|
"Ortadoğu yeniden çizilsin"
Gül'le Rice, ortak vizyon belgesine imza atarken, emekli albay Ralph Peters, AFJ'deki yorumunda Türkiye'yi kaybedenler arasına kattı. Ortadoğu'da istikrarsızlığın en önemli nedeninin Avrupalıların kendi çıkarları doğrultusunda çizdikleri sınırlar olduğunu savunan Peters'a göre, yeni sınırlar azınlıkların durumu gözetilerek çizilmeli.
Ergin YILDIZOĞLU
LONDRA - ABD ve Türkiye Dışişleri bakanlarının, birbirlerinin çıkarlarını gözeteceklerini vurgulayan bir ortak strateji belgesine imza attıkları hafta, Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde (Armed Forces Journal-AFJ) yayımlanan bir yorum, önümüzdeki yıllarda, Ortadoğu'da istikrarın sağlanabilmesi için sınırların yeniden çizilmesi gerektiğini, bu süreçte, birçok ülkenin yanı sıra Türkiye'nin de kaybedenler arasında yer alacağı yönünde bir öngörüde bulunuyordu.
20'den fazla yayımlanmış kitabı ve yüzlerce yayımlanmış makalesi olan, emekli albay Ralph Peters AFJ dergisindeki yazısında, Ortadoğu'da istikrarsızlıkların en önemli nedeninin, Avrupalıların kendi çıkarları doğrultusunda, gelişi güzel çizdikleri sınırlar olduğunu savunuyor. Peters, bu sınırların bölgedeki azınlıkların durumu göz önüne alınmadan yeniden çizilmedikleri taktirde bu istikrarsızlıkların sonu gelmez diyor.
Yazıda Türkiye, Suriye, İran ve Irak'ta yaşayan, nüfusları 27-36 milyon arasında olduğu hesaplanan Kürtlerin bağımsız bir devlet sahibi olması gerektiğine özellikle vurgu yapıldıktan sonra, bu "Bulgaristan'dan Japonya'ya kadar uzanan bölgede en Batı yanlısı ülke olacaktır" deniyor.
"İşgal edilmiş bölge"
Peters'e göre, Türkiye'deki Kürtlerin yaşam koşullarında son yıllarda az da olsa iyileşme gerçekleşmiş olsa da, son gelişmelerden sonra, "Türkiye'nin beşte birini oluşturan doğusunun işgal edilmiş bir bölge olarak görülmesi gerekiyor."
Yazar, İsrail'in de 1967 sınırları öncesine çekilmesinin istikrarın sağlanması için mutlaka gerekli olduğunu vurguladıktan sonra, Suudi Arabistan'ın Mekke üzerindeki yönetim tekelinin bir başka çok önemli sorun olduğuna dikkat çekiyor. Peters'a göre Mekke'nin Vahabilerin denetiminden alınıp, dünyadaki diğer Müslüman grupların ortak ve rotasyonlu yönetimine verilmesi bir ''Süper Vatikan'' yaratacak, çok yararlı bir tartışma ortamı oluşmasına olanak sağlayacak.
Irak üç parçaya bölünüyor
Amerikan Ordusu Harp Akademisi tarafından çıkarılan Parameters dergisinde strateji konularında yazılar yazan, New York Post gazetesi köşe yazarlarından, bu yıl bir analizi şubat ayında muhafazakâr The Weekly Standart'a kapak olan Peters, yazısına ek olarak Büyük Ortadoğu bölgesine ait, biri bugünkü diğeri de gelecekteki, olası ve olması gereken sınırları gösteren iki harita sunuyor.
Bu haritalarda, Irak'ın üçe bölündüğü, Türkiye, Suriye, Iran, Pakistan, Suudi Arabistan'ın büyük ölçüde toprak yitirdiği, buna karşılık, İran, Irak, Suriye, Türkiye'den kopan parçalar üzerinde büyük bir Kürt devletinin, Suudi Arabistan'da Mekke ve Medine'yi içine alan bir kutsal İslam devletinin, İran'da bağımsız bir Belucistan'ın oluştuğu, Afganistan'ın, Azarbeycan'ın Ürdün'ün, Yemen'in, diğer bir değişle Amerika'nın kimi yakın müttefiklerinin topraklarını genişlettiği görülüyor.
Ralph Peters'in bu yazısının 1863'ten bu yana kesintisiz yayımlanan Army Forces Journal'da yer almış olması, Pentagon koridorlarında, nelerin tartışıldığına ve geleceğe ilişkin hangi öngörülerin ciddiye alındığına, hangi planların yapılmakta olduğuna ilişkin önemli ipuçları veriyor.
Cumhuriyet Gazetesi - 07 Temmuz 2006
Müttefikimiz(?) Amerika açık açık Türkiye'nin doğusunda bir Kürdistan devleti kurdurmaya çalırken siz hala onlardan çözüm için destek bekliyorsunuz?
Kendi kendimizi aldatmayalım!
CNN TÜRK Televizyonu - 31.07.2006
Doğuda bir "kürt devleti kurdurmak için" Türkiye'yi bölme ve parçalama düşüncesinde olan Amerika'dan PKK terörünün durdurulması yönünde yardım ve destek beklemek boş ve anlamsızdır!
@ İP'ten ABD'ye harita protestosu :
İşçi Partisi, ABD'de yayınlanan bir dergide Türkiye'yi bölünmüş gösteren haritayı protesto etti. İşçi Partililer ABD Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı.
Hamit ERGÜL
Ankara, 31.07.2006
@ CHP Milletvekili Şükrü Elekdağ :
"Amerika'nın ilk önce PKK terörü konusunda Türkiye'ye verdiği sözü tutması ve PKK'yı tasfiye etmesi gerekir. Bunun dışındaki bütün söylemler laf u güzaftır."
@ Türkiye'nin Avrupa Birliği konusunun tam anlamıyla çıkmaza girdiğini savunan Şükrü Elekdağ, hükümetin dış politikada başarılı çalışmalar yapamadığını iddia etti. Elekdağ, bugünün gelinen noktada ABD'nin Irak'ta başarılı olmasının düş olduğunu belirterek, "ABD, tezkerenin kabul edilmemesinden sonra PKK'yı hedef listesinden çıkardı ve bu süre içinde örgüt kendidini toparladı" diye konuştu.
@ Şükrü Elekdağ,Amerika'nın PKK konusunda verdiği sözü tutmaması sonucu Türkiye'de terörün tekrar canlandığını ve ABD'nin bu tutumunun PKK'yı
cesaretlendirdiğini söylediğini, büyükelçi Wılson'un ise Türkiye'ye
verilmiş bir sözümüz yok demesi üzerine tartışma yaşandığını belirtti.
Monde
«Où que vous soyez, faites quelque chose»
par Soha Wehbé, jeune journaliste à Beyrouth.
La guerre au Liban a commencé le 13 juillet et le monde entier suivait cette guerre sur les écrans comme si c'était un nouveau film d'action. Jusqu'à présent, le bilan s'élève à plus de 360 victimes, sans compter les blessés et les familles déplacées. Les massacres se poursuivent, portant atteinte aux civils, surtout aux femmes et aux enfants. Parmi ces massacres, nous citons celui de Marwahin où 22 civils ont trouvé la mort lorsqu'une explosion a visé leur camionnette, alors qu'ils essayaient de s'échapper des attaques sur leur village.Le pays est encerclé de toutes parts. Les avions militaires ne cessent de ronronner au-dessus de nos têtes pour lancer des missiles toutes les demi-heures. La banlieue de Beyrouth est à feu et à sang. Plusieurs cités libanaises ont été complètement détruites. J'habite dans un quartier de Beyrouth. Nous ne pouvons pas bouger, nous demeurons à la maison. Nous nous attendons au pire. Les ambassades étrangères font tout leur possible pour évacuer leurs citoyens, alors que tout ce que les Libanais peuvent faire est d'attendre la fin de la guerre.La destruction n'a pas cessé depuis le début de cette guerre. Destruction de vies humaines, de maisons, d'infrastructures, de routes, de ponts et de moyens de communication. Cette guerre est la pire des catastrophes que le Liban ait jamais vécues. L'heure n'est pas à la nostalgie et aux pleurs. Il faut faire quelque chose. Beaucoup de guerres ont précédé celle-ci et le monde entier a été témoin de l'absurdité des actes violents, alors que les Nations unies pensent toujours qu'elles ont encore le temps de discuter s'il faut mettre fin à cette guerre.Nous avons besoin d'une action radicale. Nous demandons un cessez-le-feu. En ce moment, on s'en fout qui a raison et qui a tort car ça n'a aucune importance. N'importe qui peut trouver assez d'arguments pour prouver qu'il a raison et que son adversaire a tort. Il est facile de manipuler les mots. Les pourparlers peuvent durer longtemps mais les pourparlers ne sont pas maintenant notre priorité.En ce moment, nous ne nous adressons pas aux Libanais, aux Français, aux Américains, aux Israéliens, aux Canadiens ou autres. Les nationalités n'ont plus aucune importance. Nous nous adressons aux êtres humains. Nous ne pouvons pas rester sans rien faire et regarder la violence s'accumuler toutes les minutes, alors que ceux qui peuvent faire un changement pensent qu'ils ont toujours le temps de se serrer les mains et d'avoir une conversation profonde et sérieuse pour voir s'il faut arrêter les massacres. La réponse est si claire... Le bien-être des gens ne doit-il pas être notre souci le plus important? C'est un appel aux actes immédiats. Où que vous soyez, faites quelque chose. Des pétitions, des manifestations, des sit-in, tout ce qui est nécessaire. Maintenant, la passivité est le pire crime. Nous parlons de vies humaines et tous les humains sont semblables, que nous l'acceptions ou pas.
Journal l'Humanité
Rubrique InternationalArticle paru dans l'édition du 26 juillet 2006.
Bebekler Ölüyor, Dünya Seyrediyor!
Olup bitenleri bütün dünya duyarsızca seyrediyor!
İsrail, Lübnan ve Filistin'de
kimyasal silah kullandı
@ Israël utilise des armes chimiques
par Wayne Madsen - WMR.
@ Nouvelle calomnie mortelle : Israël utiliserait des bombes au phosphore.
M. Macina
@ "Israël, Iran, et les Etats-Unis : guerre nucléaire, nous voilà!"
Par Jorge Hirsch
@ Un médecin libanais dénonce l'utilisation d'armes chimiques
@ L'armée israélienne aurait utilisé des armes chimiques au Liban
AKP "Biz ordumuza dil uzattırmayız diye çıkış yapması gerekirken veya ilgili kişiyi sert bir dille ikaz etmesi gerekirken ne yaptı?"
TÜRK ORDUSUNA HAKARET
TESEV'in Soros parasıyla çıkardığı almanağı tanıtan Kretschmer, TSK'yı yasal düzene saygısızlıkla itham etti. Kretschmer'a, Yaşar Büyükanıt'ın sert cevap vermesi bekleniyor.
Al sana yeni kriter
AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Hans Jörg Kretschmer, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerinin koruyuculuk görevinden rahatsız oldu. Kretschmer, "TSK'nın hesap verebilir konuma getirilmesi, AB sürecinde kilit konulardan biridir" diyerek AKP'yi tehdit etti.
Büyükanıt ne diyecek?
Kışkırtıcılık yapmayı da ihmal etmeyen Kretschmer, "Hükümetin cesaretli adımlar atması halinde, otoritesini kontrol edilme tehdidi olmadan sürdürebileceğini" söyleyerek Başbakan Erdoğan'a yol gösterdi. Vatandaşlar, Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın, bu küstaha cevap vermesini bekliyor.
DESTEK SOROS'TAN, ALMANAK TESEV'DEN, KÜSTAHLIK KRETSCHMER'den
Yine TSK'ya hakaret!
TESEV'in Soros parasıyla hazırladığı almanağın tanıtımında, AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Kretschmer, TSK'yı yasal düzene saygısızlıkla suçladı
Yahudi spekülatör Goorge Soros'un desteği, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı'nın işbirliği ile yürütülen devletin kurumlarını yıpratma operasyonu sürüyor. Daha önce Diyanet İşleri Başkanlığı'na, Şehit ve Gazilik ünvanlarına yaptığı saldırılarla gündeme gelen TESEV, bu sefer hazırladığı almanağın tanatım toplantısında AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Hansjörg Kretschmer'e TSK'ya hakaret ettirdi.
Kretschmer, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfının, "Almanak: Türkiye, Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim" adlı yeni yayının Dedeman Otelinde düzenlenen tanıtımının açılış konuşmasını yaptı.
......
Yeniçağ Gazetesi - 23.09.2006
@ Türkiye'de tam bir demokrasi yok
|