|
Prof. Ümit SERDAROĞLU
SAYIN HOCAM ARKANDAN AĞLIYORUM
25.09.2005
En sevdiği yerde toprağa verildi
İstanbul'da kalp krizinden vefat eden Assos Kazı Heyeti Başkanı, Haliç Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu'nun (73) cenazesi, Çanakkale'nin, Assos harabelerinin bulunduğu Ayvacık ilçesine bağlı Behramköy'de toprağa verildi. Behramköy Camii'nde düzenlenen törende konuşan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Ramazan Aydın, çok değerli bir bilim ve kültür insanını kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi.
Apollon Simitheus Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Coşkun Özgünel de Serdaroğlu'nun tüm insanları çok sevdiğini belirterek, Onun kaybı arkeoloji için büyük bir kayıptır. O arkeoloji için hiçbir masraftan kaçınmaz, cebindeki son kuruşa kadar harcama yapardı dedi.
Prof. Dr. Serdaroğlu'nun cenazesi, Behramköy Camii'nde öğle namazının kılınmasının ardından Behramköy mezarlığında toprağa verildi.
Cenaze törenine Prof. Dr. Serdaroğlu'nun eşi Suna, oğulları Burak ve Buğra Serdaroğlu, meslektaşları, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Haliç Üniversitesi Mimarlık-Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Gündüzalp ile vatandaşlar katıldı.
SERDAROĞLU'NUN ÖZGEÇMİŞİ
1932 yılında İstanbul'da doğan Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu, AÜ Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nü bitirdi. 1959 yılında aynı okulda asistan oldu. 1964 yılında doktor, 1969 yılında doçent oldu. 1974'te Ankara Devlet Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi'ni bitirdi.
1978'de Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Restorasyon Bölümü'nü kuran Serdaroğlu, 1978 yılında profesör oldu, aynı yıl Anıtlar Yüksek Kurulu'na seçildi. 1984 yılında üniversitedeki görevinden ayrılan ve üniversite hocalığı görevine dışarıdan ders vererek devam eden Serdaroğlu, İstanbul Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde dersler verdi. Serdaroğlu, daha sonra, Maltepe Üniversitesi Mimarlık-Mühendislik Fakültesi'nde öğretim üyeliğine yeniden başladı.
Eski Foça, Çandarlı (Pitane), Eski İzmir (Bayraklı), Erdek (Kyzikos) kazılarında çalışan Serdaroğlu, 1968-1974 yıllarında Keban Projesi'nde kazı başkanlığı yaptı. Prof. Dr. Serdaroğlu, Kaunos Nymhaionu, Bodrum Tiyatrosu, Erytrhrai Tiyatrosu, Euromos Zeus Tapınağı, Assos Athena Tapınağı, Assos Tiyatrosu gibi pek çok tarihi yapının restorasyonunu gerçekleştirdi. Serdaroğlu, İstanbul surlarının bir bölümünün onarım projeleri ile Kayseri Gesi Bucağı, İzmir Kemeraltı, Alsancak, İstanbul Küçük Çekmece ve Fatih bölgelerinin koruma amaçlı koruma planlarını, Van Gölü Akdamar Kilisesi ve Çanakkale Aynalı Çarşı'nın restorasyon projelerini hazırladı. Serdaroğlu, 2000 yılındaki Zeugma kazı çalışmalarında Türk ekibine başkanlık etti. Pek çok yayına imza atan Prof. Dr. Serdaroğlu, Avusturya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü, Alman Arkeoloji Enstitüsü, Eski Çağ Araştırmaları Enstitüsü ve Taç Vakfı mütevelli heyeti üyesiydi.
Serdaroğlu, 25 yıldır Assos harabelerinde kazı ve onarım çalışmalarını sürdürüyordu.
|
|
|
|
|
Ord.Prof. SEDAT ALP'i kaybettik
Hitit güneşi söndü
Öykümüz 1930'larda Mussolini'nin bir söyleviyle başlıyor.
Duçe, "Anadolu, Roma'dan ibarettir" tezini ortaya atmıştı.
Atatürk bu iddiaya kızmış ve İslam öncesi Anadolu uygarlıklarını incelemeye koyulmuştu.
"Türk tarih tezi"ni ortaya koymak için seferberlik başlattı.
Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nin kuruluşuna önayak oldu, hafriyat paralarının bir kısmını cebinden ödeyerek arkeolojik kazılar yaptırdı. Yurtdışından yabancı öğretim üyeleri getirtti.
O dönem bilime verilen değeri göstermek için yazacağım:
Başbakanın aylık maaşı 500 liraydı.
Yabancı bir ordinaryüs 600 lira alıyordu.
Bu seferberliğin bir parçası olarak da, yurtdışına eğitime gönderilen öğrencilere tarih dalını seçmeleri öğütlendi.
İşte o öğrencilerden biriydi Sedat Alp...
Türkiye'nin tarih bilincini oluşturmak üzere Avrupa'ya serpilmiş tohumlardan biri...
* * *
Kansu Şarman'ın "Türk Promethe'ler" (İş Bankası Kültür Y., 2005) adını verdiği 120 öğrenci, 1928-1945 arası Avrupa'da eğitim gördü.
Sedat Alp Berlin Üniversitesi'nde tarih okurken bir gün Hititler konulu bir konferansa katıldı. Alman arkeolog, Alp'in yaşadığı toprakların uzak atalarını anlatıyordu. O gün Hititoloji okumaya karar verdi. Ankara'ya haber verildi. Bakanlık Atatürk'e sordu ve cevap geldi:
"Hemen Hititoloji'ye başlasın!"
* * *
Ne şanslıyım ki, o yılları Sedat Alp'ten dinleme şansı buldum.
Göz alacak derecede yakışıklıydı Almanya'ya gittiğinde...
Günde 200 Almanca sözcük ezberliyordu. Aynı anda Latince ve Yunanca kurslarına gidiyordu.
1934'te Hititoloji'ye başlayınca çivi yazısı, Sümerce ve Akadça öğrendi.
Asuroloji doktora sınavını kazanabilmek için iki büyük Sami dilde sınav vermesi gerekiyordu. İbranice ve Arapça derslerine girdi.
Ardından Fransızca ve İngilizce geldi.
Bir yıl sonra o yakışıklı genç, çok çalışmaktan saçkıran olmuş, kortizon tedavisine başlamıştı.
Türkiye'nin ilk Hititoloğu böyle yetişti.
* * *
Ben kendisini tanıdığımda 90'ına yaklaşmıştı.
Beyni hâlâ ışıl ışıldı.
Eşi Ferzan Hanım, Alp'in otobiyografisini derlememi istediğinde büyük heyecanla kabul ettim.
Öğrencisi Fatma Sevinç'le birlikte "Hoca"nın not ettirdiği yaşam öyküsünü, evdeki fotoğrafları, belgeleri, kitapları elden geçirdik. Dünyanın önde gelen Hititologlarından ona ilişkin görüş istedik.
Her kıtadan övgü yağdı.
Hiçbir kitabımın çıkmasını bu kadar sabırsızlıkla beklememiştim. Çünkü Alp 92 yaşına gelmişti; hareket edemiyor, konuşmakta güçlük çekiyordu. Ama konuşulanları anlıyor, okunanları dinliyordu.
Bu kitabı bir "veda armağanı" olarak beklediğini biliyordum.
Nihayet 2004 Kasım'ında kitap TÜBA'dan çıkınca Fatma'yla evine koştuk.
Artık konuşamıyordu.
Kitaba baktı.
Mavi gözlerini sevgiyle açıp kapattı.
* * *
Önceki gün son kez kapandı o gözler...
35 yaşında profesör olmuş, Konya Karahöyük kazılarını başlatmış, Tarih Kurumu Başkanlığı, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Dekanlığı yapmış, 4 dilde 10 kitap yazmış, adını dünya Hititologlarının arasına yazdırmıştı.
90'ına merdiven dayadığında yazdırdığı kitap şu cümleyle bitiyordu:
"Tekerlekli sandalyede olduğum halde çalışmalarım devam ediyor. Sağlığım elverdiği sürece bu çalışmaları sürdüreceğim".
"Son ordinaryüs" öldü. Ama geride dünya çapında eserler bıraktı.
Nur içinde yatsın!
CAN DÜNDAR
Yukarıdaki yazı 12 Ekim 2006 tarihli MİLLİYET Gazetesinde Can Dündar'ın köşesinde yayınlanmıştır
Prof. Tahsin ÖZGÜÇ
|
|
Tahsin Özgüç yaşamını kaybetti
Eski Ankara Üniversitesi Rektörü ve eski Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi dekanı Prof. Dr. Tahsin Özgüç (89) vefat etti.
AJANSLAR
28 Ekim 2005 Cuma ANKARA
Ankara Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, Prof. Dr. Özgüç, hayatını kaybetti.
Dünyanın pek çok üniversitesinde konferans ve seminerler veren Prof. Dr Tahsin Özgüç, çeşitli zamanlarda Princeton, Saarlandes ve Münih üniversitelerinin yanı sıra Metropolitan Museum of Art'ta misafir ve araştırmacı profesör olarak görev aldı.
Yurt içi ve yurt dışında çok sayıda bilim kurulunda üyelikleri bulunan Prof. Dr. Özgüç'e yurtdışındaki pek çok üniversite tarafından Onur Doktorası verilmişti.
Bugüne kadar yayınladığı en önemli kitaplar arasında Kültepe Kaniş I, Assur Ticaret Kolonilerinin Merkezinde Yapılan Yeni Keşifler (1959), Altıntepe II, Depo Binası ve Fildişi Eserler (1969), Maşathöyük II, Boğazköy'ün Kuzeydoğusunda Bir Hitit Merkezi (1982), Kültepe-Kaniş II, Eski Yakındağu'nun Ticaret Merkezinde Yeni Araştırmalar (1986) ve İnandıktepe, Eski Hitit Çağında Önemli Bir Kült Merkezi (1988) sayılabilir.
|
|