|
ankara, 30/12(bye)--- almanya'nin sesi radyosu'nun
19.00-19.50 turkce yayinindan:
ayhan evrensel viyana'dan bildiriyor:
32 yil once efes'den kacirilan roma donemine ait
bir sfenks basi, bakan istemihan talay tarafindan bugun
kamuoyuna tanitildi. gun isigina ciktiktan 33 yil sonra efes,
isvicre ve avusturya'ya yaptigi macerali yolculugun ardindan
yeniden vatanina donen tarihi eserin oykusu soyle gelisti:
1964'de zamanin efes kazilari baskani bir avusturyali
bir mermer kadin basi buldu ve bir yil sonra calindigini
farketti. ancak kendi envanterine islemesine ragmen turk
kultur bakanligi'nin buluntular listesine kaydetmedigi
eserin calindigini, zamanin selcuk muze muduru musa baran'a
yalniz soz olarak bildirdi ve bugune kadar eser hakkinda
hicbir bilgi edinilemedi.
tam 32 yil sonra, yani gecen ekim ayinda efes
kazilarinda bulunan heykeller uzerine bir calisma
yuruten avusturyali bir baska arkeolog, adi gecen
eserin, isvicre'nin basel kentindeki eski eserler
muzesinde lu-226 kayit numarisi ile sergilenen sfenks
basi oldugunu farketti ve halen efes kazilarini
yuruten avusturya arkeoloji enstitusu'nun muduru'ne
durumu bildirdi. bunun uzerne hemen basel'e giden
prof. klein singer, mumkun oldugu kadar sessiz
bir sekilde selcuk muzesi'ne teslim icin gayret sozu
vererek, hicbir maddi talepte bulunmayan basel muze
muduru'nden heykelbasini aldi ve avusturya'ya getirdi.
bu arada, devreye giren turkiye cumhuriyeti viyana
buyukelciligi kultur musaviri meral cerci, arkeoloji
enstitusu muduru prof. klein singer'den gectigimiz
hafta teslim aldigi sfenks basini cuma gunu ankara'ya
goturdu. kultur bakani istemihan talay da bugun ogleden
sonra, ankara anadolu uyguarliklar muzesi'nde duzenledigi
bir basin toplantisi ile sozkonusu roma donemi sfenks
basinin turkiye'ye donusunu kamuoyuna acikladi.
konuyla ilgili uzmanlar, turkiye kultur bakanligi
ve basel eski eserler muzesi arasinda baska tarihi
eserlerden kaynaklanan mahkeme davalari olduguna da
dikkat cektiler.
Mersin Üni. Arkeoloji Bölümü Patara gezisinde
LATMOS
Antik çağdan bir yazıt
Latmos'ta 1998'de bulunan yazıt, bölgenin iki önemli kenti arasında yapılan dostluk ve kardeşlik antlaşmasıydı...
l998, Ağustos ayı... Prof.Dr. Wolfgang Blüemel ile antik adı Latmos olan Bafa Gölü ve çevresinde epigrafik araştırma yapıyoruz... (Epigrafi; arkeolojiye ve tarihe yardımcı olan bilim dalları içinde, geçmişte yaşamış insanların kullandığı ve artık kullanılmayan ölü dilleri, onların bıraktığı yazıtları inceleyerek ortaya çıkaran bilim dalı.)
Sabah erkenden göl üstündeki adalara giden motorculara, adalarda eski yazılı taş görüp görmediklerini sorduk. Bize bir iki yazıttan söz ettiler.
Motorla yazıtları görmek üzere adalara gittik. Öğleye kadar adaları kaplamış çalı çırpı, yılan, çıyan arasında dolaştık. Yayınlanmış birkaç yazıt dışında pek de umduğumuzu bulamadık. Dönüşte biraz dinlenmek, açlık ve susuzluğumuzu gidermek için Kapıkırı köyündeki turistik restoranlardan birine girdik. Prof. Blüemel daha önceki yıllarda da bölgeye pek çok kez araştırma için geldiğini, Latmos yazıtlarının kendisi ve başka araştırmacılarca yayınlandığını, artık yeni bir yazıt bulmanın olanaksız gibi göründüğünü anlatıyordu bana.
Yemeklerimizi söyledik. Bu arada restoranı işletenlere de çevrede yazıtlı taşların olup olmadığını soruyordum ben. Servisimizi yapan genç adam Kapıkırı'nda değil de yayla evlerinin birinin kapısı önünde bir su küpünün altında yıllar önce böyle bir taş olduğunu, yerini gösterebileceğini de söyledi. Ve Blüemel'in yanıtı, "bu kadar ortada bulunduğuna göre mutlaka yayınlanmış bir yazıttır" oldu. (Ama yine de görmek istedi.)
Bu kez köyün birkaç kilometre ötesindeki yayla evlerine doğru yöneldik. Restorandaki genç adam tahtadan bir kulübenin önünde bizi durdurdu. Her taraf kapalıydı ve yazıtlı taş ortada yoktu. Çok emin olduğu bir taşın ortada olmaması bizden çok onu üzmüş ve hırslandırmıştı. Kulübenin etrafını dolaştı birden bağırdı: "İçeride içeride!"
Pencere aralığından düz bir mermer parçasının duvara yaslanmış olduğunu gördük. "Çok eminim bu o taş" diye ısrar ediyordu. Kulübenin sahibini bulmak için arabaya atladık ve yine köye gittik. Yarım saat sonra kulübe açılmış içeride örümcek ağları arasından yazıtlı taşımız çıkmıştı.
Profesör taşa doğru eğildi ve uzun süre o şekilde kaldı. Dikkatini dağıtmamak için uzun süre bekledikten sonra yazıtın ne olduğunu sordum. "Bir anlaşma metni" dedi. Birkaç saat sonra yüzü gülümsüyor ve beni kutluyordu. Yazıtı taşınabilir olmasından dolayı başına bir şey gelmesin düşüncesiyle köy muhtarı ve kulübenin sahibi Ali Rıza Burnak'tan elimizdeki resmi belgeleri göstererek Milas Müzesi'ne götürmek üzere aldık.
Bölge tarihiyle ilgili son derece önemli açıklamalarda bulunan bu yazıt İS 2-3 yy'a ait, bölgenin iki önemli kenti arasında yapılmış bir dostluk ve kardeşlik anlaşmasıydı. Çok az bir bölümü kaybolmuş olan yazıtta Latmos ve Pidasa kentlerinin dini törenlerden, kız alıp vermeye ve mal mülk edinmeye ve savaşlarda ortak hareket edeceklerine dair konular ayrıntıyla yer almaktaydı. Bu açıklamalar Antik Karia bölgesinin tarihine yeni bir ışık tutuyordu. Bu nedenle, yazıt son yıllarda bölgede bulunan en önemli yazıttı. İlk üç satırı ve son satırlarının kırık olmasına rağmen son derece iyi durumdaydı.
Prof. Dr. Wolgang Blüemel yazıtı Epigraphica Anatolica adlı dergide 1998 yılının son aylarında yayınladı ve yazıtın Türkçeye çevrilmiş bir metnini sizler için gönderdi.
"¯- Şehir dirlik ve düzen içinde yaşasın diye görevliler kurban bayramı düzenlemeliler; (4) bundan başka halen mevcut olan mahalle örgütünün yanı sıra yeni mahalle örgütü oluşturulmalı ve bu Asandris adını taşımalıdır. Bu örgütlenmenin içinde kura çekme yöntemiyle hem Latmos'ta ve hem de Pidasa'da bulunan mahalle örgütü temsilcileri ve dostluk dernekleri temsilcileri yer almalıdırlar; (8) fakat geri kalan Pidasa vatandaşları kura çekme yöntemiyle olabildiğince eşit sayıda halen mevcut olan diğer mahalle örgütlerine dağıtılmalıdır. Bu şekilde paylaştırılmış olan Pidasalılar tüm dini tapınım törenlerine katılma hakkına, dostluk derneği üyeleri olanlar dostluk haklarına, mahalle örgütleri, bunların daha önceden sahip oldukları haklara sahip olmalıdırlar; (13) Pidasa ve Latmosluların kutsal yasalar ve diğer nedenlerle hak ettikleri gelirler ortak (mal) olmalı ve ayrı bir mülk ya da gelir sahibi olmak her iki şehre de yasaklanmalıdır; (17) ve her iki şehrin şimdiye dek Dios ayına kadar mevcut olan borçlarını kendileri ödemeliler; (19) ve Latmoslular Pidasalılara bir yıl yetecek kadar konut ve ahır tahsis etmeliler; (21) ve aralarında evlenme yoluyla akrabalık tesis etmeleri için, hiçbir Latmoslu bir başka Latmosluya kızını vermemeli veya (bir Latmosludan) kız almamalı ve hiçbir Pidasalı bir Pidasalıya da kız vermemeli veya almamalı, altı yıl süreyle Latmoslu Pidasalıya ve Pidasalı Latmosluya kız verip almalı; (25) ve tüm yönetim kurumları Pidasa ve Latmoslulardan oluşturulmalı; (27) ve Pidasalılara belediye arazisi dahilinde istedikleri yerde konutlar inşa etmelerine; (29) ve Pidasalılar arasından Latmosluların önereceği 100 yetişkin erkek ve Latmoslulardan Pidasalıların önereceği 200 yetişkin erkek, bir boğa ve bir erkek domuz üzerine agorada bu halk meclisi kararına ve bu devletsel oluşuma sadık kalacaklarına dair yemin etmelidirler; (33) ve bu karar taştan steller üzerine yazılıp bunlardan biri Zeus Labraundos (kutsal alanına) ve biri de Latmos'taki Athena kutsal alanına yollanmalı ve adanmalı; (36) ve Aropos döneminde görevlendirilmiş olan memurlar bu hususun gerçekleştirilmesini sağlamalıdırlar. (38) Latmosluların etmesi gereken yemin: "Zeus Ge Helios Poseidon Athena Areia ve koç koruyan (=Artemis) (ve diğer tanrılar üzerine) yemin ediyorum ki; ¯- Pidasalılarla birlikte vatandaş olarak yaşayacağım¯-"
Gezi Dergisinden Alınmıştır
|