atilganyildiz.sitemynet.com
ANASAYFA
ZUHAL TEKKANAT
ŞİİRLERİ (abc)
ŞİİRLERİ (defg)
ŞİİRLERİ (h.i.k)
ŞİİRLERİ (l.m.n.o.ö.p)
ŞİİRLERİ (r.s.ş)
ŞİİRLERİ (t.u.ü.v.y)
YAŞAMI
HİM/ENGLİSH
EŞLERİ
RESİM GALERİ
Linkler Sayfam
yazılanlar
SÖYLEŞİLER
MEKTUPLARI
MEKTUPLARI 2

ŞİİRLERİ (abc)


ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

csry.jpg

SAAT BEŞ



İstanbul'da elimi kaldırdım

Biraz içkiliydim, biraz sevdalı,biraz da minareli

Geleni geçeni durdurdum

Bakın dedim bakın gökyüzü nasıl eskimemiş

Bir de şu martılara bakın nasıl alıngan martılar

İstanbul'da en ince minarede

Beş tane gözüm vardı mavi



İstanbul'da gözümün birini söndürdüm

Balıkların yarısı yok oldu gitti

Hiçbir balığın kuyruğu yok kör oldum

Ben bir zamanlar yelpazeli kadınlar görürdüm

Evlerinde kocalarında uykularında

Yarı yarıya saç yarı yarıya dudak

Nasıl sıcak olurlardı düşünürdüm



İstanbul'da Divanyolu'nda denizin orda

Bütün milleti başıma topladım

Herkes birşeyler söyledi kendine göre

Bir kadın döktüre döktüre susuyordu

Yaklaştım yanına elini tuttum.

Bak dedim martılar ne kadar alıngan

İşte tam bu sırada saat beşi vurdu



Açılmamış Kapılar


Sevdiğin kentlerin selamı sanki
Sülüs kamyon şoförleri
Kufi hamallar

Anılar hep sonbaharda gibidir
astrakan gecede
süt yıldızlar

Belleğinin yerini tutar kadehindeki
Taşlar taş kemerler
İvedi sarmaşıklar

Hayatını sarsan binbir andan
adlarını yıllara
veren yargıç krallar

Ne varsa yarım kalmış, geleceğindir
Bir kez girilmiş sokaklar
Açılmamış kapılar

Bilir misin iki kökeni var hüznüniyetinin:
çiçek durumu aşklar
yaprak düzeni siyasalar


Afrika


Afrika dediğin bir garip kıta
El bilir alem bilir
Ki şekli bozulmasın diye Akdeniz’in
Hala eskisi gibi çizilir
Haritalarda


Aslan Heykelleri


Çoğaltan ellerini seviyorum kaç kişi
Dokundukça dokundukça aslanlara
Parklarda yakışıklı aslan heykelleri
Birden bire önümüze çıkıyorlar buysa çok güzel
Bizim bu aşkımızın aslan heykelleri
Şahane değişik hüzün heykelleri yani
Ben bütün hüzünleri denemişim kendimde
Bir bir denemişim bütün kelimeleri

Yeni sözler buldum bir nice seni görmeyeli
Daha geniş bir gökyüzünde soluk aldıracak şiire
Hadi bir de bunlarla çağır gelsin aslan heykelleri
Oldurmanın yıkmanın yeniden yapmanın aslan heykelleri
Olduran yıkan yeniden yapan gözlerini seviyorum kaç kişi
Bir senin gözlerin var zaten daha yok
Ya bu başını alıp gidiş boynundaki
Modigliani oglu modigliani

Az şey değil seninle olmak düşünüyorum da
İçimde bir sevinç dallanıyor kaç kişi
Bir geyik kendini çiziyor karanlığa sonra kayboluyor
Karanlık maranlık ama iyi seçiliyor
Yorgan toplanmış bacakların iyi seçiliyor
Bir uçtan bir uca bacaklarının aslan heykelleri
Onları ne denli sevdiğimin aslan heykelleri
Ayık gecemizi dolduruyorlar bir uçtan bir uca

En olmayacak günde geldin tazeledin ortalığı
Alıp kaldırdın bu kutsal ekmeği düştüğü yerden
Bunlar hep iyi şeyler ya öte yanda
Olsa yüreğim yanmayacak aslan heykelleri
Ama yok aslan heykelleri var köpek
Delikanlı bir köpeği var onunla yatıyor
Adalet Hanım karyolasında
Bozulmuş burjuva ahlakına örnek




Atı'lar Deltalara


Ati'lar deltalara gomulen ati'lar,
Saci'lar fiyortlari open saci'lar,
Kutu'lar, Haliclerden susmus kutu'lar,
Taki'lar eski asklari imler taki'lar.

Bol dokumlu gomleginin icinde
Sirtini ve karnini dolanan
Ve sonunda sincap olan
O kus.

Seni o kadar yakindan gorunce,
Keske yalniz bunun icin sevseydim seni


Balzamin


Sen el kadar bir kadınsındır
Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
Bazı ağaçlara kapı komşu
Bazı çiçeklerin andırdığı
İş bu kadarla bitse iyi
Bir insan edinmişsindir kendine
Bir şarkı edinmişsindir,bir umut
Güzelsindirde oldukça,çocuksundur da
Saçlarınla beraber penceredeyken
Besbelli arandığından haberli
Gemiler eskirken,deniz eskirken limanda
Sevgili...


Beni Öp Sonra Doğur Beni


Şimdi
utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.

Ovadan
gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.

Taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.

Sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.

Ve kuşlara doğru
fildişi rüzgarın tavrı.
Dağ güneş iskeleti.

Tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.

Kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
- uykusuzluğun sütlü inciri -
kovanlara sızmıyor.

Annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.





Biliyorum Sana Giden...


Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yanlız seni, yanlız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Raslaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri






Bir Kış


Bir kis gogu gibi o saat alcalir olum,
Yalniz isitme duyusu kalir ortada.
Asya kentleri yurur dururlar,
Hoyukler burnumda hizma.

Uzakta dev bir damla:Piril piril Pencap!
Tabanlarindan kayip duran sutunlar
Yitmis bir gelecegin isaret parmaklari:
Horasan uykusuna havlayan kopekler, Buhara.

Uzaklara bir bakisin vardi kafeteryada
Keske yalniz bunun icin sevseydim seni


Camdan


Ickievinden cikinca
Camdan
demin oturdugum yere
baktim.

Sigara paketimi
masada unutmusum.
Sandalyede
Tipki benim gibi
Oturuyor boslugum.

Bir eli alninda
benim gibi.
Ama
biraz daha mi huzunlu?
Otururken de
Biraz daha mi cikariyor
kamburunu?

Biraz daha mi benziyor
babama?

Bir yas buyugum babamdan
ve ruzgar
bir torendeki gibi
cekistirir durur
yagmurlugumu.




Çekirge Bulutu


Cekirge bulutu icinde
Koynuma soktugun ekin;
Calgilar ikidurur surgun ilinde,
Bir gozu mavidir bir gozu bleu.

Golgede boy atmis top feslegen,
Bir ilkokul bahcesinde gormustum seni,
Marienbad ilkokulu, Nisantas'ta;
Bir cocuk yesil ortuyu cekiverdi.

Hizla gecen otobuslerin ardinda benzesmek..
Keske yalniz bunun icin sevseydim seni.


18 Aralık


18 Aralik 1985'te o salonda
Kisi nasil kestirebilirdi ileriyi?
Siz, kazibilimler, alinyazisibilimler,
Gecsin yillar gecsin, seneler gibi.

Olur mu animsamamak Onaltinci Louis'yi
14 Temmuz 1789 aksami, Louis,
Soyle yazmamis miydi defterine:
'Bugun kayda deger bir sey yok..'

'Kehanet' adli kisacik bir siir buldum
Keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

Cemal Süreya



1994 Eliyle, Samanyolu'na


Yaşadım ,Tanrım,
Yarım ve uluorta,
Bir dahaki hayatta,
Varsa öyle bir hayat,
Şiir yazar mıydım,
Bilmiyorum.

Ama kadınlar, tanrım,
Öyle sevdim ki onları,
Gelcek sefer
Dünyaya
Kadın olarak gerlirsem,
Eşcinsel olurum.


8:10Vapuru


Sesinde ne var biliyor musun
Bir bahçenin ortası var
Mavi ipek kış çiçeği
Sigara içmek için
Üst kata çıkıyorsun

Sesinde ne var biliyor musun
Uykusuz Türkçe var
İşinden memnun değilsin
Bu kenti sevmiyorsun
Bir adam gazetesini katlar

Sesinde ne var biliyor musun
Eski öpüşler var
Banyonun buzlu camı
Birkaç gün görünmedin
Okul şarkıları var

Sesinde ne var biliyor musun
Ev dağınıklığı var
İkide bir elini başına götürüp
Rüzgarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun.

Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var
Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar

Sesinde ne var biliyor musun
Söylenmemiş sözcükler var


Adam


Adam şapkasına rasladı sokakta
Kimbilir kimin şapkası
Adam ne yapıp yapıp hatırladı
Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz
Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar
Bir kadın kimbilir kimin karısı
Adam ne yapıp yapıp hatırladı

Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
Adam bulut gibiydi, hatırladı
Adamın ayaklarının altında
Yıldızların yıldız olduğu vardı
Adm yıldızlara basa basa yürüdü
Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.



Afyon Garındakı


Afyon garindaki kucuk kizi animsa, hani,
Trene binerken pabuclarini cikarmisti;
Varto depremini dusun, yardim olarak Bati'dan
Gonderilmis bir kutu suttozunu ve sutyeni.

Adam suttozuyla evinin duvarlarini badana etmisti,
Karisiysa saklamisti ne oldugunu bilmedigi sutyeni,
Kulaklik olarak kullanmayi dusunuyordu onu kisin;
Tanrim gercekten cocukluk gunlerinizde mi?..

Esiklere oturmus bir dolu insan
Keske yalniz bunun icin sevseydim seni.



Aşk


Simdi sen kalkip gidiyorsun. Git.
Gozlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gozlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugun iyi uyanmistik
Sevgiyeydi ilk acilisi gozlerimizin sirf onaydi
Bir kus konmus parmaklarima uzun uzun otmustu
Bir sevismek gelmis bir daha gitmemisti
Yoktu dunlerde evvelsi gunlerdeki yoksullugumuz
Sanki hic olmamisti

Oysa kalbim iste suracikta carpiyordu
Surda senin gozlerindeki bakimsiz mavi, guzel lafli Istanbullar
Surda da etin cogaliyordu dokundukca laflarin dunyalarin
Oyle duzeltici oyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karakoy koprusune yagmur yagarken
Biraksalar gokyuzu kendini ikiye bolecekti
Cunku iki kisiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saclarini islatmaya
Bir dilim ekmegin bir iki zeytinin basinaydi doymamiz
Seni bir kere opsem ikinin hatiri kaliyordu
Iki kere opeyim desem ucun boynu bukuk
Yuzunun bitip vucudunun basladigi yerde
Memelerin vardi memelerin kahramandi sonra
Sonrasi iyilik guzellik.


Az Yaşadıksa da


Ben kibriti çaktığım zaman
Hersey kırmızıydı yüzün olarak
Ben kibriti çaktığım zaman
Çünkü her yüz bir memlekettir

Ben sigaramı yaktığım zaman
Çünkü her sigara bir kelimedir
Ben sigaramı yaktığım zaman
Güz günleriydi bir şarkı olarak

Bir güvercin ben öldüğüm zaman
Nice hüzünlerden yaprak yaprak
Bir güvercin ben öldüğüm zaman


Behçet Necatigil Şiirlerini Nereye Yazardı


Renksemez camgöz
Hep arka pencereden baktı,
Orada, oralarda sabah akşam
Solgun ay altında kasımpatı

- Nereye mi yazardı dizelerini
Bir şey çıkmamış biletlerin kenarına yazardı.

Bir kapı mı açılıyor
Hemen menteşeye kayardı gözleri
Küçük ev aletleri kerpeten mengene
Giderek onda alışkanlık yarattı

- Nereye mi yazardı dizelerini
İlaç kutularının üstüne yazardı.

Yazısı 1928 yazısı
Atatürk'ün elyazısı
Ama sıkılganlıktan mı neden
Fazlaca bastırılmış bir yazı

- Nereye mi yazardı dizelerini
Kağıt peçetelere yazardı.

Çiğnediği sözcükler, ağzının kenarında
Salya değil köpük halinde toplanırdı
Ve zarif kemerini örtme duygusuyla
Şal gibi aşağı akardı boyunbağı

- Nereye mi yazardı dizelerini
Plastikten oyuncakların üstüne yazardı.

Koca Barbaros'a karşın
Beşiktaş biraz odur artık,
Küçük bir oda versinler
Kehribar yüzü öylece kalsın

- Nereye mi yazardı dizelerini
Tırnaklarının üstüne yazardı.








Bilgisayar Olarak


Bilgisayar olarak kullanmis bir golu
Selcukluya pragmalar tasiyan Gazali
Bir ilk aptalligi dugum sayarak
Yadsimis dort yani hep yukari bakmis.

Bu yuzden onundeki ayna kirilir kirilmaz
Intihar etti sayilmis tasavvuf ehli,
Yine bu yuzden dogdugu an
Kaymaya baslamis Osmanli yildizi,

Baktim yeri toparliyor ayak izleri
Keske yalniz bunun icin sevseydim seni


Bir Çiçek


Bir cicek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yalnisi duzeltircesine acmis;
Gelmis ta agzimin kenarinda
Konusur durur.

Bir gemi bembeyaz teniyle aciklarda,
Guverteleri uctan uca orman;
Aldim cicegimi surama bastim,
Bastim ki yalnizligimmis.

Bir basina arsinliyor bir adam mavi treni
Keske yalniz bunun icin sevseydim seni


Bir Gün


Bir gün seni bırakırım ya
tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu
Evet, gün geliyor, bıkıyorum senden,
ama İstanbul'dan bıkmak gibi bir şey olur bu


Bir Mineli


Bir mineli altin saat,
Bir altin kostek ve madalyon
Bir roza masallah,
On iki miskal inci.

Madalyonunu ve boncugunu
Ittim iceri,
Gozlerimizin dibi karisti
Dagyollarinin uzak dumani gibi.

Ve konsolun ustunde noksan bir gumus kutu
Keske yalniz bunun icin sevseydim seni


Bu Bizimki


Yıkıcı bir aşk bu,
Yıkıyor milletin ortasına
Tutku yükünü.

Bölücü bir aşk,
Ekmeği suyu bölüyor
Günde üç öğün.

Hain bir aşk bu,
Sizin eve hırsız girer
Onunkine polis.

Yasadışı bir aşk,
Evlenmeyi
Hiç mi hiç düşünmüyor.

Soyguncu bir aşk bu,
En sıradan ezgilerden
Sevinçler devşiriyor.

Kökü dışarda bir aşk,
Dante ile Beatrice'inkine
Fena öykünüyor.

İşgalci bir aşk bu,
Samanlık sevişenin diyor
Başka şey demiyor.


Cigarayı Attım Denize


Simdi bir guvercinin ucusunu bolusuyoruz
Gokyuzunun o meshur maviliginde
Uzun sacli iri memeli kadinlariyla
Bir Akdeniz sehri cikabilir icinden
Alip yaracak olsak yuregini
Simdi bir guvercinin

Simdi sen tam cagindasin yanina varilacak
Onunde durulacak tam elinden tutulacak
Hangi bir elinden guzelim hangi bir
Bir elinde kizligin duruyor garip huysuz
Obur elinde yetiskin bir gunisigi
Daha obur elinde de kilometrelerce hurluk
Calisan insanlar icin aksamlara kadar
Toz duman icinde
Bir elinle de boyuna ekmek kesiyorsun

Biz eskiden de en asagi boyleydik senlen
Bir bulut geciyorsa onu gorurduk
Bir minarenin keyfine diyecek yoksa onu
Bir adam boyuna yoksulluk ediyorsa onu
Ne zaman hurlugun barisin sevginin askina
Bir cigara atmissak denize
Sabaha kadar yandi durdu


atilganyildiz@hotmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın