aziyacamur.sitemynet.com
Anasayfam | Yeni Şiirlerim | Şiirlerim | Eski Şiirlerimden Seçmeler | Japon Şiirinden Esintiler | Konfüçyüsten Esintiler | Çocuklara Şiirler | Halk Şiirinin Rüzgarıyla | Öykülerim | Gülmece Öyküleri-1 | Gülmece Öyküleri-2 | Denemelerim | İncelemeler | İncelemeler-2 | Karikatürlerim ve Desenlerim | Öğrencilerimden Aforizmalar | Şiir Yazıları | Ben Kimim | Konuk Defteri | Linkler

Şiirlerim


volker_kirchberg.g_ne_ten_ge_en_turnalar.jpg

FOTOĞRAF: VOLKER KİRCHBERG

SUSARSA UÇURUM

Kamçılıyor aydınlık yüzün
gözlerimin ışığını.
Masal varoşlarından kopup geliyor
suskun gülüşün.
Sözcüklerin düşerken dudaklarından,
parçalanıyor özlemlerim.
Susarsa uçurum...

Kadife yalnızlığında zaman,
bir usturadır geçmişin gizemini yaran.
Yüreğimdeki kar eridiğinde,
tutmaz vadileri gönlümün;
akan ve gönle kayan sevgisini.

Ağır ırgatlığında,
sevginin susuzluğunda çölleşirken arzular,
yutar tutkularımızı
gönlümüzü yalayan yakıcı yansımalar
ya da yanılsamalar.

Ne zaman sekmezse
yüreğinden yüreğime fırlattığın taş,
yıldızlarda dürülür ipek çarşafı sevgimin;
kalır en sivri özlemlerin gecelerinde,
sayılır eski günlerin borcuna.

Paldır küldür sevişmelerin çıplak gölgesinde,
bakışları kederle sırlı ışıklar
erirken tasalı karanlıklarda,
kırağı yağar coşkulara...

Tel tel örerken umutlarını
kırpıntılı dalgalara,
ayrılığın dağdağasında yadırganır
uçuk ve üstü açık düşleri kadınların.

Ali Ziya Çamur

şemmamme

BİR HALK OYUNUNA İZDÜŞÜM

Yıldızların kavurduğu, topraklar üzerinde
Tutunuyoruz direncimize okyanusun ritmiyle.

Şemmamme!.............................
Şemmamme!.............................


Umut yağmurlarında şafaklanırken yüreklerimiz
Mavi dağlarına ülkemin kızıl baharlar çalmada eller.

Şemmamme!.............................
Şemmamme!.............................


Acımız haz verirken sürüngen öfkemize
Kaşıyoruz sarkıt ve dikitini kararsızlığın.

Şemmamme!.............................
Şemmamme!.............................


Azgınlaşmış çizgiler solluyor ufukları
Salınıyor saydam kuşkulara soluklarımız.

Şemmamme!.............................
Şemmamme!.............................


Yıldızların potasında eriyor kıl payı yanılgılar
Tedirginliklerimizin çözüyoruz dar yakasını...

Şemmamme!.............................
Şemmamme!.............................


Pusulamızda inat, çekeğimizde direnç ve istencimiz
Adım adım ayıklıyoruz gölgelerin saltanatını.

Şemmamme!.............................
Şemmamme!.............................


Şahan uçuruyor vuruşlarımız kavganın doruğuna
Söküyor dağların kaşında karanfil duruşlu seher.

Şemmamme!.............................
Şemmamme!.............................


Şimdi sürme zamanı ateşe sabrımızı
Tokmağın davula indiği hengâmede.

Şemmamme!.....Şemmamme!...... Şemmamme!....
Şemmamme!.... Şemmamme!...... Şemmamme!....
Şemmamme!.....Şemmamme!..... Şemmamme!....

Ali Ziya Çamur

ADNAN VELİ KUVANLIK

AĞITLAMA

Özümü yüzünde yudum
Alımı bozunda buldum

Arı yüzde ak buğday ten
Ala çiçek, püskürme ben
Tırnağında diken çizik
Parmağında altın yüzük
Tütünleri döşek ettik
Kıratı uşak ettik
Gönenmedi körpe yüzü
Kara kakül dönenmedi

Uğrattılar yolumuzu
Dalımızı eğrelttiler
Aşamadık kabuğunu
Çabuğunu bilemedik
Öfke atlı nefret yayan
Zindan oldu sabahımız
Halayına durak derken
Girdik mezar alayına

Pamuğu verdik yazıya
Sızıya gömdük kamayı
Tütün tüttü gün öttü
Yorgan örttü yıldızları
Harmanı yel götürdü
Ateşe vurduk samanı
Talan oldu bağ bahçemiz
Doğrumuz hep yalan oldu

İbibikler çeker demi
Pusularda yağdı mermi
Bıyıkları batmış kana
Yağlı kurşun gelmiş cana
Köşe bucak kıyı kenar
Ova bayır tutar yasın
Bin atına çık dağlara
Duyan arkandan ağlasın

Yaraya fitil işlemez
Kızlar büründü karaya
Çam büküldü mezarına
Söz söküldü uzarına
Ateşe değdi benzin
Obayı sardı yangın
Yiğidi solduran sebep
İster yerin, ister övün!

Acıları sağılmazmış
Dert ortaya yığılmazmış
Zorun gahrını çektik de
Ter dökmedik kolayınan
Mavzerine kar yağası
Bu muydu yiğidin pahası
Zulme komadan öcünü
Çekti öteye göçünü

Güvercin kondu sekiye
İnadım çıkmış ikiye
Sıkılanmış hasretime
Boşalttılar bir tarağı
Sanırsın dağ yıkıldı
Döküldü güne zifir
Sebep n(e) 'ağa, ne efendi
Bu bozuk düzenin fendi

Yüreği dağ, gönlü ova
Yücelere kurdu otağ
Ellemen yara derin
Kendi gitti gölgesi sağ
Dağdan kopardı şanını
Canını verdi toprağa
Göçün kalka kara hışım
Yitiresin vatanını

Silkelendik özneyinen
Eşelendik nesneyinen

Ali Ziya Çamur




Bu şiirin hikayesi:

Bu şiiri, Gaziantep'in İslâhiye - Nurdağ yöresinde dinlediğim ağıtlardan esinlenerek yazdım. Bu ağıtların çoğunun şairi, ciğeri yanan analar, bacılar, gelinler, kadınlarımız.... Şiirdeki imgelerin çoğunu onlardan derdim. Benim yaptığım, belki kıyıda köşede kalmış bu inci tanelerini gerdanlığa dizer gibi dizelere dizmek oldu. Bu imece- ağıt'ı, toplumsal savaşımda yitirdiklerimizin anısına sunuyorum.

ADNAN DURMAZ

RESİM: ADNAN DURMAZ

DAMLAYA DÜŞEN SORU

Eritirken
Damla damla hasretleri aceleci bulutlar,
Doruklara takılıvermeden,
Düşlerini camlara sermeden
Akıtır damlara damlalarını.

Kırlangıç kokusunda erişilen yağmur oynaşır
Işıklı camların buğulu yüzlerinde.
Tutuşur suların yeşil gölgesi,
Fırlar kırık anıların şeytan uçurtması,
Ebemkuşağının en mor ucuna takılır.

Artık yanıtlar
Yeni soruları kopyalıyor düğümlü kıblemize.
Çalınmış serüvenlerin bilinmez yokuşudur
Sallayan korkularımızı.
Saydam sözcüklerinde çimiyor belleğimiz.

Derinliklerin pususunda dirilen sular,
Bileyliyor dalgalarda sabrın yüzünü.
Buğday mevsimine gebe efsane
Çözülürken toprağa, kimin bu cenaze?

Ali Ziya Çamur


YALNIZLIKLARA KARŞI

Dar kuyuların poyrazında özlem devinir,
Tutuşan arzuların öncesiz yalnızlığında
Taç yaprağa düşü/veren çiğler tamamlar birbirini
Demler sevgiyi haykırışa dönüşmeden sesler.
Buğulu çay bardağına dökülen sevgi
Örgütler yalnızlıklara karşı direnci.

Görürüz ayrılık şarkılarının sinsi prangalarını
Daralan yüreğin düşe/yazan gölgesinde.
Sırrı atmış aynasında gizli duyarlıkların
Sarar hüzün dilimlerini günün makarasına,
Yakamızdan düşen lavların menzilinde
Çığlık çığlığa kararır gamsızlığın katarı.

Turunç soluğumuz üflüyor son surunu tufanların,
Mutların sarmaşık tünelinde kayıyor yalnızlıklar...
Yörüngesinde turlarken, yılgınlık dokuyor acılar,
Heves salıncağında destelenmiş yığın yığın sorular.
Hangi tomurcukta sevdalı yıldızların mevsimi?
Masal mı ansıma mı yelkensiz yokuşlarda savrulan?

Söylenceler kanıyor güzün soluk sığınağında,
Gecenin öksesinde hercai bulutlar küskün,
Çekeklere kızaklanmış öfkelerin uçları tuzlu...
Engebeli sessizlikte yutkunur heyecansız rüzgârlar.
Ayağımın altındaki kıpraşma törpülerken beynimi,
Asarım Van Gogh peyzajına vahaların körlüğünü...

Ay, mavi dağlarca bulutlara mahpus,
Bir rahvan koşu tutturur, şaşı yokuşlarda güneş,
Zaman havuzunda halkalanan dalgalar
Boyut atlatıyor her ivmede, esriyen suya.
Fırlıyor kırık anların şeytan uçurtması,
Takılıyor ebemkuşağının en mor ucuna.

Ali Ziya Çamur

HIRANT DİNK'İN KATLİ

SU ÇATLAĞINI BULUR

Toprağın kuruyan teni topluyor sıyrılan göçü uzağa
Issızlığın yazgısında köpüksüz dereler tükeniyor
Boğuyor filizi, kırık dallardan kalma sızı
Bir güvercin özleyişi rüzgârın çöllerden derdiği alev,
Yarıyor narın bağrını


Ezberimizden dökülüyor susuzluğun girdabına
Pıhtılaşan küllerde kaygının çıplak teri.
Saklanma çabasındayız arkasına borçlarımızın
Yankısız içbükey mercek oluyor her çığlık,
Acıyı deşiyor tuzak.


İnançla görüyoruz acıda kilidini sabrın
Tutuşan çizgilerin kavşağında dinginlik dört dönüyor..
Çıkışsız yönlerin köreliyor kapısı
Gün açıyor söze göğsünü.
Kardeş kanından pay, dökülüyor avuçlara
Kilitlenen sığınaklarında hayat
Çekiyor desteğini zamandan.


Kurşun erkenci güller açar tenin gizli ufkunda
Susmak örtmez, ardınca yangınlarda can yoğrulur.
Bir güvercin vurulur, ılıkça akar kanı
Özlemlerin toprağında su çatlağını bulur

Ali Ziya Çamur


g_n_batarken_dibek_ba__nda.jpg

YILDIZLARA KULAÇ ATMAK

Uzun gecelerin daralan yüreğinde
burgaçlanan pembemsi düşlerin
yüzümüze yansıyan gölgesinde
ayrılık şarkılarının sinsi prangalarını görür;
yıldızların aynasında
bam telimizi sızlatan
gizli bir duyarlığın
uzun ve ılık soluklarını duyardık.



Kuş cıvıltılarında
saklı kaygıların içimize düşen ateşi,
uzun dilimlenen günlerin
son makarasında
hüzzam şarkılara
ara nağme olmaktan kurtulamazdı.


Vurdumduymazlığın dar sürecinde,
oluk oluk yüzümüze vuran
gamsızlık alevlerinde
kulaç atarken,
sevdalarımızı saldığımız uçurumlara
ayrılıktan köprüler kurardık.


Yakamızdan düşen hıçkırıkların
tutuştuğu gözlerde,
sözlerimiz birer yanardağca şahlanır;
yürekten kopanlar,
kaplardı sevgi külleriyle
üstünü sevgisizliğin.


Sevgilinin
bir ateş çemberi bakışlarının
menziline girmek,
uzayan düşlerin daralan geçitlerinde
çığlık çığlığa
karışmaktı karanlığa.


Bahta düşen karların
ağaran yüreğinde,
kıvranan özlemlerin coşturduğu
ırmaklarcasına akan
imgelerden fırlayan sevgi salkımları
sarkıtlaşıyordu
damla damla umuda.

Ali Ziya Çamur

zgde.gecden_g_nd_zew_kitap_a_anlar.jpg

DÜNDEN YARINA

Dünlerdir kazıyor gözlerimi bir çığlık,
Ezbere bir uğultu kaplıyor soluğumu
Pıhtılaşıyor küllerde kaygının çıplak teri
Yankısız içbükey mercek oluyor
Kendi vuruşuna çakılan mermi...

Uzak müfrezelerin ıslığında tükeniyor
İmzasız mektuplarda ürkek adresler,
Büzgüsünden sızıyor gece yarısında ay
Konserve bir kentin yarık duvarlarına...

Kırandan kıyıya vurgun çamın yazgısında
Döküyor körlemeden yazanaklarını tanıklıklarım,
Hasretin duldasına dadanmış yollarımda
İlerliyor bir sustalı canevimin son sekisine.

Gene de yüreğimde susmak bilmez bir kuş,
Öpüldüğü şafaklara ötmede hâlâ...
İçimde öksüz kalmış bir coşku
Elmasını dişliyor pas tutmuş bir umudun...

Seheri dikiyor dağlara terzi
Kapanmaz bir diş izinde dönerken iğne,
Sarılıyor yolların gizli ufkunda
Gelincik ağzı işlek bir yara.

Ali Ziya Çamur

aziyacamur@mynet.com

(C) Bütün şiir ve yazıların telif hakkı Ali Ziya Çamur'a aittir. İzinsiz kullanılamaz