ayhan.baran.sitemynet.com
gazete

Ayhan Baran
Benim Türküm
Gençlik
Karaman
Atatürk 1
Atatürk 2
Haberler
Adresler
Yayınlar
TableRaz Grubu

Atatürk 2



Avukat Ayhan BARAN

Avukat Ayhan BARAN

Atatürk o geceden sonra dört yıl daha yaşamış, bu süre zarfında rahatsızlanmıştır. öyle zannediyorum ki Gazi hayatında samimi bir aile sofrasının tadını çıkarmadan bu Hasretle hayata gözlerini yummuştur.

Geceyarısı saat 02.00'de "Gazi gidiyor..." dediler. Onun bacaklarına sarılmak hep bizimle kalmasını istemek gelmişti içimden. Ama bunu söyleyemedim. Evimizi dolduran sevgi dolu havadan ayrılarak evimizden gitmişti. Biz o geceyi balo tertip ederek kutluyor, hafızamıza yerleştiriyorduk.

1938 yılında Gazi hazretlerinin rahatsızlanışını Dolmabahçe Sarayı'nda tedavi altında bulundurulduğunu ulusça öğrendiğimiz zaman Ordu'da idik. Bu tarihlerde radyo yayını günün muayyen saatlerinde veriliyordu. Biz her zaman radyonun etrafında toplanır, Ata'nın sağlık haberini dinlerdik. Sağlık haberini dinlerdik. Sağlık raporundaki haberler yaşantımıza sevinç veya hüzün veriyordu. Hiç unutamam 10 Kasım sabahı radyodan tok sesli bir bayan spiker :
"- En büyük evladını kaybettin, Türk ulusu sen yaşa!" haberini veriyordu. Karadeniz'in kapkara derinliklerinden çıkan acı bir feryat kulaklarımı tırmalamıştı. Ben bu tırmalanışı her 10 Kasım'da duyarım. O an Türkiye Karadeniz'in dalgalarında yüzen bir kağıt parçası gibi gelmişti bana. Vatan sevgisi nedir, bayrak sevgisi heyecanı nedir, cumhuriyet ne demektir, bunları duyuran Atatürk'ün büyük varlığı idi. O ebedi hayata intikal etmiş, Anavatan Ata'sız kalmıştı. Duyduğum boşluğu, yaşadığım o kimsesizliği kabil değil ifade edemem. Onun büyük eserlerini korumaya layık bir kişi olabilmek için derslerime sarıldım.

Atatürk hayatında iken 1924 yılında eşi Latife Hanımefendi ile Birlikte Yozgat'ı ziyaret etmiş ve Sakarya ilkokulunda geceyi geçirmişti. Bu ziyaretin temelinde Yozgat'ta çıkan 1. ve 2. Çapanoğlu isyanı vardır. İkinci ziyaretin nedeni onu donmaktan kurtaran babam Cumhuriyet'in kuruluşunda hizmeti geçen Bekir Sami'ye duyduğu şükranın yerine getirilmesi vardır ve özel bir mahiyet taşımaktadır. 4 veya 5 Şubat tarihinde neşredilen gazeteler bu ziyaretin temel belgesidir.

Gazi'yi her 10 Kasım'da anıyoruz. İlk yılların anılışında bir matem havası eserdi. Sonra Atatürk'ün Milli Şef olarak kabul edilişi ile onu başımızda bulunduğuna inanış yas havasını kaybetti ve son yıllarda bu inanışta Atatürk'ün ilkelerine sıkıca sarılma duygusu Cumhuriyetimizin ebedilik temelini oluşturdu.
1981'de dünya uluslarınca Atatürk'ü andık ve dünyanın en büyük insanını yetiştirmiş bir millet olmanın onurunu duyduk. Bugün bir milleti kurtaran Atatürk ilkelerinin yıllar boyu dünya insanlığını kurtaracağı inancı içimize gittikçe sinmektedir. Bu inanışla dünyaya "Ne mutlu Türk'üm diyene!" diye haykırmak istiyorum.

Atatürk sevgisinin ve acısının böylece süregeldiği 1947 yılında yaz mevsimini Dörtyol'da geçiren Gazi'nin kız kardeşi Makbule ATADAN Hanımefendi'yi Dörtyol'da Garnizon Komutanı olan annemin akrabası Albay Halil Nuri YURDAKUL Bor'a misafir olarak getirmiş ve bizim evde bir hafta büyük bir sevgi kuşağı içinde konuk edilmiştir. Adana yolunda arabası arıza yapmış ve Halil Nuri YURDAKUL "Baran Bey Ağabeyinizi nasıl kurtarmışsa bizi de kurtaracaktır" demiştir. Bor'a gelişlerinin gecikmesinden endişe duyan babam bir vasıta ile Adana4ya hareket eder ve yolda arızalanmış otomobille karşılaşır. Misafirlerle Birlikte Bor'a döner.
Annem ablamın doğumu için İstanbul'da iken Makbule ATADAN Hanımefendi'yi ziyaret eder, o da annemi iadeyi ziyaret inde ablamın yeni doğan kızına evvela Naciye adını verir ve bu kardeşi genç yaşta öldüğü için adını ekleyerek nüfusa kaydı Naciye İNCİ olarak geçer.

Atatürk'ün 1953 yılında Etnografya Müzesinden Anıtkabir'e naklinde Hukuk Fakültesi'nde idim. Arkadaşlarımla beraber bu nakil törenini Rasattepe'den içimi saran alevle takip ettim.
Bir gün Ankara'da Ulus'a çıkarken, Cebeci'de devlet töreni ile icra edilen bir cenazenin gelişini gördüm. Sordum... "Atatürk'ün kız kardeşi" dediler.

Onun tabutunu önümden geçerken huşu ile selamladım.
Bütün bu anılarım kalbimi ısıtan sıcaklığı içinde olgunlaşan meyvesini aşağıya naklediyorum. Bu şiir Atatürk'ün evimize gelişinin 15. yılının 3 Şubat gecesi yazılmıştır.

ATATÜRK VE YOZGAT

Ne zaman seni düşünsem
Yozgat
Ateşten bir damla gibi
Düşer içime.
Ne zaman
Bir Yozgat'lıyı görsem
Sen gelirsin
Aklıma.
Atatürk ve Yozgat
Biri
En büyük insan
Yolumu aydınlatan.
Diğeri
Bir şehir ki;
Bağrımda anıtlaşan.

Ayhan BARAN
BOR - 03 Şubat 1949



Yorumlar :

Tarih : 12.11.2003
Yorum yazan : T

Uzun yazıları okumak, hem huy hem zaman sorunudur. Ama bu yazı daha okumaya başlar başlamaz öylesine içine çekiyor ki bitince kendinizi ilk satırlarda buluyorsunuz yeniden..Işıklı ve şevk hissettiren bir yazı.
Sağolsun yazar Ayhan BARAN!