alisahin37.sitemynet.com
al_sah_065.jpg

AlsahBlog/
Esintiler
Arşiv
İletişim Ve Linklerim

AlsahBlog/
Esintiler


KADIKÖY SAHİLİNDE

Tozlu raflarında geçmişimin darmadağın
hayallerim
Soğuk yaban bir yağmur bölük bölük iniyor yere
İnsanlar kendilerinden bile habersiz insanlar kaçıyor
Yaşam ne zevki kalmış ne özlemlere gebe
Ve ben efkar dağıtıyorum guya Kadıköy sahilinde

Nedim Kemal Veli daha nice aşıkları bu şehrin
Hayallerinde mi yaşadılar İstanbulu
Yoksa bir bana mı yüklendi çağın sorgusu
Motor sesleri balık kokusu baca zehirleri
Çukurlar çöpler balgamlar hayvanlar
Mı olmalıydı talihim tarihin beşiğinde

Ağaçlar sır vermiyor betonlara
Yemiyor artık park kandırmacalarını çocuklar
Ya bahçelerde ya omuzlarda aksesuar doğa ortaklarımız
Çiçekler gün sayıyor ölmek için tezgahlarda
Denizdekiler beceremedi yaşamayı karada
Bir gurub kalmıştı sise boğuldu o da

Kış çok kar yok ama kış çok
Öyle doluyum ki ağlamaya bebekten öte
Yaşam umutlardan yoksun tatlı düşlerden de
Ve ben efkarlıyım ölesiye Kadıköy sahilinde

Ali Kutucu

alsahblog_alikutucu.jpg

DÜNYA UTANMASIN

Kuşlar neden benim için ötmüyorsunuz
Cıvıl cıvıl hayat fışkırıyorken nağmelerinizden
Ben niçin böyle yapayalnız karamsarım
Neyim eksik
Güneşim mi doğaya can veren
Ya yağmurum susuzların damarlarında serap
Ya da havam ciğerlerime davetsiz giriveren

Umutlardan mı yoksunum yarınlar için
Ne çabuk unuttum çocukluğumu
Hani sevinçten ağlamıştım doğduğum gün
Sonra gülmüştüm kıkır kıkır sevgiyle uzanan ellere
Oysa artık şu son günlerde
Ne ağlayabiliyorum doyasıya ne gülebiliyorum

Biraz da benim için ötün kuşlar
Bencillik yaraşmaz sizlere
O bizlerin bir illetidir
Varın bulaşmayın
Hem bencillik değil barışa savaşa götürür
Bilmem kaç bin yıldır birbirini yok eden
İnsanlar gibi olmayın
Kederli gönüller için de ötün
Umut fısıldayın onlara
Savaşsız günlerden esintiler okuyun
Bir ilahi bir neşide
Ferahlığında barış türküleri söyleyin
Sizler kardeşsiniz deyin
Ve bu dünya bize de size de yeter deyin
Hatta yaşam hakkı olan herkese
Ama güçlü olanın hakkı değildir sadece yaşam
Doğmak ve selamlamak bütün doğayı içtenlikle
Yeterdir yaşamak için
Kelebekle arslan eşittir nefes almakta
Beyazıyla siyahıyla tüm insanlar da
Hatta bitkiler cansızlar
Bile yaşamalı yaşamamız için

Hepimizin üzerine doğmuyor mu güneş
Hani kime ayrım yapıyor hava
Yağmur denize de yağıyor çöle de
Ölüm bile taraf tutmuyor
Ah kuşlar işte bunları söyleyin
Söyleyin ki insanlar sevmeyi öğrensin
Erkekler bile erişsin anne merhametine
Ve dünya utanmasın artık biz insanlardan

Ali Kutucu

GELDİK DÜNYAYA

Geldik gelmesine lakin dünyaya
Ne umduğumuzu bulduk
Ne de bulduğumuzu yaşayabildik
Üç beş soytarının elinde oyuncak
Gibi sürdüğümüz şu hayat
Mıydı umulan gelecekten
Sanmam ama
İdare etmek zorundayız bununla
İyi oynamalıyız rolümüzü

Başkaldırıyı
Ağzının payını vermeyi haksızlığın
Değil konuşmak
Adını bile anmak sakıncalı
Ya da öyle olmalı
Korunmalı el değmemiş beyinler
Düşünceden düşünmeden

Öyle ya
Bir de farkına varırsak
Çarpıklığın kokmuşluğun
Rüşvetin yolsuzluğun
Adam kayırmanın torpilin
Ne yaparız o zaman
Nasıl yaşarız tüm bu gerçeklerle
Koyun gibi öne eğip başımızı
Nasıl eyvallah deriz
Bu düzensiz düzene

İyisi mi biz
Kapayıp gözlerimizi bu tezgaha
Uyalım çoğunluğa
Asude geçirelim ömrümüzü

Açlıktan ölenleri
Günahsız kurşuna dizilenleri
Çernobili Muğlayı
Evrimini tamamlayamamış magandaları
Görmezden gelelim
Elin corcu elin buşu
Katliam mı yapacakmış
Bırakın doysun kana
İyisi mi biz
Sallayalım başımızı
İmf ödesin maaşımızı

Ali Kutucu

UMUT ETMEK İSTİYORUM

Bir çiçekle gelmezmiş bahar
Öyle söylüyor bilenler
Ama öylesine kahrolası
Ama öylesine acımasız
Bir umutsuzluğun girdabında çırpınıyorken
Umut etmek istiyorum
Umut ekmek istiyorum yarınlara
Hani derler ya
Ekmeğidir umut fakirlerin
İşte biz fakirlerin
Bu ekmeğe ihtiyacı var
İhtiyacım var umutla bakmaya
İhtiyacım var yarınları planlamaya
İhtiyacım var tasasız bir sabaha uyanmaya
İhtiyacım var para hesaplarını bırakıp bir kenara
Aklıma estiğince yaşamaya

Kimseye hesap vermeden
Şef garsona bile danışmadan çıkmaya
Kimseden emir almadan
Kimseye kul olmadan
Kimsenin önünde önümü iliklemeden
Temennasız yaşamaya ihtiyacım var

Ben derslerimde bir yavrularımı düşünmeliyim
Dağıtacağım borçları değil
Ben derslerimde bir çocuklarımın olmalıyım
Müdürlerin amirlerin fiyakası bol insanların değil
Bir öğrencilerim korkutmalı beni
Onlara bir şeyler verememek korkutmalı beni
Onları üzmek
Onları gücendirmek
Onları küstürmek korkutmalı beni

Bir de Atatürk korkutmalı beni
Onun sen öğretmen çağdaş uygarlık adına
Ne verdin bu yavrulara
Diye sorguya çekmesinden korkmalıyım
Çünkü henüz bu soruya
Verebilecek yanıtım yok
Ne yazık ki yok

Ne diyebilirim ona diye düşünüyorum
Şöyle başlasam mı acaba
Atam biz senin izinde yürüyorduk
Lakin ayağımıza taşlar takıldı
Ve yuvarlandık yere
Ve yeniden
Döndük başladığımız yere
Aslında biz çok iyi niyetliydik de
Taşların yüzünden oldu bu sendeleme
Ve kaybettik aydınlık izini bu hengamede

Hadi canım sende
Kim inanır bu herzelere
İşte ben bu herzelerden korkmalıyım
Gölgemden değil
Hele gölgeme iliştirilen gölgelerden hiç değil

İşte tüm bunlar için
Umut etmek istiyorum
Umut ekmek istiyorum yarınlara

Ali Kutucu

GÜLKURUSU DOKUNUŞUN

yanıtını almadan sevginin
bakıp geçtik pencereden
alçak gönüllü değildi dostlar
ateş narı örslerde
durmadan değişirken yerimiz
zincirlere vuruldu düşlerimiz

yakalandık çağ ötesi rüzgarlara
duvarlar arasında geçip gitti eylüller
ilmik attı yüreğine mavinin
arkadan vuruldu ışıyan göz
el verin dünkü sular
döl verin içimdeki ezgiye

çiçeğine küsmüş dağım
dünya zorla dönüyor etrafımda
yanan bir temmuzun tutsağıyım
acılarım ayıklanır yürek burgacında
göz hapsinde aynası kırık göl
uçuk bir çocuk mutluluğu
nesini anlayacağız ölü bir kuşun
ateşi kanımda dokunan kilim
eskir geceler iz bırakır kar üstünde
unutulmaz gülkurusu dokunuşun

Bekir KOÇAK

Fatı Teyze / Adnan Raşit Günay

Küçük Menderes kıyıları oldum olası verimli, bereketli topraklardır. Ama bu yıl kara çıkardı yüzümü. Gökyüzü yarılmışçasına dinmek bilmeyen mevsimsiz yağmurlar sele suya boğdu bizi.

Bir türlü yatağına sığmayan Küçük Menderes, bozbulanık sularını taşırdı durdu tarlalara günlerce. Yaz boyu güneşten kavruk, bodur pamuk fidanları şimdi de sulara gömüldü doruklarına dek. Deli dolu yağmurlar, canım toprağı cıvık batağa çevirdi. Hiç değilse suların erişmediği tepe yerlerde, oldukça boy atmış fidanlardaki kuru kozaları, vakit geçirmeden toplamak gerekirdi. Yoksa su değdi miydi topak topak olurdu kozalar. Bir işe yaramaz, beş para etmezlerdi sonra.

Sazlıca köylüleri çoluk çocuk diz boyu çamurlar içinde bata çıka, suların hışmından kurtulabilmiş pamuk kozalarını toplamaya çalışıyorlardı. Ayazdan, burgaç rüzgârlarından kurumuş sert, dikenli kozaları avuçlamaktan bir çeşit yaralar açılıyordu ırgat ellerinde... Geceleyin sızım sızım sızlıyordu yatakta. Kalın çaputlarla ellerini saranların işi daha kolay görünüyordu. Ama onlar da ötekiler gibi koza koparamıyorlardı. Sonra da daha az para giriyordu ceplerine.

Fatı Teyze el kadar tarlasından kaldırabildiği kendirleri ıslatıp verandaya almıştı bile. Hem avını alıncaya dek de yatırmıştı suda. Havalar bir güneşlemeye görsündü. Oturacaktı kapının eşiğine, uzatacaktı bacaklarını. Tepede pırıl pırıl sıcacık güneş, gün boyu soyacaktı kendirleri. Kırdı mıydı kendir çubuklarını, uzun uzun, yumuşacık lifler dökülüverecekti avuçlarına. Saçak altlarına tepeleme istiflediği kendir çubukları kav gibi olurdu güze değin. Havalar kışlayıp Bozdağ'dan gelen acı soğuk, delimser rüzgârlar iyice azıtınca, ocakta çıtır çıtır yakacaktı onları. Soğuklar daha uzakta da olsa, şimdiden bu düşler bile ısıtıyordu Fatı Teyzenin yüreğini.

*

Osman gideli tarlanın kahrını Fatı Teyze üstlenmişti. Eskisinden daha çok çalışıp didiniyordu. Ama yaşlılık alıp götürmüştü eski gücünü. Gün boyu işlemiyordu tarlada artık. Güneş tepeledi miydi yorgun düşüyordu. Bir de böylesi olumsuzluklar bastırınca, iyice küsüyordu yaşama. Oysa Osman'ın kalın bilekleri, nasırlı kocaman elleri vardı. Genç, sağlam bir meşe gibiydi bedeni. Tarlaya girdi miydi bir, didik didik ediyordu toprağı. Fatı Teyzenin hesabınca bir Osman, bir kırmızı traktör demekti. Onun da bir Osman'ı vardı işte bu dünyada. Kimbilir hangi dağbaşlarındaydı şimdi. Hangi siperde düşmanı gözetliyordu. Belki de bir keşif kolunda, ayırtına bile varmadan ölüme doğru yürüyordu. Budakdan esirgemezdi gözünü Osman. Hele vatan söz konusu olunca kimseler tutamazdı Osman'ı. Aylardır mektup gelmiyordu. Kötü düşler görüyordu Fatı Teyze. Ancak ölümü hiç yakıştırmazdı oğluna. Soğuk, puslu bir kasım günü sırtlamıştı torbasını. Su dökmüştü bakır tasla ardı sıra. Su gibi gitsin su gibi dönsün diye. Anaların yüreği sazdan incedir.

Dedik ya, Küçük Menderes boyları bire kırk veren, yediveren topraklardır. Yeter ki işlemesini bil. Ama bu yıl gülmedi yüzümüze, güldürmedi bizi. Yağmur istedik kor bir güneş indi tepemize, güneş diledik sele sağnağa gittik. Bozdağ'dan rüzgârlar esti kılıç gibi, sesimiz soluğumuz kesildi. Canım toprak dilim dilim yarıldı ayaklarımızın altında. Gün oldu Bozdağ'ı bile göremez olduk yağmurdan sisten.

Umarsız günler boyunca uzadı gitti Sazlıcalıların çektikleri. Çaresiz Fatı Teyze de katıldı ırgatların arasına. Daha gün açılmadan, ışımadan ortalık, tutuyordu Küçük Menderes'in yolunu.

Köylük yerde işi başından aşkındır herkesin. Kolay kolay yabana el atan bulunmaz. Kendin keseceksin göbeğini. Kırsalda su sesi duyulur, kimsesizin sesi duyulmaz.

Küçük Menderes boyları altın topraklardır ama gel gör ki ağalarındır tamamı. Ağa ölür, küçük ağalar çöreklenir üstüne. Yeni gelenler ise rahmet okutur eskisine. Çoğunu ekmeseler, ektirmeseler de toprakların, keyif için at koştururlar da üstünde, bir dilimini bile vermezler kimseye. Yüzyıllarca böylesine sürüp gelmiştir de bir başkaldıran olmamıştır ağaya. Zaten en küçük mızıkçılık yapanı, kurulu düzene karşı çıkanı barındırmazlar köyde.

Bir zamanlar Gazi Mustafa Kemal, İsmet Paşalar Toprak Reformu deyip parasıyla da olsa işlenmeyen toprakları köylülere bölüştürmeye kalktıydı da yer yerinden oynadıydı. Tüm ağalar ve yandaşları bir olup partiler kurdular. Zavallı köylülerin kimini parayla pulla, kimilerini de yalanla dolanla kandırıp oylarını alarak egemenliklerini sürdürmüşlerdi. Dahası halktan aldıklarını savladıkları güçlerine dayanarak birçoklarını da "vatan haini, komünisttir" diyerek olmadık işkencelerle ya hapislere tıkmışlar ya da ülkeden kaçmalarını sağlamışlardı. Yıllar yılı oyun yinelenip duruyordu işte...

Sazlıcalılar genellikle ırgat olarak çalışır bu topraklarda. Kıyıda köşede, bilmem kaçıncı göbek dededen kalma bir avuç toprağı olanlar yine de şanslı sayılır. Çoğu batak, yoz olan bu topraklarda da kendirden başka ürün yetişmez. Onların da yazgıları ağaya bağlıdır.

Fatı Teyzenin düşleri Osman'la filizlenir, Osman'la çiçeklenirdi hep. Gündüzü gecesi yoktu düşlerinin. Kozaları avuçlarken, kendirleri soyarken, dere boyu bataklarda yürürken Osman'ını düşlerdi hep. Hele bir gelsindi askerden, köyün en güzel, en alımlı, en hamarat kızını alacaktı ona. Bu yaşta boşuna mıydı bunca emek, bunca çaba... "Bir lokma bir hırka" geçinip gidiyordu işte. Yoksa sabahın köründe katılır mıydı ırgatların ardına. Ama başlık parasını biriktirmesi gerekiyordu Osman gelinceye dek. Bastıracaktı parayı alacaktı kızı. Dahası kızın gönlü de vardı Osman'da. Yoksa ne diye sık sık sorardı "Mektup var mı?" diye... Osman'dan iyisini mi bulacaktı sanki?

Fatı Teyze, ta gelinliğinden beri yatak odasının baş köşesinde sakladığı, boyaları yer yer dökülmüş, oymalı sarı tenekeleri ve kabarık başlı çivileri paslanmış yeşil sandığa gözü gibi bakardı. Gelinlik üç etek giysilerinin kat aralarına özenle yerleştirdiği paraları çoğaldıkça yaşam sevinci, mutluluğu da artıyor, daha bir coşkuyla sarılıyordu işine. "Biz eski topraktanız, işlemek iyi gelir" diyordu. Kozaların neresinden, nasıl tutmalıydı, nasıl kolayca ayırmalıydı çok iyi bilirdi. Nasırlı kaba ellerinin gücünü yukardaki verirdi.

Günler aylar geçti. Küçük Menderes boylarında deli yağmurlar, acı rüzgârlar, kor güneşler geldi geçti. Gün geldi pamuk kozaları da tükendi tarlalarda. Ama Sazlıcalıların çektikleri tükenmedi hiç. Fatı teyzenin soluğu tükendi sonunda.

Bir akşamleyin günbatımında Fatı Teyzenin saz damından kızıl alevlerin, yoğun dumanların kavaklara doğru yükseldiğini gördüler. Bozdağ'dan kopan delice bir rüzgâr esiyordu.

Fatı Teyzenin "Paracıklarım!", "Kendirlerim!", "Osman'ım!" diye ünleyerek gözyaşları içinde alevlere dalışını kimseler önleyemedi. İyice eskimiş köhne merdivenleri çıkan Fatı Teyzenin, evin verandasında saçlarının tutuştuğunu gördüler yalnızca. Sonra da bir yontu gibi kapaklanmış, kaybolmuştu alevlerin içinde.

Bir sigara içimi süre geçmemişti ki yerle bir olan evin yıkıntısından, kelep kelep dökülen kendirlerden yükselen yanık kokulu, kendir kokulu yoğun bir duman gökyüzüne savruluyordu.

Bozdağ tarafları kapkaranlıktı. Hiçbir şey görünmüyordu. Deli rüzgârlar istediğini almış, yorulmuştu sanki. Küçük Menderes boylarında gün kararıyordu.

Ödüller ve edebiyat
Orhan Kemal nasıl armağan verir?

Enver AYSEVER
____________________________________________________________

Orhan Kemal, ne söylemek istediğini, ideolojik tercihlerini, toplumsal kaygılarını netlikle ortaya koymuştur. Bir yazın adamı olarak tüm yapıtlarını koyu bir gerçekçilik anlayışıyla kaleme almıştır. O, halkının tanıklığını yapmak, acılarını yazmak arzusuyla almıştır kalemi eline.

**********

Armağanlar, yazın dünyasının en tartışmalı konularından biridir öteden beri. Yadırgamamak gerekir. Bir kazananın ve kazanamayanların olduğu yerde dedikodu, kavga, hırgür olacaktır elbet. Bunun önüne geçmek olanaklı mıdır? Armağanları kimin kazandığı kadar, hangi ölçülerle verildiği de merak edilir kuşkusuz. Eğer ayrıntılı biçimde hangi armağanı, niçin verdiğini açıklarsa jüri, kafalardaki sorular azalacak, ölçüt belli olduğu için yapılan tartışmalar dedikodudan uzak, sanatsal düzeyde olacaktır.
... devamı: >>>

ERDEM ÖZTOP
ABDULLAH ATAŞÇI İLE SÖYLEŞİ

caxc8jxp_k.jpg

12. CİDE RIFAT ILGAZ SARI YAZMA
KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ PROĞRAMI

6 TEMMUZ CUMA 16.00 Atatürk Anıtına Çelenk Konulması İstiklal Marşı - Saygı Duruşu - Protokol Konuşmaları
Halk Oyunları Gösterisi 16.30 Festival Yürüyüşü (Belediye Anıtı Önünden ) 17.00 Cide Toplum Merkezi- CİTOM Açılışı 17.30 Rıfat Ilgaz Kültür ve Sanat Evi Açılışı Kokteyl 18.30 Şiir Dinletisi Dia Gösterisi: "Rıfat Ilgaz ve Cide" Hazırlayan: Recai Yılmaz Hababam Sınıfı (Film Gösterimi) (Amerika-Uluslararası Film Arşivleri Kurumu tarafından Dünya Üçüncüsü Seçilen Film) HABABAM SINIFI Yapım Tarihi: 1975, Eser: Rıfat ILGAZ Yönetmen: Ertem EĞİLMEZ, Müzik: Melih KİBAR Oyuncular: Münir ÖZKUL-Kel Mahmut, Adile NAŞİT-Hafize Ana Tarık AKAN-Damat Ferit, Kemal SUNAL-İnek Şaban Halit AKÇATEPE-Güdük Necmi Yer: Rıfat Ilgaz Kültür ve Sanat Evi Bahçesi

7 TEMMUZ CUMARTESİ
09.00 Sabah Kahvaltısı ve Anılar Yer: (Cide ADD) - Rıfat Ilgaz Kültür ve Sanat Evi Bahçesi 11.00 Karartma Geceleri (Film Gösterimi) Yapım Yılı: 1990 Yönetmen: Yusuf Kurçenli, Eser: Rıfat Ilgaz Oyuncular: Tarık Akan, Nurseli İdiz, Bülent Bilgiç, Deniz Kurtoğlu,
Gülsen Tuncer, Erol Günaydın, Menderes Samancılar Yer: CİTOM Rıfat Ilgaz Salonu 14.00 Panel: "Edebiyatımızda Mizah" Konuşmacılar: Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin, İlhan Selçuk (Belgesel Gösterimi) Yer: CİTOM Rıfat Ilgaz Salonu 16.00 Panel: Cideli Dostları Rıfat Ilgaz'ı Anlatıyor Yer: CİTOM Rıfat Ilgaz Salonu 18.00 Cide Yöresel Yemekleri Kermesi Yer: Rıfat Ilgaz Kültür ve Sanat Evi Bahçesi
20.30 Konser: Grup Efffekt
Yer: Limaniçi Festivalin teknik hizmetleri KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ
tarafından yapılmaktadır

İletişim: Kadir İncesu, Çınar Yayınları 0212 528 71 40 - 0543 803 17 11

collage-.jpg

Nazım 105. Yaşında İzmir'de Esin Afşar Konseriyle Anıldı / Ali ŞAHİN

"Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler
göre-ceğiz...
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-ceğiz..."

