aysel.serhat.sitemynet.com
Balkanlar - Hatice Bican

Memleketim
İnsanlarımız
Kuruluşlar
Görüşler
Çağrı
Kültür ve Sanat
Dilimiz
Edebiyat-Sanat
Tarih
Haberler 1
Haberler 2
Türkiye
Manzara
Gençlerimiz
Televizyon
Gazeteler
Yayınlar
Bağlantılar
Adresler

Dilimiz



KOSOVA DİL YASA (DİLLERİ KULLANMA YASA) TASARISI

Halen yürürlükte olan Dilleri Eşit Kullanma Yasası ile Kosova'da Türklerin de yaşadığı yerlerde Arnavutça, Sırpça ve Türkçe'nin kullanımda eşit olmasına rağmen, 23 Haziran 2005 günü Kosova Meclis Komisyonu tarafından görüşüldükten sonra Meclis'e gelecek olan Dilleri Kullanma Yasa Tasarısı Türkçe'nin kullanım sahasını Türk nüfusunun %6'nın üstünde olan belediyelerde ikinci sınıf dil seviyesine düşürüyor.

Türkçe'ye büyük bir darbe indirecek olan Dilleri Kullanma Yasa Tasarısı Kosova Demokratik Türk Partisi dışında diğer kuruluş ve bireyler tarafından da tepki görmezse, itiraz edilmezse ve somut öneriler ileri sürülmezse Yasa tasarısı değişiklik görmeden kabul edilip yürürlük kazanabilir.

Konu üzerinde tartışmayı teşvik etmek amacıyla 11 Haziran 2005 günü KDTP'nin düzenlediği Dilleri Kullanma Yasa Tasarısı ile ilgili 3. toplantısında yaptığım konuşmamı aktarıyorum:

Yasaların başlıca amaçlarından biri hakları garanti altına almak ve bu hakların uygulanmasını engelleyen, önleyen birey ve kuruluşların cezalanmasıdır. Yeni yasalar temel insan haklarının garanti edilmesine önem verir. Kişinin yaşama, korunma, hak ve emeğinin karşılığını alma, öğrenim görme gibi temel insani haklardan ayrılmayan herkesin ırk, renk, dil, din özgürlüklerden yararlanmasına özen gösterilir. Hele bir kere kazanılmış olan bu haklar varsa onlar korunur, yeni haklarla zenginleştirilir.

Kosova'nın Dilleri Kullanma Yasa Tasarısı şimdiye kadar yürürlükte olan Dil Yasasına aykırı olan tüm hükümlerinin kullanım dışı kalacağını düzenliyor (Madde 40).Yasa Tasarısı nüfusun %6'ın üzerinde Türklerin yaşadığı belediyelerde resmi dil olmasını öngörmesi halen yürürlükte olan Dil Yasasına aykırıdır çünkü bu yasa Türklerin de yaşadığı yerlerde Arnavutça ve Sırpça ile Türkçe de eşit dil olduğunu düzenler. Anlaşılan, Dilleri Kullanma Yasa tasarısı sadece Türkçe'nin kullanılmasını kısıtlamak amacıyla hazırlanmış.

ÖRNEKLER:

- Madde 1/ i i fıkrası Kosova Resmi Gazetesinin 48 saylı ve 30 Aralık 1977 tarihli KOSOVA'DA DİLLERİN EİTLİĞİNİ SAĞLAYAN YASA ile düzenlenen Türkçe'nin kullanım sahasını daraltmaktadır (Bu yasaya göre "KSÖB'de Arnavutça, Sırpça-Hırvatça ve Türkçe'nin eşitliği sağlanır" deniyor).

- Bir kere kazanılmış olan bu hakkın alınmasına gidiliyor ki bu Uluslar arası belgelere, Kosova'nın Geçici Anayasasına, Kosova için Standartlar belgesine ve Kosova'nın Ayrımcılığa Karşı Yasasına (ve No. 3/2004 ve 19.02.2004 tarihli yasa onayı) aykırıdır.

