aysekubrataktak.sitemynet.com
AYŞE KÜBRA TAKTAK BİRAZ GÜLELİM HÂLÂ AFYON KAYMAĞI YEMEDİNİZ Mİ OKUMANIZI ÖNERDİĞİM KİTAPLAR DÜŞÜNDÜREN ÖYKÜLER İZCİ ŞENDİR ARKADAŞ

HÂLÂ AFYON KAYMAĞI YEMEDİNİZ Mİ

welcome6hb.gif

kaymaksenligi.gif

hand002.gif

Afyon'un Bolvadin ilçesinde düzenlenen 21. Kaymak festivaline katılan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Afyon ilinin kaymak, haşhaş, sucuk ve birçok üründe dünyada ün yaptığını ve bu ürünlerle anıldığını dile getirdi.

Festival etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen en iyi kaymak yarışmasında dereceye giren kaymak üreticilerine ödüllerini veren Bakan Eker, ayrıca 100 Aileye 2 Süt ineği Projesinden faydalanan üreticilerin teşekkürlerinin bir ifadesi olarak kendisine takdim ettikleri plaketi kabul etti.

Afyon Valisi Muzaffer Dilek de Festivale katılımından ve desteklerinden dolayı Tarım Bakanı Eker'e teşekkür etti ve Festival etkinlikleri Muazzez Abacı Konseriyle son buldu.

1303xe5.gif

afyon4.jpg

boyonskateboard2.gif

afyon5.jpg

ekmek.jpg

Bolvadin
Tarihi Bilgiler
Bolvadin, Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biridir. Mevcut vesikalara göre 10.000 yıllık geçmişi vardır. Bolvadin, antik Paroreos Phrygia (Yanık Frigya) vadisinde kurulmuştur. Bu vadide M.Ö. 8000'de yerleşik hayata geçilmiştir.

Arkaik devirde bir site şehri olan Bolvadin, Afyon bölgesindeki 52 yerleşim biriminden birisiydi. Anadolu'daki bütün tarihi devirleri yaşamıştır. Romalılar zamanında Polybotum isminde il merkezidir. Üçhöyükler mevkisinde önemli bir yerleşim merkezi olan Kayster Pedion şehri M.Ö. 401 tarihinde Persler tarafından yakıldıktan sonra Polybotum hızla gelişmiştir. Grek tarihçisi Ksnefon, "Anabasis" isimli kitabında Kayster Pedion şehri için yolların birleştiği yerde kalabalık bir şehirdir der.

M.S. 133 tarihinde Polybotum'u ziyaret eden Roma kralı Hadrianus adına 3 cins para basılmıştır. Kralın heykelleri form ve agoraları süslemiştir. Bizans zamanında "Polybotos" ismiyle anılmıştır. Çevresini etkileyen sosyal ve kültür şehri olmuştur. Bizans'ın son zamanlarında Türk ve Arap akınlarının tesiri ile şehir küçülmüş, nüfus dağılmıştır. Bizans tarihçisi Anne Comnenus "Alexia" isimli eserinde bu şehrin çevresinin merkezi olduğunu yazar. IX. asrın başlarında büyük bir deprem geçirir. Şehrin surları ve binaları yıkılır. Bizans Kralı Aleksi Comnenus şimdiki Hisar Mahallesi'nin olduğu yere büyük bir kale yaptırır, halkın bir kısmı ile askerleri buraya taşır, büyük bir kımı ise Sivrihisar ve Seyitgazi'ye taşınır. 732 yılında Emevi komutanı Mesleme büyük bir ordu ile Bolvadin'e gelir. Burada Akrenon (Afyon) kalesi kuşatılır. Kuşatmada Seyyid Battal Gazi ve Peygamberimizin sahabesi Abdül Vahap Gazi yaralanır. Seyit Battal Gazi, Seyit Gazi'de; Abdül Vahap Gazi de Bolvadin'de ölürler. Türbeleri bu yerdedir. Bu olayların hatırası olan Sahabe Abdül Vahap Gazi'nin türbesi Eber Gölü kenarında bir höyük üzerindedir.

Bolvadin, Malazgirt Savaşı'ndan sonra 1107 tarihinde yapılan Bolvadin Savaş sonunda Emir Menkülek Bey tarafından Türklerin eline geçmiştir. Bolvadin Savaşı, Anadolu'nun Türkleşmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Türklerin eline geçtikten sonra Bolvadin'e Yazır, Avşar, Karkın, Çepni boyları gelip yerleşmişlerdir. Daha sonra aşiretlerin iskanları sırasında çeşitli aşiretler, cemaatler yerleştirilmiştir. Bugünkü Bolvadin ve civarındaki halkın kökleri bu aşiretlere dayanır.

Bolvadin merkezinde Yazır ve Karkın aşiretleri etkindir. Daha sonra Sarıkeçili, Karakeçili, Honamlı ve Tekeli Yörükleri gelmişlerdir. Civarda ise Morcaali Türkmenleri (Kemerkaya), Karainbeyli Türkmenleri (Çay), Karabağ Türkmenleri (Büyükkarabağ, Ortakarabağ, Derekarabağ), Tabanlı Türkmenleri (Kurucaova Köyü), Selçuklu Yörükleri (Dişli Kasabası), Avşar Yörükleri (Özburun Kasabası), Karakeçili Yörükleri (Yörükkaracaören ve civarı) yerleşmiştir.
Bolvadin Selçuklular zamanında "Karahisar-ı Devle" ismiyle anılan Afyon'a bağlı 10 kadılıktan birisi olup yeniden imar edilmiştir. Bu devirde 11 nahiyesi (Han, Bayat, Musluca, Göçmen Akviranı, Nevahi-i Barkınlı, İshaklu, Çay, Karamık, Şuhut, Karaadilli, Çölabat), 326 köyü, 11 mahallesi vardı. Büyük bir ticaret merkeziydi. Selçuklular'dan günümüze kadar yalnızca Alaca Camii ulaşmıştır. Alaca Çeşmesi ve Ali Efendi Camisi'nin yalnız kitabeleri ulaşabilmiştir. Hz. Mevlana'nın oğlu Sultan Veled, Afyon'u ziyareti sırasında "Bolvadin Mevlevihanesi"ni açmıştır.

Bolvadin, Selçuklular yıkıldıktan sonra Eşrefoğulları, Sahipataoğulları ve Karamanlılar'ın eline geçmiştir. Bu devirde Eşrefoğlu Külliyesi ve Erkmenhisarı Camii yapıldı. Bu eserleriden günümüze Eşrefoğlu Camisi'nin kitabesi ve Erkmenhisarı Camisi'nin minaresi (Kırık Minare) gelebilmiştir.

Bolvadin, Sultan I. Murat zamanında Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı döneminde, önceleri Germiyan vilayetine (Kütahya), 1839'dan sonra Hüdavendigar vilayetine (Bursa) bağlı kaza merkezi oldu. 1850 yılında Muhassılığa yükseldi. Karahisar-ı Sahip Sancağı (Afyon) iki Muhassılığa ayrılmıştır:

1. Karahisar-ı Sahip Muhassılığı: Merkez Afyon, Sandıklı, Çal, Çivril, Sincanlı kazaları

2. Bolvadin Muhassılığı: Merkez Bolvadin, Han, Bayat, Musluca (Emirdağ), Nevahid-i Barçınlı (Kemerkaya), İshaklı, Karamık, Çay, Şuhut, Karaadilli, Çölabat kazaları

Bolvadin, Kurtuluş Savaşında stratejik yönden önemli bir merkez olmuştur. Birinci ve İkinci Ordu Bolvadin'de kurulmuştur.

Büyük bir kültür merkezi olan Bolvadin'de ticari hayat ve sanat çok gelişmiştir. 1831 yılında yapılan nüfus sayımındaki istatistiklere göre 150 çeşit meslek grubu vardır. Ziraat Bankası 22. şubesini 1873 yılında Bolvadin'de açmıştır. Bunu takiben Osmanlı Bankası ve Akşehir Bankası da şube açmışlardır. Daha sonra Bolvadinliler 1 Haziran 1914 yılında, Osmanlı Döneminin ilk özel bankalarından olan "Bolvadin İktisadi Osmani Bankası"nı kurmuştur.

Kültür hayatını temsil eden medreselere, tekkelere, ahi kuruluşlarına Selçuklular zamanında raslanır. Bu teşkilatlar Osmanlı zamanında gelişmiştir. Nakşibendi, Kadri, Rufai ve Şazeli tarikatlarının merkezi olmuştur. Arşivlerdeki vesikalara göre 14 tekke vardır. 1924 yılında medreselerin kaldırıldığı tarihte, 28 tane medrese bulunuyordu. Aynı tarihte Afyon'da 19, Sandıklı'da 6, Aziziye (Emirdağ)'de 1 medrese vardı. 1839'dan sonra medreselerin yanısıra kurulan okullardan Bolvadin'de 7 ibtidaiye (ilkokul), 1 rüştiye (ortaokul) vardır. Ayrıca 63 tane sıbyan (mahalle mektebi) bulunuyordu.

hashas.jpg

Türkiye'de üretimi yapılan Haşhaş kapsülünün morfin oranının daha da yükseltilmesi ve birim alandaki verimin artırılması sağlanarak Afyon Alkoloidleri Fabrikası işletmesinin yıllık morfin üretiminin ikiye katlanması hedeflenmektedir. Bu sayede hem çiftcinin reel geliri artacak hem de morfin üretimi maliyetindeki azalma nedeniyle,dünya yasal uyuşturucu pazarındaki etkinliğimiz artacaktır. Bu amaçlarla TMO 1983 yılından günümüze haşhaş ıslah çalışmalarına önem vermiş,bu doğrultuda çalışmalar,araştırmalar yapmış ve yaptırmıştır. İlimizde bulunan TMO Bölge Müdürlüğünce yürütülen haşhaş ıslah çalışmasında ilk olarak Türkiye ve İntrodüksiyon (yurt dışı menşeili) materyali seleksiyona tabi tutulmuş ve sonuçta 4 hat tescil ettirilmiştir. Bu çeşitler Ofis 95,Ofis 96,Afyon 95 ve İntrodüksiyon yoluyla elde edilen Bolvadin 95 çeşididir. Islah çalışmaları Bolvadin'de bulunan Alkoloid Fabrikası deneme arazilerinde yürütülmektedir.

Haşhaş ıslah çalışmalarında hedef ; halen %0.4 dolaylarında olan kapsüldeki morfin oranının % 1 ‘in üzerine,dekara 50 kğ. dolaylarında olan kapsül verimini 100 kğ.ın üzerine,tohumdaki yağ oranını % 55 'in üzerine çıkarmak ve kışa,kurağa,hastalık ve zararlılara dayanıklı tohum elde etmektir.

TMO Afyon Bölge Müdürlüğünce seleksiyona tabi tutularak tescil ettirilen 4 çeşide Bakanlığımız Endüstri Bitkileri Tescil Komitesi'nce 27.08.2001 tarihinde 4 yıl süreli üretim izni verilmiştir.

Bu ıslah çalışmalarına değişik zamanlarda TMO'nun yanında Üniversiteler ile Bakanlığımız Tarımsal Araştırma Enstitülerinin katılımları da sağlanmış olup,neticede 4 çeşidi İlimiz TMO Bölge Müdürlüğüne ait olmak üzere 13 adet çeşit tescil edilmiştir.

Haşhaş Yağı İşleme Sanayii

Haşhaş tohumu üretimi de kapsül üretimine paralel olarak yaklaşık 1/1 oranında olmaktadır. Haşhaş tohumunun çok az bir kısmı üreticiler tarafından tohumluk olarak ve yöreye has yiyeceklerde kullanılmak üzere ayrılmakta,geriye kalan büyük kısmı da yağı çıkartılmak üzere haşhaş yağı işleme tesislerine satılmaktadır. İlimizde bu amaçla 350 ton kapasiteli hepside 1.allt bölgede bulunan 7 adet haşhaş yağı işleme tesisi bulunmaktadır. Ancak bu tesislerden sadece 1 tanesi 200 tonluk kapasiteye sahip ve 2000 yılında 40 ton yağ üretimi gerçekleştirmiştir.

Geriye kalan 6 adet tesisin toplam kapasitesi 150 ton olup 2000 yılında 31 ton yağ üretimi gerçekleştirmişlerdir. Bu tesislerin toplam kapasite kullanım oranı 2000 yılı için % 20 dir.

Haşhaş Kapsülü -Tohumu Pazarlaması ve Fiyat Oluşumu

Haşhaş kapsülü alımında TMO tek yetkili kuruluştur. Dolayısıyla kapsül alımında fiyat oluşumu TMO yetkisindedir. Haşhaş tohumu ve haşhaş yağı fiyat oluşumunda ise İlimiz Ticaret Borsası etkilidir. Afyon Ticaret Borsası 2003 yılı bültenine göre,borsada 5.753.238 kğ. Müstahsil ve tüccar satışı gerçekleşmiş olup,bunun toplam parasal değeri 7.704.960.483.400 TL.dir.

Haşhaş tohumunu haşhaş yağı işleme tesisleri almakta ve haşhaş yağı üretmektedirler. Haşhaş yağının gıda olarak tüketimi yok denecek kadar azdır. Haşhaş yağı özellikle oto boya sanayiinde ve yağlı boya tablolarının boyasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Arta kalan küspesi ise Afyon süt kaymağının haklı bir üne kavuşmasına doğrudan etken olmuştur. Haşhaş tohumları pasta ,çörek,börek gibi gıdalarda ve kozmetik sanayinde kullanılmaktadır.

sucuk.jpg

Afyon'dan geçip de sucuk almamak olmaz.

Sucuk, ülkemizde sevilerek tüketilen ve üretimi çok eskilere dayanan geleneksel bir et ürünüdür. Sucuk üretiminde ülkemizde, sığır, koyun ve manda etleri veya bu etlerin belirli orandaki karışımları kullanılagelmektedir. Sucuk ve benzeri et ürünlerinin üretiminde kullanılacak etler öncelikle toz, şeker ve nitrit gibi kürleme maddeleri, çeşitli baharat ve sarımsak ile kıyılır. Dah sonra kılıflara doldurulan bu karışımın fermantasyon ve kuruma aşamaları geçirmesiyle sucuk elde edilir.

Ülkemizde sucuk denilince akla Afyonkarahisar Sucuğu gelmektedir. Sucukçuluk, Afyonkarahisarda uzun yıllardan beri yapılmaktadır. Sucuk imalinde kaliteli et kullanıldığından çok tercih edilen lezzetli sucuklar Afyonkarahisar'da üretilmektedir.

Değişik Afyonkarahisar Patentli sucuk markalari kaliteleri ile kendilerini ispatlamışlardır...

afyon8.jpg

Lokum

Geleneksel bir Türk tatlısı olan lokum dünyaya Türklerden yayılmıştır. Meyveli, bademli, fındıklı, fıstıklı, cevizli, kaymaklı ve güllü gibi çeşitleri olan lokum Afyonkarahisar'da yıllardır büyük bir ustalıkla üretilmektedir.

Kaymaklı şeker

Kaymaklı şeker 20. yüzyılın başlarında şekerci Salih Usta tarafından yapılmıştır. Kaymaklı şekerin kalitelisi kaliteli kaymaktan, kaliteli kaymak da besili mandalardan elde edilir.

afyon23.jpg

mermer-5.gif

MERMER
Mermer tarihin ilk çağlarından itibaren Afyon için önemli bir ekonomik madde olmuştur.

Mermercilik son yıllarda farkına varılmaya çalışılan, gelişen ülkemizde kullanım alışkanlığı ve yaygınlığı artan konumdadır. Özellikle İscehisar ilçemizdeki mermer fabrikaları, yurt içi ve yurt dışı mermer ticaretiyle ilimiz ve ülkemiz için önemli bir konumdadır.

Türk mermerinin içerde ve dışarıda tanınmasıyla mimaride estetik ve tabii malzeme olarak kıymeti kavranmıştır. Turistik tesislerde çevre tanzimi,şehirlerde peyzaj mimari anıt ve süslemecilikte kullanımıyla estetik kazandırmaktadır. Mermer yekpare kullanıldığı gibi bakır, alüminyum, metal, ahşap çini, mozaik ve çelikle kullanımı sonucunda değişik şekilde de kullanıldığı yere otantik görünüş sağlamaktadır.



Hediyelik eşya ve el sanatlarında ocak, lavabo, mutfak tezgahı, masa ve masa üstü sehpa (yuvarlak, oval, elips, dikdörtgen, kare, asimetrik) süs ve büro malzemesi, satranç takımı, abajur, aplik, avize, saksı, vazo, metalli ve metalsi sigara küllüğü, şekerlik, fincan, likör takımı, çerçeveler, kurnalar ve daha çok çeşitli eşyalar üstün kabiliyetli ustalar eliyle şaheserler yapılmaktadır.


Afyon mermerlerinin tane çapları, damarları ve görünüşleri de yer yer değişiktir. Bu farklara göre taşlara beyaz,pamuk beyaz, beyaz sarı, pembe sarı, gri, menekşe, kaplan postu, güvercin göğsü ve gök mermer gibi adlar verilmiştir.Bunlar arasında en çok işlenen cinsler Afyon kremi, Afyon sarısı, Afyon sumakisi, Afyon duman kiri, Afyon bulgurlusu ve kaplan postu çeşitleridir.Bacasız sanayi olarak adlandırılan mermer işlemeciliği her geçen gün gelişmekte, mermer sanayii dallarına bilinçli bir şekilde yatırım yapılmakta ve artık beyaz altının değeri daha iyi anlaşılmaktadır.

Ö L Ç Ü L Ü S Ö Z L E R İ M İ Z


Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar;
Söz bilmezsen sus da, seni adam sansınlar.

Şu çeşmenin haline bak, içecek bir tası yok;
Kırma kimsenin kalbini yapacak ustası yok.

Allah isterse bir kişinin işini,
Mermere bile geçirir dişini.
İstemezse bir kişinin işini,
Sütlaç yerken kırar dişini.

Ye yağlıyı iç suyu dondurursa dondursun;
Ye tatlıyı içme suyu, yandırırsa yandırsın.

Dünya malı elde iken hep düşmanlar dost olur;
Elde bir şey kalmayınca dost bile düşman olur.

İtimadı lütuf sanıp borca sarılma,
Birgün istenecektir sakın darılma.

Akşam yedin güllaç,
Ben yedim bulamaç.
Sabahleyin kalktın;
Senin de karnın aç,
Benim de karnım aç.

Yontma, keser gibi hep bana, hep bana
Savurma rende gibi al sana, al sana.
Âdil ol testere gibi bir sana, bir bana.

Gelenin azı olmaz,
Goca gızın nazı olmaz.

Tıngır elek, tıngır saç;
Elin hamır, garnın aç.

Çoban olmak istersen, dağda başla.
Çiftçi olmak istersen, nadası üçle.
Esnaf olmak istersen, küçükten başla.
Allah'a yaklaşmak istersen, namaza başla.

Gündüzleri yok yok diye ağlar,
Geceleri gatmer yağlar.

Sana vereyim bir öğüt,ununu elinle öğüt,
El çınarından iyidir, senin olan eğri söğüt.

Bir kişi besmele ile sabahleyin kalksa;
Erkenden dükkanına, işine varsa.
Bal, şeker katar aşına;
Devlet kuşu konar başına.

Gece yağar gündüz açılır hava hoş olur;
Garı söyler, goca dinler geçim hoş olur.

Zemheriden sonra ekilen darıdan;
Gocasından sonra kalkan garıdan;
Gündönümünden sonra çıkan arıdan;
İlmiyle amel etmeyen hocadan;
Hep yalan söyleyen hacıdan;
Hayır gelmez.

İNSANLIĞIN FATİHİ

Yıkılmaz kal'a gibi taht kurdun gönüllerde,
Her karış toprağımda sen varsın ÖĞRETMENİM...
Terennüm eder fikirlerin sevgi dolu dillerde,
Ağlama sen,üzülme sen; gül ÖĞRETMENİM...


Gözleri alev alev parıldayan çocuklarda,
Sevginle ruh verdiğin açılan kucaklarda,
Sana gönülden bağlanan o kutsal ocaklarda,
Gönüllerin sultanı bir gülsün ÖĞRETMENİM...


En karanlık gecelerde dahi düşündün durdun,
"Yavrum, kuzum,, diyerek, nice hayaller kurdun,
Suskun Ali'yi, mahcup Zeynep'i sevginle konuşturdun,
İftihar köşemizde sen varsın ÖĞRETMENİM ...


Vefakarsın, yılmadın; hep sabır gösterdin,
En müşkül anlarda bile hep tatlı gülerdin,
Çileye talip oldun, bize mutluluk verdin,
Hakkını ödeyemem, inan can ÖĞRETMENİM...


Ben ağladım, sen güldürdün; cesaret verdin,
"Gülüm, hayat ne güzel; mutlu ol" derdin,
Ayırım yapmadan hepimizi candan severdin,
Tüm insanlığın erdemi sensin ÖĞRETMENİM...


Tarlada çiftçi oldun, can toprağımızda ürün,
Bahçemizde gül oldun, hiç bulunmaz ki türün,
Toprağa yeni düşmüş taze, güzel çöğürün,
Havası, suyu ve güneşi sensin ÖĞRETMENİM...


Mümkün müdür ki, sanatına hayran olmamak,
Aradığımız cevherleri sende bulmamak,
Hayat müjdeleyen fikrine sahip çıkmamak,
Anam, babam, sırdaşım, can ÖĞRETMENİM,
Hem mâzimsin, hem âtimsin; gül ÖĞRETMENİM...





Şahin MUTLU (Annemin Öğretmeni)
1994 Onuncu Kaymak Şenliği
Şiir Yarışması İkincisi

basketg.gif

eye003.gif

harita01k.jpg

duck1.gif

BOLVADİN
31 derece 2 dakika doğu meridyeni ile 38 derece 43 dakika kuzey paralelinin kesiştiği noktada, derin ve uzun bir alüvyon ova üzerine kurulmuştur. Ege bölgesinin İç Batı Anadolu kesminde yer alan Bolvadin güneyden Sultandağları, kuzeydoğudan Emirdağları ile çevrilidir. Ulaşım açısından İç Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerini birbirine bağlayan kilit noktadadır. Deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1016 metre ve yüzölçümü 1108 km2 dir. Afyon yüzölçümünün %12.84' ünü oluşturur. 2000 nüfus sayımına göre ilçe merkez nüfusu 52398'dir.

Bolvadin'in arazileri genellikle ovadır. İlçenin yüzölçümünün ortalama %40'ı tarımsal saha olup büyük bir kısmında tahıl üretilmekte, ikinci sırayı meyvelik, bağ ve bahçe sahaları almaktadır. İlçenin dağlarında sarı meşe, ardıç ve çam ormanları vardır.





Bolvadin iklim bakımından İç Anadolu Bölgesi ile Ege Bölgesi arasında yer aldığından, zaman zaman karasal, zaman zaman ılıman hava kütlelerinin tesiri altında kalmaktadır. Genel olarak yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçmektedir.

Bolvadin yeraltı suları bakımından zengin bir kuşakta yer almasına rağmen akarsular bakımından fakirdir. Bölgedeki tek akarsu Ahır Dağlarından doğup, Bolvadin'in güneyinden geçerek Eber Gölüne dökülen Akarçay'dır. Üzerinde Altıgöz, Develi, Kırkgöz ile Sırt köprüsü gibi köprüler vardır.





Eber Gölü Bolvadin'in güneydoğusunda bulunur. Bolvadin, Çay ve Sultandağı ilçelerine kıyısı vardır. Denizden yüksekliği 967 metre ve yüzölçümü 125 km2 dir. Akarçay ve Sultandağlarından gelen sel suları ile beslenmekte olup, gölde yetişen kamış, hasırotu ile gölde bulunana sazan ve turna balıkları göl çevresinde bulunan köylüler için geçim kaynağı sağlamaktadır.

Bolvadin'de ekonomik hayat tarım, hayvancılık, ticaret ve sanayiye bağlıdır. Halkın geçim kaynağındaki ana unsur tarım ve hayvancılıktır. Buğday, arpa, mısır, nohut, fasulye, yeşil mercimek, şekerpancarı, haşhaş, ayçiçeği yetiştirilmekte; elma, armut, kayısı, vişne, kiraz gibi meyveler de üretilmektedir. Hayvancılıkta özellikle küçük baş hayvan yetiştiriciliği yaygındır. Bolvadin, il ve ilçelere sanayi mamulleri pazarlamaktadır. Bunlar emaye ürünleri, işlenmiş kereste, teneke, demir doğrama, kaymak, sucuk, yumurtadır.




Bolvadin'deki en önemli sanayi kuruluşlarından biri olan Afyon Alkoloid Fabrikası 1981 yılında deneme üretimi ile hizmete girmiştir. Türkiye'deki tek Alkoloid fabrikasıdır. Yaklaşık olarak 500 çalışanıyla yılda 50-90 ton arasında afyon (morfin, hidrat, kodein v.s.) imal edilmekte ve bu imalâtın büyük bir bölümü ihraç edilmektedir. Diğer bir önemli sanayi kurulularından biri de emaye mutfak eşyaları üretimi yapan Avşar Emaye Sanayidir. Bu fabrikada yaklaşık 500 işçi çalışmakta olup, imal edilen mutfak eşyalarının %90'nı başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Ortadoğu ve Afrika ülkelerine ihraç edilmektedir. Bunların dışında kereste, yem, un ve tuğla fabrikaları bulunmaktadır.

Bolvadin'de 4 kasaba ve 12 köy vardır:

Kasabalar: Büyükkarabağ, Dişli, Kemerkaya, Özburun
Köyler: Derekarabağ, Dipevler, Güney Köy, Hamidiye, Karayokuş Köyü, Kurucaova, Kutlu Köyü, Nusraltı, Ortakarabağ, Taşağıl Köyü, Taşlıdere, Yörükkaracaören

bolvadin02.jpg

HEYBELİ KAPLICASI (KIZILKİRSE)

Yeri ve Ulaşımı : Afyon- Konya karayolu üzerinde bulunan Heybeli kaplıcası, Afyon'a 30 km.

uzaklıktadır. Kaplıcaya ulaşım kolayca sağlanabilmektedir.

Tarihçesi: Bizans döneminden beri kullanılan bir kaplıca olup, "Kızılkilise" veya "Kızılkirse" diye bilinmektedir.

Özellikleri: Kimyasal sınıflandırılması sodyum, bikarbonatlı, kalsiyum sülfatlı olarak yapılan kaplıca suyunun içerisinde, başkaca, sodyum iyonu, kalsiyum, magnezyum, demir gibi katyonlar ile klorür, sülfat iyonu, hidrokarbonat ve metasilikat asidi gibi anyonlar da bulunmaktadır. Temperatürü 46C ile 52 C arasında, radyoaktivitesi 6,9 ile 12,1 eman arasında değişmekte olup, pH değeri 6,8 veya 7'dir.

Şifa Özellikleri: Seboreler, akneler, empetigo, intertrigo ve streptoktan ileri gelen diğer deri iltihapları, ekzemalar, bilhassa kuru ekzemalar,ekzema seboreikler, çocuk ekzemaları, psoriazisler, pelandların bazı çeşitleri, çok tekrarlayan herpos vakaları, ürtiker vakaları, uyuz vakaları, Heybeli Kaplıcası sularının iyi geldiği hastalıkların bazılarıdır. Teneffüs cihazı ile çeşitli hastalıklarda yarar görülür. Nezle, kronik amigdalit, larenjit, farenjit, kronik bronşit, anfizem ve astma vakalarında koklama suretiyle fayda görülür. Romatizma vakalarında da iyi sonuçlar alınmaktadır. Mafsal romatizması, xomatoit artrite, endokarditli romatizma vakaları ve artroz rahatsızlıklarında tedavi edici özelliği bulunmaktadır. Nevrit ve poli nevrit hastalıkları, kadın hastalıkları, perimentrit, aneksit, parametrit, miyokardit ve kalp nevrozlarında faydası görülmüş, ayrıca diyabetlilerde kan ve idrar şekerinin azaldığı gözlenmiştir.


Tedavi Tesisleri: Bolvadin Belediyesince işletilmekte olan kaplıcada dört mevsim konaklamak mümkündür. Banyolu oda sayısı 90, yatak sayısı 150 adettir. 25 oda, 50 yatak kapasiteli bir turistik otel bulunan kaplıcada, umumî ve açık/kapalı termal havuz bulunmaktadır.

TELEFON Nu : 0-272-6126110

BOLAVADIN

Bolavadın önce Durayeri'dir,
Ben duramam, ora Bizans elidir,
O esen yel, inan bir sam yelidir.

Gurtbaba'nda tel olayım ben senin,
Harmanında yel olayım ben senin.


Selçuklu bir mescit bırakıp gitmiş,
Süleyman mescide minâre dikmiş,
Karşıda dikili çeşmesi yitmiş.

Minârende ay olayım ben senin,
Kandilinde yağ olayım ben senin.


Köprüden bir göz, Sinan soruyor,
Hamamı, Kışlası yanmış duruyor,
Onları gördükçe kalbim vuruyor.

Kırkgöz'ünde kaş olayım ben senin,
Çeleninde kuş olayım ben senin.


Ceylânî bağrını Eber'e açmış,
İki kollarını dağlara atmış,
Nice diyar gezmiş, burada yatmış.

Kitabende taş olayım ben senin,
Dâvetinde aş olayım ben senin.


Dibev bir vilâyet, biz de kazâsı,
Bir muhtar var, beş dene de azâsı,
Kamış bize Göl'ün Hak'tan âsâsı.

Mağaranda yol olayım ben senin,
Akarçay'da kol olayım ben senin.


Bir çocuk ağlıyor kayış sancakta,
Tezek yanar şu kapkara ocakta,
Yollar bozuk, Yenice'de, Bucak'ta.

Kırçeşme'nde söz olayım ben senin,
Kollarında saz olayım ben senin.


Gaymağı aldım da koydum tabağa,
Âşığım ben kuru-muru toprağa,
Mektuplar yazayım yeşıl yaprağa.

Ocağında kül olayım ben senin,
Horan'ında gül olayım ben senin.


Haşgeş ektim tarlamıza bir şinik,
Çapaladım, sonra çizdim bir çizik,
Geliri az deye yüreğim ezik,

Haşgeşinde yağ olayım ben senin,
Kayığında ağ olayım ben senin.


Ekini yidirmiş gine çobanlar,
O haine, bu zalime uyanlar,
İleşberi enayiye koyanlar.

Sapanında taş olayım ben senin,
Çınarında kuş olayım ben senin.


Muratoğlu kaymak dedi, bal dedi,
Hemi kendi yedi, hem de el yedi,
"Bolavadın sana gurban ben" dedi.

Yüreğinde köz olayım ben senin,
Şiirinde söz olayım ben senin.





Ali İhsan MURATOĞLU
1989 Beşinci Kaymak Şenliği
Şiir Yarışması Birincisi


UMUT
Kamış bağlarının üzerine oturmuş göle bakıyordu. Güneş doğmak üzereydi. Bakır renkli gökyüzü aynaları da yolakları da müthiş bir kızıla boyamıştı. Rüzgarın eğdiği kamışlar, kındıralar sanki gölün suları ile kucaklaşmak istercesine daha fazla esinti beklerken, kamış fısıltılarının arasına arada bir konup kalkan meke, ördek ya da karabatağın şapırdattığı su sesleri karışıyordu.

Abdil Çavuş'un en büyük zevki bu olağanüstü güzellikteki manzarayı seyretmekti. Fakat güneş kamışların arasından kızıl bir tepsi gibi yavaş yavaş yükselmeye başlayınca Abdil Çavuş'un yüreğinin üzerine sanki bir yumruk gelir oturur, elinden gelse güneşi oraya bir çivi ile çakmak isterdi, isterdi ki güneş hiç doğmasın, isterdi ki insanların kendi elleri ile cehenneme çevirdikleri gölün çirkinliklerini örten bakır renkli örtü kalkmasın.

İşte yine güneş doğmak üzere... Az sonra güneşin ilk ışıklan gölün üzerine düştüğünde göldeki kirlilik yüzünden ölen balıkları, ördekleri, su kuşlarının leşleri, insanların işledikleri cinayetin delilleri olarak ortaya çıkacak. Yolaklar, aynalar kirli suyun rengini alarak kara çarşaf giyecek... Bataklığa dönmüş göl, bodur kamışları ve kındıralarıyla ellerini uzatıp "Allahrızası için" dercesine dilenciler gibi yeniden hayata dönmek için yardım bekleyecek...

- Lanet olsun!., diye bağırarak hırsla oturduğu yerden kalktı Abdil Çavuş. Döndüğünde, karşısında oğlu İhsan'ı gördü.

- Geldiğinı duymadım evlat. Ne yapıyorsun burada?

- Çok dalgındın baba... Seninle konuşacaklarım var.

- Yine o aynı terane mi?

- Evet baba. İznin olursa gitmek istiyorum.

- Anlaşılan kararlısın. Demek sen de çolağın, kavruğun, yörüğün oğlanlar gibi, köyü terkeden yüzlerce insan gibi göçeceksin. Koca köyü, koca gölü, biz kocalara bırakacaksın.

- Ne yapabilirim baba... Tarla tokat yok ki ekip biçelim. Göl de artık eski göl değil. Kaç gündür pinterlere bir tek balık takılmadı. Göçmen kuşlar, ördekler artık buraya uğramıyor. Avcılar gelmiyor ki göle sokup üç kuruş kazanalım. Kamışlar, kındıralar bodur. Gitmezsen dokuz nüfus ne yer, ne içeriz baba? Asiye'nin eli kulağında... Bu gün yarın doğuracak. Çocuğumun yoksulluk içinde büyümesini istemiyorum baba...

- Anlaşıldı sen de göçmen kuşlar gibi gölü terk ediyorsun. Oysa ki seni bu gölden kazandıklarımla yetiştirmiştim. Babam da beni gölden kazandıklarıyla yetiştirmişti. Dedem de babamı, büyük dedem de dedemi... Ama haklısın göl artık intikamını kendisini kirletenlerden değil, bizlerden alıyor. Bir dilim ekmeği bize çok görüyor. Var git oğul, ötekiler gibi sen de git...

- Sağol baba... Ver elini öpeyim...

İhsan izni kopanr koparmaz Bolvadin'in yolunu tuttu. Oradan da Afyona gidecekti. Afyon'da iş bulamazsa İstanbul'a, İzmir'e... Bolvadin'e vardığında olağan üstü bir hareketlilik gördü ilçede. Halk meydanda toplanıyor, kalabalık gittikçe büyüyordu. Merak etti, kalabalığa karıştı. Birine ne için toplandıklarını sordu. O da kalabalığın biraz sonra yürüyerek Alkoloid Fabrikası'nın zehirli atıklarını Eber Gölü'ne akıtan kanalın başına gideceğini ve kanalı kapatacaklarını söyledi.

- Gölü Alkoloid Fabrikası mı kirletiyormuş? diye sordu.

- Hayır, Şeker Fabrikası, Sanayi Tesisleri, Afyon'un kanalizasyonu...

- Öyle ise onlarıda kapatsak ya.

- Bu bir uyarı. Önce burası kapatılacak. Ötekiler kirletmeye devam ederse onlar da kapatılacak.

- Helal olsun valla. Hadi gidelim. Ne duruyoruz?

- Bekle biraz. Toplu halde gidilecek.

Biraz sonra ortalık hareketlendi, alkışlar arasında kürsüye orta yaşlı, yakışıklı birisi çıktı "Eber Gölü" kimsenin foseptik çukuru değildir. Eber'i kirleten kim olursa olsun taviz vermeyeceğiz. Gölün kıyısındaki on binlerce insanı işsiz, aşsız bırakan, köylere göç verdiren kirliliği önleyene kadar mücadele edeceğiz" gibi laflar ediyordu, öylesine içten, öylesine inanarak söylüyordu ki İhsan bir an kendisini kürsüde konuşuyor sandı.

- Kim bu konuşan? diye sordu yanındakine.

- Eber Gölü'nü Kurtarma Derneği Başkanı

- Helal olsun, iyi konuşuyor. Söyledikleri aynen doğru.

- Sus de dinle!..

- Tamam...

Başkan Bey konuşmasını tamamladı. Kalabalık kanalın başına doğru yürüyüşe geçti. Kanalın başına vardıklarında İhsan nerede eline geçirdiğini bilmediği bir kürekle kendisini köyünden, yakınlarından, doğmak üzere olan çocuğundan koparan kirliliğin kaynağını kurtarmak üzere sanki bir makina gibi kanalı toprakla doldurmaya başladı. Sadece İhsan değil, binlerce insan tozu dumana katarak kanala toprak atıyorlardı. İhsan'a bir ara kürek hafif geldi, fırlattı attı küreği; diz çöktü toprağın üzerine tırnaklarıyla, avuçlarıyla doldurmaya çalışıyordu kanalı. Attığı her avuç toprağı göldeki hayatı söndürenlerin mezarına atıyormuşcasına hırs ve kin doluydu.

Abdil Çavuş akşam namazını kılıp camiden çıktığında, İhsan'ı kendisini beklerken görünce şaşırdı:

- Hayır ola sen gitmedin mi?

- Gitmekten vaz geçtim baba..

- Neden ?

- Göl kurtuluyor baba... Artık ben de gitmeyeceğim, başkaları da...

İhsan, Bolvadin'de görüp yaşadıklarını bir bir anlattı babasına. Abdil Çavuş duyduklarına önce inanamadı ama gitmek için bunca kararlı olan oğlunu geri döndüren olayların yabana atılmayacak cinsten olduğuna kanaat getirdi. Sevindi, mutlu oldu...

- Haaa, az kalsın unutuyordum. Gözün aydın evlat dedi. iki saat Önce Asiye doğurdu. Bir oğlun oldu.

- Duydum dedi İhsan.

- Allah uzun ömürler versin. Analı babalı büyütsün.

- Sağol baba. Allah sileri başımızdan eksik etmesin. Yalnız...

- Evet yalnız ?

- Bir şey söylemek istiyorum.

- Söyle, söyle...

- Şeeyy... iznin olursa oğlanın adını Umut koymak istiyorum.

- Neden?

- Umutlandım... Gölün bize tekrar ekmek vereceğine inancım geldi. Gitmedim geri döndüm. Onun için Umut istiyorum.

- Haklısın evlat... Koy Umut. Koy ki umudumuzu güle güle büyütelim... Koy ki umudumuz yaşama sevincimiz olsun... Koy ki umudumuz gölü yeniden hayata döndürsün.


İbrahim YÜKSEL
1992 Sekizinci Kaymak Şenliği
Hikaye Yarışması Üçüncüsü

email.gif

aysekubrataktak@mynet.com

SİZ KARA GÖKLERİN YILDIZLARI, IŞITIN YURDUMUZU SABAHA KADAR! AMA DÜŞE KALKA, AMA YİĞİT, AMA UMUTLU... ALIN BENIM GÖNLÜMDEN DE O KADAR. VE ONLAR, YILDIZLAR GİBİ GÖZLERİ IŞIL IŞIL YANANLAR! OYUNCAK İÇİN DEĞİL, KAĞIT KALEM, KİTAP İÇİN AĞLAYANLAR. CAHIT KULEBI