asim.yogurtcu.sitemynet.com
ASIM YOGURTCU Kişisel Sayfam Foto Albüm Linkler Sayfam Eğitim sunumlar eğlence sağlık bilgisayar

Eğitim

pic_0006.jpg

man_passing_milestone_sm_wm_1_.gif

buss13.gif

eğitim

eğitim sitesi

SINIFTA İLETİŞİM BECERİLERİ VE EĞİTİMİ

Kaynağını ve hedefini insanların oluşturduğu iletişimlere kişiler arası iletişim denilmektedir. Kişiler arası iletişim sözlü ve sözsüz olarak ikiye ayrılmaktadır. Dille yapılan iletişim sözlü iletişimdir. Sözsüz iletişim ise beden hareketleri,ses değişimi, jestler ,gözler teması,mekânın kullanımı-alancılık ve yüz ifadeleri olarak sınıflandırılmaktadır.

Sözsüz iletişimin kişiler arası iletişimde ayrı bir önemi vardır.1967 de Prof.Dr.Albert Mahrebian ve Ferris tarafından yapılan bir araştırmaya göre ;sözel iletişimde %7,ses tonu ve niteliğin %38,duygusal yüz ifadelerinin ise %55 oranında karşıya ulaşma paylarının olduğu görülmüştür.

Aşağıda sözel olmayan davranışlarla ilgili bir diyalog verilmektedir.

GÖZLEMCİ: Öğretmeninizin bir şeyi yapmanızı gerçekten istediğini nasıl anlarsınız?
ÖĞRENCİ: Gözleri açılır ve yuvarlaklaşır,doğruca bize bakar.Hareket etmez ve sesini biraz yükseltir, ama sakin ve nazikçe konuşur. Bazen de yanımıza dikilip sessizce bize bakar.

GÖZLEMCİ: O zaman ne olur?

ÖĞRENCİ: Hemen dediğini yaparız.

Bu diyalogda da görüldüğü gibi , sözü edilen öğrenci öğretmenin davranışlarını açıklarken sözel mesajlardan ziyade sözel olmayan mesajlar üzerinde durulur.

Sözel olmayan bu tür davranışları doğru algılayabilmek için davranışı yapan kişi hakkında mümkün olduğunca çok bilgi sahibi olmak gerekir. Ayrıca bu bedensel hareketin yapıldığı ortamda önemlidir.

Sözel olmayan iletişimin 4 ana niteliği şunlardır:

1.Sözel olmayan mesajlar iletişimin çok önemli bir öğesidir ve kaçınılmaz olarak ortaya çıkarlar.
2.Bireyler çoğunlukla sözel olmayan mesajların pek farkında değildir.

3. Sözel olmayan davranışlar, bir ilişkinin düzeyiyle ilgili tutumsal ve duygusal ayrıntılar sağlar.

4.Sözel davranışlara göre sözel olmayan davranışlar daha güvenilir ve inanılır olarak değerlendirilir.

Sözel olmayan iletişimin başlıca işlevleri de şunlardır :

1-)Tamamlama: Sözel bir mesajı pekiştirmek

Ör:Öğretmenin bir öğrenciye yumuşak bir sesle "aferin" demesi ve öğrencinin başını okşaması

2-)Tekrarlama: Sözel ifadeyi kullanmanın yanı sıra , o ifadenin sözel olmayan karşılığını da kullanma

Ör: Öğretmenin "şimdi 3. Soruyu yapmaya başlayın "derken eliyle de 3 işaretini yapması.

3-)Düzenleme: Sözel mesajların akışını denetlemek amacı ile sözel olmayan mesajlar kullanmak.

Ör: Sözel almak isteyen bir öğrenciye henüz kendi sözünün bitmediğini belirtmek için eliyle bekle işareti yapması.

4-)Yerine Geçme: Sözel mesaj kullanmaksızın onların yerine geçen sözel olmayan mesajlar kullanmak.

Ör: Çıkabilirsiniz anlamında baş işareti ,güle anlamında el sallanması ,bir öğrencinin bir soru karşısında başını önüne eğmesi...

5-)Vurgulama: Bazı kelimeleri her zamankinden daha yüksek sesle söylemek,konuşurken biraz ara verip biraz sonra söyleneceklerin önemine dikkat çekmek.


Sözel Mesajlarla Sözel Olmayanların Çatışması

Bir öğretmen çok kötü bir ödev hazırlayan öğrenciye "nasıl becerdin bunu ,gerçekten harika!" derken bedel dili ile onunla alay ettiğini belirtebilir. Bazı araştırmacılara göre öğretmenlerin başvurdukları iletişim biçiminin %80 i beden diline dayalıdır. Ancak sözel mesajla sözel olmayan arasında bir çatışma varsa mesajın güvenilirliği iyice azalmaktadır. Beden hareketlerine ilişkin sebepleri ve bunların belirtilerini anlamak oldukça güçtür. Daha öncede belirtildiği gibi bunların çıkış ortamları da oldukça önemlidir.

Sözel Olmayan İletişim Öğeleri

Beden hareketleri

Jestler

Göz Teması

Mekânın kullanımı ve Alancılık

Yüz İfadeleri

Ses Değişimi

JESTLER ve BEDEN HAREKETLERİ:

Sözel iletişimin diğer öğelerini anlamak gibi beden hareketlerini anlamakta oldukça güçtür. Farklı kültürlere göre özel anlamlar taşırlar. Türkler ve Yunanlılar "hayır" demek istediklerinde başlarını yukarı kaldırarak Amerikalılar ise iki yana sallamaktadır.

Burada önemli olan öğretmenin sınıf içindeki duruşu , sesiyle hareketleri arasındaki uyum,hareketli veya yavaş oluşu ,sakin veya sinirli oluşu beden hareketleri ve jestleri ile ilgilidir.

Ayrıca farklı bir husus ise öğrencinin beden hareketlerdir. Onların oturuşu ,dersi dinleyip dinlemediği gene öğrencinin beden hareketleri ile görülür.

GÖZ TEMASI ve GÖZLER :

İnsanlarla olan iletişimde göz ve göz teması çok önemlidir. Sınıftada aynı şekildedir. Sınıfa ilk girilip ders anlatmaya başlamadan önce göz teması kurulmalıdır. Bu öncelikle uzaktan yakına hafif bir tebessümle insanların öncelikle ilgilerini size çevirmeleri beklenir. Eğer insanlarla göz teması kurmazsanız sıkılıp sizden dersten ve hatta sınıftan uzaklaşır belki evde yapılan yemeği düşünmeye başlarlar. Bu göz temasının bütün bir ders boyunca sürmesi gerekir ayrıca.

Beden dilinde farklı ve çarpıcı bir husus ise her yerinizi kontrol edebilirsiniz ancak göz bebeklerinizi değil. Yalan söyleyen bir insanı , ayrıca bir insanın bir şeyden hoşlanıp hoşlanmadığını da göz bebeklerinden anlayabiliriz. Birşeyden hoşlanma durumlarda göz bebeklerinin 4 kat kadar büyüdüğü gözlenmiştir.Bu büyümeler veya küçülmeler özellikle açık renk gözlülerde daha belirginleşirler.

Gözbebeklerinin büyük ve küçük hali

Mekân Kullanımı ve Alancılık:

Öğretmen sınıf içinde hareketli olmalıdır. Masaya bağlı dersi anlatan öğretmen ilgiyi tam olarak kendi üzerinde toplayamaz. Sınıf ortamı uygun ise sınıfta gezmelidir ve gerekirse öğrencilere doğru eğilmelidir.Bu noktada öğretmen gerekirse sıraların düzenini öğrenciye daha iyi ulaşacak şekilde düzelttirebilir.

Çevremizdeki Bölgeler :

Bizden 50cm ye kadar olan bölge özel alanımızdır. Bu bölgeye sadece anne-babamız, eşimiz,sevgilimiz, yada çok yakın arkadaşlarımızın girebildiği bölgedir. Bu alana başkası girerse stresimiz artar kalp daha hızlı artmaya başlar.50-120cm arasına uzun süre beraber çalıştığımız iş arkadaşlarımız ve dostlarımız girebilirler.

YÜZ İFADELERI:

Kaş çatma , gülme, hüzün , umut, beklenti ,şaşkınlık ,sinirlenmek ,merak ...gibi ifadelerin insan yüzünde verdiği ifadelerdir. Mesela aşağıda ki resimde kafanın birkaç cm geriye atılıp gözler hafif kısılarak bir küçümseme ifadesi görülmektedir.

SES DEĞİŞİMİ:

Öğretmen eğer hep aynı tonda bir ses kullanırsa öğrencinin derse olan ilgisi azalacaktır. Çünkü monoton bir ses beyni de monoton bir ortama sokar . Öğrenmede azalır. Ders boyunca öğretmen sesini yükseltip alçaltmalıdır . Ve gerekli yerlerde hoşlandığını, dinamikliğini göstermelidir.

Konu anlatımında dikkat edilmesi gereken bir husus: Ders anlatımında öğretmen asalak kelimeleri çok kullanmamalıdır. Akıcı konuşmamız ve "eaa" "ııh" gibi konuşmadaki düşünürken çıkardığımız seslerden uzaklaşıp kurtulmamız gereklidir.Bunlar içine çoğu bağlaç kelimeler de dahildir.Sadece bunlarlada kalmıyor, bir konu başlığı bile anlatımda her cümlemizde aynı şekilde geçebiliyor.

Sınıfta uygulanması gereken birkaç ilke;

1-)Öğrencilere daima olumlu beklentilerle yaklaşılmalıdır.
2-)İtirazlarını önceden tahmin edip seslendirin.
3-)Bütün noktaları tek tek numaralandırın ve belgeleyin. Bir mesajı aktarmanın en iyi yolu önce bir fikir öne sürüp sonra örneğini vermektir.
4-)İhtiyaçlarına cevap verin ve onların dilini konuşun.
5-)Öğrencileri fikirlerinizi denemeye esinlendirin. Motive edin.



Eğitim üzerine birazcık...

Eğitimde ki olgu benimseme ve öğrenme (belirli bir davranışı kazandırma) üzerine. Hemen hemen bütün eğitimciler ezbere karşıdır... Ben bu kanıda değilim. Bana çok keskin bir bıçak üzerindeyiz gibi geliyor. Yani ezber kişiye öğrendiklerini benimsetecekse ki bu mümkün, evet ben ezbere karşı değilim. Ama ezber insanı tek yoldan çıkarmıyorsa ki bu biraz dik kafalılık oluyor, " yok efendim! öleee şey olmaz benim yolum doğrudur" culuksa ezberin ve benimsenilenlerin insana yaptırdığı, ha işte o zaman karşıyım ezbere. Fakat öğrenme nedir. Ezber olmadan nasıl olur ?İnsanlara sorun, başta kendinize tabiii ben ismimi ne zaman öğrendim diye size cevap veremezler. Sadece küçükken derler. Eee küçükken kaç yaşındaydın? "Hııı" diye bir ses gelir. Veya da hatırlayabildiği yaşını söyler. Ama kimse size bu sorunun net cevabını söyleyemez. İşte asıl öğrenme budur. Anan, baban, deden, ninen senin içine işleyecek kadar çok söylerler adını.

Şöyle bir soru gelebilir aklımıza "peki öğrenme tekrar mıdır ?" Kimi zaman evet kimi zaman hayır. Bazen tekrardır öğrenmenin ilacı. Bazende ki bence en önemlisi :

"İnsanın bir şey öğrenmesi için herşeyden önce sevmesi gerekir." Goethe

Peki biz ismimizi kendimiz mi seçtik ? Elbetteki hayır. Ama herkesin dünyadaki en sevdiği isimdir kendi ismi. Enteresan diilmi... İsmini sevmeyen varsa , ama gerçekten sevmeyen varsa bana yazsın...


Eğitim çok karmaşık bir olgu aslında. Kişiden kişiye değiştiği gibi , konudan konuyada değişiyor. Öyleyse nerede ne yapılacağını, nasıl bi yol olması gerektiğini kim bilir ? Eğitimi vermek isteyen öğretmen, anne, baba...(Kazandırmayı istediği davranışı öğretmeyi amaçlayan herkes)

"Hoca talebesinin kat edeceği yolu daha önceden kat edendir. Hoca yolun tüm zorluklarını, açmazlarını, aldatıcı ve ayartıcı yönlerini bilendir"


teacher_and_student_sm_nwm_1_.gif

turkeyc.gif

meblogo1_1_.gif

657 SAYILI DEVLET MEMURLUK KANUNU TAM METNİ

yeni müfredata genel yaklaşım

MEB müfredat geliştirme süreci

BİLGİ EDİNME KANUNU

yeni müfredat

teen_boy_giant_backpack_sm_wm_1_.gif

__renci.jpg

PSİKOMOTOR BECERİLER VE ÖĞRETİMİ
Duyu organları,zihin ve kasların birlikte çalışması sonucu ortaya çıkan davranışlar, psikomotor olarak adlandırılır.Bireyin ve toplumun yaşamını sürdürmesinde psikomotor be-ceriler çok önemlidir.Fen bilimleri,resim,müzik,tıp,mühendislik bilimlerinde ve diğer pek çok alanda psikomotor beceriler hemen hemen bilişsel yeterlikler kadar, hatta bazen daha da önemlidir.Psikomotor becerilerin kazanılması süreklilik gerektirir.
Psikomotor beceriler,günlük hayatta önemli yer tutar.Bu davranışların bir kısmını, gün içerisinde çevremizdeki kişileri model alarak kendiliğimizden ya da çevremizdeki kişilerin rehberliğinde öğreniriz.Yürüme,konuşma,yemek yeme, futbol vb. bu biçimde öğrenilebilir. Psikomotor davranışlar okulda da planlı eğitim faaliyetleri sonunda öğrenilir.Özellikle sanat ve meslek okullarında önemli yer tutar.
Psikomotor davranışların geliştirilmesi tüm yaşam boyu sürer.Bu nedenle, yüksek öğre-time devam eden öğrenciler,devam etmeyen akranlarına göre daha çok yeni beceri kazanma ve daha önce kazandıkları becerileri geliştirme olanaklarına sahiptirler.
Psikomotor beceriler ,bir işin yapılması sırasında kullanılan,bilinçli zihinsel etkinliğin yönlendirdiği koordineli kas etkinlikleridir.Örneğin; el yazısı yazma,daktilo yazma,piyano yaz-ma birer psikomotor beceridir.Motor yetenek,vücudun bir ya da birden fazla organının katıldığı kas hareketi ya da işlemidir.
Psikomotor öğrenme çocuğun doğumundan sonra psikomotor yeteneklerin gelişmesine bağlı kalarak ve yaşı ilerledikçe hızlanarak devam eder.Çocuk doğduğu anda hareket edebilecek ve bazı psikomotor davranışları yapabilecek durumdadır.Hatta ana rahmindeyken bile bazı hareketler yaptığı dış etkilere karşı bazı yalın tepkiler gösterdiği bilinmektedir.Buna bakarak eğitimciler eğitim-öğretimin doğumdan önce başladığını söylerler.Doğumdan sonra psikomotor yetenekler hızla gelişir.Psikomotor öğrenme bu yeteneklerin gelişmesine bağlı-dır. Bu psikomotor yetenekler şunlardır;
1- Kuvvet : Bütün psikomotor davranışların öğrenilmesi bir kuvvet gerektirir.Koşma,at-lama,tırmanma,yürüme hatta bir parmağın kıpırdatılması bile kuvvet ister.Bütün vücudun genel bir kuvvetinin olması gerektiği gibi gövdenin kol ve bacakların elin ve parmakların öğrenilecek psikomotor davranışları yapabilecek kuvvete sahip olması gerekir.
2- Harekete Hazır Olma : Vücudun etkilere karşı tepki göstermeye hazır olması gereklidir. Etki ile bu etkiye yapılan tepkinin arasında geçen zaman reaksiyon zamanıdır.Reaksiyon zamanı ne kadar kısa olursa psikomotor öğrenmede o kadar hızlı olur.Psikomotor öğrenmede genel olarak bütün vücudun tepkiye hazır olması gereklidir.Özellikle kol ve bacakların ve elin tepki yapabilecek olgunluğa ulaşması gerekir.
3- Hız : Psikomotor davranışların kendine özgü bir yapılış hızı vardır.Bir davranışın gerekti-ğinden az hızda veya çok hızda yapılması halinde organizma tehlikeye girebilir. Örneğin bir makinede çalışmasını öğrenecek bir öğrencinin gereken hızda hareket edememesi onun kolunun veya hayatının tehlikeye girmesine sebep olabilir.Psikomotor öğrenmede özellikle koşun ve parmakların gereken hızı kazanması çok önemlidir.
4- Durgun Dikkat : Birçok psikomotor öğrenme bir olayın veya işin devamlı ve keskin bir şekilde dikkatli olarak izlenmesini gerektirir.Öğrenci birçok durumlarda vücudunu oynatmadan dengeli bir şekilde uzun süre durmak zorunda kalacaktır.
5- Dinamik Dikkat : Bazı davranışlar öğrencinin hareket halindeyken bir olaya dikkat et-mesini ve olaya uygun davranışlar yapmasını gerektirecektir.Örneğin voleybol oynayan bir öğrencide dinamik bir dikkatin olması gerekir.Çocukta dinamik dikkat gelişmemişse bu psikomotor öğrenmeyi yapamaz.
6- Koordinasyon : Psikomotor öğrenmenin pek çoğu birden fazla organların çalışmasını gerektirir.En yalın bir davranışta bile göz el kol veya ayak gövde ile ayağın veya iki elin bir düzen içinde çalışması oldukça zordur.Öğrenilecek davranışları yapacak organları arasında yeterli koordinasyonu kuramıyorsa çocuk o davranışı öğrenemez.
7- Esneklik : Vücudun gerektiği zaman öne yana geriye ve istenen yönlere eğilmesi yani esnek olması gereklidir.Gövdenin bacakların yeterli esnekliğe sahip olmadığı zamanlarda psikomotor davranışları öğrenmek mümkün değildir.
Psikomotor yetenekler bütünlük halinde bulunurlar.Çocuk doğduğu zaman bu psikomotor yeteneklerin ancak kendi gelişimi oranındaki yapabilir.Bu nedenle ancak kendine özgü bazı becerileri yapabilecektir.
Öğrenci ilkokula başladığı zaman birçok psikomotor davranışları öğrenmiştir.İlk olarak çocuk oturmayı sonra emeklemeyi daha sonra da bir yere tutunarak ayağa kalkmayı ve sonra da yürümeyi öğrenmiştir.Çocuk yürümeyi öğrendiğinde hayatının önemli bir devresini bitirmiş sayılır.Yürüme psikomotor davranışlarının ilk devresidir.Çocuk bundan sonra hızla diğer devrelere girer.Yalnız her toplumda bu aynı sırada devam etmez.Örneğin;Yeni Gine’de bulunan Manus Kabilesinde çocuklar yürümeyi öğrendikten sonra yüzmeyi öğrenirler.Çünkü bu kabilenin geçimi balıkçılıkla sağlanmaktadır ve bu nedenle yüzmek yürümek kadar önemlidir. Okula gelen bir öğrenci geldiği çevreye göre bir çok değişik psikomotor beceriyle gelecektir.Çocuklar çevrelerinin gerektirdiği becerileri kendi psikomotor yetenekleri içinde yaparak birçok beceriler edinerek okula gelmektedirler.
Psikomotor öğrenmede duyu organlarının rolü çok büyüktür.Duyu organlarındaki kusurlar hastalıklar veya gelişim eksiklikleri çocuğun psikomotor öğrenimini engeller.Duyu organlarının böyle bir engellemesi olduğu zaman çocuğun algıları becerileri yapabilecek kadar gelişmiş olamaz.Çocuk psikomotor etkinlikleri yönünden zorlukla karşılaşıyorsa yine bir yandan seviyesine uygun görevler verirken bir yandan da psikomotor yeteneklerini geliştirici tedbirler alınmalıdır.
Psikomotor etkinlikler üç türde görülür:
1- Öğrenilecek psikomotor davranış öğrenci için yeni olabilir,
2- Öğrenilecek psikomotor davranışın bir kısmı yeni ,diğer bir kısmı ise öncekilerle birleştirilecek türden olabilir
3- Psikomotor davranış eskiden öğrenilmiş fakat daha fazla özen isteyen yönlerinin geliştirilmesi gerekebilir,
Öğretilecek beceri tümüyle yeni ise o zaman yapılacak çalışmalarda kolaydan zora gidilmeli-dir.Bir kısmı yeni ise önceki becerilerle bağdaşacak türde çalışmaların düzenlenmesi gerekebilir. Son tür için yapılacak çalışma yalnızca geliştirilecek ise beceri elverişli zamanlarda yeter dere-cede tekrarlarla geliştirilir.
Bir psikomotor davranışın öğrenilmesinde iki öğe vardır:
1- Becerilerin öğrenciler tarafından kavranması gerekir,
2- Becerilerin yapılması gerekir.
Psikomotor davranışın kavranması duyu organları ve algıların yoluyla olur.Becerinin uygu-lanması da yeter gelişim,hazır olma ve güdüleme varsa, kasların harekete geçmesiyle olur.Psikomotor beceri gösterme,içsel koşullar,dışsal uyarıcıları algılama ve motor etkinliklerin etkileşimlerinin bir ürünüdür.Becerilerin kapsadığı motor ve algısal özelliklerin miktarı,beceriden beceriye değişiklik gösterir(Şema 1).Örneğin;yürüme,dans etme,koşma, bisiklet sürme,yüzme,jimnastik gibi etkinlikler yüksek motor ve daha düşük düzeyde algılamayla yapılabilecek etkinliklerdir.Bazı becerilerde yüksek düzeyde algılamayla ilgilidir.



Düşük Hızlı Okuma Yüksek

Sözlük kullanma
Motor Algısal
Öğe Steno yazma Öğe
Bir enstrüman
çalma

Müziğe uygun dans etme
Yüksek Düşük
Yürüme

Şema 1


İnsanların belli bir alanla ilgili psikomotor davranışlarındaki yeterlik düzeyleri arasında önemli farklılıklar vardır.İnsanların bir beceriye ne derecede sahip olduklarını belirlemek amacıyla,genellikle becerinin sonucuna yani ürüne beceriyi gösterme sürecine ya da her ikisine birden bakılır.Norman; tenisçi,pilot gibi belli alanda uzmanlaşmış kişilerle amatörlerin davranışlarını karşılaştırdığında amatörle uzmanı ayıran beş değişken belirlemiştir.Bu değişkenler;
a. Rahatlık: Uzman kişiler beceriyi kolay,rahat,pürüzsüz ve amatörlere göre daha az çaba harcayarak gösterirler
b. Otomatiklik : Uzman kişiler beceriyi gösterirken genellikle bilinçli olarak ne yaptıklarını düşünmezler.
c. Zihinsel Çaba : Beceri geliştikçe zihinsel çaba azalır.Yapılan iş bireye daha kolay gelir ve birey zihinsel olarak yorulmaz.
d. Stres : Amatör ya da acemi kişiler beceriyi sergilerken stres altında kalırlar ustalar bu stresi hissetmezler.
e. Bakış Açısı . Acemiler bir beceriyi gösterirken yaptıkları eylemlerin hepsine dikkat eder-ler.


Becerilerin temel olarak şu özellikleri taşıması beklenir:
1) Kasların kullanılmasında incelik,yerindelik ve uygunluk.
2) Birkaç organın hareketlerinin aynı anda koordine edilmesi
3) Değişen duruma göre anında en uygun ve doğru hareketleri seçme
4) Değişen amca ve hıza göre hareketlerin uyumunu sağlama,
5) zamanında tepkide bulunma
6) El kol bilek ayak Vücudun diğer kaslarını rahatlıkla kullanma ustalığı
Becerilerin organize edilmiş bir sıra içinde yapılması gerekir.Tek bir kas hareketi beceri olarak tanımlanamaz.





Becerilerin Öğretilmesinde Rolü Olan Etmenler
Beceri öğretiminde becerilerin niteliğine göre kişinin zihinsel fiziksel ve duygusal yönlerden belli işlemleri yapabilecek gelişim düzeyinde olması gerekir.Gelişim düzeyine uygun olmayan öğrenme faaliyetleri çoğu hallerde başarısızlıkla sonuçlanır.Becerilerin öğrenilmesinde şu noktaların dikkate alınması önem taşır:
1. Zihin ile ilgili olanlar : Öğrenilecek beceri genel hatlarıyla ve sırasıyla zihne yerleştirilmiş olmalıdır.Becerinin kapsadığı temel hareketlerinin kişi tarafından iyice anlaşılmış olması gerekir. Çok ileri düzeydeki beceriler karar verme, strateji kullanma ve planlamayı gerektirir.Mimarlık,mühendislik,tıp gibi alanlardaki ve spor oyunlarındaki bir kısım beceriler bu türdendir
2. Algılama ile ilgili olanlar : Bir beceriyi öğrenen kişi nelere bakacağını becerideki önemli kritik noktaları nasıl tanıyacağını hangi hareketin ne zaman ,hangi durumlarda diğer bir harekete bağlı olduğunu ayırt ederek algılayabilmelidir.
3. Koordinasyon :Koordinasyon beceri öğretiminde çok önemlidir.Hareketlerin birbirine bağlı bir ritim içinde yapılması gerekir.Koordinasyon hareketlerinin bir sıra içinde ve kısa zamanda yapılmasını sağlar.
4. Duygusal Yön : Beceri öğretiminde istekli olmak,heyecan duymak fakat hareketleri telaşlanmadan ve serinkanlı olarak yapmak önemlidir

Psikomotor becerilerin öğretiminde aşağıdaki ilkeler dikkate alınmalıdır:
1. Becerinin ve öğrencinin özellikleri analiz edilmelidir.
2. Öğrenciye becerinin modelini kazanmasında yardım edilmelidir.
3. Öğrenciye beceriyi göstermesi için plan hazırlamasına yardım edilmelidir.
4. Öğrenci için uygun alıştırmalar düzenlenmelidir.
5. Öğrenciye dönüt sağlanmalı ve yetersiz davranışları düzeltmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
6. Öğrencinin bağımsız öğrenme alıştırmaları ve beceriyi transfer etmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
Bu ilkeler beceri öğrenmeyi kolaylaştıran dışsal koşulların düzenlenmesine rehberlik edicidir.
1.Beceri ve Öğrenenin Özelliklerinin Analiz Edilmesi : Beceriler hiyerarşik olarak örgütlenmiştir.Beceri ve becerinin kapsadığı alt beceriler analiz edilerek,nasıl öğrenecekleri belirlenmelidir.Becerinin hiyerarşik yapısının analiz edilmesi ve bu yapının nasıl öğrenileceğinin belirlenmesi;öğrencinin performans düzeyinin tanınması ve öğrencinin özelliklerine uygun öğretimin düzenlenmesi için gereklidir.Örneğin; el yazısı yazma becerisini ve bu beceriyi kazanacak çocukların analizini yapacak olursak,el yazısı yazma becerisinin analizi ve öğretimin düzenlenmesi sağ elle yazan çocuklar için farklı sol elle yazan çocuklar için farklı olacaktır.
2.Öğrenciye Becerinin Modelini Kazanmasına Yardım Edilmelidir:Öğretmen ,beceriyi canlı ya da bir filmle göstererek öğrenciye model oluşturur ve beceriye ilişkin genel bir görüş kazanmasını sağlayabilir.Örneğin;müzik öğretmeni,öğrenciye şarkıyı söyletmeden önce kendisi melodiyi söylediğinde,öğrencilere hem bir beceriye ilişkin bir model vermiş hem de öğrencilerin beceriye ilişkin genel bir görüş kazanmalarını sağlamıştır.
Beceriye ilişkin öğrenciye gösterilen modeller,onun içsel modelini oluşturmasına ve kendi performansının modelin performansına uygun olup olmadığını değerlendirmesine yardım eder.Kendi performansı,modelin performansına uygun hale gelinceye kadar becerinin gerektirdiği hareketi yapmaya devam eder.Beceriyi öğrenmeye yeni başlayanlar için öğretmenin açıklama ve rehberliği gereklidir.
Yaratıcı ürünlerin oluştururlması gerektiği durumlarda ,öğretmen ,öğrencilere modelin taklit edilmesini değil,sürecin nasıl oluşturulacağını öğretmelidir.
3.Öğrencinin Beceriyi Göstermesi İçin,Plan Hazırlamasına Yardım Edilmelidir:
Öğrencilere beceri ile ilgili sözel yönerge verildiği ve beceriyi öğrenmeleri için plan yapmaları sağlandığında,beceriyi göstermekteki başarılarının,bu uygulamanın yapılmadığı gruplara göre arttığı gözlenmiştir (Klausmeier,1985).Beceriye ilişkin başlangıç öğrenmelerinde öğretmenin planlamaları ve rehberliği daha yoğun iken,daha sonra öğrencinin kendi kendine karar verme ve planlama özelliği artmaktadır.Öğretmenin ,öğrenciye verdiği yönergeler,öğrencinin beceriyi geliştirmelerine üç bakımdan yardımcı olmaktadır; (1) Dikkatlerini daha etkili teknikleri tanımaya ve kullanmaya yönlendirmektedir, (2) Becerinin başarıyla yapılmasını etkileyen faktörlere ilişkin bir içgörü kazanmalarını sağlamaktadır, (3) Emniyet ve güven duygusu vermektedir.
4.Öğrenci için uygun alıştırmalar düzenlenmelidir;Tüm becerilerdeki yetkinliği arttırmak için,alıştırma yapmak gereklidir.Beceriyi geliştirmek için düzenlenecek alıştırmaların şu dört koşulu karşılamamsı gerekir; (1) Alıştırma,öncelikle tüm beceri ile ilgili olmalıdır,(2) Beceri kazanıldıktan sonra,tüm becerinin gösterilmesinde yetkinliğe ulaşmak için gerekli olan alt becerilere doğru yönelmeli,kritik alt becerilere dönük alıştırmalar yapılmalıdır, (3) Beceri olabildiğince gerçek koşullarda gösterilmelidir, (4) Alıştırmalar uzun süreli az sayıda değil,kısa süreli çok sayıda derslere dağıtılmalıdır.
Alıştırmalar bireyin alıştırmadan doğan yorgunluğunun geçmesini sağlayacak kadar uzun ve beceriyi unutmasına neden olmayacak kadar kısa aralıklarla yapılmalıdır.
5.Öğrenciye Dönüt Sağlanmalı ve Yetersiz Davranışları Düzeltilmesi için Gerekli düzenlemeler yapılmalıdır; Beceri öğrenmede en önemli değişkenlerden biri de dönüttür.Öğrenciye gösterdiği beceriye ilişkin bilgi verilmediği taktirde beceride gelişme meydana getirilemez.Ayrıca sadece sonuçların bilgisi değil,aynı zamanda eksiklerini tamamlaması yanlışlarını düzeltmesi için gerekli açıklamalar da yapılmalıdır.
6.Öğrencinin bağımsız öğrenme alıştırmaları ve beceriyi transfer etmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır; Okullarda beceriler,okul dışında birçok farklı etkinlikte kullanılabilmeleri için öğretilmektedir.Bu nedenle becerinin en üst düzeyde geliştirilebilmesinde öğrencinin farklı koşullarda bağımsız olarak alıştırma yapması gerekir.Bu amaçla öğretmenler,rehberlik ettikleri ve izledikleri aktif alıştırma çalışmalarına ek olarak, öğrencileri küçük ve büyük grup tartışmalarına yönlendirip kendi kendilerine analize teşvik ederek,öğrencilerin bağımsız performans göstermelerini sağlarlar.


Psikomotor Beceri Öğrenme
Beceri öğrenmeyle ilgili iki farklı yaklaşım bulunmaktadır.Uyarıcı-tepki kuramına göre beceri,ayrı ayrı olan uyarıcı-tepki birimlerinin,ayrı ayrı öğrenilip birbirine zincirlenmesi sonucunda kazanılmaktadır.(Yabancı dilde sözcüklerin birer birer öğrenilmesi ve konuşma cümlesinde birbirine zincirlenerek kullanılması).Diğer bir yaklaşımda, bilgiyi işleme kuramına dayalı olan bilişsel yaklaşımdır .Bu yaklaşıma göre beceri öğrenmede;uyarıcı- tepki birimlerinin bir zincirlemesinden ibaret olmayan,hiyerarşik bir motor program içsel olarak kazanılır.Bu motor program,hem becerinin bir modelini hem de bu modeli kazanmak için bir planı içerir.İçsel model;becerinin toplam işlem ve alt işlemlerini kapsayan hiyerarşik bir örgütlemedir. Motor program,işlemler ve alt işlemlerin nasıl yapılacağına ilişkin kullanılacak stratejileri planlamayı da kapsar.Bu plan,beceriyi çok çeşitli durumlarda uygulamayı sağlayacak stratejilerin kullanımını yönlendirir.


Psikomotor Becerilerin Öğretimi
Becerilerin öğretilmesi genellikle şu aşamalar içinde gerçekleştirilir;
1- Açıklama ve Demonstrasyon :
2- Beceriyi oluşturan temel davranışların öğrenilmesi ve tekrarı
3- Temel hareketlerin bütünleştirilmesi ,otomatikleştirilmesi
Birinci evre, becerinin bütünüyle zihne yerleştirilmesiyle ilgilidir.Bu evrede becerinin bütünüyle anlaşılması ve temel becerilerin tanınması ve bunlar arasındaki ilişkilerin açıklaması yapılır.Bu açıklamalar becerinin bir model tarafından gösterilmesi ,yapay modellerle çalışma becerinin şematik olarak gösterilmesi beklentilerin sıralanışı üzerinde yoğunlaşır.
İkinci aşama, kişinin beceriyi öğrenmeye geçişi yer alır.Basit beceriler sırayla öğrenilerek elde edilebilir.Karmaşık becerilerde kendi başına bütünlüğü olan temel hareketlerin önce ayrı ayrı öğrenilmesi daha sonra bütünleştirilmesi daha yararlı sonuçlar vermektedir.Basketbol oyunu da birçok temel hareketi içeren bir karmaşık beceridir.
Beceri hareketinde en önemli nokta hareketlerin ait olduğu organa mal edilmesidir. Öğrenene yol gösterme tekrar ve pekiştirme yoluyla bu husus başarılabilir. Başlangıçta öğren-medeki duygusal yük (Heyecanlanma,kaygı duyma organları rahatça kullanmayı engelleyebilir.
Başlangıç safhasından sonra gelen evreye ara evre de denir. Bu evrede davranışların belirlenmiş ölçütlere göre yapılması ve uygun olmayan davranışların elimine edilmesi yapılır ve artık her hareket bir sonraki hareket için işaretçi durumuna geçer.Hareketlerin yapılmasının ilk aşamasında rehberlik ve öğrenene yapılacak geçici yardım çok önemlidir.
Üçüncü evrede becerinin temel hareketlerinin bütünleştirilmesi ve otomatik hale getirilmesi yer alır.Bu iş birbiriyle ilgili becerilerin hem aynı anda hem de sıra içinde yapılması gibi bir güçlüğü içinde taşır.Bu nedenle temel becerilerin bir önceki aşamada çok iyi öğrenilmiş olması gerekir.Bütünleşme işi yapılırken temel beceriler üzerinde ayrı bir çalışma yapılmaması beklenir bütünleştirilen davranışlar tekrarla otomatik hale getirilir.Bir başka deyişle beceriyi yapmada düşünmenin rolü azaltılır.

Becerilerin Kazanılmasında Tekrar
Tekrar etme beceri öğretiminin vazgeçilmez temel ilkesidir.Tekrar hareketlerde doğruluğu, keskinliği ve hızı arttırır.Beceride gelişme tekrarla sağlanır.Tekrar sürekli mi veya aralıklı mı yapılmalıdır? Sorusunun beceri öğretiminde önemli bir yeri vardır.Becerinin basitliği ve karma-şıklığı tekrarın ne kadar sık yapılacağını belirleyen önemli bir etmendir. İnsanların sürekli çalış-ma kapasitesinin niteliği de tekrara ara vermeyi gerektirebilir.İnsanın bir beceriyi öğrenmeye karşı takındığı tutum coşkusu ve heyecanını tükenmeyen bir enerjiyle sağlayabilir.Çok uzun aralıklı tekrarlar becerilerin kolayca öğrenilmesini zorlaştırır.Tekrar gelişmeyi sağladığı sürece yararlıdır ilkesi beceri öğretiminde göz önünde tutulmalıdır. Tekrar yapılırken hareketlerin doğru olup olmadığının bilgisini vermek yanlışların düzeltilmesi yönünden önem taşır.
Geribildirim/ Dönüt
Becerilerin öğrenilmesinde yapılan hareketlerin doğruluğunu ve isabet derecesini bilmek bir başka deyişle geribildirime sahip olmak gerekir.
Geribildirim doğru davranışın ödüllendirilmesiyle pekiştirici bir rol oynar.İlgiyi ve güdüyü arttırır.Beceri öğretiminde geribildirimin gecikmeden yapılmasının yanlış davranışların kalıcılığını önlemek bakımından ayrı bir değeri vardır.Yanlış hareketler tekrar edilmeden düzeltme yoluna gidilmelidir.Geribildirim içten ya da dıştan gelebilir.Kişi hareketleri yaparken,yapış şeklinin nasıl bir sonuç getireceğini hissedebilir.Buna iç kontrol denir.Dıştan gelen ise öğrenenin hareketlerini standartlarla karşılaştırma sonucunda veya onu gözleyenlerin yaptığı hareketler sonunda onlardan aldığı bilgilerdir.
Geribildirimler öğrencinin anlayabileceği ve kullanabileceği biçimlerde verilirse daha etkili olur.Beceriler öğrenilirken kazancın somut olarak görülmesi gerekir.
Beceride Sağlamlık
Beceri öğretiminde kalıcılığı sağlayan en önemli faktör ilk öğrenmelerin sağlamlığıdır. Uzun süre tekrar edilmeyen bir becerinin öğrenilmesinde en önemli faktör geçen süre değildir.Beceri başlangıçta ne kadar iyi öğrenilmişse o kadar dayanıklı ve kalıcı olmalıdır.Bu nedenle yeni becerilerin öğretiminde becerinin çok doğru öğrenilmesi ve otomatik hale getirilmesi gerekmektedir.

Psikomotor öğrenmede öğretmenin dikkat etmesi gereken noktalar,
1- Ders ve konuyla ilgili psikomotor davranışların - becerilerin - neler olduğu saptanmalı.Bir konuyla ilgili olarak birçok beceri ortaya çıkabilir.Örneğin bir matematik probleminin çözümünde ona yakın beceriler ortaya çıkar,sayıları düzgün ve yerinde yazabilme ,işaretleri ve çizgileri düzgün çizebilme,dört işlemi yapabilme vb.Bu beceriler iyi yapılmadıkça hiç kimse matematik problemlerini yapamaz.Bunun gibi her dersin,her konunun gerektirdiği beceriler iyi ve önceden saptanmalıdır.
2- Saptanan psikomotor davranışların nasıl yapılacağını öğrencileri yeteri kadar göstermeli ve bu iş için en uygun metot seçilmelidir.
3- Öğrenciler gösterilen bu becerileri hemen arkasından uygulamalı
4- Öğrencinin ilk uygulaması dikkatle gözlenerek yanlış yaptığı yerler sözle veya yeniden gösterilerek düzeltilmeli
5- Öğrencilerin yanlış uygulamaları düzeltilirken mümkün olduğu kadar onların bir seferde düzeltilebilecekleri en önemli yanlışlıklar gösterilmeli yaptıkları bütün yanlışlıklar yavaş yavaş ortadan kaldırılmalıdır.
6- Öncelikle öğrencilerin iyi yaptığı uygulamaları söylemeli ve sonra yanlış yapılanlara geçilmelidir.Yerme mümkün olduğu kadar az yapılmalıdır.
7- Öğrencileri yeteri kadar ödev verilmeli bunun için zaman,yer ve araç-gereç sağlanmalıdır.
8- Zaman zaman öğrencilerin unutmalarını da düşünerek gösteriler yapılmalı ve bilgiler tazelenmeli
9- Doğru ve yerinde yapılan psikomotor davranışları desteklemeli
10- Psikomotor davranışları öğrendikten sonra öğrenmenin hem öğretmen hem de öğrenciler tarafından bir değerlendirilmesi yapılmalıdır.














Kaynaklar

1- Senemoğlu, Nuray, Gelişim Öğrenme ve Öğretme (Kuramdan Uygulamaya) :Ankara, Ertem Matbaacılık,1997.
2- Erden, Münire ,Yasemin Akman, Eğitim Psikolojisi (Gelişim-Öğrenme-Öğretme) :Ankara, Arkadaş Yayınevi,1997.
3- Fidan, Nurettin, Okulda Öğrenme ve Öğretme :Ankara,Alkım Yayınevi,1996.
4- Gökmen, Hülya , Tansu Karagül ve F. Hülya Aşçı, Psikomotor Gelişim : Ankara, T.C. Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Yayın no: 139,1995.
5- Başaran, Ethem İbrahim, Eğitim Psikolojisi (Modern Eğitimin Psikolojik Temelleri) :Ankara, Gül Yayınevi,1990.
6- Başaran, Ethem İbrahim, Eğitim Psikolojisi : Ankara,Ayyıldız Matbaası, 1966.






GELECEK İÇİN EĞİTİM FORMU

asim.yogurtcu@mynet.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın