aliaydin.sahin.sitemynet.com
10906_6710.jpg

AlsahBlog/
Öykü
Arşiv
İletişim

AlsahBlog/
Öykü


Cumhuriyet - Başyazı

Pusula

Türkiyemiz bunalımlı bir geçiş sürecinde ve gerilimli bir politika yaşamının içinde kıvranıyor; "dincilik" ve "bölünme" tehditleri altında çıkış yolları arıyor.
Yol ve yordam nasıl bulunacaktır; elimizdeki pusula nedir?

*

Sorunun yanıtını saydamlaştırmak için konuyu yüzeysel ve güncel siyaset tartışmalarının dışına taşımak gerekiyor. Bu nedenle önce yazarımız Ataol Behramoğlu'nun dünkü Pazar ekimizde çıkan yazısından bir alıntı yapmakta yarar görüyoruz.

Behramoğlu, "Oktay Akbal'a Mektup" başlıklı yazısında edebiyatçı yazarımıza şöyle sesleniyor: "...Seni okurken edebiyatımızın yeniden 'insanca'lık kaynağından beslenmesi gerektiğini duyumsuyorum."

Behramoğlu, "bizi birleştiren ortak değerler bütün insanlığın ortak değerleri olduğunda... yazdıklarımız, yaşadıklarımız... gerçek anlamlarını bulmuş olacak" diyor.

Peki, insanlığın 'ortak değerleri' nedir?

Ne rastlantı, bu soruya yanıtı da Zülal Kalkandelen'in yine Pazar ekimizde yayımlanan yazısında bulabiliyoruz.

Kalkandelen yazısına şöyle başlıyor:

"2009, UNESCO ve Birleşmiş Milletler tarafından 'Uluslararası Astronomi Yılı' ilan edildi. Çünkü bu yıl Galileo Galilei'nin teleskopla yaptığı ilk gökyüzü gözleminin 400'üncü yıldönümü. Aynı zamanda, 'Evrim Teorisi'ni geliştiren Charles Darwin'in doğumunun da 200'üncü yılı."

Her iki bilim adamının da kiliselerin düşmanlığını kazandığını anımsatan Kalkandelen şu bilgileri ekliyor:

"...Vatikan, kilise tarafından yargılanan Galilei'den 366 yıl sonra özür diledi..."

"İngiliz Anglikan Kilisesi, geçen yıl, Darwin'in ölümünden 126 yıl sonra, ünlü bilim adamından özür diledi."

Peki UNESCO ve Birleşmiş Milletler tarafından astronomi yılı olarak ilan edilen 2009'da, yalnız Türkiye'nin değil, tüm İslam âleminin hali nedir?..

16'ncı yüzyıl Avrupa'sında gelişen 'Hümanizma' Ataol Behramoğlu'nun ülkemizde boy atmasını istediği "insanlığın ortak değerlerinin" Batı'da tohumlanmasıdır.

İnsan o dönemden başlayarak özgürleşmenin yollarını uygar coğrafyada döşemektedir. Bu işin özü, aklın inançtan bağımsızlaşması olarak vurgulanabilir.

Ne var ki Türkiye ve İslam âlemi 2009 yılında bile bu sorunu aşabilmiş değiller.

*

Ülkemizin bunalımı ve gerilimi, Batı'nın çoktan çözümlediği dinciliği Atatürk'ün laik Cumhuriyetinde yeniden egemenleştirmek isteyenlerin tutturduğu siyasetten kaynaklanıyor.

Bunalımın aşılması için tutulacak yolun pusulası bellidir.

Cumhuriyet; 26 Ocak 2009

Cumhuriyet 28.04.2006
1993-2000 YILLARI ARASINDA YAZDIĞI ŞİİRLERİN TOPLAMI 'DİVANE'DE YER ALIYOR

Enver Topaloğlu'nun yeni şiir kitabı çıktı
Kültür Servisi - Enver Topaloğlu 'nun Digraf/Şiirden Yayınları'ndan çıkan yeni şiir kitabı 'Divane' okuyucusuyla buluştu. Şairin 1993-2000 yılları arasında yazdığı şiirlerin toplamı olan kitapta üç dosyası bir araya geliyor. Kitapta yer alan ilk dosya '2002 Orhon Murat Arıburnu Birincilik Ödülü' nü alan ve daha önce yayımlanmayan 'Pervaneler Kadar' adını taşıyor ve beş bölümden oluşuyor. Kitapta yer alan diğer dosya başlıkları ise 'Güle Dönüş' ve 'Kıyıya İnen Yol'.

Enver Topaloğlu, şiir okurlarının Metis Defter dergisi başta olmak üzere Varlık, Gösteri, Göçebe, No, Uç, Islık, Dize, Yasak Meyve gibi sanat edebiyat dergilerinden tanıdığı bir şair... Şairin daha önce okurla buluşan şiir kitaplarından 'Yakamoz ve Tebessüm' 1994'te Yayınları'ndan, 'Kristal Kral' adını taşıyan ikinci yapıtıysa 1997'de Noyirmiyedi 'den çıktı. Enver Topaloğlu, ilk sayısı Ocak 2005'te okurla buluşan 'Cumartesi' şiir dergisini Turgay Kantürk ve Metin Sefa ile birlikte yayımlıyor. 'Cumartesi' şiir dergisi bilgisayar ortamında hazırlanıp okurlarına ücretsiz olarak internet üzerinden, elektronik posta yoluyla her ayın son cumartesi günü ulaştırılıyor.

**************************************

M. Sadık Aslankara Kitaplar Adası

Naim Tirali'nin Öyküleri

Naim Tirali, Türk öykücülüğüne, 1940'larda hoş esintiler taşımış bir genç yazar olarak katıldı. Bu yılki Ankara Öykü Günleri'nde sekseninci yaşına ulaşan öykücü Naim Tirali'nin unutulmamasını diliyorum.

Türk öykücülüğünün beslendiği derin yeraltı suları, güçlü kollarla birleşerek oluşturduğu yataklar, bunların kıyısında boy veren koca çınarlar biliniyor elbette... Ne ki hemen her öykücü, yalnızca balık avlandığı yerini tanıyor bu çavlanlı, akıntılı ulu suyun. Öykücülerimizin tümü için böyle bir öne sürüş gerçekçi olmaz elbette, ne ki gençlerimizin çok büyük bölümünün, Türk öykücülüğü tarihini pek bildiği de söylenemez ne yazık ki. Zaman zaman tanıklığını yaptığım şaşakalışları, durgunlukları böyle bir kuşku uyandırıyor bende.Bu anlamda, pek tanınmayan öykücülerimizden biri de Naim Tirali (d.25 Aralık 1925) yanılmıyorsam...Oysa seksen yaşına ulaşan Tirali'nin 1940'larda başlayan öykü verimi, altı ayrı öykü kitabıyla taçlanmış. İlk yayımlanış tarihlerine göre kitapların adlarını analım: Park (1947), Yirmibeş Kuruşa Amerika (1949), Aşka Kitakse (1954), Piraziz Nere Berlin Nere (1984), Aşk Dediğin (1994), Çılgınca Şeyler (1994). Şimdi...
devam >>>>>

Mustafa Şerif Onaran Dergilerde

Anıların izinde Şükran Kurdakul

Şükran Kurdakul'un ölümünden alacağımız dersler var. En kötü koşullarda bile insan kendini yeniden yaratabilirmiş. Bu özöğrenimli yazar, insanın tükenmezliğini öğretti bize.

ÜNLEM İzmir'de çıkan bir sanat dergisi. Derginin yayın yönetmeni Lütfi Dağtaş bölge edebiyatçılarıyla dayanışma içinde, iki ayda bir, edebiyata belge olacak özellikler gösteren bir dergi hazırlıyor.Özellikle İzmir'de yetişen edebiyatçılara geniş yer ayırıyor. Böylece İzmir'in edebiyatımızdaki önemini anımsatmaya çalışıyor.Geçen yıl Şükran Kurdakul'la ilgili bir özel bölüm hazırlamışlardı (ÜNLEM, Şükran Kurdakul Edebiyatımızın Kilometre Taşı, Ocak-Şubat 2004). Bu özel bölümde Öner Yağcı, Hidayet Karakuş, Bekir Yurdakul birbirini tamamlayan yazılarla Şükran Kurdakul'un çok yönlü kişiliğini ortaya koymuşlardı.Şükran Kurdakul 1927 yılında İstanbul'da doğmuştu ama çocuk sayılacak yaşlarda İzmir'e gelmiş, şiire ilk adımları İzmir'de atmış, sevi ilişkilerini İzmir'de tanımış, kişiliğinin oluşmasında İzmir'in önemli yeri olmuştur.Arkadaşlığımız çok eskilere dayanır. Öner Yağcı'nın yazısında belirttiği ''Okul ve mahalle arkadaşları arasında ise Attilâ İlhan, Mustafa Şerif Onaran, Kemal Bekir gibi geleceğin edebiyatçıları vardı'' sözünü doğrular gibi; 7 Mart 2003'te ''Şairler ve Yazarlar Sözlüğü''nü bana gönderirken, ''Altmış yılın dostu Mustafa Şerif kardeşime, yeni yaratılar dileğiyle'' diye imzalaması, kırklı yılların İzmir'ine götürdü beni.

ANILARIN İZİNDE

Hazır yargılardan, alışılmış sözlerden kurtulup da ölen bir arkadaşın...
devam >>>>>

Mustafa Şerif Onaran Dergilerden

2005'in dört yeni dergisi

ülkemizde 200 dolayında edebiyat dergisi çıkıyor. Nice umutlarla yayınlanıp, sessizce yayın ortamından çekilenler de var, yeni yıla yeni umutlarla giren dergiler de...

Anakentlerde, uç bölgelerde, ilçelerde, köylerde bile çıkan edebiyat dergileri var. Tuncer Uçarol'un bir açıklamasına göre, ülkemizde 200 dolayında edebiyat dergisi çıkıyor. Nice umutlarla yayınlanıp, sessizce yayın ortamından çekilenler de var, yeni yıla yeni umutlarla giren dergiler de...Geçen yıl şiir dergisi BUDALA, posta kültürü dergisi POSTA KUTUSU yayımına son verirken, yeni yılla birlikte öykü-şiir dergisi LACİVERT, öykü-eleştiri dergisi İMGE ÖYKÜLER, yemek kültürü dergisi YEMEK ve KÜLTÜR, Trabzonlu ADA'dan ayrılıp, şiir-kent kültürü olarak, gizemli bir yolculuğa çıkan MOR TAKA, yeni edebiyat dergileri olarak ilgimizi çekti. Önce edebiyata uzak gibi duran bir dergiyi ele alalım:

İMGE ÖYKÜLER

''Dünya Öykü Günü'', 14 Şubat'ı, ''Sevgililer Günü''yle paylaşırken uzun bir beklentiden sonra, önemli bir öykü dergisi İMGE ÖYKÜLER, yayın dünyasına doğdu. Böyle bir derginin yayımlanmasına karar veren ''İmge Kitabevi''nin sahibi Refik Tabakçı, edebiyatımıza...
devam >>>>>

Radikal Kitap

Denizler üstünde bir Don Kişot

İlk basımı 1979'da yapılan 'Büyük Orfoz', tutkuların romanı: Erkeğin kadına, kadının erkeğe ve insanın doğaya olan tutkularını, o tutkuların yıkıcılığı ile birlikte dile getirmiş Yaman Koray

09/12/2005

A. ÖMER TÜRKEŞ

Bu yazımda, son iki romanı arasında yirmi iki yıllık bir zaman farkı olan bir yazarın 70'li yıllarda kaleme aldığı, belki de türünün tek örneği olan bir romandan söz edeceğim; Yaman Koray'dan ve onun Büyük Orfoz'undan. Bu nedenle kısa bir hayat hikâyesiyle başlamak istiyorum. Yaman Koray, 1935 yılında İstanbul'da doğdu. Annesi Mebrure Alevok, o dönemin edebiyat çevrelerinin yakından tanıdığı bir isimdir. Koray, Saint-Joseph Fransız Lisesi'ni birincilikle bitirdi. Ancak büyük kent hayatını sevmemişti. Türkiye'nin en eski dalgıçlarından biriydi ve denize tutkuluydu. Annesiyle birlikte Erdek'e yerleşerek turizm işine girdi. Bir süre sonra, Erdek de kalabalık geldi ona. 1970'lerde Güney Ege'ye yöneldi. Kendi yaptırdığı teknelerinde Mavi Yolculuk kaptanlığı yaptı. Halen Gökova'da yaşıyor.
Büyük Orfoz kitabının ilk sayfalarındaki hayat hikâyesinde edebiyata gazetelerde...
devam >>>>>

M. Sadık Aslankara ile yazarlığının 40 yılını konuştuk

'Bu bir kendimi sorgulama fırsatı benim için'

M. Sadık Aslankara'yla ilk söyleşisi Agora dergisinde yayımlanmıştı Münevver Oğan'ın. Dergimizdeki bu söyleşisiyle, Aslankara'yı tanımayı sürdürüyoruz. İlk yazısı Cumhuriyet gazetesi "Tartışma" bölümünde yayımlanan yazar, 40. sanat yıldönümünde yine Cumhuriyet gazetesi KİTAP ekinde "Kitaplar Adası" başlığıyla Cumhuriyet ailesinde. 40. Sanat yıldönümünde sorularımızı yöneltiyoruz M.Sadık Aslankara'ya.

