asirtunca.sitemynet.com
logokeklik.jpg

AŞIR TUNCA
Şiirlerim
Çakıl Kuşları
Hicivler
Sevda Şiirleri
Karaağa
At Eğerli, Eşek Semersiz
Yazılarım
Foto Albüm
Ne Dediler
Bağlantı Sayfam

AŞIR TUNCA


link.gif

Hoş geldiniz.

tunca.jpg

Hayatım

Aşır TUNCA, 1947 Karaağa-Doğanhisar-Konya doğumludur. 1959-1960 yılı sonunda Karaağa İlkolu'nu bitirdikten sonra, 1979-1980 yılı eğitim-öğretim döneminde Çumra Cumhuriyet Lisesi orta kısmından mezun olmuştur.

1972 yılında PTT idaresinde göreve başlamış, 1996 yılında Söke'de çalışırken emekli olmuştur. Halen Söke'de oturmaktadır. Evli, üç çocuk babasıdır. Söke Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyesidir.

"UMUT ÇİÇEKLERİ"nden sonra şairimiz sizi ; "KIR DAMLARI" adlı kitabıyla selamlamaya hazırlanmaktadır.

Yazışma Adresi: Yenicami Mahallesi
Şenırmak Sokak No: 50/3
Söke/AYDIN

CEP TELEFONU: 0 537 832 15 66

Hakkımda Kim Ne Dedi?

umutcicekleri.jpg

UMUT ÇİÇEKLERİ / Dr. İsa KAYACAN

Söke ilçemiz, Ege bölgesi'ndeki "Kültür Genel Merkezi'mizden biri, önde geleni. Bu ilçemizde faaliyet gösteren, Şair ve Yazarlar Derneği bünyesinde yer alan, bu çatı altında toplanan, şair ve yazar arkadaşlarımızın sayısı giderek artıyor.
Buradan, yani Söke'den bana gelen yayınların, gazetelerin ve kitapların sayısındaki artış bu kültür genel merkezinin tespitindeki doğruluğumu, doğruluğumuzu ortaya koyuyor efendim.

Umut Çiçekleri
Aşır Tunca'nın 144 sayfalık şiir kitabı. Şairimizin şiirleri genelde hece vezniyle yazılmış, şekillendirilip sayfalara aktarılmış şiirler. Sayfa 5'teki "Onun" adlı şiirinden iki dörtlük alarak devam edelim. Buyrun:

"Gönülleri, gönüllerle,
Buluşturup sevdirelim.
Eren ermiş, nail olmuş,
Biz hamları erdirelim...

Yerler gökler, kürre O'nun,
Damla damla zerre O'nun,
Yedi katlı semalarda,
Kabe O'nun, Merve O'nun..."

Evet, her şey... Görünen görünmeyen O'nun değil mi? Öyle... O halde, inancımızı, geleceğimizi O'na göre ayarlamalıyız, sıralamalı ve değerlendirmeliyiz. Gelecekle bugün arasındaki köprünün sağlamlığına ona göre yön vermeliyiz.
Aşır Tunca yazarken, ortaya koyarken, bundan önce de değerlendirirken fazla zorluk çekmiyor. Ve sayfa 82'deki "Bitir bu çileyi" şiire kulak verelim, neler söylüyor şairimiz:
- Senden çektiklerim acı, ıstırap/ Aşk değil seninki, bir kuru merak/ Çöllere düşürüp gösterdin serap/ Bitir bu çileyi, kurtulam senden...
Dua, istek, talep, beklenti bunlar efendim.

Ayrı Ayrı
Umut Çiçekleri adlı şiir kitabının içinde yer alanların tümü üzerinde ayrı ayrı yorum getirmek için ne zamanımız var, ne de sütunumuzun genişliği var. Örnekleme aldıklarımız, seçtiklerimiz bunlar.
Kitabın arka kapağında bir dörtlük yer alıyor. Burada da karasevdadan söz ediliyor, bu noktadan hareket edilerek söze başlanılıyor. İşte bu dörtlük:

"Çeke çeke karasevda öldürmez,
Güldürmezse Kadir Mevla'm güldürmez,
Nasip yoksa bir lokmayı böldürmez,
Gönül senin geçmişinle neyin var?"

