alsah.sitemynet.com
http://site.mynet.com/alisahin37/alsah/id2.htm

AlsahBlog/
*

AlsahBlog/
*


Türkçenin en iyi sairlerini sayarken çok değişik isimler söylenebilir; ama sanırım pek çok insan su ismi tereddütsüz söyler : Ahmed Arif
Gerçekten Ahmed Arif az yazdı, ama öz yazdı.
Tek bir şiir kitabi çıkardı : Hasretinden Prangalar Eskittim

Diyarbakırlı bir sair A. Arif; şiirlerinde bu Diyarbakır sevgisini görüyoruz.
1951 TKP tutuklamaları esnasında Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Felsefe Bolumu öğrencisi.
Bu hapislik onu öğrenciliğinde yakalıyor.
Soğuk Savaş döneminin cadı rüzgarları genç Ahmed' i Sansaryan Han denen işkence merkezinin 9 nolu hücresine savuruyor. "Aksam erken iner mahpushaneye" dedi.
Yoğun işkence görüyor.
İtirafçı ve polis işbirlikçisi Ajlan Sayilgan' a bakarsak, çıldırmanın eşiğine geliyor.
Bu donemin izlerini hayatinin her döneminde taşıyor ve kendisini ele veren Enver Gökçe' yi hiç affetmiyor.
Ahmed Arif' i tanıyanların ortak görüsü, namuslu bir insan olduğu. Sinirinde de dediği gibi namus isçisi yani sair.
Coğrafyasını yazıyor.
Annesi Sare Hanim Kürt, çok genç ölüyor. A. Arif' i çok sevdiği babası büyütüyor. Babası bir Türk astsubay.
Orhan Ağabey dediği Orhan Veli' yi seviyor, ama şiirini Fransız bohem tarzının bir kopyesi sayıyor ve bu tarz şiiri kabul etmiyor.
O çok sevdiği Anadolu' yu yazıyor.
Söylemi "delikanlı" ; kah hüzünlü, kah meydan okuyan. Ama, hep dan dan söylüyor.
Bazen eşkıyayı, bazen marabayı, bazen devrimciyi anlatıyor.
Hep güzel anlatıyor. Şiirlerini çok da güzel okur.

Kaynak : El Kitabı-1 Yalcın Küçük,


Ahmed Arif'ten, Rıfat Ilgaz'a :
13.11.1988/Yeşilköy

Sevgili Rıfat ağabey,
Halkımın, yurdumun büyük acısı, büyük hüznü, sonsuz sevinci ve yıkılması imkansız onurusun.
Büyük sair, büyük inanç adamı, büyük namus anıtı ve büyük ozansın.
Sana "ağabey" diyebildiğim için mutluluk duyuyorum. Sunun şurasında bir ömrü, halkımızın ve insanlığın mutluluğu için bile bile, kahrolarak verdik gitti...
Alnımız ak, yüreğimiz pırıl pırıl...
Merhaba sevgili ağabey,

Ahmed ARIF

* * *

Ahmed Arif'in şiiri baştan sona somut gerçeklere dayanan bir şiir. Ama, tek bir dize kekelemeden, tek bir kez biçim sıkıntısı, dil, anlatım sıkıntısı çekmeden, benzetmelerin imgelerin en özgününü bula kullana yazmış. Benzersiz bir ozan.

Gülten Akın, Şiir Üzerine Notlar

* * *

Bir kitabı vardı ama, ömrünün elli yılını adamıştı şiire. Hem şiire adamıştı, hem halkına. "Ben halkımın mazlum ve gariban bir ozanıyım. Böyle olmak da yüce bir onurdur," diyordu. Yoksa başka türlü nasıl açıklanabilir bunca yaygınlık, bunca etkinlik kazanması? O tek kitap ki, dünyada başka bir benzeri var mıdır, bunca baskıya karşın her yıl en az dört baskı yapsın, 25 yıla yakın bir sürede her yaştan, her kuşaktan okurun beğenisini kazanıp okunsun.
Yalnız Türk edebiyatında değil, dünya edebiyatı içinde de benzersiz bir olay değil mi onun şiiri?

Refik Durbaş, Yasemin ve Martı, İst., 1997 (Cumhuriyet, 3 Haziran 1991).

Gülten AKIN/ Körleşme

Körleşme

"Körleşme" diyor telefondaki ses
bakmadan yürüyüp gidiyoruz
ırmak yanımızdan akıyor,
dağıttığımız, boşa gittiğini sandığımız
sözcükleri bir bir derleyerek
birgün yeni bir yatak
açmak için kendine
umutlanıyoruz

büyücü değiliz,
bir solukta
değiştiremiyoruz
akarken akarken yanımızdan
ırmak değiştirir umuyoruz

“Körleşme” diyor telefon
gözlerimiz:
ortaya anılar atıyoruz
insanlar mı kuzular mı
seçilemiyoruz.

ırmak yanımızdan akıyor
yatağını zorlayarak, yıkarak bazan
bakmadan geçip gittiğimiz
o sislerin pusların içindeki: ah
geri dönüşlerle yürüyor kimimiz
düşleri azaldıkça anıları artıyor
onlar bizim delilerimiz mi
kilitleyip unutuyoruz.

durmadan unutmak unutmak unutmak
teselli. kendimizi koyuveriyoruz
“Hiçbir şey kaybolmaz” diyoruz.
hâlâ körleşmeden söz ediyor telefondaki
o da susar büsbütün
lâl-ü ebkem kalırız.

Gülten AKIN
<Kitap-lık, Sayı: 88 Kasım 2005>


anasayfaya dön

anasiteye dön