|
AYVALIK'ımıza HOŞ GELDİNİZ.
Şiddetiyle insanı sersemleten rüzgarlı ve çok sıcak bir gününde gittim Ayvalık'a. Çılgın poyraz, körfezin beyaz köpüklerinden süzülüyor, daracık sokaklarında gezinenlere yarenlik ediyordu, ama yorulup geri çekilerek kentin ihtişamını güneşin sıcak ışınlarına terk etti. Sokaklar da bana kaldı, ilk gidişim değildi ama farkında olmadan yine kayboluverdim.
Yakın tarihi
Tarih sayfalarında yer almış önemli öyküleri var. Topkapı Sarayında mevcut olan bir ilamda, Ayvalık'lı Rumların iyilikleri anlatılarak kendilerinden övgüyle bahsedilmektedir. Öyle şeyler yaşanmış ki bir aralar Ayvalık sadece Rumların bulunduğu otonom bir bölge haline gelmiş. Lozan antlaşmasındaki mübadeleyle, Ayvalıklı Rumlar ayrılıp, yerlerine Midilli, Selanik, Girit ve Makedonyadan göçmenler yerleşmiş. Sokakları, evleri, camiye çevrilmiş kiliseleri, sabun ve yağ fabrikalarıyla Ayvalık bu yaşanmışlıkları gözler önüne seriyor. Görkeminin içinde barındırdığı bir hüzün var ve siz bunu bütün benliğinizle hissedebiliyorsunuz.
Geçmişte, Ayvalık zengin ve varlıklıı bir kentmiş. Zeytinyağı, sabun, balıkçılık ve şarapta inanılmaz rakamlarla üretim yapılıyormuş. Yılda ortalama 1 milyon okka yağ üretiliyor, dışarıdan gelen buğday buradaki un değirmenlerinde işleniyormuş. Hatta tuzdan bile önemli bir gelir elde ediliyormuş o yıllarda. Kentin imarında hakim olan Rum mimarisi günlük hayata da yansıyor, Osmanlı İmparatorluğunun bu küçük kasabası ihtişamlı hayatların hırslı siyasetlerin vazgeçilmez merkezi durumunda ayrıcalıklı bir kent olarak yaşamını sürdürüyormuş. 1900 lerde, Ayvalık'ta; Yunanistan, İtalya, İngiltere, Fransa ve Norveç Konsoloslukları varmış.
Ortalama 500 ile 1000 yıl arasında yaşayan Zeytin Ağacı Ayvalık ile bütünleşmiş o yıllarda. Ayvalık ve Cundada yüze yakın Zeytinyağı mengenesi bulunuyormuş. Bu gün de Cennet tepesinden denize değil de ters tarafa baktığınızda sonsuzmuş gibi görünen bir zeytin denizi görürsünüz. Ayvalıklılar göz alabildiğine uzanan 2,5 3 milyon civarındaki zeytin ağaçlarından Akdeniz ülkeleri gibi daha fazla verim almak istiyorlar artık. Bu amaçla yağ borsası kurulması talebiyle çalışmalara başlamışlar. Rum toplumu o yıllarda (Günümüzde yerinde yeller esen) bağlarda şarapçılıkta da önemli mesafeler kaydetmişler. Bu gün ise zengin bir çam ve zeytin örtüsüne sahip Ayvalık .
Ayvalık'ı keşfedin
Bir açık müze şehir halinde bulunan Ayvalık, mübadele ile yaşanan acıyı ve hüznü, farklı bir kültürün eseri olan kendisine özgü yapılaşmayı olduğu gibi sunabilme başarısına sahip ender yerlerden. Ama onu çok önemli kılan başka bir tarafı var ve ne yazık ki yeterli ölçüde dikkate alınmıyor henüz. Türkiye'nin en büyük Tabiat parkı Ayvalık. Bu konudaki bilgileri Çevre ve Kent Konseyi Başkanı Turizmci Sayın Ceynur Karagözoğlu
şöyle anlatıyor;
Yurdumuzdaki 70.000 Hektarlık tabiat parkı içinde en büyüğü 17.900 Hektarla Ayvalık. 25 Ayvalık adasından 22 tanesi tabiat parkı dahilinde. 752 bitki türünü barındıran parkta bulunan ender bitkilerden 4 tanesi sadece Ayvalık'ta yetişiyor. 17 tanesinin de ana vatanı Türkiye olarak geçiyor. Sualtı biatoası açısından çok zengin. Sularında bulunan mercan konusunda önceleri Kızıldenizden sonra Ayvalık geliyordu diyen Ceynur Bey, şimdi uzmanların Ayvalık'ın mercan açısından Kızıldenizin önünde olduğunu kabul ettiklerini söylüyor. 34 noktada Anfora tarlasına sahip bulunan Ayvalık sularında deniz tavşanı bulunduğu da belirtiliyor. Bu sularda ayrıca nadir türlerden olan kırmızı deniz yıldızı da mevcutmuş. Deli Mehmet, Ali Reis, Ezer Bey, Vapur ve Selam Sığlıkları gibi çok sayıda dalış noktasına sahip olan Ayvalık dalış meraklılarının rağbet ettikleri yerlerin başında geliyor. Dalış okulları ve 3 adet dalış teknesine sahip. Badavutta koruma altında bulundurulan 2 kaplumbağa türü ve Cunda Çataltepede sadece burada yaşayan İpliksi Yılan var. Ayrıca 86 ayrı kuş türüyle de kuş gözlemcilerinin ilgi odağı olacak nitelikte.
Ama en büyük ilgiyi özgün dokusuyla çekiyor Ayvalık. Zeytinyağı ve sabun fabrikaları, dini yapılar, sivil mimari örnekleri ve küçük dar sokaklar her şey ilk günkü gibi duruyor. Bu özgün dokunun özelliklerini şöyle anlatabiliriz; Kapılar içerlek olup doğrudan sokağa açılıyor ve 2/3 basamakla çıkılıyor. Genelde pembe renkli uzun ömürlü kolay işlenebilen Sarımsak taşı kullanılmış. Kapı ve pencere sövelerinde mutlaka sarımsak taşı veya ateş tuğlasıyla belirlenmiş kemerler var. Pencere ve balkon söveleri altlarında da taş nişler mevcut. Evler 2/3 katlı. İçeride banyo, tuvalet ve mutfak öğeleri önemsiz. Tuvalet genelde bahçe içinde ayrı tutulmuş. Dış kapıdan girişte küçük bir sahanlık konularak tahta merdivenlerle çıkılan katlarda bulunan bir holün çevresine odalar sıralanmış. Demir işçiliğine önem verilmiş, balkonlarda, pencerelerde ve dış kapılarda özenli demir motifleri Ayvalığa özgü şekillerle hemen her konutta tekrarlanmış. Aslan veya kadın başı, kadın eli , çiçek vb. motiflerin kullanıldığı kapı tokmakları öne çıkıyor. Korunması gereken özel tokmaklar Ayvalık Turizm Lisesi öğrencilerince de araştırılarak küçük bir katalog haline getirilmişler.
Ayvalık ve Cundada bütün sokaklar hava akımı sağlanması amacıyla denize dik olarak konumlandırılmışlar. İda Dağlarından gelen bir oksijen koridoru da Ayvalık üzerinden akıyor. Zeytin ağacının yapraklarından emilerek sağlanan nem oranının azlığı da Ayvalığı astım hastalarının vazgeçilemez mekanı haline getirmiş.
Nasıl Gidilir ?
- Hava yolu ile,
İstanbul Edremit arasında haftada iki gün Atlas Jet uçuşları yapılıyor. Hava alanı ile Ayvalık arası 40 km.
- Kara yolu ile,
Günün her saatinde çeşitli otobüs firmaları İstanbul'dan (İstanbul, Yalova, Bursa , Balıkesir üzerinden 525 Km ) yaklaşık 8 saatlik bir yolculukla Ayvalık'a yolcu taşımaktadır. Yurdun her tarafından Ayvalık veya Balıkesir / Edremit , İzmir üzerinden Ayvalık seferleri yapılmaktadır.
Ayrıca, İstanbul, Yenikapı ; Bandırma feribotundan sonra Ayvalık 230 km lik bir mesafededir.
Nerede Kalınır ?
Ayvalık, Turizm İşletme belgeli ve belediye belgeli tesislerle toplam 14.500 civarında yatak kapasitesine sahip. Son zamanlarda yoğun olarak restore edilip pansiyonlara dönüştürülmüş eski Rum evlerinde farklı bir atmosferde konaklama imkanı var. Ayrıca beş yıldızlı otelden başlayarak her bütçeye uygun konaklama imkanına da sahip.
Ne yenir ?
Ayvalık'ta yöreye özgü damak tatları var. Mesela, papalina balığı. Buraya mahsus küçük bir balık türü Papalina. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Yine bu yöreye mahsus kabak çiçeği dolmasını da. Artık bütün büyük şehirlerde adım başı rastlanan meşhur Ayvalık tostunu da gerçek mekanında tatmalısınız. Höşmerim tatlısıyla Ayvalık'ta da karşılaşacaksınız ama peynirli lor tatlısını mutlaka deneyiniz. Egenın kıyısındaki bu şirin kasabada zeytinyağlı yemeklerden hiç bahsetmeyelim, anlatmakla bitiremeyiz diyeceğiz ama börülce, deniz börülcesi, arap saçı ve radika zeytinyağıyla unutamayacağınız tatlara dönüşecektir. Değşik balıklar hele ahtapot Kalenoda veya Cundadaki Restoranlarda sizi bekliyor. Muhakkak Cundadaki veya merkezdeki zeytincilere uğramayı unutmayın. Gördükten sonra kışlık yağınızı, zeytininizi taşıma zahmetini göze alacaksınız. Cunda (Ali Bey) adasında kıyı boyunca sıralanmış balık lokantalarının yanı sıra ara sokaklarında da müthiş bir hareketlilik var. Son zamanlarda yaz kış yoğunluk yaşamakta olan yörede hızlı bir yeme içme mekanı trafiği oluştu.
Nereleri görebilirsiniz ?
Bir açıkhava müzesi Ayvalık. Sokaklarında yürüyüş yapınız. Perşembe günü sabah erkenden, Midilliden Pazar müşterilerini getiren gemi gelmeden, Perşembe Pazarını geziniz. Gemi gelince pazara girecek yer kalmıyor neredeyse. Perşembe pazarında mutlaka köylü pazarını görünüz. Bu pazarı kaçırırsanız, Cumartesi günü Cunda pazarına, Pazar Günü Armutçuk pazarına gidiniz ama öncelikle Perşembe pazarı. Köylülerin getirdiği yöresel otlardan, elde yapılmış sabunlardan , çeşit çeşit zeytinlerden alabilirsiniz. Zeytinyağlı dolma fıstığını da almanızı tavsiye ederiz. Hem ucuz, hem taze oluyor Perşembe Pazarında. Cennet Tepesinden güneşin batışı mutlaka görülmeli diyoruz. Tabi Şeytan Sofrasından da güneşin batışını kaçırmayınız, ama Şeytan Sofrasına biraz daha erken saatlerde çıkınız ki, Turkuaz suları ve koynundaki adacıkları seyrin zevkine de varabilesiniz. Cundadaki Taş Kahvenin çayını mutlaka içiniz. Mutlaka, Cunda ile Ayvalık arasında bir motor yolculuğu yapınız, Pateriçaya gidip Birinci Köyde denize giriniz , suyun içine serpiştirilmiş deniz yıldızlarını küçük yosunların arasında görmeye çalışınız. Mümkünse şayet, İkinci Köyden, adanın arkasındaki Ay Işığı Manastırına gidiniz. Deniz yolu ile de gidiliyor ama rüzgarın müsait olması gerekiyor. Kara yolu ile gidecekseniz, biraz kalabalık bir grup oluşturmaya çalışınız, bir hayli ıssız yerlerden geçeceksiniz. Birinci derecede sit alanı olduğu için, olabildiğince bakir kalmış, zor bir yürüyüş parkuru var ama Ay Işığı Manastırı meraklıları için bu zahmete değer güzellikte. Ayvalık merkezden kalkan tekneler muhtelif koylarda demir atıyorlar, tavsiyemizdir, mutlaka katılın diyeceğiz ama teknelerdeki hızlı müziğe dayanabilecekseniz. Yoksa küçük bir tekne kiralayarak daha sakin bir gün geçirmeye de çalışabilirsiniz. Ve harika kumsalıyla Sarımsaklı Plajında güneşlenip yürüyünüz mutlaka. Biraz kalabalıktır ama böyle bir kumsalı ihmal etmemenizi ısrarla tavsiye ediyoruz.
Ayvalık bütün haşmetiyle bekliyor sizi. Eminiz, alışkanlık yapacaktır. Böyle bir özelliği var. Bir giden bir daha gidiyor, bir daha bir daha. Ama görünce Bu alışkanlığa can kurban diyeceksiniz, biliyoruz.
|