Ve bir tereddüt belirtisi, anlatım sıkıntısı hemen göze çarpıyor: "Gönül senin geçmişinle neyin var?" diye soruyor. Bunun cevabı yine şairimiz tarafından verilecektir efendim.

Sonuç Olarak
Aşır Tunca kendi dünyasında dışa yansıyanlarla, bu yansımaların kitaplaştırılışıyla okurların karşısına çıkmıştır. Değerlendirme elbette okurlarındır, sanat ve edebiyat dünyamızdaki otoritelerindir.
Tebriklerimi, saygı ve sevgilerimi yineliyorum. (*)

Yazışma: Söke Şairler ve Yazarlar Derneği
Konak Mahallesi Yıldırım Sokak
Neşe İş Merkezi Kat: 1
09200 SÖKE / AYDIN

(*) Burdur'da Bugünlük, Dr. İsa KAYACAN / Yeni Gün Gazetesi, Sayı: 15690 - Sayfa: 2 - 31 Aralık 2005 Cumartesi.

Burcu Tunca, Şair... Torunum.

BARIŞ OLSUN

Gökyüzünden gelen olur
Çatıları delen olur
Falan olur, filân olur
Belki hayâl, gerçek olur.

Bahtımızı silen olur
Derdimizi bilen olur
Halimize gülen olur
Belki hayâl, gerçek olur.

Aklın işi, hayâl kurmak
Olur mu hiç cahil durmak?
Belki bir gün sona erer
Düşünmeden insan vurmak.

Gerçek olsun hayâllerin
Değer bulsun değerlerin
Akıl, mantık, düşünmeler;
Gecelerin, seherlerin.

İcat olsun, buluş olsun
Esasduruş, duruş olsun
Rahat bize fayda vermez;
Yarış olsun, barış olsun.
24.12.2004

Aşır TUNCA

FERMAN SENDEN

Çarşı pazar adam soyar,
El kaldırsan, cana kıyar.
Çıkmış insanlıktan hıyar.
Emir senden, ferman senden
Derman senden, şifa senden.

Çuval çuval dolduruyor,
Çete kurmuş kaldırıyor,
Garibana saldırıyor.
Emir senden, ferman senden
Şifa senden, derman senden.

Çetelerle millet olmaz,
Böyle millet, devlet olmaz,
Hırsız, haydut evlat olmaz.
Emir senden, ferman senden
Islâh senden, derman senden.

Bebelere kıyan bunlar,
Sözlerinden cayan bunlar,
İçimizde yılan bunlar.
Emir senden, ferman senden
Derdimize derman senden.

Aşır TUNCA

Halk Şiiri Ölür Mü?

tuncaoyhanmemduh.jpg

"Can Feleğin Tazısıdır."

Halk şiiri, ölmez. Türk milletinin geleneksel özsuyu, ab-ı hayatı olan "halk şiiri", daha kaçıncı yüzyılı yaşarsak yaşayalım, geçen zamanın aksine, gökyüzünde güneş parladıkça, bizim yolumuzu aydınlatacaktır.
Aşır Tunca, bu halkaya yeni eklenen bir isim. Fakat okudukça siz de görecekseniz, oldukça güçlü bir nefes, sıcak, samimi bir ses. Henüz farkına bile varamadan, önce sizi kendisine bağlıyor, daha sonra sarıp kuşatıyor, bir halka ait olduğunuzu hatırlatıyor.
Görebildiğim kadarıyla o, sevginin gerçek şairidir. Gönülle sevgi arasındaki asıl sebebi iyi bilir:

Sevgi gönüllerden gelir,
Gönüllere gülden gelir.
Ayırsalar sevenleri;
Cana, ölüm olur gelir.