Nazım Hikmet 105. doğum yıldönümünde Esin Afşar konseri ve şiirleriyle Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür ve Sanat Merkezi'nde anıldı.>>>

alsah_izmirde-3.jpg

Urla'da Altıncı "Cumalı Buluşması" Etkinlikleri / Ali ŞAHİN

Urla'da Altıncı "Cumalı Buluşması" Etkinlikleri

10 Ocak 2001'de yitirdiğimiz Necati Cumalı 6. kez Urla'da çeşitli etkinliklerle anıldı. 6.Cumalı Buluşması adı altında düzenlenen ve 13 Ocak'a kadar sürecek etkinliklerin açılışı Saat 10:30 da Urla'da Necati Cumalı Anı ve Kültür Evi'nde yapıldı.>>>

Üç Dil Bileceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de çaba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime aslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernus
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.

Bedri Rahmi Eyüboğlu

2006'da İlk Romanlar: Roman 'Fantazması' / A.Ömer TÜRKEŞ
Inceleme
Roman 'fantazması'

2006'da basılan 174 ilk romanın 55'i kadın 122'si erkek yazarın kaleminden çıkmış. İlk romanlarda ilgi alanları büyük bir çeşitlilik sergiliyor. Birincilik yine kadın-erkek ilişkilerini ve uzak tarihleri anlatanlarda

2006 yılı Aralık ayının ilk on gününe kadar 349 roman kaydı yaptığımı söyleyerek başlayacak ve hemen ekleyeceğim; bu, bütün zamanların rekoru... Benzer biçimde ilk roman patlaması da sürüp gidiyor elbette. 2004'te 137, 2005'te 132 olarak kaydedilen ilk roman sayısı 2006 yılında 174'ü gösteriyor. Bir hatırlatma yapalım; her ne kadar yeni roman sayısı 174 olsa bile yeni yazar sayısı 177 (www.satrab.net adlı romanın üç, Benim İçin Ağla'nın iki yazarı var). Biraz daha ayrıntıya girelim; roman alanındaki ilk ürünlerden 55'i kadın 122'si erkek yazarın kaleminden çıkmış...>>>

Radikal Kitap'tan 2006'da Romanımıza Bakış: Hatırda kalanlar
Inceleme
Radikal Kitap, 22/12/2006 - A. ÖMER TÜRKEŞ

Yayımlanan yeni romanları kaydetmenin bile güçleştiği bir yıl geçirdik. Çok sayıda kötü roman, az sayıdaki 'iyi'nin gözden kaçırılmasına neden oluyor.

21. yüzyıl roman çağı oldu Türkiye'de. Her yıl bir rekorla kapanıyor; 2000 yılında 132, 2001'de 139, 2002'de 207, 2003'te 214, 2004'te 303, 2005'te 331 ve nihayet 2006'da tam 364 roman... Geçen hafta sayısal analizlere dayalı bir yazıyla 2006'nın ilk romanlarını değerlendirmiştim. Bırakın okumayı, yayımlanan yeni romanları kaydetmenin bile güçleştiği bir yıl geçirdik. Ne var ki nicel artış romanımızın edebi değer toplamında niteliksel bir sıçramaya yol açmadığı gibi, çok sayıda kötü roman az sayıdaki 'iyi'nin gözden kaçırılmasına neden oluyor. Okuyucuların seçim yapmasını güçleştiren bu durumu dikkate alarak, bu kez sayılardan uzak duruyor ve sevdiğim romanları kısaca hatırlatmak istiyorum... >>>

cide_fest06_209.jpg

2006 YILINDA KASTAMONU VE İLÇELERİNDEKİ FESTİVALLERDEN GÖRÜNTÜLER, HABER VE İZLENİMLER
>>>

2280522171217.jpg

RIFAT ILGAZ SEMPOZYUMU

SONUÇ BİLDİRGESİ

Rıfat Ilgaz, 1940'lardan başlayıp aramızdan ayrıldığı 1993 Temmuzuna kadar laik ve etik duruşunu değiştirmemiş; dil, eğitim ve kültürün yozlaşmasına yaşamı ve yapıtlarıyla karşı çıkmıştır. Toplumcu, özgürlükçü, yurtsever savaşımcılığını Anadolu'nun binlerce yıllık kültür kaynağından beslenerek gerçekleştirmiştir. Kültürsüzleştirme konusundaki iç ve dış saldırıların doruğa ulaştığı günümüz Türkiye'sinde, sanatçı, aydın kişiliği ve sorumluluk bilinciyle bizlere güç vermektedir.

1980'lerden başlayarak 1990'larda yaygınlaşan yeni dünya düzeni, 2000'lerin başında kötü meyvelerini vermeye başlamıştır. Bu saldırılar, ülkemizin ekonomik, toplumsal, siyasal ve sanatsal yapısını bozduğu gibi, laik çağdaş bireyi, ulus devleti ve bağımsızlığı yok etmeyi amaçlamaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için de, Türkçemizi bozmaya, geleneksel değerlerimizi yozlaştırmaya yönelik girişimler, her geçen gün giderek yoğunlaşmaktadır. Bu çok yönlü olumsuz gelişmelerin somut örnekleri günümüz edebiyatında, kültüründe ve toplum yaşamında açıkça görülmektedir.

Bütün bu olumsuzluklara edebiyat ve kültür bağlamında karşı çıkmak üzere; Rıfat Ilgaz'ı var eden ve Ulusal Kurtuluş Savaşımızda Anadolu'nun atardamarı olma işlevini üstlenen Kastamonu ilindeki Kastamonu Meslek Yüksekokulu eşgüdümünde 10-11-12 Mayıs 2006 günlerinde Rıfat Ilgaz Sempozyumu gerçekleştirilmiştir.

Etkinliğe bilim ve sanat insanları, yirmi iki ana başlık altında son derece nitelikli doksan altı bildiriyle katkıda bulunmuşlardır. Ayrıca sempozyumdaki oturumlara öğrencilerin ve halkın da katılımı yüksek olmuştur.

Bu kültürel girişimden alınan güçle; ülkemizin toplumsal ve kültürel yaşamına yeni atılımlarla katkı sunulması ve süreklilik kazandırılması gerektiği ortak sonucu çıkarılmıştır.

RIFAT ILGAZ SEMPOZYUMU
YÜRÜTME KURULU

0049.jpg

''Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım, ilimdir ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor. Milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilimin gelişimini inkâr etmek olur.

Benden sonra, beni benimsemek isteyenler bir temel eksen üzerinde, akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevi mirasçılarım olurlar...''

blommared_1__1_.gif

13 ŞUBAT 1981'DE YİTİRDİĞİMİZ KASTAMONULU OZAN VE DERLEMECİ İHSAN OZANOĞLU'NU 25. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE BİR "TAŞKÖPRÜ ŞİİRİ" İLE ANIYORUZ

İREM BAĞI

-Hasan Soybuğa'ya-

Hey vatanın irem bağı
Cennet senin nerendedir?
Hey erenlerin kaynağı
Cennet senin nerendedir?

Bağında mı, bahçende mi?
Gülünde mi goncanda mı?
Dışında mı, içinde mi?
Cennet senin nerendedir?

Dağın hoş ormanın güzel
Suların gülşenin güzel
Her köşen her yanın güzel
Cennet senin nerendedir?

Irmakların zem zem akar
Dağın taşın anber kokar
Senden hangi gönül bıkar
Cennet senin nerendedir?

Sen güzelim Taşköprü'sün
Namın cihana yürüsün
Koç yiğitlerin yerisin
Cennet senin nerendedir?

Ozan derki bulmak gerek
Cennet sende olmak gerek
Ahir murad almak gerek
Cennet senin nerendedir?

İhsan OZANOĞLU

_stanbulda_gunbatimi.jpg

AYIN EDEBİYAT TAKVİMİ'nden
_______________________________________________

Kastamonu'da kadınlar edebiyatla buluşuyor
___________________________________________________________________

Kadınların kendilerini ifade etmeleri, dönüştürmeleri, saklılarında kalmış enerji ve kültürü açığa çıkarabilmeleri amacıyla, Kastamonu'da, Eğitim- Sen ve Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın katkılarıyla, Sepetçioğlu konağında 23 ve 24 Şubat tarihlerinde mahalleli kadınlarla atölye çalışması gerçekleştirilecek. Atölye çalışmasında Sennur Sezer ve Betül Tarıman kadınların gündemine edebiyatı taşıyacaklar. Güner Korkmaz, Çiğdem Alemdar, Songül Şensoy, Didem Atayurt, Özge Akgül, Saliha Eser ve Tayfun Köse'nin katkı sundukları çalışmada ortaya çıkan ürünler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri çerçevesinde yapılacak bir dizi çalışmayla Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi'nde sergilenecek.

AlsahBlog_Taskopruden.jpg

____________________________________
1977-78 Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü
Mektupla Öğretim Türkçe Bölümü Mezunları
_____________________>>>

GÜNCEL Yazılarımız İçin >>>

AlsahBlog - Esintiler

ESİNTİLER / KURULUŞ: 19.06.2005
SİTE İÇERİĞİ:
_______________________________________________

fuchsia_k.jpg

alsahblog_alikutucu.jpg

ŞİİRLER
ALİ KUTUCU

AlsahBlog_Ali Kucuk jpg

TÜM ŞİİRLERİ
ALİ KÜÇÜK

a_sahin_01__5_.jpg

ESİN"Tİ"(LER) / YAZILAR
ALİ ŞAHİN

Bekir_Kocak

ŞİİRLER / BEKİR KOÇAK

ŞİİRLER
ELVAN DURMAZ

AlsahBlog_Emin_Arik.jpg

TÜM ÖYKÜLERİ
EMİN ARIK

TÜM YAZILARI
FİKRİ UZUN

ÖYKÜLER
MÜMTAZ TİFTİK

TÜM YAZILARI
H. EMEL DİNSEVEN

TÜM YAZILARI
NADİR SERDAR IŞIKLI

TÜM ŞİİRLERİ
OZAN OZANOĞLU

DENEMELER / ÖYKÜLER / ŞİİRLER
ŞEBNEM ÖZERDEM

MEHMET GELİYOR / ŞİİR
NURİ KESKİN

aliþahin_em.ed.öðr.

::: ALİ ŞAHİN (alsah) SİTELERİNDEN ::: ÖYKÜ - ŞİİR -DENEME - İNCELEME - MAKALE - SÖYLEŞİ - HABER - YORUM... :::
___________________________________________

ESİNTİLER 2005 ARŞİVİ

______________________________________
KASTAMONU SEMPOZYUMU - RIFAT ILGAZ 2006
______________________________________

İki ayın içinden


7. İzmir Türkçe Günleri 19-26 Eylül 2008

Düzenleyenler:

Konak Belediyesi, Dil Derneği

Ana İzlek: "Türkçe Düşünmek" Savsöz: "Düşün Türkçe Düşün"

19 Eylül Cuma

Yer: Özel Çamlaraltı Lisesi

10.00 Etkinlik: Basın Toplantısı

11.00 Etkinlik: Dil İşliği

Açılış Seslenişleri:

Konak Belediye Başkanı A. Muzaffer Tuncay

Dil Derneği İzmir Temsilcisi Y. Bekir Yurdakul

Özel Çamlaraltı Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Engin Diriko

Yönetenler: Hidayet Karakuş, İffet Diler. Mavisel Yener, Y Bekir Yurdakul

Katılımcılar: İlk ve ortaöğretim okullarının 4-12. sınıflarından gençler.

Sunan: Şengül Kıran.

22 Eylül Pazartesi

Yer: Vasıf Çınar İlköğretim Okulu (Gürçeşme)

10.00 Etkinlik: Söyleşi "Düşün Türkçe Düşün"

Konuşmacılar: Hamdullah Köseoğlu, Hidayet Karakuş, Muzaffer İzgü.

14.00 Yer: Hürriyet Anadolu Lisesi (Mezarlıkbaşı)

Etkinlik: Söyleşi "Düşün Türkçe Düşün" Konuşmacılar: Halim Yazıcı, Hüseyin

Yurttaş, Oğuz Tümbaş.

23 Eylül Salı

10.00 Yer: Nazire Merzeci İlköğretim Okulu (Bozyaka)

Etkinlik: Söyleşi "Düşün Türkçe Düşün" Konuşmacılar: Ahmet Günbaş, Mavisel

Yener, Y Bekir Yurdakul.

14.00 Yer: Çınarlı Anadolu Meslek Lisesi (Çınarlı)

Etkinlik: Söyleşi "Düşün Türkçe Düşün"

Konuşmacılar: Berin Taşan, Dinçer Sezgin, Zeliha Akçagüner.

24 Eylül Çarşamba

Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Ayiçek Eşrefpaşa Kütür Merkezi

12.00 Etkinlik: Sergi

Düzenleyen: Özel Çamlaraltı Lisesi

12.15 Etkinlik: Açış Konuşmaları Konak Belediye Başkanı A. Muzaffer Tuncay Dil Derneği Genel Yazmanı Hülya Küçükaras Dil Derneği İzmir Temsilcisi Y. Bekir Yurdakul

12.35 Dilimizin Emekçileri / Fethi Naci... Anısına Saygıyla...

Sunan: Birsen Ferahlı.

12.40 Etkinlik: Küçük Konser

H. Ender Bilge, Hüseyin Yemen; klasik gitar

13.00 Dilimizin Emekçileri / Mehmet H. Doğan... Anısına Saygıyla... Sunan: Düriye Ayyıldız.

13.05 Etkinlik: Sahne Gösterisi "Çeşmebaşı Balesi"

Sunan: Özel Çamlaraltı İlköğretim Okulu

Hazırlayan: Aydan Ruhselman

Beste: Ferit Tüzün

Dans Düzeni: Dame Ninette Valois

1. Oturum: "Düşün Yazın Türkçe" 13.30 Konuşmacılar: Prof. Dr. Afşar Timuçin, Füsun Akatlı, Prof. Dr. Semiramis Yağcıoğlu.

Yöneten: Hikmet Çetinkaya

15.15 Ara

15.30 Dilimizin Emekçileri / İsmet Zeki Eyuboğlu... Anısına Saygıyla... Sunan: Gürsel Gezen

15.35 Etkinlik: Sahne Gösterisi "Eyvah Türkçem!"

Sunan: Özel Çakabey İlköğretim Okulu

2. Oturum: "Düşün Tiyatro Türkçe" 16.00 Konuşmacılar: Prof Dr. Ayşegül Yüksel, Doç .Dr. Hasan Erkek, Prof. Dr. Sevda Şener.

Yöneten: Prof. Dr. Murat Tuncay

25 Eylül Perşembe

Yer: Konak Alanı Saat Kulesi 09.30 Etkinlik: "Yürüyüş için toplanma"

10,00 Etkinlik: Dil Yürüyüşü : (Saat Kulesi'nden Türkçe Taşı'na...)

Katılanlar: Düzenleme Kurulu, konuklar, dilseverler, öğrenciler...

Özel Çamlaraltı Lisesi Bandosu, Atatürk Lisesi, Küçükyalı Anadolu Meslek ve Kız Meslek Lisesi, 30 Ağustos İlköğretim Okulu (Buca), Özel Çakabey Okulları, Özel Çamlaraltı Lisesi, Özel Yöneliş İlköğretim Okulu.

Yer: Türkçe Taşı (Konak EÜ Atatürk Kültür Merkezi Yanı)

10.45 Etkinlik. Ödül Töreni

Sunan: Y Bekir Yurdakul

Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

12.30 Dilimizin Emekçileri / Arslan Kaynardağ... Anısına Saygıyla...

Sunan: Hayri Oğuz

12.35 Etkinlik: Okuma Tiyatrosu "Maviydi Bisikletim"

Sunan: Dinçer Sümer

3. Oturum: "Düşün Türkçe Düşün"

13.20 Konuşmacılar: M. İskender Özturanlı, Nezihe Meriç, Turgay Gönenç

Yöneten: Yusuf Çotuksöken

14.30 Ara

14.45 Dilimizin Emekçileri / Ali Püsküllüoğlu... Anısına Saygıyla... Sunan: Saime Bircan

4. Oturum: "Düşün Konuş Türkçe"

14.50 Konuşmacılar: Erkan Oyal, Funda Koray, Misket Dikmen, Murat Can Canbaz.

Yöneten: Mustafa Korkmaz Dinçer

16.35 Dilimizin Emekçileri / Nermi Uygur... Anısına Saygıyla...

Sunan: Birsen Kırbaş

5. Oturum: "Düşün Bilişim Türkçe" 16.40 Konuşmacılar: Prof. Dr. Aydın Koksal, Nizakettin Uğur

26 Eylül Cuma / Ankara

Düzenleyenler: Dil Derneği -Ankara Çankaya Belediyesi

76. Dil Bayramı

11.00 Anıtkabir'de Atatürk'e Saygı Sunumu

16.00 76. Dil Bayramı Töreni Sunan: Mavisel Yener

Açış Konuşması:

Y. Bekir Yurdakul - Dil Derneği İzmir Temsilcisi

Sevgi Özel - Dil Derneği Başkanı

Prof. Dr. Muzaffer Eryılmaz - Çankaya Belediye Başkanı

Ödül Törenleri:

Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülü Dil derneği Kerim Avşar Ödülü

76. Yıl Onur Ödülleri:

Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz, Talip Apaydın, Orhan Bursalı, Hikmet Çetinkaya, Emin Çölaşan, Ali Dündar, Refet Erim, Muzaffer İzgü, Prof. Dr. Ahmet Kocaman, Ahmet T. Küflü, Prof. Dr. Özdemir Nutku, M. İskender Özturanlı, N. Berin Taşan, A. Muzaffer Tunçağ, Prof. Dr. Türkân Saylan, Ahmet Necdet Sezer, Prof. Dr. Sevda Şener

Dinleti

Ağırlama

Yer: Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi

Kenedi Cad. No. 4 Kavaklıdere -Ankara

Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü Özdemir İnce'nin

Özdemir ince,"Keskindoreke Fındın-falava" adlı yapıtıyla Melih Cevdet Anday şiir ödülünü kazandı.

Türkiye Yazarlar Sendikası ile Ören Belediyesi, iki yıldan beri ortaklaşa Melih Cevdet Anday ödülü veriyorlar ve Ören'de tören düzenliyorlar.

Gülten Akın, Ataol Behramoğlu, Doğan Hızlan, Eray Canberk, Egemen Berköz, Refik Durbaş ve Enver Ercan'dan oluşuyordu seçici kurul.

Özdemir İnce'nin kitabının, onun Türk Şiirine verdiği emeğinin bir olgunluk örneği olduğu gerekçesiyle ödülü verdiklerini açıkladı seçici kurul.

Özdemir İnce'yi biz de kutluyoruz.

"Türk ve Alman Yazarlar Buluşuyor"

Edebiyatçılar Derneği'nden Genel Başkan Gökhan Cengizhan imzasıyla bize gelen "Türk ve Alman Yazarlar Buluşuyor" duyurusu:

«2008 yılı Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı öncesi, Türkiye Edebiyatçılar Derneği ve Alman Yazarlar Birliği'nin işbirliği, 2008 Frankfurt Kitap Fuarı "Onur Konuğu Türkiye" Ulusal Yürütme Komitesi'nin katkılarıyla; Türk ve Alman yazarlar, Almanya'nın dört büyük kentinde buluşuyor.

Bilindiği gibi, 2008 yılı Frankfurt Kitap Fuarı "Konuk Ülke Türkiye" projesi ile ilgili çalışmalar, bir yıldan fazla bir süredir, TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı, ilgili sivil toplum örgütleri; yazar, yayıncı ve çevirmen kuruluşlarının bir araya gelerek oluşturduğu "Ulusal Yürütme Kurulu" ve bu kurula bağlı alt komiteler tarafından yürütülüyordu.

2008 yılı Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı, Türk edebiyatının dışarıya açılması ve uluslararası ilişkilerini güçlendirmesi adına, Türkiyeli yazarlara geniş bir hareket alanı sağlayabildi.

Bu anlayışla hareket eden Türkiye Edebiyatçılar Derneği, Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı öncesinde, Alman Yazarlar Birliği ile önemli bir buluşmayı hayata geçiriyor.

Türkiye genelinde, 50'yi aşkın ilde 1100 dolayında kayıtlı üyesi bulunan Türkiye Edebiyatçılar Derneği ile Almanya'nın en önemli meslek sendikalarından "Verdi" bünyesinde yer alan, Almanya genelinde 16 bölgede 4000 dolayında kayıtlı üyesi bulunan Alman Yazarlar Birliği arasındaki işbirliği, "Edebiyatçılar buluşuyor" adıyla bir dizi etkinliğe olanak yaratıyor.

2008 Eylül ayı içinde, Almanya'nın Berlin, Hamburg, Köln, Darmstatd kertlerinde, 12 Türk ve 11 Alman yazarın katılımıyla yapılacak olan etkinliklerin, Türk edebiyatına önemli bir açılım sağlayacağına inanıyoruz.

İnanıyoruz ki, bu tür etkinlikler, Türkiyeli yazar örgütlerine, Avrupa'nın öbür ülkelerindeki yazar örgütleriyle buluşmaları açısından örnek bir zemin oluşturabilecek ve bu zemini, uygun koşullarda ülkemize de taşıyabileceğiz.»

Almanya'da Buluşma İzlencesi

5 Eylül 2008 Hamburg

Saat: : 19.00

Yer: Kulturhaus (Kültürevi) Eppendorf Martinist. 40, 20251 Hamburg

İzlek: İçimizdeki yabancı (Das Fremde in uns)

Türk Katılımcılar: Cezmi Ersöz, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Nida öz (Edebiyatçılar Derneği Almanya Temsilcisi)

Alman Katılımcılar: Dr. Reimer Eilers (Alman Yazarlar Birliği Hamburg Bölge Başkanı), Gino Leinevveber, Emina Kamber

Çevirmen: Sabina Adatepe

9 Eylül 2008 Berlin

Saat: 18.00

Yer: Alman Yazarlar Birliği Genel Merkezi (Verband Deutscher Schriftsteller-VS in ver.di)

Paula-Thiede-Ufer 10, 10179 Berlin

İzlek: Karşılaşmalar (Begegnungen)

Türk Katılımcılar: Gökhan Cengizhan (Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı) Yücel

Kayıran, Mehmet Yaşın.

Alman Katılımcılar: İmre Török (Alman Yazarlar Birliği Başkanı), Prof. Dr. Horst

Bosetzky (Alman yazarlar Birliği Berlin Başkanı), Anja Tuckermann.

Çevirmen: Recai Hallaç

12 Eylül 2008 Köln

Saat: 19.00

Yer: Alman Yazarlar Birliği Köln Merkezi (Verband Deutsher Schriftsteller-VS in ver.di)

DGB-Haus, GroBer Saal, Hans-Böckler-Platz 1,50672 Köln

İzlek: Şiir Bir Coşkudur (Dichten ist ein Übermut)

Türk Katılımcılar: Orhan Alkaya, Akif Kurtuluş, Turan Koç, Nida öz (Edebiyatçılar Derneği

Almanya Temsilcisi)

Alman Katılımcılar: Andreas Rumler (Alman Yazarlar Birliği Köln Bölge Başkanı), Isolde Ahr

20 Eylül 2008 Darmstadt Saat: 16.00

Yer: Centrallstation İm Carree, 64283 Darmstadt

İzlek: Bugünkü Türk Edebiyatı: Yol İşareti; Servi Ağacı (Türkische Literatür heute: Zypressen a Is Wegweiser)

Türk Katılımcılar: Gökhan Cengizhan (Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı), Cengiz Bektaş, Çetin Öner, Yavuz Bülent Bakiler. Alman Katılımcılar: Alexander Pfeiffer(Alman Yazarlar Birliği Hessen Bölge Başkanı), Dr. Monika Carbe, Prof. Dr. Jens Peter Laut. Çevirmen: Sema Yeşiltepeli.

Lozan Barış Anlaşması

Lozan Barış Anlaşması'nın 85. yıldönümü dolayısıyla bu yıl Anadolu'da birçok yerlerde anmak için toplantılar yapıldı. Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu olduğu belirtildi.

İstanbul'da da Ada Dostları Derneği, İnönü Vakfı, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği ve Adalar Belediyesi de bir araya gelerek 24 Temmuz 2008'de toplantılar düzenlediler

Konuşmacılar Nazan Moroğlu, Özden Toker, Prof. Dr. Türkân Saylan, Perihan Ergun, Coşkun Özden, Mevlut Kurban idi. Sunuculuğu da Gülsen Tuncer yaptı.

Bu arada "Kadın Araştırmaları Derneği'nin 25.07.2008'de bir bildiri yayımladığı görüldü. Bildiri şöyleydi:

«Lozan 85 (1923-2008)

Türkiye Cumhuriyeti'nin bütünlüğünün uluslararası belgesi olan LOZAN, 85 yıl önce imzalanmıştır.

LOZAN'I imzalayan ve bugün AB içinde yer alan kimi ülkelerde ve dostumuz (!) ABD'de, bu bütünlük tartışılarak yeni yeni sınırlar belirleme çabaları gündeme getirilmiştir.

Bir yandan da, bu bütünlüğü parçalamak terör örgütüne, sözü edilen ülkelerin hoşgörüyle baktığı, dahası kolladığı tarihsel bir gerçektir.

AKP iktidarı ise, ABD'siz kımıldayamadığından ve AB'ye girmek için çırpındığından bu olup biteni hoşgörüyle karşılamaktadır.

LOZAN'ı bu delme çabalarına halkımız kararlı ve dimdik bir biçimde karşı duracaktır, durmalıdır.

Bu anlayışla LOZAN'ın 85. yılını yürekten kutluyoruz.»



Fethi Naci'yi Yitirdik

Türk Yazını'nın önemli adlarından Fethi Naci'yi yitirdik. Basınımız hakkı olan ilgiyi gösterdi. Günümüzün usta eleştirmeniydi.

Asıl adı İsmail Naci Kalpakçıoğlu idi. 1927'de Giresun'da doğmuştu.

25 Temmuz 2008 Cuma günü ikindi namazının ardından Teşvikiye camisinden kaldırıldı. Zincirlikuyu gömütlüğünde toprağa verildi.

"İnsan Tükenmez", "Gerçek Saygısı" adlı yapıtlarıydı ilk tanınmasını sağlayan. Birini 1956'da öbürünü 1959'da yayımlamıştı. Bu iki yapıt, nitelikli bir yazarın muştusu olmuştu.

Denemeler, incelemeler, eleştiriler bol bol geldi bu yapıtların ardından. Anılarını da yazdı.

Anısına saygılar...



Ali Püsküllüoğlu da Gitti

«Arada bir Ali Püsküllüoğlu'nun şiirlerini anımsamak onu yaşatmaya yetmez, masamızın üstünde bir TÜRKÇE SÖZLÜK'ü olacak. İyi bildiğimizi sandığımız bir sözcük için bile ona danışmamız gerekecek,» diyor Mustafa Şerif Onaran "Cumhuriyet Kitap'ta...

Ali Püsküllüoğlu, 1935 Kadirli-Osmaniye doğumluydu. Ölümü 24 Haziran 2008 olduğuna göre Demek 73 yaşındaymış. Çok genç yaşlarında dil ilgisi, dil sevgisi oluşmuştu onda. Şiirler yazıyordu. 60'lı yıllarda döneminin en iyi şairlerinden birisiydi. O yıllarda Ahmet Miskioğlu "Gökçeyazın" dergisini İskenderun'da çıkarınca Ankara'dan ona mektup yazdı. Kutluyor ve "Gökçeyazın'ı Güney Çetin imzasıyla Türk Dili'nde tanıttım." diyordu. Bir şiir kitabını da göndermişti: UZUN ATLAR DENİZİ ... «"Gökçeyazın" dergisi sahibi Sayın Ahmet Miskioğlu'na en derin saygılarımla. Ank. 18.3.962 Ali Püsküllüoğlu» diye seslenerek...

Çok güzel şiirleri vardı. Ali Püsküllüoğlu, hem dilci hem de çok usta bir ozandı.

Anısına saygılar.



Adnan Raşit Günay Toprağa Verildi

Türk Dili Dergisi'nin perşembe toplantısı sürekli üyelerinden şair, yazar Adnan Raşit Günay 14 Temmuz 2008 Pazartesi günü gözlerini kapattı; 16 Temmuz 2008 Çarşamba günü ikindi namazından sonra Maltepe camisinden kaldırılarak başıbüyük gömütlüğünde toprağa verildi.

Adnan Raşit Günay, TEKEL emekli daire başkanlarındandı, tütün nitelik bilirkişisi, uzmanıydı.

Raşit Kara'yı da Uğurladık

Türk Dili Dergisi'nin perşembe toplantılarının sürekli üyelerinden şair yazar Raşit Kara'yı da 20 Temmuz 2008 günü yitirdik. 22 Temmuz 2008 günü öğle namazının ardından Kınalıada gömütlüğünde toprağa verdik. Raşit Kara, yılda bir kez Hatay Restaurant'da şarap sunumlu "Hayyam Günü" düzenliyordu

Arat Ovalı

ENVER GÖKÇE ÜSTÜNE YAZILANLARDAN:

__________________"Sevgili Enver GÖKÇE'nin anısına saygıyla.."
______________________________________________

AHMET ARİF'LE
TAHİR ABACI

OSMAN ŞAHİN'İN ÖYKÜLERİ İNGİLİZCE'DE
TALAT SAİT HALMAN

AHMET ARİF: YURDUM BENİM ŞAHDAMARIM/ ENVER TOPALOĞLU

EĞİTİM KONUSUNDA VASİYETİMDİR - l / Aziz NESİN

ARABALAR BEŞ KURUŞA / ÖYKÜ
SABAHATTİN ALİ

ASIM BEZİRCİ'DEN SEÇME YAZILAR:

ORHAN KEMAL'İN OYUN YAZARLIĞI / ASIM BEZİRCİ

ASIM BEZİRCİ / PORTRE / ATTİLA İLHAN

YAŞAMI, SANATI İLE ESEN YEL
...VE BİR ÖYKÜSÜ / KOMÜNİSTLERİ TANIYAN KÖPEK

2006 YILINDA İLK BASIMI YAPILAN TÜRK ROMANLARI

KÖY ENSTİTÜLERİNE SELAM / SABAHATTİN EYÜBOĞLU

KÖY ENSTİTÜLERİ VE KÖY ENSTİTÜLER

MAHMUT MAKAL / BOZKIRDAKİ KIVILCIM - KÖY ENSTİTÜLERİNDEN

ÜMİT İLHAN KAFTANCIOĞLU

CUMHURİYET GAZETESİNDE ÜMİT KAFTANCIOĞLU 1
CUMHURİYET GAZETESİNDE ÜMİT KAFTANCIOĞLU 2


KÖY ENSTİTÜLERİ İÇİN NE DEDİLER 1

KÖY ENSTİTÜLERİ İÇİN NE DEDİLER 2

KÖY ENSTİTÜLERİ İÇİN YABANCILAR NE DEDİLER

BİR ANI: "RIFAT ILGAZ'LA 3 GÜN- 3 GECE"/ Nuri KESKİN

ŞİİR YAZILARI/SÖYLEŞİLERİ

MEMET FUAT

Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi - Giriş

alsah_izmirde-2.jpg

11. Cide Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Kültür ve Sanat Festivali 2006

11.CİDE RIFAT ILGAZ SARI YAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ / EMEL DİNSEVEN

RIFAT ILGAZ FESTİVALLE ANILDI / KADİR İNCESU

RIFAT ILGAZ FESTİVALLE ANILDI / MİNE ÖZGÜR

KARADENİZİN'İN EN UZUN SAHİLİ CİDE / MUSTAFA ÖZDEMİR



GÜNLÜKTEN YAPRAKLAR / ALİ ŞAHİN
_______________________________________________

RIFAT ILGAZ VE CİDE'Sİ

SARI YAZMA 11 YAŞINDA... / ÖZGE KURU - GÖKHAN DURMUŞ

YIKIN HEYKELLERİMİ / ŞİİR
SÜLEYMAN APAYDIN

Attilâ İlhan'ın son satırları

Attilâ İlhan'ın Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan son satırları: "...10 Ekim tarihli gazetemizde şu başlık dikkat çekiyordu: "Attilâ İlhan ayrıldı." Başlığın altına da şu not düşülmüştü: "Yazarımız Attilâ İlhan yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle bundan böyle Cumhuriyet'teki yazılarına son verdi. Cumhuriyet adına İlhan'a bugüne dek verdiği destekten dolayı teşekkür ediyoruz. Sağlıklı günler dileğimizle Attilâ İlhan'ın ayrılık gerekçesini kendi satırlarıyla okurlarımızla paylaşalım...

Devamı >>>

Attila İlhan'dan Asım Bezirci Portresi
SÖYLEŞİ / ATTİLÂ İLHAN- KONU: Asım BEZİRCİ
_____________________________________

Kastamonu Net_þhtþrfbc

"Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki,Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyyedir. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kafidir."
Kemal Atatürk, Kastamonu Konuşması, 30.08.1925

TAŞKÖPRÜ'NÜN ÜNLÜ KUYU KEBABI
Kebapçılardan Görüntüler
________________________________________________

TAŞKÖPRÜ'den
_______________________________________________

Geçmişten Günümüze "ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ" 2004 İçin
TIKLAYINIZ

als65.jpg

________________________________________________
RIFAT ILGAZ SEMPOZYUMU 10-11-12 MAYIS 2006'DA KASTAMONU'DA YAPILDI / FOTOĞRAFLAR /BİLDİRİ ÖZETLERİ / HABER VE YORUMLAR >>>>>
________________________________________________

a_sahin_01__7_.jpg

ROMAN YAZILARI/SÖYLEŞİLERİ

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Ali ŞAHİN

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 2 (1930- 1949)/ Ali ŞAHİN


Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 3 (1940- 1949)/ Ali ŞAHİN

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 5 (1960- 1969)/ Ali ŞAHİN

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 6 (1970- 1979) / ALi ŞAHİN

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini
Taslağı 7 (1980- 1989)/ Ali ŞAHİN

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini
-Taslak- 8 (1990- 1999) / Ali ŞAHİN

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini
-Taslak- 9 (2000- 2006) / Ali ŞAHİN
>>>

a_sahin_01__9_.jpg

2004'TE ROMAN
Ali ŞAHİN

2005'TE ROMAN
Ali ŞAHİN

2006'DA ROMAN
Ali ŞAHİN
>>>

ads_z.jpg

ÖYKÜ YAZILARI/SÖYLEŞİLERİ

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini 1 (1867- 1929)/ Ali ŞAHİN

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini 2 (1930- 1939)/ Ali ŞAHİN

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini 3 (1940- 1949)/ Ali ŞAHİN

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini 5 (1960- 1969) / Ali ŞAHİN

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini 6 (1970- 1979)/ Ali ŞAHİN

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini 7 (1980- 1989)/ Ali ŞAHİN

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini -Taslak- 8 (1990- 1999)/ Ali ŞAHİN

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini -Taslak- 9 (2000- 2006)/ Ali ŞAHİN
>>>

als60.jpg

2004'TE ÖYKÜ KİTAPLARI
Ali ŞAHİN

2005'TE ÖYKÜ KİTAPLARI
Ali ŞAHİN

2006'DA ÖYKÜ KİTAPLARI
Ali ŞAHİN
>>>

SİNEMA YAZILARI/SÖYLEŞİLERİ

Başlangıcından Bugüne Altın Portakal'ın En İyileri / Sinema - Kronoloji

Ali ŞAHİN


____________________________________
1977-78 Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü
Mektupla Öğretim Türkçe Bölümü Mezunları
_____________________>>>

isaret01.gif

email.gif

ANASİTE'YE DÖN

başa dön