alihanagaya.sitemynet.com
animation.gif

Anasayfa
Boş Sayfa
yeni eklenenler
Bir sürü WELCOME
Bilmeceler
Balıklar
Siteler
Deprem
Bunları Biliyormusunuz?
Resimler

Balıklar


BALIKLARIN ESAS YAPILARI
Balık soğukkanlı tatlı ve/veya tuzlu sularda yaşayan omurgalıların ortak adıdır. Bu canlıları izleyen bilim dalına da ihtiyoloji denir.Yaklaşık 450 milyon yıllık bir geçmişleri vardır ve bazı türlerde mesela köpekbalıklarında son 300 milyon yıldır değişim görülmemekte; bundan da bu hayvanın 300 milyon yıl önce evrimini tamamladığı anlaşılmaktadır.1998'de de Indonezya açıklarında Amerika'lı ve Indonezya'lı bilim adamlarınca yeni bir popülasyon daha tespit edilmiştir.
Balıklar çok farklı ortamlarda yaşadıklarından dolayı vücut şekilleri birbirine benzemeyebilir. Yaşadıkları ortama uyum sağlayan balıklar şekil ve renk itibariyle birbirlerinden farklılıklar gösterirler. Balıkların biçim ve şekillerine bakılarak nerede yaşadıklarını ve yaşam tarzlarını söylemek mümkündür. Nasıl beslendiğini hangi katmanlarda yüzdüklerini ve nasıl bir yüzüş biçimi(tarzı) olduğunu söyleyebiliriz.


BALIĞIN AĞIZ YAPISI

Balıkların ağız yapıları beslenmeleri hakkında fikir verir. Mesela bir corydoras balığı aşağı doğru bakan ağzı ve bıyık diye tabir ettiğimiz duyargaları ile kumu karıştırır ve yemini bulur. Üstte yüzen balıkların genelde ağız yapıları yukarı doğru bakar ve düz bir vücut yapısına sahiptirler. Bu balıkların çoğu etçil sayılırlar çünkü su yüzeyindeki böcek, sinek vb. şeyleri yakalar yerler. Orta katmanda yüzen balıkların ağız yapıları ortada burnun hemen altındadır. Genelde yemlerini dibe batarken veya yüzerken yakalarlar, ancak bu balıklar için her katmanda yem yemek olanaklıdır. Vücutları yardımıyla kum üzerinden ve su yüzeyinden de yem yiyebilirler.


BALIKLARDA SOLUNGAÇLAR

Akciğer görevini üstlenen bu duyarlı zar suda erimiş olarak bulunan oksijeni süzer ve kana ulaştırır. Solungaçların korunmasına yardımcı olan solungaç kapakları sürekli hareket halindedir ve solungaçlardan suyun geçmesini sağlar. Solungaç kapakları balık yüzerken sürtünmeler sonucu oluşan zedelenmelere ve diğer balıklar tarafından açılan yaralara engel olamaya çalışır. Bu sebeple de koruyucu tabakalar ile örtülüdür.


YÜZGEÇLER VE GÖREVLERİ

GÖĞÜS YÜZGEÇLERİ: Bu yüzgeçler balığın kolu bacağı gibidir. Balık, bu yüzgeçleri ileri doğru iterek vücudu hareketsiz hale getirir ve frenleme yapar, kendine yön ve hız vermeyi bu yüzgeçler yardımı ile yapar.
KARIN YÜZGEÇLERİ: Bu yüzgeçlerde aynı göğüs yüzgeçleri gibidir. Balık bu yüzgeçler yardımıyla dengesini korur ve hareket eder.
ANAL YÜZGEÇ: Bir diğer adıyla "Anüs yüzgeci". Bu yüzgeç bir kısım balıklarda üremeye yardımcı olur. Canlı doğuran türlerin erkeklerinde bu yüzgeç tüp biçimindedir ve spermleri dişinin döl yatağına ulaştırmayı sağlar. bazı Characins balıklarında ise yüzgecin ucu çengel biçimini almıştır ve yumurtlama zamanı erkek ve dişinin bir araya gelmesini sağlar.
KUYRUK YÜZGECİ: Balığın bu yüzgeci genelde tektir ancak bazı soğuksu türlerinde çift ve saçaklı hale gelmiştir (doğada pek rastlanmayan bir durumdur). Bazı erkek balıklarda dişiden farklılıklar gösterir mesela Kılıç Kuyruk balıklarında erkek balığın kuyruk yüzgeci alttan uzantılıdır ve balığın kılıç kuyruk adı buradan gelir. Bu yüzgeç aslında balığa dümen görevi yapar ve asıl görevi budur.
ADİPOSE YÜZGECİ: Bu yüzgecin görevi henüz bilinmemektedir. Bazı balıklarda sırt ve kuyruk yüzgeci arasında bulunur ve etli bir yapıya sahiptir.
SIRT YÜZGECİ: Anal yüzgeç ile birlikte bu yüzgeçler balığın dik durabilmesini sağlar ve omurga görevi yaparlar.

