aysekubrataktak.sitemynet.com
AYŞE KÜBRA TAKTAK BİRAZ GÜLELİM HÂLÂ AFYON KAYMAĞI YEMEDİNİZ Mİ OKUMANIZI ÖNERDİĞİM KİTAPLAR DÜŞÜNDÜREN ÖYKÜLER İZCİ ŞENDİR ARKADAŞ

DÜŞÜNDÜREN ÖYKÜLER

_cof.jpg

En Çok Söylediğimiz Yalanlar

1. "KEŞKE DAHA FAZLA ZAMANIM OLSA"
Herkesin söylediği en beylik yalanlardan biridir. Günün 24 saat oluşunu dünyada hiçbir kuvvet değiştiremeyeceğine göre boş yere "Keşke bir gün 40 saat" olsa gibi cümleler kurmayın. Günü nasıl planladığınız işte bu noktada daha da çok önem kazanır. Öncelik listenizi belirleyin. İşleri delege etmeyi öğrenin. Elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın. Sistemli ve planlı olun. Göreceksiniz daha fazla şey yapabilmişsiniz.

2. "BEN DE SİZİ ARAYACAKTIM."
Unuttuğunuz, ihmal ettiğiniz ya da konuşmak istemediğiniz için telefon açmadığınız biri ahizenin diğer ucundaysa genelde bu yalana başvururuz. Yalan söylemek yerine sadece bir "Merhaba" deyip yumuşak bir geçiş yapmayı deneyin. İnanın karşınızdaki kişi de günün birinde başkalarına "Ben de sizi arayacaktım" dediği için yalan söylüyor olma ihtimalinizi hissedebilir.

3. "KİMSE BENİ TAKDİR ETMİYOR."
Siz belki de keşfedilmemiş bir Mozart´´sınız. Ama eğer bu kadar yetenekliyseniz, bunu dünyayla paylaşmanın bir yolunu da bulmalısınız. Keşfedilmeyi beklemek yerine yeteneklerinizi ortaya koymaktan korkmayın.

4. "BEN DE SİZE AYNI ŞEYİ SORACAKTIM. SİZCE NE YAPALIM BU KONUDA."
Genellikle işyerinde üstlere söylenilen bu cümle aslında; "Bu konuyu unuttum. İyi ki hatırlattınız"ın Türkçesi´´dir. Not alın. Planlı olun ve önce siz sorun. Ama yok eğer sizden önce müdürünüz bir konuda size bir şey sormuşsa sadece soruyu cevaplayın. Bu cümleyle cevaba başlarsanız inandırıcılığınızı yitirirsiniz.

5. "ONU YAPACAĞIM, AMA BİRAZ SONRA"
Bu cümleyi çok kullanırsanız bir süre sonra kendiniz bile buna inanmaya başlarsınız. Ertelemeyin. İşi zamanında yapmak, planlı ve sistemli bir hayat için gereklidir.

6. "AYNASI İŞTİR KİŞİNİN, LAFA BAKILMAZ. KİMSEYE KENDİMİ KANITLAMAMA GEREK YOK."
İnsanın kendini övmesine pek sıcak bakılmaz ama kendini övmek yerine "Kimseye kendimi kanıtlamam gerekmiyor" demek de başvurduğumuz bir başka yalandır. Yalan yerine yeteneklerinizi ve yapabileceklerinizi söylemek daha iyidir. Kendinizden bahsetmezseniz karşılığında kocaman bir sıfır alabilirsiniz.


7. "ZATEN ASLINDA ONU ÇOK SEVMEMİŞTİM."
İnsan ulaşamadığı şeyi kötüler. Siz de geçmişte kısa bir süre olsa bile bir birliktelik yaşadığınız ama erkek arkadaşınızın isteği üzerine biten bir ilişkinin ardından bu yalana başvurmuş olabilirsiniz. Tercihlerinizi baştan doğru yapın ya da gerçekle yüzleşmekten çekinmeyin.

8. "SADECE HAYIR DİYEMEDİM."
Aslında diyebilirdiniz ama karşınızdaki insanın ne duymak istediğinden emin olmadığınız için yalana başvurdunuz. Belki onaylanmamaktan ya da karşı tarafın tepkisinden korkuyorsunuzdur, cesur olun. Ne olursa olsun insanın kendi inandığı şeyleri söylemesi her zaman daha iyidir.

9. "BAZILARI ŞANSLI DOĞUYOR VE BEN ONLARDAN BİRİ DEĞİLİM."
Bu kendi kaderinizi kontrol etme gücünü azaltan bir yalan. Kendi kaderinizi kendiniz yaratabilirsiniz. İnandığınız bir şeyi yapamamanız söz konusu bile olamaz. Yeter ki siz yapmak isteyin. Böylece siz de kendi şansınızı yaratmış olacaksınız.

10. "YALAN SÖYLEDİĞİMİ ASLA BİLMEYECEKLER."
Bir yalanınız çevrenizdekiler tarafından hiçbir zaman fark edilmemiş ve hayat sanki hiç yalan söylememişsiniz gibi devam ediyor olabilir. Ama bu, günün birinde yakalanmayacağınız anlamına gelmez. Yalan yalanı doğurur. Üstelik bir süre sonra herkesi kendiniz gibi görmeye başlayacak, kendinizi yalan bir dünya içinde bulacaksınız.

11. "İSTEDİĞİM ZAMAN BIRAKABİLİRİM."
Sigara, size zarar veren bir erkek arkadaş ya da alışveriş çılgınlığıNe olduğu fark etmez. Kötü bir alışkanlığınız olduğunu bilip istediğiniz zaman bırakabileceğinizi ileri sürmek de en büyük yalanlardan biridir. Eğer bunu iddia ediyorsanız, kanıtlamanın bir tek yolu var: kötü alışkanlığı bırakmak.

12. "BANA GÖRE DEĞİL."
Hep mükemmeli aramaktan vazgeçin. Bazen iyi, mükemmelden daha iyidir. Her zaman mükemmelle karşılaşacağınızı ummak sizi hayal kırıklığına uğratabilir.

13. "O ELBİSEYİ ALACAĞIM AMA ÖNCE BİRAZ KİLO VERECEĞİM."
Belki bu sefer gerçekten kilo verebilirsiniz. Peki ya sonraÜç, beş yıl sonra da mı aynı yalana başvuracaksınız. Kendi halinizden memnun olmayı öğrenin. Eğer değilseniz kendinizi mutlu hissedeceğiniz kiloya ulaşın ve o kiloda kalın.

14. "SU İÇSEM YARIYOR."
Daha neler... Kendinizi kandırmaktan vazgeçin. Ya boğazınıza hakim olacak ve diyetinizi bozmayıp kilo vereceksiniz ya da su içmeyeceksiniz! Şaka bir yana genellikle kilo problemi olanlarımızın söylediği, inanmak istediği en büyük yalanlardan biri olan "Su içsem yarıyor"u hayatınızdan silmek için siz en iyisi sağlıklı beslenmeyi öğrenin ve hayatınızdan suyu eksik etmeyin.

Cem Yılmaz´dan



Ben çocukken çok salaktım.

Edip Akbayram´in ismini Edi zannederdim. Yani o, benim için "Edi Pakbayram"di.

Ablama, "Nasıl olup da koca bir günü canin sıkılmadan evde oturarak geçiriyorsun?" demiştim. "Büyüyünce insanin cani sokakta oynamak istemez ki" cevabini vermişti. Uzunca bir sure büyüyüp büyümediğimi anlamak için kendime, "Canin sokakta oynamayı istiyor mu?" diye sormuştum.

Sabahları kalktığımda aklimin hala yerinde olup olmadığını anlamak için 2+2, 3+4 gibi toplama işlemleri yapardım. Sonuçlar dogru olunca da çok sevinirdim.

Dedemle parka gittiğimiz bir gün TRT´ciler çekim için oradaydı. Beni oynarken çektiler. Yayın günü bizim aile jeneriğinde gözüktüğüm çocuk programını izlemek için televizyon basına geçti. Kendimi ekranda görünce, "Beni niye parkta unuttunuuuz?" diye gözyaşlarına boğulmuştum.

"Geri vites" kavramım yoktu. Şoför, kolunu koltuğa atıp arkaya dogru bakınca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.

Benden büyük kuzenlerim dondurmacıların dondurma külahlarının sivri kısmıyla kulaklarını karıştırdığını söylemişti. İnanmıştım. Hala da külahların sivri kısımlarını yemem. çöpe atarim.

Babaannem bir gün gelirse sevdiğim dizilerin olmadığı bir gün gelsin istiyordum.

Abimle Karaoğlancılık oynardık. O Karaoğlan olurdu, beni de Bizans askeri yapardı. Sonra evire çevire döverdi. çok mühim bir sey yaptığımı sandığım için canim yansa bile hiç sesimi çıkarmazdım.

Yeşil ve siyah zeytinin ayrı ağaçlarda yetiştiğini sanırdım.

Bulmacalardaki, "Annenin erkek kardeşi" kısmına dayımın beş harfli ismini sığdırmaya çalışırdım.

Anaokulunda patates baskısı yapmayı öğrenmiştik. O kadar hoşuma gitmişti ki, evde duvarlara, masa örtülerine filan basmıştım. Ancak sanat merakîm annemin yeni aldığı beyaz eteğe patatesi yapıştırmamla son bulmuştu. Hem gönlünü almak hem de el koyduğu patateslerime kavuşmak için dâhiyane bir fikirle öğretmenimin yanına gittim. "Annem" yazısını patatese oydurttum. Sevinçle eve gelerek soyundum. Renkli boyalara batırdığım patatesi vücudumun her tarafına bastım. Sonra da annemin karsısına geçtim. Beni o halde görünce ağlamaya başlamıştı.

Madonna ile Maradona'yı kardeş zannederdim. Kendi kendime, "Bunların babası ne şanslı be. Bir çocuğu futbolun kralı, biri müziğin kraliçesi" derdim

Birinden özür dilediğim zaman Allah'ın bana bir özür vereceğini sanırdım. Sakat olacağımı düşünüp hemen "dilediğim özrü " geri alırdım.

Kurban Bayramı'nda toplanan derilerden uçak yapıldığını sanırdım. Uçakların dış yüzeyinin bu derilerle kaplandığı için Türk Hava Kurumu´nun topladığını düşünüyordum. Uçak kaçırma filmlerinde silahla ateş edildiğinde ya da bomba patladığında, "Ayyy! Deri delindi!" derdim.

"Gil" diye konuşanları fakir zannederdim.

Annem banyodan çıktıktan sonra babamın söylediği, "Sıhhatler olsun" lafını "Saatler olsun" diye anlardım. Bunun da, "Banyoda amma çok kaldın" gibi bir sey demek olduğunu sanıp babamın anneme kızdığını düşünürdüm. Annemin buna karsin niye sadece, Sağ ol" dediğini merak ederdim. "Ne kibar kadın, derdim

282883smallpicture.gif

Hesaplama Hatası

Dünyanın en komik kazası: Bir duvarcı ustasının şantiyede yazdığı mektup:

Sayın şantiye şefim;

İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur:

Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu.

Aşağıya indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogram varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti.

Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı.

Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık!.. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.

Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm!...

Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. gözümü hastanede açtım...

24zk.gif

BARDAĞIN DOLU TARAFI

Eğer bir berber hata yaparsa , bu yeni bir tarzdır.

Eğer bir şöför hata yaparsa , bu bir kazadır.

Eğer ebevyn hata yaparsa , bu yeni bir kuşaktır.

Eğer bir politikacı hata yaparsa , bu yeni bir hukuk kuralıdır.

Eğer bir terzi hata yaparsa , bu yeni bir modadır.

Eğer bir patron hata yaparsa , bu personel hatasıdır.

Eğer bir personel hata yaparsa , bu bir "HATA" dır.

phpnuke.gif

Acele Karar Vermeyin

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.

---"Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep.

Bir sabah kalk­mışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış:

---"Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler.

---İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş."Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez."

Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.

Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyardan özür dilemişler.

---"Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var."

---"Karar ver­mek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiy­oruz. Bu daha başlangıç.

Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?

Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden:

--- "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler.

Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.

---"Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacak­sın" demişler.

İhtiyar:

--- "Siz erken karar verme hastalığı­na tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş." O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırıldı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.

Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış.

İhtiyarın oğlu dışındaki bütün gençler askere katılmış ve bir çoğu ölmüşler. Köylüler bir kez daha haklı görmüşler.

animal193ew.gif

Zamanın Efendisi Olun!

Çoğumuz vaktin su gibi akıp gittiğinden ve onu yeteri kadar etkili kullanamadığımızdan şikayet eder, işleri yetiştiremediğimizi söyler dururuz. Eğer siz de aynı sorunla karşı karşıyaysanız, zamanı etkili kullanabilme üzerine uzmanların verdiği ipuçlarını mutlaka okuyun.

1.) Kendinize haftalık çalışma tabloları çıkarın. Bu tabloda, işe/ derse ve diğer sosyal aktivitelere ayıracağınız zamanları işaretleyin. Büyük olasılıkla, işe/ derse ne kadar çok zaman ayırabildiğinizi görmek sizi de çok şaşırtacak! Çıkardığınız tablolarda bir günde hangi aktiviteye ne kadar saat ayıracağınızı belirleyin.
2.) Herhangi bir iş yaparken dikkatinizi en fazla ne kadar süre toplayabiliyor olduğunuza karar verin (muhtemelen 30-40 dakika). Kendiniz için haftalık çalışma oturumları ayarlayın ve bu programa sadık kalmaya çalışın.
3.) Unutmayın ki, çalışmak sizin için bir alışkanlık haline gelmeye başladıkça, harcayacağınız efor da azalacak ve çalışmaya başlamak kolaylaşacaktır.
4.) Herkesin bir konsantrasyon limiti vardır. Baştaki yüksek konsantrasyon dönemi sonrası konuya olan odağımız giderek azalmaya başlar. Bu nedenle de, çalışmalarınız sırasında araya küçük dinlenmeler sıkıştırın (10 dakika kadar). Ancak odanızda televizyon gibi dikkatinizi dağıtacak unsurlar barındırmamaya dikkat edin.
5.) Çalışıyor olduğumuz süre içerisinde genelde farklı uğraşlar bulma eğiliminde oluruz (örneğin, televizon izleme, içecek içme). Böyle zamanlarda kendinizi çalışmaya vermeye çalışın ve kendi kendinize bu saati çalışmaya ayırmış olduğunuzu hatırlatın. Farklı uğraşlar için farklı zamanları ayırmış olduğunuzu düşünün. Başlarda yapması zor olsa da, daha sonra bu düzene ayak uyduracaksınızdır.


Kaynak imedya.com
:Tübitak 2006/04/06

animrose02.gif

aysekubrataktak@mynet.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın