|
Çözmek
Bir avuçluk nefesin parmaktaki izini görmek,
Örmek gümüşlü sabahlara gecede yamalı ışıltıları.
Kıvılcım suretinde gülde tutkuyu sezmek.
Ateşin azarında suyu yangına çekmek,
Dökmek fenersiz gecelere devingen okyanusları.
Aymazın tespihine direnci dizmek.
Gül zamana asılan sabrın kilidini kırmak,
Haykırmak en yeğin bulutlara çelikten istemleri.
Acıdan ve karadan fona top top karanfil çizmek.
Zulmün kara kaftanını yedi yerinden yarmak,
Sarmak gökkuşağına en renkli umutları.
Ağıt torbasının ağzını büzmek.
Nara vuran sancıyı güz aynasında duymak,
Yaymak gökyüzü sofrasına nakışlı ezgileri.
Ölümün köpüklü pıhtısından yaşamı süzmek.
Mut Yöresi El Dokuması Heybe
Kıl Heybemde Karanfil
Düşer gözelerime güz ikindisine sargın şehir
Ayrışır bahçemde en ayrıksı rüzgârları hasretin
Koşsam da yürüsem de yetişmek zor mu zor...
Bir sulu sepken dökümünde unutkanlıklar açar
Kırık bir ezgi kırıtır, durur dudağımda
Yüreğime burkuntusu düşer unutuşların.
Kıvamını yitirmiş zamana döllenmede hüzün
Yüzümde solgun izbeler dökülüyor sokağa
Andır yaşanan; gerisi, kıl heybemde saklı karanfil...
Ali Ziya Çamur
GÜLÜŞÜN GÜN IŞIĞI
Uzun zemherilerin boğazında
Düşlerimizin uçurumlu kanatlarında
Estirdiğimiz umutlarımızdı.
Martı öfkesinde dalgalı
Derin arzuların burkuk serinliğinde
Yaşanan hasretlerimizdi.
Tüy ıslaklığında hafif
Bulutsu özlemlerin aydınlığında
Şavkıyan alnımızdı.
İnce süzgünlüklerin boy veren şafağında
Yapraklanırken kıvılcımlar
Yüzlerde ışıyan hüzünlerimizdi.
Günlerimizi köpürten ıssızlıklarda
Yıldızlara astığımız
İzdüşümü değil miydi düşlerimizin?
Özlemlerimizin aralık kapılarından
Devrim istasyonunun trenlerine
Yüreğimizi harlandıran buhardı umutlarımız.
Kırdığımızda
İstencin çelik kabuğunu
Bencilliğin buzdan köprüsünde,
Gülüşlenen yarınlarımıza
Fışkıracak her ilkyaz
Yoğurt çiçekleri.......
ALİ ZİYA ÇAMUR
|
|
IRAKTAN YAKINA
Yalımı akmış öfkelerin
Ateşten ve baruttan bir yankıya.
Gecenin kaçak soluğunda
Dökülür musluğundan gömleğimizin
Mor hışırtılar.
Beyazı yırtmakta leke,
Ekmek sessizliğinde.
İnce ince kumlanır rüzgârda çizgi,
Çizer kirpiklere tanıksızlığı.
Dokunur bıçağın kanlı ucuna
Neft karası bulutlar.
Çöker devşirme gölgeler Dicle'nin sazlarına,
Kopan tellerde biriken ses,
Sarsar çürümüşlüğün saltanatını.
Gecikmişliğin çılgın bağrında
Tüylenir ağıtların kesik dizesi,
Uğuldar üşüyen sıcaklığı
Adsız ve bahtsız bir şiirin.
Çileden damıtılan bu gizemli seste
Yankılanır Irak'tan yakına
Şataraban bir beste.
ALİ ZİYA ÇAMUR
KARTAL
Kara
Kayalardan
Ulu
Tekliğinde
Bir
Kartal,
Uzak
Kanatlarında
Mutluluk
Sürgün.
Sığmaz da
Çeperine
Günün
Gece
Karanlığında
Kara
Taylar
Gibi
Uçar.
Giremez
Sınırsızlığına
Işığın,
Sevgiye
Kör
Bencilliğinde
Çırpar
Kara
Kanatlarını.
Tuzaklara
Uzak
Bakışları,
İçer
Suyunu
Yabanıl
Pınarlardan.
Özgürlüğünü
Sağarken
Bulutlardan,
Açar
Kanatlarını
Yürek
Dolusu
Bir
Yaşama.
|
|
|
EROZYONDAKİ ŞİİR
Bir yanım
Yalnız
Sokaklarda,
Üşür
Bir yanım
Ağustos sıcağında.
Dikişleri çıtırdayan
Çıngıraklı reklâmların
Kurnazlığında
Donar
Düşlerimiz,
Kayar
Alışkanlıklarımız.
Devrilen şiirin
Su kesiminde
Halkalar kilitli
Tutarsızlıklara,
Düş gücü
Sıkıştırılmış
İğreti imgelere,
Adlar ve eylemler
Tutsak,
Sıfatlar pusuda.
Söz,
Tetiğin
Boşluğuna ayarlı,
Uçkuru
Kıldan dizeler
Kırılmış
Kırk yerinden,
Anlam fıçısına
Dardır sözcükler.
Kalmamış
Ortalıkta
Ne görüngü,
Ne duygu...
İmgeler dolgu,
Çağrışımlar kısır döngü,
Düşler kurgu...
Ali Ziya Çamur
FOTOĞRAF: REHA BİLİR
Anlamak
Anlamak,
Anlık dağılmaların uçarı öfkesinde
Acar söylemlere sarılmak değil,
Olmazın ve gitmezin
çatallaşan inadına tutunmak.
Anlamak,
Dingin durulmaların basık ökçelerinde
Kırık köşelere kıvrılmak değil,
Görmezin ve duymazın
susku tüneline dokunmak.
Anlamak,
Sağır dökülmelerin yapışık öksesinde
Küskün gölgelere kurulmak değil,
Aymazın ve uyanmazın
körelen onurunu savunmak.
Anlamak,
Seyrek yok oluşların karanlık tekkesinde
Çürük törelere savrulmak değil,
Uçmazın ve kaçmazın
ışıklanan dostluğuna soyunmak
Anlamak,
Oynak burkulmaların aykırı maskesinde
Yırtık nağmelere vurulmak değil,
Ürkmezin ve korkmazın
alevlenen utkusuna gül sunmak.
Ali Ziya Çamur
FOTOĞRAF: ADNAN DURMAZ
GECENİN ÇIKRIĞINDA
Kanlı çığlıkları günün
Demirler yaşamaya
Sıcacık sessizlikte güneşe tutkunları.
Kuş maviliğinde
Yüreklerden fışkıran ışıklı bahar,
Filiz verir dudaklarından,
Öpüşler sararken geceyi...
Ay, mavi dağlarca
Düş suskunu bulutlara mahpus.
Kar, kıvrılırken evrenin ince kıvrımlarına,
Ateşli güllerin
Alırız kokusunu. yıldızlardan.
Gök dalında
Gözlerimiz ışkın salarken aşklara,
Başlar ışık serenatında
Özlemler resmigeçidi.
Bir koşu tutturur
Şaşı yokuşlarda güneş,
Salınır çaprazında uykusuz gecelerin.
Soğuk bir ev,
Boğuk sokaklar sıkıntısında...
Düş kokan duvarlarda,
Dalga dalga arzular
Tutsak düşmüş gölgelere.
Seslerin izlerini
Boşaltıyor bir çıkrık,
Gecenin gizlerine.
|
|
FOTOĞRAF: HÜRDOĞAN AYDOĞDU
KIRIK KEMİK
Sisler arasında gördük çizilmiş tüylerini.
Yükledik beli bol, paçası dar kaldırımlara umutlarını.
Saçakların düşsüz memelerinden emdiler yaşamayı.
Kaydırak taşlarına dilendiler koklamayı.
Kırbaçlandılar hep şefkat dükkânlarında.
Yalnızlıkların susuz pusularında,
Soğuk dünyalarından sıcacık yıldızlara uçmayı dilediler,
Bir tiner torbasında.
Büyük metropollerin dipsiz kalabalıklarında
Yapayalnızdılar,
İpsiz köşelere tutundular.
Hayatın merdivenlerinde
Hep tökezlendiler, yuvarlandılar.
Ters düz edilmiş günlerimizi
Giydirmek istedik, karşı koydular.
Tinerci, balici dedik, ittikçe ittik,
Endazesiz etiketler bindirdik.
Şimdi
Pişkin rahatımıza
Şişkin keyiflerimize batan
Kırık bir kemik oldular! ...
Ali Ziya Çamur
YAĞMUR TUTUKLUSU
Bulutlar
Batarken taşlara, betonlara
Yaslanmışım köşesine bir gazetenin,
Gözlerim takılakalmış camlara.
Terazili sıkıntılara batmışım,
Göğsüm karmakarışık,
Alışık yollarımın tadı uzakta.
Kafesteki kuşların hüznü
Dayanmış dizlerime,
Bir görümlük tat yok camlarda.
Bir odalık gel-gitler,
Bir basamaklık iniş-çıkışlar
Yıpratıyor
Kafes içinde kafese
Sıkışan yüreğimi.
Bin bir kere bırakıp
Bin ikinci kez başladığım
Sigaramın dumanlarında
Uçuşuyor yukarılara dilekçem...
Nerede kaldın ebemkuşağı?
|
|