Münevver OĞAN

-Gönül borcunu, vefayı unutmayan yazarlardansınız. Bunun üstüne konuşmuştuk zaten... Ben ilk yazınızın Cumhuriyet gazetesi "Tartışma" bölümünde (20 Nisan 1965) yayımlandığını biliyorum. Yani...
devam >>>>>

Zafer Doğan'dan bir Mehmet Ali Aybar kitabı

Türkiyeli sosyalist

Zafer Doğan da önce yüksek lisans tezi olarak hazırladığı çalışmasında "SSCB'deki büyük çöküşün ardından kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiğini ve bunun için her zamankinden daha sağlıklı bir siyasi ortamın" olduğunu vurgulayıp Aybar'ın bu çerçevede oynadığı "buzkıran" rolünün altını çiziyor.

Alev ATEŞ

Zafer Doğan "Türkiyeli Bir Sosyalist : Mehmet Ali Aybar" başlığını koyduğu çalışmasının bir yerinde Aybar'ın "hürriyetçi sosyalizm" söylemine karşı getirilen eleştirilerin seviyesinin bazen sağlıklı bir tartışma ortamının çok dışına taştığını...
devam >>>>>

M. Sadık Aslankara Kitaplar Adası

Bir öykücü olarak Şükran Kurdakul

Önünde "hazır ol"da durulacak az sayıdaki sanatçımızdan biriydi Şükran Kurdakul. Kimler ne ölçüde tanıyor bilemem, ama bildiğim, genç kuşakların yeterince tanımadığı onu.

14 Şubat, "Dünya Sevgililer Günü". Ama bir o kadar da "Dünya Öykü Günü". Bu nedenle şubat'ın ilk iki haftasında öyküye, son iki haftasında da aşka, bunun sanattaki, cinsellikteki yansımasına ayıracağım "Kitaplar Adası"nı. Dünya Öykü Günü'nde biri yitirdiğimiz, ötekisi sekseninci yaşını kutladığımız, ama nedense öyküleri üzerinde neredeyse kimseciklerin durmadığı iki yazarı odaklamayı düşündüm: Şükran Kurdakul (23 Mart 1927-15 Aralık 2004), Naim Tirali (d.25 Aralık 1925).Önünde "hazır ol"da durulacak az sayıdaki sanatçımızdan biriydi Şükran Kurdakul. Kimler ne ölçüde tanıyor bilemem, ama bildiğim, genç kuşakların yeterince tanımadığı onu. Peki şiire başlayışının ardından onca yıl sonra Şükran Kurdakul'u 1960'larda durduk yerde öykü yazmaya yönelten nedenler neydi acaba?

ŞİİRLE ÖYKÜNÜN ARASINDAKİ O İNCE, NARİN ÇİZGİ

Şükran Kurdakul'un 1970-75 arasında yayımladığı dört öykü kitabı var: Tanığın Biri (Habora, 1970), Beyaz Yakalılar (Ataç, 1972), Kurtuluştan Sonra (Ataç, 1973), Onların Çocukları (Ataç, 1975). Evrensel Basım Yayın (212.3610907), büyük değerbilirlik örneği göstererek Kurdakul'un bu kitaplarını, yayımlanış tarihleri yönünde ikişer ikişer "Toplu Öyküler 1" (2000), "Toplu Öyküler 2" (2001) başlıkları...
devam >>>>>

Mustafa Sancar'dan bir öykü bir roman

İnsan acılarından damıtılanlar

Mustafa Sancar, iyi bir gözlemci, insanın iç dünyasını çözümleyen iyi bir anlatıcı. Son yıllarda yaşanan insanlık acılarını, yaşadığı çevrelerde gözlemleyerek başarıyla yansıtıyor. Akıcı, insanı sarıp sarmalayan bir dili var. İnsanı ayakta tutan etkenleri çok iyi özümseyerek tanıtıyor.

Hasan AKARSU

Yazar Mustafa Sancar, 1955 Urfa- Siverek doğumlu. İlkokulu, ortaokulu, liseyi Siverek'te okur. 1976'dan beri Çorlu'da yaşamını sürdürür. Şimdiye değin iki kitabı yayımlanır: Dünya Gözlü Sevgili (Uzun Öykü), Palyaço'nun Ayna Sığınağı (Roman).

DÜNYA GÖZLÜ SEVGİLİ

Dünya Gözlü Sevgili için uzun öykü denilse de roman olduğunu söyleyebiliriz...
devam >>>>>

Feridun Andaç'la yazın yaşamını konuştuk

'Beni yakalayan şey edebiyatın ve sanatın büyüsüydü'

Yaşama biçimi, okumak ve yazmak üzerine kurulmuş; kendisini, yazıyla olan ilişkisiyle açıklamaya çalışan bir insan; Feridun Andaç... O, geçmişi oluşturan bellek denilen birikime dönüp baktığında, kendisini, hep kitapla yüzleşmiş, sürekli okuyan, okuduklarından notlar çıkaran biri olarak düşündüğünü söylüyor. Bu, aslında çok da yabansı değil...Niye mi... yanıtlarını aşağıda bulacaksınız...

Elif Şahin

-Kitapla, okumakla-yazmakla olan tanışıklığınız ne zaman/nasıl başladı, biraz bahseder misiniz?- Kendi çocukluğuma dönüp baktığımda, hayatı algılamaya başladığım ilk anlar aklıma geliyor; evimizde kitabın olduğunu o kitapların elden ele dolaştığını, okunduğunu hatırlıyorum. Tabii çocuk hep başka şeylerle ilgilenir, oyuncaklar vs. Başlangıçta kitabın bir oyuncak gibi hayatımıza girdiğini hatırlıyorum, Yunus Emre'nin Divanı' nı hatırlıyorum, İnce Memet, Balzac'lar...
devam >>>>>

Kitap


Memecikleri mekşûf kalmıştı...

20'li yılların başında en şen, en şuh hikâyelerin neşr olunduğu Bin Bir Buse dergisi, Irvin Cemil Schick'in sunuşuyla kitap oldu


30/09/2005 (214 defa okundu)


ÖZLEM KÜÇÜK (Arşivi)

Annenizden, büyükannenizden onların zamanındaki aşkların 'bambaşka' olduğunu, her şeyin şimdiki gibi 'açıkta' yaşanmadığını kaç kez duydunuz? Yolda el ele gezen ya da öpüşen bir çift gördüklerinde 'bizim zamanımızda' ile başlayan cümleler kurmazlar mı? Kurarlar. "Deden beni muhallebiciye gitmeye razı edebilmek için bile on gün evin kapısından ayrılmadı" demezler mi? Derler. Bin Bir Buse'yi okuduktan sonra aslında 'o zamanların' 'şimdikinden' hiç de farklı olmadığını öğreniyoruz.
Bin Bir Buse, 1923-24 yıllarında İstanbul'da çıkarılan 'erotik' bir dergi. İşte bu derginin vakti zamanında yayımlanan on altı sayısı aynı adlı kitapta toplandı. Olaylar 1920'lerin İstanbul'unda geçince okunan hikâyelerin erotikliği ne kadar önemli emin değilim. Fakat gerçek şu ki okunanlar erotik hikâyeden ziyade o dönemin şu ana kadar pek de gün yüzü görmemiş, üstü örtülü bir tarafını açığa çıkartıyor ve belki de cinselliğe verilen önemin, yaşanış şeklinin çok da farklı olmadığını görüyoruz.

Sehercik
Hikâyeler her ne kadar 1920'lerin İstanbul'unda geçiyorsa da...
devam >>>>>

_______________________________________________
...DOSYA... DOSYA... DOSYA... DOSYA
_______________________________________________

_______________________________________________

TÜRK EDEBİYATI
_______________________________________________

"Başlangıçtan Bugüne Türk Edebiyatı'nda
Öykü Kitapları Kronolojisi (Zamandizini)Taslağı"/ Ali ŞAHİN

TÜRK EDEBİYATI: 2004
_______________________________________________
2004'TE ÖYKÜ KİTAPLARI/ Ali ŞAHİN

EDEBİYAT ÖDÜLLERİ/ ALİ ŞAHİN
______________________________________________________
Başlangıcından Bugüne Sait Faik Hikâye Armağanı (50 Yılın 50 Öykü Kitabı)

_____________________________________________________
Radikal Kitap
A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi) (...) yazı bulundu
_____________________________________________________

KAPAK (18/11/2005)
Ahmet Haşim, Suat Derviş'in korku türüne dahil edebileceğimiz Ne Bir Ses Ne Bir Nefes romanıyla ilgili 1924 tarihli makalesini "Her fazla rağbet bulan şey gibi korku edebiyatının usanç vermeğe başlayacağı zaman da uzak değildir" cümlesiyle noktalamıştı.

KAPAK (28/10/2005)
2000'de 110, 2001'de 126, 2002'de 181, 2003'de 179 ve 2004 yılında 279 yeni yerli roman yayımlanmış, görüldüğü gibi 2004 yılı bir roman patlamasına sahne olmuştu.

O sözler ki... Uğruna asılırız (14/10/2005)
Şiirleri, romanları, senaryoları, edebiyat/sinema eleştirileri, denemeleri, köşe yazıları, ama en çok da polemiği seven kişiliğiyle edebiyatımızın renkli simalarındandı Attilâ İlhan.

Bir kalpazanlık hikâyesi (14/10/2005)
İsmail Güzelsoy, ilk kitabı Seni Seziyorum'da (2000) yer alan son hikâyesinde polisiye ile post-modern edebiyatı çok iyi birleştirmiş, aynı yöntemi 2004 yılında yayımlanan ilk romanı Ruh Hastası'nda da kullanmıştı.

(....) >>>>>>>>>>>

A. Ömer TÜRKEŞ'in Radikal Kitap Eki'ndeki Yukarıda listelenen 94 Yazısını Görmek için TIKLAYINIZ...

Semih GÜMÜŞ Radikal Kitap Arşivi'ndeki Yazılar
______________________________________________________


1- Sonrası kime kalır? (09/12/2005)
Telif hakları çadırından çıkmak sanıldığınca kolay değil. Daha ne olduğu bile tam anlaşılamamış bir hakkı kullanma biçimleri elbette belirsiz kalmıştır.

2- Amat ne kadar gerçekse, bu roman da o kadar gerçek (25/11/2005)
Yalnızca yazma tutkusu ve bundan ötesinin nereye vardığını hiç de önemsemeyen yazarlık tutumu, arayıp da sık bulamadığımızdır. Onu, nerede görürsek sıkıca tutmalıyız ki, elimizdekinden olmayalım.

3- Orhan Pamuk ne yaptı? (11/11/2005)
Orhan Pamuk, edebiyat dünyamızın tartışılması en zor yazarı. Onun romanlarını ve aydın kimliğini birbirinden ayrı değerlendirmek de, bu iki yanını bir sepete koymak da neredeyse olanaksızlaşmış durumda.

4- Benzersiz kitaplar sahafı (28/10/2005)
"Yaşamak için okuyun," demiş Flaubert. İnsan, insan olmak için okur, demek belki daha da doğru. Kitapla yaşamak, niçin evin öteki eşyalarıyla, masayla, iskemleyle, koltukla yaşamaktan bambaşka görülür.

5- Tadı öyküde... (14/10/2005)
Bazı yazar adları bazı sözcükleri hemen getirir. Necati Tosuner adını duyunca ilkin öykü gelir aklıma. Okuru hiç de çok sayıda olmayan bir yazardan söz ettiğimize göre, Necati Tosuner adıyla öykünün özdeşleştiği belki kolayca söylenemez.

6- 'Müstehcen neşriyat'ın mucizeleri (30/09/2005)
Radikal Kitap'ın 9 Eylül tarihli sayısında görmedinizse dönüp bakmanızı önereceğim bir ilan yayımlandı. Oğlak Yayınları'nın, yayımladığı klasiklerden otuz altıncısı olan...

7- Tanımlanması olanaksız bir roman (23/09/2005)
Yaratıcı yazıyı kalıplara sığdırmayı edebiyata edilmiş büyük bir haksızlık olarak görmeye başladığımdan beri, okuduğu yapıtı Batı'dan aldığı akımlara, yöntemlere göre açıklamaya çalışan eleştiri anlayışından uzak durmayı da öğrendim.