Son dizeye dikkat ettiniz mi? Sevgi, yaşama bağımız olduğu gibi, olumsuz durumlar sonunda ölüm sebebimiz de oluveriyor. "Sevgi, gönül, ayrılık ve ölüm" diye bilinen bu dörtlü tema; gölgesindeki dünya edebiyatının bütün büyük şaheserlerini besleyen ana kaynak değil mi?
Mevlânâ, Yunus Emre ve Aşık Veysel; şair Tunca'nın şiirlerinin ilham kaynağı. Tunca, bu büyük ustalardan aldığı güçle; çok defa dilimizi ustaca kullanıyor, sözü eğip bükmeden sanki kolaymış gibi dillendiriyor:

"Hep tamamsın, pek yamansın
Bana göster, hani nerde?"

Yaşadığı dünya, onun tekkesi gibidir. Mevlânâ'dan Yunus'a, zaman zaman da Aşık Veysel'in "iki cihan"la ilgili görüşlerine yaklaşan şair, tasavvuf şiirimizin -aslında olması gereken- güzel örneklerini veriyor. Sunulan bütün "nimetlere" şükrede ede, "Hak yoluna fakir gitmek", yani olan bütün malını, varını yoğunu yağmalatmak, dünyanın tuzaklarına kapılmamak, canlarla helâlleşmek, sabretmeyi bilmek; Tunca'nın şiirlerinin ana temasıdır.

Günlük hayat, onun şiirlerine renk katıyor. Bir şiirinde "Eve kurdum sobayı." deyiveren şair, anılarımızı içinde barından beytine uzanıyor:

"Süslenmiş bütün sokaklar,
Dalgalanır al bayraklar."

Tunca sanki hem fotoğrafçı, hem de ressam. Bir başka dörtlüğünde de bu tarafıyla karşımıza çıkıyor:

"Kum tepenin eşmeleri,
Akar durur çeşmeleri.
Suyu salın oluğundan,
Sulayalım vişneleri."

Sözün özü Tunca, hayatın içinden alınmış kelimelerle hem öğretiyor, hem resim çiziyor. Yerel renkler de bu resmi destekliyor: "Deve güreşinde, zıkkım derdinde." Görüldüğü gibi Aşık Veysel'in kıvrak dili, Aşır Tunca'da daha da açılmıştır.

"Gök çatlayıp yarılacak,
Hesap mizan kurulacak.
Hak arayan masumlara;
Hak, adalet bulunacak."

Burada resmedilen, kıyamet tablosu değil mi?
Milletimizi ilgilendiren günlük olaylar da, mısra mısra onun şiirlerine yerleşiyor. Yerleşirken de, sorguluyor. "Avrupa'ya Nasıl Girsek?" sorusunun cevabı, bakınız onda nasıl yankılanıyor?

"Bu karışım çalkalanmaz
Isırılmaz, avkalanmaz
Şanlı bayrak dalgalanmaz
Kimisi der hemen girsek
Birisi der vurun dirsek."
Ona göre AB, çalkalanmaz bir karışımıdır. Ne ı-sırılır, ne avkalanır. Her ne kadar özünde bileşim -tek millet olma- özelliği yoksa da, şairimiz şanlı bayrağımızın dalgalanamayacağı endişesini de göz ardı etmez.

Yaratıcı'ya inanmış bir adamın dünyası, onun şi-irlerinin dokusunu oluşturuyor. Bu dokunun harcında; arı-bal, çiçek-arı, menekşe-gül, gül-bülbül, gönül-gül, cennetin ırmakları, zikir yapan çiçekler, yerdekiler ile göktekiler ve İslâm'ın güzelliği var. Bu dokuda, eleştiri oklarını fırlatan felsefe de var:

"İnsan, mahlukattan değil
Bilenlere selam olsun."

Dünden bugüne, üstelik günümüzde bile, insanı hayvandan ayıranların sayısı, sanıldığı kadar fazla değil. Burada "eşref-i mahlukat" olma hali ret edilmiyor, ancak "insanın atasını hayvanlaştırma" anlayışı eleştiriliyor.

"Yurdumuzun vatandaşı olalım,
Yavrumuza bir gelecek kuralım.
Çalışarak gerçekleri bulalım,
Çalışana vatan, güzel vatandır."

Bir yurdun vatandaşı olmak, ne kadar güzel bir anlayış. Bu anlayışın yaygınlaşmasına, bizim ülkemizde de kök budak salmasına ne kadar ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Bu güzel toprakları nedense, bir türlü kendimize vatan belleyemedik. "Bana ne?" çaresizliği içinde yaşayıp gidiyoruz.
Şairin dediği gibi; "Yavrumuza bir gelecek kurmak için" çalışıp gerçekleri bulmalı, her şeyden önce de bu vatanın "vatandaşı" olmalıyız. Çünkü bu yurdu bizim atalarımız arayıp da buldular, uğrunda şehit düşüp, toprağımızı güzel vatan haline getirdiler.

"Arayıp bu yurdu bulan atandır,
Türbeli türbesiz, meçhul yatandır.
Şehitler, sancağı elde tutandır;
Toprak, şehitlerle güzel vatandır."

Şairin yüreği, vatan sevgisiyle dolu. Bu sevgiyi anlatırken de, bize lazım olan gerçekler ne ise, yalnızca onlara sarılıyor; "Amerikan bezine" muhtaç olmayacaksak, ne şekilde davranmamız gerektiğini açık, seçik ve net olarak ortaya koyuyor.
Sancağı elde tutmak için, şehitliği göze almalıyız.
Aşır Tunca, benim görebildiğim şiirleriyle oldukça mükemmel bir noktada parıldıyor.
Birçok şiirinde Söke'yi anlatan şair, Söke'nin de şairi bir yerde.

Halk şiirimizin son temsilcisine selâm olsun.

Oyhan Hasan BILDIRKİ

BAHARIN GELİŞİ

Mor menekşe, nergis dağın yamaçlarında
Çiçekler gülümser badem ağaçlarında
Sular şırıl şırıl derelerden akıyor
Toprağın buharı semalara uçuyor

Karıncalar çıkmış gecenin rüyâsından
Özgürce uçuyor kelebekler arılar
Çekilmiş taşkın sular Söke Ovası'ndan
Tavlanmış tohum ister verimli topraklar

Filizler sürüyor taze zeytin dalları
Bülbüller yuva kurmuş kara serviye
Dağları çınlatır doru dayın nalları
Bahar müjdelenir yere, göğe, her yere

Gıranta'dan gelir yanık bir kaval sesi
Gençliğine götürür sevdalar herkesi
Bülbüller figanda güller tutmuş nefesi
Bir başka kokar Gümüş Dağı'nın baharı

Arılar sevdalı çiçeklere koşuşur
Baharın kokusu yaylalarda, her yerde
Şehir parklarında uçurtmalar uçuşur
Baharın gelişi sevgi kadar sevgiye
4 Mart 2008

Aşır TUNCA

AZGIN FIRTINA

Aldı bu kader dedikleri özümü benden,
Nere gidip, nasıl etsem, kurtulsam elinden?
Kaçmaya çalışırım, yine gelir peşimden,
Yazılmış kaderimdir, çekerim ben ezelden.

Bırakmıyor şansa, kavramış bedenimden
Çekemem bu çileyi ömrümle ebediyen.
Silkeler atarım, gelmesin diye, kendimden;
Şansım güldüğünde çıkıyor karşıma hemen.

Anladım benimle doğmuş, benimle ölecek
Sütunları yıkarsam, ne hallere dönecek?
Bekler bir elinde kazma, bir elinde kürek;
Dolaşır peşimde acep nere gömecek?

Artık sararım suçlarımı senin sırtına,
Benimle berabersin, geldi yaşlar kırkına.
Hiç haber vermedin ömür bitip giderken;
Batırıyor ikimizi bu azgın fırtına.

Aşır TUNCA

pembegul.gif

Bu sayfalardaki eserlerin her türlü yayın hakkı yazarına aittir. Kaynak ya da link verilmek suretiyle alıntı yapılabilir.


ZEKİ MÜREN, Dinlemek için tıkla.

asirtunca@mynet.com