artabir.sitemynet.com
ARTABEL GÖLLERİ TABİAT PARKI FLORA FAUNA AVLİYANA BUZULU ŞEHİTLİK ABDAL MUSA SULTAN ZİRVE DEFTERİ GEZİ NOTLARI ATLAS DERGİSİ GEZİSİ TEDAK GEZİSİ DOĞAN SOFUOĞLU GEÇMİŞ ZAMAN..1997 YALINKAVAKLILARIN GEZİSİ KOPUZLULARIN GEZİSİ BASINDA ARTABİR DAĞA ÇIKARKEN KANUNUMUZ TABİAT PARKLARIMIZ LİNKLER

ABDAL MUSA SULTAN

artabir.jpg

Anadolu'nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan, aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünürdür. Aslen Horasan'lı dır. Azerbaycan'ın Hoy kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan, "Hoylu'' olarak tanınmıştır. Hacı Bektaş Veli'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu, Hasan Gazi'nin oğludur. Kaygusuz Abdal Menkıbesine göre "Kösre Musa" adıyla da anılır. Abdal Musa Sultan, Horasan Erenlerinden ve Hz. Peygamber soyundandır. 14. yy. da yaşadığı ve Osmanlıların Bursa'yı fethi yıllarında Orhan Bey'in askerleriyle savaşlara katıldığı ve büyük yararlıklar gösterdiği tarihi kaynaklarda yazılıdır. Hacı Bektaş Veli'nin önde gelen halifelerindendir. Payesi sultanlık, mertebesi "Abdallık". Pir evindeki hizmet postu ise, "Ayakçı Postu''dur. Bu post Bektaşi tarikatındaki on iki posttan on birincisi olup, diğer adı ''Abdal Musa Sultan Postu"dur. Ayakçılık, Abdallık mertebesidir.

Elmalı, Tekke köyündeki dergahı, ilk Bektaşilerin dört büyük "Asitanei Bektaşiyan" dan biridir. Ancak, Anadolu'nun inanç coğrafyasında seçkin bir yeri, etkin bir gücü olan Abdal Musa Sultan adına daha bir çok yerde makam ve mezarlar yapılmıştır. Bir çok yazar ve araştırmacı, Abdal Musa Sultan'ı konu alan araştırmalar yapmışlardır. Bazılarına göre, Abdal Musa Sultan; Bursa'nın fethine katıldıktan sonra Manisa, Aydın ve Denizli yöresinde bulunmuş, daha sonra da Türkmen ve yörüklerin yoğun bulunduğu Elmalı yöresinde tekkesini kurmuştur. Ayrıca Denizli'de yatan "Büyük Yatağan Baba"dan esinlendiğini de belirtmişlerdir. Abdal Musa Sultan, Elmalı yôresinde kurduğu tekkesinde sayısız kişiler irşad etmiş (uyarmış) ve bunlar arasında büyük ozanlar yetişmiştir. Bunların en ünlüsü de, Alevi-Bektaşi edebiyatın abidelerinden sayılan Kaygusuz Abdal'dır.


Onunla ilgili olarak Abdal Musa Sultan Velayetnamesi'nde konu edilen söylenceyi şöyledir:

''Alaiye reyinin oğlu Gaybi, Abdal Musa'ya derviş olup, Kaygusuz adını alınca, babası oğlunu kurtarmak ister. Tekke Beyi'nin yardımını talep eder. Tekke Beyi'de Kılağılı İsa adlı pehlivan yiğidini Abdal Musa'nın tekkesine yollar. İsa, dergaha varır ve kapıya gelince: Çağırın bana Abdal Musa'yı diye gürler. Ancak, atı ürker ve İsa'yı sırtından atar, sürükleyerek parçalar. Tekke beyi bu olaya çok sinirlenir ve ordusuyla harekete geçer. Abdal Musa Sultan'ı yakmak öbek öbek odunlar yığılır. Ateşler tutuşturulur. Abdal Musa Sultan'da üç yüz kadar müridi ile semah ederek yola koyulur... Bu öyle bir geliş ki, onlarla birlikte dağlar, ağaçlar, kayalar da beraber yürür. Dervişler bir gülbank çekip ateşe girer. Ateş onları yakmaz, onlar ateşi söndürürler. Bu manzarayı gören Kaygusuz'un babası, duruma hayranlıkla bakar, Abdal Musa'nın ellerini öper ve geriye döner. Kaygusuz bu dergahta kırk yıl hizmet eder...''

Abdal Musa Sultan'ın kerametleri, kendi adı verilen Velayetname'de anlatılır. Abdal Musa Sultan Velayetnamesi, günümüz Türkçesi ile Ali Adil Atalay tarafından beşinci kez olarak yayınlanmıştır. Kerametlerinden biri de şöyle: "Abdal Musa Sultan, bir pamuk içine kor halinde bir ateş parçasını müridlerinden biriyle, Geyikli Baba'ya gönderir. Geyikli baba da, ona bir bakraç içinde geyik sütü gönderir. Bu kerametin, yorumu da, "hayvanatı iradesine bağlamak, bitkilere hükmetmekten zordur'' şeklindedir.

Şair, düşünür, Horasan ereni Abdal Musa Sultan'ın keramet ve erdemleri yedi yüzyıldan bu yana dillerde söylenir. Antalya, Elmalı ilçesine bağlı Tekke köyündeki türbesi, 14. yy.'da Selçuklu mimarisi örneğinde yapılmıştır. Tekke hakkında en önemli bilgiyi 17 yy. da burayı ziyaret eden ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde vermiştir. Bu bilgilere göre tekkenin kubbesindeki altın alem, beş saatlik yerden görülüyormuş. Abdal Musa Sultan sandukası baş ucunda seyyid olduğunu gösteren yeşil imamesi durur. Tekkenin etrafında bağ ve bahçeler uzanır, Misafirhaneler, kiler, mutfak meydanlar gibi bir çok ek binalar varmış. Mutfakta kırk derviş hizmet eder. Meydanın dışında ayrıca büyük bir misafirhane bulunur ki, üstü konak, altı ise iki yüz at alacak kadar büyük bir ahırdır. Misafir hiç eksik olmaz.

Tekke yapıldığı günden beri mutfağında hiç ateş sönmemiştir. Tekkenin çok zengin vakıfları vardır. On binden fazla koyunu, bin camuzu, binlerce devesi ve katın, yedi değirmeni ve daha birçok varlığı ile üç yüz elli yıl önceki Abdal Musa Sultan tekkesinin çok büyük zenginliklere sahip bir kurum olduğunu belirtiyor Evliya Çelebi.

Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra dağıtılan tekkeler arasında Abdal Musa Sultan tekkesi de nasibini almıştır. 1829'da hükümetçe gönderilen memurlar tarafından, dergahta mevcut bütün eşyalar ve binlerce canlı hayvan satılıp defteri İstanbul'a gönderilmiştir. Bu hal tekkelerin 1925'de kapanmasına kadar yaşanmıştır. Değişik dönemlerde onarım gören Tekke, zaman içinde yıkılmış, günümüzde ise sadece Abdal Musa Sultan türbesi kalmıştır. Türbede, Abdal Musa, annesi, babası, kız kardeşi ile Kaygusuz Abdal'ın kabirleri bulunmaktadır.

abdal_musa_01_tekke_k_y_.jpg

Abdal Musa Türbesi

BURGABABA VE ABDALDEDE İNANIŞLARI

Burga Baba ve Abdal Dede, Kırıntı Köyünde kutsal kabul edilen iki yüksek dağ zirvesidir. Gümüşhane Dağları üzerindeki Burga Baba 2953, Abdal Dede 3331 metre rakımlıdır. Çorak vadisinin her iki yanında yükselen zirvelerden ağustos sıcağında bile kar eksik olmaz.
Kırıntı köyünde her yıl Burga Baba şenlikleri düzenlenir. Eskiden Şenlikler, yayladan göçün köye indiği son gün yapılırdı. Önce Burga Baba tepesi ziyaret edilir, sonra daha aşağıdaki şenlik alanına inilerek kurban kesilirdi. Suda haşlanarak pişirilen etin yanında, zirveden getirilen karın karıştırıldığı yoğurt ve un helvası yenirdi. Şimdi yaylacılık geleneği kalmadığından, önceden tespit edilen bir günde daha geniş kapsamlı şenlikler düzenleniyor.
Burga Baba ve Abdal Dede kimdir ? Niçin Kara denizin bu yüksek zirvelerine isimleri verilmiştir ? Kutsal ziyaret yerleri kabul edilmelerinin sebebi nedir. Bu soruları cevaplayabilmek için bölgenin tarihini ve eski Türk inanç sistemlerini incelemek gerekir. Eski Türk inancı olan şamanizmde dağların tanrı makamı olduğuna inanılır ve dağ tepelerinde kurbanlar kesilirdi. Bu dağ kültü Anadolu Aleviliğinde kimlik değiştirerek devam etmiştir.

Bölgemize 14. yy. başlarında yerleşmeye başlayan ve alevi inancına sahip olan Çepni Türkleri de bu dağ kültü gereği, zirveleri kutsayıp dönemin dervişlerinin isimlerini vermiştir. Zamanın Çepnileri, Baba İlyas ayaklanmasına katılmış önemli bir alevi topluluğudur. Çok sevip saydıkları Abdal Musa ve Barak Baba nın adını dağlara vermişlerdir.
Abdal Musa ; Antalya, Elmalıda tekkesi bulunan ve Hacı Bektaşi Veli döneminin sonlarına doğru yaşamış çok önemli bir alevi dervişidir. Bugün Anadolu'nun birçok yerinde adına törenler düzenlenip, kurbanlar kesilmektedir. Bizim bölgemizde de adı en yüksek zirveye verilmiştir. Çevrede ve haritalarda Abdal Musa tepesi olarak geçse de Kırıntılılar nedense Abdal Dede diye adlandırır.

Burga Babanın asıl ismi Barak Babadır. Zaman içinde adı değişikliğe uğrayarak yörede Burga Baba, Burgu Baba gibi isimler almıştır. Hatta Kırıntıda tamamen ters yüz edilerek Gara Burga diyenler çoğunluktur. Peki kim bu Barak Baba ?
Barak Baba, 1257 yılında Tokat'ta doğmuştur. Çok ilginç davranışları olan, tuhaf giysili bir derviş olup yaşam öyküsü çok renklidir. Aleviliği benimseyen İlhanlı hükümdarı Olcaytu zamanında onun desteğiyle ; Tokat, Amasya ve doğusundaki tüm Türkmen ve Çepnileri örgütlemiş, düşünce ve davranışlarıyla derin izler bırakmıştır.
Birinci dünya savaşında Ruslar Şiran'a kadar gelmiş, Türk ordusu Burga Baba civarında askeri kuvvetler yerleştirerek, Gavur Dağları üzerinden gelebilecek saldırılara karşı tedbir almıştır. Türk askerinin yaptığı mevzi duvarları, kaldıkları yapıların kalıntıları hala durmaktadır.


burgababa2.jpg

Burga Baba ziyareti ve arka planda Abdal Musa tepesi

Burga Baba Ve Abdal Dede inanışları için Kırıntı köyü web sitesi yapımcılarına teşekkür ederim.

logo.gif