8- Borges metaforu (12/08/2005)
Jorge Luis Borges, çevresinde pek çok tartışma yaratmış, sıradışı kişiliği ve kimliğiyle çoğunluğu şaşırtmış, bazen ne olduğuna karar verilememiş, nitelikli edebiyatın izinden gidenlerin sonunda yoluna düştüğü, çağımızın büyük yaratıcılardan biri olduğundan kuşku duyulmayan yazarlardan.

9- ELEŞTİRİNİN SAATİ (29/07/2005)
Cevat Çapan'ın şiirini Dön Güvercin Dön'den bu yana tanıyorum. Demek ki iyi yerden başlamışım, diye düşünürüm, ama herkes oradan başlamadı mı? Kimileri için 1985'in hemen öncesinde tek tek yayımlamaya başladığı şiirlerinden sonra...

10- Tarih öğretiminde büyük bir adım (15/07/2005)
Özellikle 1950'lerden sonra eğitim kültürünü ve müfredatı geriye götüren anlayışlar yüzünden öğrencilere hem hiçbir şey vermeyip hem de veriyormuş gibi yapan okul eğitimi, zamanla daha da yozlaştı.

11- Nereden gelip, nereye gidiyoruz (01/07/2005)
Dünyada Türk İmgesi'nde derlenmiş yazılar, tarihsel olanın anlamı üstüne düşünmeye bir kez daha çağırıyor. Geçmişte ya da günümüzün daha tarihsellik kazanamamış gerçekliği içinde, kendi tarihimizi içselleştirmenin önemini, yakın zamanlara dek bilmiyorduk.

12- Gracq ya da bilinmeyenin gizi ve gerçekliği (17/06/2005)
Julien Gracq'ın tarihle kurduğu kan bağı coğrafya tutkusundan mı gelir? Gracq'ın ikisini birden içselleştirme biçimindeki yaratıcılığa bakınca, bunun düpedüz anlamlı bir bağdaşma olduğu görünüyor.

13- 'Yalnızlık Burcu'nu Vüs'at O. Bener anlatsın (10/06/2005)
Kara Anlatı Yazarı'nı yazmaya başladığımda Vüs'at O. Bener'i tanımıyordum. Bay Muannit Sahtegi'nin Notları'ndan Buzul Çağının Virüsü'ne, o güne dek Ses ve Öfke'den sonra okuduğum en çetin iki metin içinde geçen bir yıldan sonra Kara Anlatı Yazarı adını alıp yayımlanmayı bekleyen kitaptan haberi olunca, merakla beklediğini iletmişti.

14- Zamanımızın aynaları (03/06/2005)
Kitapların arka kapaklarına içi boş sözleri yakıştırma kolaycılığımıza bakınca, Düşünen Söyleşiler'in arka kapak yazısındaki saptamanın anlamı çoğalıyor. Bu kez, Levent Yılmaz'ın yönlendirip zenginleştirdiği bir dizi söyleşiden oluşan Düşünen Söyleşiler'in...

15- Yaşandıkça uzar ömür (20/05/2005)
Her insanın ömrü aynı yükü tutmaz. Aynı hayatları yaşamadığımız gibi, aynı yerden de gelmiyoruz. Kimileri için yalnızca bir görüntüdür hayat, yüzeyde yaşanıp izlenimlerle alınıp verilir.

16- Latin Amerika'nın kesik damarlarından sızan hüner (13/05/2005)
Latin Amerika'nın bizim kuşağımız üstündeki etkilerini anlatmaya sözcükler yetmeyebilir. Bir de ruh özdeşliği işlemiştir ki içimize, bunun nedenlerini 1960'ların, 1970'lerin kaosu yaratmışsa, basamaklarını 1980'lerin edebiyatı kurmuştur.

17- Mehmed Uzun'un yazgısı (15/04/2005)
Mehmed Uzun'u bugüne dek anlayamamak, kendimize duyarsız kalmaya benzemiyor. Yanı başımızda durduğunu bildiğimiz, ama içselleştiremediğimiz bir gerçekliğin, sonunda dil içinde kimliğini aramaya kalkışıp yeni bir edebiyatın doğuşunu hazırlama çabası bizim edebiyatımızı düşündüremedi.

18- Dünyanın orta yerinden (25/03/2005)
Yazıyla yaşayan insan, yaşadıklarını ve düşündüklerini bazen kendiyle, bazen başkalarıyla paylaşırken yazmanın cüret etmek, hayatla karşı karşıya gelmek olduğunu unutmaz.

19- Şaşırtıcı bir yalınlık (05/11/2004)
Faruk Duman, yüzeyden okumayla başka türlü, derin okumayla başka türlü görünen, okundukça iç anlamlarını kat kat açan, son dönemlerde öykücülüğümüzün çevrenini sabırsızca genişleten kuşakdaşlarından bambaşka öyküler yazıyor.

20- Vüs'at O. Bener anlatısının ipuçları (04/06/2004)
Vüs'at O. Bener eleştirinin hep aradığı, çoğun kolay bulamadığı yazarlardandır. Romanları ve öyküleri eleştirinin yorumlama eğrisinin üstünde kalır ki, eleştiri de kendini yukarı itmek için gücünü buradan alır.
21- Şiir ülkesini ısıtan kitap (19/12/2003)
Şiirin buzülkesinde şair, yazar ve okurun birbirlerine sokulmak yerine birbirlerini itmeleri anlaşılır değil.

22- Gençliğimin öykücüsü (11/07/2003)
Tomris Uyar ilkgençlik yıllarımın yazarı. 'İpek ve Bakır'ın yayımlandığı günleri anımsıyorum. 'Ödeşmeler'in de, 'Dizboyu Papatyalar'ın da.

23- Yalansız öyküler (23/05/2003)
Uzunca süreden beri önce öyküye inanıyorum. Ötekiler sonra geliyor. Öykünün, bir özgürleşme alanı olarak yeri şiirin üstünde değil; ama romanın yalancı dünyaların edebiyatı oluşundan pek çoklarının hoşnut kaldığı şu yıllarda, yalnızca özgürlükten ve özgürleşmiş bireylerden beslenen tür oluşu, öykünün şimdilerde edebiyatımızın önüne koşulmasının başlıca nedeni.

24- Öyküye gençlik aşısı (28/03/2003)
Öykünün en çok tartışılan tür oluşu, edebiyatımızın son yıllarının iki belirgin özelliğinden biri. Öteki, çok-satılan romanların piyasa...

