|
AlsahBlog/
Osman Şahin'in kaleminden Yaşar Kemal
Geniş bir nehrin akışı
Osman Şahin'in Yaşar Kemal'le ilgili çalışmasını okumadan önce kitabın arka kapağında yazdıklarına kulak vermek gerekir. "Ben bu yörelerin çocuğuyum,oralara aitim" diyor Şahin. Bu boyutuyla Şahin salt en şanslı Yaşar Kemal okuyucusu değil aynı zamanda en yetkin Yaşar Kemal anlatıcısıdır. Dilinin diline çalması önemlidir.
Abdullah TEKİN
CK, 26.08.2004
E S K İ K İ T A P L A R
Yaşar Kemal / İnce Memed
O ŞARABİ EŞKİYALAR UNUTULUR MU HİÇ?
A. Ömer Türkeş
İnce Memed / Yaşar Kemal
İNCE MEMED'DEN ABDİ AĞANIN VURULUŞ BÖLÜMÜ
Memed başını ağır ağır kaldırdı. Gözleri gene öyle ışığa kesmişti. Kafasından sarı parıltı aktı,kaynadı.
"Ali kardaş! Gece yarısı evinde olur mola? Bulabilir miyim?"
Yaşar Kemal’le Hasan Pulur arasında polemik
Yaşar Kemal'le Oğuz Aral'ın Hayvan Dergisi'nde yayınlanan karşılıklı konuşmaları polemik konusu oldu. Hasan Pulur, köşe yazısında Yaşar Kemal'in...
Kaynak: Hürriyetim, Melih Bayram Dede, 03.06.2003
Demirciler Çarşısı Cinayeti / Yaşar Kemal
Dünyayı dolaşan genç adam güzel bir şehre geldi. Gözleri Emir Sultanın
gözlerine benzerdi. Kaşları çatık, rengi yanık sarı, kalın dudakları soluk.
Ve Uso dağları gördü. Ulu Süphandağını. Ulu kervan yollarını gördü.
Uso mitralyöz, Uso bomba, Uso çok tüfek, çok candarma, çok asker gördü. Uso
yedi yıl dağlarda gezdi.
Ölümden Beter Yazgılar'dan / Kurt Vonnegut
Zamanımın çoğunu Manhattan'da, E.B. White'ın uzun yıllar yaşadığı sarı renkli evin karşısında geçiriyordum. Manhattan hakkında zarif, kibar ve zeki olan her şeyin simgesi (gibi düşüneceğiniz) E.B. White ve eşi Katherine, ben buraya gelmeden birkaç yıl önce Maine için çıldırıyorlardı. (Maine! Maine? Tanrım Maine!)
Manhattan'ın kendine has havasını anlatmak için ortak bir dili paylaşmadığımız bir yabancıyı aldım. Bu kişi (düşünce suçu nedeniyle tekrar tekrar hapise girmesine rağmen gerçekten de mutlu bir Ernest Hemingway'i andıran) büyük Türk romancısı Yaşar Kemal. Onun New York City'e ilk gelişiydi, doğuya ve batıya doğru giden yan sokaklara saparak onaltıncı caddeden SoHo'ya doğru Broadway'de yürüyorduk. Ona Edna St. Vincent Millay'ın ilginç evini gösterdim ve "Henry James! Henry James!" dedim. (Tıpkı daha önce Edna St. Vincent Millay! Edna St. Vincent Millay! dediğim gibi. Her ne kadar Yaşar Kemal'in bu iki yazarın adını hiç duymamış olma ihtimali varsa da özel isimlerin çevirmene ihtiyacı yoktu.)
Bir Türk'ün bunlardan ne anladığı hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ama o evine döndükten sonra (yakında bilmem kaçıncı kez hapise atılacaktı) bana tercüman eşinin İngilizceye çevirdiği bir mektup yazdı. Bir bölümünde şöyle yazıyor: "Birden anladım ki New York, ben orada yaşadığım sürece herkese olduğu kadar bana da aitti!" İşte burada onunla birlikte yürüdüğüm ve Architectural Digest'taki makalede "Gökdelen Milli Parkı" olarak tanımladığım Manhattan'ın bir bölümünün ruhu var.
Ant dergisi anıları-II
Ant'ın ilk sayısının dağıtımı
Ant'ın ilk sayısının yayımlanmasına iki gün kala sadece soyadını hatırladığım dağıtımcı Ünver, Ant'ı dağıtmayacağını söyledi. Niçin dağıtmadı, baskı mı yapıldı, hatırlamıyorum.
Bol kitaplı günler!...
Cumhuriyet Kitap, 15.03.2001
YAŞAR KEMAL ÜZERİNE YAZILAR >>>
|