aysel.turkkale.sitemynet.com
gazete

Görüntü
Saygınlık
Gerçekler
Terör
Çözümler
Hür irade
Gündem
Şehitlerimiz
Dünya
Yolsuzluklar
Öykü
Çevre
Yayınlar
Seçtiklerimiz

Saygınlık


Tüzmen'e protesto şoku

Canlı yayında AKP'ye isyan etti


Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

301. MADDE ULUSAL ONUR
VE SAYGINLIK SORUNUDUR!!!

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

Meşhur 301. Madde aşağıdadır.
Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama :

Madde 301

(1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini ALANEN aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını ALANEN aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

(4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

Gelin bu 301. maddeyi birlikte irdeleyelim.
Öncelikle TÜRK OLMAMIZA, CUMHURİYETİMİZE, TBMM ve HÜKÜMETİMİZE, YARGI ORGANLARIMIZA, ASKER VE EMNİYET TEŞKİLATIMIZA yapılacak bir hakaretin ve aşağılamanın ALANEN=AÇIKÇA olması KOŞULU VAR!!!

Yani açıkca olmadan veye yarı açık bir şekilde yapılacak aşağılamaya CEZA YOK.

Dünyada hiçbir saygın ve onurlu bir ülke veya kişiler, kendisine açıkça hakaret edilmesine izin vermez. Aksi halde onurlu kişiliğine ve saygınlığına gölge düşürür.

Düşünce özgürlüğünü kısıtladğını öne sürerek 301. maddenin tümden kalkmasını isteyenler, eleştiri amacını içeren açıklamalara izin veren 4. bendini görmezden gelmektedirler.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey, yapılan yorum ve açıklamaları eleştiri mi, hakaret mi diye irdeleyecek olan yargı organı mensuplarının verecekleri kararla, birilerinin ağzına sakız olmayacak şekilde titiz ve objektif bir inceleme yapmalarıdır. Çünkü verecekleri kararları her an sömürmeye hazır, içte ve dışta birçok vatan hainlerinin olduğu unutulmamalıdır.

Değerli arkadaşlar,

Esasen 301. maddenin kalkmasına karşı tepki vermesi gerekenlerin başında, önümüzdeki dönemde dış ülkelerden ödül almayı düşünenler ve isteyenler olmalıdır. Çünkü güzel ülkemiz ve Cumhuriyetimizin kurumları aleyhine yazılı veya sözel yorum yaparak, bir ceza almaları gerekir ki dış ülkeler tarafından ödüllendirilebilsinler. Bu madde kalkarsa neyle suçlanacaklar ve nasıl cezalı duruma düşecekler ki!!!

Sonuç olarak, ULUSAL ONUR VE SAYGINLIĞIMIZIN korunması için 301 maddenin kaldırılmasına veya değiştirilmesine kesinlikle karşıyım. Çünkü ne ülkeme, ne Cumhuriyetime, ne de Türklüğüme, AÇIKCA VEYA YARI AÇIK bir şekilde hakaret edilmesine ve aşağılanmasına izin veremem. Onurlu ve kişilik sahibi olanların da aynı şekilde tepki vereceğine inanıyorum. Önce kendimiz, kendimize saygı duyalım ki, başkaları da bizlere saygı duysun.

Sevgi ve saygılarımla

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
01.02.2007

Türkiye halkı asırlardan beri hür ve bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı hayatın şartı kabul etmiş bir ulusun kahraman çocuklarıdır. Bu ulus bağımlı yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.

Mustafa Kemal ATATÜRK
İzmit, 1922

Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR   :  O BİZİM GÖZBEBEĞİMİZ!!!

O BİZİM GÖZBEBEĞİMİZ!!!

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

Değerli arkadaşlar,
AB-D emperyalizmine ve onun uşaklarına karşı verdiği mücadele sonucu, güzel ülkemizde laik ve ulusal bir CUMHURİYETİ kuran, bizlere emanet eden yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRKün, Cumhuriyetimizi nasıl kurduğunu hepimizin iyi bilmesi ve anlaması çok önemlidir. Bunun içinde Sayın Turgut ÖZAKMAN'ın yeni yazdığı Türk Mucizesi: CUMHURİYET kitabını okumanızı isterim!!!

Sayın Özakman kitabında, yüce önderimizin Cumhuriyetimizi hangi koşullarda ve kimlerle mücadele ederek bizlere kazandırdığını çok güzel belgelemektedir.

Yüce önderimizi de şöyle tanımlamaktadır:

"Avrupada ülkesini savaşta zafere kavuşturan birçok komutan vardır. Milletini daha ileri bir toplum yapmak için çalışmış birçok önder vardır. Ama yokluk, yoksulluk içinde ikisini birden başarmış bir kişi var: ATATÜRK

Sıfır imkanla işgal edilen vatanını kurtarmış, emperyalizmi ve yardakçılarını yenmiş, ülkesini tam bağımsız yapmış, bununla kalmamış milletini çağdaşlaştırmak, kadın-erkek eşitliğini sağlamak, halkını uyandırmak, kalkındırmak için devrimler gerçekleştirmiş, bir doğu ülkesinde demokrasinin kapısını açmış böyle bir önder, bilge, millet atası hiçbir ülkenin tarihinde yer almıyor. Yabncılar işte bu yüzden Atatürk saygımızı anlayamıyorlar.

Tarihlerinde bir örneği yok ki!!!"

Değerli arkadaşlar,
Yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ilke ve devrimleri, AB tarafından en büyük engel olarak görülmektedir. Hollandalı 30 yıllık politikacı, Hristiyan Demokrat parlementer Oostlander tarafından Mart-2003 de hazırlanan ön raporda, KEMALİZM ilkeleri, AB'ye üye olmamız için en büyük engel olarak tanımlanmışdır.

Yine Avrupa Parlamentosu'nun bir İngiliz milletvekili Andrew Duff de basın toplantısı düzenlemiş ve şöyle demişti: "Devlet dairelerinden Atatürk'ün resimlerinin kaldırılması zamanı geldi. Türkiye bunu yapmalıdır."

AB Komisyonunun en son ilerleme raporunda da Türkiye'de ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenlemelerin kaldırılması istendi. Bunların içinde öncelik halk arasında "Atatürk'ü Koruma Kanunu" olarak bilinen ve 31 Temmuz 1951'de yürürlüğe giren 5816 Sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun geliyormuş... AB komisyonu üyelerine göre, Atatürk'e hakaret edenlere ve aşağılayanlara cezai yaptırım uygulanması, ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biriymiş! Eğer Türkiye gerçek bir demokrasi olmak istiyorsa, Atatürk'e de hakaret edilebilmeliymiş! Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya sövenler, nasıl olur da hapis cezasına çarptırılırmış? Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri tahrip edenlerin tüm bu eylemleri, "ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirilmeliymiş!!!

Değerli arkadaşlar,
AB-D emperyalizminin temsilcileri, neden onun resminden bu kadar korkuyorlar, neden onun ulusalcı ilke ve devrimlerinden bu kadar çekiniyorlar? Lütfen düşünün ve gereken yorumu yapın.

Ayrıca güzel ülkemizde, AB-D emperyalizmi yardakçılarının bazıları, Mustafa gibi filmlerle yüce önderimizi halkımıza yanlış tanıtmakta, bazıları yandaş TV programlarında KEMALİZM gericiliktir diyebilmekte, bazıları da yüce önderimizin YURTTA SULH, CİHANDA SULH özdeyişine, derinlikli bir felsefenin ürünü olmadığını söyleyerek karşı çıkmakta ve yine KEMALİZMİ kuru bir ideoloji olarak tanımlamaktadırlar. (Bunların içinde ABD de uzun süre yaşayan Prof'larımız olduğunu da anımsayalım)

Bazıları da geçmişte Rıza Nur gibilerinin yaptığı gibi onun anne ve baba geçmişini araştırma bahanesi ile şimdi yine Atamızı yıpratmak için uğraş vermektedirler.

Ne hikmetse, hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve hem de aydın geçinen bu kişiler, yüce önderimize karşı halkımızca duyulan sevgi ve saygıyı azaltmak için yoğun çaba içindeler!!!

Değerli arkadaşlar,
Her kim ne yaparsa yapsın, bizlere padişaha kul olma yerine, bağımsız ulus ve özgür vatandaş olma bilinci aşılayan yüce önderimize duyulan, sevgi ve saygı sonsuza kadar yaşayacaktır. Onun ilke ve devrimleri, AB-D emperyalizmine karşı direnen tüm uluslara da örnek olmaya devam edecektir. Çünkü o bizim gözbebeğimiz!!!
Saygıdeğer Atamızı, kaybedişimizin 71 yılında, onu saygı, sevgi ve hürmetle anıyoruz. Işıklar içinde yatsın.
Sevgi ve saygılarımla

İstanbul, 05.11.2009.

NOT:

Bizlerin vergileri ile ayakta duran devlet televizyonu TRT-1 yaklaşık 25 yıldır her Pazar günü, öğleye doğru ABD yapımı bir KOVBOY filmi oynatmaktadır. Yetmiyor, şimdi de geceleyin tekrar ediyor. Halkımız, kovboy olmaya ve kovboy gibi davranmaya yani sorunlarına bireysel silahla çözüm aramaya alıştırılıyor. (Örneğin, trafikte çatışan kişiler hemen silahlarını çekerek birbirlerini öldürmektedir.) Merak ediyorum, dünyada bir başka ülkede, devlet TV si yıllardır bu şekilde, bir kültür yozlaşması için devamlı yayın yapıyor mudur???

Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey,
kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.

Mustafa Kemal ATATÜRK

GERÇEK VATANSEVER
GERÇEK KUVVACI!!!

Uğur MUMCU

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

Değerli arkadaşlar,
Güzel ülkemizin gerçek vatansever ve gerçek kuvvacılarından birisi olan değerli UĞUR MUMCU'yu, haince ve gaddarca saldırı sonucu kaybedişimizin 17. yılında, sevgi ve saygıyla anıyoruz.

Değerli Uğur Mumcu, bir araştırmacı gazeteci olarak, sanki kendi yaşamının bir özeti sayılan BİLGİ SAHİBİ OLMADAN, FİKİR SAHİBİ OLUNMAZ özdeyişini bizlere armağan etmiştir.

Yaptığı araştırmalarla, güzel ülkemizin ulusal çıkarlarını gözeten ve korumaya çalışan değerli Mumcu, aşağıda MOSSAD ile Barzani arasında 70'li yıllardan beri süregelen ilişkiyi açıklayan 7 Ocak 1993 tarihli yazısından sonra öldürülmüştür. Birçok araştırmacı da, AB-D emperyalizminin gerçek amacını ortaya koyan ve bu gün de geçerliğini koruyan bu yazı nedeniyle, onun hayatını kaybettiğini ileri sürmektedir.

Değerli arkadaşlar,
Bu çağda, ulusal birlik ve beraberliğimizi korumak amacıyla yaptığı bir araştırma ve inceleme sonucunu içeren kendi yazısının, yazarının hayatına mal olması, ne kadar acı ve kaygı vericidir!!!

Ne yazık ki bu güne kadar, bu hain ve gaddarca saldırının katilleri hala bulunamamıştır. 17 yıllık süre içinde göreve gelen tüm yöneticilerimizi bir kez daha uyarmak isterim. Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı ve Necip Hablemitoğlu gibi ulusal değerlerimizi, faili mechul cinayetlere kurban edip, onların katillerini bulamazsak, birilerinin cesareti artacak ve ülkemizin daha birçok önemli değerini yitireceğiz.

Yine onun gerçek değerini ve amacını bilmeyenlere veya unutanlara yeniden anımsatmak için KÖY ENSTİTÜLERİNİN ülkemizin geleceği açısından ne kadar önemli olduğunu vurgulayan bir konuşmasını dinlemelerini isterim. Araştırmacı bir gazeteci olarak, güçlü öngörüsü ile 2000'li yıllar için ülkemizde oluşacak siyasi ve idari yapıyı ne güzel ifade etmiş. İzlemek için yukarıdaki adresi kullanabilirsiniz.

Umarım, değerli Mumcu'nun BU ÖNEMLİ UYARISI SONUCUNDA, güzel ülkemizin ulusal birliği ve bütünlüğü, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti yapısı için kaygı duyan tüm VATANSEVERLER, gücbirliği zamanının geldiğini ve geçmek üzere olduğunun farkına varırlar.
Sevgi ve saygılarımla.

İstanbul, 22.01.2010

MOSSAD ve Barzani

Uğur MUMCU

Ortadoğu'nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor.

Kanıtlanan son ilişki MOSSAD-Barzani ilişkisidir.

MOSSAD, İsrail'in gizli istihbarat örgütüdür. Bu örgütün, Kürt lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı?

Barzani'nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi.
Kimse bu ilişkiye, "Hayır olmadı" diyemiyor.
CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da MOSSAD-Barzani ilişkileri bilinmiyordu.

MOSSAD'ın Barzani ile ilişkileri Londra ve Sydney'de yayınlanan "Israel's Secret Wars-A History of Israel's Intelligence Services" adlı kitapta sergileniyor.

Kitap, İngiliz The Guardian gazetesinde 1984 yılından bu yana Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black ve Washington'daki Brooking Enstitüsü'nde çalışan öğretim üyesi Benny Morris tarafından yazılmış. Kitapta MOSSAD-Barzani ilişkileri, İsrail Dışişleri Bakanlığı ve MOSSAD yazışmalarına dayanılarak açıklanıyor. Önsözde, kitabın yayından önce İsrail ordu yetkilileri tarafından da incelendiği yazılıyor.

Kitapta 1967 Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra, MOSSAD'ın Kürtlerle ilişki kurduğu (sh.327), Mısırlı ünlü gazeteci Hasan el-Heykel'in İsrailli subayların Kürtler aracılığıyla Irak'tan radyo bağlantıları kurduğunu 1971 yılında açıkladığı anlatılıyor.

1969 yılı Mart ayında Kerkük petrollerine yapılan saldırının da İsrail tarafından yapıldığı açıklanıyor. 1972 yılında imzalanan Sovyet-Irak Dostluk Antlaşması'ndan sonra İran Şahı, ABD Başkanı Nixon ile gizli görüşme yapıyor; bu gizli görüşmeden sonra CIA tarafından "Kürdistan Demokratik Partisi'ne" üç yıl içinde 24 milyon dolar gönderiliyor.

Barzani(nin Irak rejimine karşı ayaklandığı yıllarda, ABD-İsrail-İran üçlüsü bu ayaklanmayı destekliyor. Barzani-ABD ilişkileri, ABD Dışişleri eski bakanı Henry Kissinger eliyle yürütülüyor. MOSSAD-Barzani ilişkileri de İsrail'in Tahran'daki askeri ateşesi Yaakov Nimrodi (MOSSAD Ajanı) aracılığı ile gerçekleşiyor.

Nimrodi'nin üstlendiği görev ilginç: Nimrodi Sovyet silahlarının Barzani'nin eline geçmesinde rol oynuyor. (sh. 328-329)

Kitapta, MOSSAD'dan Kürtler'e 50 milyon dolar para verildiği, ABD kaynaklarına dayanarak açıklanıyor. (sh.328)

70'li yıllardaki bu ilişkiler bugün sürüyor mu? Kitaba göre sürüyor!!!

"Körfez Savaşı" sırasında Irak'ın attığı Scud füzelerinin, Tel-Aviv'e düşmesi üzerine bu ilişkiler yeniden başladı. (sh.521)

Baba Molla Mustafa Barzani ile kurulan ilişkiler, şimdi de oğul Mesud Barzani ile sürüyor.
MOSSAD, Barzani'ye Avrupa kahvelerinde çekler vererek bu desteği sürdürüyor.
Kitapta, Mesud Barzani'nin İsrail'e gizlice giderek yardım istediği yazılıyor.
Bu ilişkiler sürüyor ve anlaşılıyor ki daha da sürecek...
Gizli yollarla sürecek, açık yollarla sürecek...
İlgi belli...
İlişki de belli...
Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa, ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?
Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?

Uğur MUMCU,
Cumhuriyet, 07 Ocak 1993


Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin özgür,
bağımsız, daima daha kuvvetli, daima daha gönençli Türkiye ülküsünün belkemiğidir.

Mustafa Kemal ATATÜRK

EKONOMİK AÇILIM BEKLİYORUZ!!!

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

Değerli arkadaşlar,
Son dönemde güzel ülkemizde, çok acele olarak Kürt açılımı, Ermeni açılımı gibi bazı açılımlar yapılmaya çalışılıyor. Kıbrıs ve Ruhban okulu açılımları da sırada bekliyormuş.

Halbuki esas açılım yapılması gereken konu, EKONOMİK AÇILIM olmalıdır. Çünkü vahşi ve denetimsiz kapitalizmin çökmesi sonucu düyada yaşanan ekonomik kaos devam etmektedir. Bu kaos ülkemiz ekonomisini de çok kötü etkilemekte ve bu etkilenme sonucu halkımız gittikçe zor durumlarda kalmaktadır. Bu krizde dünyada en fazla küçülen Türkiyemizde işsizlik %17, 2009 yılının 9 ayında ferdi kredi ve kredi kartı borçlu sayısı 1.157.548, geri dönen çek sayısı 1,5 milyona ulaştı.

Ne yazık ki bu kaotik ortamdan sadece bankalarımız yararlanmakta ve sanki yasal tefeciymiş gibi verdikleri borç ve krediler sonucu elde ettikleri yüksek karlarla övünür hale gelmişlerdir.

Oysa ki bu aşamada;
2006'da 23 adet olan dolar milyaderi sayımız, 2007 sonunda nasıl 36 ya çıktığını ve BDDK'nın açıklamasına göre Eylül-2009 tarihine göre ülkemizde 29.000 mevduat milyonerinin nasıl oluştuğunu öğrenmemiz gerek. Bunun içinde nereden buldun yasasının, Ocak-2003'de kaldırıldıktan sonra şimdiye kadar neden uygulamaya sokulmadığını,

Yöneticilerimizin zaman zaman övündüğü borsamızın %73'nün ve bankalarımızın %40'nın neden ve nasıl yabancıların eline geçtiğini,

IMF den borç almak yerine, yine yöneticilerimizin övündüğü merkez bankamızdaki 70 milyar doları bu aşamada neden kullanmadığımızı, nasıl ve nerelerde değerlendirdiğimizi,

ÖTV vergisinde yapılan indirim sonucu, ülkemizde en fazla satılan araçlar ithal malı yabancı üretim ürünleri olmuşdur. Yani yabancı ülkelerin fabrikalarında üretilen mallar, ülkemizde satılmıştır ve AB için rahmetli Ecevitin dediği gibi ONLAR ORTAK, BİZ PAZAR olup olmadığımızı,

Yurt dışında parası olanlara sadece %2 vergi vermek şartıyla kara paraların ülkemize gelmesi için tanınan hak ile 2. kez uzatıldı. 14 milyar TL beklenirken ancak 4 milyar TL geldiği bildiriliyor. Nedeni yurtdışındaki sermayeye tanınan %10 stopaj muafiyet hakkından vazgeçmek istemediklerinin olup olmadığını,

CHP nin başvurusu ile Anayasa Mahkemesince iptal edilen ancak hala yürürlükte olan ve yabancılar tanınan bu stopaj vergi muafiyeti yüzünden ülkemizin yıllık kaybının 350 milyon dolar olup olmadığını,
2009 yılı içinde ülkemize sokulan yaklaşık 20 milyar dolar sıcak paranın kaynağının kimler olduğunu ve kazanılan 4,5 milyar doların kimlere gittiğini,
öğrenmek ve vakit geçirmeden, hep birlikte bu sorunlarımıza ulusal çıkarlarımız doğrultusunda çözüm üretmemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlar,
Demirbaşlarımızı satın alan ve ülkemize sıcak para getiren yabancı sermaye son 7,5 yılda, yurtiçinden elde ettikleri 35,3 milyar dolar karı, kendi ülkelerine transfer etmişlerdir. (Cumhuriyet, 26.10.2009).


Ayrıca fabrikalarımızı satın alanlar birçok işçimizi işten çıkardılar. İşsizlik sayımız giderek arttı. Şimdi de şeker fabrikalarımız satılıyor ve satın alanlar yine buradaki işçilerimizi çıkaracaklar.

Ne yazık ki halkımıza iş bulmak için gereken yatırımlarda yapılmıyor. Sn. Güngör URAS bugünkü yazısında belirttiği gibi "2001 yılında tamamlanan ve 2000 kişiye iş veren Ford'un İzmit'teki üretim tesisinden buyana Türkiye'de "ekonomik ölçekte" yatırım yapılamadı. Yapılacağı da yok. Çünkü stokta tek bir proje yok"

Umarım yöneticilerimiz ve danışmanları, güzel ülkemizin çilekeş halkı için giderek bir felaket haline dönüşecek olan işsizliğe çözüm bulmak üzere, sanayide üretimi artırmaya dönük gerekli EKONOMİK AÇILIMLARI yaparlar.
Sevgi ve Saygılarımla.

03.12.2009

NOT:

İrlanda halkı, 2008 de yapılan referandumda kabul etmediği AB Anayasası olarak nitelenen Lizbon Antlaşmasını, yapılan ikinci kez oylama sonucu kabul etti. Nihayet AB nin de bir anayasası oldu!!!
Türkiye ve Hırvatistanın AB ye tam üyelik müzakerelerine başlamasını üzerinden 4 yıl geçti. Bu güne kadar Hırvatistanın açtığı başlık sayısı 28, kapattığı başlık sayısı 12 oldu. Türkiyemiz ise 11 başlık açtı ve 1 başlık kapattı

Milliyet, 03.10.2009