asirtunca.sitemynet.com
logokeklik.jpg

AŞIR TUNCA
Şiirlerim
Çakıl Kuşları
Hicivler
Sevda Şiirleri
Karaağa
Yazılarım
Foto Albüm
Ne Dediler
Bağlantı Sayfam

Çakıl Kuşları


YENİ ŞİİRLERİM

HASAN DAĞI

Gören var mı, Hasan dağını
Çimene boyanmış yaylalarını
Zirvesindeki Nemrut gölünü
Bereketli vadileri, ovalarını

Gören var mı, Melendiz çayını
Kitrelli'nin cevizlerini, armutlarını
Bağ bozumunda keletir çeken
Gacır gacır öten kara kağnılarını

Gören var mı, yeşil gölcük başını
Taşa oyulmuş kral koltuklarını
Dapır tepesini, Misli ovasını
Nakış nakış işlenmiş saklı mağaraları

Gören var mı, patates tarlalarını
Çapa çeken çalışkan kadınlarını
Başları dik inatçı mı inatçı
Sanki onlar gerçek Hasan dağlı

Gören var mı, Kömürcü köyünün
Fakir garip insanlarını
Düşünceye dalar insanın aklı
Kim bilir Hasan dağında
Binlerce gizli, sırlı Kapadokya saklı

Gidip görün Hasan dağını Anadolu'yu
Ne batıyı unutun ne de doğuyu
Çıkıp görün Hasan dağın zirvesini
Çekin üzerinden sis perdesini
Bu günü unutup görün Nemrut çağını.

Aşır TUNCA

İŞTE GELDİK, GEÇİYORUZ

Anlamadık şu dünyanın sırrından
Pişirmeden, pişkin yedik fırından
Ömür bitmiş, habersiziz yarından
İşte geldik, geçiyoruz dünyadan

Bağrımızda menekşe, gül solmadan
Aklımızı çalıştırıp, yormadan
Hedef tahtasını, görüp vurmadan
İşte geldik, geçiyoruz dünyadan

Niceleri bu yollardan geçtiler
Ecel pınarından şerbet içtiler
İyi, kötü ne ektiyse biçtiler
Biz de geldik, geçiyoruz dünyadan

Sevecenler, kendisini sevdirir
Dik duracak başa boyun eğdirir
Hak bilenin, Mevlâ'm yüzün güldürür
İşte geldik, geçiyoruz dünyadan

Bu alemi kimse baki sanamaz
İstediği kadar burada kalamaz
Sevgi vermeyenler, saygı alamaz
Saydık, sevdik, geçiyoruz dünyadan.

24.03.2007 - Aşır TUNCA

ŞAFAKTAKİ SABAHA

Koşturdum yolunda sevdalanmış hevesle
Sorguya çekildim, içimdeki nefisle.

Pervaneler gibi döndüm senin peşinde
Dolunayda, güneşte, rüyamda, düşümde

Ağarmış saçlarım, dönse kışa ne çıkar
Gelecekse gelsin, fırtınalı son bahar

Çıktı yörüngesinden, doğmamış şafaklar
Neye yarar, tanyerinden sonra ufuklar,

Açtım penceremi, içimdeki Hudâ'ya
Belki kavuşurum, şafaktaki sabaha

Çevirdim kalbimi, yaratana, Mevlâ'ya
Bağladım dilimi, duacıyım Allah'a.

11.10. 2006
Aşır TUNCA

gulvebayrak.jpg_thumb

SEVDİREN DE ALLAHTIR

Akılsızlar kesik dala binerler
Bindiren de, indiren de Allah'tır
Aldananlar yanlış yola girerler
Yanlış yola gönderen de Allah'tır

Galû bela zamanında yazılmış
Her canlının haritası çizilmiş
Bu hayatta bir şans daha verilmiş
Şansı veren, bağışlayan Allah'tır.

Koymuş önümüze eğri doğruyu
İstemiş ki kulum, bilsin kulluğu
Bir gün keser son nefesi, soluğu
Soluk veren, nefes veren Allah'tır.

Bilinir ki, bu dünyadan göçülür
İyilikler, kötülükler seçilir
Anadan, babadan, yardan geçilir
Adil olan, Hakim olan Allah'tır

Biz kulların vardır Hakka sözümüz
Haktan geldik, Hakka tapar özümüz
Haksızlıktan dönsün gayri yüzümüz
Döndüren de, sevdiren de Allah'tır.

