|
YESEMEK, OPET ve NURTEN ÖZTÜRK
Yesemek köyündeki YESEMEK Açık Hava Müzesine diğer adıyla Hitit heykel atölyesine OPET ve Opet Yönetim Kurulu üyesi Nurten Öztürk'ün yaptıkları.
-Öncelikle eserler üzerinde doğanın tahribatını engelleyecek çalışmalar gerçekleştirildi. Bunun yanı sıra da kısmen toprak altında kalmış heykeller ayağa kaldırıldı. Ziyaretçilerin rahat gezebilmeleri için teraslar oluşturuldu. Yeşillendirme çalışmaları ve şelale oluşturularak, manzara renklendirildi. Açık Hava Müzesine hakim bir tepeye, seyir terası yapıldı. Ziyaretçilerin için tuvaletler yapıldı
Bu kadar yetermiydi. Hayır sıra ören yerine sahip çıkabilecek bilinci yaratmaktı.
-Yesemek köyünde kullanılmayan bir bina restore edilerek, Kültür Merkezi haline getirildi. Bu merkezde köy halkına, görgü, temizlik, hijyen, vatandaşlık bilgisi, el sanatları gibi eğitimler verildi. Köy okuluna bilgisayar laboratuarı ve kütüphane kuruldu. Kültür merkezinde Yesemek'te kazı yapacak öğrenciler için konaklama mekanı yapıldı. Çevresi ağaçlandırılıp çiçeklendirildi.
Yukarıdaki yazı 19 Temmuz 2006 tarihli Dünya gazetesinde yayınlanan, Faruk Şüyün imzalı Nurten Öztürk röportajının kısa bir bölümüdür.
July 19, 2006
findikli camisine dikkat!
Bugun Kabatas ta ada vapurundan inip, Sinan in meshur
ciraklik eseri olan Findikli camisinin yanindan
gecerken ne goreyim? Camiinin son cemaat yerinin
tabanindaki orijinal mermerler sokulmus yerine meshur
cin granitleri kaplanmamis mi? Adamlar son parca tasi
yerine yerlestirmis, koyduklarin da uzerini
supuruyordu.gozlerime inanamadim. Bu kadar ileri
gidebiliyorlar ha?
Burgazada dan restorasyon konusundaki hassasiyetini
bildigim Ayse Orbay i aradim. Ayse de cok sasirdi.
Anitlar kuruluna zaten ugrayacagini gidip, uygulamanin
fotograflarini cekip, bir dilekceyle birlikte kurula
iletecegini soyledi.
Ve bugun bu islemleri yapti. Zeynep Ahunbay hocamiz da
durumu fark edip, dun kurula basvurmus.
Eyupteki Nezih Eldem in cevre duzenlemesini bozup,
Beyoglundan soktukleri cin granitleriyle Eyup
meydanini kapladiklarini soyledigimizin ertesi gunu
Sinanin camisini mahvettiler.
(Bu uygulamalarin hic birinden kurulun haberi yok
zannedersem)
Lutfen anitlar kurulunu arayip, bu uygulamayi protesto
edelim!
Bir kac gun icinde de gazetelerde cikacak...
Sevgiler
Behic Ak
Kapadokya - Ortahisar,"Cambazlı Kilise"
Boyasız tahta bir kapıyı çalıyorum; Epey yaşlı nur yüzlü bir nene kapıyı açıyor.
- Buyur evladım.
-Teyzeciğim senin şu kiliseyi görebilirmiyim?
-Gör evladım... Burası iki katlıydı ama biz iki katın arasını yıktık oturmak için, tek katlı yaptık. Sonraları yandaki bu evi yapınca orası kilerimiz oldu. Eskiden daha çok resim vardı. Bir kısmı arasını açarken yokoldu, bir kısmını da çocuklar ufakken oyguladılar... Yukardaki resim bu ziyaretin belgesidir.
Madalyonun diğer yüzü; Çok yaşlı teyze yanlız yaşıyor ve kurutulmuş ayçekirdeğinin haricinde ikram edecek bir şeyi yok. ( Çay dahil.)
Arkeoloji Dünyası
ARKEO İLGİNÇ
6 Mayıs 2006
Yunanistan'da Zeus'a tapmak artık serbest
Yunanistan'da eski Yunan tanrılarına ibadet yasağı, bir mahkeme tarafından kaldırıldı. Böylece Olimpos Dağı'nda yaşayan 12 eski Yunan tanrı ve tanrıçasına tapanlar, 2000 yıl aradan sonra zafer kazandı. Artık, çoktanrılı (paganlar) inancı olanlar, Olimpos tapınağına gelerek Zeus, Hera, Hermes, Atena gibi tanrılara ibadet edebilecek.
Orijinal gelenekleri savunduklarını söyleyen paganlar, şimdi hükümetin dinlerini resmen tanımasını istiyorlar. Vasillis Tsantilas adlı pagan Yunan vatandaşı, Guardian Gazetesi'ne yaptığı açıklamada şunları söyledi:
AKROPOL'DE İBADET İSTEĞİ
"Şimdi Yunan hükümetine dilekçe vereceğiz. Kabul edilmezse AB'ye başvuracağız. Akropolis gibi tapınaklarda ibadet etme hakkımızı isteyeceğiz. Kendi mezarlıklarımızı açmak ve gerekirse ölülerimizi yeniden defnetme hakkı isteyeceğiz."
Yüzde 98'inin Ortodoks Hıristiyan olduğu Yunanistan'da Müslümanlık ve Yahudilik dışındaki tüm dinler yasak. Ancak paganlar, 2 binden fazla Yunanlının kendi hareketlerine katıldığını öne sürüyorlar. Ortodoks papazlar ise paganları, "ölmüş ve dejenere bir dini körükleyerek, geçmişin karanlığına gömülmüş korkunç düşleri geri getirmeye çalışan bir avuç sefil" olarak nitelendiriyor.
EUROPUS
Kargamış'ın üzerine kurulmuş bir Roma Kentiydi.
İng. David George Hogarth, Kargamış'a ulaşmak için kalıntılarını dinamitle parçaladı.
1 TONLUK MEZAR TAŞINI ÇALDILAR
Akşehir Müze Müdürlüğü bahçesinde sergilenen Roma dönemine ait 1 tonluk mezar taşı çalındı. Önceki gece bahçeye giren hırsızlar, Roma döneminde zengin bir tüccara ait olduğu tahmin edilen 80 santimetre genişliğinde, 1 metre 20 santim uzunluğunda, yaklaşık 1 ton ağırlığındaki üzeri fresklerle süslenmiş mezar taşını yerinden kaldırarak, yan taraftaki okulun bahçesine attı. Taş, buradan bir kamyonete yüklenerek götürüldü. Müze müdürlüğü yetkilileri, yaklaşık 1 tonluk mezar taşının, daha önce bahçeye vinç yardımıyla yerleştirildiğini belirterek, çalınmasını şaşkınlıkla karşıladı.
Radikal 30.04.2005
Tatvan'da 5 Bin Yıl Önceye Ait Höyük Bulundu
Bitlis'in Tatvan ilçesinde günümüzden yaklaşık 5 bin yıl önceye ait bir yerleşim yeri bulundu. Bulunan seramik parçaları MÖ 3. binyıla tarihlendi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Sinan Kılıç, yerleşim yerinin Tatvan Feribot İskelesi içinde yer alan ve Kale Tepesi olarak adlandırılan büyük bir kayalık tepeden göle doğru uzanan burnun ucundaki bir höyük olduğunu söyledi. Höyükte yapılan incelemelerde arkeolojik kalıntılar ve defineci çukurlarıyla karşılaştıklarını dile getiren Kılıç, daha sonra Kale Tepesi'ne de çıktıklarını ve burada büyük bir taşocağıyla karşılaştıklarını belirtti. Mahalle sakinleriyle yapılan görüşmelerde burada eskiden bir kale olduğu, ancak 1965'te Feribot İskelesi yapımı başlayınca kalenin tamamen sökülerek iskeleye dolgu malzemesi yapıldığı ve daha sonra kayalık tepenin dinamitlerle parçalanarak mendirek inşa edildiği ortaya çıktı. 1950'li yıllarda yapılan araştırmalarda Urartu Kalesi olarak kayıtlara geçen Kale Tepe'deki tarihsel kalıntılardan bugün sadece Mağara denilen bir Urartu kaya mezarı kalmış durumda. Mezar odası defalarca define arandıktan sonra artık pislik içinde duruyor ve yapılaşma yüzünden yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Tepenin batı yamacında bulunan eski Osmanlı mezarlığı ise cami inşa etmek için düzlenmiş. Bugün cami binası etrafında açık mezarlar ve ortalıkta insan kemikleri görülüyor. Kale Tepesi üzerinde yapılan incelemelerde de bazı tarihöncesi döneme ait seramik parçaları ele geçtiğini, dolayısıyla Tatvan'ın arkeolojik dönemleriyle ortaçağ tarihine ışık tutabilecek kalıntıların çoktan yok edilmiş olduğunu söyleyen Kılıç, "Dünyanın hiçbir yerinde kimse kendi tarihi kalıntılarını böyle öç alırcasına yok etmiyordur. Tatvan Kalesi'nden kalan birkaç tarihi kalıntı halen koruma altına alınabilir" dedi.
HELAL OLSUN
Mustafa Aydın Gaziantep Arkeoloji Müzesi'ne 27 yılda 6020 eser kazandırdı
eylul 2004
Gaziantep'in İslahiye ilçesinde saat tamirciliği yaparak hayatını kazanan Mustafa Aydın, vatandaşlardan edindiği tarihi eserleri Gaziantep Arkeoloji Müzes^'ne kazandırıyor. Mustafa Aydın 27 yıldan bu yana müzeye tarihi eser verdiğini belirterek, ÒEserlerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesine engel olduğum için mutluyum. İslahiye'de hemen herkes beni tanır ve güvenir. Bu nedenle müzeye gideceğinden emin oldukları için ellerine geçen tarihi eserleri gönül rahatlığıyla bana verirler. Gaziantep Arkeoloji Müzesi'ne ilk kez 1977 yılında tarihi eser verdim. Bu eserler devletimizin, milletimizin ortak malı. Üzüntü verici ama gerçek, ülkemizde hala çok sayıda tarihi eser kaçakçısı var ve eserlerimizin bu kişilerin yardımıyla yurtdışına kaçırıldığını biliyoruz. Bunu önlemek yalnızca polisin ve jandarmanın görevi olmamalı. Vatandaşın bana bıraktığı eserleri vakit geçirmeden Gaziantep Arkeoloji Müzesi'ne götürüyorum. Müze yönetimi eserin değerini belirleyip ödemede bulunuyor. Eserlerin emin ellerde korumaya alındığını bilmek yapılan ödemeden çok daha önemliÓ diye konuştu. Gaziantep Arkeoloji Müzesi'ne bir müze açmaya yetecek kadar tarihi eser teslim ettiğine dikkati çeken Aydın, 1977 yılından bu yana kayıt tuttuğunu, müzeye teslim ettiği tarihi eser sayısının 6020'ye ulaştığını söyledi. Gaziantep Arkeoloji Müzesi Müdürü Hamza Güllüce de yaptığı açıklamada, bilimsel kazıların yanı sıra bağış ve satın alma yoluyla da tarihi eserleri sahiplendiklerini belirtti. Elinde tarihi eser bulunan vatandaşı tarihi eser kaçakçılarına gitmekten alıkoymaya çalıştıklarını belirten Güllüce, ÒTarihi eser kaçakçıları elinde tarihi eser bulunan vatandaşlar müzeye gitme başın ağrır ya da elindeki eseri yok fiyattan alırlar gibi gerçek dışı ifadelerle korkutuyor. Ama bu iki ifade de yanlış. Biz müzeye getirilen tarihi eserin nereden ve nasıl temin edildiği üzerinde durmuyoruz. Çünkü biliyoruz ki vatandaşı biraz sıkıştırsak bir daha ki sefer bize değil kaçakçılara gidecek. Müzeye getirilen tarihi eserin parasal değerini ise kurul olarak belirliyoruz, eserin değerini tutanak düzenleyerek eseri getirene ödüyoruzÓ dedi. ŞARK YILDIZI (Van) Sayı: 1155
TUTANKAMON kırmızı şarapla gömülmüş!
Mısır'ın ünlü firavunu Kral Tutankamon'un mezarında bulunan kuru şarap izleri üzerinde yapılan analizler Tutankamon'un kırmızı şarap içtiğini gösteriyor.
Kuru şarap izlerini analiz eden Maria Rosa Guasch-Jane, arkeologların antik şarapların rengini tespit etmesine yarayacak bir yöntem bulduğunu, ayrıca antik Mısır'da en değerli içki "Şede" adı verilen likörün kırmızı üzümden yapıldığını ortaya çıkardığını söyledi.
Guash-Jane, Kral Tutankamon zamanında şarap şişelerinin üzerindeki etiketlerde, ürünün isminin, mahsulün yılı ve asma yetiştiricisinin adının bulunduğunu, ancak şarabın renginin belirtilmediğini söyledi.
Araştırmalar, anti Mısır kralları ve üst sınıfa mensup kimselerin düzenli olarak şarap içtiğini, ancak halkın şarabı sadece festivaller ve özel durumlarda tükettiğini gösteriyor.
Guasch-Jane, şarabın törenlerde tanrılara sunulduğunu ve kralların, yaşarken yedikleri gıdaların benzerleri ve şarap çömlekleriyle birlikte gömüldüklerini de söyledi.
27.10.2005
Kaynak : AA
|
|
|
|
|
ULUBURUN BATIĞI
Uluburun Batığı kazısı, 1984'ten 1994'e 10 yıl sürdü. Sahilden 60 m. uzaklıkta olan batığın çıkarılması için 22 bin 500 dalış yapıldı. 33 asır denizin dibinde kalması ve kayalık bir yörede olması çalışmaları zorlaştırmıştı.
170 den fazla konik cam külçe çıkarıldı. Bunlar bu güne kadar bulunan en eski örnerkler. Batıkta ayrıca, Tunç Devrine ait, altın, gümüş eserler, fildişi figürinler bulundu.
Batık ve buluntuları, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.
KAYSERİ MÜZESİNİN MAKAM ARACI
Eylül 2006
Kayseri Müzeler Müdürlüğüne kayıtlı iki bisikletten birini, kurumun 15 yıllık müdürü Hamdi Biçer, makam aracı olarak kullanıyor. Biçer, araçları olmadığı için kullandıkları bisikletlerin işlerini epey kolaylaştırdıklarını ifade eti.
Diğer bisikleti ise, evrak işleri için memurlar kullanıyor.
AA., Cumhuriyet
BURGAZ/Eski Knidos kazıları-2004
Arkeoloji Kazılarında ortaya çıkan buluntular, temizlenir ve tasniflenirler
ÖZEL MÜZE KAYBOLDU
Kuşadası'nda bulunan Güvercinada'da 1989 yılında Kültür Bakanlığı ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun da izniyle bir özel müze açılıyor. Müze 2 yıl boyunca yerli ve yabancı turistlerden epey ilgi görüyor. Bu ilgi Belediyenin dikkatinden kaçmıyor. Müzeyi açan Nuri Özkan'a başvurup müze gelirlerinden pay istiyor. Bir anlaşmazlık doğuyor. 1991 yılı bir sabah belediye işçileri müzenin kapılarını kırıp eserleri depolarına kaldırıyor. Konu İçişleri Bakanlığına yansıyor. Bakanlık valilikten müzedeki eserleri sahibine vermesini istiyor. Belediye bu isteği yerine getirmiyor.
Konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidiyor. Devlet müzedeki eserlerin eksiksiz yerinde durduğunu bildirince AİHM tazminata gerek duymuyor. Oysa...
Yapılan tespitte, müzede sergilenen ve envanterlerinde kayıtlı olan 137 parça eserden sadece 7 tanesi bulunabiliyor. Gerisi mi? Gerisi ortada yok.
10/6/2006 Milliyet, Melih Aşık Köşesinden alıntıdır.
TROIA-Kesik Tepe- Ahilleus'un Mezarı
Dünyanın ilk aşk şiiri Arkeoloji Müzesi'nde
Dünyanın ilk aşk şiiri, yıllardır İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor. 4 bin yıllık çivi yazısı tablet, 14 Şubat Sevgililer Günü'nün yaklaşmasıyla, ayrı bir bölüme kondu. Şiir bugün için bile, erotik dizelerden oluşuyor.
Sümerce çivi yazılı tablet, 1889 yılında, Bağdat'ın 150 kilometre uzağındaki Sümer kenti Nippur'da bulundu.
Tablet 55 yıl önce ABD'li Sümerolog Samuel Noah Kramer tarafından okundu. Aynı dönemde tableti Türkçe'ye ise bugün 94 yaşında olan Türkiye'nin ilk Sümeroloğu Muazzez İlmiye Çığ çevirdi.
Sözleri Sümer döneminin bir yansıması olan şiir, şubat ayı boyunca özel bir vitrin uygulamasıyla sergilenecek.
Şiirin hikayesi:
Sümer inancına göre, toprağın bereketini ve toprağın verimli olmasını sağlamak amacıyla, Kral'ın yılda bir kez Bereket ve Aşk Tanrıçası Enlil yerine bir rahibe ile evlenmesi kutsal bir görevdi.
Bu şiir büyük bir olasılıkla Kral Şusin için seçilmiş bir gelin tarafından yeni yıl bayramını kutlama töreninde söylenmek üzere kaleme alınmıştı ve ziyafetlerde şölenlerde müzik, şarkı ve dans eşliğinde söyleniyordu.
Dünyanın ilk aşk şiiri:
Damadım, kalbimin sevgilisi
Güzelliğin büyüktür baldan tatlı
Aslan, kalbimin kıymetlisi
Güzelliğin büyüktür baldan tatlı
Benim değerli okşayışlarım baldan tatlıdır
Yatak odasında bal doludur
Güzelliğinle zevklenelim
Aslan seni okşayayım
Benim değerli okşayışlarım baldan tatlıdır
Damadım benden zevk aldın
Annem söyle sana güzel şeyler verecektir
Babam, sana hediyeler verecektir.
Sen beni sevdiğin için
Lütfet bana okşayışlarını
Benim Tanrım, benim koruyucum
Tanrı Ellil'in kalbini memnun eden Şusin'im
Lütfet bana okşayışlarını
ANTİK KENTİN BEKÇİSİ TARİHİ ESERLE YAKALANDI
Denizli'de 55 yaşındaki Ali Salim Munis, kendilerini alıcı gibi tanıtan jandarmalara Roma döneminden kalma 167 sikkeyi satmak isterken suçüstü yakalandı. Munis'in ifadesi üzerine Laodikya Antik Kenti'de bekçilik yapan 48 yaşındaki İdris Kuş da gözaltına alındı. Bekçinin evinde, pişmiş topraktan iki aslan figürü bulundu.
HÜRRİYET 14.04.2005
Mardin'de tarihi dokuya özel bir mimari sistem
Mardin Belediyesi, sit alanı olarak ilan edilen kentin tarihi dokusunun bozulmaması için özel bir mimari sistem uyguluyor. Başlatılan kampanya çerçevesinde, halkı bilinçlendirmek amacıyla el ilanları ve şehrin belirgin noktaları üzerine Mardin sit alanına tuğla ve çimento gibi inşaat malzemelerinin izinsiz girmesi kesinlikle yasaktır uyarı tabelaları asıldı. Mardin Belediye Başkanı Metin Pamukçu, Mardin'in, tarihi ve mimari değeri yüksek dünyanın sayılı sit kentlerinden biri olduğunu belirterek, Mardin halkını 7000 yıllık tarihi değerlerine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Biz de tarihi dokuyu korumak için tedbirleri daha sıklaştırma ve caydırıcılığı arttırmaya yönelik radikal kararlar aldık. Şehir merkezine izinsiz çimento veya inşaat malzemesini sokanlara verilecek para cezasının yanısıra bu kişilerin hakkında dava da açacağız diye konuştu. Bu arada UNESCO Dünya Kültür Mirası'na aday gösterilen şehirler arasında bulunan Mardinde, tarihi dokuyu bozan binaların yıkımına başlandı. İLK HABER (Adana) Sayı: 102
agustos-2004
|
|
ROMA YOLLARI
Roma, zayıf yöneticilere, kötü idareye, kargaşa ve devrimlere karşın İmparatorluğun merkezi olarak kaldı. Bunu sağlayansa Romalıların yaptığı muhteşem yollardı.
Romalılar, İmparatorluğu korumanın, birliklerini ve yaptıkları malları kolaylıkla ulaştıracak sistemin başarılı bir kara yolundan geçtiğini keşfettiler.
Romalıların yaptığı ilk yol, Consul CLADIUS'un MÖ. 312 de başlattığı Appian yoluydu.
Roma merkezinden başlayan, 288 bin Km. yolu 200 yıl içinde yaptılar. Bu yolla batıda Avrupa, doğuda Filistin, güneyde Mısır'a kadar ele geçirdiler.
İmparatorluğun zirve döneminde, günde yarım Km. yol yapılıyordu. Bazıları günümüze dek kalabilmişlerdir. ( Kaynakça; Prof. Brian ROSE, Cineinnati Uni.)
Dik açı üzerine oturtmak, seviye üzerinde çalışmak, yataylığı sağlamak için Goruma denen ölçüm yapabilen bir alet icat ettiler. İcat ettikleri bu ölçüm sistemleri hala kullanılmaktadır.
Virajlarda ölçüm tutturamadıkları için, Roma yolları hep düzdür. Geçilemez bir engel çıkarsa, etrafında Le çiziyorlardı. Tepe yamaçlarındaki yolların bile çoğu düzdür. ( Kaynakça; Dr. Scott STIEDMAN, Royal Acadey Engneering)
İmparator Traian, Apian yolunu sahile kadar uzatmak için, 40 m. lik bir yamacı oydurmuştur.
Roma sıfırdan başlayarak yol yapmıştır. O güne kadar olan yollar hep eski yolların evrimidir. Nehirlere paralel gider, Yamaçlardan hep uzak dururlardı.
Bu yolları, köleler, askerler ve taşeron firmalarda çalışan alt tabaka yurttaşlar yapmışlardır.
Yollar hep ayni tekniklerle yapılıyorlardı; Önce geniş bir çukur kazılıyor sonra sağlam bir zemin için, kum ve taşla dolduruluyor, onun ardından bir kat çakıl ve mucur dökülüyordu. Bu tabakayı kil veya harçla karıştırıyorlardı. Son olarak kaldırım taşı döşeniyordu. Bazalt olan bu taşlar aynı zamanda biriken suyun yanlara akmasını sağlıyordu.
Her Roma miline denk gelen 1000 adım mesafede, yuvarlak mesafe taşları dikiliyordu. Bu taşlara mevcut imparatora ait bilgiler ve bir sonraki yerleşim yerinin adı kazılıyordu. ( Kaynakça; Prof. Jan GADOYNE, Teple Uni. Roma)
|
|