|
YENİ ŞİİRLERİM
HASAN DAĞI
Gören var mı, Hasan dağını
Çimene boyanmış yaylalarını
Zirvesindeki Nemrut gölünü
Bereketli vadileri, ovalarını
Gören var mı, Melendiz çayını
Kitrelli'nin cevizlerini, armutlarını
Bağ bozumunda keletir çeken
Gacır gacır öten kara kağnılarını
Gören var mı, yeşil gölcük başını
Taşa oyulmuş kral koltuklarını
Dapır tepesini, Misli ovasını
Nakış nakış işlenmiş saklı mağaraları
Gören var mı, patates tarlalarını
Çapa çeken çalışkan kadınlarını
Başları dik inatçı mı inatçı
Sanki onlar gerçek Hasan dağlı
Gören var mı, Kömürcü köyünün
Fakir garip insanlarını
Düşünceye dalar insanın aklı
Kim bilir Hasan dağında
Binlerce gizli, sırlı Kapadokya saklı
Gidip görün Hasan dağını Anadolu'yu
Ne batıyı unutun ne de doğuyu
Çıkıp görün Hasan dağın zirvesini
Çekin üzerinden sis perdesini
Bu günü unutup görün Nemrut çağını.
Aşır TUNCA
İŞTE GELDİK, GEÇİYORUZ
Anlamadık şu dünyanın sırrından
Pişirmeden, pişkin yedik fırından
Ömür bitmiş, habersiziz yarından
İşte geldik, geçiyoruz dünyadan
Bağrımızda menekşe, gül solmadan
Aklımızı çalıştırıp, yormadan
Hedef tahtasını, görüp vurmadan
İşte geldik, geçiyoruz dünyadan
Niceleri bu yollardan geçtiler
Ecel pınarından şerbet içtiler
İyi, kötü ne ektiyse biçtiler
Biz de geldik, geçiyoruz dünyadan
Sevecenler, kendisini sevdirir
Dik duracak başa boyun eğdirir
Hak bilenin, Mevlâ'm yüzün güldürür
İşte geldik, geçiyoruz dünyadan
Bu alemi kimse baki sanamaz
İstediği kadar burada kalamaz
Sevgi vermeyenler, saygı alamaz
Saydık, sevdik, geçiyoruz dünyadan.
24.03.2007 - Aşır TUNCA
ŞAFAKTAKİ SABAHA
Koşturdum yolunda sevdalanmış hevesle
Sorguya çekildim, içimdeki nefisle.
Pervaneler gibi döndüm senin peşinde
Dolunayda, güneşte, rüyamda, düşümde
Ağarmış saçlarım, dönse kışa ne çıkar
Gelecekse gelsin, fırtınalı son bahar
Çıktı yörüngesinden, doğmamış şafaklar
Neye yarar, tanyerinden sonra ufuklar,
Açtım penceremi, içimdeki Hudâ'ya
Belki kavuşurum, şafaktaki sabaha
Çevirdim kalbimi, yaratana, Mevlâ'ya
Bağladım dilimi, duacıyım Allah'a.
11.10. 2006
Aşır TUNCA
SEVDİREN DE ALLAHTIR
Akılsızlar kesik dala binerler
Bindiren de, indiren de Allah'tır
Aldananlar yanlış yola girerler
Yanlış yola gönderen de Allah'tır
Galû bela zamanında yazılmış
Her canlının haritası çizilmiş
Bu hayatta bir şans daha verilmiş
Şansı veren, bağışlayan Allah'tır.
Koymuş önümüze eğri doğruyu
İstemiş ki kulum, bilsin kulluğu
Bir gün keser son nefesi, soluğu
Soluk veren, nefes veren Allah'tır.
Bilinir ki, bu dünyadan göçülür
İyilikler, kötülükler seçilir
Anadan, babadan, yardan geçilir
Adil olan, Hakim olan Allah'tır
Biz kulların vardır Hakka sözümüz
Haktan geldik, Hakka tapar özümüz
Haksızlıktan dönsün gayri yüzümüz
Döndüren de, sevdiren de Allah'tır.
29.l0.2006 Aşır TUNCA
S Ü R Ü K L E R S İ N
Kül kaplamış közlerimi
Eşeleyip, körüklersin
Dinlemeden dertlerimi
Uçuruma sürüklersin
Bu aşk böyle sürüp gitmez
Alışkın can hiç pes etmez
Benim sevgim sana yetmez
Anlamadan sürüklersin
Çığır açmış yürüyorsun
Pek acele ediyorsun
Uçurumu görüyorsun
Ölümüne sürüklersin
Oynar oynar döktürürsün
Keklik gibi sektirirsin
Bana çile çektirirsin
Kıvılcımı körüklersin
Bir soluk dur, konuşalım
Fırsat ver ki, tanışalım
Dargın isek barışalım
Hep peşinden sürüklersin
30.10. 2006 Aşır TUNCA
N Ö B E T
Göremedik hürmetini
İçemedik şerbetini
Dikildiğin noktadasın
Bitirmedin nöbetini
Senelerdir bekliyorum
Günüme gün ekliyorum
Bitir de gel nöbetini
Seni, hala istiyorum
Dağıttılar servetini
Bilemedik kıymetini
Tokatlayıp yıkadılar
Bitirmeden nöbetini
Tutturdun bir nöbet diye
Bitirmedin ölesiye
Dağıttılar her şeyimi
Peşinatsız veresiye
Nöbet, kutsal bir görevdir
Vatan için bir ödevdir
Nöbetçinin mesajları
Postalanıp gönderilir
02.11.2006 Aşır TUNCA
GEL DELİRME
Dert küpüdür için dışın
Kız delirme, sinirlenme
Hep önüne eğik başın
Gel delirme, sinirlenme...
Düzen bozuk, ne yaparsın
Malımız yok, ne satarsın
Şaşırıp, şaşkın bakarsın
Kız delirip, sinirlenme...
Şakşakçılar yolu keser
Zor yolları sabır geçer
Bir gün bu devran da düşer
Kız delirip, sinirlenme...
Sakin ol, bir sigara yak
Yok oluruz, giderayak
Ne tel kalmış, ne de duvak
Kız delirip, sinirlenme...
Yalan dünya, her şey yalan
Ne ilaç var, ne de derman
Biliyorsan, oku Kur'an
Gel delirme, sinirlenme...
Aşır TUNCA
SEVENLER GİTMEZ
Sevenler, ayrılıp gitmez
Düğün, dernek gününde
Yalvarsan da, hiç fark etmez
Yıldızların önünde.
Başkasını seviyorsan
Utanmadan söyle git
Eğer pişman oluyorsan
Gel hakkını helâl et.
Dayanamaz, gönlüm sana
Sevdiğimi bilirsin
Istırap çektirme cana
Perişansın, rezilsin.
Gitmek, sana yakışmıyor
Gururlanıp, direnme
Kimsecikler sataşmıyor
Gel, kendinle öğünme
Elbet bir gün anlayıp da
Pişman olup dönersin
Gurbet elde kalmayıp da
Gelir beni seversin.
14.03.2007 - Aşır TUNCA
ALACALI KEKLİĞİM
Yolum düştü Çebiçli'nin dağına
Arkadaşla çıktık keklik avına
Uçurdular kekliğimi yuvadan
Kurşun almış düşmüş, Argıt çayına
Çebişli'de çöğür armut dişlerim
Kafeslerde yavru keklik beslerim
Yarin sevdasına düştüm düşeli
Geri kaldı tarladaki işlerim
Alacalım, ötüver de göreyim
Sen öterken, ben çiftimi süreyim
Düşmanların gelip, vururlar seni
Sana dayanamaz, benim yüreğim.
Yaylalarda çayır, çimen biçerim
Çam oluğun sularından içerim
Kaçma benden, on parmağı kınalım
Sen kaçarsan, ben peşine düşerim.
Yaylalarda arpa, buğday yolundu
Avcılardan, keklik soyu kurudu
Dizilmişler bir kekliğin peşine
Vedalaşıp o da uçtu, vuruldu.
Alma avcı kekliklerin âhını
Kaybedersin makamını, tahtını
Alacalım, çil kekliğim nerdesin
Kararttılar kaderini, bahtını
Duymaz olduk derelerde yankını.
Aşır TUNCA
|
|
CAN, FELEĞİN TAZISIDIR.
|
|
|
|
|
ÇAKIL KUŞLARI - Aşır TUNCA - PDF
ÇAKIL KUŞLARI
Geçirdim ömrümü, kör kuyunun başında
Derdimin dermanı, öksüz çakıl kuşları
Davazlı Sabri'nin bahçe duvar taşında
Arar yuvasını, yavru çakıl kuşları
Keklikler ötüşür, Akçay'ın ötesinde
Yıkık bir çardak, kör kuyu var köşesinde
Aklım uzaklarda, bir zalimin peşinde
Beni mutlu eden yalnız çakıl kuşları
Mutluluk vermedi bana kötü kaderim
Saklasam sevdamı, kınalıydı ellerim
Kırık filizlerden açtı, yine güllerim
Bana umut veren, yalnız çakıl kuşları
Om(u)zumda balyoz, kazma, çapa, küreğim
İçimde yangın var, alev alev yüreğim
Parçalar taşları, çakıl yapar bileğim
Bana eşlik eden, yalnız çakıl kuşları
Akçay'ın suları deli köpük, köpürür
Karıncalı dağdan çürük zeytin dökülür
Ellerim kınalı, sevdaları süpürür
Sevdamı anlayan, yalnız çakıl kuşları
Kemer Barajı'na o yıl yolum düşmedi
Alev alev içim, ama yürek pişmedi
Gönlüm Bozdoğan'ın sevdasından geçmedi
Yuvasına koşar yavru çakıl kuşları
29.04.2007 Aşır TUNCA
AĞLAMA SEN
Bozdoğan'ın yüreğinde bere var
Dağlarında sevda izi yare var
Ne ağlarsın Kazandere, Haydere
Günümüzün her derdine çare var
Üzülme sen Madran dağı derdine
Hesap ver gel, sen de kendi kendine
Niceleri hasret kaldı sevgine
Ağlama sen Karapınar, Yenice
Nazilli'ye sıcak basar, yaz olur
Kuyucak'ın arpaları tez olur
Bozdoğan'ın suyu tatlı buz olur
Ağlama sen Karacasu, Başaran
Gönül dostlarıyla geldik düğüne
Araplı'dan Kılavuzlar Köyü'ne
Özleyip de geldik Baraj Gölü'ne
Ağlama sen Yenipazar, Alamut
Aydın ili, hepimizin ilidir
Şükrü Öksüz, kulağıdır, dilidir
Kerim Özbek, Nazilli'nin Pir'idir
Ağlama sen Çubukdağı, Horsunlu
01.05.2007 - Aşır TURCA
G Ü L Ü M
Şafak vakti ötme bülbül
Sevdalanır kırmızı gül
Açıldıkça katmer katmer
Aşka düşer deli gönül
Aşık bülbül gülü sorar
Gül tutuşur, bülbül yanar
Bülbül sevda nöbetinde
Arı gelmiş güle konar
Bülbül senin bahtın kara
Düşürmüşler ahû zara
Yaşatmıyor sevdaları
Günümüzde kara para
Gül yaralı, bilen yoktur
Bülbül ağlar, gören yoktur
Kara sevda çekenlerin
Gözyaşını silen yoktur
Gülüm seni seven mi var?
Erken açıl, diyen mi var?
Aşığım ben, diyenlere
Bu zaman da güven mi var?
30.10.2006 Aşır TUNCA
MELEKLERİN DUASIYLA
Mahcup etme Yaratana
Tuz olayım, salatana
Ardımızdan konuşanın
Tükürelim suratına
Aşkımızın melekleri
Kanatlanmış uçup gelir
Meleklerin dilekleri
Sevdamıza umut verir
Gönüllerin çevresinde
Kaleleri, suru vardır
Bedenlerin hücresinde
Yaratanın nûru vardır
Kavuşturup ruhumuzu
Ödeyelim borcumuzu
Birileri merak eder
Aşkımızın sonucunu
İkimizin sevdasıyla
Gonca güller açacaklar
Meleklerin duasıyla
Gök yüzüne uçacaklar
31.10.2006 Aşır TUNCA
URGAN
Kalabalık aileler
Kaynatırlar karavana
Yük bulanlar, yükü çeker
Bağlanırsa urganlara
Yükler vardır, kaçak köçek
Yükler vardır, yünden döşek
Yüklenirse, çeker eşek
Bağlanırsa urganlara
Yüklerimiz hafif olsun
İçimize ferah dolsun
Çekenlerde güç bulunsun
Bağlanırsa urganlara
Dolamışım urganları
Bağlamışım yorganları
Teslim olur kurbanları
Bağlanırsa urganlara
Urganlarla yük taşınır
Omuz çöker, et aşınır
Yara olur, hep kaşınır
Bağlanırsa urganlara
02.11.2006 Aşır TUNCA
GÜMÜŞ DAĞI
Sabahları gün doğmadan kalkarız
Gümüş Dağ'a umutlarla bakarız
Biz bu dertten kurtuluruz, çıkarız
Çalışırsak, emek verip toprağa
Gümüş Dağ'a güneş doğar erkenden
Çıkılmıyor yamaçlara dikenden
Bereketi, incir ile zeytinden
Çalışırsak emek verip toprağa
Gümüş dağı bir tarafı şarlaktır
Çalışmayan avaredir, aylaktır
Çalışkanlar ışıldaktır, parlaktır
Emek verip, çalışırsak toprağa
Sarmaşıkla boy ölçüşür Lâleler
Aşık olan, Gümüş Dağ'da dağ deler
Kara saban sürer toprağı, eler
Emek verip çalışırsak toprağa
Tarih kervanları geçmiş tependen
Memnun musun, şehir olmuş Söke'nden
Gümüş Dağı, kazıyorlar kökünden
Sur olup da dikilmeli toprağa.
Gümüş Dağı, gümüşlerin nerede
Akmaz olmuş suyun, şarlak derede
Göster gayri, neyin varsa bize de...
Emek verip çalışalım toprağa.
12.03. 2007 - Aşır TUNCA
SUSAT BENİ
Kahvaltında, çorbandayım
Giyindiğin urbandayım
Çok yakınım inan sana
Hamaylında, boynundayım
Kırma gönül kafesimi
Dinliyorum nefesini
Başın dara düşüyorsa
Çağır dağın efesini
Adımı an, beni yaşat
Bedenimi sarıp, kuşat
Sevgi istiyorsan benden
Ateşinle yakıp, susat
Yakınında, dibindeyim
Telefonda cebindeyim
Başkasını görmez gözün
İnan senin kalbindeyim
Eğer beni özlüyorsan
Adım adım izliyorsan
Üzülürüm, yanarım ben
Sevdiğini gizliyorsan.
Aşır TUNCA
SARI YILDIZLAR
Deniz mavisine dönmüş gökyüzü
Gülücükler saçar sarı yıldızlar
Işıkları sönmez, tükenmez közü
Göz kırpıyor gökte sarı yıldızlar
Görevleri ışık alıp vermektir
İnsanlığa uzaklardan gülmektir
Akıbetin sırlarını bilmektir
Göz kırpıyor bize sarı yıldızlar
Ayna gibi yansıtıyor ışığı
Her birisi hakikatin aşığı
Ne yazlığı vardır, ne de kışlığı
Kıpır kıpır güler sarı yıldızlar
Dalga dalga noktalıdır çehresi
Ne parası vardır, ne de akçesi
Görünmüyor topukları, ökçesi
Kıpır kıpır güler sarı yıldızlar
Ne kusurları var, ne de hatası
Değişiktir her birinin rotası
Onlar evren tespihinin halkası
Kıpır kıpır döner sarı yıldızlar
Aşır TUNCA
SÖYLE FELEK
Haber salmış o yâr, gelemem diye
Söyle zalim felek, sana ne ettim
Ak gerdana yüzüm süremem diye
Söyle zalim felek, sana ne ettim
Cebim delik, gurbet elden dönemem
Üç kuruşu, beş nüfusa bölemem
Derdim çoktur, kimselere söylemem
Söyle zalim söyle, sana ne ettim
Çıkamadım yâr yoluna, sılaya
Sabır çektim, başa gelen belâya
Hasret kaldım, nazlı yârla anaya
Söyle zalim söyle, sana ne ettim
Gurbet elin çilesi hiç tükenmez
Delikanlı, gencin boynu bükülmez
Gariplerin kursağına çökülmez
Söyle felek söyle, sana ne ettim
Elbet bir gün kara günler geçecek
Zulüm eden, zalimler de bitecek
Gönül sevgi pınarından içecek
Söyle felek söyle sana ne ettim.
Aşır TUNCA
|
|