arifnacikonec2006.sitemynet.com
7.gif

ANASAYFA
ATATÜRK
OKULUMUZ
YANSIMALAR
YANSIMA 2
DUYURU
BAŞARI
TARİHTEN
ÖRNEKLER
ÖYKÜ-ŞİİR
İLETİŞİM
MEB LİNKLER
TATİL RESMİ
ALGILAR

ALGILAR


AZMİN VE İNANCIN HİKAYESİ

İrfan Töre, yokluğu bahane etmedi. Hayata tutundu ve ödülünü aldı.

u_20080819123822_.jpg

Hacettepeli çobandan ders

Doktorsuzluk yüzünden sağ kolunu kaybetti. O günlerde kararını vermişti. 'Başkalarının canı yanmasın' diye doktor olacaktı. Ve azmiyle ders verdi herkese. Yüksekova'da imkansızlıklar içinden çıkıp, doktor oldu.

Tek koluyla çobanlık yaptı, her gittiği okulu birincilikle tamamladı. Disiplin ve çalışmadan taviz vermedi. Hakkarili çoban İrfan Töreci, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakülkesi'ni kazandı.

Doktor olsaydı kolu olacaktı

Töreci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, her yıl okulların tatil olmasıyla Hacıtepe'de çobanlık yaparak ailesinin geçimine katkı sağladığını söyledi.
Elektrik akımına kapılması sonucu 5 yaşında bir kolunu kaybettiğini anlatan Töreci, kolunu kaybetmesinin doktorsuzluktan kaynaklandığını, bu nedenle küçük yaşlardan itibaren doktor olmayı hayal ettiğini söyledi.

Okulları birincilikle bitirdi

Töreci, bunun için çok fazla çalıştığını, ilköğretimi birincilikle bitirerek Van Alparslan Anadolu Öğretmen Lisesi'ni kazandığını, burada bir süre okuduktan sonra yeniden Yüksekova'ya döndüğünü belirtti.

Yüksekova Süper Lisesi'nde eğitimine devam ettiğini ve okulu birincilikle bitirdiğini ifade eden Töreci, dershane öğretmenleriyle düzenli ve disiplinli çalışması sayesinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne girmeyi başardığını bildirdi.

10 kardeşler

Babasının çiftçilik yaparak ailesinin geçimini sağladığını, 10 kardeş olduklarını ifade eden Töreci, maddi imkanı yetersiz olan ailesinin Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü'nde eğitim gören kardeşini bile okutmakta güçlük çektiğini kaydetti.

Maddi engelleri de aşacak

Töreci, Tıp Fakültesi'nde eğitim görmenin masraflı olacağını, ailesinin bu maddi yükü kaldırmasının mümkün olmadığını belirterek, ''Ancak bu engeli de aşacağıma, eğitimimi sürdürmem için gerekli desteği bulacağıma inanıyorum'' dedi.

Karakter eğitiminin 7 unsuru

Karakter Eğitimi konulu bir kitap dizisi hazırlıyoruz. İşin başında cevap vermemiz gereken bir soru var. Hangi karakter özelliklerini bir çocuğa ya da bir bireye kazandırmamız gerekiyor? Karakter özelliklerini sıfat olarak ele aldığımızda 400 maddelik bir listeyle karşılaşabiliyoruz. Üstelik bu özelliklerin önemli bir kısmı da olumsuz: Bencil olmak, tembel olmak, gösterişçi olmak...

Yaptığımız incelemenin sonucunda her insanda olmazsa olmaz 7 karakter özelliği tespit ettik.

Yaratıcılık ve Problem Çözme, Sorumluluk Alma ve İnisiyatif Kullanma, Odaklanma ve Öz-disiplin, Dürüstlük ve Tutarlılık, Empati, Takım Çalışması ve İşbirliği, İyimserlik ve Motivasyon.

Bu karakter özelliklerinin her birinin ortalama 7 alt başlığı da bulunuyor. Yaptığımız başka bir araştırmada da anne ve babaların çocuklarına hangi temel karakter özelliklerini kazandırmaları gerektiğini bilmediğini belirledik.

Örneğin bir çocuk problem çözmeyi bilmediğinde, yetişkinliğinde de problemiyle yaşıyor. Sorunlarını birçok örnekte akıl ve bilgiyle değil, kaba kuvvetle ve bağırarak çözmeye çalışıyor.

Sorumluluk almayı öğrenememiş bir çocuk, yaptığı eylemlerin sonuçlarıyla ilgilenmiyor ve zamanını çok kötü kullanıyor. Yapması gerekenleri değil, yapmaması gerekenleri yapıyor. Olgun bir davranıştan uzak çocukça tavırlarını yetişkinliğinde de sürdürüyor.

Üçüncü karakter unsuru, özellikle okul başarısıyla birebir ilgili. Özdisiplini olan çocukların belirli bir sınavı geçmesi için özel derse ya da dershaneye ihtiyaçları yok. Çocuklar kararlılıkla, çalışmak istedikleri konuya odaklanıp istedikleri sonuçlara ulaşabiliyor.

Çok önemli başka bir karakter özelliği, doğruluk ve tutarlılık. İletişiminde dürüst olmayan bir çocuk, bir problem fabrikası gibidir. Açıklamadığı problemini gizlemeye çalışırken yeni problem daha üretir.

İnsan sosyal bir varlık; diğer insanlarla ilişki içinde olmadan yaşayamıyor. Dolayısıyla bir başkasını anlamak, onunla empati kurmak, ona karşı nazik ve gerekiyorsa merhametli olmak ilişkilerimizi son derece uyumlu hale getiriyor.

Empati ile paralel giden bir başka karakter özelliği de, bireyin takım çalışması kabiliyeti. Büyük işler takımlar tarafından yapılıyor. Dolayısıyla bireyin işbirliği yapma kapasitesini geliştirmek gerekiyor.

Yedinci unsur ise iyimserlik. İyimser ve motivasyonu yüksek olmayan insanların yapabilecekleri baştan kısıtlanmış oluyor. Her şeyin iyi olacağını düşünen birinin, her şeyi iyi yapmak için enerjisi de oluyor.

Gençlerin bilgiye mi, doğru karaktere mi ihtiyacı var sorusunun cevabı, bence basit ve açık. Bilgiye her zaman erişilir. Ama doğru karakter özellikleri çok daha zor kazanılıyor.


KİMSESİZ OLSADA BAŞARDI

Pekin Olimpiyatları'nın ilk gününde halterde Sibel Özkan gümüş madalya kazandı.

123362.jpg

Yetiştirme yurdundan olimpiyata gidiyor...

6 yaşında iken anne ve babası ayrılınca yetiştirme yurduna verilen Sibel Özkan zor günleri halter yaparak atlattı. 48 kiloda Dünya ve Avrupa Şampiyonu olan Sibel şimdi Pekin Olimpiyatları'nda Türkiye'yi temsil edecek..

Konya Yetiştirme Yurdu'nda yetişen milli halterci Sibel Özkan, Pekin Olimpiyatları'na katılmanın heyecanı içinde. 6 yaşında iken anne ve babası ayrılınca yetiştirme yurduna verilen Sibel Özkan, şimdi olimpiyatlarda, 48 kiloda altın madalya almak için, 2004 olimpiyat şampiyonu Nurcan Taylan ile podyuma çıkacak. Sibel Özkan, 1988 Afyon doğumlu. Anne babası boşanınca, annesi Kezban hanım, Sibel'i 6 yaşında Afyon'da Çocuk Esirgeme Yurdu'na vermek istemiş. Ancak, kızlar için yer olmadığından Konya Çocuk Esirgeme Yurdu'na yerleştirilmiş. 11 yaşına kadar bu yurtta kalan Sibel, daha sonra Necati Çetinkaya Kız Yetiştirme Yurdu'na gönderilmiş. İşte Sibel'in halter yaşam öyküsü burada başlıyor. Babası Ramazan ile hiç görüşmeyen Sibel Özkan, 1999 yılında annesini kaybedip tamamen yalnız kalınca kendini haltere vermiş. Genç yaşta başarıyı yakalayarak Dünya ve Avrupa şampiyonluğu madalyasını boynuna takmış. 2004 Atina olimpiyatlarında 48 kiloda altın madalya kazanan Nurcan Taylan'la aynı kiloda yarışacak olan Sibel Özkan, Pekin olimpiyatlarına hazırlandığı Konya'da öyküsünü ve amaçlarını SABAH' a anlatı:

MUTLULUK SPORLA GELDİ
* ACILARIMI UNUTMAK İÇİN: Acılarımı unutmak için sporla meşgul olmak zorundaydım, Önce judo yaptım. Daha sonra haltere başladım. İyi ki de başlamışım. Bir taraftan acılarımı unutmaya çalıştım, diğer yanda başarı grafiğimi sürekli yükselttim.

* YURT BAŞARIYI GETİRDİ: Küçük yaşta yurtta yetişmem başarıyı getirdi. Ben annesiz ve babasız büyüdüm. Annemi 32 yaşımda kaybettim. Başarımın temelinde yurtta yetişmem yatıyor. Çünkü her şey düzenli ve planlı. Yurtların kuralları vardır. Bu kurallara uymak zorundasınız. Eğer kurallara uymazsın yurtta barınmanız zor olur. Ben de kurallara uydum. Halter sporumu yaptım ve başarıyı yakaladım.

* DAYAK BİLE YEDİM: Yurtların yapısı belli. Geçmiş yıllarda şimdiki kadar iyi koşullar yoktu. Bisküvi ve çiklet almak için bakkala giderdik. Bu bile bahane olur ve dayak yerdik. Çok ağladığım günler oldu ama, mecburen dayağa da katlandım. Çünkü gidecek yerim yoktu. Burası benim evim oldu. 2002 yılında haltere başlayıp, başarıyı yakalayınca acılarımı unuttum.

YENİ BİR YAŞAM ÖZLEMİ
* ANNEMİ ÇOK ÖZLÜYORUM: 32 yaşında sirozdan kaybettiğim annemi çok özlüyorum. Dünya ve Avrupa şampiyonu olduktan sonra bu sevincimi annemle paylaşmayı çok isterdim. Beni tebrik edip, doya doya öpmesini beklerdim. Bunlardan mahrum kaldım. Onu özlüyorum. Babam hiç aklıma gelmiyor. Yaşamım çileli başladı. Yavaş yavaş acılarımı unutmak istiyorum. Kendime yeni bir yaşam kurmak amacındayım. Elbette en çok annemin yanımda olmasını isterdim.

İkimizin de amacı Ay-yıldız

48 kiloda Nurcan Taylan'la podyuma çıkacak olan Sibel Özkan, "Biz rakip değiliz. Aramızda rekabet yok. Bizim hedefimiz Türk bayrağını göndere çektirmek ve istiklal marşımızı söyletmek. Altın madalyayı ha ben, ha Nurcan almış hiç önemli değil. Önemli olan Türkiye'ye madalya kazandırmak" diyor. Milli halterci Sibel Özkan, özellikle Dünya ve Avrupa şampiyonu olan sporcuların kendilerine çok dikkat etmeleri gerektiğini özellikle vurguluyor

ve sonuç...

48 kiloda mücadele eden Özkan, toplamda 199 kilo kaldırarak ikinci oldu ve Pekin'de Türkiye'ye ilk madalyayı kazandırdı.

bayrak.gif

Dünyayı güzel Görmek için hareketinizi engellemeyin

index.jpg