|
Kakka, kan ter içinde çabalıyormuş. Yumurtadan çıkacak yavrularının büyüyüp gelişebilmesi için bol yiyecek gerekliymiş. En sevdikleri yiyecek olan inek pisliğinden kkocaman bir top kesmiş, yuvarlayarak taşımaya çalışıyormuş. Pislik topunu yokuş yukarı itmek de oldukça zormuş. Ayağı kayıp topu elinden kaçırınca, top yokuşun en altına kadar yuvarlanmış.
|
|
- Hey dikkat etsene! Diye bir ses duymuş.
Sesin geldiği yere dönüp bakmış. Yeşil yassı bir böcek kendisine bakıyormuş.
- Neyse iyiyim. Sen yardım ister misin? Diye seslenmiş.
- Sağol, kendim yapabilirim, demiş Kakka.
- Senin adın ne? Ne böceğisin sen? Diye sormuş ince sesli yeşil böcek.
- Ben bir scarabaeus laticollis'im, demiş Kakka böbürlenerek, ama bana Kakka diyebilirsin.
- Hmm, diye düşünmüş yeşil, yassı, ince sesli böcek, "Peki insanlar sana ne der?"
- Ehh, skarab derler, dünyanın en büyük böceği Goliath benim kuzenimdir, demiş.
- Bazıları da bize şey der, sanırım... bokböceği der, diye mırıldanmış ama sonra güçlü gövdesini dikleştirerek devam etmiş, "Tabii biz çok önemliyiz."
- Nedenmiş o, diye kıkırdamış yeşil yassı, ince sesli, kibar böcek.
- Çünkü biz otyiyen hayvanların ortalığa bıraktıkları pislikleri yer, ortadan kaldırırız, demiş "Yoksa, anlarsın ya, dünyayı bok götürürdü."
|
|
|
|
|
- Sanırım haklısın demiş yeşil böcek. Ben de önemliyim zaten.
- Sen ne böceğisin? İsmin ne? Diye Kakka sormuş bu defa da.
- Ben bir Aromia moschatayım demiş, "yani teke böceği. Biz de çürüyen ağaç gövdelerini yeriz."
Sonra sıkılarak devam etmiş:
- İnsanlar, komik olsun diye, bize osuruk böceği de derler bazen.
- Neden ki? Demiş Kakka bir yandan da tekrar pislik topunu kavramış.
- Çünkü bize dokunulursa pis koku çıkartıp düşmanımızı kaçırırız, demiş.
- Bak bu hoşuma gitti, diye gülmüş Kakka.
Bir taraftan da topu tekrar yuvarlamaya başlamış. Sonra yokuşun başında durup tekeböceğine sormuş:
- Peki ismin ne?
- Oh, afedersin, diye kırıtmış tekeböceği, "bana Ketete diyebilirsin."
İki böcek arkadaş gevezelik ederek yürümüşler. Toprak bir bölgeye gelmişler. Kakka, yumurtalarını dikkatle topun içine yerleştirip, topu toprağa gömmüş. Sonra da Ketete ile sohbet etmeye başlamış.
O sırada kocaman bir kuş alçalıp ikisini birden kapmış, midesine indirmiş. Kuş yükselmiş, uçmuş, uçmuş, sonra bir ağacın üzerine konmuş.
Kuş kendine güzel bir köşe seçmiş ve tüneyip uykuya dalmış. Bir süre sonra midesindekileri sindirip uyanınca silkinmiş, ve doğaya önce bir pırt salmış sonra da bir kaka tanesi bırakmış. Böylece bizim osuruk böceğiyle bok böceği de kendi isimlerine dönüşüvermişler.
|
|