|
Mağara ığdır il merkezine 10 km uzaklıkta karakoyunlu ilçe sınırlarındadır.mağara iki odalı olup turizim açısından oldukça önemli stratejik ve görmeğe değer bir yerdir..odlar yurdunun azeri halk kahramanı olarak bilinen babek abasiler döneminde adaletin tecelli etmediği bu topraklarda bir isyan başlatarak büyük bir bağımsızlık mücadelesi vermiştir . Bu isyana abbasilerin bu adaletsiz tutumundan ve zulmünden oldukça rahatsız olan bölgenin diğer halklarıda (ermeniler farslar ve kürtlerde dahil) büyük destek olarak. abasileri babek öncülüğünde defalarca büyük yenilgiye uğratmışlardır.tebriz merkezli bu harekata nahçivan, vedi, ığdır, erdebilve maku kısacası odlar yurdununun tamamı abasilerin bu haksız zulüm ve istilalarından dolayı babekin bu isyan harekatını tam olarak desteklemesiyle, abbasiler ordusu büyük bozguna uğratılmıştır böylece 832 taribinde babekin gücü en yüksek seviyeye ulaşmıştır...dahasonraları abasiler arap yarımadasının tüm gücünü almak için özbe öz müslüman ve türk olan babek hakında çeşitli iftiralar ve didikodular çıkararak babekin dinsiz olduğunu öne sürmüşlerdir. gittikçe abasiler tarafından çembere alınan babek aras nehrini geçerek araratın eteğinde düzbir ovanın yamacında bulunan bir mağarada kaçak olarak hayatını sürdürmüş ve sonrada afşin tarafından pusuya düşürülüp yakalanarak samara şehrine halife mutasım huzurunda kolları bacakları kesildikten sonra 3 kez iğdam edilmiştir.babekle ilgili arap kaynaklarının tamamı yalan olmakla birlikte araştırma için nizami gencevi ve tuğrul keskin,in eserlerinden yararlanabilirsiniz.
SELÇUKLU KÜMBETİ :
Merkeze yaklaşık olarak 10 km uzaklıkta bulunan bu tarihi yapıt ığdırın çakırtaş_necefali köyünde bulunmaktadır. yapıt oldukça zengin mimari işlemelerin yanı sıra bölgede yapılan her türlü sefer ve etkinlikleride bir not defteri gibi üzerinde barındırmaktadır. Bu yapıt bir çok tahribata uğramasına rağmen hala cazibeliğini korumaktadır.bu eser hakkında resmi kaynaklarda pek çok geniş bilgi mevcut değildir,şayet yapıtın üzerindeki yazılar ve işaretler okutturulursa ığdırın tarihi hakkında daha geniş bilgiler ortaya çıkacaktır.kümbet yeniden elden geçirildiği taktirde bölgenin en güzel ve en önemli tarihi eserleri arasında yerini alacaktır.
IĞDIR KERVANSARAYI
Iğdır il merkezini Asma köyüne bağlayan yolun 25 inci km''sinde bulunan kervansaray, XII. yüzyıl Selçuklu taş işlemeciliğinin en güzel örneklerinden biridir. Sürmari Emiri Şerafeddin Ejder tarafından yaptırılmıştır. Kervansaray, Ba-tum-Tebriz karayolu üzerindeki menzil noktalarından birisi olup, kervanlar Çilli geçidini aşmadan önce burada konakmıyorlarmış. 1988 yılında koruma altına alınan eser, halen harabe halindedir.
IĞDIR KALESİ
Kale, Büyük Ağrı Dağı''nın eteklerinde bulunmaktadır. Savunmaya elverişli sarp kayalıklar üzerinde ve kervan ticaret yolunun en iyi şekilde kontrol altında tutulabileceği bir konumda yer alan Iğdır Korganı, XI. yüzyılda Oğuz Türkleri tarafından kurulmuştur. Dağ yamaçlarında "Kız Kalesi" ve onun 200 m. kadar aşağısında "Oğlan Kalesi" adı verilen iki kale kalıntısı bulunmaktadır. Sürmeliden Büyük Ağrı Dağı''na doğru giden ilk çağın kervan yolu, bu iki kale arasından geçer ve Ahura yönünde uzanarak Küçük ve Büyük Ağrı
Dağları
arasındaki Serdarbulak Geçidi''nden Beyazıt''a (Doğubeyazıt) doğru giderdi. Iğdır Korga-nı''nda, o devirlerden kalma bir değirmen harabesi de bulunmaktadır.
IĞDIR KAFKAS HALK OYUNLARI
IĞDIR KAFKAS HALK OYUNLARI, Türk'ün kendisidir. Yöre insanının duygularını, düşüncelerini en içten biçimde sergiler.Bazen bir ordunun atılışını yansıtan sesli bir tablodur. Cihandaki zaferlerimiziaksettiren canlı bir tarihtir. Bazen Türk'ün ölümsüz ruhu için dikilmiş birbağımsızlık anıtıdır. Bazen bir coğrafyadır, yer yüzündeki dağılışımıza,doğal koşullarımıza göre hareket ve ses alır. Çeşitli figürlerle bir destanolmuş, bir deniz kaynayışına ulaşmış, ovada da bir ipek yumuşaklığıylaincelmiştir. Kıskançlığımız onlardadır, yiğitliğimiz onla/dadır,kahramanlığımız onlardadır, neşemiz, sevincirniz onlardadır. Kısaca bütünyaşantımız onlardadır.
Iğdır' da halk oyunlarının çok büyük birönemi bulunmaktadır. Azerbaycan Türk Halk oyunlarının oynandığı oyunlar, hemenhemen günlük yaşantımızda bize iz bırakan bir olaydan esinlenerekyaratılmıştır.Acı, tatlı, hüzünlü, yiğitlik, savaş bazen de aile içindeyaşanılan olayları mimik ve hareketle canlandırmanın en güzel örnekleridir. Bunedenle oyunlar çok canlı ve incelikle oynandığından izleyenlere büyük bir hazvermektedir.
AĞRI DAĞI'NIN TARİHÇESİ
Ağrı Dağı, jeolojik konumunun yanısıra, tufandan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yaptığı inanışı dolayısıylaefsanevi kimliğiyle de ön plana çıkan bir dağdır.
Kutsal kitaplarda da adı geçen bu dağ, birçok dilde farklı adlarla anılmaktadır.Bunların başlıcaları, Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel el Haris'tir.
Marco Polo'nun yazılarında, hiçbir zamançıkılamayacak bir dağ diye sözünü ettiği bu etkileyici dağın ilk tırmanışı,kayıtlara göre 9 ekim 1829 yılında Profesör Frederik Von Parat tarafındangerçekleştirildi. Dağın ilk kış tırmanışı ise çok daha geç bir tarihte, 21Şubat 1970'de Dağcılık Federasyonunun eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergörtarafından gerçekleştirildi. Bilindiği kadarıyla kalabalık bir ekip halinde denenentırmanışta yalnızca Dr. Bozkurt Ergör zirveye ulaşmayı başardı. İzleyen yıllarda özelliklede 1980'li yılların ikinci yarısında başarılı kış tırmanışlarıgerçekleştirildi. Kış koşulları çok fazla dağcının zirveye ulaşmasına izinvermese de 1980'li yılların yaz aylarında binlerle ifade edilebilecek sayıda yabancıdağcı bu dağı ziyaret etti.
Günümüze kadar Ağrı Dağı'nın solo kışçıkışı yapılmamıştır. Dağın coğrafi konumu nedeniyle çok sert fırtınalarahedef olması ve hızla değişebilen hava koşulları nedeniyle, kış aylarındayapılacak bir solo tırmanış halen dağcıların önünde başarılamamış bir hedefolarak durmaktadır
IĞDIRIN TARİHCESİ
Kars iline bağlı bir ilçe iken, ekonomik,sosyal ve stratejik özellikleri dikkate alınarak, 27.05.1992 tarih ve 3806 sayılı kanunhükmünde kararname ile Türkiye'nin 76. ili olmuştur. Doğu Anadolu Bölgesinindoğusunda yer alan ilimizde, asırlar boyu birçok medeniyetin ve uygarlıkların hükümsürdüğü, bıraktıkları tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır. Günümüze kadar;Urartular, Sakalar, Moğollar, Sasaniler, Selçuklular, Karakoyunlular ve Osmanlıİmparatorluğu'nun kültürleri ilimizde hayat bulmuştur ve izleri hala yansımaktadır.14 Ekim 1920 tarihinde Kazım Karabekir komutasındaki ordumuz tarafından Ermeniişgalinden kurtarılarak anavatan topraklarına katılmıştır. ğdır ile ilgili olarakbugüne kadar yapılan çeşitli arkeolojik ve prehistorik (tarih öncesi) araştırmalar,bölgedeki yerleşmelerin insanlık tarihi kadar eski olduğunu, bölgenin bir çok medeniyete ve uygarlığa beşiklik ettiğini ortaya koymaktadır. Iğdır Ovası'ndabulunan kara obsidiyen taş aletlerle, çakmak taşından yapılmış aletler, mezolitik(yontma taş) devrin bölgede de yaşandığını göstermektedir. Bölgenin ilk yerleşikkavmi, MÖ. 5000-4000 yıllarında Orta Asya'dan geldikleri kabul edilen, bugünkü Azerbaycan, Sürmeli Çukuru ve Doğu Anadolu'da yerleştikleri sanılan HURRİLER'dir.Hurrilerden sonra, MÖ.. 3000-2000 yıllarında MİTANNİLER, ETİLER, ASURLAR,KİMMERLER, MEDLER, PERSLER, SÜMERLER ve SUBAİLER gibi kavimlerin Orta Asya'dan gelerekAğrı Dağı yamaçları, Aras Nehri Havzası ve Doğu Anadolu'da ikamet ettiklerisanılmaktadır. Bölge daha sonra sırasıyla; URARTULAR, İSKİTLER, SELEVKOSLULAR,ARSAKLILAR, SASANİLER, ARAPLAR, BİZANSLILAR, SELÇUKLULAR, MOĞOLLAR, ÇİNGİZLER,İLHANLILAR, CELAYIRLILAR, KARAKOYUNLULAR, AKKOYUNLULAR ve SAFEVİLER' İN elinegeçmiştir.Yavuz Sultan Selim'in 1514'te Çaldıran Savaşı'yla Safevileri yenmesiylebirlikte bölge de Osmanlı idaresine girmiştir. Osmanlıların 1583'te Revan'ı (Erivan)fetihlerinden sonra, bugünkü Iğdır, Tuzluca ve Aralık ilçelerinin idaresi"Aralık Kazası" adıyla Revan Eyaleti'ne bağlanmıştır. İranlılarlayapılan savaşlar sonunda imzalanan 1736 tarihli İstanbul Antlaşmasından sonra 1827'yekadar İRAN idaresinde kalan bölge, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı (93 harbi) sonunda 42yıl Rus işgaline maruz kalmıştır. 1917 Ekim Devriminden, Bolşevik İhtilali sonraiçine düştüğü siyasi bunalımdan kurtulamayan Rusya'nın diğer devletlerleBrest-Litovks muahedesini imzalamasıyla bölge, tekrar Türklere geçmişse de 30 Ekim1918 tarihli Mondros Mütarekesiyle Türk orduları bölgeden çekilince bölge Ermeniler'in mezalimine sahne olmuştur. Nihayet, 14 Kasım 1920'de 15. Kolordu Komutanı KazımKarabekir komutasındaki kahraman Türk ordusunca bozguna uğratılan Ermenilerin ArasNehri'nin kuzeyine püskürtülmesiyle birlikte, Iğdır ve çevresi de kesin olarak Türkiye'nin mukaddes topraklarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Nitekim,Iğdır'da 14 Kasım tarihleri ilin düşman işgalinden kurtarılışının yıldönümü olarak her yıl törenlerle kutlanmaktadır
ARAS TÜRK HÜKÜMETİ
Türk ordusunun dağıtılmasını ve Tüek vatanının işgalini gerçekleştiren mondros mütarekesi ile birlikte üç sancakta gelecek günlerin neler getireceği büyük endişelerle takip edilir hale geldiği günlerde bu defa nahçivan dan Revan dan Şerurdan Ecmiyadizm den ve sürmeliden gelen millet temsilcisiatalarımız büyük Türkler 3 kasım 1918 günü Kamerli de toplanarak milletin kaderini üstlenmek amacı ile ve yörelerinde egemenlik kurabilmek üzere Aras Türk Hükümeti adı altında devletleşme yoluna gittiler.Başkanlığa Emir Bey Ekberzade getirildi.Milli savunma Bakanlığına Cihangirzade İbrahim bey,Maliye bakanı olarak Kamber Ali Bey Benanyari İçişleri bakanı olarak Bakır Bey Rızazade Dış işleri bakanı olarak Hasan Ağa Safazade Adalet bakanı olarak Mehmet Beyzade Şeyhülislam olarak Mirza Hüseyin Mirza Hasanzade ve sonradan Müfti Hoca Ekit görevlendirildiler.Aşiret reisi Gneral Ali Eşref Bey de hükümetin koltuksuz üyeliyine seçilmiştir.Bunun dışında 5kasım1918 de Kars yöresinde Güney Batı Kafkas Geçici Hükümeti oluşturulmuştur.Hükümeti oluşturan kişiler; Borçallı Kepenekçi(kepenekli)Emin Ağa Kağızmanlı Ali Rıza (Ataman) bey Sarıkamışlı Piroğlu Fahrettin(erdoğan) Karslı Sarı SalihoğluMuhlis(Ataman) bey ve Karslı Mamiloğlu Tevhüddün Bey adındaki kişiler oluşturmuştur.
KOÇ BAŞLI MEZARLAR
ığdır mezarlıklarında gördüğümüz bu tarihi mezar taşları ayrıca karakoyunlu melekli taşburun dize cennetabat yaycı küllük hakmehmet kuzeyden kasımcan oba alikamerli amarat necefali kadıkışlak kızılzakir gibi küylerimizin yanısıra_ nahçivan ve iranın güney azerbaycan eyaletinde bulunan türklere ait koç başlı mezar taşları.
Türk dünyasının ilk dönümüdür.Tüm islam aleminde kutlanan bayramlar içerisinde türk kültürünü ait tek bayram nevruz bayramıdır.NEVRUZ MUBAREK OLSUN
IĞDIR AĞRI DAĞI EFSANESİ
Efsaneye göre orta Asyada odlar yurdunun tam ortasında başı dumanlı bir dağ varmış,bu dağın sinesinde beslediği Bakühan, Tebrizhan, İrevan ve Erzurumhan adlı dört yiğit oğlu varmış.Bu yiğit oğullar zamanla Ağrının ak sütüyle büyüyerek bu dağın dört eteğinde dört beylik kurmuşlar . Gün döndükçe büyümüşler çoğalmışlar yurt alıp yurt bağaşlamışlar topraklarına toprak katıp dünyaya nam salmışlar.Fakat büyümenin yanında birbirlerinden de kopmuşlar. Bir zaman olmuş ki! En küçük kardeş olan İrevandan bir haber alamamışlar.Büyük kardeş Tebrizhan dünyanın dört bir yanına haber salsa da İrevandan hiçbir haber alamamış. Tebrizhan bu durumdan kendilerinin suçlu olduğunu düşünerek durumu Ağrıya anlatmaya karar vermiş . Uzun bir yolculuktan sonra üç kardeş anadağ Ağrının eteğine vararak diz çöküp oturmuşlar.Hep bir ağızdan ey yüce Ağrı sinesi dağlı Ağrı söyle bize küçük kardeşimiz İrevan nerede ? Demişler.
Vakarlı yüce Ağrı içini derinden çekerek men size demedim mi? Birbirinizden ayrılmayın amandı, gariplik çok çetindi yamandı demiş. Ama kendisi gibi oğullarınında üzülmesine dayanamayıp tez elden güney Azerbaycandaki Savalan gardaşıyla batı Azarbaycandaki Alagöz bacısına haber göndermiş Alagöz bacısı her ne kadar İrevanın talan edildiğini ve esir düştüğünü bilsede biraz ümitvar konuşarak onu bulmanın bir tek sırrı var oda Tebriz, Bakü, Erzurum halklarının yeniden birleşip her zaman özü bir, sözü bir tek vucut, tek yumruk olmalarına bağlıdır. Eyer onlar gayret edip tek yumruk olmayı başarırlarsa ben İrevan gardaşı tekrar size bağışlayarak yüce ağrıya bir kere tebessüm edeceğim. O zaman bilin ki! İrevan gardaş çıkıp gelecek ve o zamadan bu yana Tebriz, Bakü ve Erzurum halkları her kucaklaştıklarında gözlerini hep Ağrı ve Alagöz dağlarına dikerler
|
|
Iğdır Adının Kaynağı
Iğdır'ın adı; 24 Oğuz boyundan 21.sayılan İç-Oğuzlar Üç-Ok koluna mensup Oğuz Han'ın altı oğlundan biri olanCengiz ALP'ın en büyük oğlu olan 'Iğdır Bey' den gelmektedir. Bu boyun ilkbaşbuğ'u Iğdır Bey'dir. Iğdır, kelime olarak 'iyi, büyük, ulu, yiğit başkan vebahadır' gibi anlamlara gelmektedir
METEOR ÇUKURU:
ığdır il merkezinden yaklaşık 42 km uzaklıkta karakoyunlu korhan yaylası sınırları içerisinde yer alan bu çukur göktaşının düşmesiyle meydana gelmiş önemli bir cazibe merkezidir. Çukurun etrafında bir çok işlenmiş taşlara da rastlamanız mümkündür.zengin doğa manzarasıyla ve dünyanın hiçbir yerinde rastlayamayacağınız çiçek florasıyla bir renk cümbüşü olan bu yer aynı anda üç devleti görme (iran,nahçivan,ermenistan gibi) imkanıda sunuyor sizlere fotoğraf düşkünleri ve yürüyüşü sevenler içinde ideal bir yerdir..
KÜLTEPE URARTULAR TEPESİ:
KÜLTEPE (URARTU TEPELERİ) merkeze bağlı melekli kasabası sınırları içerisinde bulunan bu tarihi mekanda 1913 yılında yapılan kazılarda bir urartu mezarlığı ortaya çıkarılmış ayrıca bir çok süs eşyaları, silehlar ve mühürler bulunmuştur.
Halk arasında kara kireler yada ağrının etekleri olarakta adlandırılan bu tepeler aynı zamanda temiz bir hava solumanın güzel bir manzara seyretmek isteyenlerin arabayla 10 dakikada gidebileceği bir yerdir.tepeden ağrı dağı istikametine doğru ilerledikçe dağ lalesi , kekikotu,papatya,nane ,kaplunbağa,tavşan,keklik,kurt,yılan,bukalemun,kirpi,ve diğer yabani hayvanların yanı sıra bir çok oldukça eski tarihi mezarlarada rastlayabilirsiniz.
BULAKBAŞI:
Yöre halkı tarafından karasu çayı yada ahura mazda kutsal su olarakta adlandırılan bu mesire ve piknik yeri ığdırın taşburun nahiyesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu çayın çevresi çok güzel doğa manzarası sunmakla beraber,ayrıca su samuru su kaplunbağaları ve zengin kuş çeşitleriyle sizleri adeta büyüler.ayrıca burada tatlı su balığıda avlanmanız mümkündür...
GÖKÇELİ ŞEHİT AĞACI:
Karakoyunlu ilçesi gökçeli köyünde bulunan bu tarihi ağaç bir türk subayı için kendini feda eden ELDENİZ adlı bir azeri türkünün anısına türk subayı tarafından diktirilmiştir,ağaç yöre halkı tarafından kutsal olarak benimsendiği için kesinlikle bir dal dahi koparılmaz, onun etrafında kötü söz konuşulmaz gibi inançlar mevcuttur.ilk baharda bu ağacın dallarından şehit kanı dediğimiz kanlar akmaktadır.ağaç yöre halkı tarafından özellikle Cuma akşamları ve ilkbahar aylarında ziyaret edilir..
HALIKIŞLAK:
Iğdır ili tuzluca ilçesine yaklaşık 15 km uzaklıkta olan bu köyümüz ermenistan sınırına oldukça yakın olmakla birlikte eskiden prinç üretiminin en yoğun olduğu yer olarak bilinmektedir piknik ve mesire yeri olarak gidebileceğiniz en güzel yerlerden birisi olarak diyebiliriz sizlere...
ARARAT(ERARVAT):
ığdır ovasının güneğinde yükselen bu dağ ülkemizin ve avrupanın en yüksek dağı olamkla birlikte dağcılık (alpinizm, klimatizm) turuzimi bakımından en yüksek potansiyele sahiptir,bu dağ dağcılık sporu ile uğraşanların aradığı bütün özelliklere sahiptir.Ağrı dağını en kolay tırmanış rotası olarak bilinen Aralık güzergahı fikret ünlü rotası, çıkışın başladığı yere kadar motorlu araçlarla gidilebilmesi, dağcılar açısından çok önemli olan su sıkıntısının olmaması ayrıca rota boyunca bir çok tarihi eserlerin kız kalesi oğlan kalesi korhan kalesi artaksiyaslılardan kalma mezar taşları değirmen kalıntıları,meteor çukuru,zerdüş tapınağı,ve mağaraların bulunması büyük bir avantajdır.bilindiği gibi ağrı dağının toplam 4 çıkış rotası bulunmaktadır.bunlardan 3 tanesi (fikret ünlü rotası,korhan rotası,küpgölü rotası) ığdırda 1 tanesi ise doğubeyazıtta bulunmaktadır.dağcılık açısından en kolay rota olarak bilinen aralık rotası şimdilik yabancı uyruklu dağcılar hariç sadece ülkemiz dağcılarına açıktır.diğer tırmanış rotaları ise yerli yabancı tüm dağcılara açıktır.kutsal kitaplarda belirtildiğine göre adem ile havvanın yaşadığı irem bahçesi bu dağı kuzeyinde aras ırmağı vadisinde bir yerdedir.yine bir rivayete göre nuh tufanı öncesinde hz. Nuh ve beraberindekilerin bindiği gemi sular çekilince bu dağda karaya oturmuştur.
Dolayısıyla ağrı dağı yurdumuzun kutsal dağlarından biri sayılmakta ve batı dünyası tarafından oldukça iyi tanınmaktadır .ermeniler bu dağa masis iranlılar kuhi nuh araplar cebelil haris demektedirler,Ararat ise özbe öz azeri türkçesinde bi kelime olup ERARVAT sözünden türetilmiştir bilindiği gibi bu dağın dört etrafında tebriz,nahçivan,irevan, maku,ığdır, kars, ağrı(karaköse) erzurum ve ardahanda , yaşayan azerbaycan türkleri bu dağa çift olduğu için büğüğüne ER küçüğüne ise ARVAT, ERARVAT yani KARIKOCA ismini takmışlardır...
ARAS NEHRİ:
yörede bu nehirle ilgili çeşitli efsaneler anlatılmaktadır.kimi yazarlar asırlar boyu tek dili konuşan bu coğrafyayı bir tek vucuda benzeterek aras nehrini ise bu vucudun kan damarlarına benzetmiştir,kimi şairler onu ayrılıkçı vaist olmakla suçlamış,kimileride arası birbirinden ayrı düşen halkların göz yaşlarının oluşturduğu kutsal bir nehir olarak nitelendirmişlerdir.bu bölgedeki türkler özelikle culfa nahçivan bölgesinde yaşayan türkler her yıl nevruz bayramında bu nehrin etrafında toplanarak bayramlaşıp hasret giderirler, nehre göz yaşı akıtarak ayrılığın ne denli acı olduğunu vurgulayarak ağıt yakıp arasa seslenişte bulunurlar, bu gelenek geçmişten yakın günümüze kadar hala dize köyü il irevanın halçalı köyü arasında aras nehri sed üzerindede yaşatılmaktaydı geçmişte olduğu gibi günümüzdede her yıl nevruz bayramlarında dize ve alican sınırları yöre halkı tarafından ziyaret akınına uğramaktadır...
ZERDÜŞ TAPINAĞI:
Ağrı dağı korhan yaylası mevki ahura buzulu aşağısında bulunan bu tarihi yapıt hakkında resmi kaynaklarda bir açıklama bulunmamakla birlikte yöre halkı tarafından kilise veya zerdüş tapınağı olarak adlandırılmakttadır
IĞDIRIN BİLİNMEYEN YÖNLERİ:
1920 li yıllarda anadoluda lise mezunu zor bulunurken erivan nahcivan ve tebriz üniversitelerinden mezun olan azeri türkleri BOLŞEVİK ZULMÜNDEN kaçarak ığdıra yerleştikten sonra ığdırın simasını nasıl değiştirdiler.neler yaptılar hangi imalatları kurdular,1920 li yıllarda ığdırda yaşam nasıldı doğu illerinin çoğunda sinema yokken ığdır ve köylerinde kaçtane sinema vardı,ülkemiz bir somunu bile dışardan ital edrken ve anadolu insanı gazozla tanışmadan önce ığdıra gazoz dondurma çeltik buz fabrikaları hangi ığdırlılar tarafından kurulmuştu?hasanhan köyünden topluca göç edip amerikaya yerleşen hasanhan azeri türkleri amerikada nerelere kadar geldiler ABD nin en zengin mücevher kralı ığdırlımı?????çok yakında bu soruların cevabını sitemizde bulabilirsiniz
KONUK DEFTERİMİZDEKİ ARIZA GİDERİLMİŞTİR ARTIK YAZA BİLİRSİNİZ...
|