|
AlsahBlog/
EN SEVDİĞİM ARTIMSIN / ÖYKÜ
ŞEBNEM ÖZERDEM
_______________________________________________
Güneşin sarı ışıklarını beyaz mavi gökyüzünün ardından tüm parlaklığı ile yansıtmasa da güzel bir şubat günüydü. Dün yağan yağmur akşam durmuş, ıslak toprağın o mis kokusu, açtığım pencereden odaya doluyordu. Temiz havayı içime çektim, gülümsedim.
Arkama döndüğümde kapıya yaslanmış, bana bakan gözlerinle karşılaştım. Her zamanki gibi içim ısındı. "Hazır mısın" derken, yanına gelip dudağına sabah busemi bıraktım. Bir kolun omzumda, dışarı çıkarken çocuklar gibi mutluyduk.
Hafta sonlarımızı baş başa geçirdiğimiz bir dağ evimizin olması, dünyanın en güzel mutluluğuydu. Biz burada yeniden çocuk, yeniden genç, yeniden sevgili oluyorduk.
Bahçede bir iki kır çiçeği açmıştı, ıslak toprağı ısıtan güneş gibiydiler. İyi ki yağmur durmuştu. Böylece evimizin biraz ilerisindeki yaylaya doğru yürüme şansımız doğmuştu. Oradan da köye kadar yürüyüp, harika bir kahvaltı yapabilecektik...
El ele yürürken konuşmuyorduk. Sessizliğin o muhteşem sesini dinliyor, yaylaya dağdan inen nehrin su sesi, bir kaç kuşun, böceğin sesi dilimize doladığımız bir şarkının en güzel ezgisiymiş gibi kulağımıza geliyordu...
"Aman Allahım!" buraya her vardığımda söylediğim bir sözdü. Ağaçların birçoğu çıplakta olsa, toprağın üstünde yeni yeni çıkmaya başlayan küçük yeşil otlar, bir halı gibi uzanıyordu. Ve nehir, küçük kıvrımlar çizerek akıyordu.
Gözlerime inanamadım. Yağmurun yağmadığını gören köyün çobanı kuzuları ile aşağıdaydı. Üç dört tanesi minicikti. Annesinin kızmayacağını umut ederek
birini kucağıma aldım. Kar beyazın, kara gözleri vardı. Sen çobanla sohbet ederken, ben kuzuların arasında dolanan bir çocuktum...
Sonra nehrin kıyısına kadar gittik. Eğilip kopardığın bir kır çiçeğini saçımın arasına taktın. Elin yüzüme değdiğinde, biz iki genç sevgiliydik...
Yaylanın içimizde duygular uyandıran güzelliğinde bir saat kadar zaman geçirdikten sonra, köye yürümeye başladık. Yağmur hafif ince damlalar bırakmaya başlamıştı. Köyün kahvesinde sıcak köy ekmeği, kaymağı, balı ve içimizi ısıtacak demli çay ile yapacağımız kahvaltıyı düşünerek yürümemize hız verdik. Gümbür gümbür yanan kömür sobasının etrafında, güler yüzlü dostlarımızla olmanın huzuruyla güne devam edebildiğimiz için ne kadar şanslıydık...
İnsanlara ve çevreye bakmasını, baktığımızda değerlerini görebilmeyi, yüreğimizdeki sevgiyi, hayatın anlarını paylaşa bilmeyi, gülümsemeyi başara biliyorsak, mutluluğu yakalamak için elimizde artılarımız var, demektir...
Benim en büyük sevdiğim artımda sensin yüreğimdeki...
|
|
|
|
|
|
|
2007-02-01
BEN KİMİ SEVDİM / ŞİİR
ŞEBNEM ÖZERDEM
_______________________________________________
Sus,
Sustum...
Sen öyle sandıysan sevgili
İnan ki aynadaki aksim bile
(Bilirsin benim gözlerim yalnız sen
Sen olunca gözlerim
Ömür boyu yüreğimdeki
Ben,
Senim...)
Bana daha bir sevgili...
Sen sustun, dedin.
Bir sözcük, dedin.
Gözlerimdeki bakışları
Anlamadıysan,
Ben kimi sevdim?
Sus,
Sustum...
Öyle mi, sevgilim?
Dilim, belki sözcükleri
Kulaklarında çınlatmadı
Mimiklerimden yansıyan
Konuşmaları da mı,
Görmedin?
Suskun muydu, bedenim?
Ellerim?
Gözlerim?
Anlamadın mı sevgilim?
Sus,
Sustum...
Kalemimi durduramadım.
Yazıyorsa bunca satır
Ve sen bana hala susuyor,
Diyebiliyorsan,
Ben,
Ben kimi sevdim?
Elimi tut...
Başımı, göğsüne dayayayım...
Susmalarımdaki sesi yakala.
Yok, hala sustun diyorsan
Ben,
Ben kimi sevdim?
Bir resim çizdim.
Bir yürek,
Bir göz
Yalnız sen olan
Birde susmalarımı anlatan
Susmadım
Sustum sandın
Üstüne bir çizgi çizdim
Gözlerim kapandı.
Yüreğim atmadı.
İşte şimdi, sevgili
Sustum,
Sustum...
|
|