ayla.dagistanli.sitemynet.com
gazete

The PKK
İşte PKK
İrdeleme
TERÖR = PKK
Terör
Kullanılanlar
Batı Desteği
Tarih
Karşıtlıklar
Meydan
Medya
Haberler
Adresler 1
Adresler 2

Batı Desteği


kapak_1.jpg

"Marie Claire" Dergisi
PKK teröristlerini sayfalarına
taşırken neyi amaçladı?

Kan döken canilerle
modanın ilişkisi ne?

Marie Claire dergisi,
bu utanmazlığa ne diyecek.?.
Fransa, terörizme moda
dergisinde bile destek
çıkarken, hangi AB yasalarına
dayanıyor?

Silahlı katilleri moda dergisinde
taltif etmek insan hakları
kriterlerine uygun mudur?
Bu katillere cesaret
vermek için mi yapıldı?
Dergi yöneticileri süratle
sorgulanmalıdır!

syf1a.jpg

Ünlü Fransız kadın moda dergisi
Marie Clarie, Ekim 2005 sayısında
PKK'lı kadın teröristler için
"Kamptaki Kürt Amazonlar"
başlığı kullanarak haber yaptı.
Gazeteci Mylene Sauluy tarafından gerçekleştirilen haber-ropörtaja
10 sayfa ayıran dergi, fotoğrafçı
d'Olivier Touron'un kampta çektiği
orjinal fotoğraflara da yer verdi.

Dışişleri Görevlilerimiz ne gibi
girişimde bulundular?

Hürriyet Gazetesi


marie claire

Moda dergisinde terörist reklamı

Mehmet Y. YILMAZ

FRANSA'da yayınlanan kadın ve moda dergisi Marie Claire'in Ekim 2005 sayısında yayınlanan bir röportajı biraz geç fark ettim. Röportajdan geç de olsa haberdar olmamı sağlayan okuyucuma teşekkür etmeliyim önce.

Röportaj, "Kürt Amazonların Kampı" başlığıyla yayınlanmış ve dergi buna on sayfa ayırmış.

Türkiye sınırları yakınındaki bir kamptan çekilmiş fotoğraflarda "PKK'lı terörist kızlar" bir "özgürlük savaşçısı" gibi sunuluyor. "Kürdistan Özgür Kadınlar Hareketi"ne bağlı oldukları iddia edilen terörist kızların yaşamları, bu röportajda idealize ediliyor. Röportajın bir yerinde şöyle denilmiş: "Sadece Ortadoğu'nun despotik rejimiyle (sanırım bu Türkiye oluyor) değil, cinsel eşitsizlikle de mücadele ediyorlar."

Röportajdaki bir fotoğraf altında, Kalaşnikoflarla silahlanmış kızlar için de şöyle denilmiş: Hepsi kumandanın karısı olmayı hayal ediyor! Bunun nasıl bir "cinsel özgürlük mücadelesi" olduğuna bu fotoğraf altına bakıp siz karar verin!

Fransız dergisinin, otuz binden fazla insanın hayatını kaybetmesine yol açan bir bölücü-terörist hareketi böyle yüceltmesinin ardındaki nedenleri anlamak zor değil.

Benim merak ettiğim şey şu: Fransa'daki temsilcilerimiz, derginin bu yayınına karşı nasıl bir tepki gösterdiler? Ve daha da önemlisi, derginin Türkiye'deki yayıncısı, bu dergiyi görünce nasıl bir girişimde bulundu?

Yanıtları merak ediyorum.

Hürriyet Gazetesi - 1 Aralık 2005

medyatava - MARIE CLAIRE DERGİSİNİN HOLLANDA BASKISINDA TARTIŞMA YARATACAK HABER

"Avrupa, PKK'nın eylemlerine
destek veriyor"

Hasan Cücük

ABD'nin Roj TV'nin kapatılması için Danimarka Dışişleri Bakanlığı'na gönderdiği gizli mektupta, Avrupa ülkelerinin PKK terörünü desteklediğinin de yer aldığı ortaya çıktı. Berlingske Tidende gazetesi, dün internet sitesinden yayınladığı haberinde Washington mektubunda, AB ülkelerinin terörist unsurlarla mücadelede "pasif" kaldığı vurgulandı. Haberde mektuba atfen, "Türkiye'nin PKK terörüne son verememesinin sebeplerinden birisi de Avrupalı kaynakların örgüte yardımıdır. PKK'nın gerçekleştirdiği birçok eylemin finans, propaganda, organizasyon desteği Avrupa ile yakın bağlantıya sahip. Müttefikimiz Türkiye'yi tehdit eden PKK terörüne karşı Danimarka hükümetiyle ortak çalışma yapmak istiyoruz. Türkiye'ye bu konuda desteğimiz devam ediyor." ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi, Kopenhag'a yazdığı bir mektupla Türkiye ile Danimarka arasında diplomatik krize yol açan Roj TV konusunda, Türkiye'ye açık destek vermiş ve Danimarka'dan tıpkı Fransa ve İngiltere'nin yaptığı gibi Roj TV'yi kapatmasını istemişti.

Bu arada, Türkiye ve ABD'nin derhal kapatılmasını istediği Roj TV'nin PKK ile "ekonomik bağlantısının" Danimarka yasalarına göre suç teşkil etmediği ortaya çıkarken, terör televizyonunun kapatılmasının kısa vadede çok zor olduğu kaydediliyor. Bölücü örgütün propagandasını yapan televizyonun, sadece "terör örgütüne destek" suçuyla cezalandırılabileceğine, bu cezanın da "kapatma" olmayacağına dikkat çekiliyor. Gözlemciler, Türkiye'nin şikayetini inceleyen Danimarka Radyo Televizyon Kurulu'nun kapatma kararı vermediğine dikkat çekerek, bu kararın "emsal" teşkil ettiğini, dolayısıyla soruşturma sonrası verilecek cezanın "kapatma" olamayacağını kaydediyor. Bu noktada, Ankara ile Washington'ın baskısına rağmen Danimarka hükümetinin kapatma konusunda yeterli siyasi iradeyi göstermediğine de dikkat çekiliyor. Terör propagandası yapan televizyona para cezası verilmesi daha muhtemel görünüyor. Danimarka ceza yasasına göre, yasaklı bir terör örgütünden para almanın "suç teşkil etmediği" ortaya çıkarken, ABD ve AB'nin terör listesinde bulunan birçok örgütün ülkedeki "insani faaliyetlerinin" yasak olmadığına atıfta bulunan basın, Amerikan yönetiminden gelen "Terör destekçisi Roj TV'yi kapat" uyarısından sonra konuya daha fazla ağırlık veriyor. Roj TV soruşturmasını yürüten Kopenhag emniyetinden Michael Jörgensen, "Terör örgütünden para almak suç teşkil etmiyor. Ancak verilen bu para "karşılığında" herhangi yasadışı bir beklenti olursa o zaman suç teşkil ediyor." dedi. Kopenhag Üniversitesi'nden ceza yasası uzmanı Prof. Vagn Greve ise terör yasasında bir boşluğun olmadığını savunarak, "Yasaya göre (terör örgütünden) parayı alan organizasyon, kanun dışı bir hedefe yönelik işlem yaparsa ceza söz konusu olur." ifadelerini kullandı. Greve, Roj TV olayıyla ilgili olarak, "Bunun gibi bir davada söz konusu televizyonun terörü ön plana çıkardığına hükmetmek zor olabilir." dedi.

Danimarka'da ilk haraç yayını

Öte yandan Danimarka televizyonlarında ilk defa PKK’nın haraç topladığına yönelik bir haber yapıldı. İlk defa bir Türk, televizyon ekranlarına çıkarak PKK'nın kendisinden haraç istediğini anlattı. "TV Danimarka"daki "Günlük Rapor" programında konuşan Hacı Osman Pekerman, örgütten izinsiz İbrahim Tatlıses konseri düzenlediği için iki kişinin kendisinden 5 bin Euro haraç istediğini söyledi. Pekerman, istenilen haracı vermediğinden dolayı saldırıya uğradığını, evine ve ticari taksisine zarar verildiğini ifade etti. Polisten PKK derneklerine baskın yapmasını isteyen Pekerman, "PKK'lılar, Danimarka'da ortalığı boş buldu. Polisten korkmuyorlar. Çünkü Danimarka makamları tüm şikayetlere rağmen PKK'lılara karşı girişimde bulunmuyor." dedi. Programa katılan emniyet asayiş şube müdürü Per Larsen, iddiaları önce kabul etmedi. Pekerman'ın "Bunu belgelerim." sözünden sonra Larsen, "Önümüzde ciddi bir olay var. Bugüne kadar haraç konusunda duyumlar aldık; ama ilk kez bir Türk ortaya çıkarak korkusuzca haraç olayını belgeleyeceğini söylüyor. Hemen gerekli girişimde bulunup, Pekerman'ın çevresinden edineceğimiz yeni bilgilerle haraççılar ve faaliyet gösterdikleri derneklerin üzerine gideceğiz." dedi.

Hasan Cücük
Zaman Gazetesi - 22.11.2005
Kopenhag

Zaman Gazetesi - Avrupa, PKK’nın eylemlerine destek veriyor

Dünyanın en büyük
terörist yuvası : Avrupa

Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ün, "Dünyanın En Büyük Terörist Yuvası: Avrupa" başlıklı konuşmasından yaptığım alıntılar, geniş yankı uyandırdı. Esin Bingöl adlı okuyucum, "ABD ve AB'nin gerçek yüzünü açığa çıkaracak bilgileri halkımızla paylaşmak, Cumhuriyetimizi koruma ve kollama görevi haline gelmiştir, diyorsunuz. Son derece haklısınız... Gençlerimizin bilinçlenmesinde bu çeşit yazılar, birinci derecede önem taşıyor. Kaleminize sağlık, devam edin" diyor. Sevgili Esin Bingöl, merak etme, elbette devam edeceğiz.
BBC World'ün Türkçe yayınlar sorumlusu olarak 40 yıl görev yapan Andrew Mango'nun, "Turkey and The War On Terror" adlı eseri, Orhan Azizoğlu tarafından "Türkiye'nin Terörle Savaşı" başlığıyla Türkçe'ye çevrilerek, "Doğan Kitap" yayınevince, Eylül/2005'te yayınlandı. Bu çok önemli eserden, sahife numaralarını da vererek yapacağım birkaç alıntı dahi, "Dünyanın en büyük terörist yuvası"nın Avrupa olduğunu kanıtlamaya yetecektir sanıyorum:
"Ayrılıkçı teröre karşı verilen savaş Türkiye'de insanların hayati kaynaklarının tüketilmesi bakımından çok ağır sonuçlar vermiştir. 19 Temmuz 1987'de olağanüstü halin ilanından 2002 Mayıs'ının sonuna kadar Türk güvenlik kuvvetleri (asker, polis ve köy korucuları dahil) toplam 5 bin 500 şehit, 11 bin 500 yaralı vermiştir. Bu rakamların içinde 250 subay, 230 astsubay ile 3 bin 500 er ve erbaş vardır. Sadece PKK''yla olan mücadelesi için Silahlı Kuvvetler'in ihtiyaçlarına 15 milyar dolar sarf edilmiştir.
Sivil kayıplar da çok ağır olmuştur. 5 bin 335 sivil ölmüş, 10 bin 714 kişi yaralanmıştır. Ama teröristlerin kaybı daha çoktu. 23 bin 500 kişi öldürülmüş, 600'den fazlası yaralanmış, 3 bin 500 kişi yakalanmış, 2 bin 500 kişi de Silahlı Kuvvetler'e sığınmıştır. Bütün bu rakamlar olağanüstü bölgede, olağanüstü hal süresince yer almış olaylara aittir. Ülke çapındaki rakam bunun üstünde çıkacaktır. Hele bölge dışında vaki olaylarda ölen ve yaralananlar da hesap edilecek olursa, saf dışı bırakılan teröristlerin sayısının 30 bin kişi olduğu da düşünülürse, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin karşı karşıya kaldığı sorunun büyüklüğü daha kolay anlaşılır. (s. 67)
... Köylere saldırılar 1987'de başladı. 1987 haziranında bütün ülke, teröristlerin 5'i çocuk, 6'sı kadın olmak üzere Pınarcık'ta 29 kişi öldürdükleri haberiyle şaşkına döndü. Pınarcık, köylüler korucu olarak kaydoldukları için hedef seçilmişti. Saldırıda 4 korucu öldürüldü. Terör dalgası gittikçe azıtıyordu. Resmi kayıtlara göre 1987 - 1991 arasında PKK 33 köye saldırarak, 16'sı çocuk, 8'i kadın, 36 köylüyü öldürdü. (s. 57)
...1991 - 1993 arası PKK terörizminin en kanlı yıllarıydı. Bu tarihten sonra, azılı adamlarının çoğunu kaybetmiş, eski gücünü yitirmeye başlamıştı. 22 Ekim 1993'te PKK, Lice kasabasında Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ı şehit etti.
... Sivil halk da ister istemez çatışmalardan nasibini alıyordu. PKK zaman zaman saldırılarını bütün ülkeye yaymak istiyordu. 12 Şubat 1994'te Tuzla tren istasyonuna yerleştirilen bir bomba beş yedek subay adayı öğrencinin ölümüne sebep oldu. Bütün bu münferit tedhiş olaylarına rağmen PKK, Türkiye'nin büyük metropollerinde yaşayan Kürt göçmenler arasında pek destek sağlayamayacağı gerçeğini öğrendi. Türk toplumuyla kaynaşmış halk arasında Kürt milliyetçiliği rağbet görmemiş, DEP'in yerini alan ve etnik kökleri ön plana çıkaran HADEP adındaki siyasi parti de kendinden önceki gibi tutmamış, 1995 ve 1999 seçimlerinde ancak oyların yüzde 4'ünü alabilmişti. (s. 62).
... Mukayese için veriyoruz: 1968 - 2002 arasındaki otuzdört yıl zarfında ayrılıkçı ETA 800 kişiyi, IRA Temmuz 1972'de "Kanlı Cuma" gününden bu yana bin 800 kişiyi (650'si sivil) öldürmüştü. (s. 49)
... Kuzey Irak'taki PKK kamplarını ziyaret eden Michael Rubin, National Review dergisinin Ağustos/2004 tarihli sayısında şunları yazıyordu:
"PKK, Türkiye, Irak ve İran sınırlarının kesiştiği üçgendeki dağlarda kurulu köylerin hepsini yağmalamıştır. Her yeri işgal etmiş, vergi salmış, düzenine uymayanları cezalandıran mahkeme bile kurmuştur. Zaman zaman yollara mayın döşemeye devam ediyordu. Bir yerden bir yere gitmek için büyükler ve küçüklerin kamyonlara doldurulduğu bir bölgede PKK mayınlarının tehlikesi çok büyüktü. PKK'nın Kuzey Irak'taki terörü on yıl kadar sürdü. 1994'te PKK'lı teröristler mevzilendikleri dağların tepesinden Amediye'deki evlerin üstüne bomba yağdırdı. 2001 Mart'ında bu bölgede dolaşırken, yerli halk bana evlerinin ne hale geldiğini gösterdi. PKK'lılar aynı zamanda köprüleri bombalıyor, halkın tarlalarına gidip gelmesini önleyecek işler yapıyor, bölgenin ekonomisini altüst ediyordu." (s.71)
... PKK için Batı Avrupa bir sığınma limanı olduğu kadar, militanların eğitildiği bir okul, bir para kaynağı ve Türkiye'de şiddet tahriki ve bu tahrike Batı'nın desteğini seferber etmek için büyük bir propaganda merkezi olmuştu. Batılı liberaller PKK'nın bu tuzağına kolayca düşmüş, PKK'nın ortaya çıkabilmek için önce diğer Kürtleri, yoldaşlarını öldürerek işe başladığı ve hep başkalarını öldürerek duruma hâkim olmaya çalıştıkları gerçeğini göz ardı ederek Kürt millî emellerinin temsilcisi olarak kabul etmişti. (s. 54)
...Abdullah Öcalan, Kürt Parlementosu'nun yerine geçen Kürt Ulusal Kongresi (KNK)'nin Başkanı olarak ilan edilmişti.
KNK Hollanda'da kurulmuştu. İkinci Kongresi Belçika'da Bilzen şehrinde yapılmış ve şehrin belediye başkanı Johan Sauwens tarafından selamlanmıştı.
Almanya'da basılan aylık dergi Serxwebun, 2002 Haziran sayısında PKK'nın yerine kurulan KADEK'in ileri gelen üyelerinin eğitimi için bir okul açıldığını haber verdi. Daha önce de "askerî akademi", "basın akademisi" vb. adlarla da okullar açmıştı. Dergi, bu kuruluşların nerelerde olduğunu açıklamıyordu. Ama bir sayısında Ermenistan'da "akademi seviyesinde bir okul açmak için izin alındığını" bildirmişti. Yine aynı yazıda Ermenistan'daki KADEK temsilcisinin, Ermenistan hükûmetinin talimatına uymaması sebebiyle işinden alındığını da açıklamıştı. (s. 68)
...Serxwebun adındaki aylık dergi, Özgür Politika adındaki gazete, "Mezopotamya Haber Ajansı" adlı ajans, radyo istasyonları ve hepsinden önemlisi Avrupa'dan uydu yayını yapan bir televizyon da PKK'nın görüşlerini aktarıyor. (s. 111)

... PKK'nın, bütün paravan örgütleri ve PKK yanlısı medya ve benzerlerinin dışında, Kürt kültürünü geliştirmek için kurulan vakıflar da var. Bunlar kaçınılmaz olarak Kürt milliyetçiliğini teşvik ediyor. Times gazetesinin edebiyat ekinde bir yazarın işaret ettiği gibi, "Kürt diasporasının başkenti olan Paris ve Stockholm'da halen büyük bir Kürt dili araştırmacılığı yapılıyor." Paris'teki araştırmalar 1993''te kurulan Kürt Enstitüsü'nde (İnstitut Kurde de Paris) devam ettirilmektedir. Fransız makamları bu enstitüyü bir hayır cemiyeti olarak kabul etmekte ve proje bazında Fransız kamu fonlarından yardım etmektedir. Akademik çalışmalarının yanı sıra enstitü siyasi alanda da aktiftir.
... İsveç'te, Kürt kültürü ve işleriyle ilgili kuruluş, genellikle Kürt kütüphanesi tarafından desteklenmektedir. Bunların web sitesinde çalışmalarının İsveç hükümeti ve Stockholm şehri tarafından desteklendiği açıklanmaktadır. Bu web sitesinde ailelere çocuklarına öz Kürt isimleri vermeleri önerilmekte, bu isimleri taşıyan çocukların yaş günlerinde hediye gönderileceği söylenmektedir. Kütüphanenin bağlantıları arasında Avrupa Birliği tarafından terörist örgüt olarak yasaklanmış KONGRAGEL de vardır. (s.114)"

Andrew Mango'nun sözkonusu kitabında, "İslami terör", Asala dahil Ermeni terör örgütleri ile, DHKP-C'ye Avrupa devletlerinin verdiği destek ve Sabancı suikastine ilişkin çok değerli bilgiler de bulunmaktadır. Her Türk aydını ve siyasi hayatımıza yön veren kişiler, bu kitabı mutlaka okumalıdırlar.
Dünyanın en büyük terörist yuvası: Avrupa

Haber 10 - 14.11.2005

haber 10 - Dünyanın en büyük terörist yuvası: Avrupa