aziyacamur.sitemynet.com
Anasayfam | Yeni Şiirlerim | Şiirlerim | Eski Şiirlerimden Seçmeler | Japon Şiirinden Esintiler | Konfüçyüsten Esintiler | Çocuklara Şiirler | Halk Şiirinin Rüzgarıyla | Öykülerim | Gülmece Öyküleri-1 | Gülmece Öyküleri-2 | Denemelerim | İncelemeler | İncelemeler-2 | Karikatürlerim ve Desenlerim | Öğrencilerimden Aforizmalar | Şiir Yazıları | Ben Kimim | Konuk Defteri | Linkler

Halk Şiirinin Rüzgarıyla


mustafa.portreb_y_k.jpg

MUSTAFA ŞENTÜRK'E AĞIT

-3 Ağustos 2008'de kaza mı komplo mu bilinmez bir kazada yitirdiğim canım kardeşim Mustafa'ya -


Atmalıdan çıktı Antep'e doğru
Antep'te dört gözle bekliyor yavru
Eli apaçıktı, gönlü dupduru

Mustafam Mustafam Öksüz Mustafam
Hazar'ın da kaldı Yetim Mustafam


Yolun bir tarafı taşlık kayalık
Gönlü aydınlıktı kafası ışık
Düşmanına dimdik dostuna sadık

Mustafam Mustafam Öksüz Mustafam
Hazar'ın da kaldı Yetim Mustafam


Ah bir yıldız kaydı İslâhiye'den
Arenayla yol açtı düzden inceden
Gelişi çileli gidişi erken

Mustafam Mustafam Öksüz Mustafam
Hazar'ın da kaldı Yetim Mustafam


Fidanlar erişti meyveye durdu
Bir gazete kurdu kimi kudurdu
Feleğin sillesi hep seni vurdu

Mustafam Mustafam Öksüz Mustafam
Hazar'ın da kaldı Yetim Mustafam


Dostuna kaleydi düşmanına ok
Yazıları dillerde okunacak çok
Ölümü bizlere oldu acı şok

Mustafam Mustafam Öksüz Mustafam
Hazar'ın da kaldı Yetim Mustafam


Emmilerin koştu uçakla geldi
Teyzelerin yaşı aktı göl oldu
Dayıların geldi kalktı oturdu

Mustafam Mustafam Öksüz Mustafam
Hazar'ın da kaldı Yetim Mustafam


Bir vatanseverdin zalime çattın
Kara taşları bir bir kımıldattın
Ne bir haram yedin ne vatan sattın

Mustafam Mustafam Öksüz Mustafam
Hazar'ın da kaldı Yetim Mustafam


Emek verdin yeşerttin kuru yeri
Arena'ya dizdin döktüğün teri
Sendin Celikan'ın baş eğmez eri

Mustafam Mustafam Öksüz Mustafam
Hazar'ın da kaldı Yetim Mustafam


Seni çekemeyen kınayı yaksın
Oynasın Katrancı keyfine baksın
Rüzgâroğlu yaşın sel olup aksın

Mustafam Mustafam Öksüz Mustafam
Hazar'ın da kaldı Yetim Mustafam


Ali Ziya Çamur

Not: Bu ağıt henüz bitmedi.... İlk acıyla dökülmüştür kalemimin ucundan....

alev.jpg

ÇALDIK ATEŞLERİ GÖK TARLASINDAN

Aştık boydan boya aşk denizini,
Gönül yangınında kavrulduk, yandık.
Yıldızların bulduk yerde izini,
Bir nevruz sabahı közde uyandık.


Diktik soframıza aklın gülünü,
Kırdık sazımızın en son telini,
Azat eyledik biz gönül selini,
Feleğin çarkında çırpınan candık.


Açtık kapısını güzelliklerin,
Yıktık köprüsünü gamın, kederin,
Yunduk ışığında gizli fenerin,
Mutluluklar yüklü donuk bir andık.


Çaldık ateşleri gök tarlasından,
Umuda don biçtik dil makasından,
Bulduk mutluluğu söz atlasından,
En yüce dağlara böyle tırmandık.


Kaygılardan ördük gam kesesini,
Hasretten vuslata duyduk sesini,
Kırdık gecelerin yoz öksesini,
Aydınlık sabaha içten inandık.


RÜZGÂROĞLU'Mm söze bir ilmek attık,
Kuruyan yarayı gene kanattık,
Dostu arkaladık, zalime çattık,
Şafağın sütüne daldık aklandık.!

ay_ve_ray.jpg

ŞAFAK GECEDEN ÖTE

Bir dağdan satın aldım hazır ayrılıkları
Rüzgârın elediği günün son ışığında
Acılarla taraklarken sayrılıkları
Yaşadım geceleri hüzün sarmaşığında

Isıttım yüreğinin ılık nefeslerinde
Mevsimsiz kederlerin türküsüz yazlarını
Eriyen hoyratların tükenmez seslerinde
Savurdum yüreğimin kırık yalazlarını

Yaktım göz yaşlarımı kesen kirpiklerimi
Yaşadığım her aşkı imbikledim ateşten
Yüreğin kilimine attım ilmiklerimi
Dokudum her çözgüde umudumu güneşten

Kurulurken saat başı yaşamın paslı yayı
Yıldızların aktığı gölgesiz bir gecede
Aşılan her yamaca vurduğumuz noktayı
Yaydım hasretlerime her dönencede

Zemheri üşütemez çölde yanan yüreği
Bahtsızlığın çarkında susasa da değirmen
Gözlerimde kurulur sevginin zembereği
Ayaklarım yörüktür, yolum yoluna göçmen.

Yıldızların göğsünde üfleyelim mumları
Çiçek bahçelerinde vazoları kıralım
Altın izinde günü içerken yudum yudum
RÜZGÂROĞLU şafağa hep el ele varalım.

ates_ocuk.jpg

KARA GÜNCE

Sarsak düğümlerde ayaz telâşlı
Uğultusuz gelgit sargın gecede
Ansız çözümlerin yolları taşlı
Artsız sarsıntılar var imecede

Öpüşlenir düşte kaygılar ve kar
Yırtık arzularda kör teberrular
Örselenmiş sabrın dönemeci dar
Tafralanır nifak geçten öncede

Islıksız habere düşer güvercin
Sırsız sancılarda sarsılır zemin
Ürkek isyanların köprüsü serin
Kilitlenir yollar dardan incede

Çarşafsız uykularda yiter pusula
Korlanmış avuçlar tutsak buzula
Yürek tahvilleri diplenmiş pula
Çöllenir havzalar bu dönencede

Maruzatlar tuzsuz, irade sağır
Acı kalıbına dökülür kahır
Kavlamış yürekte tortular ağır
Yükü çekemeyen dil çekincede

Güne leke düşmüş, gölgeler tatsız
Tohumlar kavrulmuş, tarla hasatsız
RÜZGÂROĞLU bu gidişten rahatsız
Akıtır kahrını kara güncede

hasankeyflikavalci-mustafa_yilmaz.jpg

FOTOĞRAF: MUSTAFA YILMAZ

FIRTINADAN SAĞARIM YANGINLARIMI


Yanıtların kopya başka sorudan
Hangi serüvene düğümlü kıblem
Çıkmaz yokuşları sallar doğrudan
Çimen belleğimde bu saydam gizem

Derin pususunda dirilir sular
Bileyler dalgada sabrını bahar
Acıyı yüklenir kör makaralar
Gözlerin karanlık, kuytu bir ünlem

Gözlerin namludur, yivlerinde ben
Haberci türküler tütüyor yelden
Sır kaplı mektuba tutsak bu beden
Her duruşun bana yakıcı sitem

Yüreğimi deler hasret burgacı
Gıcırdar beynimde sessiz bir sancı
Tütüyor yalnızlık yürek yakıcı
Gün yüzünü bekler acı bir çiğdem

Yorulan yüreğim gazele döner
Göçük altındayım ışığım söner
Dayanmak kolay da katlanmak hüner
Usturadır artık yaramda merhem

Çınlar doruğumda hoyratça sesin
Ben bozlağa durur akarım gergin
Omuzumdan düşer arzum tedirgin
Avucumda bekler sessiz bir matem

Düğümlü hevesler çözülmek bekler
Dehlizler karanlık sezilmek bekler
Bir sözün yüreğe kazılmak bekler
Bitsin dudağında artık bu özlem

Geçit vermez anlar tohum patladı
Bozuldu imgeler, gül bayatladı
Sabrın varoşunda taşlar çatladı
Tükenir rüzgârım kapanır perdem

Yüreğimde karlar vadiye indi
Düdenler taştı da, deniz silkindi,
Dağlar ayaklandı, toprak devindi
Işığını göster dursun bu deprem

RÜZGAROĞLU sevdan ateşten gömlek
Prangasız tutsak yüreğim ürkek
Sağayım sevgini yıldızlardan tek
Yürek fırtınamı durdursun meltem

dali_tacyapraktahalay.jpg

RESİM: SALVADOR DALİ

SEVDALI MANİLER
Döktüm dikenlerimi
Kuruttum güllerimi
Gökyüzü sofrasına

Açtım yüreciğimi.
Armağan olsun sana!


Minder olam dizine
Işık olam gözüne
Gül bahçende gül derem

Mızrap olam sazına.
Gönül kapın açsana!


Bulutlarda düşlerim
Doruklarda gezerim
Sevgin bir güneş olsa

Gölgeme düşsen yârim.
Birazcık yanaşsana!


Acıyı hüzne böldüm
Sevinci sende buldum
Çarpınca kalbime sen

Yine sınıfta kaldım.
Sevgimi toplasana!


Hasretimi demledim
Sevgini özümledim
Yürek dağarcığına

Kendimi düğümledim.
Çözmeye çalışsana!


El uzattım gülüne
Gönlüm düştü balına
Kırma RÜZGÂROĞLU'nu

Dolar seni diline.
Elini uzatsana!

aziyacamur@mynet.com

(C) Bütün şiir ve yazıların telif hakkı Ali Ziya Çamur'a aittir. İzinsiz kullanılamaz.