Balıklara aşırı sıcak kaplıca gölleri, aşırı tuzlu - alkalinli sular dışında tüm doğal su oluşumlarında rastlanabilir. Vücut yapıları türlere göre farklılık gösterir. Mesela dipte yaşayan balıklar yassılaşmış, bazı türler yanlardan basıklaşmıştır;, orta su balıkları ise füze biçimindedir. Renkleri de yaşadıkları ortama göre değişiklik gösterir.Boyut olarak da çok geniş bir yelpazeye dağılmışlardır bir kaç santimden 20 metre boya, bir kaç gramdan 4 tona kadar dağılım görülür. Bu en büyük balık, sadece planktonlarla beslenen bir köpekbalığı türü olan Balina köpekbalığıdır. Davranış bakımından da oldukça farklı gözlemler olmakla beraber bazı ortak özellikler de tespit edilebilir; mesela yırtıcı balıklar suda harekete eden ve hareketleri normal olmayan her şeye saldırırlar. hareketli nesnenin rengi veya boyutu farklı olabilir ama bu ortak özellik olmasa yırtıcıların kaşıkla, yapay yemlerle avlanması mümkün olmazdı. Bunun dışında kimi balıklar sürüler halinde yaşar ve göç ederken kimileri tek tek yaşar, bir kısmı ise yerleşik balık olup aynı bölgede hayatını sürdürür, mersin balığı gibi balıklar ise yumurtlamak için tuzlu sulardan tatlı sulara girerken yılan balıkları bunun tam tersini yapar. Genelde göçmen balıkların yumurtlama ve yaşama alanları farklı olur, mesela lüfer ve palamudun yumurtlama için Karadeniz’e çıkması; alabalıkların akarsuların akış yönünün tersine dağları tepeleri aşarak yüzmeleri ve kaynaktaki üreme bölgelerine ulaşmaları gibi, ve bu herkesçe ve de avcılarca bilinen göç yollarında ya bolca av verir veya zor şartlarda telef olurlar. Üremeleri de bazı temel prensipler dışında farklılıklar gösterir. Bazı balıklar yavru ve yumurtalarını ortama serbest olarak bırakırken bazıları taşlara, yapraklara yapıştırır, bir kısmında ise ana veya baba veya her ikisi birlikte yavru ve yumurtalara bakar büyütür. Köpekbalıkları ve bazı tatlı su türleri ise canlı doğururlar. Bazı türlerde ise çift cinsiyetliliğe rastlanır mesela bazı hani balığı türleri iki cinsiyeti de taşır. Bazı balıklar da yaşamlarının belirli dönemlerinde cinsiyet değiştirebilirler mesela akvaryum balıklarından kılıç kuyruklar, mercan türleri, hani balıkları gibi.
Balık gövdeleri (dip balıkları hariç) aerodinamik bir yapıya sahip olup, hayati organları gövdenin alt ön tarafında toplanmıştır. Bu organlar da balıktan balığa farklı olabilir mesela bazı balıklarda yüzme kesesi yoktur (uskumru). İskelet diğer canlılardaki işlevi görür yani iç organları koruduğu gibi hareket sisteminin de bir parçasıdır. Köpekbalıkları, vatozlarda ise iskelet sistemi kıkırdaklardan oluşmaktadır, bu balıklar kıkırdaklı balıklar grubundandır. Yüzgeçler de balıkların denge ve manevra organlarıdır.