______________________________________________________

Semih GÜMÜŞ'ün Radikal Kitap Eki'ndeki Yukarıda listelenen (...) Yazısını Görmek için >>>>>>>
______________________________________________________

_______________________________________________
ÖYKÜ/ Ocak '06
SİTE/ İÇİNDEKİLER
_______________________________________________

_______________________________________________
ÖYKÜLER VE ÖKÜCÜLER ÜZERİNE YAZILMIŞ YAZILARDAN VE SEÇME ÖYKÜLERDEN BİR DEMET İÇİN>>>>>>

Öyküler & Öykücüler
_______________________________________________

_______________________________________________
ÖYKÜ SEÇKİSİ*
_______________________________________________

Adalet Ağaoğlu / Karanfilsiz
Adalet Ağaoğlu / Yüksek Gerilim
Ahmet Hamdi Tanpınar /Yaz Yağmuru
Ahmet Ümit / Bir Akdeniz Düşü
Ahmet Ümit / Kitap Katili
Ayhan Bozfırat / Yeğenler

Bekir Yıldız / Büyük Yas
Bekir Yıldız / Kara Çarşaflı Gelin

Cahit Sıtkı Tarancı / Dördüncü Sevgiliyi Ararken
Cemil Kavukçu / Adı Yok

Duygu UÇKUN / Havva

Duygu Asena / Nil ya da Aşk
Elif Şafak / Yazının Düşmanı Yaz
ESEN YEL / ZALHA BACININ SIPASI
ESEN YEL / KOMÜNİSTLERİ TANIYAN KÖPEK
ESEN YEL / BİR ÜLKENİN YAKIN SİYASİ TARİHİNDEN
AĞIR ÇEKİM GÖRÜNTÜLER
ESEN YEL / ESİN PERİLERİ'NİN GREVİ
ESEN YEL / AYNADAKİ ÖKÜZ
ESEN YEL / AYLAKLAR HOLDİNG
ESEN YEL / MUCİP'İN ÖYKÜSÜ
Erdal Öz / Babamdı
Erdal Öz / Cam Kırıkları
Erdal Öz / Sular Ne Güzelse

Erdal ÖZ / Kendi Gecesinde

Feride Çiçekoğlu / "Kimini Şahin Tırmalar"

HALDUN TANER / ON İKİYE BİR VAR
Halikarnas Balıkçısı / Alabanda
Halikarnas Balıkçısı / Fosforlu Handan
Hüseyin Rahmi Gürpınar / Misafir

İnci Aral / Aykırı Sevgi Üstüne
JALE SANCAK / DÜŞ
Jale Sancak / Sevda İle Alişan

İSTANBUL GÖZLERİN KARA/ KARİN KARAKAŞLI

Kemal Tahir 1 / ARABACI

Leyla Erbil / Ayna

Memduh Şevket Esendal - Saide
Memduh Şevket Esendal - Tutkunluk

Memduh Şevket Esendal / Saide
Müge İplikçi / Karanlık Ziya
Müge İplikçi / Bizden Biri

Nabizade Nazım/ Karabibik

Nazlı Eray / Mutlu Yuvalar, Sıcak Yuvalar
Nazlı Eray / Laz Bakkal

Necati Cumalı / Kaybolan

Necati CUMALI / Susuz Yaz

NEDRET GÜRCAN / SELVİYE KADIN

Neşe CEHİZ / Kanlıca'nın Bakir Oğlanları

Nezihe Meriç / Dumanaltı
Nursel Duruel / Geyikler, Annem ve Almanya

Oğuz ATAY/ Bir Rüya

Oktay Akbal / Boş Sevi
Oktay Akbal / Bir Kediyi Öldürmek

Oktay Akbal / Bir Kediyi Öldürmek
Onat Kutlar / Hikâyeler
Onat Kutlar / İshak
Orhan Kemal / Dört Duvar
Orhan Kemal / ÇİKOLATA
ORHAN KEMAL / ÖNCE EKMEK
Orhan Kemal / Elli Kuruş
Orhan Pamuk / Kütüphanemle Aşk ve Nefret:
Bazı Kitaplarımdan Nasıl Kurtuldum?
Orhan Pamuk İle Söyleşi / Efsanelerin Kırmızı Nakkaşı
Orhan Veli / İşsizlik
Osman Şahin / Fıratın Cinleri
Osman Şahin / Kayalara Vurmuş Suretin

Refik Halit KARAY / Ayşe'nin Yazgısı

Reşat Nuri Güntekin / Yağmur

SABAHATTİN ALİ / BAHTİYAR KÖPEK
Sabahattin Ali / Ses

BAHTİYAR KÖPEK- SABAHATTİN ALİ
DEĞİRMEN- SABAHATTİN ALİ
GRAMAFON AVRAT'TAN- SABAHATTİN ALİ
SES- SABAHATTİN ALİ

SABAHATTİN ALİ / KAĞNI

ÇATIŞMA / SAİT FAİK ABASIYANIK

SAİT FAİK/ KARANFİLLER VE DOMATES SUYU
SAİT FAİK/ SİVRİADA GECELERİ
SAİT FAİK/ YALNIZLIĞIN YARATTIĞI İNSAN

SAİT FAİK / KARANFİLLER
VE DOMATES SUYU
SAİT FAİK / PLÂJDAKİ AYNA
SAİT FAİK / Sivriada Geceleri
Selim İleri / Gelinlik Kız
Şebnem İşigüzel / Gül İle Fikri
Şebnem İşigüzel / Hanene Ay Doğacak
Şebnem İşigüzel / Klişe Hayatlardan

Sema Kaygusuz / Engereğin Oğlu
Sema Kaygusuz / Elif'in E'si

SEZER ATEŞ AYVAZ / RAYLARDA MAKAS

ŞANSIN TÜZÜN / ATLIKARINCA

Tahsin Yücel / Haney Yaşamalı
Tarık Dursun K. / Bitmiş Bir Yazın Peşinden
Tomris Uyar / Ovasız
Tomris Uyar / Dön Geri Bak

Güvercin Avı/ Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Yaşar Kemal / Hançer
Yaşar Kemal / Turnala
Yılmaz Güney / SENİ SEVİYORUM

Zafer DORUK / ALOŞ
Zafer DORUK / TAKINTI
Zeynep Ankara / Uykunun Ayak Sesleri
Zeyyat Selimoğlu / Beton'un Dibi Beton


_______________________________________________
ÖYKÜ SEÇKİSİ
Yakında FETHİ NACİ'NİN SEÇTİKLERİ ile...
_______________________________________________

_______________________________________________
* ÖYKÜ SEÇKİSİ/
Yazar Adlarının Abece Sırasına Göre Düzenlendi
_______________________________________________

______________________________________________
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER...
______________________________________________

______________________________________________

_______________________________________________
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2006 YILI Öykü Yazıları Arşivi 2
_______________________________________________

_______________________________________________
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2006 YILI Öykü Yazıları Arşivi 1
_______________________________________________

ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2005 YILI

ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2004 YILI

ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2003 YILI

ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2002 YILI

ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2001 YILI

ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2000 YILI

63 Şairin Dizeleriyle Katıldığı "Gazze Avazı"


uçağı olmayanları uçaklarıyla bombalayanlara, topu olmayanları toplarıyla bombardımana tutanlara, silahı olmayanları silahlarıyla vuranlara, vicdanını, ırkçılık, milliyetçilik ve bağnazlığa satanlara, dünyanın toprağını bir türlü paylaşamayanlara, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere ayrım gözetmeden tüm canlıları çıkarları uğruna katledenlere karşı da bir çığlıktır.
İnternetteki şiir gruplarından 'Şiir Penceresi'nde yapılan bir çağrıyı yanıtlayan şairlerin dizelerinden oluşmuştur.


gazze avazı



"o zaman ben 'onları' değil, kendimi öldürdüm gerçi,
dünya o kadar büyüktü ki çok küçük sandım o'nu"


dünyanın çekirdeğini çitleyecekti çocuk
tam o anda közlenmiş kalbini yiyiverdi talmud!..

kalbindeki dikeni çıkaramayan kardeşlerimin
gözyaşlarıyla birleşirse belki bu yangına bir avuç su olur diye
aklıma taş düşeli, saçma/sapan bir çocuk ve filistin yalnız taş duvar olalı
orda, taş döşeli avlumuzda, nablus'ta
çizilmiş bir haritayla dönmesini bekledim babamın; kuyular taş dolalı

oysa, zulme kurulmuş bütün saatler; her şey canevinden vurulmuş
gözyaşlarını bombalıyorlar şimdi
külden kentler içinde çırpınırken anne yürekleri
derme çatma dualarıyla çekip gidiyor çekimser tanrılar

karnında bilyeleri ile çocuk olurum,
sapanımın ucunda metal kuşlar
ütüldüğüm sokakta babam vuruluyor!
bu bendeki son düş onu vurma!

- ey zûlmü çoğaltan yec'uc mec'uc

yalnızlığa tutsak sabi çığlıklar, kandillerde yakılan hıçkırık
ebabil kuşlarına dönüşürse bu huruç
çatlayan kan taşına nasıl ve kimle yaklaşır
esmer teniyle vahşi bir suç

"oku, yaradan rabbinin adıyla oku"

zulmetin kabuğunu kır
kalbini kûh-i nurla d'oku
Allah'ım, sen filistinli çocuğu
taşlarını ve sapanını koru

taşlar azizdir, sapan özgürlüktür, cennet yakındır anne gibi

- korkma, annen yanında yatıyor
uyuyor, ama taşlar uykusuz
kırmızı bulutlar geçiyor bak
son kez gördüğün bir oyuncak sana doğru geliyor: israil malı!

ve bir parça kan düşüyor yere, nice yaraların hüznüyle yoğrulmuş...
kara bir bulut, ıssız bir gece... bir umut, o kanla çocukların gözlerinde...
akıp giden kan sanmayın, sizin gördüğünüz kırmızı
bir devrin utancıdır riyakâr yüzlerde.

akıp giden kan sanmayın, kan da susar
bir çocuğun susuşudur, sustukça çoğalan utanç...
akıp giden kan sanmayın, kan susmayacaktır
bir çocuğun susmasıdır tarihinizdeki utanç

sen susunca askıya alır birileri senin yerine senin düşlerini
bak! yine bozuk çalıyor plak ortadoğu alevlerinden:
seni şeytanın dölü, seni belâ kumkuması
ölüm ele geçiriyor gök gözlü gazze çocuklarının yüzünü

- bana bak! robert gates, hillary clinton,
barack obama dahil bu amerika cahil
bu boktan abin, ya silah ya havyar
başka şey öğretmemiş sana israil

hançer denenir; en iyi benim kanımla
hançer bilenir; en iyi benim sevdamla
hançer sınanır; en iyi benimle
hançeri kanatır; en çok benim acım…

füze curnataları kuşların yerinde
saçaklar huzursuz saçaklar susamış
birikmeye korkuyor yağmur
çekiştiriyor akdeniz'i palmiyeler nara
tuzu gördükçe yara bağlıyor karalar

çocuklar neden yere düşmüş kırmızı bir gök
neden çatırdayan tuz kadın erkek, patlayan toprak
bir hınçlı köstebek! hangi kuyulardan çekiyor gücünü de
unutmayı seçiyor onun için su dağları yaratan iyiliği
tarihin hangi dibine atmış kalbinin gözlerini?

her fidan kırıldıkça bin mısra kanamakta
kan kalabalığı aklımızın çukurunda ölmeye büyümüş bir hayret...
filistinli çocuk masum israilli olan da
büyümesin çocuklar bir gazze olacaksa

iy'ettim; bush'un kafasına / bin tane pabuç attım.
fakat çaresiz - / kılıyor beni / gazze / orda ölüyor / torunum.
bir yardım umar babası duymaz mı kimsecikler
hani kuşlar hani bulutlar koptu uçurtmanın ipi

altı yaşında halid velvil, kanlar içinde gömleği
gazze'de, top oynuyor askerler!
çocuklar kanıyor; ah çocuklar! vah çocuklar!
papatyalar umursamaz küçük bombaları


bir çocuk her zaman büyüktür bir devletten
bu zulüm karşısında bir şairin çığlıklarında
mezarlara mevzilenir aşk'ın
aşk'ın ölüm askerleri...

dünya vurgunu gözleri
yok hükmünde mi olacak onların,
onlarsız mı vuracak yeryüzüne yıldızların ışığı,
ılık tıpırtısı güz yağmurlarının.

güneş pas tuttu; farkında mı göğün yüzü
sekiz başlı dragonun gettosunda
yaşadılar hem diri, hem ölü
ah... daha çok alanımız olsa keşke sözcüklerden

(bir çiçek görsem
aklım dolu çocuk olur akşam
çöker karanlığa örtülü büvelek mahkumları
çirkin bir buluttur korkuya ihanet...)

