|
Hikayemi Anlatmaya kalkasam anaokul yıllarına kadar uzanır ki bu da sizi sıkar efem
Hayal gücü geniş ele avuca sığmaz,durgun görünüşün altında şeytanlıklar yatan bir çocuktum.Ana sınıfı Adana da okuduğum yıllarda Baraj gölüne pikniğe götürmüştü okul bizi,çocuk aklı hay allah...Adı üzerinde baraj gölüne gitmişiz,barajı da görmek istiyorum,ama herhengi bir tehlike için sürekli himaye altındayız piknik alanında.Nasıl oldu ise ben ve birkaç arkadaşım barajın yanına yaklastık,içi boştu,kocaman v harfine benzer beton çukur vardı,su arıyordu gözlerimiz,suyu görmüştüm,baraj kapakları kapalı olduğu için dev v harfli beton çukurun sonunda gölet vardı,ve biz kafadarlar o v harfli betondan kaydıraktan kayar gibi kaydık suya ulaşmak için,asağıya indiğimizde basımı kaldırdığımda gerçektende dev bir çukurdaaydım sanırım tehlikeyi o anda hissetmişim,her gurupta olduğu gibi bizim gurupta da ağlayan bir tip vardı elbette ve bizi ele vermişti gerisini hatırlamıyorum güzel seyler kalsın aklımda isterim çünki Bir de dev bir itfaiye aracı vardı bizi kurtarmaya gelen Uçtum mu yüzdüm mü balık mı tuttum bilmiyorum.Tek amacım o gittiğimiz yerde suya küçük bir sopa değdirmek ve yağmurda çukurlarda biriken, oraya yuva yapan kurbağaların lavralarını sokakta oyanadığım gibi piknik yerinde de oynamaktı.Adı üzerinde pikniğe gitmiştik efem
Kurbağa larvaları benim gözümde hep balık kaldılar,keske bir sihir olsada büyüdüklerinde balığa dönse diye beklerdim...
Avcılık sonradan kazanılan değil, içgüdüsel bir reflekstir. Ki önemli olan bunu doğru ve iyi yerde hatırlayabilmektir. Bebeğin elinden düşen oyuncağını yeniden alabilmek için çabalaması av ve avcı arasındaki ilişkinin en ince ayrıntılarından biridir. Oyuncağına ulaşamayan bebek doğal tepkilerle onu almak istediğini belirtecek ve ona ulaşana kadar bünyesinin el verdiği tüm fiziksel yetilerini kullanacaktır Avcılık insanoğlunun yüzyıllardan beri yasamak ve ayakta kalmak için uyguladığı tek olgudur Öyle ya da böyle insanoğlu içindeki bu olguyu bilmeden ya da bilerek yasamıştır Bu nu doğumumuzdan tekrar toprağa dönüşümüze kadar süreçte de yaşadığımız en güzel en basit ve de en ince çizgi olduğu ile örneklemek en doğru veridir elimizde Kaldı ki yüzyıllardan beri birey olarak ya da dünya olarak verdiğimiz ayakta kalma savaşı insanoğlunun bu özelliği ile bütünleşmektedir. İnsanoğlu bu yönlerini hatırladığı zaman avcı ile avı arasında ki büyülü ekseni çözecektir
|