|
HOŞ BİR KESİŞME YAŞANDI ORGAN NAKLİNDE....
Biliyorsunuz,bizim tedavimizde ESKİŞEHİR'in anlamı büyüktür..En zor tedavilerimizin içinde bizlere yürekten destek vermişlerdir..Yahoogroups'un kuruluş yeride Eskişehir'dir..Çok sevdiğimiz "Malum kişimiz de" ordandır..Kendimizi evimizde hissettiren sıcaklığı ile Eskişehir adeta ikinci adresimizdir..
Neden yazdım bunları ???? Hayatın kendi içinde sürprizleri hiç bitmez,biz bunu yaşadığımız 6 yıl içinde an be an yaşadık ancak son yaşadığımız beni çok etkiledi doğrusu...
Organ bağışı için aileme çok dil dökmem gerekti,sonra bağışın gerçekleşebilmesi için inanılmaz bir çaba sarf ettik..Vazgeçme noktalarına geldik burokrasi nedeni ile nerdeyse..İnanın son gün geldi haber hastahanelerden ve apar topar nakledildi hastamız operasyon için..Derken Doktor'dan Karaciğer'in aynı hastahanede nakledileceğini öğrendik,içimizde tuhaf bir duygu ile aile 'yi tanımak istedik heyecanla..Doktorumuz anlayışla karşıladı ve bizi bir araya getirdi..
Karaciğerinde patalojik Nodül bulunmuş bir Bayandı ...Eşi ile sohbet etme şansımız oldu uzun uzun..Derken bize ESKİŞEHİR'den geldiğini söyleyince tam anlamı ile şok olduk..Düşünsenize,bzilere en candan destek veren Şehir ile organik bir bağımız olmuştu artık.. Eskişehir'li bir anneye hayat vermek için çabalamışız günlerce..Yapılan bağışın ne kadar doğru bir karar olduğunu işte o zaman anladım...Şimdi tek dileğimiz transplantasyon'un başarı ile gerçekleşmesi ve o güzel Anne'nin bir an önce evlatları ile gelecek günlere yelken açmasını görmek..
Diğer organlardan bir Böbrek ve bir Korneya Marmara üniversitesine,diğer Böbrek ve Korneya ise Numuna Hastahanesine,Kalp ise Koşu yoluna gönderildi..Adaptasyonun gerçekleşmesi için Dua ediyoruz her an şimdi..
Kendi evladımızın tedavisinde kolayca takılacak bir şey sonrası sağlanamayacak bir tedaviyi,aylarca sırada bekleyen insanlara,umutlu bekleyişlerine bir katkımız olsun istedik Ailemizle..Dilerim bu kararı veren aile bireylerinin tamamı hoşnut olur bu sonuçtan..Kardeşlerini görme fırsatları olur zaman içinde bir şekilde...Allah hepsine Şifa versin diyoruz...
FİLM GİBİ,KABUS GİBİ HAFTA BİTMEDİ HENÜZ...
HAYATIMIN EN ZOR KARARI...
Tam oğlumuzu çıkarttık diye sevinirken bir başka kötü haberle sarsıldık..Kabus sürüyordu olanca hızı ile..Senaryosunu ben yazmadım ..
İlk gençlik yıllarımda bir hayli paylaşım yaşadığım Teyzemin oğlu Tahsin abimin Beyin kanaması haberini aldık pazartesi akşam saatlerinde..Apar topar hastanaeye gittim ki durum çok kötü,doktorlar beyin ölümünden söz ediyor..Herkes şaşkın birbirine bakıyor..Doktorla yüzyüze konuşmamızdan sonra pek yapılacak bir şey olmadığını anlayınca hayatımın en zor kararını ailemle paylaşmak zorunda kaldım..Uzun yıllar hastahanelerde geçirdiğim deneyimlerden sonra Organ naklinin önemini biliyordum..Belki bir sevdiğimiz abimizi kaybedecektik ama en az beş aileye de yaşam ışığı olabilirdik..
Bir kaç saat bunu sessizce düşündüm ve sonra Aile büyüklerinden başlayarak fikir almaya başladım..İlk duyduklarında epey tepki verilmesine rağmen,ilerleyen saatlerde ortak bir noktada anlaştık..Tüm beyin fonksiyon testleri yapıldıktan sonra umut yoksa bu kararı vereceğimizi sessizce kabul ettik..Sevgili dostumuz Reşid beyinde yardımı ile Çapa Transplantasyon merkezi ile irtibata geçip organ bağışı yapacağımızı bildirdik..
Bildirim yapıldıktan sonra kendimi nasıl kötü hissettiğimi anlatamam,aileden bana kızacaklar olduğunu düşündüm..Ve en kötüsü ise sevgili Tahsin abimin böyle bir karara ne diyeceği geldi aklıma...Gerçekten zor bir karardı benim için ama ne olursa olsun şifa bulacak hastaların bunu beklediğini düşünmek kararımda ısrarcı olmama neden oldu...
İlerleyen saatlerde Çapa'dan ekip gelip kontrolleri yaptı ve henüz Beyin Ölümünün gerçekleşmediği haberini verdi bize...Hepimizin içinde bir ümit yeşerdi ama bugün yapılacak yeni testlerden sonra son kararın verileceğini öğrendik...Bir yandan dua ediyoruz bir hayat belirtisi vermesi için,diğer yandan böylesi zor bir kararın altına imza atmayı bekliyoruz çaresizlik içinde..Dilerim bundan pişmanlık duymam hayatımın geri kalan kısmında...
Özetleyecek olursak,berbat bir hafta geçirdim,mutemadiyen hastahane koridorlarında çırpınıp durdum..Atakan başarılı bir ameliyat geçirdi...Melis eve döndü ve yeni bir düzen kurmak için sanırım bizim desteğimize yoğun ihtiyaçı var...Tahsin abim ise verdiğimiz kararın doğruluğunu düşünüyor sanırım...Dilerim aramıza döner de tüm bunları kötü bir rüya olarak anımsarız ...
26 Mayıs Perşembe itibarı ile son durum...
Sevgili Dostlar...Geçenlerde iyi haberler yazmaya çalıştım..Erken yazmışım sanırım zira bir gün sonra bir sürü olumsuzluk yaşadık üst üste..Kan değerleri alt üst oldu ve beklemediğimiz bir anda Kan vermek zorunda kaldık Oğlumuza..Günlerdir hiç aralıksız her gün Kan sayımı yaptırdık bir şeyi atlamamak için..Umutla bekledik yükselmesini..ENOANT isimli bir doğal Üzüm suyu kullanıyoruz ki hiç Kan almamıza gerek kalmıyordu o sayede,bu seferde Lokosit ve Trombosit hemen hemen sınırın altına hiç inmedi ama Hemoglobin nedense bir türlü ayar tutturamamıştı..
Kokrtuğumuz başımıza geldi ve sınırın altına inince apar topar Kan vermek zorunda kaldık..Çok üzüldü Atakan bu duruma..Moralimiz alt üst oldu bütün gün..Derken bu gün normal muayenemize gittik Doktorumuz Rejin hanıma..Nihayet her şey yoluna girmişti ve Rejin hanım da çok ama çok beğendi Atakanın toparlamasını..Hatta hafifden kilo bile almışız..Normal şartlarda önümüzdeki Pazartesi yatışımız vardı tekrar ama Atakan İzmir gezmesi için Rejin hanımdan izni kopardı..Eee..Nedee olsa Rejin hanım da İzmir'li :)))
Muayene sonrası inanın göğsümün ta ortasından koca bir değirmen taşı kalktı bir anda , nefes aldığımı hissettim..Doktorumuzun güler yüzlü yaklaşımı soluk almamıza olanak verdi ki Rejin hanım gerçekten tedaviler konusunda çok zor memnun olan bir hassasiyete sahiptir titizliği nedeni ile..Bu da demektir ki Atakan cevap verecek bu tedavilere,boşuna çekmeyecek bunca sıkıntıyı :)))
6 Haziran Pazartesi günü yatışımız olacak..Maddi sıkıntı hat safhada..Henüz bu tedavinin masraflarından tam olarak sıyrılamamışken bir de korkudan her gün Kan sayımı yaptırdık ki buda en az bir yatış bedeline yaklaştı nerdeyse :)) Hala sponsor bulamadık bu anlamda , korku diz boyu ama yapacak bişey yok..Mutlaka yatacağız bunca iyi haber sonrası aksini düşünmek imkansız..
Hayırlısı Rab'dan..Hele o güne bir çıkalım bakalım,neler göreceğiz..Gün doğmadan neler doğar diytelim şimdilik ...İyi haberler aldık ya bu gün deymeyin keyfimize..Çok gergin gitmiştik Hastahaneye ama korkuğumuz gibi gelişmedi olaylar çok şükür..Canımızı dişimize takıp devam edeceğiz tedavimize inançla..Sevgilerler....:)))
HASTAHANEDEN ÇIKAMAZ OLDUK....
Gerçekten çıkamaz olduk bu aralar hastahanelerden..Şimdi de sevgili Babam kalça kemiğini kırdı ve apar topar ameliyat edildi..Kan pıhtılaşması nedeniyle risk çok yüksekmiş bu gibi durumlarda..Ağrısı sızı çok,inanılmaz mutsuz oldu artık..Bende bir Atakan'a bir ona koşturuyorum bu aralar...Dede ile Torunun ameliyat olmadık yerleri kalmadı nerdeyse..Allah her ikisine de şifa versin diyelim...
YATTIK VE ÇIKTIK...14 MAYIS 2005
Yattık ve çıktık...Düş kırıkları yaşayarak geçen bir 6 gün sonrası nihayet evimize döndük..Hayatımızda ikinci kez Rehin kalacak duruma düştük çıkışta..Öncesi ACIBADEM Hastahanesiydi..Bu sefer Amerikan hastahanesinde aynı olayı yaşadık ancak çok farklı bir şekilde..Çıkışta yatırdığımız para haricinde eksik tutar 1.320 miyon'a rağmen çıkış için en ufak bir zorluk çıkartmadılar.Hiç bişey demediler ve evimize sorunsuzca gitmemize izin verdiler..Pazartesi günü ödenecek tutara rağmen huzurluyuz..Oysa Acıbadem hastahanesi başımıza 400 milyona rağmen güvenlik dikmişti..Unutmak ne mümkün..Amerikan hastahanesi yetkililerine şükran ve minnetlerimizi iletmek isteriz..Gerçketen önce sağlık dediklerinin altını çizmiş oldular bizce..Kaliteleri ve düzeyleri bu anlamda çıtanın hayli üzerindeymiş..
Yine hayal kırkılığı yaşadık bir kaç yönden..Önce normal bir kemoterapi alamayacağımızı öğrendik..Kitle büyümüş ve bası yapmya başlamış,bu sebeble sürekli MR,Ultrason ve Eko'lar arasında geçti günlerimiz,kan ve idrar tahlilleri ise havalarda uçuştu..Hesap tutmadı,öngörülen rakamı ikiye katladı ödeme bu nedenle..
Diğer yandan yatışımızı hızlandırmaya gayret eden bir sürü dostumuzun çabası şaşırtıcı bir şekilde gerçekleşmedi..Büyük inançla yattık beş paramız olmadan,olasılıklar üzerinde durarak ancak hiç beklenmedik bir yerden gelen toplu miktar sayesinde büyük bir rahatlama yaşadık çıkışa kadar..Çıkışta gelen rakamı görünce dumur olduk tabii,ödememiz mümkün değildi..1 milyar 320 milyon açıkla evimize döndük..Şimdi ne tahlil ne ilaç alacak maddiyata sahibiz..Sıfıra sıfrı elde var borç :)) Bir kez daha yaşamıştık olasılıklar üzerine hayal kırıklığı..
Şimdi geçmişte yaşadığımız tüm deneyimleri yok sayıyoruz..Hiç bir şey aynı değil...O kadar yüksek dozda ilaç aldık ki Atakan'ı hiç böyle görmemiştik..Hala kendinde değil ve hiç konuşmuyor,bitkin bir halde..
Umuyor ve diliyoruz ki en kısa zaman da Atakan kendine gelecek ve her şey yeniden normale dönecek..Panik halimizi kendimize bile yansıtamıyoruz..Şaşkınız,neden böyle ağır geçti diye..Deneyimli sanırdık kendimizi ve hep bir çözüm buluruz gibi gelirdi..Elimiz kolumuz bağlı bakıyoruz Atakan'a..Galiba gerçek hastalıkla başbaşayız artık..Yok sayma içgüdülerimiz zarar gördü..
Bu sefer nedense ne arayan oldu bir kaç kadim dost dışında neden gelen..Ne yalan söyliyeyim ki bu durum beni umutsuz olduğumuz düşüncesine itti..Demek ki dedim artık bekleyecek iyi haberleri yok ki aramıyor sormuyorlar..Oysa en fazla böyle günlerde insan arıyor dost sesini..Uzun zaman önce kötü haberlei vermeyi durdurmuştum,haklıymışım demek ki..Gidişatın ne menzilde olduğunu bilenler çoğunlukta olsa hiç arayan soran olmayacakmış demek..Hep diyorum ya,acılar paylaşılmaz :(( Yazacak çok şey var ...Kafamı toparlayamıyorum...O kadar farklı bir noktadayım ki anlatamam,kendime telkinlerde bulunuyorum sürekli her şey daha iyi olacak diye..İnanmak zorundayım buna...Bu ilaçın yarattığı tahribatın önüne geçmeliyim bir şekilde...Bu kafayla araba kullanmakda doğru değilmiş..Geçen gece hastahane dönüşü ciddi bir de kaza atlattık,hasar büyük ama kimse yaralanmadı çok şükür..
İnançla devam edeceğiz dostlarımızın motavisyonları eşliğinde..Bize inananların gücünü ve duasını hep yanımızda hissedeceğiz..Atakan başaracak,başarmalı..
SAĞLICAKLA KALIN DOSTLAR...
TEMBELLİK BİTTİ...TEDAVİYE KALDIĞI YERDEN DEVAM (08.04.2005)
Geçen sene bu günlerde İzimir tedavimiz sırasında Marmaris'te kaçamak yapıyordu Atakan ve o günlerde Rahmetli Sakıp Sabancı'nın bu illete yenik düştüğünü öğrenmiştik üzüntü içinde...Yine aynı günlerdeyiz ve bu seferde değerli müzik adamı Melih Kibar'ı aldı bu illet toplumun elinden,yenilgi kabul ediyorum böylesi acı haberleri,bir kişi daha kaybettik diye...Allah yakınlarına sabır versin...
Bizim Atakan uzanmış kitap okuyor şimdi yanımda,baya baya söktü artık,msn'de yaptığı yazışmalar ve gelen maillerine kendi cevap yazması da hayli katkı sağlıyor işleyişe..
Söylediğim gibi artık tıbbi sonuçlar almıyoruz ve sadece bize söylenen tedavilere hazırlanıp denilen yapıyoruz...Atakan'ın genel sağlık durumu çok şükür çok iyi ve biz bununla yetiniyoruz..Uzun zamandır hastalık ve tedavi ile ilgili şeyleri havada asılı tuttuk,dinlendik,toparlandık ve şimdi önümüzde ki hafta başından itibaren kaldığımız yerden yeniden başlayacağız nasipse..
Planlanmış bir kemoterapimiz var.Daha yüksek dozda ve İfosfamit diye tabir edilen bir tür kemoterapi,yaradana sığınıp tekrar deneyeceğiz olanca umudumuzla..
Yürüme aparatlarıda olmuyor artık ve yenilenme zamanı geldi de geçiyor.Her şey üst üste,arada bir Haciz memurları da uğrar oldu.Çık işin içinden çıkabilirsen oldu durum tam anlamıyla..Ve tüm bunların arasında moralimizi yüksek tutup Kemoterapiye güç toplamamız gerekiyor.
Nette ki arkadaşlar yeniden yapılanmalı diyorlar destek için,ve malesef ki bundan başka seçenek yok gibi şimdilik hayatımızda,her ne kadar bazı bankalar buna köstek olmayı yüksek hukuki bir başarı gibi görse de ben bu seçenek üzerinde durmak zorundayım,başıma her ne gelecekse gelsin,yaşadıklarımdan daha ağır bir bedeli olmayacktır bence..Kırk satır mı ,Kırk Katır mı gibi bir durum anlayacağınız...Destek olan her kese teşekkür ederiz ....
İşte durum böyle bu günlerde...Yavaş yavaş kaldığımız yerden devam etmeye başlayacağız tedavimizde..Diğer yandan da ilk kez bir Alternatif tedavi uyguluyoruz,Rusya'dan gelme bir ilaç kürü bu,üç kutu ilaçtan oluşuyor ve her gün ikişer adet içiliyor..Birde başka bir ilaç var ancak Cin'den getirtmek bir hayli zor ve hala başaramadım..Ama ilk fırsatta iletişime geçeceğim..
Şimdi iyi bir hafta sonu geçirip pazartesi den itibaren yeniden hastahane koridorlarına selam vereceğiz..Haydi Dualarınızı salın ardımızdan,başaracağız,olacak yeniden her şey eskisi gibi..Sağlıcakla kalın :)))
Ameliyattan sonra Atakan soluğu Ablası Melis'in yanında aldı..Ziyarete gidip moral verdi ablasına kendi haline bakmadan kerata :))))
KABUS GİBİ BİR HAFTA.. (02.03.2005)
Evet,oğlumuz ameliyat oldu ve gözmüzün önündeki o kitleden kurtulduk...Ama nasıl bir hafta geçirdiğimizi anlatmak bir hayli zor...
Ameliyata karar verildi ve bizde yoğun bir koşuşturmaca başladı..Kafatasına monte edilecek parça için uzun süren araştırmalardan sonra en uygun olanını aldık..Başladık yatış hazırlığına ki evden sürekli kızımız Melis'in bayılma haberi gelmeye başladı..Yorgunluktur dedik önce ama devam edince ciddiye alıp hemen Doktor'a götürdük yatış telaşı arasında,tetkikler yapıldı ve tanı konulamadan yatış işlerimize geri döndük ve Cuma sabahı ameliyata verdik oğlumuzu...Panik bir halde sonuçu beklerken evden tekrar bayılma haberi geldi ve ben iyice panik oldum...Doktorunu aradım,gelen cevap tüyler ürperticiydi...Yatış dedi bir anda ve eve gidip kızımı larak hastahanenin yolunu tuttum...Atakan'ın iyi geçen ameliyat sonuçu biraz nefes aldırmış olsa da iki hastahane arasında koşturmaktan ilk günde bitap düştüm..Eşim bir hastahane de ben diğer hastahanede çile doldurduk adeta..İki çocuğumuzun da yattığını duyan doktorlar dehşete kapılıyordu,bizse yorgunluktan hiç bir şey düşünemez haldeydik..Pazartesi günü Atakan taburcu edildi..Salı günü de Melis..
Pazartesi Atakan taburcu edildi ama işler bitmedi..Hastahaneden çıkıp Çapa'ya gitik..Başlayacak Radyoterapinin çizimleri yapıldı hiç vakit kaybedilmeden,önümüzdeki hafta nasipse başlayacak radyoterapisi kemoterapi ile eş zamanlı olarak...Çizimler yapıldı Atakan ablasını ziyarete gitti diğer hastahaneye..Ordan çıkıp eve geldik,onları eve bıraktım ve ben tekrar Melis'in yanına döndüm..Çok şükür ki ciddi bişey çıkmadı yapılan tetkikler sonuçu..Öyle sanıyoruz ki bir nebze Psikolojik etkenlere bağlı bir bayılma atağı,bunu da atlatacağız...
TEDAVİLERDEN SEÇMELER....
Hastahaneden çıktığımızdan bu yana kara kara düşünüyorum başka seçenekler üzerinde,elim kolum bağlı beklemekten nefret ediyorum..Bir sürü denemem gereken seçeneğin farkındayım ama bir türlü başlangıç yapamadım şimdiye kadar..Oysa dün Tv de izlediğim bir haber beni derin derin düşündürdü,haber İsrail'den...Kişilik değişikliği gösteren Hayvanat bahçesi sakinlerinden Aslanı apar topar hastahaneye götürüp Tomografi çektiriyorlar ve teşhis konulup gerekli tedaviye başlanıyor..Bir hayvan için gösterilen bu güzel davranışın etkisinde kaldım doğrusu..
Çin'den getirtilecek bir ilaç var bizim tedavimiz için ama malesef süren tedavilerden nefes alıp da o işe ödenek ayıramadığımdan bu seçeneği göz ardı etmek zorunda kalıyoruz..Yine Tv de izledim Ozon tedavisi hakkında bilgileri,akla mantığa yatkın bir şey ama deneme şansım yine yok..Yine Akupunktur ile ilgili seçenekler var ama iletişim kurmaya korkuyorum maddi nedenlerden dolayı..Sayısal Lotto da oynamıyorum ki bir yerden çıksın diye umut edeyim..
Halen süren tedavilere kaynak bulamazken bir diğerine geçmek şimdilik hayal..Bir tek dostumuza yüklendik sponsorluk konusunda bu aralar ve gerçekten bu durum beni üzüyor..Sadece Çaresiz kalmamamız için fedakarlık eden bir dostumuz,başka kimseden,hiç bir kurumdan destek önerisi gelmiyor artık,sanırım yorduk dostlarımızı...Rab'bin ışığı boldur diyelim ve her zaman olduğu gibi Dualarımıza sarılıp yolumaza devam edelim ki Rab bu günümüzü aratmasın...
SESSİZCE YATIP ÇIKTIK..(31.01.2005)
Nasıl olacak,nasıl yapacağız derken sessizce yatıverdik....Uzunca bir süre yer boşalmasını bekledikten sonra korkularımızı,endişelerimizi yanımıza alıp usulca yattık hastahaneye..İlk kez Atakan yatmama konusunda direnç gösterdi ve artık bunlardan bıktığını dile getirdi,buna rağmen içimizde ki ümit ışığının varlığına güvenerek bu tedaviyi alma konusunda ısrarlı davrandık,duygusal tepkiler vermemeye gayret ederek..Her yatış ayrı bir zorluk,bunu yaşamadan anlamanın gerçekten imkanı yok ama neylersiniz ki bundan başka seçeneğimiz de malesef yok..
En büyük derdi olan İğne takılmasını kolaylıkla atlattıktan sonra her şey normale girdi ve neşeli haline tekrar kavuştu..Sessiz bir gecenin ardından İzmir'den GAYE ablasının gelmesiyle tüm endişelerini kenara bırakıp Gaye nin varlığının tadını çıkartmaya başladı..Bu sayede gerçekten çok rahat geçti yatışımız,nasıl geçtiğini bile anlayamadık desem abartmış olmam..Bu sefer,"Şu neden aramıyor,bu neden aramıyor" diye sormadı,sanırım aranmamaya oda alıştı artık yavaş yavaş :((
Gaye ablası dijital makinesinde video görüntüsü ile Babası Haydar beyin mesajını da beraberinde getirmiş,hepimizi duygulandıran bu mesajı izledikten sonra hissettiklerimizi tarifin imkanı yok sanırım..Sevgili Haydar bey oğlumuza verdiği sözü tutarak,gerek iş gerekse günlük yaşam kaygılarından uzak bir şekilde SAÇLARINI BİZİM GİBİ KAZITMIŞ..Atakan'ın bu destek karşısında yüzünde ki ifadeyi görmenizi isterdim...
Şimdiye kadar bir çok Destek gördük,bir çok dostluk gördük,minnettarız inanın bu tavrı beklemiyorduk,paylaşımın ve dostuluğun kendi içinde sınırlarının olmadığını görmüş olduk böylece...Elbette duaları eşiliğinde,böylesi talihsiz bir hastalığı veren Rab'bim yanında bir sürü dostluğu hediye etmiş bizlere,ve ne mutlu ki bize kaderimize küsmek yerine dostlarımızın güzellikleri eşliğinde yolumuza devam etmeyi başarmışız,zaten başarmaktan başka şansımızın olduğunu hiç düşünmedim ve kabul etmedim..İnancımızın Mücizeleri etrafımızda ve çok yakın zamanda bunları göreceğiz..
Atakan yine sevgili doktorumuzun iyi niyeti ile beş günlük yatışını üç günde tamamladı ve şimdi yatağında mışıl mışıl uyuyor eve gelmenin rehavetiyle..Morali iyi,keyfi yerinde ama yine de zor bir kaç gün bekliyor onu düşecek Kan değerleri nedeniyle
Az evvel resimlere bakarken fark ettim ki artık yeni hastahane yatışı ile ilgili resimler çoğunlukta,bunlara ilave olarak biz "Kellerin" resimlerini de eklemek geldi içimden affınıza sığınarak,biz neşeyle bakıyoruz bu duruma,garipsemiyorum ama tipimin de çok hoş olmadığını biliyorum elbette :)))
Beni yakında bir Suçluya benzetip Gözaltına alırlarsa sakın şaşırmayın :))))
BAYRAM SONRASI VE İKİNCİ HASTAHANE YATIŞIMIZ... (26.01.2005)
Ve Bayram geçti acısıyla tatlısıyla..Arefe günü artık iyice dökülmeye yüz tutan saçlarını kestik Atakanımızın..Her sene mutlaka olduğu gibi afacan bir dazlak oluverdi...En kötüsü ise,kafasında oluşan Lanet Tümör tamamen gözle görünür hale geldi ve her an içimizi yakmayı hararetle sürdürme şansı elde etti...Atakan'ı Dazlaklıkta yalnız bırakmadım her zaman olduğu gibi,eline aldı makinayı zevkle kesti saçlarımı oyuna çevirerek,şimdi iki dazlak dolaşıyoruz ortalıkta gülümseyerek..
Diğer yandan an be an Tanrı'ya yalvarıyoruz tedavimizin olumlu sonuçlanması için...Geçen yatışımız sonrası Kemik Sintigrafisi çektirdik başka bir yerde de metesdaz varmı diye ama inanın elim varıpda sonuçları bir türlü alamadım,sanki almazsam kötü bir şey olmayacakmış gibi ama almam gerekiyor bu yatışımızda,içimde nasıl volkanlar patlıyor o sonuçları alma konusunda inanın anlatamam.."İnancı" ile bizi yanlız bırakmayan dostlarımızın Duası eşliğinde bu hafta sonu ikinci kür tedavi için yatacağız hastahaneye..Dilimizde yalvarış ve yüzümüzde gülümseme ile...
Bu sefer "Arayın lütfen" diye yazmayacağım,geçen sefer çok bekledik ama bir iki Kadim dost dışında arayan olmadı..Bu sefer kimseyi böyle bir mazeret buldurma sendromuna sokmayacağım,dua edin yeter,inanın dua edin yeter...
Şimdilik Uykularımız kabus gibi hala,ama inanıyorum ki kısa süre içinde iyi haberler almaya başlayacağız ve her şey olması gerektiği gibi olacak Rab'in isteği ile..Sağlıcakla kalın...
TARİHİN TEKRARI...(13.01.2005)
Gerçekten hayat kendi içinde minik tekrarlarla süregidiyor...Yıllar önce ilk teşhisimiz konulduğunda bir bir çevremizden dostlarımız nasıl kayboluverdiyse çeşitli bahanelerle,şimdi de tam o noktadayız..Herkez bizden de umutsuz durumda ve bir bir kayboluyorlar sessiz sedasız..Bense Atakan'a her şeyin normal ve yolunda olduğuna inandırmak için akla hayale gelmedik şarlatanlıklar yapıyorum bıkmadan usanmadan.Tek üzüntüm Okul'a gönderememek...Kan değerleri düştü Kemoterapi sonrası,enfeksiyon riski hat safha da olduğundan fazlaca dışarı çıkartamıyoruz..Geçen gün Balık tutmak istedi bizim haylaz,ufak bir Kamış aldık ama hala tutmaya gidemedik bu sebeblerden dolayı...
Bütün bunlara son verecek tıbbi bir gelişme olacağına ait hayalim her geçen gün artıyor..An meselesi,biliyorum...Her ne kadar şimdi ateşlenecek endişesi ile geceliyorsam,bir gün sadece Okul'a erken kalkması için nöbetler tutacağım sabahlara kadar..Eski yazılarımı okudum biraz önce ve ne kadar da şimdi ki durumumuzun aynını yaşadığımızı fark ettim..Diyorum ya ümitsizlik eşittir yalnızlık durumu...
YENİDEN BAŞLADIK HER ŞEYE.....(08.01.2005)
99 Yılında teşhis konulduktan sonra bütün doktorlarımızın cevap alınmaz demesine rağmen kaygılı ve ümitsiz bir şekilde 2000 yılının ilk günlerinde başlamıştık ilk Kemoterapimize..Tamamen içimizdeki sesi dinleyerek vermiştik bu kararı ve ne mutlu bize ki tam 6 yıl kazandırdı bizlere..Şimdi yine aynı noktadayız,tekrar spinal kanal içinde nüks etti Tümör'ümüz..Daha da kötüsü Kafatasına da sıçradı lanet şey..
Karma karışık olduk,her şeyin bittiğini düşündük ve bir kaç gün sonra o ilk günlerde ki gibi toparlanıp kaldığımız yerden devam etme kararı aldık..Önce her şey ters gitti nedense,iyice yıprandığımı düşünürken çok uzaklardan bir ses geldi..Onlarca destek sözü alırken nedense hiç biri gerçekleşmiyordu,tam o sırada O manevi dostumuz uzaklardan hem yüreğini hem de elini uzatıverdi en umutsuz anımızda..
Paylaşım ve sevgi dini olan Müslüman bir Ülke de yaşarken,uzaklardan,çok uzaklardan,İspanya'dan inançlı bir Hıristiyan dostumuz yüreğimizdeki acımıza ortak oldu ve tekrar toparlanıp çoşmamızı sağladı..Yüze yakın arkadaşımız ise her nedense bizden de çok ümitsizliğe kapılıp,olanca güçleri ile o ümitsizliğin içine ittiler bizi aramayarak,mesaj yazmayarak...Oysa en fazla maneviyata ihtiyaç duyduğumuz anlardı..Demek ki dedim kendi kendime,şayet bizde ümit varsa dostlarımız oluyormuş,ümidimizi kaybetme noktasında onları da kaybedeceğimiz (Bir kaç duayenizimiz hariç elbette) kesinmiş..
Yenilenmiş bir İman ile kaldığımız yerden devam edeceğiz ,hayatın sunularının da anlamlar içerdiğini asla unutmayarak..Pes etmek yok,her ne kadar Yılbaşı gecesi olanca karamsarlığımızla girmiş bile olsak yeni bir sayfa açmamıza vesile olan İmanlı yüreklerle yeniden nefes aldık..
SONRAKİ AŞAMALAR...