- Madde 1 / i i i fıkrası kendi içeriği ile çelişkili ( Kosova'daki toplulukların veya dillerin adını belirtmiyor)

- Madde 2.1 kabul edilemez bir hak almadır. Türkçenin çok ağır şartlarda kullanmasına imkan veriyor: "Belediyelerde % 6'nın üzerinde yaşayan toplulukların dili belediyede resmidir". Toplulukların veya dillerin adı geçmiyor.

Bunun yerine halen yürürlükte olan Kosova Diller Yasasının 2. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme yer almalıdır:

"Türklerin de yaşadığı yerlerde Arnavutça, Sırpça ve Türkçe eşit kullanılır"

- Madde 3.2. Azınlık olan topluluk üyelerine dillerini bireysel hak olarak da kullanmasına imkan vermiyor. Arnavutça veya Sırça bilmeyen bir Ulusal Topluluk üyesi bu iki dilden birini kullanmaya mecbur ediliyor. (Yasa tasarısındaki bu düzenleme Arnavut veya Sırplı olmayan topluluklara karşı ayrımcılık yapıyor ve anadilinden başka bir dil kullanmasını zorluyor).Aynı durum Madde 5 te de mevcuttur.

Yukarıda belirtilen bu düzenlemeler Yasa Tasarısının giriş bölümünün 2. fıkrasında belirtilen amaca ters gelmektedir ve Kosova'nın yapıcı unsuru olan Türk toplumunun dil hakkının korunmasına ve gelişmesine güvence vermeyip varolan dil haklarını bile kısıtlamaktadır. ( Yasa tasarısının giriş bölümünün 2. fıkrası şöyledir: "Her bireyin dil kimliğine saygı göstermek, tüm toplumlara kendi dillerinde konuşmak ve dil kimliklerini koruyacak ortam yaratmak amacıdır..")

Yasa Tasarısının Madde 1 fıkra i i, i i i, Madde 2 fıkra 1, Madde 3 fıkra 2, ve Madde 5'teki düzenlemeler sadece Arnavutça ve Sırpça'nın korunması ve gelişmesi için imkan vermektedir. Bu iki dil dışındaki Kosova Toplumlarının dilleri, özellikle Türkçe'nin kullanım sahasını daraltarak Türk toplumunun bu topraklarda yok olmasını hızlandıracaktır.

Yasa Tasarısının bu biçimde onaylanmasıyla Kosova'nın çok etnikli yapısının daha kısa bir süre içinde bozulmasına yardım edecek ve sadece Arnavutça ve Sırpça'nın kullanıldığı bir ülke olmasına götürecek. Multi etnik toplum içinde konuşulan dillerin eşitliği sağlanmadan korunamaz.

Yürürlükte olan diller yasası ile düzenlenen Türkçenin kullanım sahasının daraltılmasıyla azınlıkların tamamen yokolmasını isteyenlerin nüfus sayımında bu emellerine ulaşmasına fırsat verilecektir. Türkçenin Kosova Merkez organlarından tamamen dışlanması, devamlı azalmakta olan Türk nüfusunun Türkiyeye doğru devam etmekte olan göçü ve Türklerin asimilasyonunu hızlandıracaktır.

Sadece diktatör, totaliter ve demokrasinin işlemediği ülkelerde çıkarılan Yeni Yasalar insan haklarını ve vatandaşlarının bir kere kazanmış oldukları hakları kısıtlar. Çünkü Yasalar genellikle kazanılmış hakları garanti altına alır ve bu hakları yeni düzenlemelerle artırır ve zenginletir.

Dilleri Kullanma Yasa Tasarısının bu şekliyle Kosova Meclisine gelmesi önlenemezse Kosova Geçici Anayasasının 9.1.13. Maddesine göre Meclis Başkanlığında Türk Toplumunu da temsil eden üyeden Yasa Tasarısının Toplumların Hak ve Çıkarları ile ilgili Komiteye sevk edilmesi talebinde bulunması istenmelidir.

Toplumların Hak ve Çıkarları Komitesinden Dilleri Kullanma Yasa Tasarısı için konsensüs sağlandıktan sonra Mecliste görüşülmesi şartını ileri sürmek gerekir.

Altay Suroy Recepoğlu
Prizren - 11 Haziran 2005

"Batı Trakya Türk azınlığının eğitim ve öğretim işlerini düzenleyen yasalar hiçbir zaman işletilmemekte, aleyhte yasalar çıkarılarak azınlığın çağdaş eğitim ve öğretimden yoksun geri bırakılmış insanlar topluluğu hâline gelmesine çalışılmaktadır; Yunan yönetimi bunun için tüm olanaklarını kullanmaktadır."

Prof. Dr. İsmail PARLATIR

Eğitim konusu, ne yazık ki azınlıkların ortak kaderi gibi görünüyor. Türk soylu insanın eğitimi, kendi ana dili ile içinde yaşadığı ülkenin eğitim politikası arasında sıkışıp kalmış. Egemen güç, her ülkede azınlığı ezmiş; üstelik yok etmeyi amaçlamış. Bu bağlamda eski Yugoslavya'nın eğitim politikası şöyle şekillenmiş:

"Eğitim bakanlığı ile öteki siyasetçilere göre, Türklerin Sırp okullarında tahsil görmeleri daha uygun bulunuyormuş. Sırpların bu konuda yaptıkları incelemelerle Türk çocukları, Sırp okullarında okudukları takdirde Sırp milletini ve devletini daha çok sevecek ve böylece yeni oluşacak nesil öncekine bakarak daha Sırpçılık duygularıyla yetişecek. "

Bu durum öteki ülkelerde de benzerlikler gösteriyor. Söz gelişi Bulgaristan'da sık sık okulların kapatılması; Türklerin değişik baskılarla yüz yüze gelmesi, sürekli ve düzenli bir eğitim sisteminin oluşturulmamasını yaratmıştır. Romanya'da ise 1960-1990 dönemi tam bir karanlık durum olarak değerlendirilir: "1960 yılında tüm Türk okullarının, 1965 yılında Mecidiye Medresesinin, 1974 yılında ise Bükreş Üniversitesi Tatar bölümünün kapatılması, aynı yıldan itibaren Türk dili bölümüne hiçbir Türk gencinin alınmaması... " sırf Türklük duygusunu yok etmeye yönelik çabalar olarak değerlendirilmiştir.

Prof. Dr. İsmail PARLATIR

«Hanımlara hitap tarzı»
yörelere göre değişiyor mu ?

Murat YILMAZ

Merhaba,
Makedonya/Üsküb/Debre göçmeni bir ailenin ferdi olarak bir konuda bilgi rica ediyorum.
Baba tarafım Debre'ye bağlı Kosovrasti köyünden... Makedonca konuşuyorlar, türkçe bilmezler.

Anne tarafım Debre'ye bağlı Dolgaç köyünden... Türkçe konuşurlar.Karaman'dan göç edip balkanlara yerleşmişler.
Gerek baba tarafımda,gerekse anne tarafımda evli bayanlara isimleriyle hitab edilmez.Eşlerinin isimlerine ek verilerek hitab edilir.
Örneğin evli bayanın eşinin ismi Ahmet. Kendisine "Ahmetisa" derler. Benim eşime genellikle yaşlılarımız "Muratisa" derler.
Öğrenmek istediğim bu hitap şekli başka balkan göçmenlerinde var mı?

Arnavutlarda, Boşnaklar'da, Torbeşler'de, Pomaklarda veya Makedonya'da, Bulgaristan'da, yunanistanda, romanyada yaşayan türklerde evli bayanlara bu şekilde eşlerinin ismine "isa" eki getirilerek hitap ediliyormu?
Bir de balkanlarda konuşulan diller arasında erkek isimlerine eklenen bu "isa" kelimesinin dil bilgisi açısından anlamı nedir?
Sanırım burada kültürler arası bir etkileşim var.Yukarda belirttiğim gibi türkçe konuşmayan baba tarafımda da, Türkçe konuşan anne tarafımda da bu hitap şekli kullanılıyor. Benim tahminim türklerin, diğer balkan milletlerinden etkilendiği. Çünkü Anadolu'da hanımlara bu şekilde hitap edildiğini duymadım. Duyan varsa bilgilendirsin lütfen.
Balkan kültürlerinin araştırmaları açısından bu konunun dikkate değer olduğunu düşünüyorum.
İyi günler diliyorum.

Pazar 30.04.2006 13:54

Benim kanımca bu
bir eski Türk geleneği olabilir

Raşit AYDIN

Merhaba ben Raşit Aydın, balkan göçmeni değilim. Ama balkanlarda resmi ve birada ticari işlerimiz olduğundan dolayı çok sık aralıklarla oralarda oluyorum.

Sizin sözünü ettiğiniz Debre ve bölgesini bir arkadaşım bana geçen yaz gezdirmişti çok güzel yerler doğal güzellikleri beni çok etkiledi. Gerçi balkanların her köşesi beni her zaman etkilemiştir. işimiz gereği yaklaşık iki ayda bir oralarda oluyoruz ve geniş bir çevremiz oluştu özellikle Makedonya'da.
Şimdi sizden bana mail olarak gelen bir konu vardı bunu size ben açıklayabilirim.
Ben aslen Sivas'ın zara ilçesine bağlı bir köye mensubum. Ama orayı sadece bir kez görmek nasip oldu, 3 gün kalabildim. Makedonya'da evli bayanlara beylerinin ismi eklenerek hitap edilmesi konusu Anadolu'da çok yaygındır özellikle İç Anadolu'da Türkmen ve Kafkas kökenli Türk köylerinde ve yörelerinde hanımlara beylerinin ismi ile hitap edilir. benim kanımca bu bir eski Türk geleneği olabilir...

30.04.2006 22:48

Murat'ın hanımına
"Muratisa" denilmesi konusu

Prof. Dr. İrfan MORİNA

Sayın Murat Bey!

"c" Slav dillerinde bir diş ünsüzü (konsonantı) dür. Türkçe'de böyle bir ünsüz yoktur. Ona yakın olan Türkçe'deki "ts" adapte edilmiş bir ünsüzümüzdür. Bunu
şimdi bi kenara çekelim. "ica" veya sizin yazdığınız gibi "isa" eki Slav dillerinin aitlik ekidir. Aitlik eki bir varlığın kime ait olduğunu bildiren ektir. Murat'ın hanımına Muratisa demeleri bundandır. Orijinali Muratica'dır. Slav dillerini konuşanlar bu olayı iyi bilir. Size bir örnek daha vereyim. Bosnalı Müslümanların çok eski ve efsanevi bir balatları var. Dünyada meşhur olan bu balad'ın ismi "Hasanaginica'dır". Hasanaginica (Hasan Ağa'nın Hanımı) demektir. "Hasan Ağanın Karısı" şeklinde tercüme edenler de var. Eğer merak edersen "Hasanaginica'nın" orijinal metnini de gönderebilirim. Saygılarımla.

Prof. Dr. İrfan Morina

30.04.2006 21:53

PRİZRENLİLER KÜLTÜR VE YARD. DERNEĞİ

Dil Mücadelemiz Üzerine

Güner ÜREYA

Prizrenliler elektronik yazışma grubu kurulduğundan bu yana Kosova'da Türk dilinin kullanımı devamlı en çok tartışılan konu haline gelmiştir.

Kosovalı Türklerin, bu konuda yoğun mücadeleler vermiş, ancak izlenen yöntemler, istenilen sonuca götürmede yetersiz kalmıştır.

Konuya ben de açıklama getirmeye çalışacağım. Bu yazıdaki görüşler kişiseldir ve dahil olduğum kurum ve kuruluşları bağlamaz. Konunun özünde birçok ayrıntı saklıdır. Ancak, en önemli olduğuna inandığım öğelere vurgu yapmaya çalışacağım. Umarım, bu yazı kendimizi sorgulamamıza ve bazı gerçekleri daha iyi anlamamıza ve kavgaları bırakarak olaylara daha yapıcı yaklaşmamıza yardımcı olacaktır.

1. UNMIK'in 12 Aralık 1999 tarihli 1999/25 Sayılı Yönetmenliği Madde 1.1.(a)'da aynen şöyle denilmektedir:
Kosova'daki mevzuat şunları kapsar: 22 Mart 1989'daki mevzuat

Bunu Kosova Türk dil haklarına tercüme ettiğimizde şu anlamı çıkartabiliriz: Kosova'da 1977 Dil Kullanımı Yasası geçerlidir.

UNMIK'in 27 Ekim 2000 tarihli 2000/59 Sayılı Yönetmeliği ile bu alanda değişiklik yapılmış, ancak Madde 1.1.(a) aynı kalmıştır.

NOT: Kosova'da bir alanı düzenleyen Yasa, yeni Yasa kabul edilinceye dek yürürlüktedir. Ayrımcılık içeren tüm yasalar ise yürürlükten kaldırılmıştır.

2. UNMIK'in 11 Ağustos 2000 tarihli 200/45 Sayılı Yönetmenliği, yerel özyönetimi düzenler. Bu yönetmelite dillerin kullanımı ile ilgili Arnavutça ve Sırpça'ya net bir vurgu yapılmakta, diğer toplulukların yaşadığı yerlerde de dil kullanım haklarından bahsedilmektedir. Diğer toplulukların dillerine net bir vurgu yapılmadığı için, konu yerel yönetimlerin keyfiyetine bırakılmıştır. UNMIK ise bu konuda yerel yönetimlerine yeterli baskıda bulunmammıştır.
3. UNMIK'in 15 Mayıs 2001 tarihli 2001/9 Sayılı Yönetmeliği ile onayladığı Kosova Geçici Özyönetim Kurumları Anayasal Çerçevesi'nde Parlamento ve Hükümet kurumlarında kullanılan dillerin Arnavutça ve Sırpça olduğu belirtilmektedir. Diğer toplulukların mensup milletvekillerine ve bakanlara ise çalışmalarında kendi dillerini kullanma hakkı tanınıyor (Bknz. Madde 9.1.50 ve Madde 9.3.18). Madde 9.1.51'e göre ise yasalar Türkçe de yayınlanacak. http://www.unmikonline.org/regulations/unmikgazette/06turkish/Tfrontpage.htm

NOT: UNMIK'in hem 2000/45 Sayılı Yönetmeliği hem de 2001/9 Sayılı Yönetmeliği hazırlanırken, hukuki geçerli olan 1977 dil kullanımı yasası dikkate alınmamıştır. 1977 Dil Yasası ile UNMIK yönetmelikleri arasındaki uyuşmazlık, sorunu daha karmaşık bir duruma sokmuştur.

Konu: Kosova Dil Yasası (Tasarının ilk versiyonun başlığı böyleydi)
Hazırlama aşamasında alınan temel referanslar: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1244 Sayılı Kararı'na uygunluğu ve Kosova Anayasal Çerçevesi

NOT: Türkçe'nin dezavantajlı pozisyona düşmesi. Anlaşılacağı gibi, daha önce Anayasal Çerçevesi'nin hazırlanması sırasında Kosova Türkleri bir darbe yemiştir)

Kosova Türklerinin temel dayanağı: Kazanılmış haklar (1974 Anayasası, 1977 Dil Yasası, Kosova Cumhuriyeti 1990 Kaçanik Anayasası. Bu sonucusu daha çok bir politik kozu teşkil edebilir).

Kosova Türklerinin bu konu üzerindeki temel aktörleri: KDTP, sivil toplum kuruluşları, basın/yayın organları, bireyler ve destekçi dış faktörler. Normal bir ortamda ekonomik faktörler birçok konuda belirleyicidir. Kosova Türklerinin böyle bir kozu yok.

KDTP: Anayasal Çerçevesi'nin hazırlanması sürecinde etkin bir pozisyonda değildi. Hala örgütlenmede ciddi sorunlar yaşamakta. Değiştirilmesi zorunlu olan bir Tüzüğü var (Bkn. www.kdtp.org). Bu konuda çalışmalar başlatılmış, ancak çalışmalar beklenilen düzeyde değil. Gereğinden fazla reklefsiv davranmakta ve fikirlere yönelik değil, kişilere yönelik pozisyon almaktadır. Bu pratiğe son verme zamanı gelmiştir.

Sivil toplum kuruluşları: Birçoğu folklorik ve sanatsal faaliyetlerde çok etkin. Ancak, araştırmacı/analitik çalışmalar yapmakta çok ama çok yetersiz.

Basın yayın organları: Etkili ancak gazeteci/haberci yetiştirmede büyük sorunları var. Gazetecilerin önemli bir bölümü Arnavutça ya hiç bilmiyor ya da bu konuda yeterli değil. Kosova'da siyasilerin açıklamalarının en az % 90'ı Arnavut dilinde yapılıyor.

Bireyler : Kosova Türkleri, dil kullanımı konusunda çok hassas. Ancak, bu hassasiyet günlük konuşmalarda kalıyor. Sorarım: Kaç kişi dil hakkı ihlal ediliyor diye herhangi bir merceğe şikayette bulumuş? Bu konular üzerinde çok durmama rağmen, şimdiye kadar çok az vakaya tanık oldum. Halbuki, bu sorunların yönlendirildiği birçok organ mevcut. Basın yayın organlarında bu konular üzerine sıkça yorumlar yapılmış, ancak çözüm yeri oraları değil.

Destekçi dış faktörler: İyiniyet göstermelerine rağmen birçoğu, hassasiyetleri algılamakta yetersiz kalıyorlar. Burada, Kosova Türklerinin kendilerini ifade edememelerinin payı da çok yüksek.

Kosova Türkleri açısından Dil Yasa tasarısı ile ilgili en iyi senaryo:
Türkçe'nin her düzeyde resmi dil statüsüne sahip olması. Elimizdeki kozlar ve potansiyelimizin bunu başarma gücü var mı? Ayrıca bu aşamada, bunu başarma ikmanımız var mı? Zor!

Kosova Türkleri açısından Dil Yasa tasarısı ile ilgili asgari düzeyde tatmin edici senaryo:

Kosova Parlamento Başkanı Kolë Berisha, Başbakanı Agim Çeku ve KDTP Genel Başkanı Mahir Yağcılar arasında imzalanan uzlaşma metninin Parlamento desteğini alması. Metin neleri içeriyor:

1. Kosova'da kullanılan diller arasında Arnavutça ve Sırpça'nın yanısıra Türkçe, Boşnakça ve Romanca'dan da bahsediliyor.

2. Yasa'nın yerel düzeydeki resmi diller bölümünde Prizren'de Türkçe'nin hiç yüzdeliklere takılmaksızın eşit statüde resmi olmasını sağlıyor.

3. Geleneksel dilin yüzde 3'lük baraja takılmaksızın resmi kullanımdaki dil statüsüne (Bir alt kategori) sahip olacağı beliriliyor. Geleneksel dilden kasıt Türkçe. Bu konu çok kritik. İlerideki dönemde bunu farklı yorumlayanlar çıkacaktır.

Dil Yasa tasarısı şu an göreceli olumsuz senaryo :

Üçlü uzlaşma metninde yer alan değişiklik önergelerinin Parlamento tarafından reddi.
Yasa ile ilgili belirleyici faktörler
Kosova Arnavut partileri ve uluslararası toplum

Kosovalı Arnavut partileri:

Çok huzursuz, ancak uluslararası baskılar karşısında boyun eğmek zorunda. Muthemelen üçlü uzlaşma metnini destekleyecekler. Aksi takdirde durum daha karmaşık bir hal alacak.

Uluslararası toplum :

Türkçe konusundaki engellerini hep ekonomik faktörlere bağladı. Zira Yasa'nın uygunlaması, beraberinde bir mali yükü de getiriyor. Dolayısıyla Türkçe'yi sınırlı düzeyde tutmayı yeğlediler. Ancak, perde arkasında başka amaçları da var. Kosova'daki uluslararası görevlilerinin bir bölümünü Türklerin Kosova'daki varlığından huzursuz. Maalesef...

Kosovalı Türklerin şimdiden sonra yapması gerekenler:

Kendilerinden başlamalılar ve kendi faaliyetlerini sorgulamalılar. Bununla da yetinmeyip kendi bünyelerinde gerekli yapısal değişiklikleri gerçekleştirmelidirler.
Enerjilerini kişisel kavgalara değil, dış faktörlerle mücadeye yönelik harcamalılar.
1977 Dil KullanımıYasasını ve yeni Dil Yasa tasarısını analiz ettikten sonra kıyas ve yorum yapma kabiliyetlerini geliştirmeliler. Zira bu konuda yorum yapanların büyük çoğunluğunun her iki metni de iyi analiz etmedikleri ortaya çıkıyor.
Yeni Dil Yasası'nın neleri kazandırdığı, neleri de kaybettirdiğini iyice analiz edip, Kosova Anayasası'nın hazırlanması sürecinde hazırlıklı olmalılar. Ayrıca Kosova Topluluk Hakları Yasası da gündemde, bu konuya da yoğunlaşmalılar. Gündemde Dini Topluluklar Yasa tasarısı var. Çok ama çok kritik bir yasa. Bunu da dikkatle izlemelidirler.
Belediye Tüzükleri, yeni çıkması muhtemel yasaya göre değişikliğe uğrayacaktır. Bu değişiklikler sırasında Kosova Türkleri, kendi yaşadıkları belediyelerde daha aktif olmalıdırlar.
Eksiklerini hep dış faktörlere bağlamaktan vazgeçmelidirler. Suçlamalardan ziyade, eleştirel bir üslup geliştirmeli ve topluluğun çıkarları için somut çözüm önerileri getirmelidirler.

Son söz:

Dil Yasa tasarısının hazırlanmasında aktif olarak yer aldım. Kosova Türk topluluğuna mensup birçok kişiyle bu konuda ayrı ayrı görüşmelerde bulundum. Üzülerek söyleyebilirim ki çok az somut öneri aldım. Yasa nihai şeklini almadan önce keşke kahin olabilseydik.

Güner ÜREYA - 16.08.2006
gunerureya@journalist.com

Dil yarası

Esin MUZBEG

Bazen, baştan salma yazılar yazıyorum. Böyle yaptığım zaman en büyük eleştirileri en yakın dostlarımdan alıyorum. Demek ki eleştiri ile dostluk arasında ironik bir doğru orantı var. Ama herkes bunu anlayamıyor...

Bazen Türk toplumunun en can alıcı bir konusunu es geçiyorum. Fısıltı gazetelerinin odaklandığının tam tersini yapıyor ve sanattan, edebiyattan bahsediyorum. Sanmayın ki yazmak istemiyorum ve sanmayın ki birilerinden çekiniyor veya korkuyorum. Ne yazacağımı ve nasıl yazacağımı bilmiyorum! İşte bugün, "ne yazacağımı" ve "nasıl yazacağımı" neden bilmediğimi anlatacağım.

Malumunuz son dönemin en hassas konusu Kosova'da Türkçe'nin kullanımı... Yeni Dönem Gazetesine yazdığım ilk yazı "Bir kedinin miyavlamasını yasaklamak" başlığını taşıyordu. UNMIK Yönetimi yaptığı bir düzenleme ile resmi dillerin kullanımını belirlemiş ve Türkçe'yi es geçmişti. Bir benzetme yaparsak, Kosova'da kedilerin miyavlaması yasaklanıyor, havlayarak veya kişneyerek anlaşmaları isteniyordu. Buna razı olmak mümkün değildi! Havlamayı bilenler havlasın.

Dil konusu bizim gündemimizden hiç düşmedi. Çeşitli fırsatlarda hep bu yarayı dile getirdik. Bu sadece teknik bir düzenleme değil, bir gönül meselesi olmuştu. Sadece benim, senin, onun, KDTP'nin, öğretmenler derneğinin, aydınlar ocağının meselesi değil, Kosova'da yaşayan ve Türkçe konuşan her bireyin meselesi olmuştu. Dolayısıyla herkes konu ile ilgili ve sorumlu idi. Türkçe'nin resmi olarak düzenlenme sürecini elbette ki KDTP takip edecektir. Bu, kurum olarak KDTP'
nin boyun borcudur. Ama Kosova'daki Türklerin bütün yapılanmaları bu düzenleme ile ilgilidir. Ve sürece bir şekilde dahildir.

Son zamanlarda dil yasasının gündeme gelmesi Kosova'da Türkçe tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Herkes pür dikkat kesildi ama netlik ortada yok. Çünkü konunun odak noktası olan KDTP, yoğun bir misinformation, disinformation desinformation, süreçlerini uyguluyor.

Bunlar ne demek:

- Haber kaynağınca kasıtlı olarak eksik bilgi verme haber gizleme veya eksik haber vermeye misinformation denir. Maalesef sıkça karşılaştığımız bir durum.

- Haber kaynağınca kasıtlı olarak hiç bilgi vermeme durumuna disinformation denir. Bu durumda haber kaynağı kasıtlı olarak gazeteciyi başından savmakta, onu atlatmaktadır. Haber kaynağınca haberin çarpıtılması durumu da desinformation veya disinformationdur.

Medyada bir haber verification (haberin doğruluğunu kanıtlama) sürecinden geçtikten sonra yayınlanır. Ama toplumumuzla ilgili ve toplumumuzu ilgilendiren süreçlerle ilgili o kadar yalan, yanlış, eksik, çarpıtılmış malumat dolaşıyor ki nesnel ve tarafsız gazetecilik anlayışı içinde söz konusu malumatların doğrulanması mümkün değil. Bu durum seçimler döneminde de yaşandı; bu durum milletvekilleri adaylarının belirlenme döneminde de yaşandı; bu durum hükümet kurulurken bir bakanlığın KDTP'ye verilmesi döneminde de yaşandı ve bugün dil konusunun konuşulduğu hassas dönemde de maalesef yaşanıyor.

KDTP dille ilgili toplantı yapıyor içeri gazeteci almıyor; doğru dürüst tutanak tutmuyor; oradaki konuşmaları, tartışmaları ve önerileri ve hatta tartışılan belgeleri derleyip toparlayıp kamuoyuna açıklamıyor; bu bilgileri medyaya vermiyor... böyle olunca oradan çıkan herkes birşeyler konuşuyor ve fısıltı gazetesi işlemeye başlıyor. İnternet ortamlarında suçlamalar, ağır ithamlar yapılıyor. İçerden bakan biri olarak benim kafam karışıyor; dışardan gözlemleyenler ise herhalde dumura uğramıştır.

Bütün bu kaosun nedeni yukarıda bahsettiğim misinformation, disinformation ve desinformation, süreçlerinin yoğun bir biçimde uygulanması ve verification mekanizmasının işleyememesinden kaynaklanıyor. İşte bu yüzden en hassas olduğum konularda bile doğru dürüst yazılar yazamıyorum.

Ne mi yapmalı?

6 ile 7 Temmuz tarihleri arasında kısa bir Ohri, Manastır ve Üsküp turu attım. Ohri'de gezerken Halveti tekkesine uğradık. Hiç tanımadığım bir amca ile konuşmaya başladık. "Kosova'da neler oluyor; neden Türkçe dilinizi vermiyorlar; biz hepimiz Müslümanız bu milli ayrım neden yapılıyor; bırakın herkes istediği gibi konuşsun" dedi. Evet! Hepimiz Müslüman'ız ama iş dile gelince, birileri "gavurlaşabiliyor"
kolayca...

"İşiniz zor, Allah yardımcınız olsun" dedi çekip giderken adam.

Tam bu problemlerden uzaklaşmış, kafamdan her şeyi silmiştim, "İşiniz zor, Allah yardımcınız olsun" ifadeleri dolanmaya başladı beynimde. Salıyı Çarşambaya bağlayan gece yarısında Makedonya'dan Kosova'ya girerken, Kosova polisinin Türkçe konuşup, "Serbest Türkçe konuş, ben Gilanlı Türk'üm" demesi tek tesellim oldu. Türkçe'nin sadece Prizren'e resmi dil yapılmak istenmesini ve bunun bir başarı olarak lanse edilmesini biliyor olmam ise bu tesellime buruk bir acı ekledi.

Bu anlattıklarım "Ne mi yapmalı?" sorununa cevap olmadı. Cevabı bilen söylesin!

Gördüğüm kadarıyla zaman politika yapma zamanı değildir; zaman hesaplaşma zamanı değildir; herkes eteğindeki taşı döksün, açık ve şeffaf olsun. Dönemin aktörleri birbiriyle kavga ederken, anadilini ninnilerden öğrenmeye başlayan yavru bebelerin geleceği köreltiliyor. "10 yıl, 20 yıl sonrasından bana ne" deme lüksü kimsede yok; hele bir parti başkanında hiç yok. Bunun vebalini taşımak kolay olmasa gerek!

Kaynak : "Yeni Dönem" - 14.08.2006 17:16

Çukurova Üniversitesi : Argomuz Bile Bozuldu

YAHYA KEMAL