Beslenme zinciri içinde genel olarak balıkların temel besin kaynağı planktonlardır. Yosun parçaları, kurtlar, midye, ıstakoz, sulina gibi kabuklular ve yumuşakçalar ise besin zincirinin diğer halkasını oluşturur. tatlı sularda yaşayan yayın, turna gibi balıklar kurbağa, fare, hatta su kuşlarını dahi yerken denizlerde levrek de fırsatını bulursa fare avlar ve yer, yem olarak canlı fare kullanılmasına da itirazı olmaz. Balıkların çene yapıları, dişleri, sindirim sistemleri de buna göre gelişmiştir. Mesela mercan kabuklulara sert konik dişleri ve kuvvetli çenesi ile aman vermezken, karagöz ise ufak midyeleri rahatça kırarak yer, bazı balıkların ise dişleri yoktur (sazan), tatlı sularda sazan, çapak gibi balıklar dibi burunları ile kazarak solucan, sivrisinek larvalarını, bitki köklerini bulur ve yer. Ve tabii değişmez kural olarak BÜYÜK BALIK KÜÇÜK BALIĞI YER. Bu davranış pek çok yırtıcı balık türünde mesela lüfer, turna gibi balıklarda yamyamlığa yani kendi türünün ufaklarını yemeye kadar da uzanır.
Balıklar su içinde erimiş olan oksijeni solungaçları vasıtası ile karbondioksite çevirirler. Ağızları yolu ile aldıkları su solungaçlardan geçerek dışarı atılır, bu işlem sırasında sudaki erimiş oksijen kan ile solungaçlarda karşılaştığından solungaçlar parlak kırmızı renk alırlar. Solungaçlar solungaç kapakları ile korunur. Balık alırken, solungaçları solmamış kırmızı olan balıkları alırsanız taze balığı buldunuz demektir. Tatlı sularda yaşayan sazan, kadife gibi bazı balıklar ile bazı tropik balıklar (beta) doğal ortamlarında çamurlu ve az oksijen içeren sularda bulunabileceklerinden havadan da bir miktar oksijen kullanabilirler. Bu nedenle bir sazan yakalandıktan sonra saatlerce ölmeden su dışında yaşayabilir.
Koku alma balıklarda önemli bir duyudur ve çoğunda epey gelişmiştir.Tüm balıkların gözleri yaşadığı ortama gayet iyi uyum sağlamış olup görüşleri oldukça keskindir; göz kapakları yoktur. Bazı sığ su balıklarının renkleri ayırt ettiği de deneylerle tespit edilmiştir. Tatlı su balıklarından turna, alabalık suyun dışını da gayet iyi görüp yanlış duran, gölgesi suya vuran balıkçıları görüp kaçarlar. Balıkların suyun dışını görmeleri ve suyun yüzeyinden ayna gibi yararlanmalarında suyun fiziksel özellikleri onlara yardımcı olur.
Balıklarda yanal çizgi de önemli bir duyu organıdır. Bu çizgi gözlerin etrafındaki deri ve kemik yapısı içinde, kafanın üzerinde ve gövdenin ortasından kuyruğa kadar uzayan güçlü sinir sistemleri ile donanmış küçük kanallardan oluşur. Bu kanallar boyunca sudaki basınç değişikliğini veya su hareketlerini algılayan duyu organları bulunur.Bu duyu organları ile balık fiziksel çevresindeki değişiklikleri hissederek ya avını yakalar ya da av olmaktan kurtulur.
Son olarak balıkların acıyı hissettikleri de bilinmektedir. Ancak insanlara acı verecek davranışlara farklı tepki vermeleri sonucu onların acıyı hissetmedikleri sanılabilir. Oysa acıyı hissedecek alıcıları olduğu tespit edilmiştir.

bal_k.jpg

Anket

Sitemi beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Biraz beğendim
Az beğendim
Hiç beğenmedim