aysel.turkkale.sitemynet.com
gazete

Görüntü
Saygınlık
Gerçekler
Terör
Çözümler
Hür irade
Gündem
Şehitlerimiz
Dünya
Yolsuzluklar
Öykü
Çevre
Yayınlar
Seçtiklerimiz

Görüntü


Bize oy verin, yoksa....

MEB'de bir skandal daha


Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

GERÇEK LİDER KİMDİR?

Değerli arkadaşlar;
Yüce önderimiz, bir kez daha 20. yüzyılın lideri seçilmişdir (Mayıs-2008). ABD'de Brown Üniversitesi öğretim görevlisi Profesör Arnold Ludwig, geliştirdiği bir metodoloji sonucunda, Atatürk'ün 20. yüzyılın en büyük siyasi lideri olduğunu ortaya koydu. 11 katagoriye gore seçilen liderler sıralamasında 31 puanla Atamız birinci olurken, Mao Zedung ve Franklin Roosevelt 30 puanla ikinci olmuşlardır. Dünyayı karıştıran Bush ise 15 puan almış.

Erzincan dağlarında

Değerli arkadaşlar,

Ülkemizde de Adnan Nur BAYKAL YÖNETİCİLER İÇİN BİR BAKIŞ : Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Liderlik Sırları (Nordstern İmtaş Sigorta katkılarıyla) isimli kitabında; önce 50 maddelik bir YÖNETİCİLİK VE LİDERLİK ÖZELLİKLERİ listesi çıkarmış.

Sonra da NUTUK'u, Atatürkün diğer söylev ve demeçlerini, Atatürk'e ilişkin 100'ün üzerinde kitabı taramış. Ardından "50 özellik" sınıflandırmasına uyarak Atatürk'ten alıntılar yapmış ve derlediği anektodları da bunlara eklemiş. Böylece yöneticilik ilkelerini çok iyi bilen bir liderimiz ile bugünün yöneticileri arasında, ilginç bir köprü kurmuş.

Buna göre, yüce önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün sözleri ile bu özellikler arasında kurulan ilişkilerden bazılarını bilgilerinize sunmak isterim.

° Karşısındakini dinleme alışkanlığı : "Birbirimizi uyarmakta ve haklı tenkit etmekte yalnız fayda vardır, bundan asla zarar gelmez. Fakat aksinden çok zarar görüleceği tecrübelerle sabittir."

° Hedefe yönelik kararlılık: "Maksadımız, gün kazanmak değil, bütün hayatımızı hakiki hedeflere sevk ederek, en nihayet millete bir gün eliyle tutacağı maddi eserler vermektir."

° İnsana değer verme : "Sermayenin azlığına bakarak cesaretiniz kırılmasın. Böyle müesseseler için en kuvvetli sermaye, zeka, dikkat, iffettir. Teknik ve metodik çalışmasını bilmektir. Bu düşünce ile işe sarılınız, muhakkak başarılı olursunuz."

° Yaptığı işe inanma : "İhtirassız hiçbir şey meydana getirilemez. Gerçek olan budur. Ama ihtirasın, millet yolunda, halk için bir gayeye yönelmesi şarttır."

° Mükemmeliyetçi olma : "Ben ancak daha iyisini yapabileceğim şeyi tahrip ederim. Yapamayacağım şeyi tahrip etmem."

° Problem çözücü olma : "Zorlukları çözen kimse olmak isteyenlerin ilk yapacakları, olayın içyüzünü bilip, ona uymak olmalıdır."

° Programlı olma : "Uygulamayı bir takım evrelere ayırmak ve adım adım ilerleyerek amaca ulaşmaya çalışmak gerekiyordu. Başarı için pratik ve güvenilir yol her evreyi vakti geldikçe uygulamaktı."

° Strateji bilincine sahip olma : "Sınırlı vasıtalarla büyük işler görmenin denenmiş biricik usulü, kuvvetlerimizi dağıtmamak, mevcut vasıtaların hepsini gayelerimizin en önemli olanları üzerinde toplamaktır."

° Vizyon sahibi olma : "Değişikliklerin sabit ve belirli vaziyetleri yoktur. Ama bu değişiklikler, faal insanlar için imkan ve kolaylık hazırlar."

° Yönetme yeteneği : "Her vaziyette, her meselede talimat verenle o talimatı uzakta ve bilhassa talimat verenin temasta bulunmadığı şartlar altında uygulayan arasında görüş ayrılıkları olabilir. Asıl hedefin korunması şartıyla durum, hal ve icaba göre idare olunur."

° Zamanlama : "İlerde yapacağım şeyi bana şimdiden söyletmeyiniz."

Degerli arkadaşlar, gerçek bir liderimiz olduğu için ne kadar övünsek azdır. Ulusal bağımsızlığımızı sağlayan, ulus devlet olmamızı gerçekleştiren önderimiz ve onun ilke ve devrimleri, emperyalist ülkelerin kirli amaçları için en büyük engeldir.

Örneğin; Yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ilke ve devrimleri, AB tarafından en büyük engel olarak görülmektedir. Hollandalı 30 yıllık politikacı, Hristiyan Demokrat parlementer Oostlander tarafından Mart-2003 de hazırlanan ön raporda, KEMALİZM ilkeleri, AB'ye üye olmamız için en büyük engel olarak tanımlanmışdır.

Yine geçenlerde Avrupa Parlamentosu'nun bir İngiliz milletvekili Andrew Duff de basın toplantısı düzenlemiş ve şöyle demişti : "Devlet dairelerinden Atatürk'ün resimlerinin kaldırılması zamanı geldi. Türkiye bunu yapmalıdır."

Neden ondan bu kadar korkuyorlar, neden onun ilke ve devrimlerinden bu kadar çekiniyorlar? Lütfen düşünün ve gereken yorumu yapın.

Hiç kimse onu aklımızdan ve kalbimizden silemez, onun ilke ve devrimlerini yok edemez, kaldıramaz. Onu sonsuza dek yaşatacağız.
Sevgi ve saygılarımla.

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
10.11.2008

"Bir ülkeyi zorla ele geçirmek ve elde tutmak, o ülkenin sahiplerine
egemen olmak için yeterli değildir. (1924)"

Mustafa Kemal ATATÜRK

IRAK’A DEMOKRASİ GELMEDİ AMA OBAMA ÜLKEMİZE GELİYORMUŞ!!!

ABD'li Albay Ralp Peters'in, BOP projesi gereğince Ortadoğu'nun sınırlarını din, mezhep ve etnik köken kriterlerine gore 1999'da çizdiği, Ülkemiz sınırlarını değiştiren ve Irak'ı da 3'e bölen ünlü haritası, 2006'da Roma'da NATO toplantısında ve Temmuz 2007'de Atina'da masaya yatırılmıştı.

IRAK'A DEMOKRASİ GELMEDİ AMA
OBAMA ÜLKEMİZE GELİYORMUŞ!!!

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

Değerli arkadaşlar,
ABD emperyalizminin 2000 yılında yaptığı seçim hilesi ile iktidara taşıdığı oğul Bush yönetimi, BOP projesi uğruna ABD ye çok pahalıya mal oldu. Ayrıca Kasım 2000'de seçilen bu yönetim yüzünden, dünyamız da çok büyük feleketlerle karşılaştı. Bu aşamada aklımıza pek çok soru gelmektedir. Örneğin;

* Başkan Bushun seçilmesine hangi sermaye kesimi, neden destek verdi?
* 1999'da Halliburton petrol şirketi yöneticisiyken, Dick Cheynini Başkan Yardımcısı olarak kimler önerdi?
* Mart 2003'de DEMOKRASİ GETİRECEĞİZ VAADİ ile Irak'ı işgal eden ABD yönetiminden, bu işgali hangi uluslararası şirketler istedi?
* Irak işgali ile dünya petrolünün %65'ni kontrol eder hale gelen ABD'li şirketlerin kazancı 6 yılda ne oldu?
* 11 Eylül 2001 de New York'un ikiz kulelerini kimler ve hangi amaca hizmet etmek için vurdu?
* Taliban ve El Kaide örgütleri hala çökertilemedi ve Usame Bin Ladin neden yakalanamıyor?
* Irak ve Afganistan işgali yüzünden binlerce masum insan canlarını kaybettiler. Bunun hesabını kimler verecek? Dünyada 51 adet olduğu belirtilen müslüman ülkelerden neden hiç ses çıkmıyor?
* Sadece Irak'a veda ziyareti sırasında konuşma yapan oğul Bush'a, protesto için ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazeteci El Zeyit, 3 yıla mahkum oldu!!!

Değerli arkadaşlar,
Acı gerçekler er veya geç ortaya çıkar. Nitekim ABD gazeteci örgütlerinin bir araştırması, ABD Başkanı George W. Bush ile diğer yetkililerin Irak'ın işgali öncesinde, bu ülkenin tehdit oluşturduğu konusunda 935 yanlış açıklama yaptıklarını saptadı. En çok yanlış beyanat veren kişilerin başında, kitle imha silahları hakkında 231, Irak'ın El Kaide ile bağlantısı hakkında 28 olmak üzere toplam 259 açıklamayla Başkan Bush geliyor. Bush'u, kitle imha silahları hakkında 244, Irak-El Kaide ilişkisi hakkında 10 beyanatla dönemin Dışişleri Bakanı Colin Powell izliyor (24.01.2008, Milliyet).

ABD yöneticileri, Orta Doğuda 23 ülkenin sınırlarını değiştirecek olan BOP-GOP projesi gereğince Irak için yaptıkları yalan ve yanlış açıklamalarla birlikte, 11 Eylül olayını da kullanarak, dünyanın birçok ülkesini, Irak işgali için ikna ettiler. Dünyada sanki bir haçlı seferi gibi algılanan bu işgalden sonra geçen 6 yıl içinde Irakta;

¤ 1.000.000 Iraklı hayatını kaybetti, 1,5 milyon Irak'lı ise yaralandı,
¤ 3 milyon Irak'lı ülkesinden göç etmek zorunda kaldı,
¤ Irak'lı 1250 Üniversite hocası ve akademik kişi öldürüldü,
¤ Irak'ta 235 gazeteci öldürüldü,
¤ Terörist diye binlerce kişiye, Guantanamo gibi esir kamplarında işkence yaptılar,
¤ 4500 ABD askeri öldü, 40.000 tanesi yaralandı ve sakat kaldı,
¤ Irak'ın müzeleri soyuldu, tarihi eserleri çalındı,
¤ Geride kalan Sünnilerle Şiiler, birbirine düşürüldü. Müslüman olmalarına rağmen birbirilerinin camilerini bombalar hale getirildiler,
¤ Kalanlar için yaşamak çok zorlaştı. Hergün patlayan bombalar, binlerce masum çocuk ve kadının hayatına maloluyor. Yaşam için gerekli olan bir bardak temiz su bulmak bile mucize oldu.

Değerli arkadaşlar,
ABD, bu cinayetlere ve işgale bizi de ortak etmek istedi. Ama 1 Mart 2003 tezkeresi, yapılan oylama sonucunda TBMM de red edildi. Başta CHP li MV'ler olmak üzere red oyu veren, tüm Milletvekillerimizi bir kez daha kutlarım. Güzel ülkemizin, bu vahşi işgalin aktörlerinden birisi olmasını engellediler ve ülkemizin uluslararası saygınlığını korumasını sağladılar. Bu saygınlığımızın, BM Güvenlik Konseyinin geçici üyesi olarak yapılacak görev sırasında, yöneticilerimizin de işine yarayacağını yeniden anımsatmak istedim.

Değerli arkadaşlar,
Kendi Petrol çıkarları uğruna ürettiği BOP projesi ile ülkemizi bölmek ve Kuzey Irak'ta bir KÜRT DEVLETİ kurmak isteyen ve de giderek artan terör olaylarından sorumlu olan ABD emperyalizminde, yönetim değişse de işledikleri suçlar unutulacak mı? Son olarak yine yetersiz ve beceriksiz Bush yönetimi yüzünden AB-D emperyalizmi, büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya. Tüm yöneticilerimizin bu aşamada çok dikkatli olması gerekiyor. Aksi halde AB-D emperyalizmi uğradığı ekonomik zararı bizim gibi gelişmekte olan ülkelerden çıkarmak için her türlü yaptırımı uygulamaktan kaçınmazlar.

ABD, BOP projesi uğruna Irakta 6 yılda 750 milyar dolar harcamış. 2010 yılı sonuna kadar Iraktan çekilme kararı veren yeni ABD yönetimi de geçen ay 780 milyar dolar ekonomiye destek ve yardım programı açıkladı. Ne kadar tezat değil mi???

Değerli arkadaşlar,
4 Kasım 2008'de yapılan seçimlerde Demokrat Partiden, 47 yaşındaki Barack Hüssein OBAMA, yeni ABD Başkanı olarak ve de Senatör Joe BİDEN başkan yardımcısı olarak seçildiler.

Bilindiği gibi ABD kongresinin üst kanadı senatoda, çoğunluk demokratların elindedir. Senatonun Demokrat Senatörü ve şimdi Başkan yardımcısı olan Joe BIDEN tarafından BOP projesine göre önerilen ve Irakın gevşek bir fedaretif yapı içinde Şii, Sünni ve Kürt bölgelerini içeren üç bölgeye ayrılmasını öngören tasarının, 23'e karşı 75 oyla onaylandığını sizlere yeniden anımsatmak isterim (Washington-AA, Milliyet, 27.09.2007). Yani bugün başkan ve başkan yardımcısı çıkaran demokratlar, binlerce kilometre ötedeki bir ülkenin 3'e bölünmesine karar verebiliyorlar. Bu kararın, nasıl bir demokrat mantık sonucu alındığını sizlerin takdirine sunarım!!!

Şimdi de Yeni Başkan Obama ülkemize geliyormuş. Bakalım bu gelişi ile ABD emperyalizmi ülkemizden neler isteyecek? Acaba eski isteklerinden vaz geçecek mi yoksa bu kez seçimlerde kullandığı CHANGE WE NEED sloganı ile değişimi vurgulayan Obama, demokrat havası ile yeniden BOP-GOP projesine devam mı edecek? Bu konuda her kurumumuzun yeterince hazırlıklı olmasını dilerim.

Umarım yöneticilerimiz ve danışmanları, güzel ülkemizin çıkarlarını koruyacak şekilde ve ABD'nin olası isteklerine karşı, ulusal projeler hazırlamışlardır.
Sevgi ve saygılarımla.

İstanbul, 17.02.2009

NOT : 18 Ocak 1927 tarihinden beri LOZAN antlaşmasını tanımayan ABD tarafından, 4 Temmuz 2003'de Kuzey Irak'ta (Süleymaniye) askerlerimizin başına, nasıl ve neden çuval geçirildiğini unutmadığımızı ve hala özür dilemelerini, yeni yönetimden de beklediğimizi anımsatmak isterim. Obama, TBMM'de konuşma yapacakmış. Belki bu konuşmasında ülkemizden özür diler!!!

3. KÖPRÜ, İSTANBULA NE GETİRECEK,
NE GÖTÜRECEK???

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

Değerli arkadaşlar,
Geçen gün, Ulaştırma Bakanı Yıldırım, İstanbula 3. köprünün yapılacağını ve geçiş yerininde diğer iki köprünün kuzeyinde olacağını açıkladı. Sanki kesin geçiş yerini de saklıyormuş gibi davrandı. Halbuki kesin yer hemen hemen belli ve burada yapılan arsa spekülasyonlarından şimdiden birileri %300 kar sağlamış durumdadır.

Yine Büyükşehir Belediye Başkanımızda yaptığı açıklamada, trafik sıkışıklığına çare olacakmış gibi sunulan 3. köprünün öncelikle tırların geçmesi için yapılacağını söyledi. Sonra da trafik sıkışıklığına tırların katkısının ancak %3,5 olduğunu belirtti!!!

Daha Marmararay projesi bitmeden ve İstanbul trafiğinde öncelikle araç kullanımını caydırmak için toplu taşımaya öncelik verilmesi gerekirken, şimdiden 3. köprü için kesin zorunluluk olduğunu açıklamanın sebebini öğrenmek isteriz.

Değerli arkadaşlar,

İstanbulumuzun doğal ormanları ve önemli su havzaları da bu bölgede bulunmaktadır. Siz 3. köprü için hem su havzalarını yok edeceksiniz hem de İstanbulumuzun su sorunu olamayacak diyeceksiniz. Sonra da Melen Projesine 1,140 milyar YTL harcayarak su getireceksiniz (2.12.2007 - Milliyet)

3. köprü güzergahının İstanbulumuzun akciğerleri sayılan ormanlarını ve su havzalarını yok edeceğini, değerli uzmanlar da açıkladılar:

* Prof. Haluk Gerçek (İTÜ): Kuzeyde köprü için uygun bir yer yok. Transit araçlar kullanacak deniliyor, transit trafiğin payı yüzde 2-3 oranında. Bu yoğunluk için köprü yapılmaz. Raylı sisteme ağırlık verilmeli, 400 kilometreye çıkarılmalı. Bir köprünün maliyeti 4.5 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu maliyete 90 kilometre metro ağı yapılır.
* Prof. Nadir Yayla (İTÜ): En uygun yer iki köprünün arasıydı. Kuzeyde Yuşa Tepesi - Tarabya, Kireçburnu ile daha kuzeyinde bir güzergahtan bahsediliyor. Şehre yakın olanını tercih ederim. Hem kent trafiğini alır, hem de kuzeydeki orman ve su havzalarına az zarar verir.

* Ali Rıza Nurhan (Şehir Plancısı): Doğrusu 3. köprünün hiç olmaması. Yeni köprü nerede olursa olsun kentin yaşamını sağlayan kuzey ormanları ve su havzalarını bitirir. Hem köprü hem çevre yolları bu bölgede çekim alanı oluşturur, şehri öldürür. (19.02.2008 - Milliyet)

Değerli arkadaşlar,

Bence İstanbulumuzun acil olarak su havzalarını genişletmeye ve su biriktirmeye yönelik yeni barajlara ihtiyacı var. Özellikle Melenden gelen suları biriktirilebilecek ve temizlenerek kente verilmesi için gereken operasyonların yapılmasına olanak verebilecek barajlar olmalıdır. Nitekim İstanbul Büyükşehir Belediyesi de bu eksikliğini fark ettti ve geçen ay Anadolu yakasında Alaçalı, Kabakoz, İsaköy ve Sungurlu barajlarını HAYALİ OLARAK ÜRETEREK web sayfasına koydu!!! (25.01.2008-Milliyet-Çevre)

Esasen İstanbulumuzun doğal barajları sayılan Büyükçekmece ve Küçükçekmece göllerine sahip çıkmamız ve su havzalarını korumamız gerekirdi. Ne yazık ki Küçükçekmece gölünün su havzasına, yeterince sahip çıkamadık ve kaçak gecekondular yüzünden, doğal barajımız elden çıkmış durumdadır.

Umarım yöneticilerimiz bu uyarılarımızı dikkate alırlar ve en kısa sürede İstanbulumuz için verdikleri yanlış kararlardan dönerler. Bunca kar yağmasına karşın hala su rezervinin %35 lerde olduğu İstanbulumuzu, önümüzdeki dönemde susuz bırakmazlar.

Sevgi ve saygılarımla

Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
20.02.2008

NOT:

1 - ABD deki gazeteci örgütlerinin bir araştırmasına göre, Irak işgali öncesi Bush yönetiminin 935 yalan söylediklerini saptamışlar. En çok yalanı 259 açıklamayla Başkan Bush yapmış (24.01.2008 - Milliyet)
2 - İngilterede bir banka, borçları kontrol dışına çıkan 160.000 kişinin kredi kartını iptal etmeye hazırlanıyor. Darısı bize (03.02.2008 - Milliyet)

Ülkenin genel yaşamında, orduyu politikanın dışında tutmak ilkesi, Cumhuriyetin sürekli dikkat ettiği önemli bir noktadır. Şimdiye kadar takip edilen bu yolda; Cumhuriyet orduları vatanın güvenilir ve sağlam koruyucusu olarak saygınlığını korumuştur.

Mustafa Kemal ATATÜRK
1924, Ankara

YASAMA İLE TSK'YA DUYULAN SAYGI
VE GÜVEN AZALMAMALI

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

Değerli arkadaşlar,
Güzel ülkemizin birçok önemli sorunu varken, ne yazık ki zamanımızı kağıt parçalarını tartışmakla geçiriyoruz. Bu yersiz ve gereksiz tartışmalar sırasında Cumhuriyetimizi ayakta tutan kurumlar arasında ve siyasi ortamda büyük gerilimler yaşanmaktadır.

Bu sırada hem Yasama organımız hem de TSK yıpratılmaktadır. Ve ne yazık ki birilerinin çok arzu ettiği gibi bu organlarımıza duyulan saygı ve güvende azalma sözkonusudur. Örneğin, siyasi açıdan çok önemli olan bir yasanın gece yarısı yangından mal kaçırır gibi TBMM den çıkarılmasının nedenini algılamış değilim. Üstelik Anayasamızın ilgili 145. maddesiyle de çeliştiği açıkça belli olan bir yasa. İyi ki, asker kökenli olanların da sivil yargıda yargılanabileceğini içeren bu yasanın çıkarılmasından yaklaşık 10 saat sonra bir basın toplantısı düzenleyen Genel Kurmay Başkanına, gece yarısı çıkarılan bu yasa hakkında ne düşündüğü sorulmadı. Aksi halde Genel Kurmay Başkanı tüm medya ve kamuoyu karşısında oldukça zor durumda kalacaktı.

Bu gün Milli Güvenlik Kurulu toplantısı var. Bu toplantıda askerimize İYİ Kİ BU ASKERLERLE KURTULUŞ SAVAŞINA GİRMEDİK diyerek, ordumuza duyulan saygının azalmasına katkıda bulunacak şekilde açıklama yapan kişi ile kuvvet komutanlarımız karşı karşıya gelecektir. Nasıl bir arada olacaklar merak ediyorum.

Değerli arkadaşlar,
Bugün yapılan TUİK açıklamasına göre, 2009 yılının ilk çeyreğinde ülke ekonomimiz tarihi bir rekor kırarak %13,8 küçülmüştür. Korkarım bu küçülme 2009 yılı boyunca sürecektir. Yani güzel ülkemizin en önemli sorunu, içinde yaşadığımız ekonomik kaosdur. Ayrıca sosyo-kültürel olarak da yaşadığımız birçok sorun var. Bu konuda ülkemizin yetiştirdiği en önemli sosyolog ve araştırmacı Sn. Prof.Dr. Emre KONGAR Cumhuriyet Gazetesindeki dünkü köşesinde dile getirdiği KAGIT YA DA BELGE İLE CAMBAZA BAKITMAK başlıklı yazısını aşağıda sizlerin de bilgisine sunmak istedim.

Umarım yöneticilerimiz ve danışmanları bu uyarılarımızı dikkate alarak, öncelikle güzel ülkemizin ulusal bütünlüğünü koruyacak ve ekonomik gelişmesini devam ettirecek şekilde çözümler üretirler.
Sevgi ve saygılarımla.

KAĞIT YA DA BELGE İLE "CAMBAZA BAKITMAK"

Sevgili okurlarım...
Bilirsiniz...
Bozuk Türkçeyle söylenen bir deyim vardır halk arasında:
"Cambaza bakıtmak" derler...
"Dikkati başka yere çekerek aldatmak, malı götürmek, hırsızlık yapmak" anlamına gelir...
Panayırlardaki "ip cambazları" üzerinden üretilmiş bir deyimdir:
Cambazlar ip üzerinde, ellerinde uzun bir denge sopası, bir uçtan öbür uca yürürken...
Kimi zaman dengelerini kaybetmiş veya ayakları kaymış gibi yapıp düşecekmişcesine izleyenlerin yüreklerini ağızlarına getirirken...
Herkes cambazın heyecanlı gösterisine odaklanmışken...
Yankesiciler işe koyulur, seyircilerin ceplerini boşaltır, malı götürür.
* * *
Varsa yoksa belge:
Belge mi, bir kağıt parçası mı...
Gerçek mi sahte mi...
Gerçekse kim hazırladı...
Sahteyse bu komplonun arkasında kim var...
Başarıyla tezgahlanan bir "psikolojik harekat", bir seyirlik bir oyun!
* * *
Ekonomik kriz devam ediyor...
İşsizlik artıyor...
Çalışanların ücretleri reel olarak düşüyor...
Piyasa daralıyor...
Üretim düşüyor...
İflaslar artıyor...
Toplum yoksullaşıyor...
* * *
ABD Irak'tan çekilmeye, başta Kuzey Irak Kürt Yönetimi olmak üzere ülkedeki tüm sorunları Türkiye'ye ihale etmeye hazırlanıyor...
* * *
Kafkaslarda Rusya-Gürcistan, Azerbaycan-Ermenistan sorunları istikrarsızlık ögesi olmaya devam ediyor...
Bu sorunlar Türkiye'nin dış politikasını, Türk-Rus, Türk-Azeri, Türk-Ermeni, Türk-Amerikan ilişkilerini etkiliyor...
PKK terörü bitmedi...
Amerika bu konuda da aktif olacağına söz verdi ama somut sonuçlar henüz ortada yok...
Obama dönemi başlayınca, "Büyük Ortadoğu Projesine" ve "Türkiye Ilımlı Bir İslam Devleti olmalıdır" saçmalığına bir son verilmiş gibi görünüyor...
Henüz bunların da somut sonuçları görülmedi...
Ama Türk-Amerikan ilişkileri yeni bir döneme giriyor...
* * *
Türkiye'nin Yunanistan'la sorunları askıda...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sorunu askıda...
Limanların, havaalanlarının Güney Kıbrıs Rumlarına açılması sorunu askıda...
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri çıkmazda...
Türkiye'nin AB'ye tam üyelik süreci belirsiz...
Müzakereler askıda...
* * *
Bizi cambaza, pardon, kağıt parçası-belge tartışmasına bakıtıyorlar sevgili okurlarım...
Ceplerinize, paranıza pulunuza, özel yaşamınıza, geleceğinize sahip olun!

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
30.06.2009

Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.

Mustafa Kemal ATATÜRK
1922

ATATÜRK

SANAYİİ, İKTİSADİ İSTİKLALİN
BELKEMİĞİDİR!!!

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

Değerli arkadaşlar,
Cumhuriyetimizin kurucusu yüce önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, güzel ülkemizin ekonomik açıdan kalkınması içinde büyük projeler gerçekleştirmiştir. Özel sektörün olmadığı dönemde, Devlet eliyle sanayileşmenin temellerini atmış ve birçok alanda fabrikalar kurmuştur. Günümüzde ise Cumhuriyetimizin yaptıklarını bizler satmış durumdayız. (Bu konuda Sn Güngör Uras'ın 29.10.2009 tarihli yazısını aşağıda bilgilerinize sunmak isterim.)

Yüce önderimizden sonra gelen yönetimler, AB-D emperyalizminin arzu ettiği gibi "borç alan, emir alır" ilkesine uygun olacak şeklide ülkemizi yönetmişler ve IMF ile 19 kez standby anlaşması yapmak zorunda kalmışlardır. Şimdi de yaklaşık 35 milyar dolarlık borç almak için 20. kez anlaşma yapılması gündemde.

Ne yazık ki demirbaşlarımızı satın alan ve ülkemize sıcak para getiren yabancı sermaye son 7,5 yılda, yurtiçinden elde ettikleri 35,3 milyar dolar karı, kendi ülkelerine transfer etmişlerdir (Cumhuriyet, 26.10.2009).

Yani bu aşamada, ekonomimizi rahatlatmak amacıyla IMF'den almak istediğimiz kredi kadar parayı, onlar ülkemizden kar ederek alıp götürmüşlerdir.

Değerli arkadaşlar,
Çağdaşlaşmak adı altında, küresel sermaye ile içli dışlı olmak isteyenlere, yüce önderimizin Tam bağımsızlık, ancak elonomik bağımsızlıkla mümkündür özdeyişini yeniden anımsatmak isterim.

Sevgi ve saygılarımla.

Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
02.11.2009

Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
İstanbul, 02.11.2009

Cumhuriyet yaptı, biz sattık

Güngör URAS


"Bugün cumhuriyetin 86'ncı yılını kutluyoruz. (Daha doğrusu, bazılarımız kutluyor, bazıları kutlamıyor!) Cumhuriyetle ilgili kutlamalarda eskilerde Mustafa Kemal'den söz edilirdi. Şimdi Mustafa Kemal'i övenleri, bazıları neredeyse dövecek. Eskiden cumhuriyet döneminde kurulan fabrikalardan söz edilirdi. Şimdi o fabrikalardan söz edenleri bazıları "Devletçilik kafasını değiştiremeyen ve komünistlikten kurtulamayan özel sektör düşmanları" diyerek azarlıyor.

Ne yapalım ki ortada bir gerçek var. Mustafa Kemal bu ülkenin, bu halkın kötü kaderini değiştirdi. Mustafa Kemal'in cumhuriyet döneminde uyguladığı ekonomi politikaları bu ülkede sanayileşmenin ve tarımdaki gelişmenin temelini oluşturdu.

Milli Mücadele'yi izleyen yıllarda, bu ülkede sermayenin olmadığı, tecrübenin bulunmadığı günlerde devlet, "çaresizliğe teslim olmadan çözüm üretti." Açık anlatımıyla, "Mustafa Kemal'in devletçiliği niyetin değil, zaruretin neticesidir."

Yoktan var ettiler!

- Devletin oluşturacağı sanayi tesislerinin denetimi ve mali yapılarını düzenlemek amacıyla Sanayi Ofisi ve Sanayi Kredi Bankası, yer altı kaynaklarını ve doğal kaynakları işlemek ve elektrik enerjisi üretmek için de Etibank kuruldu.

- 1934 yılında Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulanmasına başlanıldı.

- 1936 Yılında Kırıkkale'de barut, tüfek ve top (MKEK) tesisi işletmeye açıldı.

- Cumhuriyetin ilk iktisadi devlet teşekkülü olan Sümerbank'a sanayi planlamak ve yatırımlara öncülük yapmak görevi verildi.

- Uşak Şeker Fabrikası'nın işletmesi İş Bankası'na devroldu, ardından da Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankası'nın ortaklığıyla Eskişehir ve Turhal şeker fabrikaları inşa edildi.

- 1930 yılında Nuri Kıllıgil silah üretmeye, 1935 yılında Nuri Demirağ, uçak, Şakir Zümre tabanca yapmaya başladı. Bunlar özel sektörün öncü üretim tesisleri oldu.

- 1936 yılında Ankara'da toplanan Endüstri Kongresi'nde İkinci Beş Yıllık Sanayileşme Planı kabul edildi. (İkinci Dünya Savaşı nedeniyle bu plan uygulanamadı.)

- 1925-1938 yılları arasında 3011 km demiryolu yapıldı.

Olanı yok ettik

Birinci Beş Yıllık Sanayileşme Planı döneminde devletin kıt imkânlarıyla o dönemlerde ekonomik büyüklükte olan çok sayıda sanayi tesisi kuruldu. Üretime başladı.

Bunların başlıcaları, Gemlik Suni (Sung) İpek Fabrikası, Isparta Gülyağı Fabrikası, İzmit Kibrit Asidi Fabrikası.
- Zonguldak Seramik Fabrikası, Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası, Çimento Fabrikası. -Karabük Demir Çelik Kombinası.
- İzmit Kağıt ve Selüloz Tesisleri. -Keçiborlu Kükürt Tesisleri. -Bakırköy Pamuklu Dokuma Fabrikası, Kayseri Pamuklu Dokuma Fabrikası, Kayseri Pamuklu Dokuma Fabrikası, Nazilli Pamuklu Dokuma Fabrikası, Malatya İplik ve Dokuma Fabrikası, Iğdır İplik Fabrikası, Bursa Merinos Kamgarn Mensucat Fabrikası, Kastamonu Kendir Sanayi Fabrikası'dır.

Bunlar devletin kıt imkânlarıyla kurulan sanayi tesisleridir. Tarım alanında da devlet üretimi artırmak, tarımı yapılandırmak için devlet üretme çiftlikleri kurdu. Devlet üretme çiftlikleri örnek tarım işletmeleri olmaları yanında tohum ve damızlık üretimini de başlattı.

Sonra biz ne yaptık? Özelleştiriyoruz diyerek bunları sattık. Satarken sadece Hazine'ye girecek paraya baktık. Cumhuriyetin bu önemli sanayi tesislerinin, tarım kuruluşlarının yaşamasını hedef alamadık.

O zaman ne oldu? Çoğu yok oldu.
Kendileri gitti, isimleri kaldı yadigâr.
Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun.

29 Ekim 2009

şiir parkı  :  Mehmet Ali  KÖRPINAR