ahtapot kolları yırttı karanlığı
barutla iftar etti emzikli anneler
ana sütüne bulanmış son nefesler
bir kanlı kundak içinde düştü istanbul'un kalbine

bebek kanı göğe akar, bebek kanı intikam kokar
amma, değmeden karnımıza bıçağın ucu
ve göğümüz kızarmadan dehşetin nefesiyle
daha nice daha nice daha nice susacağız!

yeter! gazze yaralı bir kuş, göğsümden kalkan
taş olsun çocuk; duyarsız yürekler sapanına
al benim esnekliğimi de kat, fırlat fırlatabildiğin kadar
acının ince yollarını, özgürlüğe...

bir sabahlık gibi uyanmadı hiç, motaz uda
ve çok çocuk, çok çocuk...
- arabım... boylu boyunca uzanan ölünü seviyorlar yalnızca
esmer bir çocuk gül gibi parıldayan yarasıyla düşüyor toprağa

en anlamlı taş, şiirdeki değil, elindekiydi çocuk...

kandan koyudur merhametin alnındaki kir
gözleri bağlı değil, kör; bağa muhtaçsa bekir...
çocuk katillerinin yarattığı tufan
alnının çatına yazıldı uygarlığın!

bu hangi hayvan? bu hangi hayvan?
çocuk salkımlarını toplamaz insan olan
ben, bir afgan, bir ıraklı; filistinli bir anne…
çocuğumu öldürürler; tanrı esirgemez; niye?

akdeniz yürüsün kızıldeniz kan revan basra yaralı
tanrılar ırmaklar kucaklasın gül yüzlü çocukları
kanlı ellerin yaşamdan kopardığı
bir çocuğum şimdi gazza'de

bir kuşa kaptırdım kalbimin bir ucunu
bir ucu bende kaldı kuş uçtu gitti ta uzaklara
şaşılacak şey kalbimin bende kalan ucuyla
bir gökkuşağı kuruldu aramızda gazze'deki çocuklarla

bir sabah, küle bulanmış gazze'de
namlunun ucunda göveriyor kan çiçeği
damağın pembe şekerindeki sevinç
çocuklar, mavi ve sürgün, gül yanığı

filistin güz yaprakları gibi,
adı eksik çocuklardı / tamam iken sığ soluk...
ayakların arasında hışırtıyla ezildi.
havada kaybolmuş çocuk kokusu

ince beden / tenleri / örter ama, kocaman-
kundak diye bildiği / anne sütü toprağı!
çocuk ol bakalım sen de gazze'de
çocuk olabilecek misin ey moşe

yazılan yazılardan alınan azıklardan boyanan bir gül
bir gül kalkıyor şimdi ortadoğu'nun kalbinden
gelin tellerinden taşan sevinç olmasın çocuklar ölecekse
orada, parçalanmış bir zıbında doğmalı insanlık bir daha

ruhumu mülkün arsızları kuşattı.
dinmiyor dalgın nüshalarda çölün kanaması!
babaların kolları kısa kalmış
çocukların üstünü örtememiş anneler

- kundağımı bozdum! dilimi koydum dişlerimin yerine!
kevgirler mi, en dolu yanlarım!
her defasında kışkırtılmış soğanlar bıraktım kapılarına!
ölelim! ve bitsin bu karahummalı hayat

gazze'nin tayları kırılıyor bir bir; bir ananın emzirdiği çocuk
vatan adına sırtından bıçaklarken bir başka ananın çocuğunu
ve masumların gözyaşı üzerine kurulmuş uygarlığımız
dalgalanırken bayrak niyetine
babalar, kahraman yetiştirdik diye öğünecekler.

seni sevmiyorum beyaz insan!
karalara büsbütün boyanmışlığım bundan...
kan olmasın diye bütün kelimelerin altında
vicdanımı ve namusumu bağlıyorum gazze'deki çocuğun gözyaşlarına

yine Kerbela, yine matem, çocuklar şehit
yetiş Hazreti Şah'ım yetiş eyle niyaz
zalimin her yerde adı yezit, kavmi yezit
Gazze yanık, Gazze susuz, Gazze avaz avaz

- o bıçağı saplayacağım yüreğime
yitireceğim hiçbir şey yok
düşlerimi yanıma aldım, değişimin mahşerine
ya insan kalmak ya da onursuz bir dünya!




A.HİCRİ İZGÖREN, ABDÜLKADİR BUDAK, ADNAN GÜL, AHMET GÜNBAŞ, AHMET UYSAL, ALİ K. METİN, ALTAY ÖMER ERDOĞAN, AYDIN ŞİMŞEK, BEDRETTİN AYKIN, BEŞİR SEVİM, BETÜL TARIMAN, BÜLENT GÜLDAL, C. MEHMET EREN, CAFER KEKLİKÇİ, CUMA DUYMAZ, EMEL İRTEM, EMİR ÖZSOY, ERCAN Y. YILMAZ, EREN AYSAN, FATİH YAVUZ ÇİÇEK, FERGUN ÖZELLİ, FUAT ÇİFTÇİ, GÜLÜMSER ÇANKAYA, GÜNGÖR GENÇAY, H. İHSAN SÖNMEZ, HAMDİ ÖZYURT, HAYDAR ERGÜLEN, HAYRETTİN GEÇKİN, HAYRİ K. YETİK, HİDAYET KARAKUŞ, HULKİ AKTUNÇ, HÜLYA DENİZ ÜNAL, HÜSEYİN ALEMDAR, HÜSEYİN PEKER, İBRAHİM İSPİR, İHSAN TOPÇU, KADİR AYDEMİR, KORAY FEYİZ, M. MAHZUN DOĞAN, MEHMET SARSMAZ, MURAT SOYAK, MUSTAFA ERDEM ÖZLER, MUSTAFA ERGİN KILIÇ, MUSTAFA NAZİF, MUSTAFA ÖKKEŞ EVREN, NİSAN SERAP, NURDURAN DUMAN, ONUR CAYMAZ, ORESAY ÖZGÜR DOĞAN, ÖZCAN ERDOĞAN, PERİHAN BAYKAL, SAİD ERCAN, SELAHATTİN YOLGİDEN, SERAP ERDOĞAN, SERDAR ÜNVER, SİNA AKYOL, SİNAN ÖZDEMİR, SÜAVİ KEMAL YAZGIÇ, ŞEHMUS AY, TEKİN GÖNENÇ, VOLKAN HACIOĞLU, YAŞAR BEDRİ, YELDA KARATAŞ


anasayfaya dön

anasiteye dön