Daha yeni başladık tedaviye sanki,öyle korku ve endişe içindeyiz..Bir kaç gün içinde saçları dökülecek Atakan'ın,en çok o acı veriyor zaten,okula gitmek istemeyecek büyük ihtimalle..Bu nedenle hemen ona özel bir peruk yaptırmaya başladık ki okula arada bir gitsin diye..Hepsi bu değil tabi ki..On gün içinde kafatasında ki Kitle ameliyatla alınacak,ardından bir kemoterapi daha alacak ve sonra Radyoterapi ye başlanacak Allah nasip ederse..Her günümüzün hastahanelerde geçeceği günler başladı yine,Rabbim bu günümüzü aratmasın diyorum...Her günüm Dua ederek geçiyor,Rabbim bize şifa versin diye..Nasıl ki en kötü anımızda imadaımıza yetiştiyse,bundan sonra da yeni ufuklar ve yeni müjdelerle yanımızda varlığını hissetirecektir elbette..Sağlıklı ve huzur dolu günler dileği ile,saygılarımla...Hasan Şahin
YILBAŞI,TEDAVİLER VE SON DURUM...(28.12.2004)
Koskoca bir yılı geride bırakıyoruz,yeni yıl heyecanı sarmıştır hemen herkesi..Biz korkularımıza sarılıp bekliyoruz bize getirisini ürkekçe..Keşke aynı pencerelerden bakabilseydik Dünya'ya..
Biz evde oğlumuzun ateşini nasıl kontrol altında tutabilirizin kaygıları içindeyiz,düşünsenize,çocuğunuzu akşam yatırırsınız ve sabah neşeyle kahvaltıya otururken bulursunuz..Kabus dolu nöbetler içinde bekleyişlerle değil...Ne kadar ilaç verirsek o kadar iyi,bir hatamızın nelere malolacağının bilinçiyle yatıp kalkıyoruz...
Ben bunları yazmasını sevmem,hep iyi haberler ulaştırmaya çalıştık bu sayfalardan ama artık hiç bişey kontrolümüzde değil..Hızla düşüyoruz,hızla düşüp parçalanacağımız anın çaresizliğini yaşıyoruz...
Çok değil,bu yazıyı yazmadan on dakika önce Atakan'a çapa'da normal servise yatmak zorunda olduğumuzu söylemeye çalıştım..Neler yaşadığımı buraya yazamam inanın,asla kabul etmiyor,alacağı tedaviden çok hasar göreceğini anlamamak saflık olur..
Nedense tüm inanç sistemim yerinden oynamaya başladı..İnançla geldiğim bu günlerin ardından şimdi yaşadıklarımızı oğlumun hiç haketmediğini düşünüyorum..O sadece yılbaşında sevdikleri ile eğlenmek istiyor,okulda yapacaklarının planlarını yapıyor..İnanmayacaksınız ama yürüyememesine rağmen Folklör kurslarına yazılmak için uğraşıyor..Hiç hak etmiyor bu yaşananları,buna eminim..
Saygılar...HASAN ŞAHİN
İZMİR...ŞİFA TIP MERKEZİ...RADYOTERAPİ TEDAVİMİZ
Dört yıl öncesine dayanan bir hayaldi bizim için bu teknolojiye sahip Radyoterapi tedavisi..Yurtdışı çabalarımız vardı sırf bu uygulama için..Ve bir gün baktık ki Ülkemizde de kullanılmaya başlanmış..Bir çok hasta için umut noktası olabilecek bir tedavi yönteminin , kendi ülkemizde ve elimizin altında olması gerçekten çok ayrıcalıklı bir durumdu..Büyük korku ve endişelerle İzmir'e gittik..Yer sorunumuz vardı.Bir çok olumsuzluğu var saymasak bile bu sorun başlı başına bir meseleydi..Emniyetteki amcaları bir çok konuyu çözüme kavuşturduğu gibi kalacak ve daha bir sürü ayrıntıyı kolayca aşmamızı sağladı..Sabah gurbunun katkıları gerçekten çok büyüktü..Bu konuda gayret sarf eden herkese minnetarız..Uzun bir süreç geçti tedavinin başlanmasına kadar.İnişler, çıkışlar yaşandı..Sabırla bekledik..Bizim İzmir'e gelişimiz sırasında Eskişehir'den Atakan ile Sabah gazetesinin haberinden sonra tanışan dostlarımız bizlerden haber alabilmek amaçı ile bir de YAHOOGROUPS kurmuşlardı..Bu grup çok kısa zaman da İzmir'de de inanılmaz bir şekilde katılım sağladı ve grup içindeki dostlarımızın ziyaretleri ile bekleyişimiz neşeye dönüştü..Hemen her gün ziyaret edenimiz oldu.Sıkıntılar paylaşıldıkça hafifledi..Ve farkında olmadan öyle dostluklar kuruldu ki ayrılmak ayrı bir sorun haline geldi.Yine en sıkıntılı dönemlerimizde Balçova Emniyet Müdürümüzün Atakan ile tanışması unutulmaz günler yaşamasına vesile oldu bizim haylazın..O bekleyiş sırasında Balçova Termal Tesislerinde kısa bir Fizik tedavi gördü.Başhekim Feray hanımın hoşgörüsü ve ilgisi sayesinde..Emniyet Müdürümüz Süleyman bey bir an yalnız bırakmadı Atakan'ı, sürekli eğlence ile geçirdi günlerini..E şimdi durup durup Süleyman amcasını sormakta haklı yani..Zaman içinde Planlama aşamasına geçildi...Doktorumuz Doç.Dr.Armağan Arıcan uzun ve ayrıntılı çizim aşamasını büyük bir titizlikle gerçekleştirdi..Hata payını en aza indirgemek için mütemadiyen kontroller yapıldı..Çizimler gözden geçirildi, düzeltildi..Yukardaki resimde Çizim için MR çekildiği gün ki Atakanın durumunu gösteriyor..Şifa Hastahanesinde Oğlumuza gösterilen ilgiyi ve desteği gerçekten kelimelerle ifade etmem mümkün değil, bu yüzden Atakan her gün koşa koşa gitti hastahaneye...Personel öyle bir ilgilendi ki bizim ki orayı kendi yaşam alanı gibi gördü zamanla..İlk MR çekimi Anestezi verilerek yapıldı ama daha sonraki hiç bir işlem içim Anestezi kabul etmedi Atakan..Radyoterapi de bile uyanıktı ve yaklaşık 15-20 Dakika koca odada da tek başına işlemin bitmesini bekledi..Adeta oyuna cevirdiler zaten bu işi de..Her radyoterapi alışında o dev makinanın uslu duran çocuklara sürprizleri olduğunu söylediler ve her eferinde Sürpriz yumurta çıktı yattığı yerin altında..E tabi kimse anlam veremedi bu işe ama oluyordu işte :))) Neşesinden ve gülen yüzünden hiç bir şey kaybetmemesi için tüm teknik personel gereğinden fazla özveride bulundu Atakan kardeşlerine..
|
|
Nihayet 25 Mayıs günü ilk Radyoterapimizi heyecan ve kaygı içinde aldık..Gerginliğimizin farkında olan Dr.Armağan bey sık sık bizi bilgilendirerek rahatlatmaya çalıştı.Grup içi yazışmalar ve ziyaretler olmasaydı sanırım o gergin anları o kadar kolay savuşturamazdık..Bir sürü dostumuz yalnız bırakmadı tedavi başlangıçında..Nagehan Hnm. Gaye Hnm. Filiz Hnm. Aklıma gelenler ilk anda..Gelemeyenler telefon açtı hemen hergün..Başımız sıkıştığında imkanlarını seferber edenler oldu..D.S.İ. nin misafirhanesini sağlayan Mustafa müdürümüz burda sorunsuz bir şekilde kalmamızı her şekilde kolaylaştırdı..Beklenenden uzun kalmıştık zira..Kaldığımız yerden Şifa Tıp merkezine gittiğimiz yol kısaydı ama eksoz dumanlarını saymazsak kolayca gidilebilirdi..Çocuk Arabasını Minibüslerin almaması bizi hayli zorladı hemen her gün..Kamyonların sıklıkla geçtiği bir ara yoldan hergün yürüyerek gidip geldik tedaviye..Hastahane içine girdiğimizde derin "Ohhh!" çekiyorduk gerek sıcaklardan gerekse egzoz gazından..Atakan kantin ziyaretini bitirince alt kata tedavi ünitelerinin olduğu yere geçip bekliyorduk..Bizim işimiz çok uzun sürdüğü için en son hasta olarak Atakan alınıyordu haklı olarak..Gülerek, oynayarak alıp tedavimizi çıkıyorduk..Tedavi süremizce hiç bir sorun aşanmadı, bir tek Radyoterapi ünitesinin bakımı için bir hafta ara verildi ki Atakan bayıldı bu işe zira hemen Marmarise "Ayşe hanım Teyze Kızısı" nın yanına gittiler dinlenmek için..Çok yaşa Ayşe teyze, öyle bir tatil yaşatmış ki bizim haylaza anlata anlata bitiremiyor yaptıklarını..Bunca güzelliğin arasında tüm sıkıntılarından sıyrıldı Atakan aslında..Radyoterapiden çok yaşadıklarımızın onu güçlü kıldığını bile düşündük..Adam arada Dişlerine dolgu bile yaptırdı, hatta birde dişini çektirdi.Çok eğlenceli bir süreç geçirdi..Emeği geçen herkese minnetarız..Hayal edemeyeceğimiz kadar çok güzel şeyler yaşandı..Tiyatorlara gittik, sinemalara gittik (Gülme Gaye) hatta Musiki cemiyetlerinin toplantılarına bile iştirak ettik yani :)) Yemekler, çay sohbetleri yaşanan tüm gerginliği unutturdu bize..Bir başka arkadaşlar grubuda (www.thyva.com) Atakan için bir uçuş programı hazırladı ve Kuşadasın'a uçtu Atakan Cessna Tipi küçük uçakla..Bir çocuğun isteyebileceği her şeyi sağlamaya çalıştılar elbirliği ile anlayacağınız..Elbette bir sürü de olumsuzluk yaşadık ama atlatılacak cinsten şeyler olduğu için aktarmak istemiyorum..Biz güzellikleri paylaşalım istedik..Dediğim gibi, başka hastalar içinde örnek teşkil etmesini çok arzu ederim..Neler başarılıyor bir araya gelindiğinde onu özetlemek gayesi ile yazdığımdan hep güzellikleri göz önüne seriyorum..İnanın kimsenin cebinden milyarlar falan çıkmadı bu güzellikleri ortaya koymak için, çabalar sarf edildi.İnançlar ortaya konuldu.Mutlaka benim bilmediğim harcamalar olmuştur ama sırf maddi temellerin sağladığı bir güç değildi bu..
VE TEDAVİNİN BAŞLAMASI
UNUTULMASI ZOR GÜNLER
Bir tedaviyi anlatmaya çalışıyorum aslında sizlere ama elim hep güzel şeyleri aktarmaktan yana, demek ki yürekler bir olunca en berabat tedaviler bile Karnaval havasında geçebiliyormuş..Bunları yazıyorum çünki bir gün etrafınızda böylesi bir tedavi süreci gören olursa, içten içe düşünüp "E canım, biz ne yapabiliriz ki ?" diye düşünmeyesiniz, zira bir selamın bile nasıl yüzümüzü güldürdüğünü ancak buna şahit olanlar bilebilir..İstedim ki yapılacak küçücük bir şeyin bile bir sürü güzelliği içinde barındırdığını görsünler ve bir başka hasta ve hasta yakınıda bizim yaşadığımız güzelliklerden mahrum kalmasınlar..Bakın..Ben demin bu satırları yazarken İzmir D.S.İ. misafirhanesindeyken çay içtiğimiz çay bahçesinin işletmecisi aradı Atakan'ı , sohbet ettiler..Özlemden bahsettiler..Bu nasıl bir güçtür bir düşünün lütfen..Ufacık bir çocuk kendisini arayan birine özlemekten bahsediyor ve aradığına tarifsiz mutlu oluyor..İlaçlardan binlerce kez güçlü bir tedavi bu bizce...
TEŞEKKÜRLERİMİZLE...MİNNETDARIZ....
İzmir ŞİFA TIP MERKEZİ yönetim kuruluna ve değerli Doktorumuz Doç.Dr.Armağan Arıcan'a İstanbuldaki doktorlarımız Sayın Prof.Dr.Rejin Kebudi,Sayın Prof.Dr.Emin Darendeli'ye, Prof.Dr.Murat Hancı beye,Sayın Nevruz Tol ve Merkez Haber Ajansına..Emniyet Müdürlerimiz Sayın Hakkı Tuncer ve Sayın Mustafa özefe'ye, Sayın Metin Özkan'a Süleyman bey, Ramazan bey ve Emrullah beye..Yeniasır'dan İlker bey'e...Eskişehir'den Semra hanım ve ailesine, Müzeyen hanım ve ailesine ve Tüm Eskişehir'e..Tüm D.S.İ Yönetim ve Personeline..Gaye hanım,Nagehan hanım, Haydar bey, Nusset hanım, Filiz hanım, Serkan bey ve tüm İzmir halkına (Minibüs ve Otobüs şöförleri haric) Es-Net cafe,Cennet cafe ve tecno cafeden Volkan bey'e,Bülent bey, İlker bey ve Veli beye...Balçova Emniyet Müdürlüğü Personeline ve Balçova Termal Tesisleri Başhekimi Dr. FERAY Hanıma..
Bizleri mesajları ve telefonları ile motive eden Tüm dostlarımıza..İsimlerini telafuz edemediğimiz, görünen, görünmeyen, bilinen , bilinmeyen, her vakit dualarını eksik etmeyen, yüreklerinde acımızı paylaşan bil cümle dostlarımıza Saygı ile Teşekkürlerimizi iletiyoruz...
Emin olun ki Yukarda adı geçen kurum ve kişilerden biri olmasaydı bu kadar neşe içinde bitiremezdik bu tedaviyi...Herkes kendi evladının şefkati içinde yaklaştı bu duruma ve çok şükür ki 100 gün süren İzmir maceramız unutulmaz anılarla geride kaldı...Elbette tedaviyi aldığında her şey sonlanmış değil, önümüzde bizi bekleyen bir sürü zorluk var ama artık daha hoş görülü bakıyoruz hayatın bizlere getirilerine..Acılar, hüzünler paylaştıkca azalırmış, yaşayarak gördük bunu....
İmkanlarını, olanaklarını, dostlarını ve yüreklerini oğlum ile paylaşan herkese şükranlarımızı sunuyoruz..Hepinizden ALLAH RAZI OLSUN...ALLAH EMEKLERİNİZİ BOŞA ÇIKARTMASIN.....
ŞAHİN AİLESİ....
23.07.2004
VE NİHAYET İLK ADIMLAR....
Bayramdan hemen sonra yapımına başlanan yürüme aparatlarını pek bir heyecanla bekledi Atakan ve her Provaya gittiğimizde almadan dönmemize çok sinirlendi…Bu süre içinde sürekli “Lise Defteri” ni izledi dikkatle,Kerem (Emre Altuğ) Tekerlekli Sandalyedeyken oda ona heves etti…Sonra Koltuk deyneklerine geçti Kerem ve Atakan da Koltuk deyneğine heveslendi…İnanıyorum ki o Diziyi izleyerek yürüme konusunda oldukça iyi Motive oldu..Derken biti verdi aparatlar ve ilk giydiğinde hemen adapte olamadı..Bu arada görüntülerini çektik sizlerle paylaşmak için ilk çabalarını…Koltuk deyneklerine hiç adapte olamadı ama sonra eve geldiğimizde birkaç saat içinde wolker ile evin içinde dolaşmaya başladı..İki eliyle demirlere tutunup hafif zıplayarak adımlarını ilerletmeyi başardı..İlk şaşkınlığını attıktan sonra uzun zamandır hayal edip de evde yapamadığı ne varsa yapmanın telaşına düştü bir anda, mesela kapı açmanın onun için bu denli önemli olduğunu bizde bilmiyorduk…Masada duran suyunu içmek, çay içmek ve tabi bizim ayaklarımıza basmak ilk yaptıkları arasındaydı.Köşedeki Markete gidip (Biz merdivenden indirdik) dilediğince Çikolata ve Şekerleme aldı.Annesine Ekmek almayı da ihmal etmemiş bu arada..Sürekli sağa sola telefon edip artık ayakta durduğunu haber verdi büyük bir heyecanla..Oysa bizlerin her gün yüzlerce kez yaptığımız şeylerin ne kadar anlamlı ve ne denli önemli olduğunun farkına varamadığımızı bir kez daha anlamış oldum..Ve bizi en üzen kelimesi ise “Yaa…Ben büyümüşüm, neden söylemediniz” oldu…Sürekli yerde olması nedeniyle ister istemez kendini Bebek gibi algılıyordu herhalde ki, ayağa kalkınca bunları söylemeye başladı…En çok elini cebine sokmayı seviyor ve sık sık yapıyor ayakta durduğu zamanlar.Arkadaşlarını çağırıyor eve , onlarla nasıl yapıldığını konuşuyor kendince…Bu işi bu denli atladığımız için ne kadar büyük üzüntü duyduk anlatamam…Aparatların yapılmasında büyük rol oynayan FLAŞ TV. Muahabiri sayın Sibel Bayar hanıma sonsuz teşekkürlerimizi bir kez daha iletmek istiyoruz..Bu vesile ile Atakan ile tanışan ve aparatı yaptırmayı önerip gerçekleştiren (İsmini yazamıyorum) beyefendiye de Şükranlarımızı ve minnettarlığımızı sunuyoruz…Çok Teşekkür ederiz…Atakan artık ayakta ve bunun keyfini çıkartıyor sayenizde…Bu Aparatlara yapımın da büyük emeği olan Çapa REHA ORTOPEDİ den Sayın Mustafa Gültekin beye de çok teşekkür ederiz…Mükemmel bir işçilik çıkartarak kolayca adapte olmasını sağladı için…
|
|
|
ORGAN BAĞIŞI İLE İLGİLİ YAŞANAN GÜZELLİKLER (07.03.2005)
Tam bir hafta önce yüksek tansiyon nedeni ile geçirdiği Beyin Kanaması sonrası aramıza dönemeyen ağebeyim (Teyze Oğlum) Tahsin Uzun'un hiç değilse başkalarına yaşam umudu verebilmsei adına başlattığımız Organ Bağışı süreçimiz binbir güçlükle de olsa nihayet amaçına ulaştı...
Adeta Organ bağışı için çalmadığımız kapı kalmadıktan sonra Atakan'ın doktorlarından istediğim yardım sonrası Marmara Koordinasyon Başkanlığı duruma el koydu ve Florance Nıghtingale Hastahanesi operasyonu gerçekleştirdi ve gerekli yerlere Organlar iletildi..Sevk edilen organların tamamı kullanılabilir durumdaydı..
Uzun bekleyişin ardından aldığımız bu haber hiç değilse başka yerlerde de olsa ağabeyimizin bir şekilde yaşayacağının güzel haberiydi bizim için...Çapa Transplantasyon Merkezi'in onca oyalamasından sonra bile organların hasar görmemiş olması tam anlamı ile mucize diye adlandırılabilirdi..
ATAKAN'DAN İYİ HABERLER NİHAYET...(23.05.2005)
İzmir tedavimizin ardından her şey iyi giderken birden bire kötü haberler almaya başlamıştık..Tekrar ameliyatlar tekrar kemoterapi ve radyoterapiler..Ocak ayın başlarından uygulanan kemo dan yeterli cevap alınmayınca malesef kitlemizde hayli yol almıştı..Kaybedilen zamanı kazanmak amaçı ile çok yoğun ve agresif bir tedavi üzerinde durduk ve uygulama kararı çıktı doktorumuzdan..Hemen hemen Dünya'da hiç verilmemiş yüksek dozda bir kür aldık..Toparlayamayacak diye endişe ile geçen 2 hafta sonunda Atoşumuz tekrar eski haline döndü..
İnanılmaz kötü günler geçirdik her açıdan..Hep uyudu Atakan,yemedi,içmedi..Kilo kaybı hat safhalara varınca panik olduk,kaybetme endişesi sardı dört yanımızı..Elimiz kolumuz bağlı kaldık ilk defa,ama Atakan'a çok güvendik,sürekli başaracağını telkin ettik..Faydası da olmuş sanırım.Annesine geçen akşam anlatmış bişeyler.."Ben komadaydım,siz konuşuyordunuz,sizi duyuyordum ama hiç bişey söyleyemiyordum" demiş benden gizli ,bana söylememesini,benim üzüleceğimi söylemiş :)))
İşte böyle bir afacan bizim hergele,kendi üzülürde asla kimseyi üzmek istemez..Her gün defalarca iğne batar vücuduna gık demez ama Dedesi hasta şimdi, ben ona iğne yaparken buz gibi oluyor..Panik oluyor..Kendisi için bir kez bile sormadı ne zaman bitecek iğneler diye ama Dedesi için hep soruyor bitmedi mi daha diye..
Çok şükür yemesi içmesi yerinde..Kilo almaya başladı...Bu arada "ANNE SÜTÜ" iletebilecek dostlarımız varsa lütfen iletişime geçsin bizlerle,zira çok ama çok ihtiyaçımız var Anne sütünün dirençine..
HER ŞEY DAHA İYİ OLACAK....
Elbette önce buna inanmak gerekir..Şimdilerde okuduğum bir kitapta bir satır çok ilgimi çekti.."Sen Kral ol,Krallık ardından gelir" diyor..Beklediğimiz Krallık değil tabii,kendimizce oğlumuzun sağlığına dair düşlerimiz var..Biz sımsıkı sarıldık bu hayale,inanacağız ki yaşamımızda yerini bulsun her şey...
Artık Tv izlemiyoruz eşimle ben..Ne zaman el ayak çekilince Tv de bir film izlemeye başlasak konusu illa ki bizim hayatımızın dramı ile ilgili oluyor..Her seferinde kanımız çekiliyor bu nefret tesadüften dolayı..Benzer bir olay dün gece oldu..Tam başladık izlemeye ki konu ölümcül hasta olan oğlunu hayatta tutmaya çalışan bir baba çıkmasın mı..Derhal kapattık dumur bir halde...
Sonra aklıma bu site geldi..Yazıyorum sıkıntılarımızı ve dostlarımız sağolsunlar haberleri burdan okuyup ya telefon açıyorlar ya evimize ziyarete geliyorlar yada e-mail ile iyi temennilerini dile getiriyorlar..Düşündüm de gerçekten yürekli bir davranış aslında,hiç de hafife alınmayacak kadar cesaret isteyen bir şey..Kancalarla tutunduğumuz hayatımızda her an ne olacağını kimseler bilemiyor,açıyorsunuz sayfayı,ne çıkacak bu gün karşınıza bilmiyorsunuz ama yine de açıyorsunuz..Gerçekten ben o filmi izleyemedikten sonra daha da iyi anladım bunun ne denli zor bir şey olduğunu..Hepinize teşekkür ederim,yalnız bırakmamakta ki inançınız için...
Aslında yukarda yazdıklarım kadar karamsar değilimdir..Tam aksine görenleri şaşırtacak kadar neşeli biriyim..Bunca hastalığa ve üzüntüye rağmen böyle güler yüzlü olmamızı yadırgayanlar da elbette oluyor..Sorarlarsa "Verin Deliliğimize" diyorum gülümseyerek...Aslında ince bir gerçeklikte yok değil o sözlerimde,akıl sağlığımızın normal olması beklenmemeli bence :)) Mesela bu son haftalar da yaşadıklarımı satır satır yazsam deliliğimi gerçekten tescil ederdiniz..Gündüzleri bir yandan doktorlarımızdan bilgi edinirken ,diğer yandan Atoşa ne yedirsem de kilo aldırırımı düşündüm,bir o yana bir bu yana koşturdum durdum..Gece olunca nöbetim başladı sabahlara dek süren.."Aman ateşi mi çıktı,aman susadı mı" diyerek sabahı ettim günlerce ve bir kaç saat uyku ile yine yeniden arayışlarıma döndüm..Öte yandan iyi bir baba olmaya çalışırken iyi bir evlat olmaktan da geri kalmamam gerektiğini düşündüğümden olsa gerek Babam için de elimden gelenin fazlasını yaptım..Bu işleri aşşağı yukarı beş parasız yaptığımı düşünüreniz hak verirsiniz bana :))
Bazen protest bir tavırla makara olsun diye yılın Annesi seçilenlere göndermeler yapıyorum kendimce...Düşünsenize Vatan gazetesi yazarlarından İclal Aydın (Dünyada tek e-mail adresini yayınlamaktan çekinen yazar,eleştiriler nedeni ile)sadece ve sadece kızını sahibi oldu köşede tefrika ettiği için Yılın Annesi seçildi..Bir kez bile bezini değişmeden,tek bir gece ateşlenen yavrusunun endişesini yaşamadan..E hal böyle olunca bende haklı olarak Yılın Annesi olmaya hak kazandığımı düşünüyorum şaka yollu..Halep ordaysa ,Arşın burda :)))
Elbette kim ne yapıyorsa kendi yavrusu için yapıyor..Ben zevkle oğluma nöbet tutuyorum sabahlara kadar,yeter ki iyi olsun..Sivri dilliliğim tutuyor zaman zaman ama tanıyanlar bilirler ki en kötü anımda bile sarf ettiğim öfkeli sözlerin ardında ince bir espiri vardır her zaman..
Oğlumun yeni çıkmaya başlayan saçları tekrar dökülmeye başladı ve biz tekrar buna göğüs germeye çabalıyoruz..Her zaman olduğu gibi..Birde ameliyat bölgesi ve yine aynı bölge olan radyoterapi bölgesinden hiç saç çıkmadığını düşünürseniz nelere ne şartlarda göğüs gerdiğimizi daha net anlarsınız..Her duruma yine de şükür ediyoruz..Bu günümüzü aratmasın Rab diyoruz..Alışamıyoruz belki ama kendimizi alışmaya alıştırmaya çalışıyoruz her geçen gün..Alışamıyoruz,alışamayız da ama neylersiniz ki Polyanacılık oynamak zorundayız..İyimserlik desem İclal Aydın dava açar herhalde :)))Onun tekelinde ya iyimserlik :)))
Gevezeliğim üstümde yine ama inanın asıl aklımdan geçenleri yazamadım..Süzgeçten geçerken bu hale geliyor yazacaklarım..Özetle Atakan aldığı kemo sonrası toparladı ve tekrar eski neşesinde,ve hatta şimdi bağıra bağıra beni çağırıyor...Gitmem gerek..
Sevgiyle kalın...Hoşçakalın...
AMELİYAT VE SON DURUM (24.02.2005)
Atakan olanca tevekkülü ile ameliyat için gerekli olan tahlil ve araştırmalara her gün gidip geliyor neşesinden bir şey kaybetmeden..Yine yalanlar söylüyoruz tabi ameliyatla ilgili,ne kadar sürecek,uyutulup uyutulmayacağı gibi..Bizi sormayın,sabah 7'de çıkıyoruz evden ki vakitlice orda olalım diye,sonra başlıyor koşuşturmaca,sorular,sorular..Bitip tükenmiyor soruların ardı arkası...En kötüsü de bizim bildiğimizden daha fazlasını bilen ve bildiklerini asla bilmek istemediğimiz Doktorların bize bakarken yakaladığımız o acıma süzmeleri..Bu gerçekten canımı çok acıtıyor..Şimdi baktığımızda Ortaçağ tıbbı nasılsa,şu anda bizim uygulamaya çalıştığımız tedavide malesef bir anlamda aynı seviyede kalıyor hastalığın niteliği açısından..Acıyarak bakabiliyorlar sadece ve ellerinden ne gelirse onu uygulamaya çalışıyorlar..Buna da şükür demekten başka bişey gelmiyor elimden..
Düşünsenize,çocuğunuzu rahatsız eden bir şey var ve siz ebeveyn olarak hiç bişey yapamıyorsunuz,oysa saçının teline zarar gelse Dünya'yı ayağa kaldıracağınızı düşünüyorsunuz zaman zaman..Çoğu aileler çocuklarını eğlence merkezlerine götürüp dilediğince neşelenmesini sağlamaya çalışır...Bizse hastahane krodiorlarında onun moralini yüksek tutabilmenin soytarılığını yapıyoruz içimiz acıya acıya..Nasıl rahat olmasını sağlarız diye düşünüyoruz..Sonra biri geliyor yanınıza ve Atakan'ı çocuk varsayarak pervasızca "Nesi var çocuğun" diyor,hadi buyur...Açıkla şimdi neyi nasıl açıklayacaksan..Ameliyat olacak diye geçiştirmek istiyorsun,ardından pat diye bir soru daha "Kanser'mi" çıkın işin içinden...Zaten canınız burnunuzda,ne derseniz deyin işte..İyi şeyler düşünmeye çalışıyoruz,her kötü olayın içinden işimize yarayacak iyi noktaları yakalayıp sevinmeye çalışıyoruz..Tabii en zoru sürekli neşeli ve güler yüzlü olmak zorunda oluşumuz,zira Atakan'a yansımasın diye,asla içimizdeki fırtınaların rüzgarını dışarı salmamamız gerekiyor..Akvaryum kurduk Atakan'a,çok sevdi,her gün başında yem vermeye çabalıyor yüzünde gülücüklerle...
SSK devrinden sonra Tıbbi malzeme sektörü de çoştu tabi kendince,nasılsa kaynak yok diye ücretli alanlara yükledi tüm durgunluğu,daha düne kadar 800 milyo^'a sattıkları sarf malzemesini şimdi 2 milyar 600 'e satıyorlar..İşinize gelirse mantığı ağır basıyor ve devlette sıkın dişinizi diyor..Bırakın SSK 'lı hastayı ,diğer hastalarıda ne denli olumsuz etkilediğinden yana umursamaz tavırlarla yeni düzenlemeye gidiyorlar alt yapı olmadan..Hayırlısı diyelim..
Son 2 yıldır,sürdürmeye çalıştığımız tedavinin kalitesini düşürmemek adına Kurumsal destek hayal ediyordum,bilenler bilir..Görüyorum ki kendi sorunumuza kendi çözümlerimizi geliştirince bırakın detsği,köstek olunuyormuş..Adı lazım değil kurumsalın çalışanlarının bireysel iyi neyiti olmasa vay gelmiş halimize ama yine de sonuç değişmedi..Neyse girmeyelim şimdi bu konuya,malum onlarda okuyor :)))
Cuma sabahı saat 09.30 gibi ameliyata girecek Atakanımız..Gelmek isteyen çok sanırım,gelen telefonlardan bunu anladık..Cerrahpaşa Hastahanesinde,ana kapıdan girildiğinde ilk sola dönülünce sağ kolda Garanti Banksanı göreceksiniz,onun yanındaki kapıdan girebilirsiniz,(Beyin Cerrahisi)uzun koridorun sonunda güvenlik kapısı var..Karşınıza çıkan Güvenlikçiye Atakan!a geldiğinizi söylerseniz yardımcı olacaklardır..Öyle sanıyorum ki hafta sonu da ordayız,tahminim Salı günü çıkarız her şey yolunda giderse...Yanımızda olmanız bize moral ve neşe verecektir mutlaka..Ben yazımı yazdım ve saat şu an sabah 07.45,evden çıkma vaktini geçirmişim,sonuçlar,değerlendirmeler ve törpülenmiş bir moralle eve döneceğiz akşam saatlerinde...Dualarınızı eksik etmeyin lütfen,diliniz döndüğünce,içinizden geldiğince...Saygılarımızla..:)))
3 OCAK GÜNÜ HASTAHANEYE YATTI NİHAYET..SAÇLARI BİR KAÇ GÜN SONRA DÖKÜLECEK ARTIK...
|
|
AMELİYATA BİR KAÇ GÜN KALA....(31.10.2004)
Zaman seyrini sürdürüyor ve bir gün sonra tekrar oğlumu kesip biçmeleri için Doktorlara teslim edeceğim..Çaresizliğimin büyüklüğü karşısında küçülüyorum an be an,yine yedirdiğim,içirdiğim şeylerden medet ummaya başladım...Her an dua ederek bir mücize bekliyorum hani şu dizilerde olduğu gibisinden..Yok ama, ne gelip bunların bir kabus olduğunu söyleyen var, nede bunca mücadele ve gayretimizin karşılığını er geç alacağımı söyleyen ak sakallı dede...İçimdeki belirsiliklerle beraber başlayacağız yeni bir mücadeleye...En kötüsü ise, olanca metaneti ile bize moral vermeye çalışan oğlumuza okuluna bir daha dönüp dönmeyeceğini söyleyemeyişimiz...Haklı, o elinden gelenin fazlasını yapıyor hayatının normal sınırlarda geçmesi için ve karşılığıda her şeyin yolunda gitmesini beklemesi çok doğal..Gülüyor, neşe içinde,ameliyat olacak ve bir hafta sonra okuluna dönecek kendince,oysa biz bilmiyoruz yarın neler yaşayabileceğimizi...
Dedim ya , çaresizliğimin büyüklüğü karşısında küçüldükçe küçülüyorum,bunları bile sabaha karşı dörtte yazıyorum,delinmiş bir uykunun ardından..İlk zamanlarda olduğu gibi her şeyi zamanında yapıyorum,ama ne yalan söyliyeyim, hiç enerjim yok...Öfkelerim bile tükenmiş artık...Kızamıyorum hiç bir şeye..Bir yanda Babam kötü halde ve yanına gitme şansım hemen hemen hiç kalmadı..Diğer yandan oğlum Ameliyat olacak,gelde çık işin içinden...
Her şey yolunda giderse on gün sonra tekrar Kemoterapiye başlanacak ve ben tekrar verilecek ilaçları kutusundan çıkartıp,önüme dizeceğim ilaçları...Bir tek o ilaçlar o kadar yaklaşabilecek çünkü o lanet Tümöre,yalvaracağım ilaçlara ki anlatsınlar çaresizliğimi o lanet olası şeye...Öyle ya, onkoloji bir tedavi yöntemi değil, sadece hücre öldürmeyi planlayabilen bir bilim dalı,kesin tedavi yöntemi değil...Ve hala bir arpa boyu yol kat edemedi bizim kazandığımız Beş yıl içinde bile...Dualarınızı eksik etmemeniz dileği ile...Saygılar....
BEŞ YIL SÜREN BAHARIN SONU MU ? (19.10.2004)
Gerçekten baharı yaşıyorduk beş yıldır...Dün sonuçları alana kadar hayatın içindeydik , bahardı her taraf,gülecek şeylerimiz vardı..Planlarımız vardı en güzelinden geleceğe dair,birden kara borana gireceğimizi bilmeden..Kötü, karanlık bir düşün kahramanları oluverdik bir anda tekrar en baştan...Beklemediğimiz, hayal bile etmediğimiz kadar kötü sonuçlar aldık hayatımızda ilk defa...O ilk zamanlar Atakan bebekti, her şey daha kolaydı..Oysa şimdi koca bir çocuk ve bitip tükenmez soruları var hayatına yön vermeye çalışan bir merakla...Okulundan ayrılma fikri onu deli edecek, biliyoruz...Biz de oldu sanırım hata,okula göndermekle iyi yapmadığımı düşünüyorum biraz,çünkü şimdi ayrılmak zorunda kalacak o güzel ortamdan, en çok içimiz acıtan tarafı bu aslında...Neden tanışmasına izin verdik bu güzel ortamla, nasıl cesaret edebildik böylesi bir riske anlayamıyorum...Diyorum ya , hayatın içindeydik düne kadar..
Birazdan beş yıl önce yaptığım her şeyin tekrarı için evden çıkacağım..Yüzümdeki gülümsememi duvara asıp, olanca kasvetimle bir kez daha aynı korkuları yanıma alıp koridorlara döneceğim...Bu sefer çok daha zor bir dönem beni bekliyor..Belirsizliklerle dolu bir dönem..Bütün inançlarım beni terk etti.Neye inanıp neye inanmayacağımı şaşırdım..Neyin cezasını çekiyoruz diye sorup duruyorum kendime ve neden bunca ızdıraba rağmen hayattayım ?...
Atakan hiç bir şeyden haberli değil,içerde kahvaltısını yapıyor okula gitmeyişinin verdiği sinirle beraber..Aslında o gelmek istedi Çapa'ya,götürme niyetimiz yoktu bu gün ama sanırım bişeylerin kötü gittiğinin farkında ki, akşamdan bu yana keyifsiz ve neşesiz bir hali var.Bu nedenle okula gitmedi...Yeni bir meydan Muharebesinin hazırlıklarını yaptığımızı şimdilik bilmiyor ama mutlaka hissediyordur..
Tekrar büyük ümitlerle başlayabilecekmiyim bilmiyorum..En iyi tedaviyi aldık diye rahatlarken yaşadığımız şeyler karşısında Tıbbi girişimlere de güvenimi iyice kaybettim..Zira o merkez Pet scan isimli cihazla çok sonra ortaya çıkacak Tümörleri bile teşhis ettiğini iddia ediyordu..Oysa kaç ay geçti üzerinden ki bu Tümör bu denli büyüyebildi sessiz sedasız..Kime ve neye inanacağımı şaşırdım..O zamanlar gençtim ve hırslıydım ama şimdi bir umutsuzlukla başlayacağım malesef her şeye olan inançını yitirmiş bir halde..
Birazdan yeni bir savaşta olacağım top yekün...Korkularım ve yitirilmiş heyecanlarımla beraber...Bizleri tanıyan dostlarımız her zaman gülümseyen yüzümüzle anımsasınlar lütfen, öyle olmaya gayret edeceğiz ama ne kadar başaracağız onu bilemiyorum..Saygılar..HASAN ŞAHİN
YOLA ÇIKIYORUZ NİHAYET...(03.04.2004)
Sevgili arkadaşlar...Öngörülen tedavi için hareket vakti geldi..Cumartesi günü (03.04.2004) günü öğlen iki otuzda hareket ediyoruz, önce Eskişehirdeyiz,orda bizler için yoğun çaba gösteren arakadaşlarımıza merhaba dedikten sonra Pazar akşamı İzmir'e hareket edeceğiz...Eskişehir'de olan dostlarımızla bir araya gelmeyi çok istiyoruz,yüreklerini ortaya koyup bizleri yalnız bırakmadılar,telefon açtılar, moral verdiler..Kitap ve destek için çok emek verdiler..Onlarla tanışmak bizleri mutlu edecek..Eskişehir'de olan ve bu yazıyı okuyan herkesi bekleriz Cumartesi akşamı 18:30 Gar'da...
Ve İzmir....inanıyoruz ki kendimizi hiç yalnız hissetmeyeceğiz...İlk gidişimizde kimse yoktu yanımızda, sevgili dostumuz Ayşe hanım ve oğlu ile birlikte Basmane civarında olan ÜSTÜN OTEL'in personelinin sıcak tavırları arasında kendimizi teselli ettik..Şu anda bile bildiğimiz tek dost kapısı Üstün Oteldir..Ama gelişen olaylar neticesinde, Hakkı beyin Kadim Dostu Mustafa bey ile tanışmamız, Mustafa beyin Ayşe hanımdan aldığı bilgiler derken kocama bir Aile oluverdik..Gerçekten bu kadar büyüyeceğimizi bilmiyordum...Emeği geçen herkese teşekkür ederiz..Lütfen İzmir'de bizleri yalnız bırakmayın..Pazartesi ordayız, ilk göreceğimiz kişi geçen seferde ziyaretimize gelen Gaye hanım olacak, uğurumuz kabul ediyoruz İzmir içinde kendisini, eksik olmasın..Gerisi Sürpriz olacak diye düşünüyoruz..Görüşmek dileği ile...Saygılar...Sevgiler...
GÖRÜŞMELER VE ÖZETİ... 22.03.2004
Site ziyaretleri sayesinde tanıştığımız arkadaşlar zaman zaman sorular yöneltiyorlar başımızdan geçenlerle ilgili,en çok sorulan ise hemen hemen aynı soru..Bu süreç içinde Destek önerisinde bulunan kurum olup olmadığıDördüncü yılımızın sonuna kadar böyle bir arayış içinde değildik.Aile içi imkanları en son noktaya kadar seferber ettik 2001 Yılının Aralık ayında büyük ilçelerimizden birinin Belediye Başkanı bize destek sözü verdi..Geçen zaman içinde bizi bir iki Sanatçı ile tanıştırma görevini üstlenerek topu başkalarına attı ve bizi işin içinden çıkılmaz bir halin ortasında yapayalnız bıraktı..Kabusa dönen günler yaşadık bu olayın ardından ..Tanıştırdığı Sanatçı arkadaşlardan da bolca Vaat alıp köşemize çekildik sessiz sedasız..Bu ve buna benzer bir çok girişim bizi daha az söylenir hale getirdi ister istemezArdından Almanya da tanıştırıldığım Vakıf Başkanlarının benzer tavırları ile karşılaştım büyük bir şaşkınlıkla, hatta bir diğer İşadamımız Almanya Başbakanı ile yakınlığı ile tanınan Dünya çapında bir insan ama gelin görün ki görüştüğümüz anlarda inanılmaz insani yaklaşımda olan bu şahıs, ben Türkiye ye döner dönmez sırt çevirdi..Çok ağır bir ameliyat bekliyordu bizi ve bu kişi bizim ameliyatımızın olması Planlanan Hastahane ile çok yakın iş ilişkileri içersindeydi Gönderdiğim mesajları çeşitli suni bahaneleri öne sürerek geri çevirdi.Parmağını oynatarak bizim sorunumuzu çözecek insanlar köşelerine çekilirken,ameliyatımızı sizler bizler gibi maaş ile hayatlarını idame ettirmek zorunda olan duyarlı arkadaşların girişimleri sonuçlandırdı..Şimdi bunları yazarken aklıma gelmeyen kimlerle görüştüm kimlerle ama tek bir destek göremedim.6 Fabrikası olan bir bey ilk görüşmemizde bana ne kadar duyarlığı olduğunu anlatmaya koyuldu büyük bir iştahla ama gelin görün ki sorunumuzun çözümü için aradığımızda ne hikmetse asla ulaşamadık kendisine Bu gibi olaylar neticesinde bu duyarsız tavırlar içinde daha fazla gerilim yaşamamak adına sorunumu kimseyle paylaşmaz oldum.Düşünsenize, bizim destekle tedavi olmaya çalıştığımızı bilen ACIBADEM HASTAHANESİ bile kazıklamaya çalıştı..Hayatımızdaki en büyük düş kırıklıklarından biridir bu olay..Biz binbir güçlükle tedavi vermeye çalışıyoruz evladımıza, diğer taraftan sadece Ticari bir meta olarak algılanıp söğüşlenme girişimlerine maruz kalıyoruz, nede olsa başkaları ödeyecek ya , bizde ses çıkartmayacağız..Alan razı..Veren razı durumu olacak..Bu Hastahanede sigorta kapsamı dışı tedavi olmaya çalışanlara Allah kolaylık versin diyorum
Oldukça uzun bir süredir sürmesi planlanan hiçbir tedaviyi yürütemiyoruz gereğince , taşıma suyla değirmen çevirmeye benziyor aslında durmumuz, çok şükür ki bunlara rağmen oğlumuz iyi haberler vermeye devam ediyor ve yüzümüzü güldürüyor.Böyle bir dönemde Radyoterapi planlanmaya başlandı ki YENİS ASIR gazetesinin girişimi sonuçu İzmir ŞİFA TIP MERKEZİ radyoterapimizi vermeyi kabul etti.Geçtiğimiz günlerde gidip görüştük ve gerekli rapor ve filmlerimizi bırakarak bizi çağırmalarını beklemeye başladık.Bu Merkez de radyoterapiden en iyi sonuç alınmasına yönelik, geliştirilmiş en modern görüntüleme cihazları var ve ilgili bölgeye terapi verirken diğer dokulara zarar vermesi ciddi oranda önleniyor.Bu sebeble tedaviyi bu hastahanede almamız şarttı. Çok şükür hayatımızda ilk kez bir kurum destek önerimize sıcak baktı ve gereği için çalışmalara başladı..Şimdi ordan gelecek çağrıyı bekliyoruz, diğer yandan da İzmir de geçireceğimiz günleri kolaylaştıracak arayışlar içindeyiz.Süreç hayli uzun olabilir, daha önceki Radyoterapimiz 6 hafta sürmüştü.Biz hiçbir zaman olumsuz düşünmedik, en kötü anlarımızda bile bir çıkış yolunun varlığına olan inançımızı kaybetmedik ve bu günlere geldik, inanıyoruz kibu tedavi süreçimizde kolaylıkla devam edecek ve beklenen sonuçları alacağız.Zama içinde en iyi haberleri paylaşacağımız bir site haline gelecek burası, bundan hiç şüphemiz yok
RADYOTERAPİ VE İZMİR HAZIRLIĞI...
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum İzmir'den döneli..Öngörülen kemoterapi şimdilik ertelendi alınacak Radyoterapi sonrasına raporlarımızın İzmir'de olması nedeniyle..Geçen seferki deneyimimiz bize İzmir'de kalacak sorununu kendimiz çözemedikçe gitmememizi söylüyor, bu sebeble geçikme yaşanıyor ister istemez.Bu konuda bizi destekleyeceğini düşündüğüm bir iki Firma sahibi ile görüşüp durumu ilettim ama destek vereceklerini pek sanmıyorum, arayacaklarını söyleyip "Malesef" demek için zaman kazandılar hepsi bu..Yine tek destek Atakanın yürüme aparatlarını yaptıran beyden geldi..Sorunu çözemesekte baya yardımcı oldu sağolsun...Hazırlıklar tamamlanır tamamlanmaz İzmir'deyiz İnşallah....
Eskişehirde Tren beklerken geçirmek zorunda olduğumuz 12 saat içinde bizlere yardımcı olan Eskişehir Emniyeti personeline bir kez daha teşekkür etmek istiyorum..Dostluklarını dönüşümüzden sonrada devam ettiren Asayiş Şube Müdürümüz Sayın Mustafa Özefe beye çok şey borçluyuz..Döndükten sonra gönderdiği mesajlarla bizleri motive etmeye devam ederek gerçekten moral kaynağımız oldu..Atakan hala Emniyetteki meslektaşlarını soruyor ve her gelene anlatıyor..Artık Polis olması kaçınılmaz oldu...En kısa zamanda tekrar bir araya gelmek istediğimizi burdan iletmek isterim, mutlaka İzmire giderken uğrayacağız..Şimdilik Atakan gayet iyi ve bir yaramazlık yok çok şükür..Bu arada saçları yeniden çıktı onun sevincini yaşıyor ama öyle sanıyorum ki bir ay içinde tekrar dökülmek zorunda kalacak saçları ve yaza yine Dazlak olarak girecek ..Buna morali çok bozulyor işte..Yakında İzmir'den iyi haberler vermek dileği ile Sağlıklı günler temenni ederiz...
ŞİFA ARAYIŞINA ŞİFA'DAN DESTEK... (08.03. 2004)
Maceralı İzmir yolculuğumuz iyi haberlerle devam ediyor...Yola çıktığımızın iki saat sonrası evimizin soyulmasını saymazsak her şey iyi gelişti...YENİ ASIR gazetesinin ön ayak olmasıyla kurulan irtibat,görüşmelerin hız kazanmasıyla olumlu sonuçlandı..On gün içinde Radyoterapi için ŞİFA TIP MERKEZİ'de olacağız ve yaklaşık bir buçuk ay sürecek...Doğru yolda olduğumuzu bilmek çok güzel doğrusu ve inanıyoruz ki her geçen gün daha iyi haberleride beraberinde getirecek..Bizi İzmir'de yalnız bırakmayan dostlarımızda vardı..Mesela Ayşe hanım ve oğlu Sinan, Gaye hanım, Ebru hanım gibi...Emniyet Teşkilatının desteklerini asla unutamayız, en zor anlarımızda onlar destek verdiler ve çok zor anlarımızı karnavala çevirdiler..İsmilerini yazıp yazmamanın doğru olmayacağını düşündüğüm için hepsine burdan teşekkürlerimizi iletmek istiyoruz..Atakan asla unutamayacağı günler yaşadı doğrusu...On gün içinde burda alacağımız Kemoterapi ardından İzmir'e döneceğiz..Emek veren, destek veren herkese tüm içtenliğimizle teşekkür ediyoruz....Şahin Ailesi
03.03.2004 GÜNÜ İZMİR'DE ŞİFA ARAYIŞINDAYIZ...
"Hayata bir kanca daha attık" demiştik bir kaç hafta önce, şimdi o kancayı sağlamlaştırmak için arayış ve çabalarımız devam ediyor...Doktorumuz Porf.dr.MURAT HANCI beyin öneri ve tavsiyesi ile İzmir de bulunan ŞİFA TIP MERKEZİ'nin Türkiye'de bulunan en gelişmiş Radyoterapi cihazlarına sahip olduğunu öğrendik..Maddi imkanların özel hastahanede Radyoterapi almamıza müsade etmemesi nedeniyle sıkışıp kalmıştık,MERKEZ HABER AJANSINDAN Nevruz hanım durumu genel müdürlerine ileterek gerekli iletişimi sağladı ve YENİ ASIR gazetesinin desteği ile görüşmeler başladı..3 Mart Çarşamba günü Trenle İzmir'e görüşmeye gidiyoruz..Ve diliyoruz ki her şey umduğumuz gibi gelişir , öngörülen tedaviyi bu hastahaneden alırız...Radyoterapide "Nokta atışı" denen bu yöntem ile kimbilir başka hastalarada umut ışığı aktarabiliriz...En çok istenen yöntemlerden biridir bu ve bunu uygulayabilecek donanımda bir hastahanenin varlığı bizler kadar başkalarınıda mutlu eder...Dualarınızı eksik etmeyin lütfen ve Atakan'ı arayın telefon ile, zira onca yol boyu sıkıntı çekmesin...Saygılarımızla....
5 ŞUBAT PERŞEMBE.....
Sonuçları aldık bu gün olanca gerginliğimizle ama korktuğumuz başımıza gelmedi. "Bir kanca daha attık hayata" İki bölgede tamamen iyileşme söz konu iken , bir bölgede ise ciddi küçülmeyle beraber Stabilizasyon sağlanmış...Son zamanlarda aldığımız en mükemmel haberdi bu doğrusu, çok sevindik ve dün dediğim gibi sizlerle hüznü değil sevinçi paylaştık bu yazıda da..İçimiz içimize sığmıyor , çocuk gibi heyecanlı ve neşeliyiz...Dileriz hep böyle sürer...:)))
4 ŞUBAT 2004 ÇARŞAMBA....
Bu gün bu resimleri yerleştirdim, yarın MR sonuçlarını alacağım, kaçış yok arık...Sonuçlar ne gösterecek bilemiyorum, sevinç haberlerimi yazacağım güle oynaya, yoksa ...yoksa...Beş yılı aşkın bir süredir hayatımın en zor anları hep bu MR sonuçlarını almak oldu..İçimizde esen kasırgalara rağmen hiç bir şey yokmuşcasına gülümsemek zorundayız evin içinde, yansıtmamak için gösterdiğimiz çaba bile başımızı yastığa koyunca çöküyor göğsümüzün üstüne amansızca...Bu gün çok ama çok karamsarım, diliyorum ki yarın güzel haberler alırız ve yansıtırız...Ne diyeyim başka bilmiyorum, aklımca dertleştim satırlarla, hoş görün....Saygılarımla...Hasan Şahin
|
|