29.l0.2006 Aşır TUNCA

S Ü R Ü K L E R S İ N

Kül kaplamış közlerimi
Eşeleyip, körüklersin
Dinlemeden dertlerimi
Uçuruma sürüklersin

Bu aşk böyle sürüp gitmez
Alışkın can hiç pes etmez
Benim sevgim sana yetmez
Anlamadan sürüklersin

Çığır açmış yürüyorsun
Pek acele ediyorsun
Uçurumu görüyorsun
Ölümüne sürüklersin

Oynar oynar döktürürsün
Keklik gibi sektirirsin
Bana çile çektirirsin
Kıvılcımı körüklersin

Bir soluk dur, konuşalım
Fırsat ver ki, tanışalım
Dargın isek barışalım
Hep peşinden sürüklersin

30.10. 2006 Aşır TUNCA

N Ö B E T

Göremedik hürmetini
İçemedik şerbetini
Dikildiğin noktadasın
Bitirmedin nöbetini

Senelerdir bekliyorum
Günüme gün ekliyorum
Bitir de gel nöbetini
Seni, hala istiyorum

Dağıttılar servetini
Bilemedik kıymetini
Tokatlayıp yıkadılar
Bitirmeden nöbetini

Tutturdun bir nöbet diye
Bitirmedin ölesiye
Dağıttılar her şeyimi
Peşinatsız veresiye

Nöbet, kutsal bir görevdir
Vatan için bir ödevdir
Nöbetçinin mesajları
Postalanıp gönderilir

02.11.2006 Aşır TUNCA

GEL DELİRME

Dert küpüdür için dışın
Kız delirme, sinirlenme
Hep önüne eğik başın
Gel delirme, sinirlenme...

Düzen bozuk, ne yaparsın
Malımız yok, ne satarsın
Şaşırıp, şaşkın bakarsın
Kız delirip, sinirlenme...

Şakşakçılar yolu keser
Zor yolları sabır geçer
Bir gün bu devran da düşer
Kız delirip, sinirlenme...

Sakin ol, bir sigara yak
Yok oluruz, giderayak
Ne tel kalmış, ne de duvak
Kız delirip, sinirlenme...

Yalan dünya, her şey yalan
Ne ilaç var, ne de derman
Biliyorsan, oku Kur'an
Gel delirme, sinirlenme...

Aşır TUNCA

SEVENLER GİTMEZ

Sevenler, ayrılıp gitmez
Düğün, dernek gününde
Yalvarsan da, hiç fark etmez
Yıldızların önünde.

Başkasını seviyorsan
Utanmadan söyle git
Eğer pişman oluyorsan
Gel hakkını helâl et.

Dayanamaz, gönlüm sana
Sevdiğimi bilirsin
Istırap çektirme cana
Perişansın, rezilsin.

Gitmek, sana yakışmıyor
Gururlanıp, direnme
Kimsecikler sataşmıyor
Gel, kendinle öğünme

Elbet bir gün anlayıp da
Pişman olup dönersin
Gurbet elde kalmayıp da
Gelir beni seversin.

14.03.2007 - Aşır TUNCA

ALACALI KEKLİĞİM

Yolum düştü Çebiçli'nin dağına
Arkadaşla çıktık keklik avına
Uçurdular kekliğimi yuvadan
Kurşun almış düşmüş, Argıt çayına

Çebişli'de çöğür armut dişlerim
Kafeslerde yavru keklik beslerim
Yarin sevdasına düştüm düşeli
Geri kaldı tarladaki işlerim

Alacalım, ötüver de göreyim
Sen öterken, ben çiftimi süreyim
Düşmanların gelip, vururlar seni
Sana dayanamaz, benim yüreğim.

Yaylalarda çayır, çimen biçerim
Çam oluğun sularından içerim
Kaçma benden, on parmağı kınalım
Sen kaçarsan, ben peşine düşerim.

Yaylalarda arpa, buğday yolundu
Avcılardan, keklik soyu kurudu
Dizilmişler bir kekliğin peşine
Vedalaşıp o da uçtu, vuruldu.

Alma avcı kekliklerin âhını
Kaybedersin makamını, tahtını
Alacalım, çil kekliğim nerdesin
Kararttılar kaderini, bahtını
Duymaz olduk derelerde yankını.

Aşır TUNCA

CAN, FELEĞİN TAZISIDIR.

ÇAKIL KUŞLARI - Aşır TUNCA - PDF

ÇAKIL KUŞLARI

Geçirdim ömrümü, kör kuyunun başında
Derdimin dermanı, öksüz çakıl kuşları
Davazlı Sabri'nin bahçe duvar taşında
Arar yuvasını, yavru çakıl kuşları

Keklikler ötüşür, Akçay'ın ötesinde
Yıkık bir çardak, kör kuyu var köşesinde
Aklım uzaklarda, bir zalimin peşinde
Beni mutlu eden yalnız çakıl kuşları

Mutluluk vermedi bana kötü kaderim
Saklasam sevdamı, kınalıydı ellerim
Kırık filizlerden açtı, yine güllerim
Bana umut veren, yalnız çakıl kuşları

Om(u)zumda balyoz, kazma, çapa, küreğim
İçimde yangın var, alev alev yüreğim
Parçalar taşları, çakıl yapar bileğim
Bana eşlik eden, yalnız çakıl kuşları

Akçay'ın suları deli köpük, köpürür
Karıncalı dağdan çürük zeytin dökülür
Ellerim kınalı, sevdaları süpürür
Sevdamı anlayan, yalnız çakıl kuşları

Kemer Barajı'na o yıl yolum düşmedi
Alev alev içim, ama yürek pişmedi
Gönlüm Bozdoğan'ın sevdasından geçmedi
Yuvasına koşar yavru çakıl kuşları

29.04.2007 Aşır TUNCA

AĞLAMA SEN

Bozdoğan'ın yüreğinde bere var
Dağlarında sevda izi yare var
Ne ağlarsın Kazandere, Haydere
Günümüzün her derdine çare var

Üzülme sen Madran dağı derdine
Hesap ver gel, sen de kendi kendine
Niceleri hasret kaldı sevgine
Ağlama sen Karapınar, Yenice

Nazilli'ye sıcak basar, yaz olur
Kuyucak'ın arpaları tez olur
Bozdoğan'ın suyu tatlı buz olur
Ağlama sen Karacasu, Başaran

Gönül dostlarıyla geldik düğüne
Araplı'dan Kılavuzlar Köyü'ne
Özleyip de geldik Baraj Gölü'ne
Ağlama sen Yenipazar, Alamut

Aydın ili, hepimizin ilidir
Şükrü Öksüz, kulağıdır, dilidir
Kerim Özbek, Nazilli'nin Pir'idir
Ağlama sen Çubukdağı, Horsunlu

01.05.2007 - Aşır TURCA

kuyubasi.jpg

G Ü L Ü M

Şafak vakti ötme bülbül
Sevdalanır kırmızı gül
Açıldıkça katmer katmer
Aşka düşer deli gönül

Aşık bülbül gülü sorar
Gül tutuşur, bülbül yanar
Bülbül sevda nöbetinde
Arı gelmiş güle konar

Bülbül senin bahtın kara
Düşürmüşler ahû zara
Yaşatmıyor sevdaları
Günümüzde kara para

Gül yaralı, bilen yoktur
Bülbül ağlar, gören yoktur
Kara sevda çekenlerin
Gözyaşını silen yoktur

Gülüm seni seven mi var?
Erken açıl, diyen mi var?
Aşığım ben, diyenlere
Bu zaman da güven mi var?

30.10.2006 Aşır TUNCA

MELEKLERİN DUASIYLA

Mahcup etme Yaratana
Tuz olayım, salatana
Ardımızdan konuşanın
Tükürelim suratına

Aşkımızın melekleri
Kanatlanmış uçup gelir
Meleklerin dilekleri
Sevdamıza umut verir

Gönüllerin çevresinde
Kaleleri, suru vardır
Bedenlerin hücresinde
Yaratanın nûru vardır

Kavuşturup ruhumuzu
Ödeyelim borcumuzu
Birileri merak eder
Aşkımızın sonucunu

İkimizin sevdasıyla
Gonca güller açacaklar
Meleklerin duasıyla
Gök yüzüne uçacaklar

31.10.2006 Aşır TUNCA

URGAN

Kalabalık aileler
Kaynatırlar karavana
Yük bulanlar, yükü çeker
Bağlanırsa urganlara

Yükler vardır, kaçak köçek
Yükler vardır, yünden döşek
Yüklenirse, çeker eşek
Bağlanırsa urganlara

Yüklerimiz hafif olsun
İçimize ferah dolsun
Çekenlerde güç bulunsun
Bağlanırsa urganlara

Dolamışım urganları
Bağlamışım yorganları
Teslim olur kurbanları
Bağlanırsa urganlara

Urganlarla yük taşınır
Omuz çöker, et aşınır
Yara olur, hep kaşınır
Bağlanırsa urganlara

02.11.2006 Aşır TUNCA

GÜMÜŞ DAĞI

Sabahları gün doğmadan kalkarız
Gümüş Dağ'a umutlarla bakarız
Biz bu dertten kurtuluruz, çıkarız
Çalışırsak, emek verip toprağa

Gümüş Dağ'a güneş doğar erkenden
Çıkılmıyor yamaçlara dikenden
Bereketi, incir ile zeytinden
Çalışırsak emek verip toprağa

Gümüş dağı bir tarafı şarlaktır
Çalışmayan avaredir, aylaktır
Çalışkanlar ışıldaktır, parlaktır
Emek verip, çalışırsak toprağa

Sarmaşıkla boy ölçüşür Lâleler
Aşık olan, Gümüş Dağ'da dağ deler
Kara saban sürer toprağı, eler
Emek verip çalışırsak toprağa

Tarih kervanları geçmiş tependen
Memnun musun, şehir olmuş Söke'nden
Gümüş Dağı, kazıyorlar kökünden
Sur olup da dikilmeli toprağa.

Gümüş Dağı, gümüşlerin nerede
Akmaz olmuş suyun, şarlak derede
Göster gayri, neyin varsa bize de...
Emek verip çalışalım toprağa.

12.03. 2007 - Aşır TUNCA

SUSAT BENİ

Kahvaltında, çorbandayım
Giyindiğin urbandayım
Çok yakınım inan sana
Hamaylında, boynundayım

Kırma gönül kafesimi
Dinliyorum nefesini
Başın dara düşüyorsa
Çağır dağın efesini

Adımı an, beni yaşat
Bedenimi sarıp, kuşat
Sevgi istiyorsan benden
Ateşinle yakıp, susat

Yakınında, dibindeyim
Telefonda cebindeyim
Başkasını görmez gözün
İnan senin kalbindeyim

Eğer beni özlüyorsan
Adım adım izliyorsan
Üzülürüm, yanarım ben
Sevdiğini gizliyorsan.

Aşır TUNCA

SARI YILDIZLAR

Deniz mavisine dönmüş gökyüzü
Gülücükler saçar sarı yıldızlar
Işıkları sönmez, tükenmez közü
Göz kırpıyor gökte sarı yıldızlar

Görevleri ışık alıp vermektir
İnsanlığa uzaklardan gülmektir
Akıbetin sırlarını bilmektir
Göz kırpıyor bize sarı yıldızlar

Ayna gibi yansıtıyor ışığı
Her birisi hakikatin aşığı
Ne yazlığı vardır, ne de kışlığı
Kıpır kıpır güler sarı yıldızlar

Dalga dalga noktalıdır çehresi
Ne parası vardır, ne de akçesi
Görünmüyor topukları, ökçesi
Kıpır kıpır güler sarı yıldızlar

Ne kusurları var, ne de hatası
Değişiktir her birinin rotası
Onlar evren tespihinin halkası
Kıpır kıpır döner sarı yıldızlar

Aşır TUNCA

SÖYLE FELEK

Haber salmış o yâr, gelemem diye
Söyle zalim felek, sana ne ettim
Ak gerdana yüzüm süremem diye
Söyle zalim felek, sana ne ettim

Cebim delik, gurbet elden dönemem
Üç kuruşu, beş nüfusa bölemem
Derdim çoktur, kimselere söylemem
Söyle zalim söyle, sana ne ettim

Çıkamadım yâr yoluna, sılaya
Sabır çektim, başa gelen belâya
Hasret kaldım, nazlı yârla anaya
Söyle zalim söyle, sana ne ettim

Gurbet elin çilesi hiç tükenmez
Delikanlı, gencin boynu bükülmez
Gariplerin kursağına çökülmez
Söyle felek söyle, sana ne ettim

Elbet bir gün kara günler geçecek
Zulüm eden, zalimler de bitecek
Gönül sevgi pınarından içecek
Söyle felek söyle sana ne ettim.

Aşır TUNCA


ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın