|
Adem Yavuz Arslan - Aksiyon Dergisi
Sayı: 486 - 29.03.2004
Bir yıl önce bu hafta, Slobodan Miloşeviç, uluslararası bir barış planını geri çevirdi ve yüzlerce Kosovalının öldürüldüğü, 200 bininin de evlerinden sürüldüğü terör kampanyasını yoğunlaştırdı. Barış görüşmeleri devam ederken Miloşeviç'in başlattığı bu yeni saldırı, 1 milyondan fazla Kosovalıyı mülteci durumuna düşürdü ve geride yanıp yıkılmış köyler, tecavüzler, cinayetler ve etnik temizliğin izini bıraktı.
......
Radikal Gazetesi - 29 Mart 2000
530 yıldır baskı, taciz ve saldırılarla müslüman kimliğini silmek isteyen Sırp ve Hırvat zulmünün mağdurları gençlerimiz
Kosova Cumhuriyeti
Kosova Cumhuriyeti Doğu Avrupa'da istikrarsız Balkanların istikrarsız bir bölgesindedir. Kosova, kuzeydoğudan Sirbistan, kuzeybatıdan Sancak ve Karadağ, güneyden Arnavutluk, güneydoğudan da Makedonya ile çevrilidir.
Osmanlı devleti döneminde (Kosova) bölgesi Arnavutluk'u oluşturan en büyük vilayetlerden birisiydi. Bu vilayet, 1787-1945 yılları arasında Sırbistan ve Karadağ'ın işgal ettiği dört vilayet arasındaydı. Tarihi Kosova bölgesi, Sırbistan, Makedonya ve Karadağ arasında bölünmüş, en büyük pay Sırbistan'a verilmiştir. İşte bugün Kosova denilen bölge aslında tarihi Kosova vilayetinin Sırbistan'a verilen kısmıdır.
Bugün Kosova'nın yüzölçümü 10.877 km2 ve nüfusu 2.234.000 olup nüfusun %93'ü müslümandır. Geriye kalanların çoğunluğu Sırp asıllıdır. Müslüman nüfusun %90'u ise Arnavut kökenlidir.
Bugünkü Kosova'nın başkenti Priştina'dir. Osmanlı döneminde baskent önce Prizren sonra Pristina sonra da Üsküp olmustur. Üsküp bugün Makedonya'nın başkentidir. Bugün Üsküp'te yaşayan Arnavutların nüfusu Arnavutluk'un başkenti Arnavutlardan daha fazladır.
Yugoslavya'nın siyasi yapısı 1974'te yeniden düzenlenmis ve altı cumhuriyet'ten oluşmuştur: Sırbistan, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Makedonya, Slovenya ve Karadağ. Özerk olan Voyvodina ve Kosova bölgeleri ise Sırbistan'ın kontrolüne bırakılmıştır. Bu cumhuriyetlerin tümü federal bir devleti oluşturmuştur.
Statüsü: Sırbistan ve Karadağ sınırlarına dahil BM idaresinde bölge
Nüfus: 1 milyon 800 bin
Başkent: Priştine
Başlıca diller: Arnavutça, Sırpça
Başlıca dinler: İslam, Hıristiyanlık
Yeraltı kaynakları: Kömür, kurşun, çinko, krom, gümüş
ÇAĞDIŞI AMA GERÇEK
ABD-YUNANİSTAN-PATRİKHANE
Müslüman Arnavutluğu
Hıristiyanlaştırıyorlar
CEM BAŞAR
Patrik Bartalomeos Türk milletinin tahammül ölçülerini fazlasıyla aştı. Davranışları ile Türkiye'ye adeta meydan okuyor. AKP iktidarının göz yumması ile Anadolu'nun Müslüman insanlarını Hıristiyanlaştırma faaliyetleri yetmiyormuş gibi asırlarca Türkiye'nin jeopolitik alanı içinde bulunan, nüfusunun % 70'i Müslüman olan Arnavutluğu, Hıristiyanlaştırıp Yunanlılaştırmak için, 1999 dan beri ABD ve Yunanistan'la birlikte Ekümeniklik örtüsü altında Hıristiyanlaştırmaya çalışıyor.
Söz konusu faaliyetleri Patrik Bartalomeos'un Arnavutluğa örtülü şekilde atadığı Piskopos Anastasiyos sürdürüyor.
YUNANİSTAN-ARNAVUTLUK İLİŞKİLERİ
Arnavutluk'un da bağımsızlığını elde ettiği tarihten itibaren, sınır anlaşmazlıkları nedeniyle Yunanistan ile ilişkileri iyi olmamıştır. 1913 Londra Konferansı sonrasında 200 binden fazla Arnavut'un yaşadığı Güney Epir Yunanistan'a verilmiştir. Yunanistan, konferans sözleşmesindeki taahhütlerinin aksine, bölgedeki Arnavutları göçe mecbur etmek için yağma, yıkma ve toplu öldürme tertiplerine girişmiştir. 1918 yılında ise Yunanistan, Paris Barış Konseyi'ne başvurarak, Kuzey Epir'i de istemiş ancak bu isteği kabul edilmemişti. II.Dünya Savaşı sonunda Yunanistan tarafından işgal edilen Kuzey Epir, Yunan iç savaşından faydalanan Arnavutluk tarafından tekrar geri alınmıştı. Ancak Yunanistan bu topraklar üzerindeki emellerinden hiçbir zaman vazgeçmemiş, Güney Arnavutlukta yaşayan Ortodoks Arnavut azınlığın "Yunanlı" olduğu propagandasına yoğunluk azandırarak hak iddia etmiştir. Son günlerde "Megali İdea" kapsamında bulunan Güney Arnavutluk'un Yunanlılara göre "Kuzey Epir"in sınırlarına katılması için yoğun fakat temkinli bir politika gösterildiği izlenmektedir.
Yunanistan'ın Güney Arnavutluk'u topraklarına katmak amacıyla yakın zamana kadar; Güney Arnavutluk'a gönderdiği papazlar vasıtasıyla Ortodoks azınlığı kışkırtarak ayaklanmalarını sağlamaya çalıştığı, Yunanistan'da 19, ABD'de 50, Arnavutluk'ta ise OMONIA Derneği başta olmak üzere pek çok "Pan-Epirotic" dernek kurduğu, 1990 ve 1993 yıllarında Yunanistan'a sığınan Arnavut göçmenlere yardım bahanesiyle Avrupa Birliğinden aldığı milyonlarca doları Arnavut göçmenler için harcayacağına PKK terör örgütünü beslediği bilinmektedir.
Ancak, Berisha'nın Devlet Başkanlığı döneminde komşusu ile anlaşmazlıkları had safhada olan Yunanistan, Mart 1997 ayında Arnavutlukta meydana gelen toplumsal ayaklanma olayları ertesinde Yönetime gelen Fatos NANO'u ekonomik yardımlarıyla kendisine bağlamayı başarmıştır. NANO iktidarını böylelikle elinde tutan Yunanistan, Elen soylu olduğunu iddia ettiği Güney Arnavutlukta yaşayan Ortodoks azınlık için sosyal, kültürel, ekonomik imkanlar sağlanmasını başarmış, sonuçta tezlerine sağlam dayanaklar yaratmıştır.
Nihai amaca ulaşmak için propagandayı etkili bir silah olarak kullanabilme konusunda uzman olan Yunanistan siyasi entrikaların tıkandığı yerde AB üyesi olmasından yararlanarak ekonomik aldatmacalarla amacına ulaşmayı denemektedir. Yunanistan'ın, %70'i Müslüman, %10'u Katolik olan Arnavutluk halkını, önce Ortodokslaştırma sonra da Helenleştirme amacına yönelik faaliyetlerinde Mart 1997 olaylarını müteakip hissedilir bir artış gözlenmektedir.
Bu çerçevede; turist maskesi altında ve sahte isimli pasaportla Arnavutluk'a gönderilen misyonerler vasıtasıyla, Arnavut köylerinde ev ev dolaşarak beyin yıkama yöntemi uygulanmaktadır. Fanatik Yunanlılar arasından seçilen bu kişiler, kısa dönem süren dini eğitimin ardından Arnavutluk'a gönderilmektedir. Bu tür faaliyet yürüten 15 kadın ve 20 erkek misyoner, 15-20 gün çalıştıktan sonra geri çekilmekte, yerlerine yeni misyonerler gönderilmektedir. Son dönemde ise Arnavut ailelerin evlerine daha kolay girebildikleri için kadın misyonerlerin sayısı artırılmıştır. Misyonerler girebildikleri Arnavut evlerinde "dünya politikası, bu politikada Ortodoks Yunanlıların önemi ve yeri, Ortodoksların Katolik ve Müslümanlara oranla üstün oldukları" konularını işlemektedirler. Özellikle "Türkoalvanos" (Türk kökenli Arnavut) adını verdikleri Müslüman Arnavutlara yönelik Ortodokslaştırma faaliyeti, Yunanistan'da iş bulma vaadi ile, isimlerini Yunan isimleri ve dinlerini Ortodoks olarak değiştirmelerinin istenmesi yoluyla gerçekleştirilmektedir. Ülkede mevcut ekonomik kriz ve hayat standardının düşük olması, işsizliğin had safhada bulunması nedeniyle bu uygulama kabul görmektedir. İsmini ve dinini değiştiren Arnavutlara verebilecekleri hizmetlerin ölçülerine göre değerli hediyeler verilmektedir.
İnsan Hakları konusunu kullanarak Türkiye'ye insanlık dersi vermeye kalkışan AB, acaba üyesi Yunanistan'ın sınırları içinde yaşayan azınlıklara karşı nasıl davrandığını görüyor mu? Yunanistan öylesine pervasız ki, kendi vatandaşları olan azınlıklara bir Ortaçağ Derebeyliği gaddarlığı ile muamele ettiği yetmiyormuş gibi şimdi de komşularına karşı yayılmacı politikasını uygularken, akıl almaz yollar izlemekte .
Yunan Ortodoks kilisesine baş kaldırıp bağımsızlığını ilan eden Elbasan/Kale Mahallesindeki Arnavut Ortodoks Saint Marie Kilisesi Başpiskoposu Nikola MARKU ise maddi imkansızlıklar nedeniyle Yunan propagandasına karşı etkili bir faaliyet yürütememektedir. Tiran nüfusunun hemen hemen tamamının Müslüman olmasına rağmen, Tiran'ın Draske, Fag, Fravesh, Elbasan'ın Fikas, Peshtresh ve Karakullak köylerinde, Yunan Ortodoks kiliselerinin inşaası, önce Ortodokslaştırma bilahare Helenleştirme politikasının tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan Yunanistan, ülkeye legal veya illegal yollardan gelen göçmenler için başlatılan "Yeşil Kart" uygulamasından Kuzey Epir üzerindeki yayılmacı emelleri doğrultusunda yararlanarak, yeşil kartların üzerinde "Voryos İpiros Simeni Ellada" yani "Kuzey Epir Yunanistan Demektir" ibaresini kullanmakta, Arnavut göçmenlere iş imkanı karşılığında isimlerini Yunan isimleri ile değiştirmeleri ve Ortodoks Hıristiyan dinine geçmeleri için baskı yapmaktadır.
Yunanistan son aylarda Arnavutluk ile ilişkilerini iyileştirmek için ilginç yöntemler geliştirmeye başlamıştır. Atina ile Güney Arnavutluk arasında düzenli otobüs seferleri başlatan Yunanistan, bu otobüslerin daha kolay çalışabilmesi için geniş bir otoban yolu da hizmete sokmuştur. Başbakan Simitis Yunanistan-Arnavutluk sınırında büyük bir parkı hizmete açarken, Tiran'da Yunanistan'ın finanse ettiği bir klinik faaliyete geçirilmiştir. Fakat gözden kaçan önemli bir gelişme gerek Arnavutluk'u gerekse Makedonya'yı rahatsız etmektedir. Bu da Yunanistan'ın 1997 Arnavutluk krizi ve arkasından başlayan Kosova krizi sonrasında, Arnavutluk ve Kosova sınır bölgesindeki artan askeri varlığıdır. Türk-Yunan sınırında ve Adalarda bulunan birtakım birliklerini bu bölgeye kaydıran Yunanistan bu şekilde iki ülkenin rahatsız olmasına neden olmaktadır.
SONUÇ
Yunanistan'ın yayılmacı politikası komşularının sabır ölçülerini artık taşırmaya başlamıştır. Arnavutluk, Makedonya, Bulgaristan ve Türkiye'ye yönelik yıkıcı faaliyetlerde hangi taşı kaldırırsanız altından Yunanistan çıkıyor. Sırtını AB'ye dayayan Yunanlılar komşularına karşı tahriklerini gün geçtikçe artırmaktadırlar. Yunanistan-Sırbistan işbirliğinin genişlemesi, Katolik Hırvatistan ve İtalya tarafından da endişeyle izleniyor. İtalya'nın, Arnavutluk ve Makedonya üzerindeki çıkarlarının, Yunanistan ve Sırbistan'ın çıkarları ile çatışması Katoliklikle Ortodoksluk arasındaki geleneksel çatışma ile birleşerek yavaş yavaş Balkanlar'da tekrar su yüzüne çıkmaya başlamaktadır.
Balkanlardaki yayılmacı girişimlerini AB'nin maskesi altında uygulamaya çalışan Yunanistan'ın bu girişimlerine engel olacağına inandığı Türkiye ve Bulgaristan'ı devre dışı bırakabilmek için , yürüttüğü sahte dostluk girişimlerinin altındaki ekonomik ve siyasi yayılmacılık devam etmektedir. Balkanlarda yaşayan bütün Ortodoksları "Helen" olarak niteleyen ve bu nedenle de Bizans'ın varisi olduğunu iddia eden Yunanistan, ilkel bir ırkçılık politikası izlemektedir. Yunanistan'da yaşayan bütün azınlıkları "Helen" kimliği ile tanımlayan Yunanistan'ın bu tutumu bu yıl yayınlanan İnsan Hakları raporunda da açık bir şekilde belirtilmesine rağmen, Avrupa Birliği ülkeleri tarafından adeta teşvik edilmektedir. Batı dünyasının da Yunanistan'ın belgelenmekten çekinmediği yayılmacı emellerini görmezlikten gelerek, varlığını ve bütünlüğünü korumak için mücadele veren ülkeleri anti-demokratik olarak nitelemesi ve onlar üzerinde baskı oluşturmaya çalışması çifte standart değil de nedir?
Yunanistan'ın yayılmacı girişimleri, komşuları tarafından hoş karşılanmamakta ve aralarındaki ilişkilerin daha da sıcaklaşmasına neden olmaktadır. Mart ayı içerisinde Romanya'da yapılan Balkan Zirvesinde Balkan ülkeleri aralarındaki ekonomik ve siyasal ilişkileri geliştirme kararı alırken, Yunanistan'ın çekimser kaldığı gözlemlemiştir. Nitekim zirve sonrasında Türkiye ve Bulgaristan'ın derhal gerçekleştirmek istedikleri Türk-Yunan-Bulgar Dışişleri Bakanları zirvesini seçimleri bahane ederek ertelettiren Yunanistan, AB'nin isteği ile bu zirveye katılmak zorunda kalmıştır.
Tarihsel sebeplerden dolayı Tüirkiye ile hiç bitmeyecek bir düşmanlık, politikası geliştiren Yunanistan, Türkiye'yi Batıdan ve Balkanlardan izole etmeyi, ABD ve AB ile olan ilişkilerini bozmayı, Türkiye'nin komşu ülkeleri ile olan ilişkilerini engellemeyi ve KEİB içendeki öncü rolünü üstlenmeyi amaçlamakta vada bu amacını gerçekleştirmek için yoğun çaba sarfetmektedlr. Bu politikanın asıl hedefi ise Türkiye'yi tecrit etmek suretiyle Balkanlarda bir Ortodoks ekseni yaratarak bölgede hakimiyet kazanmaktır. Şimdiki durumda Balkanlarda izole olan ülke Yunanistan'dır. Yunanistan "Ortodoks Balkan Ülkeleri Ekseni" planını tamamıyla gerçekleştirirse, bu durumu tersine çevirerek Türkiye'yi izole edecek. Bunun doğuracağı sonuçlar arasında, Arnavutluk'un Yunanistan tarafından pasifize edilmesi ve Makedonya Cumhuriyeti'nin ortadan kaldırılması, belki Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan arasında paylaşılması var. Bu da Yunanistan'ın "Ortodoks Balkanlar" ekseni oluşturma planının çok yönlü olduğunu göstermektedir. Balkanlarda sırf Müslüman oldukları için NATO ve AB nin gözleri önünde Bosna'da 260 000 Müslüman kadın çocuk demeden vahşice öldürüldü. Hatta Yunanlı ve Kıbrıslı Rum Müslüman öldürmenin zevkini yaşamak için Bosna'ya gittiklerini gazetelerde okuduk fotoğraflarını gördük.
Balkanlardaki Müslümanları "yok etme" operasyonu şimdi Arnavutlukta sürdürülüyor. Patrikhane bu işi başaramazsa yeni bir Bosna katliamı bekleyebiliriz. Kilisenin kurduğu sağcı ELENİZM CEPHESİ partisinin INTERNET sitesinde yer alan yazı inanılacak gibi değil. Elenizmin alanı olan Balkanlarda bir tek Müslüman kalmayıncaya kadar mücadele edeceklerini şimdi sıranın Makedonya ile Kıbrıs'a geldiği belirtiliyor. Asırlardan beri kan bağı ile bağlı olduğumuz Müslüman ve aralarında çok sayıda Türk kökenli kardeşlerimizin yok edilmelerine seyirci mi kalacağız?
CEM BAŞAR
Araştırmacı- Yazar
8 Temmuz 2005 17:52
KOSOVA TÜRK YAZINININ İKİ TEMSİLCİSİ BİLKENT'TE
Kosova'da yaşanan savaş nedeniyle Türkiye'ye göç eden Hasan Mercan ve Osman Baymak, Başbakan Bülent Ecevit'in desteğiyle başbakanlık özel konuğu olarak Ankara'ya davet edildi. Mercan ve Baymak, Bilkent Üniversitesi Rektöıü Prof. Ali Doğramacı ile Türk Edebiyatı Bölümü ve Türk Edebiyatı Merkezi Başkanı Prof. Talât Sait Halman tarafından, birikimlerinden yararlanılmak üzere, Konuk Edebiyat Araştırmacısı olarak Türk Edebiyatı Merkezi'nde görevlendirildi.
Hasan Mercan
Hasan Mercan 1944'te Prizren'de doğdu. Öğretmen okulunda öğrenci iken Birlik gazetesinde çalışmaya başladı. Stajını Türkiye'de Cumhuriyet gazetesinde yaptı. Daha sonra, ülkesindeki çeşitli gazetecilik kurslarına katıldı ve kırk yıl boyunca gazeteci ve televizyon yapımcısı olarak çalıştı.
Bu çalışmalarının yanı sıra elli altı özgün yapıtı, sahneye koyduğu yirmi oyunu,Türkçe'ye kazandırdığı otuz çevirisi ve kendisi hakkında yazılmış bir kitap bulunan Hasan Mercan, Yugoslavya Türk yazınının ikinci kuşağının önemli bir temsilcisi sayılıyor. Yazar, şair, dramaturg, çevirmen Mercan, Dünya Yazarlar Örgütü'ne kabul edildi ve Türkiye'de Ömer Faruk Toprak Başarı Ödülü'nü kazandı.
Yaşar Kemal'in övgü dolu bir önsöz yazdığı Namus Köprüsü adlı romanı Türkiye'de yayımlandı. Mercan'ın yapıtları on sekiz dile çevrildi. Şimdiye dek yaptığı çalışmalarla on yedi yazın ve on gazetecilik ödülü kazanan Hasan Mercan, ülkesinin Bor kentinde düzenlenen Balkan Yazarları Karşılaşması'nda Balkanlarda Yaşayan En İyi Türk Edebiyatçısı seçildi. Haftalık Tan gazetesinde köşe yazıları yazmış, Priştine televizyonunda kültür yorumculuğu yapmış olan Mercan, Tomurcuk, Kuş ve Sevinç adlı çocuk dergilerini ve Çığ adlı edebiyat dergisini yönetti. Son haberlere göre, Mercan'ın Priştine'deki evinin yağmalandığı, basıma hazırladığı çalışmalar ve otuz sekiz yıldır tuttuğu günlüklerin yok edildiği bildirilmektedir.
Osman Baymak
Türk Edebiyatı Merkezi'nde Konuk Edebiyat Araştırmacısı olarak bulunan Osman Baymak, 1954 yılında Prizren'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada, yüksek öğrenimini ise Priştine İktisat Fakültesi'nde tamamlayan Baymak, Printeks Tekstil Endüstrisi'nde planlamacı olarak çalıştı.
Yugoslavya'da Türkçe olarak yayımlanan Birlik ve Tan gazetelerinde muhabirlik yaptı. Balkan Aydınları ve Yazarları (BAY) tarafından desteklenen İnci adlı çocuk dergisini ve Genç Bay adlı gençlik dergilerini çıkardı. Osman Baymak, Yugoslavya Türk Yazarlar Derneği'nin kurucu üyesi olup, TİKA tarafından desteklenen Uluslararası Balkan Türk Kültür Sanat Şöleni ve Hizmet Ödülleri'ni dört yıldır düzenlemektedir.
Baymak, 1998 yılında Türksav tarafından verilen Hizmet Ödülü'ne de lâyık görüldü. Şiir, öykü ve deneme yazarı olan Osman Baymak'ın çalışmaları on üç kitapta toplandı, bu çalışmalar yedi ayrı dilde yayımlandı.
Kosova Türk kültürü ve yazınının varlığına ve gelişimine büyük katkıları olan Hasan Mercan ile Osman Baymak'ın Bilkent Üniversitesi'nde bulunmasından kıvanç duyuyoruz.
Kaya Akyıldız
Türk Edebiyatı Bölümü
Yüksek Lisans Öğrencisi
Sayı 1: Eylül 1999
KOSOVA TÜRKLERİNİN EN VERİMLİ YAZARI HASAN MERCAN ANKARA'DA BU SABAH SAAT BEŞTE VEFAT ETTİ
Secaettin Koka
Ankara'da 1999 yılı Kosova Savaşından bu yana yaşamakta olan Kosova Türk Yazarları Derneğinin en verimli yazarı Hasan Mercan bu sabah saat beşte Ankara'daki evinde vefat etti. Kosova Türklerine gazeteci ve yazar olarak yazılarıyla çok önemli katkı sunan Hasan Mercan bugün 29.04.2006 tarihinde Etimesgut'tan hareket edecek olan cenaze kafilesi ile öğlen saatlerinde son yolculuğuna uğurlanacaktır.
Hasan Mercan 1944'te Prizren'de doğdu. Otuz yıldan daha fazla gazetecilikte ekmeğini kazanan ozan ve yazarın elliden çok kitabı yayınlandı. Birçok ödüller alan Hasan Mercan'ın eserleri 12 dile çevrildi. Türkiye'de de ondan çok kitabı yayınlandı. Üsküp Halklar Tiyatrosunda, Prizren, Gilan ve Priştine tiyatrolarında, Priştine, Üsküp radyolarında, Priştine televizyonunda, Prizren'in Doğru Yol Derneği dram kolunca 14 oyunu sahnelenip gerçekleşti.
Hasan Mercan bir süre röportaj türünde de Türk okurlarına önemli yazılar yazdı ve bu türde Türkler arasında çığır açtı. Ayrıca tercüme alanında da çok verimli olan yazar 30'un üzerinde oyun, roman, şiir kitaplarını dilimize kazandırdı.
Merhum Hasan Mercan'a Cenab-ı ALLAH'tan (C.C.) rahmet, kederli ailesine, kendisini sevenlere ve Kosova halkına da sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Secaettin Koka
Kosova, 29.04.2006
¤ 30.04.2006
Başımız sağ olsun, izninizle merhum Mercan'ın vefat haberini siteme koyuyorum.
Sevgi ve saygılarımla.
Civan Canova
Kardeşim Hasan
Bugün 29 Nisan 2006'da
Ankara'da Nisan yağmurları altında
Cimşit Köyü mezarlığında
534 numaralı mezara gömdük seni
Eski dostlarından sadece ben oradaydım
"Şiirle yaşama
Aç kalırsın
Doyum olmaz..."
Demiştim şiirimde sana
Doymadın gurbetlere
Üsküp'ler,
Priştine'ler
Ankara'lar
Mezarının ucunda güzel bir çam ağacı var
Yakınında devamlı Kur'an okunuyor
1980'de bizi Moskova'da mezarına götürdüler ya
Nazım kıskanır seni.
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez
"Demişti Nazım" hani...
Secaettin Koka
Ankara, 29.04.2006
¤ 29.04.2006
Değerli yazar-gazeteci dostumuzun ölüm haberi bizlere de derin üzüntüler verdi. Kendisi ile "Yörük Osman" adlı oyununu Gilan Tüyatosunda sahnelediğimizde derin dostluklara vesile olmuştu. Özellikle oyunun baş kahramanlarından Yörük Osman'ın" Bırakmam Seni Toprağım" cümlesi kullaklarımda her geçen gün daha etkileyici oluyor... Mekanı cennet olsun dualarımızla Merhum'a Allah'tan rahmet Yakınlarına başasağlığı dileriz.
KDTP Gilan-Dobırçan şube Yönetimi adına ve 1981 yıllarında Yörük Osman adlı oyunu sahneye koyan oyuncular adına Celal Mustafa.
BEN CELAL MUSTAFA
¤ 29.04.2006
Çoğumuzun yakından tanıdığı gazeteci-yazar, meslektaşımız ve ağabeyimiz Hasan Mercan'ın ölüm haberi bizleri de derinden üzdü. Hasan Mercan toplumumuzda sevilen ve sayılan, cana yakın ve insan sever bir kişiliğe sahipti. Değerli yazarımız Hakkın Rahmetine kavuştu, ancak arkasından hepimizin övüneceği eserler bıraktı.
Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine de baş sağlığı diliyoruz.
RTK- KOSOVA RADYOSU
¤ 29.04.2006 16:53
Bu sabah saat 5'te Ankara'daki evinde değerli sair, yazar, gazeteci Hasan Mercan bu dünyaya gözlerini yumdu. Bu acı haber karşısında, Kosova Turk Yazarlar Derneği üyeleri olarak bizler olduğu gibi, genelde Kosova Türk halkı da büyük üzüntü duymuştur.
Daha on beş yaşını doldurmadan Prizren'den Üsküb'e giderek Birlik Gazetesi'nde gazeteciliğe atılan Mercan, edebiyatın hemen her dalında yoğun bir tempoyla yaratıcılığını sürdürmüş, Kosova, Makedonya ve genelde Türk Dünyası Edebiyatında kendine özgü bir yer edinmiştir. Kosova Türk Edebiyatının zirve isimlerinden olan Hasan Mercan 7 yıldan bu yana Ankara'da yaşayıp yaratıcılığını sürdürüyordu.
Bir daha onu kaybetmenin derin üzüntüsü içinde olduğumuzu anımsatırken, Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
Kosova Türk Yazarları Derneği üyeleri adına
Zeynel Beksaç
¤ 30.04.2006 07:40
Değerli, şair, tırnaktan tepeye edebiyatçı, gazeteci ve çok değerli arkadaşımız Hasan Mercan'ın ölüm haberi bizleri şoke etti. Türkiye'de bulunduğumuz şu yedi yıl içinde "mektup sırdaşımızı" kaybetmek, O'nun cenaze merasiminde bulunmamak, mezar başında son defa anıları önünde eğilmemek üzüntülerinden hissetiğimiz boşluğu doldurmak yokluğunu yaşamaktayız. Hasan'ımıza Allah'tan rahmet, kederli ailesine de sabırlar dileriz.
Muhammed Ustaibo ve Raife Ustaibo
¤ Pazartesi 01.05.2006 00:45
Konu : Yörük Osman'ın yazarı öldü
Şiir, hikaye, roman, tiyatro, röportaj ve diğer türlerde yerli edebiyatımıza çok sayıda eser kazandıran, "Yörük Osman" adlı yapıtıyla edebiyat arenasına merhaba diyen, Priştine Televizyonu Türkçe Yayınlar Bölümünde on beş yıl beraber çalıştığım mesai arkadaşım Hasan Mercan'ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Priştine'deki Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde okuyan öğrencilerin ve şahsım adına merhum'a Allah'tan rahmet, kederli ailesine de sabır ve başsağlığı dilerim.
Prof. Dr. İrfan Morina
Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı
Priştine
¤ Pazartesi 01.05.2006 07:45
Konu : Yörük Osman'ın yazarı öldü
Değerli yazar Hasan Mercan'ın vefatını üzüntüyle öğrendim.
Yakınlarına ve edebiyatseverlere başsağlığı
diliyorum...
Tuncer Cücenoğlu
Bu site "PRİZRENLİLER KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ" sitesinden ve "PRİZRENLİLER GRUBU" yazışmalarındaki bilgi ve resimlerden derlenerek Sevgili Hamit ERGÜL'ün desteğiyle oluşturulmuştur. Yazarlar ve kaynaklar resim ve başlık altlarında da belirtilmeye çalışılmıştır. Amacımız Kosova'lı ve Balkanlarda yaşayan kardeşlerimizin sesini geçmişte olduğu gibi geniş bir çevreye duyurmaktır.
Her şeye rağmen bir kusurumuz olduysa affola.
Aysel SERHAT
Paris
Mustafa Necati Sepetçioğlu'nu kaybettik!
Dün (8 Temmuz 2006, Cumartesi) bu dünyadan göçen, Mustafa Necati Sepetçioğlu beyefendiye Allah'tan rahmet; kederli ailesine, sevenlerine, romanlarıyla hep yanar tuttuğu ülkünün sıcaklığına ve ışığına gönül verenlere başsağlığı diliyorum.
Yeri doldurulmaz bir kayıp.
Geride kalan bizler, daha çok çalışmak zorundayız.
Prof. Dr. Osman Metin Öztürk
Balkan-Türk
Popüler Müziği Festivali
Ben Üsküp'ten Süleyman Sait. Yakın tarihte bir Balkan-Türk Popüler Müziği Festivali düzenlenecektir. Festival T.C.Büyükelçiliği Kültür Ataşesi Sayın Nadir Avcı himayesi altında düzenlenecektir. Bu bir Balkan Türk Festivali olduğu münasebetiyle, Kosova'dan da Türk asıllı yetenekli müzisyen arkadaşlarımızın katılmasını, hatta Kosova Türk asıllı sanatçıların da festivalimize katılmalarını bekliyoruz...
Amacımız, varolan yerli Türk sanatçılarımızın kolayca eriyip gitmemesidir. Yani, bu festival onların ileriye gitmesini, geniş kitleler tarafından tanınması ve asıl amaç, Türk müziğinin yerli sanatçılarımız tarafından Balkan Yarım Adasında yaşatılması,ve kültürümüzü ilerletmektir.v.s.
Eğer Festivalle ilgili bilgi edinmek isteyen kardeşlerimiz varsa,
+389 70 628 117 telefondan öğrenebilirler.
Teşekkürler ve saygılarımla.
Süleyman Sait
sultan_suleyman1@yahoo.com
Üsküp - 10.08.2006
"Sen bilmezsin Muyo ama Kosovalılar bilir!"
Altay SUROY - 14.08.2006
NAMUŞA KOSOVA ŞEHİTLERİ
Bu sitenin hazırlanmasında bize destek olan
şair ve yazar Üzeyir Lokman ÇAYCI'ya çok teşekkür ediyoruz.
Aysel Serhat
|