Sezon bıldırcın avıyla açılır. Acemilerin genelde ilk gittikleri av bıldırcın avıdır.

Diğer avlara nazaran en kolay avdır. Fazlaca kuş bulma ve avlama olasılığı yüksek olduğu için de zevklidir. Ayrıca çok az ve basit giyim ve teçhizat gereklidir. Av merası; anız tabir edilen tarlalar, kısa otluk, gündöndü veya diğer sebze türü bitkilerin mevcut olduğu tarla ve bahçeler olduğu için de yürüyüş zor değildir. Bıldırcın da genelde düz uçuşlu bir kuş olduğu için usta avcılar nadiren karavana atarlar.

Ancak, bütün bunlara rağmen bıldırcın avının da kendine göre bazı incelikleri vardır.

TÜFEK: Bıldırcın avının tüfeği 20 kalibredir ve özellikle yeni başlayanlara, önce 20 kalibre ile başlamalarını tavsiye edilir. 20 kalibre tüfek hafiftir, taşıma kolaylığı sağlar, tepmesi azdır, saçma adedi de az olduğu için daha dikkatli nişan almanızı gerektirir. Böylece atıcılığınız daha keskinleşir. Diğer çulluk, keklik ve ördek gibi iyi atıcılık gereken avlar için avantaj sağlanmış olursunuz. Ayrıca bıldırcın gibi zayıf bir av hayvanına bir şans vererek centilmenlik de yapmış olursunuz. Bıldırcın avında kullanmanızın önerildiği 20 kalibre tüfeğinizin namlu boyu 60-65 cm. şoklarda 4/4 (silindir/silindir) veya 4/3 (silindir/modified) olursa daha iyi netice alırsınız. Şoklu tüfeklerle yakın mesafeden yapacağınız atışlarda hem vuruş şansınız azalır hem de vurduğunuz takdirde hayvanı yenilemeyecek kadar kötü bozarsınız. Birçok av köpeği de bu halde bozulmuş bıldırcını yemektedir.

FİŞEK: Kullanacağınız fişek standart 25 gr. 9-10-11 numara olmalıdır. İri saçma yine hayvanı bozacağı için ve uzak mesafeli atışlarda bıldırcının saçma patterninin arasında kalıp vurulmama ihtimali olacağı için tavsiye edilmez. 12 numara gibi çok ince saçma da uzak mesafeli atışlarda netice vermez. Namlu boyu, şok ve fişek konusundaki tavsiyelerimiz 12 kalibre tüfekler için de geçerlidir.

KIYAFET: Bıldırcın yurdumuzda ağustos ayı ortası ile ekim ayı ortası arasında yapıldığı için giyim pek problem teşkil etmez. Bir gömlek, yelek ve fazla kalın olmayan ama sağlam bir pantolon ile tercihen yüksek konçlu rahat bir spor ayakkabı bu iş için yeterlidir. Giyim konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar; kamuflaj tipi elbise kesinlikle kullanmamak, özellikle gündöndü içine kamuflaj elbiseyle girilirse, en usta avcı dahi size doğru uçmakta olan bir bıldırcınla karışık sizi de vuracaktır. En sık av kazaları, özellikle meralarda kalabalık olması nedeniyle bıldırcın avlarında meydana gelmektedir. Giysilerinizde tercihan oranj veya kırmızı renkler olmasına veya en kötü ihtimalle şapkanızın canlı renkli olmasına dikkat edin. Ayakkabı olarak; hava alan cinsten spor ayakkabılar tercih edin, kışlık bot veya çizmenin ayağınızı terleteceği ve şişmesine neden olacağı dolayısıyla ayağınızı vuracağı kesindir. Sonuçta avınız daha kısa sürecektir. Av yeleğinizde yeterli miktarda iç, dış ve arka cep bulunmalıdır. Özellikle ön iki cep büyükçe ve körüklü olmalıdır. Av yeleği ile fotoğrafçıların 15-20 cepli yeleklerini karıştırmayın, yoksa acilen ihtiyacınız olan bir gereci, hangi cepte olduğunu bulamamanızdan dolayı avı kaçırabilir veya ciddi bir tehlike de yaşayabilirsiniz. Hatta aynı gereci aynı cebe koyma alışkanlığını edinin. Para, kredi kartı, ehliyet ve av tezkeresi gibi kıymetli eşyaları fermuarlı iç ceplerde taşıyın. Bıldırcın avın pek fazla aksesuarı gerektirmez. Bununla beraber her avda olduğu gibi mutlaka bir çakı veya küçük bir av bıçağı, kuş askılığı, düdük, sivrisinekleri uzaklaştırıcı ilaç, matara, çakmak, güneş gözlüğü yeterlidir. Kesici kısmı 9-11 cm. arasında katlanabilir ama mutlaka kilitli çakı veya kılıflı bıçaklar taşınmak için idealdir. Güneş gözlüğü kullanmaya ihtiyacınız olmadığını düşünüyorsanız da sağlam bir gözlük, sizi belki gözünüze gelebilecek bir saçmadan korur.

Sürekli, avından iyi netice aldığınız meralara gitmeyi âdet haline getirmeye çalışın, zaman zaman yeni mera keşfetmek de akıllıca bir iştir. Ancak tanıdığınız merada kuşları devamlı belirli noktalarda bulacağınızı farkedeceksiniz ve bu da her zaman sizin yeni avcılara göre avantajınız olacaktır. Ayrıca gerektiği zaman kendinize ve köpeğinize nerede su bulabileceğinizi de bilirsiniz. Anız kenarları, çok rüzgârlı havalarda rüzgâr olmayan tepe arkaları, sıcak saatlerde yoncalık veya pancar gibi dibi daima ıslak olan yeşil yapraklı bitkilerin olduğu yerler bıldırcını daha çok bulabileceğiniz yerlerdir. Akşam üzeri hava serinlemeye başladığı zaman ise bıldırcın böyle yeşillik yerlerden kuru anızlara doğru geçmeye başlar. Eğer bu iki tür tarla arasındaki çizide dolaşırsanız av şansınızı artırmış olursunuz.

Merada diğer av arkadaşlarınızla düz bir hat teşkil edecek şekilde ve birbirinizden yaklaşık 8-10 metre mesafeyle orta hızda yürüyünüz. Bu mesafe meraya göre, anızın sıklığına göre değişebilir. Hızlı yürüyerek çok yer dolaşmak teorisi yanlıştır, çünkü hayvan yanından ritmik tarzda ve hızlı yürüyen avcının kendisini görmediğini sanmakta ve kalkmamaktadır. Bu nedenle zaman zaman durmakta, ritmik yürüyüşü bozacak hareketler yapmakta fayda vardır. Avcıların çoğu bu teoriyi bilmediklerinden Tam sigara yakıyordum ki kuş kalktı veya buna benzer işler yaparken kuş kalktığını söylerler.

Arkadaşlarınıza doğru yönelen bir kuşa ne kadar usta atıcı olsanız da ateş etmeyiniz. Uzak mesafelerde etek saçmaları tahmin edemeyeceğiniz kadar sapma yapmaktadır.

Av yapılan meralar sahipli yerlerdir. Buraların içinden geçerken, özellikle halihazırda bitki mevcut olan tarlalarda bitkilere ve sebzelere hasar vermeyiniz. İzinsiz meyve ve sebze toplamayınız.



kosedereliyizbiz@hotmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın