|
SÖZDE ÖZGÜRLÜK(!) YAYGARACILARI NE YAPMAK İSTİYORLAR?
Bazı köşe yazarları milletimize küfredenlerin, iftiracıların ve bizi aşağılayanların yaptıklarına "skandal" diyemiyorlar... Ama bu iftiraları ortaya dökenleri akıl almaz yollara başvurarak hedef haline getirmeye çalışıyorlar... Ve insani serzenişleri, duyarlı yaklaşımları sıkılmadan "skandal" olarak nitelendirebiliyorlar... Bu iki yüzlülerin niyetlerini anlamak da güç olmuyor!
Hamit ERGÜL
Ankara, 16.12.2006
Sınırlar Arasında
Banu Avar İsveç'de Nobel Ödülü'nün perde arkasını İsveçlilere soruyor.
Batı Türk Aydınlarına ödül verme yarışında. Orhan Pamuk Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldıktan sonra Leyla Zana Norveç'de barış ödülü sahibi oldu... Elif Şafak'da İsveç'de bir ödüle layık görüldü. Hırant Dink Hollanda'dan ödül aldı.
Banu Avar savaşların ortasında verilen barış ödüllerinin ve kültürel işgalin arasına sıkışmış edebiyat ödüllerinin ana vatanı İsveç'de ödüllerin perde arkasını ödül verenlere soruyor.
Onbinlerce evsiz ve işsizin yaşadığı, alkol ve uyuşturucu sorunuyla dertli, kadın haklarının sözde kaldığın ve azınlık haklarının ihlal edildiği ve 1980'lere kadar Sami ve Tater halklara soykırım uygulayan İsveç, Türkiye'yi insan hakları konusunda en çok eleştiren batılı ülkelerden biri. Bazı Türk aydınlarını en fazla ödüllendiren de İsveç.
Banu Avar İsveç'in aydınlarına, Nobel komitesine, barış örgütlerine küresel politikayı ve ödülleri soruyor.
Yayın
17.12.2006 05:05
TRT2
MESLEKTAŞIM BANU AVAR'A DESTEK
@ Ibrahim Arslan
arsibo@yahoo.com
16/12/06 09:29
Sevgili Banu Avar, Kosova'daki meslektaşların yanındadır;
TRT'nin en başarılı gazetecierinden Banu Avar"a karşı başlatilan veya başlatımak istenen
yaptırımı en sert dile kınadığımı bildirmek istiyorum.
Yaklaşık 32 yıllık gazetecilik yaşamının her dalında ve her koşulunda barışta, kargaşada ve savaşta muhabirlik yapmış Kosovalı bir gazeteci olarak, Banu Avar'ın yayınlarını kıskanarak izlediğimi itiraf etmek isterim.
Bir yayınevinin, bir hükümetin yıllarca yapamadığını bir kaç dakikalık yayınıyla yapmayı başaran Banu Avar'ın izleyebildiğim bütün yayınlarını, "Ne kadar öz, her sözü, görüntü ve sesi mesaj olup bu kadar güzel nasıl yayın yapabiliyor?" hayreti içinde özenerek seyrettim.
Kosova'yı ve orada yaklaşık yüzyıldır çeşitli, ya da günün teknoloji diliyle "stereo baskı" altında bulunan Türklerin durumunu birkaç dakikalık yayınına nasıl ustaca sığdırabildiğini görmüş, ekran karşısında beni duyarcasına sesle kutlamıştım, kendilerini.
İnsanüstü emperyalist dünyaların emellerine pamuk gibi güzel ve yumuşak hizmet edenlerden biri Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü'yle ilgili Banu hanımın yorumunun gerçeklerle tamamiyle örtüştüğünü söyleyebilirim.
Eski Yugoslavya topraklarında belirli güçler tarafından demokrasi adına kendi çıkarları iiçin çıkartılan savaştan korkanlar çeşitli Avrupa ülkelerine sığındılar.
Konuyla ilgili, İsveç'teki Kosovalı mültecilerin durumunu yerinde görmek amacıyla 1992 yazında Kosova'dan İsvaç'e yaptığım yolculuktaki bir anımı Sizlerle paylaşmak isterdim.
İsveç' e yaklaşmak üzereyken kompartımandaki bir çift - erkek Amerikalı, bayan ise İsveçli, İnglizce olarak bana bu gençlerin nereye gittiklerini sordular. Savaştan kaçtıklarını ve kurban olmak istemediklerini ve bu yüzden İsveç'e sığınmak istediklerini, söyledim. Kadının gözleri bir anda yaşla doldu. Hemen sormaya başladı: "Nasıl bir ülkeye gittiklerini biliyorlar mı? Demokrasinin izi olmayıp tam bir polis ülkesine gittiklerinin farkındalar mı? "
"Her halde savaştan ve ölmekten daha iyidir", sözleriyle gerçekten nereye gittikerini bilmeyen bu genç memeleketlilerimi savunmak istedim..
Kadını o an pek iyi anlayammış, fakat orada kaldığım iki üç haftalık süre içinde İsveçli bayanın göz yaşlarını daha iyi anlamıştım
Öyleki, Banu Avar hanımın Pamuk'la ilgili yorumunun pamuk gibi bembeyaz olduğuna inanıyor, Balkanların yaralı yüreği ta Kosova'dan meslektaşı olarak görüşüne katıldığımı bildiriyor ve destekliyorum.
İbrahim Arslan
Araştırmacı Gazeteci
Priştine,Kosova
Vatansever TRT'ci Avar'a
216 tehdidi
O. Pamuk'a, Zana'ya verilen ödüllerin ipliğini pazara çıkaran Banu Avar hedefte. Sözde aydınlar "Yargılansın" diye yırtınıyor
YAZAR Orhan Pamuk'a Nobel Edebiyat Ödülü, Leyla Zana'ya da Norveç'te Barış Ödülü verenlerin ipliğini pazara çıkaran gazeteci Banu Avar, sözde aydınların hedefi oldu. Nobel ödüllü Yazar Orhan Pamuk'un, 'Bir milyon Ermeni'yi katlettik' sözlerini ifade özgürlüğü kapsamında kabul eden aydınlar, Programcı Banu Avar'ın Nobel Vakfı'na ilişkin programına aba altından sopa gösterdiler. Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesinin kaldırılmasını isteyenler, TRT'nin beğeniyle izlenen programı 'Sınırlar Arasında'nın Yapımcı ve Sunucusu olan Avar'ı, TCK'nın 216'ncı maddesinden yargılatmak istiyorlar.
İki yüzlülük yapıyorlar
Avar, 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama' iddiasıyla suçlanıyor. Geçtiğimiz günlerde TRT'de yayınlanan 'Sınırlar Arasında' programında Banu Avar, savaşların ortasında verilen barış ödüllerinin ve kültürel işgalin arasına sıkışmış edebiyat ödüllerinin anavatanı olan İsveç'te Nobel'in perde arkasını araştırıp, ödül verenleri programına konu edince olanlar oldu. Türkiye'yi insan hakları konusunda en çok eleştiren batılı ülkelerden biri olan İsveç'in, 1980'lere kadar Sami ve Tater halklarına soykırımı uyguladığını savunan program, bazı çevreleri rahatsız etti. Avar'ın programının yayından kaldırılması ve Türk Ceza Kanunu'nun 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılamaya' itme suçunu düzenleyen 216'ncı maddesinden yargılanması isteniyor.
Bunlar 301'i kaldır diyenler
Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü almasından bir gün sonra TRT'de yayımlanan Nobel'in ABD emperyalizmine hizmet ettiğinin, Pamuk'a ödülün kendi kimliğini reddettiği için verildiğinin ve İsveç'in 1980'li yıllara kadar Sami ve Taterler'e soykırım yaptığının anlatıldığı programa ilk tepkiler, 301'in kaldırılmasını isteyen aydınlardan geldi. Programa ilişkin ayrıntıların gazetelerde yer almasının ardından devreye giren İsveç'in Ankara Büyükelçiliği'nin çabaları sonuç vermedi. 'Sınırlar Arasında' isimli programın tekrar yayınları kaldırılmadı. TRT'den edinilen bilgiye göre, pazartesi günleri yayınlanan programın salı günü tekrarı yayınlanmadı. Ancak cumartesi günü aynı programın tekrarı TRT 2'de yayınlanacak. Programı Denetleme Kurulu'nun incelemeye aldığı belirtilirken, sorunun ne olduğu anlaşıldıktan sonra çözüm üretileceği ifade ediliyor. Ancak TRT yetkilileri, 'Banu Hanım'la yapılmış bir anlaşma var. Banu Hanım 'Ben bu programı bitiriyorum' demedikçe biz programı yayınlayacağız' değerlendirmesinde bulundu.
TRT arkamda
İrlanda'da bir sonraki programının çekimlerini ve röportajlarını yapan Avar ise bu duruma oldukça şaşırmış. Kendisinin TCK'nın 216'ncı maddesiyle ilgisinin olmadığını söyleyen Avar, Türkiye'ye döndüğü zaman TRT Genel Müdürlüğü yetkilileriyle görüşmeler yapacağını söyledi. Programının tekrarının kaldırılıp kaldırılmadığına ilişkin net bir bilgisi olmadığını söyleyen Avar, şöyle konuştu: 'TRT benim arkamda. Program devam ediyor, bir sorun yok. Döndüğüm zaman sorun neymiş görüşeceğim. Ben şu anda İrlanda'da bir sonraki programımın çekimlerini yapıyorum. Biz Avrupa'da bize diretilen Kopenhag Kriterleri'nin nasıl uygulandığını araştırıyoruz. Türkiye'ye kriter dayatan Avrupa ülkelerindeki uygulamaya ışık tutuyorum. 'Bize soykırımı yaptınız' diyenlerin yaptıklarını gözler önüne seriyoruz. İsveç'le ilgili program bu çerçevededir. Benim halkı kin ve düşmanlığa sevk etmemle ne alakam olabilir? 301'in kalkmasını istiyorlar sonra da beni 216'yla yargılamak istiyorlar.'
Yargılanamaz
Ankara Barosu CMK Başkanı Sami Kahraman da, bir televizyon programcısının halkı düşmanlığa sevk edecek nitelikte görüşlerini aktarması durumunda yargılama yapılabileceğini belirtti. Banu Avar'ın programının yayınlandığı TRT'de onlarca sorumlu olduğuna dikkat çeken Kahraman, sözlerine şöyle devam etti:
TRT'nin sorumluluğunda
'Halkı rencide edecek programlara dava açılabilir. Ancak bu olay Banu Avar'ın sorumluluğunda değil TRT'nin sorumluluğundadır. TRT'nin bir sürü ilgilisi var. Eğer programda sunucu birilerine mikrofon tutarak, görüşlere aracılık yapıyorsa sorumlu değildir ve yargılanamaz. Ancak kendi görüşlerini ilimden, bilimden uzak ve tamamen suçlamaya yönelik görüşlerini aktarırsa suçlanabilir."
Tercüman
ANKARA -15.12.2006
Milletine sövene
ödül gecikmiyor
......
ORHAN Pamuk, İsviçre'de yayınlanan Tagesanzeiger'in "Das Magazin" isimli kültür ilavesine geçen şubat ayında yaptığı konuşmada, 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürdün öldürüldüğünü söylemişti. Geçtiğimiz günlerde Nobel Edebiyet ödülünü alan Pamuk, söyleşinin ilgili bölümünde şunları demişti : "Bizim geçmişimiz bugünümüzle birlikte değişime uğruyor. Bugünkü gelişmeler geçmişi değiştiriyor. Ülkenin geçmişindeki kötü olayları yavaş yavaş konuşabilmemiz gerekiyor.
....
Hürriyet Gazetesi - 05 Kasım 2006
|